İki Devlet Bir Millet

Yazılarımın birinde Bakü’ye ilk gelişimde yurtdışında çok gezmiş biri olarak hiç de yurtdışı sayılmayacak bir yere geldiğimi fark ediyorum demiştim.  Bir zamanlar Azerbaycan’da Ruslardan kız almalar şimdi yerini Türkiye Türklerine kız vermeye bırakmakta. Bakü’ye bekar gelen bir Türk’ün bekar dönmesi mümkün değil deniliyor buralarda. O kadar ki Bakü’deki Türklerin birlikte olduğu mutat bir Pazar kahvaltısı sırasında  Bakü’de oturan bir Türk delikanlının geçenlerde Türkiye’ye gidip orada yine bir Türkiye’li kızla evlenip geri dönmesi hayretlerle karşılanıyor.

Azerbaycan’daki ilk günlerimde  Göyçay’da  tabelasında “İstanbul Market” yazan bir yere girip “siz Türk müsünüz?” diye sorduğumda Azerbaycan Türkü marketçiden aldığım “ne fark eder hepimiz Türk değil miyiz” cevabı karşısında mahcup olmuştum. Bu olaydan sonra artık “Siz Türksüz?” diye soranlara “evet ben Türk’üm, ama siz de Türksünüz aramızdaki fark ben Türkiye Türküyüm” diyorum. Karşımdaki de her seferinde mahcup oluyor.

“Bir millet iki devlet” sözü Azerbaycan’da atasözü gibi ezberlenmiş ve benimsenmiş. Türkiye Türkleri burada genelde yabancı sayılmıyor yeter ki Azerbaycanlıları yabancı olarak görmesinler. Mağazalarda, dükkanlarda farklı davranışlarımız müsamaha ile karşılanıyor. Örneğin ilk günlerimizde bir mağazada tezgahtara deneme odasını soran eşimin  tezgahtarın “şurayı gözleyin” (bekleyin) demesini yanlış anlayarak deneme odasından ilk çıkanı görünce sırayı farketmeyip, daha doğrusu “burada adet böyledir zahir” düşüncesiyle içeri dalmasına ses çıkarmıyorlar. Parfümcüde testeri olmayan deodorantı denememe “siz Türk olmasaydınız buna icaze (izin) vermezdik” diye sadece kibar bir tepki alıyorum. Eşim mağazada biraz fazla kalıp tezgahtar ile samimi olunca “bu gece hansı (hangi) Türk seriali (dizisi) var” diye soruyorlar. Bu arada belirtelim, en çok izlenen dizi “Kurtlar Vadisi”. Azerbaycanlılar Türkiye Türkçelerini bu dizilerden ilerletmeye çalışıyorlar. Ama yine de yardım gerekiyor. Mesela Asmalı Konak dizisindeki konak kelimesinin büyük ev, asmalının da bahçesinde asma olan anlamında olduğunu bizden hayretle öğreniyorlar. Azerbaycan Türkçesinde “qonak” konuk, misafir demek. Asmalı da “asılacak şey” anlamında olduğundan dizi boyunca acaba hangi konuk asılacak diye bekleyip durmuşlar.

Azerbaycan basketbol milli takımının menajeri İzmirli arkadaşımızdı. Onu ve takımı desteklemek için birkaç arkadaş önemli bir eleme milli maçına gidip tezahürat yapıyoruz. Üzerlerimizde yıldızın şekli biraz farklı da olsa Azerbaycan bayrağında da olan ay yıldızlı tişörtlerimiz var. Bu da Azerbaycanlı taraftarların hoşuna gidiyor, bize doğru dönüp topluca “bir millet iki devlet” diye bağırıyorlar. Zaten yaptıkları tezahüratlar da bizim futbol seyircilerinden öğrendikleri. Zira Bakü’de Lig TV’ye abone olunabiliyor ve de Türkiye süper ligi yoğunlukla izleniyor. Bakü’lü erkekler hatta kadınlar bizim 3 büyüklerden birini tutuyor ve oldukça bilgili şekilde bizimle futbol muhabbeti yapıyorlar.

Osmanlı’nın en kötü ve son zamanında 1918 de Azerbaycan’a ordu gönderip, 1 130 şehit vererek Gence, Kürdemir, Göyçay, Aksu, Şamahı, Bakü’yü yani günümüz Azerbaycanını kurtarmasını Azerbaycan Türkleri unutmamışlar. Bu konudaki geniş bilgi için bakınız: https://bpakman.wordpress.com/dunya/baku-2010-fotograflar/kafkas-islam-ordusu/

Atatürk zamanında 20 km genişliğinde bir koridor İran’dan satın alınarak Nahcıvan’a uzatılmış, Azerbaycan Türkiye ile ilerde komşu olma imkanı sağlanmıştır. Nitekim Atatürk’ün bu ileri görüşlüğü sayesinde Azerbaycan Rusya’dan bağımsızlığını kazanınca bunun faydası ortaya çıkmış ve komşuluk fiiliyata geçmiştir.

Soğuk savaş döneminde Azerbaycan ve Türkiye arasına adeta bir duvar çekilmişti. Aradaki bağların o zamanlar Azerbaycan Türklerinin zor şartlarda koparılmamaya çalışıldığını gazeteci Sevil Nuriyeva anlatıyor:  “Sovyet zamanında Bahtiyar Vahabzade Türkiye’yi, Türklüğü anlatmaya gayret etdi. Reşit Behbudov gibi önemli ses sanatçısı “Helvacı helva” gibi şarkılarla Türkiye’yi Azerbaycan’a taşıdı. Zeynep Hanlarova gibi büyük usta sanatçı “Ah kardeşim elini ver bana” şarkısını Baküye taşıdı. Bizi birbirimizden uzak düşürmeye edilen gayretler dolaylı yazılarla şiirlerle ortadan kaldırılırdı. Usta Vahapzade’nin şiirleri bize Türk olduğumuzu unutturmamaya hizmet etti. Büyük  yazar ve milletvekili Sabir Rüstemhanlı’nın tüm yazdıkları, roman ve şiirleri Türkiye ile Azerbaycan’ın birliğine beraberliğine hizmet etti. Şair Refik Zeka Handan, Anar, Elçin gibi yazarlar, ismini yazmakla bitiremeyeceğim aydın bu konuyu işledi. Türkiye’yi Azerbaycan’da yaşattı.” Yazının tamamını okumak için lütfen tıklayın. Sevil Nuriyeva’nın bahsettiği Bahtiyar Vahapzade’nin bir şiiri:

Azerbaycan-Türkiye

Bir ananın iki oğlu,
Bir amalın iki kolu.
O da ulu, bu da ulu
Azerbaycan-Türkiye.

Dinimiz bir, dilimiz bir,
Ayımız bir, yılımız bir,
Aşkımız bir, yolumuz bir
Azerbaycan-Türkiye.

Bir milletiz, iki devlet
Aynı arzu, aynı niyet.
Her ikisi cumhuriyet
Azerbaycan-Türkiye.

Birdir bizim her halimiz
Sevincimiz-sıkıntımız.
Bayraklarda hilalimiz
Azerbaycan-Türkiye.

Ana yurtta-yuva kurdum,
Ata yurda gönül verdim.
Ana yurdum, ata yurdum
Azerbaycan-Türkiye.
Bahtiya Vahapzade 20 Mart 1996

Kaybolan o uzun yıllara acımamak elde değil. Zira Azerbaycan Türklerinin kültürü, çoğu adeti, davranışları Türkiye Türklerininkine benziyor. Türkiye’deki gibi Azerbaycan’ın çoğu yerlerinde de  kaldırımlar genelde düzgün değil, yerler çöp dolu, çöp kutularının kapakları açık, yağmur yağınca  her yer göl oluyor, artı çamur, yaya alt-üstgeçidi varken 6 şeritli, hızla akan trafik arasından alttan karşıdan karşıya geçmek, yoğun sigara içmek, sigara yakmadan önce acaba birileri rahatsız olur mu diye düşünmemek, yerlere tükürmek, arabayla giderken çöp atmak, beslenmede ekmeğe, hamura ağırlık vermek, akla gelebilecek her yere ip çekip çamaşır asmak, kaldırımları park ederek tamamen bloke etmek, birçok sorunu adamını bularak ya da kola parasıyla halletmek, çatılara, balkonlara mebzul uydu anten monte etmek vb gibi. Sanki Türkiye Türkleri Azerbaycan’da kendilerini yabancı hissetmemeyi Allah’tan istemişler Allah’ta onlara istediklerini vermiş.

Türkiye Türklerine karşı sempatinin istisnaları da oluyor elbette. Özellikle para söz konusu olduğunda sempati mempati kalmıyor. İnternette bir foruma gönderilen mesaj  bunu teyit ediyor: “…yılbaşı akşamı bir olay yaşadım eşimle evimizin bulundugu binadan çıkar çıkmaz bir polis karşıdan geliyordu yürürken direk eşimin koluna girip kenara çekti nereye gidiyorsun sen Türkmüsün bana para ver yoksa seni merkeze götürürüm diye ve bu insan full sarhoştu ! bende hemen buradaki arkadaşlarımı aradım onlar gelip mevzuyu kapattılar ve bu arkadaşlarımdan biri de polis, bunu yapması suç biz olmasaydık bile size hiçbirşey yapamazdı dedi...”. Türk şantiyeleri civarında ve şehirde yüksek sesle konuşmalarından anlaşılan Türk erkeklerine kimlik kontrolünün artarak yapıldığını duyuyoruz. İş piyasasında, devlet bürokrasisinde de Türkiye Türklerine iltimas geçilmiyor. Mesela çalışma izni kotaları gittikçe kısıtlanıyor. Azerbaycan’da yatırım yapan Türk iş adamları büyük zorluklarla karşılaşıyor ve sıkça işlerini devretmek veya tasfiye etmek zorunda kalıyorlar.

Bir taraftan yol sorana yardım etmekte, misafirperverlikte, ikramda Türkiye Türklerini aratmazken diğer taraftan yabancı kazıklamada da Türkiyeyi aratmıyorlar.  Pazarda bizi yabancı görünce fiyatlar artıyor ama “neçeyedir?” deyip sırtımızı dönünce indirim başlıyor. Zaten fiyatlar her yerde tutturabildiğine aynen Türkiye’deki gibi.

En iyisi yurt dışında mutat olarak yapılması gereken şeyi yapmak yani insanlarla ilişkide dikkatli ve tedbirli olmak, yatırım yaparken bütün riskleri hesaba katmak.

Tekrar konumuza dönelim. Bakü’de trafik ve park yeri bulamama açısından, özellikle değnekçileriyle ve de başta döner, lahmacun olmak üzere yemekleriyle kendimizi her zaman İstanbul’daymışız gibi hissediyoruz.

Türkiye’de kozmopolit şehirlerde çalışma hayatının zorluğu, trafikte geçen zaman vb. yüzünden komşuluğun fazla olmaması Bakü’de de aynıyken Türkiye’de taşrada olan komşuluk Azerbaycan’da rayonlarda aynen var. Kadınlardaki çok konuşma burada da bizdeki yoğunlukta. Kadınlar Türkiye’deki gibi hakkımız deyip kocalarından araba dahil herşeyi istiyorlar. Erkeklerin dost tutması Türkiye’deki gibi. Kızların bekaretine önem verme de öyle. Nişandan dönme çok ayıp. Kaçan kız affedilmiyor. Ama kızlar kadınların davranışları Bakü’de Türkiye’dekilere göre daha rahat. Zira para kazanıyorlar. Erkeklere oranla daha kolay iş bulabiliyorlar. Genç kız ve kadınlar önyargısızlar, kendilerine güveniyorlar, mutlaka yabancı dil(ler) biliyorlar, Türkiye’deki hemcinslerden çok daha iyi ve daha özenli giyiniyor, dış görünüşlerine daha önem veriyorlar. Ev eşyaları konusunda Türkiye’deki gibi başkalarından gördüklerini taklit etme huyları var. Anadolu’nun bazı kadim adetleri Azerbaycan’da hala sürüyor. Örneğin tütsü yakıyorlar, kurşun döküyorlar, yalnız kalan anne veya babalar mutlaka çocuklarıyla yaşıyorlar. Öyle düşkünler evi ise falan Türkiye’nin tersine henüz gündemde değil buralarda.

Türkiye’deki gibi Bakü’de de her yerde dönerci ve lahmacuncuyu görenler ilk etapta aldanmamalı. Türkiye’deki yemekler burada aynen değil ama çoğu benziyor. Hamurlu, yağlı, kızartma ve tuzlu yeme, kırmızı et, pilav, çorba tutkusu aynen Türkiye’deki ölçüde. Bulgur, kısır, cacık, patates salatası, irmik helva, kadayıf vb eskiden Bakü’de bilinmiyordu olanlar da Türkiye’den ya da Türkiye’den gelenlerden öğrenilmiş. Türkiye Türklerinden farklı olarak Azerbaycan Türkleri sadece doydukları kadar yiyorlar. O yüzden şişmanlık çok ender göze çarpıyor. Azerbaycanlı erkeklerin rakı merakı ve muhabbeti yok. Araq veya Arag yurt dışında çok ülkede rakı demek. Ama Azerbaycan’da votka veya likör anlamında. Azerbaycanlı erkekler daha çok Rusçadan kalma adıyla “pive” (bira) ve vodka içiyorlar. Azerbaycan kökenli yemek türü ve sayısı özellikle etnik mutfaklar ve göçmenlerden zenginleşmiş Türk Mutfağına göre daha az.  Dışardan yoğun göç almış Bakü’de yemek yemede bizim Anadoluda benzer haller hala görülebilir. Araplar kadar olmasa da arada ellerini kullanan oluyor, mesela bizim şantiyede bıçak ancak istek halinde veriliyor. Türkiye’den farklı olarak salatalara mayonez koymaya bayılıyorlar ama çoban salatayı da bizim kadar seviyorlar.

Kurban ve Ramazan bayramlarının bizde artık tatil olarak algılanması ve aile-eş-dost-komşu ziyaretlerine tercih edilmesi   Bakü’de de var. Kurban ve Ramazan Bayramlarında Resmi daireler 2 şer gün kapanıyor ama ticaret erbabı  çalışıyor. Bayramlar esaslı olarak Nevruz ve Yılbaşında kutlanıyor.

Yabancılardan gelen eleştiriye fazla açık olmamak konusunda birbirimize benziyoruz ama yine de biraz farkımız var. Türk vatandaşları olarak bir fikrimizi söylesek, mesela Bakü kokuyor desek Azerbaycanlı Türk kardeşlerimizden alınanlar oluyor. Bu güzel ama aynı zamanda petrol şehrine aynı paralelde “gri Bakü” deyince de alınan oldu. Azerbaycan Türkleri, Türk Vatandaşlarından herşeyin güzel, mükemmel, harika olduğu dışında bir şey gelince inciniyorlar. Ama kendileri bunu rahatça ifade ediyorlar. Örnek verelim:  Bir Bakü’lü İstanbul seyahatinin son günlerinde Bakü’yü özlediğini yazmış, Uçağın tekerlekleri yere değdiğinde koşup eve gidip, aldığı hediyeleri sahiplerine verecek, bir çay içecek ve Bakü’nün “petrol kokan” havasını içine çekecekmiş: “Bakının neft qoxan havasını içimə çəkim…“. (yazının tamamı). Bunu Türk vatandaşları yazsa iş değişiyor zira bize karşı duygusallar ve bizden çok farklı şeyler bekliyorlar. Bunu şöyle açıklayalım: Allah Türkiyeli Türklerin bir omuzuna Azerbaycanlı Türklerin de öteki omuzuna görünmeyen tek birer kanat takmış. Her iki toplumu da uçmak için birbirine muhtaç etmiş. Birbirlerini incitirlerse uçma şansını kaybetsinler diye. Gerçekten etrafımıza şöyle bir bakalım. Birbirimize güveneceğimiz, dar zamanımızda yardım alabileceğimiz başka kim var?

Sonuçta kasetçi dükkanlarının önünden geçerken, caddeden geçen arabalarda, radyolarda Türkiye sanatçılarının şarkılarını duyunca “Allah Allah, burası yurt dışı değil miydi yahu” dememiz her şeyi özetliyor aslında.

Atatürk’ün anlamlı sözleri

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Kemal Paşa, 14 Ekim 1921’de Azerbaycan Hükümeti’nin Ankara Temsilcisi İbrahim Abilov’un Güven Mektubunu sunuş töreninde: “Azerbaycan’ın sevinci bizim sevincimiz, kederi de bizim kederimizdir“, 18 Kasım 1921′de Azerbaycan Devleti’nin Ankara’daki temsilciliğinin açılışında:  “Bugün bize coşkulu bir bayram yaşattığınızdan dolayı Büyük Millet Meclisi Hükümeti ve şahsım namına teşekkür ederim. Bu bayram gününün benim için mesut bir başka yanı da vardır ki, o da bağımsız Azerbaycan Hükümeti’nin sancağını göndere çekmek şerefini bana bahşetmiş olmasıdır. Efendiler; Ankara’ya Yunanlıların, düşmanların bayrağı çekilmek isteniyordu. Bu fırsatı hamdolsun ki düşmanlarımız elde edemediler. Burada işte, kardeş hükümetin, kardeş milletin sancağı çekilmekle bahtiyar bulunuyoruz” demiş.

1933’deki demeci de ilginç: ”Bugün Sovyetler Birliği dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir. Fakat o da tıpkı Avusturya-Macaristan İmparatorluğu gibi dağılabilir. Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla elinde sımsıkı tuttuğu uluslar avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir. İşte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir. Bizim bu dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak, yalnız o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevi köprülerini sağlam tutarak. Dil bir köprüdür, inanç bir köprüdür, tarih bir köprüdür. Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimizin içinde bütünleşmeliyiz. Onların bize yaklaşmasını bekleyemeyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gereklidir

Doğudan şimdi doğacak olan güneşe bakınız! Bugün, günün ağardığını nasıl görüyorsam, uzaktan, bütün doğu milletlerinin de uyanışını öyle görüyorum. Bağımsızlık ve özgürlüğüne kavuşacak daha çok kardeş millet vardır. Onların yeniden doğuşları, şüphesiz ki ilerlemeye ve refaha yönelmiş olarak gerçekleşecektir. Bu milletler, bütün güçlüklere ve bütün engellere rağmen, bunları yenecekler ve kendilerini bekleyen geleceğe ulaşacaklardır. Sömürgecilik ve emperyalizm yeryüzünden yok olacak ve yerlerini, milletler arasında hiçbir renk, din ve ırk farkı gözetmeyen yeni bir uyum ve işbirliği çağı alacaktır.“ (BAKINIZ: https://bpakman.wordpress.com/yurdum/ataturkehanet/turk-dunyasinin-fotografi/)

Adına şarkılar bestelenen “Bir Millet İki Devlet”

1993 yılında Haydar Aliyev’in “Biz Türkiye ile bir millet iki dövletik” sözü adeta atasözü haline gelmiştir. Ancak bu sözün patenti genel kanının aksine  Ebulfez Elçibey’e aittir. Elçibey 1992 de Ankara’da dönemin cumhurbaşkanı Turgut ÖZAL’a hitaben yaptığı konuşmada; “İki kardeşin yan yana, ayrı ayrı devletler kurduğu nerede görülmüştür. Azerbaycan ve Türkiye olarak en kısa zamanda birleşmelidir, biz bir millet iki devletiz” demiş..

Prof. İlber Ortaylı iki devlet, bir milleti açıklıyor:  “En güzel tabir, rahmetli Haydar Aliyev zamanında iki devlet bir milletiz dedi. Doğru. Bu kadar geniş coğrafyada bir devlet olmaz. Olursa işler ters gider. Onun için dünyadada bir parmak yerine iki parmak olması gerekir. İki devlettir fakat bir millettir. Bu doğru kullanılmıştır… Siyasi sahada, milletlerarası ilişkilerde dostluk iki ayrı millet, iki ayrı halk arasında olur. Bu gibi dostluklarda siyasi seçim söz konusudur. Bir siyasi menfaat, merak söz konusudur. Halbuki kardeş ilişkilerde böyle birşey yoktur. Kardeşinizi sevip sevmemeniz de mühim değildir. Kardeşinizi seçemezsiniz onu Allah seçer, tarih seçer. Orada sadece itaat söz konusudur ve aradaki ilişkiler de ona göre kurulur.”

Sözü tekrar Sevil Nuriyeva’ya bırakalım. “Bizi bir birimize bağlayan derin aşkın varlığını bir daha göstermek, hatırlatmaktır isteğim. Bu derin aşkın, derin duygunun, derin ama çok derin bağın altında biz duruyoruz. Bir olan ruhumuz. Bu ruh yaşadığı sürece kimse ama kimse bunun aksini gerçekleştiremeyecektir. Bunu romantik duygularım nedeniyle söylemiyorum. Bunu gerçegin ta kendisi bize gösteriyor. Tarih bize bir çok olayları gösterdi. Neyin hayırlı olup olmayacağını idrak etmiş bir milletin temsilcileriyiz. İdrak ettiğimiz her şeyin mesulü de öyle biziz. Bunu unutmasak iyi ederiz. Çünkü mesul olduğumuz her küçücük noktanın bile hesabını vermek zorunda kalacağız. İnşallah “imtahandan iyi not alalım” duasıyla birliğimiz, dirliğimiz Allah’a emanet olsun.” yazının tamamı

Bülent Pakman.Ekim 2010. Son güncelleme Ocak 2016. İzin alınmadan, aktif link verilmeden yayımlamaz, alıntı yapılamaz.

Azerbaycan’da Kimlik ve Dil

Azeri diye bir millet var mı?

YANLIŞ: Türkiye’de Azerbaycan Türklerine “Azeri” konuştukları dile de “Azerice” denmektedir.  Azerbaycan resmi politikasında bu tanımlar  “Azerbaycan Halkı”, “Azerbaycanlı” ve “Azerbaycan’ca”, “Azerbaycan Dili” şeklindedir. Bunlar külliyen yanlıştır.

Bir: Azerbaycan bir coğrafya ismidir, millet değil, Ayrıca soyu bilinen, kendine has dili olan halklar coğrafi adlarla kimliklendirilemezler. 
İki: Azeriler İran’da yaşayan küçük bir etnik topluluktur. Azeri sözcüğü, ilk defa olarak, tarihin en azılı Türk düşmanı Stalin, daha sonra ise hasta beyinli İran-Fars şovenistleri tarafından, Azerbaycanlıların Türklük şuurunu yok etmek, unutturmak için uydurulan sahte bir kimliktir. Eğer Ruslar, Çarlık ve Sovyet dönemlerinde Allah korusun Anadolu ya hakim olsalardı, orada da benzeri şekilde Egeli, Karadenizli ve İzmirli diye uyduruk milletler ve kimlikle yaratmaya çalışırlardı.

DOĞRU:  “Azerbaycan Türkleri” ve “Azerbaycan Türkçesi”.

Azerbaycanlılar Türk müdür?

Kurtlar olur çobanların koyunu
İtten öğrenirse, kendi soyunu
“Azerilik” komunizmin oyunu
Azeri değiliz, Türk oğlu Türk’üz!

Bahtiyar VAHAPZADE

Azerbaycanlılar Türktür dilleri Türkçedir

Arama motorlarında bulunabilmesini kolaylaştırmak için yazılarımızda arada Azerice ve Azeri kelimeleri kullanılmaktadır.

Azerbaycan’da Türk milleti vardır, dilleri Türk dilidir

 

AZERBAYCAN GÜNLÜKLERİ

Bakü’ye gelmeyi düşünen Türk vatandaşlarına yardım için şahsi görüşler yanında bazı bölümleri kaynakları verilmiş yorumlu-yorumsuz alıntılarla derlenmiştir, tenkidi (eleştirel) ya da başka hiç bir amacı yoktur.  Yaşanmakta olan hızlı gelişimler sonucu çok şeyin değişmekte, güncelliğini yitirmekte olduğu da göz önüne alınmalı, burada yazılan herşeyin doğru ve aktüel olduğu düşünülmemelidir.  Kelimelerin çoklu anlamlarında ve ifadelerde tam bilgi sahibi olunmadan değerlendirmeler yapılması da yanlış anlamalara sebep olabilir. 

Başka yerlerde bana ait olarak gösterilen yazılarla ilgim yoktur. Özellikle fotolar eklenmiş, orası-burası, fotoları, alıntıları, linkleri silinmiş olanlarla. Özgün yazılarım sadece buradadır.

Azerbaycan coğrafyası ve Azerbaycan Türkleri aşağıdaki günlüklerde anlatılmaktadır. Okumak için lütfen tıklayın:

Parçalanan Azerbaycan

Kuzey Azerbaycan

Twitter WidgetsBakü Ofis 2011Bülent Pakman kimdir    https://bpakman.wordpress.com/pakman/

İki Devlet Bir Millet için 2 cevap

  1. ilahe dedi ki:

    kucukken 82-83 senesiydi qaliba, ben ailemle beraber babam( 2 universite bitirmesine ragmen ) ticaret yapdigi icin ukraynada yasadiq.babam eve elinde biletle sevincli bir halde geldi-muserref akay gelmis yarin konseri var dedi.ve biz okonsere gitdik.ilk kez turk dilinde nasilsiniz kelmesini dinledim.ilk turkceyi hic unutmuyorum muserref akaydan dinledim. duydum soylemiyorum cunki o zaman turk dili bana muzik gibi gelmisdi.ve o konsere gidenlerini hepsi azerbaycanlilardi.sanatcinin sarkisini kesmemek icin hic unutmuyorum,cicekleri seyiciler onun ayaklari altina seriyorlardi.aglayanlarda vardi.o zaman anlamiyordum.ben evimizde sadece geceleri gec saatlerde,komsularin bile uyuduklarindan emin oldukdan sonra annemle babamin gizlice kulaklarini radioyaya yapisdirip, azadligi dinlediklerini gormusdum.neden gizlice dinlediklerini anlamamisdim o zamanlar.buyuduyumde ise babamin dayilarinin,ailelerinin butun ferdlerinin sibiryaya surulduklerini ve bir daha geri donmediklerini oyrendim.ben turkiyeyi,tebrizi,kerkuku cok severim.siz turksunuz amma sizin turkiyeyi sevemeyeceyiniz kadar cok severim.

  2. nuray dedi ki:

    Türkiye düşerse Azerbaycan düşer.Azerbaycan düşerse Türkiye düşer.günümüz siyasetinden önce bilmemiz gereken geçmiş tarihi bağlarımız,soyumuz,kardeşliğimizdir.Biz geçmişte birdik şimdide biriz kopmadık kopmayacağız inşallah.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s