Azerbaycan’lılar ne diyor 2

Basın özgürlüğü mü ilişkilere tokat mı?

‘Türkiye’de bazı basın yayın organları, son zamanlarda durmadan Azerbaycan’ı Türkiyeden soğutmaya yönelik duruş sergilemektedir. Aynı hatanı Azerbaycan basını da yapıyor.

Türkiye basınında hele hele önemli imza sahibi kişilerin Azerbaycan yönetimini suçlayarak toplumu hedef göstermek gafletine düşmelerine anlam vermek oldukça zordur. Sanki birileri “bu yazıların Türk hükümetinin siparişi olduğu” fikrini empoze etmek istiyor. Yazı sahiplerinin tutumunu, durduğu noktayı dikkate alırsak burada iyi niyetin olduğunu söyleyemem. Buna paralel olarak, toplumu rencide eden Türkiye’ye duyulan dayanışma ve sevgi hisslerini ortadan kaldırmaya yönelik gayret, eleştirinin değil duşmanlığın simgesine çevrilebilir. Ayrıca Aliev iktidarının çabalarını hem de iyi niyetli çabalarını görmezden gelmeyi de olsa olsa ilişkileri bozmaya yönelik gayret olarak görüyorum.
Durumun vehametini, Haberturk gazetesinden Fatih Altaylı’nın daha ileriye giderek olayı sünni-şii konumuna getirmesi ile daha net görmek mümkündür. Doğrusu bunu  kendisine pek yakıştıramadım.Yılların gazetecisinin böyle bir cehalete kapılmasını gerçekten anlayamadım. Fatih bey bir dostunun yorumlarına istinaden öyle bir siyasi hataya ugratılmış ki kendisi bunun farkında mı acaba?

Doğrudur Azerbaycan’da İslamın şii yolundan gidenlerin oranı daha fazla. Ama bu ne bizi dinden ne de etnik kimlikten alıkoymaz. Ayrıca Azerbaycan’da sünni-şii ayrımı yoktur. Bunu yapsa yapsa cahil insanlar yapar ve menfaat odakları yaptırır.
Azerbaycan’da her zaman siyasi yol ve mefkure felsefesi Türkiye’nin tam göbeginden geçer. Azerbaycan’ı birilerinin söylemine göre değil sosyolojisini öğrenerek, toplumun dinamiklerini analiz ederek yazmak gerekir. Son zamanlar bu anti Aliyev ahvaili ile genel anlamda Azerbaycan aydını Azerbaycan’ın sosyolojik yapısı doğru analize tabi tutulmuyor. Bunu yapan basın, ilişkileri doğru mecraya sokmuyor.
Evet mevcut Azerbaycan iktidarının Türkiye’ye yönelik tutumu beklentilere cevap veremedi. Ama  buna rağmen Azerbaycan iktidarı seyrci kaldı, hiç hareket etmedi diyemeyiz .Türk basınında bunu  malzeme ederek anti Aliyev propagandasını anti Azerbaycan propogandasına çevirmenin  kasıtlı propoganda olduğuna dikkat çekmek istiyorum.

Azerbaycan’ın Fatih Altaylı yazısında söylenildigi kibi  İran’ın safında yer tutucagı ihtimalinin ise saçma bir fikir olduğunu, bu fikirlerin sünni-şii ayrımına yol açtırma niyetlerinden kaynaklandığını da görmekteyiz. Azerbaycan’ın yarı bölümü İran’ın toprakları içerisindedir. 30 milyondan fazla Azerbaycan Türkü Azerbaycan’ın güneyinde, İran toprakları içerisindeki Güney Azerbaycan bölümünde yaşamaktadır. Buna ragmen İran’dakı Türklerin bile önemli kısmı için Ankara’dan çıkan mesajlar önem arz ediyor. Tebriz’in kulağı büyük anlamda Ankara’dadır; ne Tahran’da ne de Bakü’de değil. Şimdi durup dururken Habertürk gazetesinde böyle bir yazıya yer verilmesinin altında insallah kötü niyet yoktur.

Bölgede İran’ın parçalanmasından ziyade rejim degişikligini arzu edenler, Azerbaycan’daki Türkiye hayranlığının, siyasi tavrın, anti Türkiye tavrına çevrilmesinde kimlerin menfeati vardır sorusunu dikkatlerinize sunmak isterim.
Birincisi; bu İsrail’in tam işine yarayan bir durum ve İsrail bu fırsatı yakalamışken tam hızıyla konunu deşmek niyetindedir. Bu anlamda şiilikle bağlı vesveseler de İsrail’in işine yaramaktadır. Bunu yıllarca Sovyet İmparatorluğu yapamadı. Onların zamanında yapamadığını şimdi özgür basın hem Azerbaycan’da hem de Türkiye’de yapmaktadır. Bu ise yalnızca Azerbaycan ve Türkiye’nin beraberliğini engellemek isteyenlere hizmet etmektedir.

İkincisi; küresel güç dediğimiz Amerika’nın politikalarını irdelersek, İngilizlerin bölgede hem 20. yüzyılın başında hem de dünya haritasına yeni renklerin katıldıgı bugün, Türkiye’nin elinden Azerbaycan’ı alma Azerbaycan’ın arkasından Türkiye’yi çekme çabalarının ne anlama geldigini görmemek için kör olmak lazım.

Diğer yandan, çemberi daralan İran’ın bu beraberliğin bozulmasında ne kadar çabalarının olduğunu görmek için bir kaç İran basınını takip etmek yeterlidir. Rusyanın Ermenistan’a verdiği destegi dikkate alır, Ermeni lobisinin anti-Türk propagandasının özünü irdelersek bu konuda Türkiye ve Azerbaycan’ın birliğinin karşısına geçmenin kimin ekmeğine yağ sürdüğünü görebiliriz.

Yönetimlerde kimin olduğu ya da tavırları değil toplumun birbirine beslediği duyguların içeriği önemlidir.
Başbakan Erdoğan’ın bu konudaki tavrı kendilerini her iki ülkede milliyyetçi addenlerden daha fazla milli menfeatlere hizmet etti. Birileri Azerbaycan’da özellikle Türk basınında yazılan yazıların arkasında Ak Parti hükumetinin olduğu propagandasını yapmaya çalışıyor. Bunun karşılığında Azerbaycan hükumeti de Azerbaycan basınında Ak Parti karşıtlığını tetikleyen bir tavır sergiliyor. Sanki ortada ciddi nifak varmış gibi estirilen havada, Azerbaycan muhalefeti ise Türkiye’yi destekleyen bir duruş sergiliyor. Azerbaycan’ın milliyyetçi sayılan basın organları durmadan Türkiye basınında yayınlanan köşe yazarlarını yorumlarken bu yazarların Ak Parti hükumetine yakınlıklarına dikkat çekmekle, yazı arası topluma olumsuz ruh empoze ediyor. Dolayısıyla basın özgürlüğüne dayanan yazıların Türkiye ve Azerbaycan’ın birliğine zarar verdiğini görmeyişimiz, alarm çalmak için yeterli argumandır.

Burada bir şey kesin, o da bu incir çekirdeğini doldurmayacak kırgınlığın kimin işine yaramayacağı. Bu ilişkilerin arasında esecek küçücük bir soğuk rüzgar sadece iki devletin, Türkiye ve Azerbaycan’ın aleyhinedir. Sadece iki ülke halklarının menfaatlerinin ve beraberliğimizin aleyhinedir. Madem olay bu kadar açıktır, o zaman bu oluşturulmaya çalışılan düzmece kırgınlıkları Azerbaycan’da ve Türkiye’de tetikleyenler, sadece ilişkilerin bozulmasında istekli olanlara hizmet ettiklerini görmeli.

Bu yazıyla niyetim “aman Azerbaycan şunları yaptı, neden yapılanları görmezden gelenler var” diyerek feryad etmek değil. Niyetim kasıtlı olarak Azerbaycan’la Türkiye’nin mevcut bağlarına provakasyon yapanların neticede hayırlı sona hizmet etmediklerine dikkat çekmektir.

Sovyet zamanında Bahtiyar Vahabzade Türkiye’yi, Türklüğü anlatmaya gayret etdi. Reşit Bahbudov gibi önemli ses sanatçısı “Helvacı helva” gibi şarkılarla Türkiye’yi Azerbaycan’a taşıdı. Zeynep Hanlarova gibi büyük usta sanatçı “Ah kardeşim elini ver bana” şarkısını Baküye taşıdı. Bizi birbirimizden uzak düşürmeye edilen gayretler dolaylı yazılarla şiirlerle ortadan kaldırılırdı. Usta Vahapzade’nin şiirleri bize Türk olduğumuzu unutturmamaya hizmet etti. Büyük  yazar ve milletvekili Sabir Rüstemhanlı’nın tüm yazdıkları, roman ve şiirleri Türkiye ile Azerbaycan’ın birliğine beraberliğine hizmet etti. Şair Refik Zeka Handan, Anar, Elçin gibi yazarlar, ismini yazmakla bitiremeyeceğim aydın bu konuyu işledi. Türkiye’yi Azerbaycan’da yaşattı. Bu günde bu duygu yaşamakta ve yaşatılmaktadır. Türkiye ile ilgili küçüçük rahatsızlık parlamentoda, televizyonlarda, yazılı basında feryad eden bu aydınların çığlıkları ile berteraf edilmeye çalışıldı. Bu günde aynı felsefe ile yaklaşan binlerce insan vardır. Onlarca aydın vardır. Her birey bunun farkında bunun için çabasını göstermekten çekinmiyor.

Bunları hatırlatmak istedim.Unutmamak adına.Bizi bir birimize bağlayan derin aşkın varlığını bir daha göstermek, hatırlatmaktır isteğim.Bu derin aşkın, derin duygunun, derin ama çok derin bağın altında biz duruyoruz. Bir olan ruhumuz. Bu ruh yaşadığı sürece kimse ama kimse bunun aksini gerçekleştiremeyecektir. Bunu romantik duygularım nedeniyle söylemiyorum. Bunu gerçegin ta kendisi bize gösteriyor. Tarih bize bir çok olayları gösterdi. Neyin hayırlı olup olmayacağını idrak etmiş bir milletin temsilcileriyiz. İdrak ettiğimiz her şeyin mesulü de öyle biziz. Bunu unutmasak iyi ederiz. Çünkü mesul olduğumuz her küçücük noktanın bile hesabını vermek zorunda kalacağız. İnsallah “imtahandan iyi not alalım” duasıyla birliğimiz, dirliğimiz Allah’a emanet olsun.

Sevil Nuriyeva 14 Şubat 2012. Kanal A Haber  http://www.kanalahaber.com/yazar/sevil-nuriyeva/basin-ozgurlugu-mu-iliskilere-tokat-mi-22875/

Bülent Pakman. Kasım 2013. İzin alınmadan, aktif link verilmeden yayımlamaz, alıntı yapılamaz.

Türkiye’de Azerbaycan Türklerine yanlışlıkla Azeri konuştukları dile de Azerice denmektedir. Azeriler İran’da yaşayan küçük bir etnik topluluktur. Doğrusu Türkiye Türklerine göre “Azerbaycan Türkleri” ve “Azerbaycan Türkçesi” olup  Azerbaycan Türklerine göre ise  “Azerbaycan Halkı” ve “Azerbaycan’ca” veya “Azerbaycan Dili”dir. Günlüklerimizde arada Azerice ve Azeri kelimelerinin kullanılmasının sebebi arama motorlarında daha çok o şekilde bulunabilmesindendir. alternatif link

Kurtlar olur çobanların koyunu
İtten öğrenirse, kendi soyunu
“Azerilik” komunizmin oyunu
Azeri değiliz, Türk oğlu Türk’üz!

Bahtiyar VAHAPZADE

AZERBAYCAN GÜNLÜKLERİ:

Bakü’ye gelmeyi düşünen Türk vatandaşlarına yardım için şahsi görüşler yanında bazı bölümleri kaynakları verilmiş yorumlu-yorumsuz alıntılarla derlenmiştir, tenkidi (eleştirel) ya da başka hiç bir amacı yoktur.  Yaşanmakta olan hızlı gelişimler sonucu çok şeyin değişmekte, güncelliğini yitirmekte olduğu da göz önüne alınmalı, burada yazılan herşeyin doğru ve aktüel olduğu düşünülmemelidir.  Kelimelerin çoklu anlamlarında ve ifadelerde tam bilgi sahibi olunmadan değerlendirmeler yapılması da yanlış anlamalara sebep olabilir. 

Başka yerlerde bana ait olarak gösterilen yazılarla ilgim yoktur. Yazılarım sadece buradadır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s