Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası

Nazilli İstasyonu’nda durdu tren. Mustafa Kemal Atatürk indi trenden. Nazilli bereketlendi, renklendi birden. Sevinçli bir devrim şarkısı gibiydi “Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası.”

Mustafa Kemal Atatürk için her fabrika bir kaleydi. Atatürk’ün, böyle diyerek 9 Ekim 1937’de açtığı Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası, Cumhuriyet’in önemli eserlerinden biriydi.

Yani Onun için, bir fabrika içi sadece makinelerle, teçhizatla, işçilerle dolu bir bina, bir mekân değildi. Sadece bir şey üretilen makine ve işçi sesi duyulan yerler değildi onlar. Mustafa Kemal Atatürk için fabrikalar, uçsuz bucaksız emek, kültür bahçeleriydi. Dalları basmış armut, elma, erik, kayısı, vişne ve kiraz ağaçlarıydılar. Yeşil ve kırmızı bir güneşti fabrikalar.

İşte Büyük Atatürk’ün bu düşüncesi doğrultusunda Sosyal Fabrika Projesi ve bu kapsamda faaliyete geçirilen Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası her türlü olanağa sahipti. Örneğin fabrikanın daha kapısından girer girmez İstanbul’u, Paris’i, Moskova’yı, New York’u ve pırıl pırıl bir hayatı görmek mümkündü. Çağdaşlık parlayan gözleriyle birbirlerine gülümseyen ve “Merhaba” diyen işçiler burada sadece çalışmazlardı, aynı zamanda dünyayı en iyi şekilde yaşarlardı. Mustafa Kemal Atatürk, Nazilliler için sadece bir fabrika değil bir dünya yaratmıştı. Bu yönüyle, dünyada eşi benzeri yoktu.

Aydın’daki Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası, Türkiye’nin devlet eliyle kurulan ilk basma fabrikasıydı. Dal dal sarı, kırmızı, mavi çiçekli, renk cıvıltılı, kuş cıvıltılı basmalar burada dokunurdu.

Fabrikada ilk yıl yaklaşık dokuz milyon metre basma, yüz kırk beş top iplik üretildi, Top top, çeşit çeşit, renk renk basmalar… Köye, kente kasabaya, yurdun dört bir yanına dağıtıldı. En yaşlı bile gençleşti o basmaları giyince.

Uzun kirpikli kızların, çocuklarını fabrikanın kreşine gönül rahatlığıyla bırakmış annelerin, bıyığı yeni terlemiş delikanlıların, hiçbir geçim derdi taşımadan akşama evinde çayını keyifle içecek babaların çalıştığı ve sadece üretim yapılan bir fabrika değildi burası. Hastanesi, okulu, kültür sanat etkinliklerinin, baloların yapıldığı, sinema filmlerinin gösterildiği bir kültür merkezi, yedi delikli golf sahası, basket ve futbol sahalarının, boks ringi, tenis kortu ve paten pistinin olduğu spor kompleksi, rekreasyon düzenlemeleriyle daha birçok şeyiyle bir yaşam merkeziydi.

Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası, Mustafa Kemal Atatürk’ün tüm yurda yaygınlaştırmayı hayal ettiği, buna fırsat bulamadan aramızdan ayrıldığı kafasındaki “Sosyal Fabrika Projesi”nin ilk örneğiydi ve ilk uygulamasıydı.

Onun kafasındaki fabrika, sadece üretim yapılan bir mekân değil, aynı zamanda yeni gelişmelerin, araştırmaların, çalışmaların yapıldığı bir laboratuvar, eğitim verilen bir okul, her türlü sanat ve spor imkânlarına sahip bir kültür kompleksi, kısacası adeta dört dörtlük bir ‘yaşam alanı’, bir kampus olmalıydı. Eşsiz Atatürk, işçilerin yüksek standartlarda, her türlü imkândan yararlandıkları bu ‘sosyal fabrikaları ‘Anadolu’nun her yanına yapmayı planlıyordu.

Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası, genç Cumhuriyet’in “Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı”nın ilk önemli eseriydi. Sümerbank’ın kurduğu ilk Türk basma fabrikasıydı.

Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası’nın bir kısım özellikleri:

Fabrika, balolar, danslar ve partiler düzenliyordu. 1930’ların ortalarına kadar kadınlı erkekli hiçbir toplantıya katılmamış halk, fabrikanın organize ettiği bu balolar, danslar ve partilerle sosyalleşiyor, özellikle kadın ön plana çıkmaya başlıyordu.

1937 yılında 12 bin kişinin yaşadığı Nazilli’de, fabrika bünyesinde 700 kişilik bir sinema salonu açılmıştı. İki kez memurlara, iki defa işçilere ve iki kez de ustalara olmak üzere, haftada toplam altı kez film gösteriliyordu.

Fabrikanın kendi içinde kurulan “Sümer Halkevi” halkı her konuda bilinçlendirmeye çalışmıştı. Bir fabrika bünyesinde açılan ilk ve tek halkeviydi. Halkevinin şubelerinde çalışanların büyük çoğunluğu fabrika işçisiydi. Halkevinin, hazırladığı oyunları sergilemesi için fabrika içinde bir sahnesi vardı. Sümer Halkevi biçki-dikiş kurslarında her yıl birçok genç kız meslek sahibi olmuştu. Halkevi civar köylere geziler düzenliyor, köylülerin sorunlarıyla ilgileniyor, köylere ilaç ve sağlık elemanı göndererek hastaların tedavisini sağlıyordu.

Fabrika çalışanları arasında bir müzik grubu (koro) oluşturulmuştu. Klasik müzik seslendiren grup, Nazilli, Aydın ve Denizli’de konserler vererek çok sesli müziğin Anadolu’da tanınmasını sağlamıştı. Fabrikada yemek aralarında dünya klasiklerinden eserler okuyan bu koro, işçilerin Beethoven dinleme zevkine ulaşmalarını sağlamıştı. Fabrikada, çalmayı bilen işçilerin kullanımlarına açık bir de piyano vardı.

Fabrika bünyesinde kurulan bir hamam, hem işçilere hem de Nazilli halkına hizmet veriyordu.

Fabrikanın ressamları vardı. Resinatörler belli zamanlarda fabrika dışına çıkarak Nazilli ve çevresinin güzel resimlerini yapıyorlardı. Fabrika ressamlarının yaptığı bu tablolar açık arttırmalarda satılıyordu. Resim- heykel sergileri de düzenleyen fabrika Nazilli’de güzel sanatların gelişmesini sağlıyordu.

Fabrikanın bünyesinde kurulan lacivert-beyaz renkli Sümer Spor Klübü, futbol, basketbol, atletizm, voleybol, bisiklet, güreş, yüzme, boks dallarında faaliyet gösteriyordu. Sümer Spor futbol Sahası Türkiye’nin ilk ‘alttan ısıtmalı’ futbol sahalarından birisiydi. Ayrıca yine fabrika bünyesinde, basketbol, voleybol sahaları, güreş minderleri, boks ringi, tenis kortu ve paten pisti vardı. Nazilli’de toplumsal kaynaşmayı güçlendiren paten eğlenceleri ve bisiklet yarışları Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası’nın mirasıdır.

Bir sosyal fabrika olarak tasarlanan Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası, altı ayda bir halka bedava ‘ıskarta basma’ dağıtıyordu.

Fabrikada işçi hakları üst düzeydeydi. Çok sayıda işçiyi barındıran fabrika, işçi haklarına da çok önem veriyordu. “İşçi ve Memur Biriktirme Sandıkları”, “İşçi Ölüm ve Hastalık Yardım Sandıkları” oluşturulmuş, fabrika içinde işçi sağlığını koruyacak 40 yataklı bir hastane, bir eczane, bir de laboratuvar kurulmuştu. Nazilli’nin kâbusu haline gelen sıtma hastalığı fabrikanın sağlık ekibi tarafından kurutulmuştu. İşçilere mesleki eğitim verilen fabrikada ayrıca işçiler için beş sınıflı bir okuma-yazma kursu, daha doğrusu bir küçük okul vardı. ‘Sümer İlköğretim Okulu’ adlı bu işçi okulu 980 öğrenciye sahipti. Ayrıca bir işçi radyosu ve işçi çocukları için 26 yatak ve 40 mevcutlu bir kreş kurulmuştu. İşçiler ve memurlar, fabrikanın hemen önünde özel olarak inşa edilen 264 dairelik ve 1000 kişilik lojmanlarda çok uygun bir ücretle kalıyorlardı. Bekâr işçiler için 350 kişilik bir ‘Bekâr İşçi Pavyonu’ vardı. Lojmanda kalamayan işçi ve memurları şehirden fabrikaya taşımak için düzenli seferler yapan ‘Gıdı Gıdı’ adı verilen mini bir tren kullanılıyordu.

Fabrika içinde mekanik odası, fizik laboratuvarı, tarım laboratuvarı gibi araştırma geliştirme bölümlerinde, üretimin kalitesini arttırmak için çalışmalar yapılmıştı.

Fabrikanın büyük bir atölyesi vardı. Bu atölyenin demirhanesi, marangozhanesi, dökümhanesi, kaynak ve teneke işleri yapan bir kısmı bulunuyordu. Diğer fabrikaların ahşap parça ihtiyacı olan makine vurucu kolları burada yapılıyordu.

Fabrika, bir dönem hem kendi elektrik ihtiyacını hem de Nazilli kentinin elektrik gereksinimini kendi bünyesindeki bir elektrik santraliyle sağlıyordu. Dört kazan ve üç türbinli olan bu santral, 2500 kw gücündeydi. Fabrikanın su gereksinimini karşılamak için bir de su santrali vardı.

Fabrika sekiz milyon liraya mal oldu, fakat fabrikadaki makineler için devletin kasasından bir lira bile çıkmadı. Eşsiz Atatürk’ün görüşmesi neticesinde teçhizatlar Sovyetler Birliği’nden portakal, limon karşılığında alındı.

Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası, sosyalist ülkeler de dâhil, dünyada görülmemiş bir “sosyal” niteliğe sahipti. Dünyada bir benzerine daha rastlanmayacak kadar özgün bir ‘sosyokültürel’ ekonomi projesiydi.

İşte genç Cumhuriyetin, halkına, insanına, işçisine bakışı buydu. Sadece Nazilli Basma Fabrikası değil:

Gemlik Suni İpek Fabrikası

Bursa Merinos Fabrikası

İzmit Kâğıt Fabrikası (Seka)

Ereğli Bez Fabrikası

Alpullu Şeker Fabrikası

Uşak Şeker Fabrikası

MKE Kırıkkale Fabrikası

Kırıkkale Elektrik Santrali ve Çelik Fabrikası

Ankara Çimento Fabrikası

Eskişehir Şeker Fabrikası

Turhal Şeker Fabrikası

İzmit, Paşabahçe Şişe ve Cam Fabrikası

Kayseri Bez Fabrikası

Keçiborlu Kükürt Fabrikası

Sivas Çimento Fabrikası

Karabük Demir Çelik Fabrikası

gibi dev fabrikalar da aziz Atatürk döneminde planlanmış, imalata geçmiş ve bu ülkenin hem maddi, hem manevi birer servetleri olmuşlardı.

Tüm bu fabrikalar ve diğerleri sadece birer beton ve makine yığını tesisler bütünü değil, aynı zamanda birer ‘sosyal fabrika’ydı.

Bu atılımların devam etmesi halinde genç Türkiye Cumhuriyeti, hiç kuşkusuz dünyanın süper güçlerinden biri olacaktı. Ama ne yazık ki Büyük Atatürk’ün ömrü vefa etmedi.

Kaynak: Atatürk’ü hiç böyle okumadınız. Uğur Dündar: Sözcü Gazetesi 5.10.2021 https://www.sozcu.com.tr/2021/yazarlar/ugur-dundar/ataturku-hic-boyle-okumadiniz-3-6682383/

Bülent Pakman Ekim 2021. İzinsiz ve aktif link verilmeden alıntılanamaz.

Bülent Pakman kimdir?

Baku Haziran 2010

Baku Deniz kenarı 2010