Kur’an 1443 yıl önceki hava saldırısını anlatıyor

Habeş komutan Ebrehe, filleri de kullandığı güçlü ordusuyla Yemen’i ele geçirmiş Habeşistan Krallığı’nın Yemen valisi olmuştu. Ebrehe, milâdî 570 yıllarında San’a şehrinde, ‘Kulleys’ adı verilen muhteşem bir kilise yaptırmıştı. Maksadı, Kâbe ziyaretine rağbet gösteren Arapların ziyaretlerini oraya çevirmekti. Bu duruma tepki gösteren bir adam da, gecenin birinde Kulleys’e girip içine pislemişti. 

Bu hakarete çok öfkelenen ve koyu bir hıristiyan olan Ebrehe, gidip Kâbe’yi yıkmaya karar verir.  Hz. Muhammed’in doğduğu yıl 571 de topladığı onbinlerce asker (altmış bin olduğu söylenir), Mahmud adlı büyük bir fil ve daha başka fillerle Mekke’ye doğru yola çıkar. Önüne çıkan bazı kuvvetleri de mağlup ederek ilerler. Taif şehrine gelince askerlerin bir kısmını Mekke’ye gönderir.  O sırada Mekke’nin lideri Hz. Muhammed’in dedesi Abdulmuttalip idi. Mekke’ye giden Ebrehe’nin askerleri Hz. Peygamber’in dedesi ve Kureyş’in reisi Abdülmuttalib’in ikiyüzü aşkın devesiyle ahalinin hayvanlarını sürüp götürürler. Ebrehe bundan sonra Mekke’yi kuşatır. Abdulmuttalip Ebrehe ile görüşmeye gittiğinde teslim olmayı talep etmek şöyle dursun daha önce Ebrehe’nin ele geçirdiği bir deve sürüsünün geri verilmesini ister.

Sen ne biçim adamsın. Ben koca Kabe’yi yıkmak üzereyim, onu önlemeye çalışacak yerde benden develerini istiyorsun” diyerek gülen Ebrehe’ye Abdulmuttalip’in kendinden çok emin olarak verdiği yanıt: “Ben sahip olduğum develeri korumakla görevliyim. Kabe’ye gelince, onu sahibi olan kudret korur“. Mekke halkı bu güçlü orduyla savaşamayacağı için, dağlara çekilir. Bundan sonra ne olduğunu Kur’an açıklıyor:

Görmedin mi ne yaptı Rabbin fil ordusuna. Kurnazca planlarını boşa çıkarmadı mı onların? Gönderdi üzerlerine bölük bölük uçan varlıklar. Atıyorlardı onlara kurumuş çamurdan damgalı taş. Nihayet onları yenik ekin yaprağına çevirdi. E lem tere keyfe feale rabbuke bi ashâbil fîl (fîli). E lem yec’al keydehum fî tadlîl (tadlîlin). Ve ersele aleyhim tayren ebâbîl (ebâbîle). Termîhim bi hicâretin min siccîl (siccîlin). Fe cealehum keasfin me’kûl (me’kûlin).” (Fil 1-5)

Kabe’ye saldıran ordu uçan nesnelerin gönderdiği mermilerle delik deşik oldu. Ordu dağıldı, geri döndü, Ebrehe de yolda öldü.

Namazda dua olarak sıkça okunan bu Sure’de adı geçen Tayren Ebabil  ile ilgili tefsirlerde çeşitli yorumlar yapılmıştır. Çoğu meallerde “tayren” kuşlar, bazılarında “uçan”, “uçan varlıklar” olarak Türkçe’ye çevrilmiştir.  Mesela: “Üzerlerine kalabalık sürüler halinde uçan varlıklar saldı” (Muhammed Esed). Ebabil ise bazı meallerde nedense çevrilmeyip ebabil olarak bırakılmış, diğerlerinde ise Arapça anlamı olan “bölük bölük” ya da sürü olarak çevrilmiştir.

Tayren ebabile, ebabil kuşları mıdır yoksa “bölük bölük gelen uçan nesneler” midir?

Elbette Allah her şeye kadirdir ve kuşlara da uçaklar gibi hava saldırısı yaptırıp mermi, füze attırabilir. Ama aynı zamanda bunun mantıklı bir açıklaması da olmalıdır. Diğer sayfalarımızda çokca söz konusu ettiğimiz gibi herşey Allah’ın iradesiyle İlahi İdare Mekanizması yönetiminde bir takım vasıtalarla meydana gelir. Örneğin en basit bir yağmurun yağması sirkülasyon sürecinde buharlaşma, yoğunlaşma olayıdır ve açıklaması vardır. Yukarıdaki olayın da akla uygun bir açıklaması olan bitenin vasıtaları olmalıdır.

Burada sembolik ya da direk bir anlatım ile karşı karşıyayız. Sembolik anlayışla ve yanlışlıkla kuş diye çevrilen kelime Sure aslında, görüldüğü gibi, “Tayr” (tayren çoğul) olarak geçmektedir. Hatırlanacağı gibi eski Türkçe’de uçağa “Tayyare” denirdi. Azerbaycan Türkçesinde günümüzde uçağa tayyare denilir. Arapça’da da öyle. “Tayr” “uçan” varlık ve nesneleri kapsamaktadır. Kuştan önce  “uçan” anlamındadır. İster tam anlamda, isterse sembolik anlamda olsun Sure’de uçan nesnelerin bir şeyler attıkları açıktır. Ancak atılanlar öyle basit şeyler, çer çöp değildir. Koskoca güçlü bir ordunun askerlerini yenilmiş ekin yaprağına çevirmiştir. Doğada kurtlar, kuşlar tarafından yenilen bir yaprağı göz önüne getirin. Öyle bir yaprak delik deşiktir. Ebrehe’nin askerleri de böyle delik deşik olmuştur. Neyle? Uçan nesnelerin attığı “kurumuş çamurdan damgalı taşlarla”. Burada da sembolik, o zamanın insanlarının anlayacağı bir başka ifade ile mi karşı karşıyayız? Bilindiği gibi demir topraktaki cevherden fırında oluşturulmaktadır. “Kurumuş çamur” önce topraktan çıkarılmış, çamur gibi eritilmiş, çamur haline getirilmiş demir cevheri eriyiğini sonra da bu eriyiğin fırında kurutulmasını yani demiri sembolize etmektedir. Ayrıca “damgalı” sembolü de yapay, işaretli bir nesneyi ifade etmektedir. Bu nesne insanları delip geçen, delik deşik eden bir nesnedir. Bu da tıpkı “MERMİ” yi tarif etmektedir. İlginçtir ki günümüzün silahlarında, mermi ve füzelerinde de damga vardır.

Sure’de bir başka önemli ifade daha vardır. Uçan nesneler özellikle ebâbîl (ebâbîle) halinde yani “bölük bölük” saldırmışlardır, rastgele değil. Günümüzde hava saldırıları da böyle olmaktadır. Planlı şekilde. Bir filo yani bölük saldırmakta, yakıt ve mermi-füze ikmali için geri dönerken bir başka bölük yani filo müteakip saldırıda onların yerlerini almakta böylece düşmanın toparlanmasına, kaçmasına fırsat verilmemektedir. 60 binlik bir ordu da ancak böyle yok edilebilir.

Diğer yandan Abdülmuttalip’in sözlerinden Kabe’nin kozmik bir merkez olduğu ve onu korumakla kozmik güçlerin görevlendirildiğini anlıyoruz. Nitekim Kabe’deki Hacer-ül Esved yani Karataşın göktaşı olduğu bilinmektedir. Hz. Muhammed tüm putları kırdığı halde Hacer-ül Esved’e dokunmamıştır.  Hz. Muhammed’den sonra Hz. Ömer’de Peygamberin bu davranışında bir anlam olduğunu söyleyerek taşa dokunmamış “aksi halde seni söker atardım” demiştir.

Sonuçta Ebrehe ordusunu delik deşik eden kozmik bir filonun mermileridir. “Peki o zamanlar filonun oralarda ne işi vardı?” diye soracak olanlar böyle olayların o zamanlar çok meydana geldiğine işaret eden diğer sayfalardaki açıklamalarımızı okuyabilirler, örneğin:

https://bpakman.wordpress.com/dunya/uzaylilar/1608/

https://bpakman.wordpress.com/dunya/uzaylilar/hezekiel/

https://bpakman.wordpress.com/dininanc/isa/

Yukarıda sayfalarda yorumladığımız olaylar da o çağlara ve o topraklara aittir. Nitekim Abdulmuttalip böyle bir gücün varlığından ve Kabe’yi koruyup olaya müdahale edeceğinden çok emindir. Onun için de Ebrehe’ye Kabe’yi koruyacak sahibi vardır demiştir. O yüzden sadece develeri düşünmekte ve develeri geri almanın peşindedir.

Bir başka önemli nokta da bu olaydan sonra Arabistan’da o zamana kadar hiç görülmeyen kızamık ve çiçek salgınının çıkmış olmasıdır (Bkz. İbn İshak, Muhammed; Kitabu’l-Megazi, M. Hamidullah Neşriyatı, Konya 1981). Bu da  sözkonusu mermilerin içeriği yoluyla yeni bir virüsün (virüslerin) gelmiş olduğunu akla getirmektedir. Oluşan hastalık o zamanın bilgi ve anlayışıyla kızamık, çiçek zannedilmiştir. Belki de bilinmeyen bir hastalık veya radyasyon söz konusu olmuştur. Hal böyleyse mermiler kesinlikle extra terrestrial yani dünya dışıdır. Yine bir başka kaynağa göre bu mermiler Ebrehe’nin askerlerine her isabetinde vücutlarından çiçek çıkmaktaymış (Bakınız Taberi, Muhammed b. el-Cerir; Camiu’l-Beyan (Tefsir), Mısır 1968). Buna göre de saldırıda nükleer veya kimyasal silah ve mermilerin kullanılmış olması da söz konusudur.

Tekrar Kur’an’a dönelim:

Andolsun, biz, Ademoğullarını onur ve üstünlükle donattık, onları karada ve denizde binitlerle yükledik. Onları, güzel ve temiz rızıklarla besledik. Ve onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık.” İsra 70.

İnsan Allah’ın yarattıklarının “birçoğundan” üstün. Demek ki hepsinden değil. İnsan evrenin en üstün varlığı değil. Daha üstün varlıklar var. Nerede bu varlıklar? Dünyada yok bunu biliyoruz. Demek ki başka dünyalardalar.

Kimileri bu üstün varlıkların melekler olduğunu öne sürmektedir. Bunun cevabı yine Kur’an’da veriliyor:

Hani Rabbin meleklere şöyle demişti: Ben çamurdan bir insan yaratacağım. Onu kıvama erdirip içine ruhumdan üflediğimde, önünde secde ederek eğilin. Bunun üzerine meleklerin hepsi toptan secde etmişlerdi.” İsra 71, 72, 73. (Not: Benzer başka birçok ayetler de var) 

Ademoğlu’na toptan secde eden melekler Ademoğlundan nasıl üstün olabilir?

Kuran’ı sadece bir namaz duası, mevlüt kitabı olmaktan çıkarıp, anlamak için okumaya ve üzerinde akıl yürütmeye ve Kur’an’ın gerçekten mucizevi bir kitap olduğunu gözlemlemeye devam ediyoruz.

Kutsal/bereketli bir Kitap bu; sana indirdik ki onu, ayetlerini derin derin düşünsünler ve öğüt alabilsin temiz özlüler.” Sad 29.

“...Eğer aklınızı işletirseniz Allah size ayetlerini açık-seçik göstermiştir.” Ali İmran 118.

Daha ne diyebiliriz?

Not: “İbn İshak” ve “Taberi” kaynakları Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk’ün “Kur’an’daki İslam” kitabından alınmıştır.

Bülent Pakman. Ocak 2009. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden kısmen veya tamamen alıntılanamaz.

Din ve inanca  ilişkin yazılarımız:

Facebook Widgets Twitter Widgets

Bakü Ofis 2011Bülent Pakman kimdir    https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Kur’an 1443 yıl önceki hava saldırısını anlatıyor için 2 cevap

  1. Osman dedi ki:

    Merhaba yazılarınızı okuyorum. Güzel Şeyler var. Ama aklımda başka bir soru var. Neden Muhammed Peygamber Öldükten sonra Kuran Kitabı yazılıyor? YAni o Hayattayken neden yazdırmadı? Bu mantığıma hiç Sığmıyor.Sanki o buraya bir öğreti vermeye gelmemiş te insanlar onu, o iyi insan emsalinin verdiği insanlar üzerindeki otoriteyi kullanmak için ortaya çıkarmış gibi. Son olarak Bazı olaylar Öyle bir anlatılıyor ki sanki olayda 2 kişi arasında geçen bir diyalog, Sanki enselerinde başka birisi kaleme alırmış gibi aktarılıyor. Yani anda 2 kişi var .Ama okadar çok ayrıntılarla aktarılıyor ki bana hikaye gibi geliyor bu neden bu şekilde aktarılıyor? ve buradan anlıyorum ki Bugün Taş bir tablete Günümüzle ilgili yazı yazıp, Onun 1000 yıl sonra bulunacağı bir şekilde saklasam Heralde beni de Lord yada Şeyh yada o anda neyse belki de peygamber olarak tanıtırlar.Neyse ki gelecek neslin şimdiki nesil kadar aptal olacağını zannetmiyorum. Ama bir şeyi biliyorum ki Peygamber bu düzeydeki bir gezegene Öğreti vermeye değil, insanların yaratılışının kaynağı olan sevgi enerjisini tekrar uyandırmak için gelmiştir. Ben merkezci Tutumun bırakılıp,Evren amaçlı tekamül yolunu göstermek için gelmiştir.
    Ve bu arada;
    Yazınızda Peygamberin dedesinin “Ben sahip olduğum develeri korumakla görevliyim. Kabe’ye gelince, onu sahibi olan kudret korur“. demekte olduğu aktarılıyor.Peki o zamanlar da Mekke de Putperestlik hüküm sürmüyormuydu?Geri bir toplum Kızlarını diri gömmüyormuydu? da Bir parça taş yığınından olan Ruhsuz , ayağımının altındaki taştan farksız yapının korumasının Mutlak varlık tarafından müdahalede bulunacağını söyleyebiliyordu.Yani putperestliğin içinde bir Yüksek varlığa teslimiyet söz konusuydu.Sanki orada bu sözü Kabe içindeki Putlar için söylemiş olabilirmiydi? İnsanların bu gün bile önünde sürekli baş eğdiği diz çöktüğü Bir zamanlar Putların konulduğu Bir yapı değilmidir? Buranın bu kadar önemi Kuranda mevcut mudur? yazılarınızın devamını bekliyorum.Çoğu Hoş ve güzel yazılar.Özellikle Reenkarnasyon gerçeğini araştırıp, insanları aydınlatmanız Çok hoş.İnsanların Zihinlerindeki İnanç duvarları Kendilerinin Evreni Görmelerine okadar büyük bir engelki.Halbu ki Yaratıcının zenginliği içersinde ne gibi istekler olabilir ki?Onun bize bile ihtiyacı yok.Bırak bizim inancımızı değerlendirmesine..Sevgilerimle..

    • bpakman dedi ki:

      Kur’an sonradan yazılmamıştır. Hz. Muhammed’e vahiy yoluyla yani telepatik olarak gelmiştir. Arapça inmemiştir. Hz. Peygamber aldığı vahiyleri ana dili olan Arapça olarak hemen yakınlarına aktarmış onlar da aktarılanları yazmışlardır. Daha sonra sureler toplanmış bir araya getirilmiştir. Kabe önemli bir yerdir. Hacerül Esved de öyle. Benim düşünceme göre Dünya gezegeninin bağlı olduğu planın merkezi ya da galaktik ara basamağı olan Sirius gezegeni ile kozmik bağlantı noktasıdır. Ebrehe olayında galaktik güçler Kabe’nin bu yüzden tahrip edilmesine izin vermemişlerdir. Kabe İslam öncesinde olduğu gibi sonrasında da kutsal mekan olarak önemini korumuştur. Tek farkla putlar olmadan. Ebrehe olayında korunan putlar değil mekandır. Buranın önemi Kur’an da Allahın evi Beytullah olarak ortaya konulmuştur.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s