Sultan 2. Abdülhamid han

Dinciler Atatürk’e alternatif olarak Osmanlı padişahı 2. Abdülhamid’i getirmeye çalışıyorlar. Ancak Abdülhamid, Atatürk’ün “a”sı bile olamamıştır. Sultan Abdülhamid yanlışlıkları, beceriksizlikler, korkaklıkları, öngörüsüzlükleri, başarısızlıkları, koltuğunu düşünmesi sonucu ülkeye yaşattığı felaketlerle dolu bir yönetim örneğinden öteye gidememiştir.

Dinciler Abdülhamid’i yüceltmek için GATA’ya onun adını verirken onun rom içtiğini görmezden gelirler. Bu konu ayrı bir yazımızda işlenmiştir OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN

Dincilerin  kendilerinden olarak gördükleri Mehmet Akif şiirlerinde 2. Abdülhamid bakın nasıl tanımlamıştır:

Ah o Yıldız’daki baykuş
Nasihatim sana: Herzeyle iştigâli (zevzeklikle uğraşmayı) bırak;
Adamlığın yolu nerdense, bul da girmeye bak….
Adam değil misin, oğlum: Gönüllüsün semere;
Küfür savurma boyun kestiğin semercilere…
Düşürdün milletin en kahraman evlâdını ye’se…
Ne mel’unsun ki rahmetler okuttun rûh-i İblis’e…
Kafes ardında hanımlar gibi saklıydı Hamid,…
Dedim ki: “Bunca zamandır nedir bu gizlenmek?
Biraz da meydana çıksan da hasbihâl etsek.
Adam mı, cin mi nesin? Yok ne bir gören; ne eden;
Ya çünkü saklanıyorsun bucak bucak bizden.
Değil mi saklanıyorsun, demek ki: Korkudasın;
Ya çünkü korkan adamlar, gerek ki saklansın.
Değil mi korkudasın var kabâhatin mutlak!”
Ah efendim, o herif yok mu, kızıl kâfırdi:…
Çünkü bir şey tanımaz, her ne desen münkirdi (inkar ederdi)
Ne edeb der, ne hayâ der, ne fâzîlet, ne vakar;
Geyirir leş gibi, mu´tâdı değil istiğfar: (özür dileme alışkanlığı yok)
Aksırır sonra, fütûr etmiyerek burnumuza…
Yutarız, çare ne, mümkün mü ilişmek domuza
Savurur balgamı ta alnımızın ortasına,
Tükürürmüş gibi taşlıktaki tükrük tasına!

Zaten Mehmet Akif’i bilenler, araştıranlar onun dinci falan olmadığını anlayabilirler. Aşağıdaki yazılarımızda örnekleri verilmiştir:

Mehmet Akif Mısır’a niye gitmiş?

Mehmet Akif’in Türkçe Kur’an meali

En belirgin örnek; belge, kaynak olmadan her önüne gelene iftira atan, rant için dinci görünen fesli bunağın Mehmet Akif’e “Serserinin teki” demiş olmasıdır.

AKP hükûmetlerinde Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı görevlerinde bulunmuş olan Atılım Üniversitesi Öğretim Üyesi Hüseyin Çelik ülkeyi en çok borca sokan Sultan Adülhamid’in zamanındaki Düyun-u Umumiye’yi ve Kıbrıs’ın İngilizlere asıl satıldığını MedyascopeTV’de anlatıyor:

Sultan Abdülhamid’in İslamcılık politikası pragmatist bir politikadır. Bu politika onun ‘dindarlığından kaynaklanan, böyle yüce İslami değerlere sahip olmasından veya halife misyonundan kaynaklanan bir şeyden’ kaynaklanmıyor. O gün diyelim İngilizlere karşı bir koz kullanması gerekiyor. Dünyadaki Müslümanları İngilizlere karşı nasıl bir koz olarak kullanırım gibi bir çaba var. Yoksa Sultan Abdülhamid’in İslamcılık politikası saf dini duygulardan kaynaklanan bir şey değil. Daha çok siyasi bir projedir.

Abdülhamid’in dindarlığını bugünkü dindarlıkla dincilik gibi değerlendirebilirsiniz. Dindar adam dini için kendi feda eder. Ama dinci kendi dünyası için dini tepe tepe kullanır. Sultan Abdülhamid’i sevenler bu sözlerimden hoşlanmayacaktır ama onun İslamcılık politikası veya İttihad-ı İslam politikası böyle bir politikadır. Saf, samimi duygulardan kaynaklanan bir şey değil.

Sultan Abdülhamid’le ilgili bazı efsaneler var. İşte Sultan Abdülhamid bir karış toprak kaybetmedi, işte devleti borç harca sokmadı, Filistin’de siyonizme geçit vermedi, şunu yaptı, bunu yaptı şeklinde. Ahmet’in Mehmet’in yazdığından bağımsız olarak bizatihi gördüğüm arşiv belgelerinden yola çıkarak söylüyorum, bunların hepsi efsanedir.

Genellikle tek adam özlemi içerisinde olan kimseler ki bu Abdülhamid’de cinnet derecesindedir, hiç kimseye güvenmiyor, Bab-ı Ali dediğimiz bir devlet bürokrasisi var. Hakikatten kerli ferli devlet adamları da var. Sultan Abdülhamid bunları elinin tersiyle kenara itiyor, yönetim ağırlık merkezi olarak Yıldız’a taşıyor. Yani Saray’a taşıyor. Dediğim gibi tek adam özlemi içerisinde olanlar, kendilerini iktidar yapanları en kısa zamanda ellerinin tersiyle kenara iterler, onlardan kurtulurlar veya bir şekilde onları ‘hal’lederler.

Sultan Abdülhamid darbecilerle yaptığı pazarlık sonucu padişah oluyor. Padişah olduktan sonra da Mithat Paşa’dan kurtulmak oluyor.

Bizim İslam tarihinde maalesef kahramanlarla hainler yer değiştirir. Devir gelmiş hain kahraman olmuş, kahraman hain olmuş. Mesela, Saltanat ortak kabul etmez, saltanat itiraz kabul etmez. Ve kesinlikle çatlak ses istemez.

Abdülhamid’le ilgili söylememiz gereken en önemli mesele şudur bence: Sultan Abdülhamid, uyguladığı baskıcı yönetimden dolayı münafık bir toplum oluşturmuştur. Dönemin İslamcı aydınlarının neredeyse hepsinin Abdülhamid’e karşı olmasının gerekçesi de budur. Kimdir bu karşı olanlar? Filibeli Ahmet Hilmi Efendi, Babanzade Ahmet Naim Efendi, İzmirli İsmail Hakkı, mesela Ferit Kam, Eşref Edip, mesela Mehmet Akif Ersoy, mesela Elmalılı Hamdi Yazır, mesela Bediüzzaman Said Nursi. Bunların hepsi Sultan Abdülhamid’e karşıdır. Sebep de şudur: O kadar baskıcı bir yönetim oluşturdun ki insanları muhbir ve jurnalci yaptın. Saray’a bakıyorsun, hiç akla hayale gelmeyen adamlar başkasının felaketine yol açacak şekilde jurnaller veriyor ve padişahın gözüne girmeye çalışıyor.

Siz insanlara kendi ülkelerinde kendilerini ifade etme hakkı vermezseniz, iki şey olur. Ya yer altına inerler, ya da yurtdışına çıkarlar. Genellikle dikta yönetim kuranların hepsi devletin bekası gibi bir şeyi esas alır. İster devletin bekası için ister saltanatın bekası için, ister şahsının ve ailesinin bekası için, hiç kimse istibdadı meşru ve mazur gösteremez. Siz insanları hapishaneye tıkarak ‘ben onları zaptu rapt altına alıyorum’ dediğiniz zaman önemli olan insanlar hür oldukları zaman onları idare edebilmektir esas olan.

Sultan Abdülhamid İngiliz Büyükelçisi’ne dizide tokat atıyor değil mi? İlk defa Sultan Vahdettin’den önce İngilizlere sığınan Osmanlı padişahı Sultan Abdülhamid’dir. 1878’deki Çırağan Baskını’ndan sonra İngiliz Büyükelçisi’ni huzuruna çağırıyor ve diyor ki ‘Bu sadece Ali Suavi ve birkaç yüz muhacirin yapacağı bir şey değil, bunların arkasında ordu var. Bana ve aileme karşı daha ileri bir hareket yapılırsa İngiltere beni korur mu’ diyor…4 Haziran 1878’de Sultan Abdülhamit’in talimatıyla biz Kıbrıs’ı İngiltere’ye verdik

Sultan Abdülhamid Osmanlı tarihinin en zengin padişahıdır. Ülkenin neresinde önemli bir toprak varsa, bir çiftlik, bir bir şey varsa Sultan Abdülhamid kendi üzerine geçirmiş. Vefat ettiği zaman İttihatçılar bütün o malları alıp hazineye devrettiği için vefatından sonra hiç miras kalmamış.

Sultan 2. Abdülhamid Theodor Herzl’i kovdu mu? Yanıtını Alper Aksoy anlatıyor:

Yaygın inanış:  “Dünyayı kana boyayan Siyonizm’in kurucusu Theodor Herzl, ilk Yahudi devleti fikrini ortaya atmış ve gözünü Osmanlı Devleti sınırları içerisindeki Filistin’e dikmişti, Sultan 2. Abdülhamid Han’dan Filistin’i isteyen Herzl’in teklifi reddedildi ve huzurdan derhal kovuldu.” Gerçek acaba böyle miydi?

Mecidiye Nişanı Verilme Olayı: Yahudilerin Filistin’e yerleşmesi için çabalayan Herzl, 17 Mayıs 1901 tarihinde Osmanlı Padişahı II. Abdülhamid ile görüştü. Bu görüşmede Herzl’e bir Mecidiye Nişanı verildi. Konu hakkında Daily Mail gazetesine konuşan Herzl görüşmeden duyduğu memnuniyeti vurgulamış ve Yahudilerin II. Abdülhamid’den “daha iyi bir dost ve seveni olmadığını” ifade etmişti.

Huzurdan Kovulma Gerçek Dışıdır: Herzl, Sultan Abdülhamit’e 16 Şubat 1902’de gönderdiği bir mektupta bu görüşmenin ayrıntılarını hatırlatıyordu: “Majesteleri, memleketinde yaşayan Yahudilere gösterdiği âlicenaplığı mazlum ve mağdur durumda bulunan diğer Yahudilere de göstermekte, onları bir peder gibi himaye altına almakta ama toplu olarak bir yerde yaşamaları yerine, değişik bölgelerde bulunmalarına izin vermektedirler” diye yazdı.

Bu mektup da gösteriyor ki Herzl’in huzurdan kovulması kocaman bir yalandır. Ayrıca verilen Mecidiye Nişanı da görüşmenin muhtevasına ışık tutmaktadır.

O yıllarda Osmanlı Devleti’nin dış borçlar altında kıvrandığını biliyoruz, Sultan Abdülhamit’in Yahudi bankerlerden borç aldığı da tarih arşivlerinde duruyor. Herzl’e verilen Mecidiye nişanı doğrusunu söylemek gerekirse benim midemi bulandırıyor. Tarih konusunda bilmediğimiz karanlık sayfalar var. İşte onlardan biri de Abdülhamit-Teodor Herzl görüşmesidir. Sultan Abdülhamit gerçeği de hurafeler arasında kaybolmuştur.

Başka bir ezber bozan bilgi: Osmanlı tebaası Yahudilerin Filistin’den toprak satın almasına izin veren meclis kararı Abdülhamit döneminde çıkarılmış, İttihat Terakki tarafından Abdülhamit düşürüldükten sonra yürürlükten kaldırılmıştır. Ülkemizde Abdülhamit’in “Göksultan”, İttihatçıların tu kaka ilan edilmesi Siyonist propagandanın ürünüdür. Türk kamuoyu bilmese de Siyonistler gerçeği biliyorlar.

Kaynaklar:

Mehmet Akif Ersoy Şiirleri

Eski Bakan Çelik AKP’nin ‘Abdülhamid’ tabusunu yıktı: O da İngilizlere sığındı. Yavuz Genç 13 Şubat 2021. https://kronos34.news/tr/eski-bakan-huseyin-celik-ii-abdulhamid-donemini-anlatti-dikta-yonetim-kuranlar-beka-der/

Alper Aksoy. Facebook Sayfası. 17 Mayıs 2021. https://www.facebook.com/profile.php?id=100009026428355

Bülent Pakman Eylül 2016. Son güncelleme Mayıs 2021. İzin alınmadan, aktif link verilmeden alıntılanamaz.

2. Abdülhamid ile ilgili yazılarımız:

Sultan 2. Abdülhamid han

33 Yıllık Abdülhamid devrinin ekibi 

Abdülhamid “Yahudiler, Mezopotamya’ya yerleşsinler” demiş

II. Abdülhamid’in utanç anıtı

Abdülhamit’in çürüttüğü donanma

Sultan Abdülhamid İngiltere’ye niçin sığındı?

Sultan Abdülhamid’in idam ettirdiği er Halim ve er Abbas

Bakü Ofis 2011Bülent Pakman kimdir?