Taş Baba – Balbal – Bengü Taş

Taş baba / Taş ata – İnsan biçimli mezar taşı

Orta Asya bozkırının konargöçerleri, yerleşik düzenli halklardan farklı bir dünya görüşüne sahipti. Sözgelimi onlar ölülerini son uykularına yatıracakları, yerleşme yerlerinin dışındaki sıkışık ve hüzün verici mezarlık anlayışına sahip değildi. Öteki dünyanın varlığına inanıyor ve mezarlarında ölüye bir bakıma yaşam sunuyorlardı. Ölenin atı, silahları, günlük hayatta kullandığı kimi eşyaları ve takıları da mezara konulurdu. Hatta bazı kurganlarda ölünün yanında kadın ve hizmetkâr cesetleri de bulundu. Bunlar ölenle birlikte gömülmüş olabileceği gibi, aynı zamanda ölmüş ya da kendilerini öldürmüş de olabilir.

Etrüsk taş babaları İtalya

Etrüsk taş babaları İtalya

Bozkırda özellikle soylular için en yaygın mezar türü kurgandı. Bu tür mezarlarda, ölen kişinin önemine uygun olarak, genellikle ahşaptan gömü odasının üzerine taş ve topraktan bir yığma tepe yükseltiliyordu. Bunun üzerinde de ölen kişiyi temsil eden, kabaca insan biçimli heykeller dikiliyordu. Bu heykellere daha çok “taş baba” denmektedir.

Göktürk devrinde giderek yaygınlaştı. Güney Sibirya, Moğolistan, Kırgızistan ve Kazakistan’da çok sayıda örnek bulundu. Bugün Kazakistan’da Alma Ata, Taraz (Cambul), Çimkent ve Atrar müzelerinde, Kırgızistan’da Bişkek‘teki “Memlekettik Tarikh Müzesi”, Burana Açıkhava Müzesi ve Issık Göl kıyısındaki Çolpan Ata ve Karakol‘da pek çok taş baba sergileniyor.

Orta Asya taş babaları

Bu insan heykelleri, 2.5 metreden 30 santimetreye değişen boylarda. Çoğu bıyıklı. Cepheden betimlenen figürlerin belden aşağı kısımları gösterilmiyor. Önceleri iki elleriyle karınları üstünde kap tutan silahsız figürlerin yerini, giderek belindeki kemere biri uzun, biri de kısa iki kılıç asılı silahlı figürler alıyor. Savaşçı sol eliyle silahlardan birini, sağ eliyle de küçük bir kap tutuyor. Kimi taşlarda yalnızca cepheden bir portreye yer veriliyor. Çoğunun kulakları küpeli. Giderek ayrıntılar önem kazanıyor örneğin kemer tokaları, yüzükler, kemer askıları ve giysi yakaları özenle gösterilmeye başlanıyor.

Anadolu ve Azerbaycan'da bulunan taşbabalar

Anadolu ve Azerbaycan’da bulunan taşbabalar

Çok geniş bir coğrafyaya yayılmış olmakla birlikte tüm bu taş babaların işlenişinde daima ikonografik bir kurallar dizisine bağlı kalınmış. Bu kurallar dizisi bizi Güney Azerbaycana ve nihayet “Hakkâri’nin çıplak kralları”na kadar getirir. 1998 yılında Hakkâri’de bulunan 13 adet taş stelde benzer özelliklerle karşılaşıldı. Bu, Avrasya bozkırına özgü ortak bir öteki dünya anlayışının ifadesi olmalıydı. Böylelikle Orta Asya ile Azerbaycan ve Doğu Anadolu arasında çok eski çağlara dayanan bir ilişkinin ilk kanıtları da ortaya çıkmıştı.

5. yüzyıla ait İskit bengü taşı

M.Ö. 5. yüzyıla ait bir İskit bengü taşı

Hakkâri’de ileriki yıllarda Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi ile Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nin ortaklaşa yapmayı tasarladığı geniş çaplı arkeolojik kazı ve araştırmalar, bu ilişkinin daha sağlam belgelerle kanıtlanmasını sağlayacaktır.

Günümüzde Moğolistan, Kazakistan, Kırgızistan’da çok sık rastlanan bu türde mezar taşları, Göktürk İmparatorluğu’nun yıkılışından sonra da kullanıldı. 12. yüzyıla değin sürüp giden bu anlayış, Oğuzların batıya yönelen büyük göçleri sırasında Anadolu’ya dek yayıldı. İslamiyetin resim yasağı nedeniyle biraz değişim geçirse de Doğu Anadolu’daki Müslüman Türk mezarlıklarında hâlâ sıkça karşılaşılan hançerli mezar taşları bu eski bozkır âdetinin bir devamı olmalı.

Kuman - Kıpçak Taşneneleri

Kuman – Kıpçak Taşneneleri

Kimi mezarlar taş levhalardan yapılmıştı ve oda biçimliydi. Bunlara çok sayıda ceset gömülüydü. Taştan bir duvarla çevrili bu mezarların önüne de yine çok sayıda “taş baba” dikilmişti. Ölen kişilere ait bir tür resimli mezar taşlarıydı bunlar.

Orta Asya Baykal Gölü yakınlarında bulunan Mal'ta heykelleri

Orta Asya Baykal Gölü yakınlarında bulunan Mal’ta heykelleri

Güney Sibirya’da Türklerin anayurdunda Baykal Gölü yakınlarında Angara nehri’nin kıyısında Mal’ta (Malta) adı verilen yerleşim yerinde 24.000 yıl önce yaşamış Avrupa insanları ve Amerika kızılderilileri ile genetik bağları olan öncü Türklerin mezarlarında bulunan Venüs heykelcikleri taş babalarla büyük benzerlik göstermektedir.

Balbal

imagesGöktürk döneminin balbalları Orta Asya’da özellikle Altay ve Tuva‘da MÖ 3. bin yılın sonları ile 2. bin yılın ilk yarısından beri yapılan taş baba (taştan heykel biçimli mezar taşı) anlayışından farklı. Balballar tam olarak mezar taşları değiller. Balbal eski Türklerde kişinin anılması için mezarının veya bazı kurganların etrafına dikilen taşlara verilen isimdir. Göktürk soylularının hayattayken öldürdükleri düşmanlarını simgeliyorlar. Örneğin, Orhun Vadisi‘ndeki Kül Tegin Anıtı‘nda yapılan kazılarda mezar ve çevresinde yüzlerce balbal bulundu. İnanışa göre, Göktürk savaşçısının öldürdüğü düşmanları, öbür dünyada onun hizmetinde olacaktır.

balbal 2Orta Asya Türklerinde, Şamanlık adetlerinin geçerliliğini yaygın olarak koruduğu dönemde, ölen savaşçıların kurgan denilen mezarlarının etrafına dikilmiş, savaşçının öldürdüğü düşmanları ve bu kişilerin öbür dünyada onun hizmetçileri olacağına inanılacağını simgeleyen, genellikle bir taş parçasının üzerine yontulmuş, bir elinde kılıç, figürlerinden oluşan heykel sayısının fazlalığı ölen kişinin sağ iken; gücünün, cesaretinin, kahramanlığının da simgesidir. İslam öncesi dönemde yaygın olan balballar, İslam dininin kabulünden sonra yerini mezar taşlarına bırakmıştır

Balbal Eski Türk dilinden bir kelime olup bal+bal, yani vurmak, kakmak, çakmak demektir. Kırgızca’da da aynen kullanılmakta, Tuva (Tıva) Türkçesinde ise Kiji köjee denmektedir.

Kırgızistan’da Şatı ve Sarı-Bulak köylerinin arasındaki bir alanda bulunan taş balballar Kara-Batkak müzesinde sergilenmektedir. Ayrıca Tokmok şehrinin 10 kilometre güneyinde, Burana kulesi’ne yakın alandaki Burana Açıkhava Müzesinde ve Issık Göl kıyısındaki Çolpan Ata ve Karakol’da, göçebe Türklerin pek çok taş savaşçıları (balbalları) bulunur. Bu balbalların 6. yüzyılda dikildiği tahmin edilir. Kırgızistan içindeki ve tüm Orta Asya’daki bu mezar işaretleri, göçebe Türk boyları tarafından dikilmiş, Kırgızistan’daki balbalların hemen hepsi Çuy Vadisinde dağılıdır.

Tuva (Tıva) Özerk Türk Cumhuriyetinde yaklaşık 200 kadar balbal bulunmuştur. Bijiktighaya dağının dolayında kırlık ovalık alanda da bir tek balbal vardır ki, bazı araştırmacılara göre Cengiz Han’ın balbalı olup Cengiz Han’ın hazinesinin bu dolayda olduğu söylenir. Buraya bir açık hava müzesi yapılmıştır. Tahminen bu balbal 1200 yılı geçkin burada durmakta olup Akdovurak (Aktoprak) şehrine 4 km uzaklıktaki kızıl tepe anlamındaki Kızıl Majalık köyüne yakındır.

Farklı kültür ve dönemlerde bu tür “balbal”lara rastlanmıştır. Özellikle MÖ 6. yüzyıl İskit heykelleriyle önemli benzerlikleri bulunmaktadır.

Balballara yabancı kaynaklı dikilmiş, yüksekliği eninden uzun yekpare taş anlamında stel, stele, stela diyenler de vardır.

Bengü Taş, Bengi Taş

Bengü taş; ebedî, sonsuz taş demektir. Terim olarak “âbide, anıt” mânâsını da taşır. Dönüşümü ve döngüyü vurgulayan ebedi yaşamın sembolüdür. Farklı Türk dillerinde Mengütaş, Bengüdaş olarak da söylenir. Bengi (Bengü/Mengü/Mengi) kavramı sonu olmayan, hep var olacak olan bir varlık anlayışını ifade eder.

image056Bilhassa kağanların ve devletin ileri gelenlerinin ölümünden sonra, onlar adına bir anıt mabet inşa etmek, içini dışını bezetmek ve anıt mabedin bahçesine de “taş tokıtmak” (yazılı taş diktirmek) Köktürk kağanlığında bir gelenek hâlini almıştı. Diktirilen taşlar üzerine kağanlar, “gönüllerindeki sözleri vurdururlar”, bütün milletin ona göre davranmasını isterlerdi. Bu sözlerin taşlar üzerinde ebedî olarak kalacağını ve Türk milletinin sonsuza kadar bunlardan ders alacağını düşündükleri için diktirdikleri taşlara “bengü taş” adını vermişlerdi. Geleneği devam ettiren Uygurlar bengü taş yerine daha çok “bitig” ve “belgü” kelimelerini kullanmışlardı. “Bitig” kelimesi “kitabe, yazıt”, “belgü” kelimesi de “nişan, iz, anıt” manasındadır. Uygurlar da bu anıtların ebediyen kalacağını anlatmak üzere “bin yıllık, on bin günlük bitiğimi, belgümü inşa ettirdim” ifadelerini (Moyun Çor Kağan Bitiği, D 21) kullanmışlardır.  Bu taş ise sonsuz bir döngü içerisinde ruhların göğe yükselişini simgeler.

Orhun abideleri de “Köktürk bengü taşları” olarak nitelendirilmektedir. Orhun yazıtları ayrı bir yazımızın konusunu teşkil etmektedir. OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN

Hakasya taşları

3ffe3b9e98b9e2d26e253235d7995424Hakasya’nın her bölgesinde Türk izleri olan balbal, bengütaşı, kurgan, yazıt, kaya resimleri ve tarihin eski zamanlarından beri insanlar tarafından sayılan, örneğin tapınaklar gibi kutsal yerlere rastlamak mümkündür. Bu taşlar Abakan’da Hakasya Cumhuriyeti Arkeoloji Müzesi’nin içinde ve önünde de görülebilir. Burada M.Ö. 3000 – 3500 yıllarına ait , M.Ö. 2500 – 1500 yıllarının Okunev kültürüne ait olan taşlar var. Bunların en önemlileri güneş adam taşı ile Yenisey Vadisindeki kurganlarda bulunmuş 5.30 metre boyunda bir yazıt, bir runik alfabesiyle (Türkçe Damgalar ile) yazılmış bir başka yazıt.  Bir kurganda bulunmuş Güneş Adam duvar taşı kadim Türklerin balbal ve Şamanizim geleneklerinin başlangıcı olabilir.

Hakasya’da bulunan bir bengü taşa yazılanlar: “Karımdan ve oğlumdan ayrıldım. Ülkeme geldim. Aç ayı kabilesinden ve evimden ayrıldım. Yazık. Erlik adımı bıraktım. Kartım (yaşlıyım).35885_131856056854918_3406301_n

Yenisey Yazıtları (Bengü Taşları)

Rusya’da Hakasya, Tuva ve Altay özerk Cumhuriyetleri içinden geçen Yenisey Irmağı boyunca büyük bir bölümü doğuda Tuva’nın başkenti Kızıl’dan 60 km uzaklıkta bulunan Sargal-Aksı’dan başlayarak batıda Hemçik ırmağı yakınındaki Şançi kırlarına kadar 200 kilometrelik uzanan mesafede bulunmuş olan toplam 158 adet Türkçe yazıt kurgan (mezar) ve kaya taşlarından oluşmaktadır. Bu yazıtları ilk olarak inceleyen Finli bilim adamı Heikel olmuştur. Yazıtlar Orhun Alfabesi diye bildiğimiz Türkçe Damgalar ile yazılmıştır. Günümüzde Hakasya, Tıva, Dağlı Altay cumhuriyetleri bölgesinden, Krasnoyarsk ilinden, Lena akarsuyu boyundan, Yenisey, Abakan, Kemçik, Kem, Oya, Elegest akarsuları boyundaki kurganlarda bulunmaktadır.

Bunlar yalın abartısız bir dille yazılmıştır. Çoğunlukla yazı sahibinin kendi ağzından kısa hal tercümesini ve aile efradına, akrabalarına, arkadaşlarına, hükümdarına, ülkesine ve milletine, dünyaya doymadan ayrıldığını samimi bir dille anlattığı görülür. Orhun yazıtlarındaki yüksek heyecan ve lirizmden uzaktır.

Taş yazıtların hiçbirinin dikiliş tarihleri belli değildir. Kullanılan yazı Orhun Yazıtlarındaki kadar gelişmemiştir. Bu nedenle yazıtların Göktürk yazıtlarından daha önce yazıldığı kabul edilmektedir. Danimarkalı dilbilimci  Türkolog Wilhelm Ludwig Peter Thomsen Yenisey yazıtlarındaki harflerin Orhun abidelerine göre daha gayrimuntazam, daha ilkel olması sebebiyle, alfabenin Yenisey bölgesine Köktürk bengü taşlarından daha eski, 6. veya 7. yüzyılda ulaşmış olduğu görüşündedir.  Rus Türkolog Vasili Radlof’a göre yazıtlar 7. yüzyıl sonu ile 8. yüzyıl başına; P. M. Melioranski’ye göre ise 5. – 7. yüzyıllara aittir (Şükürlü 1993: 27). Hüseyin  Namık Orkun ve Ahmet Caferoğlu da harflerin iptidaîliği sebebiyle Yenisey yazıtlarının Köktürk bengü taşlarından önce meydana getirildiğini düşünürler (Orkun 1940: 18; Caferoğlu 1958: 116). Son zamanlarda ise filolojik sebeplere dayanan araştırıcılar, Yenisey bengü taşlarının 8., 9. asırlara ait olduklarını kabul etmeye mütemayildirler.

Yenisey yazıtları çoğunlukla Kırgızlara ait kabul edilir. Bunun sebebi, eski Kırgızların bu bölgede yaşamış olmasıdır. Ancak bütün Yenisey yazıtlarının Kırgızlara ait olduğu konusunda kesin kayıtlar yoktur. Yazıtların hiçbirinde Kırgızlara aidiyeti belirten bir ifade bulunmamaktadır. Aksine diğer Türk boylarına ait olduğu anlaşılan yazıtlar vardır. Üçüncü Tuba yazıtlarında “Türgiş kavminin içinde ben beğ idim/ben Türgüş ili içinde beğim “; Birinci Barık yazıtlarında “Altı Oğuz kavminden/boyundan on üç (yaşımda) ayrıldım” gibi ifadeler geçmektedir (Orkun 1940: 18). Sayıları elliyi aşkın olan bu taşlara bakarak Yenisey yazıtlarının çoğunlukla Kırgızlara ait olduğunu; ancak bazılarının da Türgiş, Oğuz gibi diğer muhtelif Türk boylarına ait olabileceğini söyleyebiliriz.

Umumiyetle mezar taşı olarak dikilmiş bulunan Yenisey yazıtları, bulundukları yerlere göre iki grupta toplanırlar: Abakan ve Tuva. Abakan bölgesindeki bengü taşlar şunlardır: Kara Üs, Ak Üs, Taş Oba, Yenisey-Tes, Tuba (2 tane), Minusinsk, Uybak (5 tane), Acura, Yenisey-Oya, Altın Köl (2 tane), Abakan ve Ozaçennaya.
Tuva bölgesindeki bengü taşlar da şunlardır: Uyuk -Tarlag, Uyuk-Turan, Uyuk-Arhan, Begire, Kemçik, Çırgakı, Kemçik-Kayabaşı, Ça Köl (11 tane), Ulug Kem-köl Kem, Bank (4 tane), Kezilig-kobu, Tele, Ulug Kem Kem-Ottuk Taş, Kızıl Cıra (2 tane), ulug Kem-Kara Su, Elegeş, Tuva (3 tane). Bu taşların bazıları birkaç kelimelik, çoğu 5-10 satırlıktır. İçlerinde 10 satırı geçenleri de vardır.

Moğolistan’da son zamanlarda bulunan, muhtemelen Köktürk ve Uygur devirlerine ait olan fakat tarihleri tesbit edilemeyen daha başka taş ve kayalar da vardır. Bunların başlıcaları Aru-Han, Akbaş Dağı (3 tane), Hentey (2 tane), Beger, Kutuk -Ula, Yamanı-Us ve Ulankum yazıtlarıdır. Bunlar çoğunlukla 1-5 satırlık metinlerdir. Çeşitli eşyalarda da Köktürk harfli metinlere rastlanmaktadır. Birinin üzerinde “kadırık agırçak (bükülen iğ)” yazılı iki iğ tekerleği Baykal gölündeki Olhon adasında bulunmuştur. Paralar, mühürler, aynalar, gümüş maşrapalar, kemer tokaları ve çeşitli eşyalar üzerinde de Köktürk yazısıyla bir iki kelimelik metinler vardır.

Gerek Moğolistan, gerek Yenisey bölgesinde ve hatta Kazakistan’da devamlı olarak yeni yazıtlar bulunmaktadır. Köktürk harfli irili ufaklı metinlerin adedi bugün 250’yi aşmıştır. Bunların bir kısmı çeşitli albüm ve dergilerde tanıtılmış, bir kısmı henüz hiç neşredilmemiştir.

Ahlat Selçuklu Mezarlığı

10277367_10205908755859981_7263901842402687033_nBitlis’in Ahlat ilçesinde, yer alan, Selçuklu dönemi mezarlığı erken döneme ait en büyük Türk- İslam mezarlığı olup Ortaçağ Türk mimarisi mezarlarını içeren bir açık hava müzesi niteliğindedir. Taşların şekil ve diziliş itibarıyla balballara ve kitabeleriyle bengü taşlara benzerlikleri Türklerin İslâm öncesi dönemi Tengricilik inançlarının, eski lokal kültürlere ait geleneklerin ve İslâm inancının sentezi olarak kabul görmektedir. selc

Yazının devamını okumak için lütfen tıklayın: Kuman (Kıpçak) Taş Babaları

Kaynaklar:
* Vikipedi http://tr.wikipedia.org/wiki/Balbal
http://www.genelturktarihi.net/tas-suretler

* Bengütaş Edebiyatı. Prof. Dr. Muharrem Ergin. http://ekitap.kulturturizm.gov.tr/Eklenti/10814,bengutasedebiyatipdf.pdf?0

* Sibirya’da Devri Alem 29.8.2013. İsmail Kahraman   http://www.belgeselyayincilik.com/genel/sibiryada-devr-i-alem

* Yenisey Yazıtlarıyla İlgili Türkiye’de Yapılan Çalışmalara Bir Bakış. Erhan Aydın. 18-20 Kasım 2009  http://www.academia.edu/2120222/Yenisey_Yazitlariyla_Ilgili_Turkiyede_Yapilan_Calismalara_Bir_Bakis._In_I._Uluslararasi_Uzak_Asyadan_On_Asyaya_Eski_Turkce_Bilgi_Soleni_Afyonkarahisar_2010._pp._25-34

* The Mal’ta – Buret’ venuses and culture in Siberia. Don Hitchcock. 27th Dec 2014. http://donsmaps.com/malta.html

* Selçuklu Mezarlığı http://www.ahlat.gov.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=54&Itemid=26

Bülent Pakman. Ekim 2014. Son  ekleme Nisan 2016. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden alıntılanamaz.

Twitter Widgets IMG_2654

Bülent Pakman kimdir   https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Bülent Pakman’ın video arşivi:

Bülent Pakman video kanalı 1

Bülent Pakman video kanalı 2

Bülent Pakman video kanalı 3

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s