Azerbaycan’da Türk Şehitlikleri

Yolun kenarında tenha bir mezar
Üstünde ne adı ne soyadı var
Yolcu arabayı durdur bu yerde
Bir sor kimdir tenha kabirde
O bir Türk askeri kahraman metin
O, öz kardeşine yardıma geldi
Kurşuna dizilen milletimizin
Haklı savaşına yardıma geldi
Uzaktan ses verip sesine geldi
O dönmedi ülkesine
Düşman sağlarını o soldan sağa
Biçti dostlarıyla cepheyi yardı
Toprağın yolunda düştü toprağa
Senin toprağın sana geri verdi
Kendi koruduğu hem can verdiği
Yolun kenarında defnedildi o
Uğrunda canını kurban verdiği
Toprağı kendine vatan bildi o
Yolcu, arabayı bu yerde eğle
O mezar önünde sen tazim eyle
El aç, dua eyle onun ruhuna
Ayak bastığın yer borçludur ona
Bahtiyar Vahapzade

Azerbaycan’ın birçok yerindeki mezarlarda Maraşlı, Karslı, Çorumlu, Adanalı, Konyalı, Diyarbakırlı, Balıkesirli Bosna’lı, Bulgaristan’lı, Kırım’lı şehit isimleri yer alır.

Onbaşı Mirza Halil (Samsun), piyade er Mustafa (Kayseri), Veysi oğlu er İsmail (Bartın), Abdurrahman oğlu er Osman (Denizli), Zalifi oğlu er Zalifi (Diyarbakır), Ferhat oğlu er Emin (Edirne), Şaban oğlu er Abdurrahman (Halep), Davut oğlu er Mustafa (Kırşehir), Hüseyin oğlu er Hadis (Sinop)… Maraşlı, Karslı, Çorumlu, Adanalı, Konyalı, Balıkesirli, Bosna’lı, Bulgaristan’lı, Kırım’lı, Azeri, Dağıstanlı, Kerküklü… 1130 şehit oralara neden gitmişlerdi?

27 Şubat 1917 Devrimi ile Rusya’daki Çarlık rejiminin yıkılması sonucu Rus Kafkas Ordusu dağıldı. 2 Kasım 1917’de Bakü’de Daşnak Stepan Şaumyan başkanlığında Bolşevik yanlısı Bakü Sovyeti hükümeti kuruldu. Kafkasya’da Ermeni tedhiş ve mezalimi gittikçe artmaya başladı. 30 Mart – 3 Nisan 1918 tarihleri arasında Bakü ve civarında Bolşevik Bakü Sovyeti ve Stephan Şaumyan komutasındaki Ermeni Devrimci Federasyonu kuvvetleri arasında meydana gelen çatışmalar sırasında Azerbaycanlı  sivillere yönelik katliamda, Azerbaycan Türkü ve diğer müslüman halk mensupları katledildi. Ölü sayısı 15 000 olarak belirtildi.  Olay Azerbaycan tarihine “Mart Kırgını” olarak geçti. 23 Nisan 1918’de Daşnak Stephan Şaumyan Quba’yı ele geçirdi ve katliam yaptı. Osmanlı 3. Ordusu  Vehib (Mehmet Vehib Kaçı) paşa komutasında Ermenilerin Türklere karşı saldırı ve katliamlarına son vermek amacıyla 7 Şubat 1918 de harekete geçti. Bir taraftan da Azerbaycanlı, Kerküklü ve Dağıstanlı gönüllülerden oluşan Kafkas İslam Ordusu kuruldu, başına Nuri (Killigil) Paşa geçti. Üç Osmanlı tümeninden (12,000 – 14,000) oluşan orduya Dağıstanlı (4. tümen) ve Azerbaycan Türkleri (5. tümen) gönüllülerinin katılımıyla toplam 20,000 civarında bir güce erişildi. Türk Ordusu – Kafkas İslam Ordusu Birleşik güçleri 12 Haziran 1918 de Gence’de harekatı başlattılar. Mehmetçik ilk kez bu tarihte Gence‘de şehit düştü. 16 Haziranda Kürdemir etrafında Ermeni birlikleri ile Kafkas İslâm Ordusu’nun 10. Alayı arasında cereyan eden muharebede Kafkas İslâm Ordusu, ciddî kayıplar verdi. 16-18 Haziran savaşında gerek Türk Ordusundan yardıma gelenler ve gerekse Kafkas İslâm Ordusu’ndan 122 şehit verildi ve 121 kişi yaralandı.

Türk ordusu Göyçay, Aksu, Kürdemir ve Şamahı istikamelerinde taarruzla 15 Eylül 1918’de Bakü’yü daha sonra Karabağ ve Dağıstan’ı düşman işgalinden kurtardı. Harekat sonunda 1130 şehit verildi. Bu konudaki ayrıntılı yazımızı  OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN.

Çatışmaların meydana geldiği değişik bölgelerde, bölge halkı tarafından Türk kabri olarak adlandırılan mezarlar bulunmaktadır. Eskiden bölge halkının bu mezarlarda yatanlar hakkında çok da fazla bir bilgileri yoktu. Zira bölge halkının anlattıklarına göre, Azerbaycan’ın Sovyet hâkimiyetinde kaldığı 70 yıllık süre zarfında bu mezarlar ve orada yatan şehitlerimiz hakkında kendilerine, özellikle bilgi verilmemiş, hatta resmi mekânlarda bunlar hakkında konuşmak yasaklanmıştı. O dönemde resmi olarak bilinen tek şey, bu mezarların Türklere ait olmasıydı, hepsi o kadar. Ancak bununla birlikte, evlerde gizliden gizliye burada yatan zatların, 1918 yılında kendilerini Rus ve ermeni işgalinden kurtarmak için yardıma gelen kahraman Türk askerleri olduğu konuşulmaktaydı.

Azerbaycan’ın 1991 yılında bağımsızlığını kazanmasının hemen ardından, bölge halkının da yardım ve destekleri ile ülkede bulunan Türk şehitlerine ait mezarlar tespit edilerek, Azerbaycan devletinin de katkılarıyla Türk Büyükelçiliği tarafından koruma altına alınarak ve restore edilerek birer şehitlik haline dönüştürüldü.

Bakü Şehitliği

Bakü’de şehit olanların çoğu,  yüksek bir tepede Bakü Çember-i Kent Mezarlığı’na defnedilmişti. Sovyet dönemine ait 1930’lu yıllarda mezarlık parka, eğlence mekânına dönüştürüldü. Dağüstü Parkı denen bu mekâna Azerbaycan Komünist Parti rehberi Sergei Kirov’un adı verildi, Kirov Luna Parkı denildi, Kirov’un heykeli dikildi. Bir restoran ve diskoteğin yanı sıra hayvanat bahçesi yapıldı.

SLIDESHOW:

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bakü’deki Türk Şehitleri Plaketleri

Bugün Şehitler Hıyabanı (Yolu) denen bu şehitler tepesinde  SSCB’nin dağılmasından sonra Türk Genelkurmayının 15 Eylül 1999 da yaptırdığı bir anıt ile  bir de cami bulunuyor. Cami Osmanlı mimarisinde Türkiye Diyanet vakfı tarafından inşa edilmiştir. Bakü’de ve Azerbaycan’ın diğer yörelerindeki çatışmalarda şehit olan 1130 Türk askerinin anısına yapılan Şehitler Anıtındaki plaketlerde, tüm şehitlerin isimleri ve memleketleri yazılı olup Türkiye ve Azerbaycan Bayrakları direklerde beraber dalgalanmaktadır.

Şehitlik kitabesinde şu ifadeler yer almaktadır;

25 Mayıs – 17 Kasım 1918 tarihleri arasında cereyan eden Kafkas Harekâtında Nuri Paşa komutasındaki Türk Kafkas Ordusu, Gence, Göyçay, Aksu, Kürdemir ve Şamahı istikametinde taarruzlarına devamla 15 Eylül 1918 tarihinde Bakü’ye girerek önce Azerbaycan’ı; müteakiben devam eden muharebeler neticesinde Karabağ ve Dağıstan’ı düşman işgalinden kurtarmıştır.

Bu harekâtta kahraman Mehmetçik, Azerbaycan’ın bağımsızlığı uğrunda Azerbaycanlı Türk kardeşleri ile omuz omuza savaşmış ve 1130 şehit vermiştir. Onlar Azerbaycan’ın her yerinde birçok isimsiz mezarda ikinci vatanlarında yatmaktadır.

İşte bu anıt, kardeşlik uğrunda canlarını seve seve feda edip “Ayrılırmı gönül candan, Türkiye Azerbaycan’dan” düsturunu yüreklerimizde perçinleyen, o muhteşem askerlerin, şehit Mehmetçiklerin anısına dikilmiştir.

Bakü Merkezi Klinik Hastanesinde yatan şehitler

Bakü Şehitliğinin yakınında Bakü Milli Meclis karşısındaki Merkezi Klinik Hastanesinde  Sivaslı Halil Oğlu Mustafa ile Sivaslı Osman Oğlu Ahmet’in mezarları bulunmaktadır. Biraz kenarda ve biraz da gözden ırak olduduğu için çoğu insanın dikkatinden kaçar. Hastanenin bahçesinde selvi ağaçlarının altında baş taşlarında adları, memleketleri ve şunlar yazılı 1917 yılında   Ermenilerin Bakü’yü işgali sırasında Azerbaycanlı kardeşlerinin yardımına gelen  Osmanlı Kafkas İslam Ordusunun askerleri. Ruhlarına fatiha.

Göyçay-Karameryem Türk Şehitliği

Göyçay Şehitliği

27 Haziran 2018’de ansızın taarruza geçen Ermeni birlikleri, Karameryem-Göyçay karayolu boyunca Türk Ordusu ile yüz yüze geldiler. Türk birlikleri hücuma geçerek düşmanı 3 km geriye atıp bozgun şekilde doğu istikametinde kaçmasını sağladılar. Panik içinde kaçan düşman askerleri karşılarına çıkan Aksu (Ağsu) kasabasını tamamen yakıp yok ettiler. Göyçay Savaşı, Türk Ordusu için ve Azerbaycan için çok önemli sonuçlar ortaya çıkarmıştı. 29 Hazirandaki savaş ise bu başarıyı daha da artırdı. 30 Haziranda Ermeniler Karameryem ve Göyçay’dan tamamen çıkarıldı. 1 Temmuzda sona eren bu savaş, Kafkas İslâm Ordusunun ilk ciddî başarılı harekâtı olarak kabul edilir.

Bığır Köyü yakını bulunan Göyçay Türk Şehitliği, bu muharebelerde şehit olan 13 subay ve 235 erin anısına yapılmıştır. Şehitlik anıtı 13 Eylül 2002’de inşa edilmiştir. Şehit Kadir Efendi mezarı, 18 Temmuz 2002 tarihinde Bığır köyü sakinlerinden Hacıbala Şirinoğlu vasıtası ile tespit edilmiştir. Mezar Kürdemir’e kadar olan arazinin en hakim sırtlarındadır. Hemen önünden akan derenin ismi Acıdere’dir. Dağın ismi halk arasında Kadir Efendi dağı olarak adlandırılmıştır. Bu mezar ile ilgili Bığır köyü halkından olan aynı tarihli gazetede “Milletim Menim (Benim)” isimli şiiri yayınlanan Xanlar Soltan oğlu Memmedov isimli ortaokul öğretmeni de, Azerbaycan halkı tarafından Türk askerlerine karşı duyulan minnettarlığı çok veciz bir şekilde dile getirmektedir;

Milletim Menim
Temiz Müselmandır yer üzünde Türk
Ezeli adetin eylemeyib terk.
Quranı, sünneti yaxşı edir derk,
Hele yanılmayıb milletim menim,
Vardır Türk Xalkına minnetim menim.
Olub kömeyimiz (yardımcımız) daim Türk bizim,
Anımız olmayıb heç vaxt tek bizim.
Düzdür kestiğimiz düz-çörek bizim,
Yaxşılıq itirmez milletim menim,
Soy köküm, mezhebim, ümmetim menim.
Tarihte olursa hansı bir tedbir,
Türk xalqı olubtur bizimle elbir.
Bunu hamı bilir, deyildir bu sirr,
Türkle desteklenib milletim menim,
Soy köküm, mezhebim, ümmetim menim.
Xalqımız teklenib düşende dara,
18-de geldi Türkler Bığıra.
Çoxu şehit oldu döyüşden sonra,
İtirmez bu haqqı milletim menim,
Soy köküm, mezhebim, ümmetim menim.
Allah qatındadır şehidin yeri,
Bığırda uyuyor onlardan biri.
Qedir efendidir diller ezberi,
Borçludur ruhuna milletim menim,
Soy köküm, mezhebim, ümmetim menim.
Qedir efendidir ilk şehidimiz,
Millet qahramanı Türk igidimiz.
Mezarı olubtur bir and yerimiz,
Mezarı mügeddes milletim menim,
Artsın ilden ile (yıldan yıla) şöhretin senin.
Her Türk şehidine yapaq abide,
Yâddan çıxarmayaq onları birde.
Unutub düşmeni, düşmesin derde,
Deyirem bir daha milletim menim,
Soy köküm, mezhebim, ümmetim menim.

Mustafa Çavuş mezarı

Mustafa Çavuş şehit mezarı Ismayıllı Rayonu Mollaisalı köyü yolunun doğusunda, yola 90 km. mesafededir. Şehit mezarı önceden demir korkuluklar ile çevrilmiş ve mezar taşı dikilmiştir. Bakımsız olarak bulunmasına rağmen köylülerce korunmuştur. Köy yolu yapımında kaldırılarak üzerinden yolgeçirilmek istenmiş ancak köylüler müsaade etmemişlerdir. Mustafa Çavuş Şehit Mezarı ile ilgili çalışmalar 13 Eylül 2002’de tamamlanmıştır.

Mustafa çavuş hakkında da bölge halkının maalesef çok fazla bilgilerinin olmadığı görülmüştür. Bölge halkı, burayı uzun zamanlar sadece, Türk mezarı olarak bildiklerini, aile içindeki yaşlı insanlardan burada bir Türk askerinin bulunduğunu, kendilerini kurtarmak için Nuri Paşa’nın ordusu ile buralara geldiğini duyduklarını ancak, Rusya yönetimi altında yaşadıkları dönemde, buraya Türk mezarı dahi demekten korktuklarını ifade etmişlerdir. Şehit mezarının bulunduğu yere yakın olan Göyçay doğumlu Polis Müdürü Siyavuş Muradov, savaş yıllarını yaşamış olan babaannesinden duyduklarını şu şekilde anlatmaktadır;

“- Oğlum biz çoluk – çocuk ve köyün erkekleriyle birlikte Ermeniler geliyor diye hep beraber köyü terk edip Kürdemir istikametine doğru yola çıktık, kağnı arabalarına ne koyabildiysek onları da yanımıza aldık, döşek yorgan ve birkaç da kap – kacak. Yolda Nuri Paşanın askerleriyle karşılaştık, bizi durdurdular ve nereye gittiğimizi sordular. Bizde Ermeniler geliyormuş ondan kaçıyoruz dedik. Bunun üzerine, erkeklerimize, bu kadın ve çocuklar gidiyor, tamam da siz neden savaşmıyorsunuz, siz neden gidiyorsunuz dediler. Onlarda silahımız yok nasıl savaşacağız deyince, Türkler yanında getirdikleri silahları bizim erkelerimize dağıttılar. Bunun üzerine biz orada konakladık, erkelerimizde Türklerle beraber geri dönüp savaştılar. Hatta daha sonra duyduk ki, (Mustafa Çavuş’u kastederek) Ismayıllı yolu üzerindeki harpte bir Türk askeri de şehit olmuş, ancak Ermeniler de kaçmak zorunda kalmışlar bizim köye girememişler. Bizde üçgün sonra tekrar köyümüze geri döndük”.

Göyçay bölgesinde; Hacı Hatemli, Arvan Deresi (isimsiz), Türk Dağı (isimsiz) şehit mezarları bulunmaktadır.

Gerek Türk dağı şehitliği ve gerekse Kadir Efendi şehitlik mezarı hakkında bölge halkı tarafından birçok kahramanlık hikâyeleri anlatılmaktadır. Bu anlatımlardan bir tanesi şu şekildedir; “Ermeni orduları, bugün şehit mezarının bulunduğu noktaya bir topçu birliği yerleştirir ve yardıma gelen Türk askerlerinin bu stratejik tepeye çıkmalarına izin vermezler. Ayrıca buradan, Türk askerinin konuşlandığı Bığır köyü ve civarını devamlı top ateşine tutarlar. Kısacası bu noktanın mutlaka düşürülmesi gerekir. Fakat bu noktada bir türlü başarılı olunamaz. Tepeyi kuşatan asker içmek için su bulamazlar. Köylülerden kendilerine su getirmelerini isterler. Akşam saatlerine doğru Kadir Efendi komutanın yanına gelir ve – komutanım, ben bu akşam o tepeye çıkacağım ve o noktayı düşüreceğim, ancak muhtemelen de orada şehit olacağım der. Akşam olduğunda, Kadir Efendi gecenin karanlığından yaralanarak tepeye sızar ve oradaki Ermeni topçuları öldürür ve kendisi de orada şehit düşer. Bugün halen köylüler bu mezarı ziyarete giderlerken yanlarına bir miktar su alırlar ve mezarın üzerine dökerler“.

Şamahı Türk Şehitliği

Şamaxı Türk Şehitliği

Türk ordusu, Bakü savaşlarında ve bu savaşlardan önce çarpıştığı birçok bölgede yüzlerce şehit verdi. Bu cephelerden birisi de Şamahı’dır. 22 Temmuzda Şamahı düşmandan temizlenirken Şamahı yakınlarında şehit olan bir subayımızın yaralanmasından şehit olmasına kadar geçen süre içerisinde çeşitli duygusal anlar yaşanır. Şamahı civarında yapılan savaşlarda şehit düşen, bu askerimizin ismi bazı kaynaklarda İzzet, bazı kaynaklarda da Kadir olarak geçmektedir. Askerin destanı günümüze kadar nesilden nesile anlatıla gelir. Rütbesi binbaşı olan askerin şehit olmasını Elfayım Eziz, “Azadlık Namına” adlı kitabında şöyle anlatır:

“İzzet Bey, Aşot adındaki bir düşmanın ateş etmesi sonucunda yere yığılır. Ağır yaralanan binbaşının yardımına, civarda yaşayan insanlar koşar. Askerimiz yaralandığında orada bulunan Gülsabah adındaki kadın, olaya başından beri şâhid olmaktadır. Başörtüsünü çıkarır, askerin yarasını sarmak ister.

İzzet Bey: “Bacım kolumu sağlam tut, ben kurşunu çıkarayım” der.

Kurşunu çıkarır. İzzet Bey, Gülsabah’tan cebinde bulunan mendili çıkarmasını ister. Mendili Gülsabah İzzet Bey’e verir. Mendilin içine kurşunu koyduktan sonra,

İzzet Bey: “Artık tamamdır, her şey bitti, yaramı bağlamaya gerek yok. Kanım bu topraklara aksın.” der.

Halsiz şekilde yerde uzanan İzzet Bey, silah sesleriyle kendisine gelir. Türk ordusu gelmiştir. Askerler İzzet Bey’i yaralayan askeri orada çıkan çatışmada vururlar. Ordunun gelmesine İzzet Bey çok sevinir. Karşısında Nuri Paşa’yı görünce heyecanlanır. Nuri Paşa İzzet Bey’in yanına yaklaşır, İzzet Bey’in başını dizlerine kor. Artık İzzet Bey son anlarını yaşamaktadır. Nuri Paşa’ya: “Paşam bir Türk paşasının dizlerinde can vermek benim için büyük bir şereftir.” der.

Nuri Paşa: (onu teselli etmek için) “Sen yaşayacaksın daha çok zafer kazanacaksın” cevabını verir.

Fakat, İzzet Bey son anlarını yaşadığının farkındadır. Bitkin bir şekilde uzanan binbaşının etrafında herkes diz çöker, Şeyh Muhsin Kur’an okumaya başlar. İzzet Bey vatanından binlerce kilometre uzaklıkta ölüm kalım savaşı veren soydaşlarına yardım etmenin huzurunu yaşadığı anlarda sessiz bir şekilde okunan Kur’an’ı dinler. Orada bulunan insanların bu tablo karşısında duygularına hakim olamayıp gözyaşlarını tutamadıkları görülür. İzzet Bey, bir ara doğrulur yanındakilerden haklarını helal etmelerini ister. Cebindeki mendili zorla çıkarıp Nuri Paşa’ya:

— Paşam! Babam, Anadolu’da topraklarımızı korumak için vuruşurken ağır yaralanmış. Vücuduna isabet eden kurşunu güç bela çıkardıktan sonra, yanında bulunan silah arkadaşlarına, “Bu kurşunu oğluma verin, ben vatanım için kahramanca savaştım, ülkem için canımı vermek üzereyim. Ona söyleyin beni yaralayan şu kurşunu yanında taşısın, bunu iki etsin.” der ve vücudundan çıkan kurşunla ikiz kardeşler gibi duran şehadet nişanlarını göstererek:

“Paşam! babamın vasiyetini yerine getirdim. Onun söylediği gibi kurşunu iki yaptım. Hâlâ kurşunun üzerindeki kanım kurumadı. Siz de bu kurşunu alın oğluma verin, ona babasının da kahramanca savaştıktan sonra şehit düştüğünü anlatın, bu kurşunları üçe çıkarmasını söyleyin.” der. Son sözlerini söyleyen İzzet Bey vurulduğu yerde dünyaya gözlerini yumar.

Halk, İzzet Bey’i yaralandığında Şamahı’ya götürmek ister, fakat o orada defnedilmesini vasiyet eder. Onun vasiyeti üzerine kendi vatanı olarak gördüğü topraklara, Şamahı yakınlarındaki Acıdere mevkine defnedilir. O günden bu güne kabrin adı “Türk mezarı” olarak anılagelir.

Dr. Bahtiyar İsmailli’nin (Türkcanlı) anlattıklarına göre sonradan işgalciler tarafından birkaç kez kaldırılmak istenir. Bu yönde harekete geçenler hükümet nezdinde girişimlerde bulunmalarına rağmen isteklerine nail olamazlar. Zaman içersinde çeşitli tahribata uğrasa da halk tarafından tamir edilir. Kabrin taşı ilk defa Şamahı kasabası kaymakamı tarafından diktirilir. Bu hayırsever vatandaş daha sonra, 1928’de öldürülür. Kabre halkın sahip çıkması yanında şâirler de şiirleriyle vefa borcunu yerine getirmişlerdir. O dönemde rejimin baskılarından dolayı şehit askere karşı yeterli ilgiyi gösteremediklerini, bu duygularını kalplerinde sakladıklarını Azerbaycanlı şâir Gabil şu mısralarla dile getirir:

Türkün kabri
Kadim Şirvan yollarının
Üstündedir.
Azerbaycan toprağının,
Altında değil,
Sinesinde,
Göğsündedir,
Kollarının üstündedir.
Ben bu kabrin devrinde
Yetmiş bir yıl lâl olmuşam,
Sağır olmuşam,
Yetmiş bir yıl
Bu basit bir zaman değil
Bu garibin
Muzdaribin
Bu askerin
Bu yaverin
Şehit ruhu,
Şanlı ruhu huzurunda
Hacâletten hâr olmuşam.
Türk sözünü,
Türk adını
Dilimize getirmek de cinayetti.
Türkün kabri
Hasret kaldı.
Anaların bacıların
Sımsıcak gözyaşına
Gözyaşını bulut sıktı
Yağış döktür baş taşına
Türkün kabri hasret kaldı
Anaların bacıların
Ağısına.
Bunu reva görmem hiç
Düşmanımın da düşmanına.
Türkün kabri hasret kaldı
Anaların bacıların kara matem libasına.

Şamahı Şehitlik kitabesi

Sonraki dönemde garip kalan kabre halkın ilgisi devam etmiş, etrafını Şamahılı, Muhammet isminde bir şoför düzeltmiş. Daha sonra aynı şekilde Şamahılı Babahan Rızahanov adındaki başka bir şoför de mezarın etrafını demirle çevirmiştir. Babahan 1964’te sorgulanır, ifadesi alındıktan sonra altı gün gözaltında tutulur, o dönemde Türkiye ve Sovyetler Birliği arasındaki ilişkilerin yumuşaması neticesinde Babahan serbest bırakılır. İleriki dönemlerde Bahtiyar İsmaili’nin (Türkcanlı) oğlu Atilla tarafından tamir edilen kabre Türk bayrağı da konur.

Mezarın başına şu mısralar yazılır:
Bir Türk kahramanındır bu mezar,
Gör nasıl yer ile yeksan eyleyipdir hakzar,
Kafkas İslam yolunda eyleyip zinhar canın
Erseyi harp içre bir aslanındır bu mezar

Bahtiyar Vahabzade yazının başında verdiğimiz “Tenha mezar” şiirinden bir kaç mısrayı yaptırmış olduğu levhayla birlikte yolcuların gelip geçtiklerinde görebilecekleri bir mekana astırması yanında mezarın etrafını da düzelttirmiştir. Mayıs 2000 de mezar Türkiye Cumhuriyeti tarafından anıt şehitlik haline getirilmiştir. Şamahı-Bakü yolunun 10. kilometresinde olup mezar yeri karayolundan 200 metre kadar içeridedir.

Şamahı bölgesinde Arapsalbaş’ta iki isimsiz şehit mezarları bulunmaktadır.

Türk ordusunun Bakü’ye saldırı planı

Novxani Türk Şehitliği

Novxani Türk Şehitliği

Bakü’nün 35 km. kuzeybatısı’nda bulunan Nohvani Türk Şehitliği 1918 Ağustos-Eylül aylarında Bakü’ye taarruz ederken şehit olan Türk Ordusu askerine ait mezarıdır. Bakım ve onarımları Maştağa Şehitliği’ne bağlı olarak yaptırılmıştır. Şehitliğin mezar kitabesinde; “İşitip feryadını Azerbaycan’ın tereddüt etmeden imdada yetiştin, halkımın yolunda geçip canından ebedi şöhrete şana yetiştin.“ yazmaktadır.

Maştağa Türk Şehitliği

Maştağa Şehitliği

Maştağa Şehitliği

Merdekan’da bulunan Maştağa Türk Şehitliği, 1918 Ağustos-Eylül aylarında Bakü’ye taarruz eden Türk Ordusu’ndan Merdekan bölgesindeki hastanede vefat edenlerin anısına yapılmıştır. Şehitlik, Merdekan bölgesindeki yaralılar için hastane olarak tahsis edilen bir okulun bahçesinde bulunmaktadır. Mezarların bir kısmı Ruslar tarafından tahrip edilmiş olup bugün sadece 2 mezar yeri bilinmektedir. 1990 yapılan ve 2 şehidin bilindiği şehitlik, 13 Kasım 2003’de restore edilmiştir.

Fatmayı Türk Şehitliği

Fatmayı Türk Şehitliği

Bakü’ye 30 km.uzaklıkta bulunan Fatmayı Türk Şehitliği, 1918 Ağustos-Eylül aylarında Bakü’ye taarruz ederken şehit olan Türk Ordusuna mensup 2 mezarın bulunduğu şehitliktir. Azerbaycan’da bulunan Türk iş adamlarının ve halkın katkılarıyla 1993 yılında onarılmıştır.

Neftçala (Salyan) Türk Şehitliği

Neftçala Türk Şehitliği

Neftçala Türk Şehitliği

Bakü’nün güneyindeki Banke Köyü’nde bulunan Neftçala Türk Şehitliği,  17 Eylül 2004 yılında yapılmıştır. Köy mezarlığının içindeki şehitlikte  Bakü’ye ilerlerken Kür Nehri sahilinde bugün Neftçala adıyla anılan bölgede 1918 Temmuz ayında Salyan muharebelerinde şehit olan Türk Ordusunun 10 şehidi bulunmaktadır.

Hacıkabul Türk Şehitliği

Hacıkabul Şehitliği

Bakü‘nün yaklaşık 110 kilometre güney batısındaki Gubalıbaloğlan köyünde bir ailenin yıllardır koruduğu şehit kabirlerinin bulunduğu yerde Türkiye’nin Bakü Büyükelçiliğince yaptırılan şehitlikte altısı Türkiye Türkü, altısı Azerbaycan Türkü 12 isimsiz şehit yatıyor. Şehitlik Mart 2017’de açıldı.

Hacıkabuldaki Türk Şehitleri

Şeki Türk şehitliği

Şeki Türk Şehitliği

Şeki’nin Verazat Köyü’nde tek bir mezardan ibarettir. 2011 yılında onarılmıştır. Şeki bölgesinde  Nohurkışlak’ta isimsiz şehit mezarı bulunmaktadır.

Şeki Türk Şehitliği

 

Nahçıvan Türk Şehitliği

Nahçıvan Türk Şehitliği

27 Şubat 1917 Devrimi ile Rusya’daki Çarlık rejiminin yıkılması sonucu Rus Kafkas Ordusunun dağılması sonrasında başlayan Ermeni mezalimleri sadece Azerbaycan değil Nahçıvan’da da şiddetlenmekteydi.   Kafkas Cephesindeki 1. ve 2. Kafkas kolorduları Yakup Şevki Paşa komutasında Ermenileri barışa zorlamak için 12 Mayıs 1918 de harekete geçip ilerlemeye başladılar. Gerisini Nahçıvan Türk Şehitliğinde yer alan kitabeden okuyalım: “1917 yılında Çarlık Rusya’sının yıkılmasından sonra Nahçıvan’ı ele geçirmek isteyen Ermeniler silahlanmaya ve Nahçıvan’a vahşice saldırmaya başladılar. Kardeşlerine yapılan bu vahşete kayıtsız kalmayan Türkiye Mayıs 1918’de Binbaşı Halil Bey’i Nahçıvan’a gönderdi. Binbaşı Halil Bey halkı teşkilatlandırarak Ermenilere karşı mukavamet etmeye başladı.
Haziran 1918’de Culfa’daki Yaycı Köyü’ne 10.000 kişilik kuvvetle saldıran Ermeni Andranik 4.000 kadar masum çocuk, kadın ve ihtiyarı vahşice öldürdü. Yapılan vahşet o kadar büyüktü ki ölenleri defnedecek insan bulunamadı ve cesetler günlerce ortada kaldı.
Andranik 17 Temmuz’da Nehrem Köyü’ne saldırdı. Nehrem ahalisi bu saldırıya kahramanca karşı koydu. Nehrem’e giremeyen Ermeniler 20 Temmuz’da Nahçıvan’a saldırmaya başladılar. Bunun üzerine Türk Ordusu kardeşlerinin yardımına geldi. Andranik kuvvetlerini dağıtarak Ermeni vahşetine son verdi. Nahçıvan ahalisi kardeş Türk Ordusunu büyük bir sevgi ve coşku ile karşıladı.
Nahçıvan’ın müdafaası ile görevlendirilen 1’inci Kafkas Kolordusu Komutanı Kazım KARABEKİR Paşa 7 Ağustos’ta karargâhı ile birlikte Nahçıvan’a geldi.

Nahçıvan Türk Şehitliği

Bu anlatım, çatışmalarda şehit olan Türk askerlerinin aziz hatırasına atfen Nahçivan Haydar Aliyev Sarayı’nın yanında, Karabağ muharebelerinde şehit olan Azerbaycan askerlerinin de gömülü olduğu Şehitler Hıyabanı olarak bilinen yerdeki Türk Şehitliğinde bulunmaktadır.
Anıt mezardan ayrı olarak sağ ve sol duvarlarda bulunan iki adet pirinç levhalar üzerine Nahçıvan’da bulunan Türk askerleri ile ilgili bu tarihsel süreç özet olarak anlatılmıştır.

Kitabelerde bahsi geçen Türk Orduları, aynı tarihlerde Azerbaycan’da bulunan Kafkas İslam Ordusu ve Türk Ordusu birleşik güçlerinden ayrı bir cephede ve ayrı bir komuta altında bulunmaktaydı.

Ayrıca, Nahçıvan’ın diğer şehir ve köylerinde (Sederek ve Ordubat şehirleri ile Dırnis, Eylis ve Aza köyleri) bulunan Türk mezarları da koruma altına alınarak şehitlik halinde inşa edilmişlerdir.

Türk Şehitlerinin Aziz Hatırasına Karşı Duyulan Minnettarlık Hissi

Azerbaycan’da şehit olan Türk askerlerinin aziz hatıralarına karşı duyulan minnettarlığın ifadesi olarak, Azerbaycanlı şairlerden örnekler verdik. Bir de yazar örneği verelim.  Tofiq  (Tevfik) Telmanoğlu 16 Nisan 2004 tarihli, Şark Dünyası isimli yerel gazete’de yazmış olduğu “Azerbaycan Halkının Xilaskarı (Kurtarıcısı) – Türk Ordusu Oldu ve Olacak” isimli yazısında, Türk askerinin 1918 yılında Azerbaycan halkının yardımına gelişini, Bakü, Göyçay ve Kara Meryem’de yapılan savaşlarda, Türk askerlerinin nasıl kahramanlıklar gösterdiklerini, birçoğunun nasıl şehit olduğunu anlatmış;

…1918 – 7 Haziran’da Türk Devleti’nin 9. Kafkas alayı Qazak’ta karşılandı. Haziran’ın 15’nde Türkiye’nin 5. Birgesinin kuvveleri artık Gence etrafında idiler. Türk askerlerine başcılık (kumandanlık) eden Enver Paşa’nın kardeşi Nuri paşa idi. Temmuz’un 11’nde Türk askerleri kayıpların pahasına gence Ermenilerine silah bıraktırarak, onarlı beyaz bayrak kaldırmaya mecbur etti. Azerbaycan toprağında Türk askerlerinin büyük sayıda şehit verdiği diğer bir dövüş Göyçay – Kara Meryem şose yolu boyunca olmuştur. Kara Meryem etrafındaki dövüşlerde Türk ordusundan 122 nefer şehit oldu, 100 neferden çoğu ise yaralandı.…1918’nci yılın Mart kırgınından sonra Azerbaycanlılara kömeye (yardıma) gelen Türk askerlerinin hatırasına Azerbaycan’ın muhtelif bölgelerinde abideler koyulmuştur. Bu işte Türk hükümeti de yakından iştirak etmektedir…

Kaynaklar:

Bakü Şehitler Hiyabanı. Bülent Pakman. Şubat 2011 https://bpakman.wordpress.com/baku-2010-fotograflar/baku-cekimler-videolar/baku-sehitler-hiyabani/

Kafkas İslam Ordusu. Bülent Pakman. Eylül 2010. https://bpakman.wordpress.com/baku-2010-fotograflar/azerbaycan-tarihi/kafkas-islam-ordusu/

Azerbaycanda Türk Şehitlikleri. Bülent Pakman. Aralık 2017.
https://vimeo.com/413167420

Azerbaycan’da bulunan Türk Şehitlikleri. Kemal Karademir http://www.karademirdanismanlik.com/azerbaycanda-bulunan-turk-sehitlikleri/

Azerbaycan’ın Hacıkabul kentinde Türk Şehitliği açıldı. Anadolu Ajansı. 31.03.2017 https://www.aa.com.tr/tr/dunya/azerbaycanin-hacikabul-kentinde-turk-sehitligi-acildi/784906

Azerbaycan Şehitlikleri. Şehitliklerimiz. http://www.sehitliklerimiz.com/azerbeycan-sehitlikleri/

Türkiye – Azerbaycan İlişkilerindeki Tarihsel Boyut ve Azerbaycan’da Bulunan Türk Şehitlikleri. Kemal Karademir. Turan Araştırmaları Derneği 04.02.2014  http://www.turander.org.tr/Faaliyetler/AkademikCalismalar/TurkiyeAzerbayc21

Azerbaycan´da Bir Türk Mezarı. Ayhan Demirci. Gündem http://www.gundem.be/tr/dunya/azerbaycan-da-bir-turk-mezari

Bakü’de Türk Şehitliği. Salih Zeki Meriç Altınoluk dergisi 2009 – Aralik, Sayı: 286, Sayfa: 056 http://dergi.altinoluk.com/index.php?sayfa=yillar&MakaleNo=d286s056m1

Bülent Pakman. Eylül 2018. İzin alınmadan, aktif link verilmeden alıntı yapılamaz.

Al Khobar Ofis

Bülent Pakman kimdir?