16 kere doğmuş

Bundan 22 yıl önce Thimphu civarında bir köy evinin kapısı çalınıyor.
Kapıyı çalan 3 Hintli Budisttir.
Kapıyı bir kadın açıyor ve gelenler tek kelime söylemeden bir mektup veriyor. Mektup, Hindistan’da yaşayan çok üst düzey mertebelere ulaşmış bir Budist rahipten gelmektedir.
Mektubu alan kadın, ağlamaya başlar…
Butan’da ilk gece manastırda öğrendiğimiz bu olayın peşine düşüyoruz.
Çünkü bu ipucu bizi, Budizmin en çarpıcı gerçeklerinden birine götürecek.

Başkent Thimphu’yu boydan boya geçip şehrin varoşunda küçük bir patikaya giriyoruz. Sonunda kalaslardan oluşan dar bir köprüden geçip bir bahçeye giriyoruz.
Önümüzde iki katlı bir ev duruyor. Bahçesinde yepyeni bir Toyota Land Cruiser var.
Kapıyı bir kadın ve orta yaşlı bir erkek açıyor.
Biraz sonra o kadının, bundan 22 yıl önce, üç Hintliye kapıyı açan kadın olduğunu öğreneceğiz.
Böylece, 22 yıl önce gelen mektubun sırrını da bu evde çözeceğiz.

Salona geçiyoruz. Tipik bir Anadolu evi.
Ortada alçak bir masa, yanında bir divan, birkaç koltuk.
Masanın üzerinde çerçevelenmiş iki fotoğraf duruyor.
Yan yana 4 rahip, Singapur’da gökdelenlerin önünde gülerek poz vermiş.
Sebati Karakurt’a göre fotoğraflar kolaj. Yani binaların önüne monte edilmiş.
Rahibin adı Taklung Rinpochee. En fazla 30’larının başında bir genç adam.
Anlattığına göre, Budizmin yaşayan en büyük ruhani lideri olan Dalay Lama’nın şu sıralar en gözde rahiplerinden birinin öğrencisi…
Hocasının adı Ogyen Trinley Dorje.
Tibet Budizminin en önemli okullarından birinin başında.
Kendisinin lakabı “17’nci Karmapa…” Yaşı henüz 28…

Bu evde de ısıtma yok.
Biraz sonra salonun önünde genç bir adam beliriyor.
Altında rahiplerin giydiği geleneksel kırmızı uzun etek. Üstünde ise önü boğazına kadar fermuarlı peluşumsu bir anorak.
Bize belki de kendinden yaşça küçük hocasının yazdığı İngilizce kitabın birer nüshasını hediye ediyor.
Önsözünü bizzat Dalay Lama yazmış.
Amerika’da Redlands Üniversitesi ile işbirliği yapıyorlar.
Biraz sonra tereyağlı çayımızı içerken, şu sıralarda adına bir manastır inşa edilen genç rahibin hayatını dinliyoruz.
Tabii olay, 22 yıl önce hayatını değiştiren o mektupla başlıyor.

22 yıl önce mektupla gelip çocuğu alıyorlar

Mektubu getirenler Hintli Budistlerdir.
Hindistan’da çok önemli bir manastırda çok yüksek mertebede bir Budist rahibe bir gün ilahi bir haber gelir.
Buna göre Butan’da, başkente yakın o evde “Çok özel bir çocuk doğmuştur”.
Bu çocuk ileride büyük bir ruhani usta olacaktır. Onun için evinden alınıp önemli bir dini merkezde özel olarak yetiştirilmesi gerekmektedir.
Rahipler çocuğu annesinden alıp götürmeye gelmişlerdir.
Budizmde böyle bir haber, aile için de büyük şereftir.
Rahiplerin o gün alıp götürdüğü çocuk, 22 yıl sonra memleketine dönecektir.
O çocuk şimdi sakin bir ifadeyle karşımızda oturmaktadır.
Biraz önce bize kapıyı açan kadın da artık onunla yaşamakta olan annesidir.
O gün hissettiğini soruyorum; “Çok ağladım” diyor.
O yaşta bir çocuk, başka bir ülkeden gelmiş, hiç tanımadığı bir insana nasıl emanet edilir?
Biz Batılıların bunu anlaması mümkün değil.
Budizm başka bir dünya algılaması üzerinde yaşıyor.
Buradaki üçüncü günümüzde öğrendiğimiz şey, bu gözyaşlarının, annelik üzüntüsü ile “seçilmiş” bir çocuğun annesi olmanın verdiği gururun karışımı olduğuydu.

‘Ölüler Kitabı’nın sırları

Böyle bir mertebeye ulaşacak çocuğun, geçmişte en az 16 hayatı olduğuna inanılıyor.
“Daha önceki hayatlarınızda kimler olduğunuzu biliyor musunuz?” diye soruyorum.
“Evet biliyorum” diyor ama bütün gazeteci ısrarıma rağmen fazla ayrıntı vermiyor.
“Kendinizi o hayatlarda görebiliyor musunuz” diye ısrar ediyorum. Görüyormuş.
Tabii her Budist gibi bir de bundan sonraki hayatı var.
O hayatta kim olacağını bilmiyor. Sadece Budizmin şu temel inancını tekrarlıyor:
“Bu hayatımda iyi bir insan olursam, orada da öyle yaşayacağım…”
Anladığım kadarıyla, bunlar “Tibet’in ‘Bardo Thödol’da’ (Tibet Ölüler Kitabı) kitabında” yazılanlar gibi, ruhani bir sınıfın masonik sırları olarak saklanıyor.
Ölmekte olan bir insana, bir sonraki hayatına geçişi kolaylaştırmak üzere anlatılan sırlar bunlar.
Bu konuşma bize, bir Budistin hayat ve ölüm hakkındaki fikrinin ve inancının bizimkinden çok farklı olduğunu gösteriyor.

Ertuğrul Özkök. Hürriyet. 18 Kasım 2013 makalesinin bir bölümünden alıntıdır. http://www.hurriyet.com.tr/advertorial/25130657.asp

Bülent Pakman. Kasım 2013. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden kısmen veya tamamen alıntılanamaz.

Reenkarnasyonla ilgili yazılarımız:

Twitter Widgets Facebook Widgets

kara 2Bülent Pakman kimdir   https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s