Türkiye’de ilk Dinler Arası Diyalog Örgütlenmeleri

TAPINAK ŞÖVALYELERİ

Tapınakçılar’, “Süleyman Tapınağı  ve İsa Mesih’in Yoksul Şövalyeleri” adıyla, Kutsal Topraklar’a giden Hıristiyan hacılarını korumaya ant içmiş 9 şövalyenin girişimiyle, Kudüs Kralı ve Kudüs Patriği’nin onayıyla, 12’nci yüzyılın ilk çeyreğinde kurulmuş bir tarikat. Süleyman Tapınağı konusundaki ayrıntılı yazımızı okumak için lütfen  tıklayın. Kuruluş tarihinin 1119 ya da 1120 olma ihtimali oldukça yüksek. 9 şövalye içinde en önemli iki isim, ki bu 9 şövalyenin isimleri de değişik kaynaklarda birbiriyle çelişkilidir, Hugues de Payens ve dönemin en önemli dini liderlerinden birisi olan St Bernard’ın akrabası, büyük olasılıkla dayısı olan Andre de Montbard.

Tapınakçılar her şeyden önce dini bir örgüttü. Tarikatın kuralları yoksulluk, bekâret ve itaat idi. Günleri dua ederek, çalışarak ve yine dua okuyarak, çok az yiyerek geçiyordu. Yazılı kaynaklarda haftada sadece 2 kez et yedikleri yer alıyor. Sofu bir hayata katışıksız bağlılık gösteren Tapınakçılar hiyerarşiye bağlılık anlamında itaatkardılar.  Sembolleri tek bir ata binen iki şövalyeydi. Bu bir yoksulluk sembolüydü aynı zamanda. Gerçekten yoksuldular. Tapınak Şövalyeleri aslında rahiplerdi, evlenmez cinsel ilişkiye girmezlerdi.  Ruhlarının esenliğini amaçlayan insanlardı.  Giysilerinde ise beyaz harmani üzerine kırmızı haç bulunurdu. Harmani din adamlarının giydiği beyaz kıyafetti ve bekâreti simgeliyordu. Kırmızı haç ise savaş sembolüydü.

Tapınakçılar Hıristiyan hacıları korumak için kurulmuştu ama 14’üncü yüzyılın hemen başında Kutsal Topraklar’daki Hıristiyan kentler tek tek düştü. Hıristiyan kent olmayınca amaçlarını yerine getiremediler. Fransa Kralı IV. Philippe, içinde bulunduğu maddi çıkmazları aşmak için Tapınakçılara dinden sapma, eşcinsellik ve şeytana tapma gibi suçlamalarda bulundu 1314 yılında örgütün 34 üyesi liderleri başta olmak üzere kazığa bağlanarak yakıldı. Diğerleri ise başka tarikatlara girmeye ya da inzivaya çekilmek zorunda bırakıldılar. Yargılama sürecinde Kral tüm mal varlıklarına el koydu. Papa bu malların kiliseye iade edilmesini istedi ama Kral vermedi. Daha sonra tarikatın yeraltına inip yaşamaya devam ettiği konusunda rivayetler var.

GÜL VE HAÇ ŞÖVALYELERİ

Gül ve Haç Şövalyeleri, inançlarını devam ettiren bazı Tapınakçılar tarafından 1452 de Almanya’da kurulduğu varsayılan, Masonlukla kardeş ama Masonluktan farklı amaçları olan, gizli ve bilinmeyen bir örgüttür. Cemiyetin kurucusu, gerçekten yaşayıp yaşamadığı bilinmeyen Christian Rosenkreutz isimli kişidir. Masonluktaki 18. Derece “Knight Rose Croix” – Güllü Haç Şövalyesi’ne karşılık gelir.

Gül ve Haç Kardeşliği örgütündeki gül, Yahudiler için kutsal kitapta geçen gül, “beklenen kurtarıcıyı” simgeler. Aynı gül kodu Hıristiyanların Katolik mezhebinde ise “Bakire Meryem’e” verilmiş olan adlardan biridir. Mitolojide ise güle çeşitli anlamlar yüklenmiştir. Eros, tanrılara gül sunar ve bunu başlarının üstüne koyar. Bu, başına gül konulmuş olan kişinin ya da tanrının sırlarının saklanması gerektiğini sembolize eder. Bu nedenle günümüzde özellikle gizli kalması gereken sırların konuşulması yasaktır ve buna hem diplomatik dilde hem de ezoterik örgütlerde “Subrosa” yani “gül altı” ya da “gülün altında” denilir. Ayrıca yine mitolojiye göre ilk güller “Tanrıça Afrodit”in sevgilisi Adonis’in kanayan yarasından akan kandan doğmuştu. Daha sonra bu efsane, İsa’nın çarmıha gerilişi sırasında böğründeki yaralardan akan kan damlacıklarından oluşan güller inancına dönüşmüştür.

Tapınakçılar 1713’ten itibaren kendi geleneklerini sürdüren Masonluğu benimsemeye başladılar. Bundan sonra Tapınakçılığn  yerini  Gül ve Haç Kardeşliği ile Mason locaları üyeliği aldı.

Yakın dönemlerde dünya siyasetinde etkili rol oynamış yüzlerce kişi Gül ve Haç Şövalyeleri örgütün üyeleriydiler. Birkaçını saymak gerekirse; General de Gaulle, Valery Giscard d Estaing, Mitterrand, Avrupa Birliği’nin kurucularının tamamı, yüzlerce senatör, bakan ve milletvekili.  CIA’nın 4 başkanı ve 2 NATO Genel Sekreteri ve daha yüzlerce seçkin kişi  Gül ve Haç Kardeşliği ile Mason localarının üyeleriydiler.

AVRUPA BİRLİĞİ – AB

Bugünkü Avrupa Birliği’ni kuran Almanya ve Fransa, II. Dünya Savaşı sonrasında düşman kardeşlerdi. Onları yan yana getiren, barıştıran Soğuk savaş dönemi oldu. Bu dönemde her ne yapıldıysa Amerika’nın isteği doğrultusunda komünizmle mücadele için yapıldı. Bu amaçla Moral Rearmament” örgütü kurularak aynı zamanda AB’nin temelleri atıldı. Kısaltılmışı MRA, anlamı Manevi Cihazlanma. Bu örgütlenme aynı Türkçe isimle İstanbul’da da faaliyet göstermişti. MRA nın ana felsefesi perde arkasında kalmaktı. Avrupa Birliği’nin temelleri, 1950’li yıllarda örgütün İsviçre’nin Caux kentindeki şatosunda atıldı. Bu gizli toplantıya Almanya ve Fransa tarafından çok önemli devlet adamları katılmıştı. İşin ilginci bunların ikisinin, bu iki ülkenin başbakanı olacaklarının daha önceden bilinmesi ve gerçekten de onlar seçildi.  Bu isimlerden biri genç François Mitterand. Diğeri ise, sonradan Alman devlet başkanı olacak olan Konrad Adenauer. Fransız tarafına da, daha sonra Avrupa Birliği’nin manevi babası bayılan Robert Schuman ve AB’nin baş mimarı olarak bilinen Jean Monnet başkanlık ediyordu. Mitterand, Fransa başbakanı olduktan sonra AB ruhunu yaymaya çalıştı. Her ikisi de Gül ve Haç bağlantılı Mason localarının üyeleriydi. Fikir babası Robert Schuman da öyle. AB aslında, Kilise Hıristiyanlığı birliği değil, Gnostik-Masonik Hıristiyanlığı Birliğiydi. Robert Schuman o toplantıda, Fransa-Almanya kömür ve çelik ortaklığının kurulmasını önermiş. Böylece Ortak Pazar’ın da fikir babası olmuştu.

MRA’nın Türkiye örgütlenmesi 11 Kasım 1966 da “Manevî Cihazlanma Derneği – Cemiyeti” adıyla oluşur. Başkanı dönemin İstanbul valisi ve aynı zamanda İlim Yayma Cemiyeti’nin de kurucusu olan Prof. Fahrettin Kerim Gökay’dır. Fahrettin Kerim Gökay’ın üniversitede asistanı, annesini Sabetayist mezarlığı olarak bilinen Bülbülderesi Mezarlığına (Bu konudaki ayrıntılı yazımızı okumak için lütfen tıklayın) defneden Sabetayist Mazhar Osman Usman ise Aydınlar Ocağı’nın 30 numaralı kurucusuydu.  Fahrettin Kerim Gökay İlluminati” üyesiydi; tıpkı, bir zamanlar Washington elçimiz olan Münir Ertegün’ün ağabeyi Özbekler Tekkesi şeyhi Ata Efendi gibi. Münir Ertegün ABD’de öldükten iki yıl sonra cenazesi Türkiye’ye Amerikan zırhlısı Missouri ile gönderilecek kadar önemli bir şahsiyetti. Ertegün babasıyla beraber Özbekler Tekkesinde yatıyor. Tekke Sabetayist/Karakaşilerin Bülbülderesi Mezarlığının hemen yanında. (Bu konudaki ayrıntılı yazımızı okumak için lütfen tıklayın). Bu arada İlluminati’nin 1776 da Kabalacıların kurduğu dünyayı yönetme amacı güden bir tarikat olduğunu belirtelim.

Derneğin adresi Beyoğlu Asmalımescit Sokağı’nda bir apartmanın üst katında olarak gösteriliyordu. O zaman örgütün toplantılarının bir kısmı Teşvikiye’deki Gül ve Haç binasında, yani İzmir Palas’ta, bir kısmı İzmir’de, en gizli ve özel toplantılar ise Gökay’ın Kadıköy, Göztepe’deki köşkünde yapılırdı. Derne­ğin başka bir toplantı yeri de Kadıköy-Selamiçeşme’deki İsmail Agar’ın köşküydü. İsmail Agar, 1961′de idam edilen Dışişleri Bakanı Fatih Rüştü Zorlu’nun yakın akrabasıydı.

İZMİR PALAS

İzmir Palas

İzmir Palas

Teşvikiye’deki İzmir Apartmanı eski adıyla İzmir Palas, önünden geçenler için tarihi eski bir bina görünümünde. Ancak başınızı kaldırıp yukarıya, binanın en üst katına baktığınızda enteresan bir yapı dikkatinizi hemen çekecektir. Binanın diğer katlarından farklı olarak küçük bir kubbeyi andıran ve sütunlar üzerine oturtulan bu küçük yapı binanın gizli bir sembolü aslında. Gül ve Haç Kardeşliği’nin İstanbul’daki toplantılarına ev sahipliği yaptığı için binada örgütün gizli sembollerinin kullanıldığı,  kapısında yeşil çiniler üzerindeki gül motiflerinin de örgütün simgesi olduğu öne sürülüyor.

DERNEĞİN FAALİYETLERİ

Dernek mensupları 1960’daki 27 Mayıs askeri darbesinden önce Adnan Menderes hükümetine ilginç projeler götürmüşlerdi. Bu projelere göre:

  • İstanbul ‘Dünya Dinler Başkenti’ yapılacak,

  • Fener Patrikhanesi Vatikan gibi ayrı bir devlet olacak,

  • Kariye Camii, bir çeşit Hilafet merkezi haline getirilecek,

  • Ayasofya Ortodoks ibadetine açılacak,

  • Yahudi­lik en üst düzeyde yeniden yapılandırılacak, dönme ve Karaim Yahudileri de böylelikle temsil hakkına kavuşacaklardı.

1960 ihtilali ve Menderes’in idamıyla bunlar gerçekleşmedi ama 1963’den sonra örgüt, ‘Dünya Dinler Arası Diyalog ve Hoşgörü‘ toplantılarına resmen başladı.   Son yıllarda moda olan “Ilımlı İslam, Dinler Arası Diyalog’un fikir babası olan ‘Üç din birliği’ yani ‘İbrani dinler’ denen proje ilk kez bu Mason derneği tarafından ortaya atılmıştır. 

FAHRETTİN KERİM GÖKAY

1900’de Eskişehir’de doğan Fahrettin Kerim Gökay, İstanbul Tıp Fakültesi’ni bitirdi. Münih, Hamburg ve Viyana’da uzmanlık eğitimi gördü. 1933’te profesör, 1942’de ise ordinaryus profesör oldu. 1949’da CHP iktidarınca İstanbul Valiliği ve Belediye Başkanlığına getirilen Gökay bu görevini 1957’ye değin, yani DP iktidarı döneminde de sürdürdü. Bern büyükelçiliği (1957-1960), YTP İstanbul milletvekilliği (1961- 1965), Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı (1963) görevlerinde bulundu. Gökay, İstanbul’a klakson yasağı getirdi. Beyoğlu’nda sarhoşları toplayarak Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne yatırdı. Bu yönüyle Gökay mizaha da bolca malzeme olmuş, o dönemde küçük rakı isteyenler bunu “Ver Bir Fahrettin Kerim” diye dile getirir olmuştu. Küçük rakı – Gökay benzetmesi onun kısa boylu olmasından kaynaklanıyordu. Halk tarafından çok sevilirdi. Öyle ki ona karşı eleştiriler bile mizah yoluyla yapılırdı. “Aman valimiz, mini mini valimiz, ne olacak halimiz?” gibi.

Fahrettin Kerim 33. dereceden Masondu. Derneğin diğer tüm üyeleri de masondu ve hepsi de aynı zamanda Circle d’ Orient (Büyük Kulüp) üyeleriydi ve ayrıca araştırmacı yazar Aytunç Altındal’a göre  Gül ve Haç Örgütü şövalyeleriydi.

DİĞER İSİMLER

Manevi Cihazlanma’nın başka baba isimleri arasında Türkiye tarihinde çok önemli rol oynayan ama adı az bilinen Prof. Hazım Atıf Kuyucak vardı. Kuyucak Cumhurbaşkanı Celal Bayar’a en yakın isimlerden biriydi ve Masonların en etkili locası olan Nur Loca’sının Maşrık-ı Azamı’ydı. Türkiye’nin bütün petrol tasarımları ve anlaşmalarından sorumluydu. Aynı zamanda 1964 yılına kadar da Gül ve Haç kardeşliği örgütünün başkanlığını yürütmüştü. Ünlü Bilderberg toplantılarının, 1959’da İstanbul’da yapılan gizli oturumunda Türkiye’yi o temsil etmişti.

1964 yılında Gül ve Haç şövalyeliğine yeni bir isim getirildi; 17. dereceden Mason olan Cemal Birik. Birik’i İskoç Riti’nin iz­niyle önce 17. dereceden önce 18 sonra 33. dereceye kademeli olarak atlatan, yukarıda sözünü ettiğimiz Profesör Kuyucak ve yanında da çok ilginç bir isim; Dışişleri Bakanı ve Cumhurbaşkanı vekili İhsan Sabri Çağlayangil olmuştur. Çağlayangil çok enteresan bir adamdı. 33. derecedeki Mason siyasetçilerden biriydi. Aynı zamanda istihbaratçıydı. ‘Manevi Cihazlanma’ teşkilatının Türkiye’deki en güçlü isimlerinden biriydi. Bir ara Ayetullah Humeyni Türkiye’ye gelip, Bursa’da zorunlu oturmaya tabii tutulduğunda onunla ilgili gizli bilgilerin hepsi Çağlayangil’de toplanıyordu.

Son yüzyılın Türkiye’sine damgasını vurmuş olan siyasilerin en elit çekirdeği, hep mason ve Gül ve Haç şövalyesi unvanlı kişilerdi. İlk 20 kişiyi sayalım: Prens Sait Halim Paşa, Prens Aziz Hasan Paşa, Yargıtay Başkanı Fuat Hulusi Demirelli, Dr. Mim Kemal Öke, Prof. Hazım Atıf Kuyucak, DP Milletvekili ve Manevi Cihazlanma Derneği Başkanı Dr. Ekrem Tok, Mukbil Gökdoğan, Prof. Sahir Erman, Dr. Enver Necdet Egeran, İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras, Ankara Valisi Nevzat Tandoğan, İstanbul Valisi Prof. Fahrettin Kerim Gökay, Meclis Başkanı Kazım Özalp, Celal Bayar, Ali Kemren, Şeyh Ataullah Efendi, Amiral Mehmet Ali Paşa, Servet Yesari, Başvekil Hasan Saka, Devlet Şurası Başkanı (günümüzün Danıştay’ı) Mustafa Reşit Mimaroğlu, Muhip Nihat Kuran.

İLİM YAYMA CEMİYETİ

Ancak ABD güdümlü Dinler Arası Diyalog projesinin Türkiye ayağı örgütlenmesinde Manevi Cihazlanma Derneği ilk değildir. İlk örgütlenme  11 Ekim 1951′de Said-i Nursî’nin avukatı  Seniyüddin Başak, Emekli Kurmay Albay Vehbi Bilimer liderliğinde kurulan İlim Yayma Cemiyetidir. Bu cemiyetin başkanı da daha sonra Manevi Cihazlanma Derneğinin başkanı olacak olan Fahrettin Kerim Gökay’dır. İlim Yayma Cemiyetine en büyük destek daha sonrasında olduğu gibi hep masonlardan gelmiştir; yönetimde masonlar vardı. 9 Kasım 1967 de  Murat Locasına Moşe Şalom ile birlikte giren tüccar Mazhar Çelebi gibi. İlginçdir ki İlim Yayma Cemiyeti’nin kuruluşundan altı gün sonra, İstanbul Samatya’da ilk imam-hatip okulu açılmıştır.

YAKIN TARİH

Dinler Arası Diyalog bayrağını yakın tarihte bir başka 33. derece Mason Üzeyir Garih devralmıştı. Garih’in yanına ABD tarafından bu proje çerçevesinde truva atı olarak monte edilen Fethullah Gülen, Garih’in öldürülmesinden sonra Diyaloğun liderliğini üstlenmiştir.  (Bu konudaki ayrıntılı yazımızı okumak için lütfen tıklayın). Mesela Gülen bu çerçevede çok önemli bir mesaj veriyor: “Herkes kelime-i tevhidi esas alarak çevresine bakışını yeniden gözden geçirmeli ve ıslâh etmelidir. Hatta kelime-i tevhidin ikinci bölümünü yani Muhammed Allah’ın resulüdür kısmını söylemeksizin sadece ilk kısmını ikrar eden kimselere rahmet ve merhamet bakışıyla bakmalıdır.” (Fethullah Gülen’in Küresel Barışa Doğru kitabı: s. 131). Gülen’in dediği şu: Hz. Muhammed’e iman etmek şart değil, Allah’a inanmak yeter. Bunun yaygınlaşmasıyla dinler arasında hiçbir fark kalmayacağı aşikar. Ancak bu gerçekleşirken diğer din mensupları inançlarını aynen koruyacaklar, müslümanlar ise inançlarını değiştirecek ve diğer dinlere yaklaştıracak.

Gülen daha da ileri gidiyor Kur’an’ın hadislere ihtiyacı olduğunu söyleyerek Kur’an’ın yetersizliğini ima ediyor. Gülen’e göre Kur’an’ın hadislere gerek olmadan da yeterli olduğuna inanmak sapıklık. Hz. Muhammed şart değilse, Kur’an yetersizse İslam’a ne gerek kalıyor? İşte empoze edilmek istenen bu.

Devamı için LÜTFEN TIKLAYIN.

YARARLANILAN KAYNAKLAR:

http://www.aytuncaltindal.com/haber/turkiyeyi_yoneten_gul_ve_hac_sovalyeleri.html

Aytunç ALTINDAL. Gül ve Haç Kardeşliği. Alfa Basım Yayın. İstanbul Nisan 2007.

https://bpakman.wordpress.com/yurdum/musevi-islami-cemaat-iliskileri/

https://bpakman.wordpress.com/yurdum/musevi-islami-cemaat-iliskileri/garih-gulen-ve-diyalog/dinler-arasi-diyalog/

http://www.haberturk.com/yasam/haber/653557-tapinak-sovalyeleri-yazi-dizisi

Bülent Pakman. Ekim 2013.  İzin alınmadan ve aktif link verilmeden alıntı yapılamaz.

DİNLER ARASI DİYALOG, ILIMLI İSLAM ve TÜRKİYE ÜZERİNE OYNANAN OYUNLAR  İLE İLGİLİ SAYFALARIMIZ

Twitter WidgetsFacebook Widgets
Sharjah 2011

Bülent Pakman kimdir?    https://bpakman.wordpress.com/pakman/


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s