Kaşıkçı Hüseyin Ruşen Efendi

“Anadolu Kaşıkları Üzerine Bir Araştırma, Şermin Yılmaz, Aralık 2007″den

Anadolu’da Selçuklular ve özellikle Osmanlılar zamanında çok güzel tahta kaşıklar yapılmıştır. O zamanlar, Konya kaşıkları önemli bir üne sahip olmuştur. Kaşık denince akla ilk olarak Konya kaşıkları gelmeye başlanmış, zamanla Konya kaşık ve kaşıkçılığın başkenti olarak kabul edilmiştir.

“Anadolu Kaşıkları Üzerine Bir Araştırma, Şermin Yılmaz, Aralık 2007″den

Rivayete göre, Karaman’dan Konya’ya medrese tahsiline gelen talebeler boş zamanlarını kaşık yapmakla değerlendirirlermiş. Böylece hem dinlenir hem faydalı bir işle meşgul olurlar, kaşıkları, pazarlara götürürerek elde ettikleri parayla ihtiyaçlarını görürlermiş. Yerli halktan olan talebeler de zamanla bu sanatı onlardan öğrenmişler ve Konya için kaşıkçılık yerli bir sanat haline gelmiş. Zamanla esnaf birleşerek “Kaşıkçı Çarşısı” kurmuş.Uzun süre kaşık yapmaya devam eden Konyalılar 19. yüzyılın ikinci yarısında mallarını Suriye, Mısır, Tunus ve Cezayir’e göndermeye başlamışlar.

“Anadolu Kaşıkları Üzerine Bir Araştırma, Şermin Yılmaz, Aralık 2007″den

Konya Kaşıkları çok eskiden 15 değişik şekilde yapılmakta idi. 1949’larda ise, çeşit sayısı 3’e düşen bu kaşıklar, kulaklı, düz ve pürun adlarını almışlardır. Kaşıkların ağız kısımları da büyük ve küçük olmak üzere iki şekilde yapılmaktadır. Geleneksel Konya Kaşıkları yaygın ve sapı geniş yüzeylidir. Kaşıkların boyları ortalama 21 cm. uzunluğundadır. Tipik bir Konya Kaşığında, resim ve sözler vardır. Resimler, ağız ucuna dik gelecek şekilde yerleştirilir. Sözler merkezlenerek yazılır. Kaşığın ağız kısmının iç ve dışına genellikle çiçek motifleri basılır.

 Bu çiçekler çoğunlukla buket şeklindedir. Tercih edilen çiçekler ise; gül, karanfil, lale, papatya, sümbüllerden oluşur. Kaşıkların kenar kısımlarında; geometrik desenden oluşan bir su, yaprak ve çiçek desenleri bulunmaktadır. Yine kaşıkların kenarlarında iki siyah çizgi arasında çiçek ve yaprak kompozisyonlu bir su bulunur. Sadece kenara dayanan daire, yarım daire ve aralıklı kısa çizgilerle de değişik kompozisyonlar hazırlanır. Bu tür Konya kaşıkları eskiden el sanatı olarak değer görür ve yemek yemek için kullanılmazlardı. Kaşıktaki kompozisyon kurgusu; üçlü, tek çiçek ya da tek çiçeğin etrafında çok sayıda çiçekten oluşur. Çiçekler, bir göbek etrafına dizilmiş eşit boyda taç yapraklı, yuvarlaktır. Ya da sağ ve solda uzun yapraklı elips biçiminde olabilirler. Çiçek göbekleri sarı yaldızdan oluşan tek bir noktadır. Çiçeklerin arasına düz kenarlı sivri uçla biten yapraklar yerleştirilerek buketler oluşturulur. Buketler sap bitiminden biraz önce düz bir çizgi ile bağlanmış gibi boğulur.

“Anadolu Kaşıkları Üzerine Bir Araştırma, Şermin Yılmaz, Aralık 2007″de

Eskiden Konya Kaşıklarının ağız kısmının içerisine; hat yazıları, buket şeklinde çiçekler, kelebek, arma, semazen, sikke cami, türbe, Mevlana motifleri yapılırdı. Kaşığın sırt kısmında ise, küçük çiçek motifleri bulunurdu. Kullanılan renkler mavi, yeşil, bej, siyah, altın rengiydi.

Osmanlı’da Avrupa ile olan ilişkiler 19. yüzyıl sonlarında artmıştır. Bu Avrupa’nın imal ettiği kaşıkların büyük şehirlere girmeye başlamasına neden olmuştur. Böylece sofralarda geleneksel tahta ve bağa kaşıkların yerine demir kaşıklar kullanılmaya başlamıştır. Bu durum Anadolu köy ve kasabalarını fazla etkilemese de Konya kaşık piyasasını durgunlaştırmıştır. Bu durgunluk yüzünden eski zevk ve hünerler azalmıştır. Ekonomik sıkıntı, çok emek harcayıp az para
kazanmak Konya’da kaşıkçı esnafının sayısını azaltmıştır. Artık Konya’da kaşık değerli bir el sanatı değil hatıra ve hediyelik eşya olarak satılıp alınmaktadır.

Yukarıda detayları verilen Osmanlı döneminin en iyi tahta kaşıkçı ustası öz dedem, babamın babası Konya’lı Hatip Ruşen Efendi olarak gösterilmektedir. Yaptığı kaşıklarının özelliği kendi geliştirdiği özel boyalarla çok canlı renklerle üzerine işlediği motifler ve bunların da üzerini yine kendi geliştirdiği özel bir cila ile kaplamasıdır. Bu cila çok dayanıklı, cam gibi saydam olup boya renklerini aynen göstermekteydi.

Hüseyin Ruşen Efendi’nin kaşığı (Mediha Ölmez Gültek koleksiyonundan)

Hüseyin Ruşen Efendi yaptığı kaşıkları  15 Nisan 1900 – 12 Kasım 1900 tarihleri arasında düzenlenen  ve 50 milyon kişi tarafından gezilen (o zamanların dünya rekoru) Paris Uluslararası Sergisine (Paris World Fair, Paris Exposition Universelle, Paris Expo olarak da adlandırılmaktadır) Konya’dan götürmüş, katıldığı bu sergide gümüş madalya (mansiyon) almıştır. Böylece Türk kaşıkları ilk kez dünyaya açılmıştır.

Hüseyin Ruşen Efendi’nin Paris’te aldığı Mansiyon (Bülent Pakman koleksiyonundan)

Hüseyin Ruşen Efendi’nin kaşığı (Mediha Ölmez Gültek koleksiyonundan)

Hüseyin Ruşen Efendi’den Meydan Larousse ansiklopedi Cilt 7 sayfa 65 de: “Türk kaşıklarından örnekler Hatip Ruşen Efendi tarafından Milletlerarası Paris Sergisinde (1900) sergilenmiştir” şeklinde bahsedilmektedir.

Sergi Afişi

Paris 1900 Dünya Fuarı afişi

Paris Expo Sergisi Yerleşim Planı

Paris Exposition Universelle 1900

 

Hüseyin Ruşen Efendi’ye 1327 – 1911 yılında katıldığı Bursa sergisinde Padişah V. Mehmed (Sultan Reşad) tarafından madalya verilmiştir.

Hüseyin Ruşen Efendi’ye 1327 – 1911 yılında Bursa sergisinde Padişah V. Mehmed (Sultan Reşad) tarafından verilen madalya (Hüseyin Ölmez koleksiyonundan)

Hüseyin Ruşen Efendi’ye 1327 – 1911 yılında Bursa sergisinde Padişah V. Mehmed (Sultan Reşad) tarafından verilen madalya (Hüseyin Ölmez koleksiyonundan)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ailesi

Hüseyin Ruşen Efendi’nin ailesi. Soldan sağa: ayaktakiler; gelini Şerife Pakman, oğlu Kazım Pakman,  torunları Sare Bolayır, Nezihe Başaran, Reşide Çokşen oturanlar; kızı Zeliha Ertüzün, eşi Ayşe, kızı Sıdıka Ertüzün (Bülent Pakman albümünden)

Konya Köprübaşı mahallesi, Fenni Fırını karşısındaki evlerinde yaşamış olan Hüseyin Ruşen Efendi ve eşi Ayşe hanım’ın Zeliha Ertüzün, Sıdıka Ertüzün, Mediha Ölmez, İhsan Erdöl ve Kazım Pakman olmak üzere üçü kız ikisi erkek beş çocukları olmuştur.  Hiçbiri hayatta değildir. Oğlu Kazım Pakman (1910-1962) Ziraat Bankası’nın Cumhuriyet dönemi  1937 – 1950 arasında ilk müfettişlerindendi.

Hüseyin Ruşen Efendi’nin damatları şekerci Saffet Ertüzün, Nesip Ertüzün kardeşler (İclal Usman albümünden)

İki damatları Nesip Ertüzün ve Saffet Ertüzün kardeş olup Konya’nın eski ve ünlü şekercilerindendiler.

Kendisinin 1920 eşinin 1950 lerde vefat ettiği tahmin edilmektedir.

Hüseyin Ruşen Efendi’nin oğlu Kazım Pakman 1926 (Bülent Pakman albümünden)

 

Hüseyin Ruşen Efendinin kızı Zeliha Ertüzün, torunu Reşide Çokşen, gelini Şerife Pakman, oğlu Kazım Pakman (Bülent Pakman albümünden)

Kaşıkçı Hüseyin Ruşen Efendi’nin damadı Hüseyin Ölmez (Mediha Ölmez Gültek’ten)

Hüseyin Ruşen Efendi’nin torunu Dr. Sabri Ertüzün ve oğlu Kazım Pakman (Bülent Pakman albümünden)

Kaşıkçı Hüseyin Ruşen Efendinin torun düğünlerinden:

Hüseyin Ruşen Efendi’nin torunları Seniha Ertüzün ve Radyoloji uzmanı Dr. Süleyman Ertüzün (İclal Usman albümünden)

Soldan sağa ayaktakiler: Bülent Pakman (torun), Nafiz Ölmez (torun), misafir, Müjgan Kafalıer, Ülkü Çakmak, Reşide Çokşen (torun), Ayla Halıcı,  Şerife Pakman, Lütfiye Yaylacı, Belma Tüzün (torun), Hacı Emin Obalar.  Oturanlar Mediha Ölmez (Hüseyin Ruşen Efendinin kızı), Bilge Özbezeyen (torun), Sadettin Özbezeyen, Ayşe Karakaya, Sare Obalar (torun) (Bülent Pakman albümünden)

Ayakta: soldan üçüncü İclal Usman (torun), Avukat Fakir Usman. Oturanlar: soldan Sıdıka Ertüzün (Hüseyin Ruşen efendinin kızı), Işık Ertüzün, Diş hekimi Nihat Ertüzün (torun) (İclal Usman albümünden)

Soldan: Sadettin Özbezeyen, Senem Oymakaş, Oya Aktan, Müjgan Ölmez, Süleyman Ölmez (torun), Dilek Pakman, Bülent Pakman (torun), Bilge Özbezeyen (torun), Melek Ölmez, Nafiz Ölmez (torun), Belma Tüzün (torun) (Bülent Pakman albümünden)

Soldan sağa ayaktakiler Celal Ertüzün, Şekerci Saffet Ertüzün (Hüseyin Ruşen Efendi’nin damadı), Şekerci Nesip Ertüzün (Hüseyin Ruşen Efendi’nin damadı), Raşit Usman, Diş hekimi Nihat Ertüzün (torun), Mehmet Başaran Oturanlar: Ulviye Ertüzün, Sıdıka Ertüzün (Hüseyin Ruşen Efendi’nin kızı), Zeliha Ertüzün (Hüseyin Ruşen Efendi’nin en büyük kızı), İclal Usman (torun), Avukat Fakir Ertüzün, Mutahhara Usman, Nezihe Başaran (torun) (İclal Usman albümünden)

Hüseyin Ruşen Efendi’nin yaşayan en büyük ve en küçük iki torununun buluşması 13 Ocak 2018 Konya

Kaşıkçılar Soyağacı (büyütmek için üzerini 1 ya da 2 kez tıklayın)

Not: Konya kaşık sanatı bilgileri için “Anadolu Kaşıkları Üzerine Bir Araştırma, Şermin Yılmaz, Aralık 2007” yüksek lisans çalışmasından yararlanılmıştır. Resim kaynakları  altlarında verilmiştir.

Bülent Pakman. Eylül 2009. Son güncelleme Ocak 2018.  İzin alınmadan ve aktif link verilmeden alıntı yapılamaz.

Bakü Ofis 2011Bülent Pakman kimdir    https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Konya hakkındaki diğer özel ve ilginç bilgilere  aşağıdaki  linkleri tıklayarak erişebilirsiniz.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s