Kaşıkçı Hüseyin Ruşen Efendi

Anadolu’da Selçuklular ve özellikle Osmanlılar zamanında çok güzel tahta kaşıklar yapılmıştır. O zamanlar, Konya kaşıkları önemli bir üne sahip olmuştur. Kaşık denince akla ilk olarak Konya kaşıkları gelmeye başlanmış, zamanla Konya kaşık ve kaşıkçılığın başkenti olarak kabul edilmiştir.

Rivayete göre, Karaman’dan Konya’ya medrese tahsiline gelen talebeler boş zamanlarını kaşık yapmakla değerlendirirlermiş. Böylece hem dinlenir hem faydalı bir işle meşgul olurlar, kaşıkları, pazarlara götürürerek elde ettikleri parayla ihtiyaçlarını görürlermiş. Yerli halktan olan talebeler de zamanla bu sanatı onlardan öğrenmişler ve Konya için kaşıkçılık yerli bir sanat haline gelmiş. Zamanla esnaf birleşerek “Kaşıkçı Çarşısı” kurmuş.Uzun süre kaşık yapmaya devam eden Konyalılar 19. yüzyılın ikinci yarısında mallarını Suriye, Mısır, Tunus ve Cezayir’e göndermeye başlamışlar.

Konya Kaşıkları çok eskiden 15 değişik
şekilde yapılmakta idi. 1949’larda ise, çeşit sayısı 3’e düşen bu kaşıklar, kulaklı, düz
ve pürun adlarını almışlardır. Kaşıkların ağız kısımları da büyük ve küçük olmak üzere iki şekilde yapılmaktadır. Geleneksel Konya Kaşıkları yaygın ve sapı geniş yüzeylidir. Kaşıkların boyları ortalama 21 cm. uzunluğundadır. Tipik bir Konya Kaşığında, resim ve sözler vardır. Resimler, ağız ucuna dik gelecek şekilde yerleştirilir. Sözler merkezlenerek yazılır. Kaşığın ağız kısmının iç ve dışına genellikle çiçek motifleri basılır.

Bu çiçekler çoğunlukla buket şeklindedir. Tercih edilen çiçekler ise; gül, karanfil, lale, papatya, sümbüllerden oluşur. Kaşıkların kenar kısımlarında; geometrik desenden oluşan bir su, yaprak ve çiçek desenleri bulunmaktadır. Yine kaşıkların kenarlarında iki siyah çizgi arasında çiçek ve yaprak kompozisyonlu bir su bulunur. Sadece kenara dayanan daire, yarım daire ve aralıklı kısa çizgilerle de değişik kompozisyonlar hazırlanır. Bu tür Konya kaşıkları eskiden el sanatı olarak değer görür ve yemek yemek için kullanılmazlardı. Kaşıktaki kompozisyon kurgusu; üçlü, tek çiçek ya da tek çiçeğin etrafında çok sayıda çiçekten oluşur. Çiçekler, bir göbek etrafına dizilmiş eşit boyda taç yapraklı, yuvarlaktır. Ya da sağ ve solda uzun yapraklı elips biçiminde olabilirler. Çiçek göbekleri sarı yaldızdan oluşan tek bir noktadır. Çiçeklerin arasına düz kenarlı sivri uçla biten yapraklar yerleştirilerek buketler oluşturulur. Buketler sap bitiminden biraz önce düz bir çizgi ile bağlanmış gibi boğulur.

Eskiden Konya Kaşıklarının ağız kısmının içerisine; hat yazıları, buket şeklinde çiçekler, kelebek, arma, semazen, sikke cami, türbe, Mevlana motifleri yapılırdı. Kaşığın sırt kısmında ise, küçük çiçek motifleri bulunurdu. Kullanılan renkler mavi, yeşil, bej, siyah, altın rengiydi.

Yukarıda detayları verilen Osmanlı döneminin en iyi tahta kaşıkçı ustası öz dedem yani babamın babası Konya’lı Hatip Ruşen Efendi olarak gösterilmektedir. Yaptığı kaşıklarının özelliği kendi geliştirdiği özel boyalarla çok canlı renklerle üzerine işlediği motifler ve bunların da üzerini yine kendi geliştirdiği özel bir cila ile kaplamasıdır. Bu cila çok dayanıklı, cam gibi saydam olup boya renklerini aynen göstermekteydi.

Hüseyin Ruşen Efendi yaptığı kaşıkları  15 Nisan 1900 – 12 Kasım 1900 tarihleri arasında düzenlenen  ve 50 milyon kişi tarafından gezilen (o zamanların dünya rekoru) Paris Uluslararası Sergisine (Paris World Fair, Paris Exposition Universelle, Paris Expo olarak da adlandırılmaktadır) Konya’dan götürmüş, katıldığı bu sergide gümüş madalya (mansiyon) almıştır. Böylece Türk kaşıkları ilk kez dünyaya açılmıştır.

Paris’te aldığı Mansiyon

Yanda resmi görülen bu mansiyonun orijinalini özenle saklıyorum.

Bir ara gazetelerde Hüseyin Ruşen Efendi’nin kaşıklarını müteahhit Cevdet Ekşioğlu’nun topladığı ve koleksiyon oluşturduğu haber olarak verilmiş ve resimleri yayınlanmıştı.

Hüseyin Ruşen Efendi’den Meydan Larousse ansiklopedi Cilt 7 sayfa 65 de: “Türk kaşıklarından örnekler Hatip Ruşen Efendi tarafından Milletlerarası Paris Sergisinde (1900) sergilenmiştir” şeklinde bahsedilmektedir.

Sergi AfişiParis Expo Sergisi Yerleşim Planı

Paris Exposition Universelle 1900

Osmanlı’da Avrupa ile olan ilişkiler 19. yüzyıl sonlarında artmıştır. Bu Avrupa’nın imal ettiği kaşıkların büyük şehirlere girmeye başlamasına neden olmuştur. Böylece sofralarda geleneksel tahta ve bağa kaşıkların yerine demir kaşıklar kullanılmaya başlamıştır. Bu durum Anadolu köy ve kasabalarını fazla etkilemese de Konya kaşık piyasasını durgunlaştırmıştır. Bu durgunluk yüzünden eski zevk ve hünerler azalmıştır. Ekonomik sıkıntı, çok emek harcayıp az para
kazanmak Konya’da kaşıkçı esnafının sayısını azaltmıştır. Artık Konya’da kaşık değerli bir el sanatı değil hatıra ve hediyelik eşya olarak satılıp alınmaktadır.

Not: Konya kaşık detayları ve kaşık resimleri için “Anadolu Kaşıkları Üzerine Bir Araştırma, Şermin Yılmaz, Aralık 2007” yüksek lisans çalışmasından yararlanılmıştır.

Bülent Pakman. Eylül 2009. Güncelleme Mayıs 2010. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden alıntı yapılamaz.

Twitter Widgets Facebook Widgets

Bakü Ofis 2011Bülent Pakman kimdir    https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Konya hakkındaki diğer özel ve ilginç bilgilere  aşağıdaki  linkleri tıklayarak erişebilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s