Türkiyeli mi Türk mü?

Anneee Türkler!

İtalya yarımadasında Kanuni döneminden kalma bir deyiş var:  “Mamma li Turchi! – Annee Türkler geliyor!” Neden böyle demişler? Türkler o zamanlar karadan ve denizden İtalya’yı ele geçirmeye çalışmışlar, ele geçirememişler ama yöre halkının sürekli diken üzerinde durmasına neden olmuşlardır. Mesela denizden gelenler İtalyanca “Barba Rossa” yani “Kızıl Sakal” dedikleri Kaptan Hayrettin Paşa komutasındaki Osmanlı donanması. O zamanlar donanmanın bahriyelileri yani leventlerin yarısı Rum devşirmeler yani Rum çocukları. Levent adı da İtalyanca’dan gelme, levantino – doğulu demek. Tuhaftır ki İtalya yarımadasının Türk olarak karadan ödünü patlatan Yeniçeriler de o yüzyılda tamamen devşirme, yani gayrı müslüm çocukları ve de kavmî olarak Türklükle hiç ilgileri yok.

İtalyan tüccarı Orta Çağdan beri Türkler demiş. Selçuklu Türk dememiş, Osmanlı dememişken elin gavuru neden Türkler demiş?  Bütün dünya ezelden beri bize Türk der de ondan. Çünkü biz Türküz de ondan. Turkiya, Turki adları İtalyanlar, Cenovalılar ve Venedikliler tarafından verilmiştir. Çünkü bu adamlar coğrafya bilirler, dünyanın en zeki, en bilgili insanlarıdır, özellikleri, sürekli etrafı kollayarak ve tanımalarıdır. Gözlemledikleri en önemli şey Osmanlıların Türkçe konuşması ve çoğunun ana dilinin Türkçe olması. Ana dili Türkçe olana ne demeleri gerekiyorsa onu demişler. Sonrasında dünyanın dört bir tarafına göçen Osmanlılara da Turco denmiş. Amerika göçmeni Osmanlı Ermenisi, Rumu gibi. 1890 – 1913 arasında Arjantin’e göç edenlerin hepsinin etnik yapısı Türk değilse de, o zaman Osmanlı topraklarından gelen herkese Türk deniyordu. Bunların en meşhuru El Turco lakaplı Arjantin Devlet Başkanı CARLOS MENEM. Lozan Anlaşması sonucu Yunanistan’a mübadeleyle giden İstanbullu, Karamanlı ve Egeli Rumlara da Yunanlılar Turco demişler. Bu Turcoların kurduğu takım taraftarlarına da karşı takım taraftarları “Türkler” diye bağırırdı.

Coğrafî ad olarak “Turkhia” tabiri 6. yüzyıldaki Bizans kaynaklarında, Orta Asya için kullanılmış Avrupalı’lar da oradan almışlar. Oğuzların Batı’ya göçlerinden sonra Memluklarda ve Selçuklularda Anadoluya Türkiye dendiği görülmekte. Araplar da Müslüman olan Oğuz topluluklarına Türkmen demiş. Tarih ve dil konularında önemli çalışmalar yapmış yazar Amasyalı Hüseyin Hüsameddin’e göre Türkmen’in anlamı  “büyük Türk”.

Bütün bunlardan habersiz cahiller oturmuş “Türk kimdir, Türk var mı? Türk demek yanlıştır, Türkiyeli demek gerekir” gibi gündeme soktukları saçmalıkları tartışmaya açarak insanların zamanını alıyorlar. Türk yoksa Türkiyeli kelimesindeki Türk nereden çıkmış?

Gavurlar bize Türk derken bizler tarihte ne halt etmişiz?

Tarihte Orhun anıtlarından, Göktürklerden sonra “neredeyse” hiçbir yerde Türk kavmi adı görülmüyor. Gazneliler, Peçenekler, Kıpçaklar, Uzlar, Tatarlar, Selçuklular, Harzemşahlar, Oğuzlar, Osmanlılar, Karamanlılar, Karakoyunlular, Akkoyunlular, Safeviler,  Afşarlar, vesaire vesaire. Çok garip ama Türkler dışındakiler ise bütün bu kavimlere Türk diyor. Neredeyse dememizin sebebi Türkmenler. Ama onlara da bir kulp eklenerek Türk adam haline getirilmiş siz tam Türk değilsiniz der gibi. Üstelik Türkmen adını koyan Araplar. Oğuzların Müslüman olanlarını, olmayanlardan ayırmak için Müslüman Oğuz topluluklarına Türkmen demiş Araplar.  Osmanlı’da Türk tabiri vardı ama çok iyi anlamda değildi. ’İdraksiz Türkler’ tabiri Osmanlı’da en çok kullanılan tabirdi. Osmanlı’da Türk aşağılanırdı. Osmanlı’da Türk’e ’Eşek Türk’ denirdi. Yani Araplar kadar olamamış Osmanlı. Bu nedenle Osmanlı Türklüğü benimsememiş, dışlamıştır. Öyle ki Osmanlı, Türk düşmanlığına devam ederken, Orhun yazıtlarını ve Türk alfabesini 1893 de bir Danimarkalı çözmüş.

Türk’ün aklı sonradan gelir

Türk milliyetçiliği, Avrupa’nın aksine, maalesef yaşanan acı olaylar neticesinde ortaya çıkmıştır. Osmanlı’nın son zamanlarında imparatorluk milletleri birer birer isyan edip bağımsızlıklarını kazanmaya başlayıp zaten olmayan ulus devlet göçünce isyan etmeyenlerin nihayet hangi millete ait oldukları birilerinin akıllarına gelmeye başlamış. O birileri Türklüğün, Türkçülüğün uyanış hareketinin öncüleri Kırım Tatarı İsmail Gaspıralı, Azerbaycan Türkü Hüseyinzade Ali Turan, Kazan Tatarı Yusuf Akçura, Başkurt Zeki Velidi Togan, Azerbaycan Türkü Ahmet Ağaoğlu, Kazan Tatarı Sadri Maksudi Arsal ve Hiveli Mustafa Çokay. İşin enteresan tarafı hepsi de o zaman bağımsız bir devlet olan Osmanlı dışından.

Osmanlı yıkılınca yeni devletin adı ne olacak diye fazla düşünmeye gerek kalmamış. Ortada zaten uluslararası bir ad var. İtalya yarımadasında yaşayanların verdiği ad: Turchia okunuşu Turkiya, insanları Turchi-Turki. Araplar da aynen böyle diyor. Cumhuriyetin ilk yıllarında orta yaşın üzerinde eğitimli nesil de Türkiya diyor, Türkiye değil. Giderken yolda ağız uyumuna göre varyasyonlara uğramış, telaffuzları İngilizlerde Törkiy ve Törk. Fransızlarda Türki ve Tûrk, Almanlarda Türkay ve Türke vb. olmuş.

Anadolu’da 1923 de kurulan devlet halka adını vermiştir. Yoksa halk devlete vermemiştir. Bu da yukarıda açıklandığı gibi taa İtalya yarımadasına dayanır. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının adının Türk olması bir ırki/kavmî özellik değildir. Nitekim Anayasa da  bunu “Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür” diyerek  ırkı dışlar.

Coğrafi adlar

Galya günümüzde başta Fransa olmak üzere Batı Avrupa’nın Fransa tarafındaki bir bölümüne tarihte verilen isimdi. Galya topraklarında Kelt, Flaman, Alzas,   Katalan, Bask, Bröton, Norman vb. halkların yaşamasına karşın bu ülke Fransa adını almışsa, bunun nedeni Frankların oluşturucu, kurucu ve birleştirici rolünde aramalıyız.

Coğrafyayla kimlik edinilmez. Mesela Fransa memleketin adıdır. Hiç kimseye Fransa’dan türeme bir isim verilmez. Fransalı gibi. Almanya Almanların ülkesi demek. Almanyadaki halka Almanyalı demek Almanyalıların ülkesili demek gibi saçma sapan bir şey olur.

Coğrafi bölgeler halka isim veremez. Amerika istisnadır. Çünkü Amerika/Amerigo aslında şahıs adından türemiş bir coğrafi addır. Diyeceksiniz ki “ya Polonya ve Polonyalı”. Yanlış. Polonya halkı Polonyalı değildir “Leh” dir, Polka, Pol da denir (Rusça’da Polka полька, Polyak поляк. Almanca, İngilizce pole). Konuştukları dil Lehçedir. Burada tam işin en önemli noktasına geldik işte. “Dil”. Dile bakacaksınız, ölçüsü budur. Ülke dili “Lehçe” ise halkı da Leh dir. Coğrafi bölgesi Polonya olabilir ama ülkenin ulusu vardır ve Leh’dir. Unutmayalım ki eskiden, Osmanlı devrinde  oraya “Lehistan” denirdi. Bunun aynısı Azerbaycan için geçerli. Azerbaycan’ın yakın zamanda değişen Devlet politikasına göre Azerbaycan’da yaşayan halka Azerbaycanlı deniyor. Ancak bu, onların soylarına belirsiz görünümü vermektedir. Halbuki Azerbaycan milletinin bugün oturdukları yerler, eskiden beri Türk halkının yaşadığı yerlerdir. İnsanları aynen Anadolu insanı gibi Oğuzdur. Oğuzlar da Türk’tür. Azerbaycan’da konuşulan dil Türkçe’dir. Azerbaycan ise coğrafyanın adıdır, coğrafya adını millet adına vererek hata etmektedirler. Aynı hataya şimdi de Türkiye düşürülmeye çalışılıyor.

Dönelim tekrar Amerika’ya. Amerikalının dili ne? İngilizce. Ülke dili İngilizce ama halkı İngiliz değil. Bu orada ulus olmadığını gösterir. Adlarını kıtayı keşfeden Americo Vespuci’den alanlar kendilerine Amerikalı diyorlar.
 Aynen Osmanlı gibi. Şu anda Amerikalılar böyle olmakla övünüyorlar. Herkesi ergime potasında (melting pot) da erittik diyorlar. Ama sonuçta hala toplama bir ülke. Yarın Osmanlı’ya olduğu gibi onlara da bir şey olduğu takdirde, bir kriz anında bir Fransız, bir İngiliz ya da bir Alman gibi duruş gösterebilecekler mi? Çok şüpheli.

Kendine has dili olanlara millet denir. Sonu ”…li, ….lı ” ile bitenlerin soyu belirsizdir; … Amerikalı, Kanadalı, Perulu,Pakistanlı, Avustralyalı, Arjantinli, Şilili, Yeni Zelandalı, İsviçreli….diyebilirsiniz çünkü bunların kendine has dilleri yoktur. Aynen Alman’a Almanyalı, Fransız’a Fransalı, İtalyan’a İtalyalı, İngiliz’e İngiltereli, Rus’a Rusyalı , Japon’a Japonyalı…….diyemediğiniz gibi Türk’e de Türkiyeli diyemezsiniz.

Ulus

Türkiye Cumhuriyeti anormal şartlar altında oluşmuş bir ülkedir. İmparatorluğun Batı tarafından planlı bir şekilde çökertilmesinden sonra Balkanlar, Orta Doğu ve Kafkasya’daki Müslüman Osmanlı tebaası, son kale olarak Anadolu’ya göçtü. Bu insanların kültürleri, âdetleri, yaşam biçimleri farklıydı. Bu büyük farklılıklar, Anadolu’da zaten karmakarışık olan etnik ve dini yapıya eklenince, acayip bir karışım doğdu.

O ‘karışım’ın hayatta kalabilmesinin ve bir arada yaşayabilmesinin tek şartı, yeni bir ulus ve yeni bir devlet oluşturmaktı.

Devlet kurmak, adını koymak kolaydı. Ancak bir de ulus kavramı vardı. İşin kritik tarafı buydu. Ulusal kimlik, ulusal devlet olmadan yoktur. Bu kimlik etnik köken ve dinle değil sadece dille tanımlanıyor. Yugoslavya, Sovyetler örneğini unutmayalım. Her devlet kendi ulusunu yaratmak zorundadır yoksa dağılır gider. Atatürk de bunu yapmaya çalışmıştır. Bunu yaparken de “ne mutlu Türküm”, “ne mutlu ki Türküm”, “ne mutlu Türke”, “ne mutlu Türk olana” dememiş özellikle “Ne mutlu Türküm diyene” demiştir. Buradaki “diyene” çok önemli, ince bir zeka ürünü. Bunun anlamları şunlardır:

·         “Ulus olmak isteyen, ulusun bir ferdi olmak isteyen Türküm der. Bu Türk ırkından geliyorum demek değildir”.

·         İsteyen “ben sadece Türk vatandaşı değilim, aynı zamanda Türk kavmindenim, Türk ulusundanım” da diyebilir. Bu ırkçılık değildir.

·         İsteyen ben şuyum, buyum gibi kendi alt kimliklerini de kullanabilir. “Ben Çerkez asıllı Türküm, ben Azerbaycan Türküyüm” gibi.

·         Irkçılık “var olan” alt kimlikleri kabul etmemektir.

Bu arada “sen ne mutlu Türküm diyene dersen biri de çıkar ne mutlu Kürdüm diyene der” demek cahilliğin daniskasıdır oradaki “diyene” ile “ulus olmanın” kastedildiğini anlayamama kafasızlığıdır ya da maksatlı bir davranıştır. Bunu söylenin Devletin en üstünde oturmuş olması, durumun vahametinin göstergesidir.

Dil

Dünyanın her yerinde dil, ulusal kimliğin gerçek ve tek simgesidir. Lübnanlı, Hıristiyan ya da Müslüman, kendini Arap sayar. Çünkü Arapça konuşur. Türkleri birleştiren ve dünyanın geri kalanından ayıran unsur da dildir. Anası babası Türkçe konuşan ve kendisine ‘Türk’ diyen herkes Türk’tür. Meselâ anne Çerkez, baba Boşnak olabilir ama eğer Türkçe konuşuyorlarsa çocukları Türk’tür.

Üst-alt kimlik

Türklük Türkiye sınırları içerisinde bir ırk değildir, üst kimliktir. Çerkezlik, Boşnaklık vb. da alt-kimliktir.   Kuzey Kıbrıs, Azerbaycan ve diğer Türk Cumhuriyetlerinde de durum böyledir.

Kalkıp Almanya’ya göç etmiş, oranın vatandaşı olmuş ya da Türk bir anne-babadan orada doğmuş birisi kendine ne diyecek?

·         Ben Alman’ım diyebilir. Bu tek kimliktir.

·         Ben Türk asıllı Alman’ım diyebilir. Bu alt-üst kimliktir.

·         Ama ben Türk’üm diyemez. Derse cebinde taşıdığı üst kimliği inkar etmiş olur. Buna rağmen isterse “ben Türküm” derse, biz de ne yapalım dilin kemiği yok, özgürlük var deriz. Ama o bunu dedi diye, onun bunu deme hakkı var diye Alman Almanlıktan çıkmaz, Alman’a “sakın haa Almanım deme” denemez.

Kökeni Alman olmayan bir Alman vatandaşının “ben Alman’ım” demesini kabul etmeyen, “ben Türk asıllı Alman’ım” demesine tepki veren o ülke insanlarına da IRKÇI denir.

Türkiyelilik (güya)

Son zamanların tartışma konusu: Türkiye’de yaşayanlara ne denecek? Türk denilmesine itiraz ediliyor. Efendim neymiş “Türk bir ırkın adıymış. Türkiye’de yaşayan herkes Türk ırkından gelmiyormuş, onlar ne olacakmış? Türkiyeli denmeliymiş” falan filan.

Yukarıda ayrıntılı ele aldık. Türk bir ırkın adıysa neden Türk kavimleri kendilerine Türk dememiş?

Tekrar vurgulayalım:  Sonu ”…li, ….lı ” ile biten milletlerin soyu belirsizdir; … Amerikalı, Kanadalı, Perulu, Pakistanlı, Avustralyalı, Arjantinli, Şilili, Yeni Zelandalı, İsviçreli…. bunların kendine has dilleri yoktur.  Dili olan milletlere de …li, …lı ekleyemezsiniz. Alman’a Almanyalı, Fransız’a Fransalı, İtalyan’a İtalyalı, İngiliz’e İngiltereli, Rus’a Rusyalı , Japon’a Japonyalı…….diyemediğiniz gibi Türk’e de Türkiyeli diyemezsiniz.

Türkiye’deki Türk adı Türkiye’den esinlenmiş de olabilir, esinlenmemiş de. Türkiye’nin kökü Türk varken ve bu uzak-yakın tarih boyunca yerini almışken, ülkenin adı Türkiye iken halkına da Türk’ten başka ne denecek? Türkiye bir memleketin adı “Türkler’in ülkesi” anlamına geldiği için Türkiyeli diye bir şey olamaz.  Böyle bir kavramın tutması için önce birkaç lisana çevireceksiniz. Çevirin bakalım Türkiyeliyi, Fransalıyı, Almanyalıyı? Çeviremezseniz varlığını sürdüremez, çürür. Çevirseniz gülünç olursunuz. Türkiyeli’nin “Türklerin Ülkesili” olacağı gibi. Türkiyeli böyle bidon bir kavramdır. Çeviremezsiniz, bundan bir üst kimlik de yaratamazsınız. Sağa sola bakarak bu tür kavramlar kullanamazsınız. 

Türkiye’de ataları Türk kavimlerînden olmayanlar ne yapacak?

Kimlik açısından yukarıda açıkladık. Bir de işin etnik tarafına bakalım. Hangimiz atalarımızın Türk kavimlerinden biri olduğunu gerçekten bilebiliyoruz? Kimimiz kendimizi öyle hissediyoruz, kimimiz hissetmiyoruz. Kimimiz işin bu tarafını hiç umursamıyor. Türkiye’de kendi soyunun Türk olarak bilinen kavimlere dayanmadığına, etnik gruplardan birine dayandığına inananlar var. Her ülkede var. Onlar bir şeyler isteyebilir. Ama her istenilen de yapılamaz. Yani mikro milliyetçiliklerin her birine cevaz vermek mümkün değildir. Çünkü bayraklarını tespit edemezsiniz. Bayrak tespit etseniz bu sefer toprak veremezsiniz. Verirseniz de Yugoslavya gibi  dağılır gidersiniz. Bu çok önemli bir meseledir. Burada dikkatli olmak lazımdır. Türkler böyle işlere bayılırlar. Ama nereye kadar gider? O belli değil. Bu çok tehlikelidir. Gereksiz kışkırtmalara çanak tutar. Ondan sonra çok tehlikeli şeyler olur. İnsanlar birbirleriyle didişmeye başlarlar. O zaman da bunun önünde durmak çok zordur. Burada koruyucu mekanizmalar da yok. Dikkat etmek lazım. İnsanlar dünyaya yaşamaya geliyor. Yaşamın böyle huzursuzluklarla berbat edilmesi hoş bir şey değil.

Bülent Pakman Kasım 2013. Güncelleme Eylül 2014. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden kısmen veya tamamen alıntılanamaz. Yazının bazı bölümlerinde Prof. İlber Ortaylı’nın görüşlerinden yararlanılmıştır.

Twitter Widgets

OLYMPUS DIGITAL CAMERABülent Pakman kimdir   https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Türkiyeli mi Türk mü? için 3 cevap

  1. araftabiryolgezer dedi ki:

    “Türkiyelilik” kavramı hoşuma gitmese de, Türkleri bugüne kadar yanıltan “ülkede yaşayan herkesin Türk olduğu” sanrısından uyandıracağını umuyorum ayrıca Türklerin ırk olduklarını yeniden hatırlamalarını sağlayacaktır.

    (Örn: Bu farkındalık sayesinde Menderesten beridir etnik Türk olmadığı halde İslam adı altında ülkeyi devralanların ülkeyi kasten bugünlere getirdiklerini anlayacaksınız, ülkenin intihara sürüklenmesi tesadüf değildir)

  2. Hehe dedi ki:

    Çinli ve Korelilerin kendi dili yok mu yani🙂 ?

    • bpakman dedi ki:

      O bizim yanlışlığımızdan kaynaklanıyor.
      Diğer dillerde millet ve dil aynı kelimedir. Mesela:
      İngilizce’de: China (Çin-ülke), Chinese (Çinli ve Çince). Korea (Kore), Korean (Koreli, Korece). Turkey, Turkish
      Rusça’da: Kitay (Çin-ülke), Kitayski (Çinli ve Çince). Koreya, Koreiski (Koreli, Korece)
      Ancak milletin öz dilinin olmadığı durumlarda millet ve dil ayrı kelimelerle ifade ediliyor.
      America (ülke), American (Amerikalı), English (İngilizce-dil-kendi dilleri yok).
      Azerbaijan (ülke), Azerbaijani (Azerbaycanlı), Azeri (Dil). İngilizler Azerbaycan Türklerini Türk saymak istemedikleri için böyle diyorlar.
      Canada, Canadian, English
      Nigeria, Nigerian, English. Nijerya halkı adları ve dilleri ayrıca kendi kabile adları ile ifade edilir (Havsa, Yoruba gibi)
      Bazı diğer Türk cumhuriyetlerinde dil, dil olarak kelimelendirilir: İngilis dili gibi.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s