Falcılık Olabilir mi Gelecek Görülebilir mi?

Bilinen ve bedensel özürlü olmadıkça her insanda var olan beş duyu ötesinde altıncı duyu, altıncı his denilen sezgi, sezme özellikleri de az çok bulunmaktadır. Bazılarının örneğin Tibetli rahipler çeşitli tekniklerle bu yeteneklerini oldukça ileri düzeye geliştirebildikleri bilinmektedir. Günlük yaşamımız açısından usta poker oyuncularını da buna benzetebiliriz. Bilindiği gibi iyi bir poker oyuncusu karşısındakilerin çeşitli davranışlarından, örneğin mimiklerinden, göz hareketlerinden hatta nefes alışlarından bile blöf yapıp yapmadıklarını anlar. Zaten bu yeteneği olmayanlar pokerde kaybetmeye mahkumdur.

Kiminde altıncı his ile ilgili yetenekler Allah vergisi olarak daha fazladır.  Bu yeteneği epey fazla olanlara “medyum” denmektedir. Kimisi de gelecekte başına gelecek bir olayı durup dururken, yani bilinçaltında böyle bir şeye şartlanmadığı halde, rüyasında görür. Kimisi bunu “istihareye yatarak” yapar, yani yatmadan önce bilinçaltını belli bir konuya odaklandırır, kendisini şartlandırır. Örneğin “beni isteyen delikanlı ile evlenirsem sonum iyi mi olur yoksa kötü mü” gibi.

Geçmiş ve geleceğe ait görüntüler

Gerçeğini bulmak zor olan falcı ya da medyumların yetenekli olanları büyük bir titizlikle karşılarındaki kişilerin beyinlerindeki açık düşüncelerine ve/veya bilinçaltına odaklanmakta derin bir konsantrasyon içinde bilinç üstü bir boyuta çıkmakta burada altıncı hislerinin açılan penceresinden geçmişe, o anki düşüncelere veya  geleceğe  ilişkin bazı görüntüler, sesler almaktadırlar. Bu yeteneklere “durugörü” ve “duru işiti” denir. Bu durum konsantrasyonla altıncı hissin yani sezgisel boyutun içine girilmesi ile geçmiş ve geleceğe ait bazı bilgiler edinilmesidir.

Şunu özellikle vurgulamak gerekir ki geçmiş ve mevcut duruma ait söylenenlerin doğru olması ille de geleceğe ait söylenenlerin de doğru olacağının göstergesi demek değildir. Bazı medyumlar bir şekilde belki karşısındakinin aura yani vücudunu saran eterik ışık bedeninden aldıkları etkilerle, uzaktaki bir insanın eşyasını ellerine alarak vb. geçmişine ait bilgileri edinebilmektedirler. Geçmişe ait bilgilerin doğruluğunu saptamak nisbeten kolaydır. Ancak geleceğe ait bilgilerin doğruluğu ancak belirtilen süre geçtikten sonra anlaşılabilmektedir. Bu nedenle geçmişi bildiği görülenlerin geleceğe ait söylediklerine körükörüne inanmamak gerekir. Falcılar sahtekar olabilir, kafadan atmış, yanlış tahmin yapmış, yanılmış, yorulma sonucu konsantrasyonu kaybetmiş olabilirler. Hatta bir falcının gelecek bir süre için yaptığı tahminlerin gerçekten de o süre sonunda aynen çıkması bile aynı falcının daha sonraki süreler için söyleyeceklerinin de ille de çıkacağının garantisi değildir.

Gerçek falcılık, medyumluk son derece ekstrem bir durumdur, herkesin yapabileceği bir şey değildir ve aslında hiç bir zaman bu kişilere başvurulmamalı, söylenenler dikkate alınmamalıdır. Ama insanlar meraklarını böyle gidermekte, genelde duymak istediklerini duyduklarından mutlu olmaktadırlar. Zira falcılar çoğunlukla karşılarındakileri mutlu etmeye odaklanmışlardır. Bu nedenle gelin konu üzerinde akıl yürütmeye devam edelim.

Bu arada unutmayalım ki  Allah’ın bahşettiği bir kabiliyet para ile satılamaz. Durugörü gibi yeteneği olanlar onu sadece ve sadece Allah için kullanmalıdır.  Böyle yapanları bir takım soytarılardan ayırmak gerekir.    

Gelecek gerçekten bilinebilir mi?

Günümüzde havanın nasıl olacağının saatlik tüm öngörüleri yapılabilmekte, bu bilimsel verilerin modellenmesi ile mümkün olmaktadır. Gelelim insan geleceğine. İnsanın geleceği belli midir? Kaderi belliyse evet. Peki kısaca kader nedir? Varlıkların yaptığı her belli faaliyet-eylem belli sonuçlar doğurur. Buna sebep-sonuç ilişkisi,  bir başka deyişle “karma” denilir. Basit anlatımla varlıklar ne ekerlerse onu biçerler. Atılan birinci adım ondan sonra atılacak ikinci adımın belirleyicisidir. Böylece bir varlığın yaşam süresince yaptığı faaliyetler, işler, hareketler, fiiller kısaca amelleri ilerdeki hayatını ve tekrar dünyaya geldiği zamanki kaderini belirler. Yani dünyaya gelmeden önce kader ana hatları ile bellidir, örneğin fiziki özellikler, maddi durum gibi. Yukarıda da belirttiğimiz gibi altıncı hisleri güçlü olanların bazıları bu yetenekleriyle çok zor da olsa insanların kaderlerini bir ölçüde görebilmektedirler. Bir tür kayıtları mı inceliyorlar, zaman içerisinde mi geziniyorlar? Bilemiyoruz. Ancak bunların olsa olsa tahminler olduğu unutulmamalıdır, öngörülen zaman uzadıkça tahminlerin doğruluk şansı da aynı oranla azalmaktadır. Örneğin ilk bir yıl için yapılan bir tahmine göre 25 yıl sonrası için yapılan bir tahminin doğruluk şansı çok daha azdır, hatta yok gibidir. Senin çocuğun büyüyünce çok zengin olacak, çok başarılı olacak diyen falcı bunu karşısındakini mutlu etmek için yapmaktadır. Zira 25-30 yıl sonra kim öle kim kala. Kim gelip kendisinden hesap soracak?

Global kehanet olamaz

Ülkelerin ya da dünyanın geleceğine ait falcılık “ultra ekstrem” bir durum olduğundan hiç bir zaman dikkate alınmamalıdır. Örneğin bu yıl deprem olacak gibi. Nostradamus’un kehanetleri bile ancak bir olay olduktan sonra olayla ilişkilendirilmeye çalışılarak tartışmalı biçimde çözümlenmeye çalışılmaktadır. Yani kahinlerin en ünlüsünün bile gerçekleştiği öne sürülen kehanetleri tartışmalıdır.

Hele hele kıyamete ait kehanetin mümkünatı yoktur.  Beşeri kabiliyet, altıncı his ne kadar yüksek olursa olsun, dünya tekamül düzeyi böyle bir bilgiyi içermeye, oluşturmaya ve idrak etmeye yetmez. Düşünün ki bir beşer falcı koskoca dünyanın ve veya güneşin, yıldızların, evrenin elektromanyetik, kozmik etkilerini beyniyle ve altıncı hisleriyle algılayacak ve buna göre belli haberleri verecek, böyle muazzam bir yetenek ve güç maddi beden bağımlılıyla akla aykırıdır.

Bilindiği gibi depremin kısa süre öncesinden bazı hayvanların arz kabuğunda meydana gelmeye başlayan yüksek gerilimleri algılayabildikleri düşünülmektedir. Bazı insanlarda da bu durum, o da depremden çok kısa süre önce,  söz konusu olabilir. Ancak her yılbaşı öncesinde yaklaşmakta olan yıl için “bu yıl deprem olacak, sel felaketi olacak” demenin hiç bir anlamı yoktur. Zira doğa olayları zaten her zaman olmaktadır.

Kuran’a göre

O kıyamet saatine ilişkin bilgi Allah katındadır. Yağmuru O yağdırır. O, rahimlerde olanı da bilir. Hiçbir benlik yarın ne kazanacağını bilmez. Ve hiçbir kimse hangi yerde öleceğini bilmez. Allah Alîm’dir Habîr’dir.” (Lukman 34).

Kuran yukarıda belirttiğimizi gayet güzel vurgulamaktadır. Kıyamet zamanı bellidir ve öyle bir yerdedir ki beşer ona  ulaşamaz, dolayısıyla bu konudaki kehanetler de külliyen yok addedilmelidir. Ayette yağmuru Allah yağdırır denirken insanlar yağmurun yağacağı konusunda bilgi sahibi olamazlar denmiyor. Allah rahimlerdekini bilir demek insanın doğmadan önce kaderi bellidir demektir. Allah rahimlerdekini bilir denirken Allah’tan başkası bilmez denmiyor. Nefs yani nefis (benlik) kazancını bilmez denirken ayette parasal kazanç kasdedilmiş olamaz. Burada kazanç olarak çevrilen kelimenin aslı “teksubu” dur. Kanımca gelecekteki nefis (benlik) kazancını yani tekamül (olgunlaşma) kazancını ifade etmektedir. İslam dinini Hıristiyanlıktan ayırtan özellik budur. Hangi kulun ne seviyede olduğunu, olacağını, ahirete intikal edeceği zaman sembolik olarak cennete mi yoksa cehenneme mi gideceğini bilen vb sadece Allah’tır. Böylece Allah ile kul arasında kimse olamaz, yani İslam’da ruhban sınıfı yoktur, böylece hıristiyanlıkta olan aforoz gibi ruhban yetkileri de yoktur. Falcılar da dahil kimse bir insanın tekamül düzeyi hakkında hüküm veremez, tekamül geleceği hakkında da haber veremez. Falcının yeteneği, eğer varsa, sadece karşısındaki insanın aura rengine göre iyi ya da kötü ya da diğer özelliklere sahip olduğunu bir ölçüde anlaması ile sınırlıdır. Yoksa “sen cennetliksin” gibi öngörülerin hiçbir geçerliliği yoktur. Kimin cennetlik olacağını sadece ve sadece Allah bilir.

Bir devlet memuru aybaşında alacağı maaşını yani kazancını bilir, bankada faizde parası olan vade sonundaki kazancını bilir vb. Yani insan gelecekteki parasal kazancını bilebilir. Bütçeler buna göre yapılır. Yoksa finansal kaos olur. Böylece ayette “… ne kazanacağı …” ile parasal kazancın kasdedilmemiş olduğu açıktır.

Kuran insanın kendisinin nerede öleceğini bilemeyeceğine de işaret etmektedir. Ama ilginç şekilde ne zaman öleceğinin bilinip bilinemeyeceğine dair bir şey söylememektedir. Zaten tıbbın günümüzde bazı hastalıklar sonucu bir insanın ne kadar ömrü kaldığını bildiğini unutmayalım. Bunun anlamı şudur. İnsanın ne zaman öleceği belli olsa da nerede öleceği belli olmayabilir.

Örneğin bazan gazetede okuruz, ölümden kurtarılan ama bindirildiği ambulansın kaza yapması sonucu ölenin, düşen uçağı kaçırıp araba kazasında ölenin hikayelerini.

Ve hatırlayalım Suudi Arabistan’da geçmiş yıllarda hacda şeytan taşlamada sıkışıp ölen yüzlerce insan için zamanın Suudi kıralı ne demişti. “Onlar bu faciadan kurtulmuş olsalardı bile başka yerde öleceklerdi”.

Göklerde ve yerde, Allah’tan başka hiç kimse gaybı bilmez. Ne zaman dirileceklerini de bilmezler. Hayır, onların bilgileri ahiret konusunda yetersiz kalmıştır. Daha doğrusu onlar ondan kuşku duymaktadırlar. Hayır, hayır! Onlar, onu göremeyecek kadar kördürler.” (Neml 65-66)

Gayb “bilinmeyen” anlamında olup bu ayette bilinmeyenin bilinemeyeceği vurgulanmaktadır. Geleceğin bilinemeyeceği bu ayette yer almamaktadır. Bilinmeyen başka şeydir, gelecek başka şeydir. Aksi takdirde bu ayete göre yarın havanın nasıl olacağını da kimsenin bilmemesi gerekirdi. Halbuki günümüzde Amerika’da ertesi gün havanın nasıl olacağı saat-saat, semt-semt, derece-derece, sis yoğunluğu, yağış miktarlarıyla vb televizyonlarda bir gün önce görüntülü olarak verilmekte ve bunlar gerçekten de doğru çıkmaktadır.

Bu ayet çok kimsenin yanlış yorumladığı gibi gelecekle ilgili değildir ahiret konusunda beşeri bilgilerin yetersiz olduğunu vurgulamaktadır.

Şöyle bir soru akla gelebilir. Bazı medyumların ahiret hakkında “bildiklerine” ne demeli?

Bir düzeltme yapalım. “Bildiklerine” demek yanlıştır. Doğrusu “aktardıklarına” demektir. Spiritüalizme ve ezoterik verilere göre medyumlar bedensiz varlıklarla temasa geçme yeteneklerine sahiptirler. Aktardıkları bilgiler de bedensiz varlıkların verdikleri bilgilerle sınırlıdır. Yani medyum adı üstünde aracıdır. Bedensiz varlıklar da sonuçta sizler, bizler gibi varlıklardır, tek farkları maddi bedene sahip olmamalarıdır. Kimileri bilgi açısından bizden geri olabilir, kimileri ileri. İnsanın bilinmeyen hakkındaki bilgileri ne mertebede ise bedensiz varlıkların ki de o mertebededir. Kimi insanlar nasıl diğerlerinden fazla biliyorlarsa bedensiz varlıkların bazıları hem başka bedensiz hem de bedenli varlıklardan daha fazla bilebilirler. Hepsi bu kadar. Bunun derecesini bizler idrak edemeyiz, yani medyumun bedensiz varlıklardan aldığı ve bize aktardığı bilgilerin doğruluğunu, eksikliğini bilmemiz mümkün değildir. Bunu sadece Allah bilir. Ayet bunu demek istemektedir. Bize düşen aklımızı kullanmak spiritüel bilgilere, bırakın bağlanmayı, körü körüne inanmamaktır. Olsa olsa eksik noktalarımızı tamamlayabiliriz. Kanımca Ayet bizi bu konuda uyarıyor. Gerçekten de bilinmeyene, ezoterizme ilişkin çalışmalar, deneyimler, anlatılanlar ve ortaya konanlar hala toplumda çok fazla kabul görmüyor ve tasavvufi, deneysel düzeyde kalmaya devam ediyor.

Sonuç; Kuran’da geleceğin bilinemeyeceği üç istisna dışında ifade edilmemiştir. Bu istisnalar:

1. Kıyamet zamanı,

2. Nefsin ilerde sahip olacağı tekamülü,

3. İnsanın nerede öleceği.

Kur’an’a göre bunlar bilinemez.

Epey yaygındır. Kimileri merak sonucu falcılara gitmiştir, gitmektedir. Kimileri sohbetler sırasında kahve falına baktırmıştır, baktırmaktadır. Geleceğe ait söylenenlerden oldukça yüksek oranda hatta tamamen doğru çıkanlar olmuştur. Kimileri hiç akıllarında olmayan konularda gördükleri rüyalarıyla bir zaman sonra bire bir karşılaşmışlardır. Bu konuda duyduklarımız hatta bizzat başımıza gelen olaylardan çıkarttığım sonuç, yukarıdaki akıl yürütmelerimin de desteğiyle şudur:

Zordur, ekstrem bir durumdur ama “yakın gelecek” bir ölçüde görülebilir. Bu bir tür zamanda seyahat gibidir. Bazı şeyleri öncesinden öğrenme rahatlama, mutluluk sağlayabilir ama zararı da olabilir. Bu yüzden durup dururken farklı adımlar atılabilir. Olmayacak şeyler yapılabilir. Öğrenilenin gerçekleşeceğine dair hiçbir garanti yoktur. Kader bellidir, olacak neyse o olacaktır. En iyisi merak zaafına yenilmemek, faldan, falcılardan uzak durmaktır. (Not: “Kader var mı?” yazımızı okumak için: TIKLAYIN).

Hikayeyi bilirsiniz. Falcı Bizans imparatoruna “kızın yılan sokmasından ölecek” demiş. İmparator da kızını kurtarmak için denizin ortasına Kızkulesini yaptırıp kızın oraya hapsetmiş. Sonuçta kızına gelen incir sepeti altında farkedilmeyen bir yılan kızı sokup öldürmüş.

Bülent Pakman, Şubat 2010. İzinsiz ve aktif link verilmeden alıntılamaz.

Facebook Widgets

Twitter Widgets

Sharjah 2011

Bülent Pakman kimdir: https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Falcılık Olabilir mi Gelecek Görülebilir mi? için 19 cevap

  1. Geri bildirim: Ruh Çağırma « Pakman World

  2. elif buket akan dedi ki:

    bülent bey muhteşem yorumlar,ve harıka bır bılgı bırıkımı … gercekten kutlarım sizi,konulara hakımlıgınız de ayrıca olaganustu,tebrık ederım sızı…

  3. nur mert dedi ki:

    bana nasıl öleceğimi söylediler inanmak istemedim ama tedirgin oldum sizce bilmiş olabilir mi ya da görmüş ???

    • bpakman dedi ki:

      Bu yüzden işte fal baktırmamak lazım. Buna kafayı takmayın. Aileden bana fal baktıranlara 40 yıl önce benim boğularak öleceğimi, 16 yıl önce de ömrümün kısa olduğu söylenmiş. 63 yaşındayım ve sağlıklıyım, kendime maşallah. Uzun vadeli falların olasılığı azdır falcı çok iyi olsa bile.

  4. Geri bildirim: Kaderi anlamak | Sosyal Yazılar

  5. selma dedi ki:

    Falci bana ölecegìmi söyledi ve tam bir senedir piskolojim cok bozuk 3 cocuk annesiyim yalniz kaldigim zaman bir tedirginlik sariyor beni unutmaya calissam bile en az günde 2 yada üc sefer aklima ölüm geliyor acaba bu gün yarin ölecekmisim gibi 😒

    • bpakman dedi ki:

      Görevimiz hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya çalışmak, yarın ölecekmiş gibi ahirete çalışmak. Ne olacaksa o olur. Birinin falına bakarken benim için ömrü fazla değil demişler. Aradan 20 yıl geçti.

  6. damla dedi ki:

    Merhaba,yazınızı çok beğendim. Keşke daha önce okusaydım. Bende çok arada kalarak kendimi çok zorlamama rağmen üç kez falcıya gittim. İkisi farklı falcıydı. Bir tanesi bana sevdiğim kişiyle olmamın bir şartı olduğunu söylemişti. Ben, onu yapmadım. Çünkü, bu inancıma ters geldi,zaten çok pişmandım..Sonuçta sevdiğimin şu an mantık evliliği yapmak üzere olduğunu kendisinden öğrendim. Falcıya bunu söylediğimde, gerekçe olarak bana ‘yapsaydın seninle olacaktı,şimdi iş işten geçti artık bitti’ dedi.Diğer falcı ise hala senin olacak diyor,evlenmesine rağmen…Burada sorum aslında şu; ben günah olduğunu düşündüğüm bir işlem yapmadığım için mi sevdiğim kişi elimden gidiyor anlayamadım. Kaderde yaptığımız bir hareket farklı bir sonuç doğurabilir mi (ilk falcının dediği gibi)yoksa BAZI şeyler vardır ki kaderde ,evlilik -ortaklık -iş gibi,ne yaparsan yap aynı sonuç mu olur(ikinci falcının dediği gibi).

    • bpakman dedi ki:

      Öncelikle, falcılara gidiş onları ciddiye alış tavsiye edilmeyen bir şey. Yazımda bunu belirtmiştim.
      Söylenenlere itibar etmeyip kendi bildiğinizi yapacaksınız. Zaten kader değişmez.
      Detay verip hiç gündemde, akılda olmayan akla gelmeyecek konularda çıkan fallar bize kaderin değişmeyeceğini göstermektedir.

      Diyelim ki bir falcı bana “git kumar oyna zengin olacaksın” dedi. Oynamadım, zengin olamadım, parasal sıkıntım devam etti. Falcıya tekrar gittiğimde “bak gördün mü dediğimi yapsaydın bu durumda olmayacaktın” derse bu ne ifade eder?

      Kader bellidir. Benim kumar oynamayacağım belliydi.

      O adımı atmadım. Zira o adımı atmama yol açacak bir önceki adımı atmadım. İşte kader bu. Onu ben belirledim. O önceki adımı neden atmadım? İşin püf noktası burada. Üzerinde düşünmek gereken bu.

      Mesela diyelim oturup düşündüm. Tamam becerikli, kurnaz insanım. Karşımdakinin ne düşündüğünü mimiklerinden, şundan bundan anlarım, safı kandırabilirim vesaire vesaire. Ama arkadan da dedim ki, yazık değil mi adama, onun parasına, çoluğuna, çocuğuna. Diyelim ki adam zengin, yine de emeksiz, dürüstlükle kazanılmayan para haramdır, günahtır, hayır etmez, öteki tarafta hesabı verilemez vb.

      Bilmem anlatabildim mi?
      Not: Çok şükür hayatımda kumar oynamamış, oynamayı düşünmemiş biriyim, teşbih yaptım, yanlış anlaşılmasın.

  7. damla dedi ki:

    Evet güzel teşbih olmuş. Yalnız bazı noktalarda iş,ortaklık,evlilik gibi tek bir iradenin söz konusu olmayacağı işe birden fazla kişininin/kaderin girdiği durumlar vardır. İşte bu noktayı anlamakta zorlanıyorum ben biraz. Çünkü sonuçta karşıdaki kişinin kararını bilemiyoruz, burada bana tamamen ilahi mekanizma çalışıyor gibi geliyor. Diyelim,Patron beni işe almadı burada benim iradem ne kadar etkiliki, yada sevdiğim ben ne kadar dua etsem de bana geri dönmeyebilir. Ben bir gece evvel dua etsem belki etkilidir. Tek taraflı kaderi anlıyorum ,ama iş ortaklığa gelince orayı anlayamıyorum bir türlü..

    • bpakman dedi ki:

      Bağlantılı kader. Kaderlerin kesişmesi. Evlilik de iki kaderin kesişmesi. Yazılarımda anlatmıştım. Karşıdaki kişinin kararı sizinkini etkiliyor. Ortak karar iki kaderi tayin ediyor.
      Sokakta yürürken başıma saksı düşse, düşme benim iradem dışında ama o sokaktan geçme benim iradem. Bu başıma gelen benim yüzümden. Kaynağı ve/veya sebebi nedir? Neden gelip beni buldu? Onu şimdi anlayamam büyük ihtimalle. Öteki tarafa gittiğimde, istersem, mutlaka öğrenebilirim.
      Aynen böyle beni bir sokaktan geçiren, bir binanın içine gönderen, orada müstakbel eşimi tanımama neden olan bir mekanizma var. Ama bütün bunlarda benim iradem de var.

      Bazen kendi kaderimizi etkilemeden başkasının kaderini etkileriz. Taksiye binip şoföre para kazandırmak gibi.

  8. damla dedi ki:

    Peki,baktırdığımız falların bizim irademiz üzerinde psikolojik etkisi olabilirmi. Mesela ,üç değişik falcıya sıklıkla tarot baktırmıştım ve o zamandan beri sevdiğim kişiye karşı inanılmaz bir soğukluk,sanki hiç tanışmamışız gibi hissetmeye başladım ve acaba baktırdığımız fallar geleceği değiştiriyormu diye düşünmeye başladım.Hislerim fallara göre değişiyor,acaba bu yüzden kaderim de değişiyor olabilir mi?Rüyalarım bile çok değişmeye başladı.Falcıların bir tanesi ve ya birkaç tanesinin bilerek veya bilmeyerek kadere etki etmesi(büyü,cin nazarı gibi) olabilir mi acaba.Çünkü çok şaşkınım,sanki sevdiğim bir numaraları düşmanım oldu(aramızda olumsuz bir şey geçmemesine rağmen)..teşekkürler

    • bpakman dedi ki:

      Elbette etkisi olur. Fal tavsiye edilmez. Ancak kader değişmez. Ne olmuşsa demekki kadere göre öyle olması gerekiyormuş.

  9. damla dedi ki:

    Evet,ama bunu bilen Ben olduğuma göre bu etkiden kurtulmak istemekte benim elimde değil mi,sonuçta ben istiyorum ama hislerimde sogukluk var sadece.Bunun benim elimde olmadığımı biliyorum,bunu değiştirebilirim sanırsam.Yani herşey bitmiş değil kaderde şu an öyle değilmi.Sizin de dediğiniz gibi belkide bir daha asla falcıya gitmemem için bir uyarıydı bu.

    • bpakman dedi ki:

      Her şey sizin elinizde, kendi iradenizle yapıyorsunuz ama ne yapacağınız da belli. Bu sizin karmanıza göre dünyaya gelmeden önce belirlenmiştir. Dünyaya gelmeden önce bunları biliyordunuz ama dünyadaki hayatınızda hatırlamıyorsunuz. Falcı, doğru görebilmişse ki size hatırlatmış oluyor. Falcıya gidip ondan etkilenip hayatınızda kararlarınızda değişiklik yaptığınızı düşünüyorsanız kaderinizi değiştirdiğinizi kaderinizin değiştiğini zannetmeyin kaderiniz zaten öyleymiş. Neden öyleymiş? Bu soruya cevap vermek için karmanızı bilmek gerekir. Yazılarımda karmayı anlattım. Ektiğini biçmek. Hepimiz, bu hayatımızda, önceki hayatımızda ne ekmişsek onu biçiyoruz.

  10. damla dedi ki:

    Karmayla ilgili yazılarınızı ilgiyle okudum tekrardan…Bunu anlıyorum..esas kafamı kurcalayan soruyu sonunda zihnimde şekillendirdim.Şuydu:Aradan geçen zaman görüyü değiştirir mi?
    mesela iyi bilen birkaç falcı bundan birkaç yıl önce siz ona danışmadan bazı şeyler söyledi.Ama aradan 4-5 yıl geçince bu kez falcıların çoğu ağız birliği edercesine önceki bilicinin aksine şeyler söyledi diyelim ki benim durumum da budur. .kader değişmiyor evet..Lakin o dönem falcının gördüğü şeyden çok zaman geçti.Ve belkide ben sadaka vermem gereken yerde vermedim,ana babama ters sözler söyleyip onları kırdım vb …ve bu yüzden ilk falcının söylediği şey iptal oldu da mı artık bu yeni falcılar aksini söylemeye başladılar(birkaçı,hepsi değil)..Yani o eski falcının görebildiği evet gerçekti ama o an için mi gerçekti..Gördü ama nazarı göremedi.Bana gelecek olan gelmedi,falcıların da nazarı gerçektir.Bu arada söylediklerim falcıların dediklerinin gerçek olduğunu varsaymak gerekiyor.Çünkü ilk falcı ben istemeden,para almadan söylemişti ve o an ben bunların gerçekleşeceğini bırakın ,hayatta kalacağımdan bile şüpheliydim.

    • bpakman dedi ki:

      Falcıyı falcıları kafaya takmayın. O onlar eğer yeteneği yetenekleri varsa ve o anda konsantre olmuşsa olmuşlarsa ve geleceği bir miktar hatta tamamen görmüş, zaman içerisinde seyahat etmiş olabilir(ler). Size ne derse demiş(ler) olsun ne onun/onların ne sizin kaderi değiştirme gücünüz yoktur. Kaderinizi siz tayin edersiniz. Falcıya gitmek sizin kaderinizdir, giden sizdiniz, onun/onların dediğine inandıysanız inanan, onun/onların dediğine göre hareket ettiyseniz hareket eden sizsiniz. Yani kaderinizi siz tayin ediyorsunuz. Başınıza ne geliyorsa sizin yüzünüzden falcının/ falcıların değil. O yüzden falcılara gitmek mahzurlu. Falcının iyisi kimdir biliyormusunuz? Falcıya gittikten bir zaman sonra ‘aa bana bunu söylemişti aynen çıktı’ dediğiniz olandır. Yani o birşey(ler) demiş ama siz kafaya takmamışsınız yahut unutmuşsunuz ama dediği aynen çıkmış ve olay olunca falcıyı hatırlamışsınız.

    • bpakman dedi ki:

      Falcılığı bırakın. Kadere odaklanın. Mesela benim hikayem. ODTÜ’den yeni mezun olmuştum. Bir Cumartesi öğleden sonra evimin önünde arabamı yıkarken bir arkadaşım evin önünden geçerken beni gördü. Ne yaptığımı sordu. İş arıyorsam çalıştığı yerde ihtiyaç olduğunu ilgilenirsem beni oraya sokabileceğini söyledi. Uzatmayalım. Onun dediği yere girdim ve aradan geçen 42 yıla baktığımda görüyorum ki o arkadaşla karşılaşmam benim hayatımı tamamen değiştirmiş. Acaba öyle mi? Hayatım değişince kaderim de mi değişti yoksa öyle olması gerektiği için mi öyle oldu?
      Tesadüf diye birşey yok, kader değişmesi de yok. Benim o günden bugüne geçen o 42 yılı, karmam gereği öyle yaşamam gerekiyordu. O arkadaşla karşılaşmam gerekiyordu, o yüzden de o anda o lokasyonda arabamı yıkamam ve onun da orada geçmesi gerekiyordu. Benim ona kulak asmamam “aman boşver ne işim var onun dediği yerden nasıl olsa daha iyisini bulurum” demem mümkün müydü? Elbette ki mümkündü. Karmam gereği ne yapmam gerekiyorsa onu yaptım. Karmam ona kulak asmamamı gerektirseydi öyle yapacaktım. Sonuçta kendim ettim kendim buldum. Kaderimi o arkadaş ne değiştirdi ne çizdi. Normalde o sadece benim açımdan orada konu mankeniydi muhtemelen diye düşünebiliriz. Muhtemelen diyorum ama belki de o anda onun kaderinde de bir kesişme olmuştur. Ve gerçekten de olmuş. Beni o işe sokmasının sebebi varmış. Kendisi başka bir işe girmek istiyormuş, yerine birini bulmadan olmaz demişler. Ben işe girdikten bir müddet sonra o da istediği başka işe geçti. Şimdi aradan geçen 42 yıla bakıyorum da onun da hayatı bizim o konuşmamızla değişmiş. Değişen onun da hayatı ama kaderi değil. Daha doğrusu bize hayat değişti gibi görünüyor ama gerçekte kaderin çizdiği yol izleniyor. İlahi irade böyle ince planlarla yürüyor ve sadece planlıyor, senaryonun ana hatlarını biz çiziyoruz. karmamızla. Gerisini ilahi irade hallediyor. Bilmem anlatabildim mi?

  11. damla dedi ki:

    Evet ben falcıları bırakıyorum.Zaten son günlerde bu konuları araştırmamın bir sebebi de bu kararımdı.Size de teşekkür ederim.Sorularım bir nebze cevap buldu.Beni ikilemde bırakan zaten,sevdiğim kişiyi ilerisini düşünmeme rağmen sanki ölmüşte aradan zaman geçmiş bende yüzünü unutmuş gibi hissetmemdi. Sonunda bir yargıya vardım:Ben telkine açık,falcıların etkisinde kalan ve hep olumsuzlara inanan biriyim.Bu yaşadığım durumu da buna yani sizin dediğiniz gibi Kendime bağladım.Sonuçta ben istiyorum.Ve dediğiniz bir şey; En iyi falcı kısmı…Benim aradan 5 yıl sonra falcıya kendi gitme sebebim o yıllar önce hiç ama hiç ihtimal vermediğim şeyleri söyleyen ve ikisinide tutturan falcı(para almıyor hissettiği tanıdıklarına söylüyor)kadının dediğinin çıktığını görmemdi.’olamaz ama oldu şimdi de kaybetmekten korkuyorum dur bir daha gideyim falcıya bakalım o kadının dediği şey kalıcı olucak mı’ diye düşünüp bir kaç kez gittim ve bu bir yıl sürdü.Haliyle beş farklı falcı sadece gelecekte farklı şeyler söylediler…Benim durumum bu. Bir daha gitceğimi sanmıyorum. Ben ilkinin söylediği çıktığı için,kaybetmekten korktuğumdan gitmiştim zaten. Çünkü şu beş yılda çok aile problemim olmuştu. Değişir bu bana nasip olmaz kadın o an görmüştür bir falcıya gideyim dedim ki arkası hep geldi..Ama bu bana ders oldu. Bir daha inşallah gitmiyeceğim.Size de teşekkür ederim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s