Türkmenistan

Sovyetler döneminin yoklar ülkesi. 1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra bağımsızlığını kazanan Orta Asya Türk Cumhuriyeti. Kendi deyimleriyle “Garaşsız” yani karışansız olmuşlar. Rusya, Çin, ABD, AB ve İran’ın çıkarları için entrikalar çevirdikleri bir coğrafyada tarafsızlık/denge politikası izliyorlar. Bu yüzden Batılı hiçbir sivil toplum kuruluşunun yerleşmesine izin vermiyorlar. Öte tarafta 19 Aralık 2009’da Kazakistan’ın Almatı kentinde Rusya, Belarus ve Kazakistan arasında imzalanan Gümrük Birliğine de katılmadılar. Devamında 29 Mayıs 2014’te imzalanan Avrasya Ekonomik Birliği anlaşmasına da katılmayacaklarını beyan ettiler.

1016853_720427228025481_5862028894359553123_nVize
Türkmenistan Türk vatandaşlarına pasaport ayırımı yapmadan vize uygulamaktadır. Vizesi alabilmek için, Türkmenistan’da mukim bir şirket veya kişi tarafından davet edilmek gerekmekte, sözkonusu kişi veya şirket tarafından yapılan başvurunun Türkmenistan Devlet Göçmenler Dairesinin değerlendirmesi neticesinde ada düzenlenecek bir davetiye ile, Türkmenistan’ın Türkiye’deki temsilciliklerinden veya havaalanında vize alabilmek mümkün olabilmektedir. Türkmenistan vatandaşları ise  Türkiye’ye  vizesiz girebilmekte 1 ay kalabilmektedirler. Bu süreyi geçirenlere giriş yasağı konulmakta, Türkiye’ye tekrar giriş özel meşruhatlı vize alarak (noterde hazırlanacak davet taahhütnamesi, evlilik amaçlı vize gibi) ve ceza var ise ödeyerek mümkün olabilmektedir.

Türkler açısından hayat
Türkiye Türklerinin Türkmenistan’daki hayatları hakkında çelişkili yorumlar göze çarpıyor. Bunun sebepleri var. Orada karşı cinse ilgi gösterip başı derde girenler, hiç bir günahı olmadığı halde tongaya bastırılanlar, az/çok rüşvet vermek zorunda kalanlar, TIR sürücüleri vb Türkmenistanı çok kötülüyorlar. Masanın diğer tarafındaki Türkmenler ise Türkiye Türklerinin orada özellikle karşı cinse düşkünlükleri üzerine kurdukları hayatlarının toplumları üzerindeki olumsuz etkilerinden şikayetçiler.  Bu iki grubun öfkeli anlatımları ile bu gibi şeylere hiç karışmayarak yaşamış/yaşayan Türklerin anlatımları elbette ki az ya da çok farklı olmaktadır. Bu durum, Türk Cumhuriyetlerine ilk giden Türkiye Türkleriyle başlamıştı. Türkler gayet iyi karşılanmalarına karşın, özellikle eğitimsiz  olanları yerel halkı analiz edemediklerinden bir takım olumsuz davranışlarda bulunmuşlar. Mesela bekar/evli Türk erkeklerinin karıya/kıza dalmaları, yerel bayanlardan olan çocuklarını bırakıp ülkeyi terketmeleri, söz verdikleri halde geri dönmemeleri gibi. Olmuş ve hala olmakta olan bizzat gözlemlediğim bu gibi yanlışlıkların sıkıntısını o ülkelerde yaşamakta olan aklı başında Türkler çektiler/çekiyorlar.

2008 yılında yürürlüğe giren Türkmenistan’ın yeni Anayasasının 7. maddesi uyarınca bir Türkmen vatandaşının ikinci bir vatandaşlığa sahip olması yasaklanmış, ikinci vatandaşlığa sahip Türkmen vatandaşlarının, tek bir vatandaşlığı tercih etmeleri zorunluluğu getirilmiştir. Bu yüzden Türkiye Türkleri ile evlenip Türk vatandaşlığına geçen/geçmek isteyen Türkmenistanlı bayanlar ve çocukları çok sıkıntı çekmekteler.

Yetmiş yıl kadar Rus egemenliği altında yaşayan Türkmenler, örf ve adetle­rini korumaya çalışmışlar; özellikle toplumun çekirdeği olan ailenin dejenere ol­maması için büyük çaba sarf etmişlerdir. Bunun için ilginç bir yol izleyerek ka­dınları yabancılardan uzak tutmuşlardır. Bu günümüzde de sürdürülüyor. Türkmenistan’da bir erkeğin, bir bayan ile nikahsız olarak aynı çatı altında hatta aynı arabada bulunması yasaktır ve sınır dışı (deport) sebebidir. Ayrıca 15 gün hapis cezası da verilebilir. Deport süresince (böyle bir sebepte 5 yıl)  Türkmenistan’a tekrar girilememektedir. Bu durum kadınlar ve polislerin de işin içinde olduğu Türkleri izleme, örgütlü/planlı şekilde kafese alma, tuzağa düşürme,  sonra da külliyetli miktarda para koparma şeklinde Türkmenistan’da bir sektör haline gelmiştir. Türkmenistan’ın ev sahipliği yapacağı 2017 Asya Oyunları çerçevesinde ülkeye gelecek çok sayıda yabancılara karşı toplumu hazırlamak açısından 2014 yılı ortalarında deport uygulamasına esneklikler getirilmeye başlandığı söylenmektedir.

Bu yüzden Türkmenistan’da günlük hayatta dış dünyaya kapılar oldukça kapanmış. Kendi içine dönük, ayaklarının üzerinde durmaya çalışan bir halk görünümü oluşmuş. Yabancıların gittiği, dışarı dönük restoranlar az. Doğru dürüst bir sosyal hayat yok. Yabancılar için bu açıdan zor bir yer.

Türk Cumhuriyetlerinde Türkiye Türklerinin genelde sevilmemelerinin, istenmemelerinin önemli bir diğer nedeni de yerli halka göre maaşlarının hayli yüksek oluşu. Yerli halklar bundan hoşlanmadıklarını açık açık vurguluyorlar. Türkmenistan’da da durum farklı değil. Türkiye’ye yerleşmiş, okumuş, Türkiye’de bulunmuş  Türkmenleri bundan ayrı tutmak gerekir.

Güvenlik sorunu yüzünden Türkler için gece en geç 23 de hayat bitiyor, yaya olarak ve hatta arabayla da dolaşma tavsiye edilmiyor. Aksi takdirde polisle sorunlar yaşanıyor. Gece sokaklarda sadece polisler görünüyor. Normal saatlerde de tek başına dışarda olmama, etrafı iyi bilen sürücüyle dolaşma, tanıdık olduğu anlaşılmadıkça çalana kapıyı açmama kurallarına uymak gerekiyor. Türklere  bir başka tavsiye de sağlık hizmetleri yeterli olmayan bu ülkede hasta olmamak için kendilerini korumaları.

Bütün özel araçlar isterlerse taksicilik yapmaktadır.  Bu yüzden yol kenarlarında gelip geçen araçlara dur hareketi yapan insanlar ve onları alanlar sıkça görülür. Havaalanından çıkışta “taksi lazım mı” diye sorarlar. Taksiye binerken gidilecek yeri iyice anlatmak ve pazarlık etmek şart. Türkmenistan’da büyük caddelere (bulvarlara) şayoli (şahyolu) deniliyor. Şehir merkezinde üzeri tozlu arabalara ceza yazılıyor.

Alışveriş merkezi Yimpaş’ın giriş katında gıda maddeleri, bilgisayarcı, telefoncu, kuru temizleyici bulunmakta. üst katta ise çoğunlukla giyim mağazaları. En üst katta da Türk yemekleri yiyebileceğiniz restoran, fast food  bilardo masaları, internet kafe bulunmakta. Şehirde Türklerin yemek yiyebilecekleri pek çok Türk lokantası var. Şehir merkezinde yiyecek ve giyecek temin edilebilecek Rus pazarı, Mir pazarı, Çöl pazarı, Teke pazarı olarak adlandırılan açık hava pazarları ile Optan kapalı pazarı, alet hırdavat alınabilecek Bedev pazarı ve Marojna pazarı ve elektronik üzerine satış yapan Sumbar pazarı var.

Türk TV’leri yaygın olarak izlenmekte, Türk şarkıcıları ve müzikleri rağbet görüyor. Diğer eski Sovyet  yeni Türk Cumhuriyetlerinde olduğu gibi Yılbaşı büyük çoşkuyla kutlanıyor. Noel babaya “ayaz dede” deniliyor.

Türk Müteahhitler
Son yıllarda yabancı firmaların akınına uğrayan Türkmenistan, tekstilden turizme, sağlıktan enerjiye dev yatırımlara sahne oluyor. Türk şirketleri bugüne kadar Türkmenistan’da 1400 projeyi hayata geçirdiler. 2012 yılında Türk Müteahhitleri 80 proje ve 4,9 Milyar dolar ile Dünyada en çok işi Türkmenistan’da aldılar. Bu da yurt dışında üstlenilen projelerin % 19’u. 2013 yılında da bu devam etti, en fazla iş üstlenilen ülkeler arasında ilk sırayı Türkmenistan aldı. 2013 yılında 10,5 milyar dolar tutarında 60 proje üstlenildi. 2013’te, bir Türk firmasınca yurt dışında tek başına üstlenilen en büyük proje Aşkabat Havaalanı projesi. Aşkabat Havaalanı, Aşkabat Olimpiyat Köyü 3. Aşaması ve Türkmenbaşı Limanı projeleri, 1 milyar dolar sınırını aşan projeler olarak kayda geçti. 2017 Asya Olimpiyatları’na ev sahipliği yapmaya hazırlanan Türkmenistan’ın başkenti Aşkabat’ta Orta Asya’nın en büyük “Olimpiyat Kompleksi”nin temeli görkemli bir törenle atıldı. 150 hektar alanda inşa edilecek olimpiyat kompleksi. Polimeks, Türkmenistan’da ilk etabını üstlendiği 5 milyar dolarlık Olimpiyat Kenti projesinin ikinci etabını da inşa edecek. Bu nedenlerle Türk çalışan sayısı hayli fazla.
Türkmenistan Tanıtım

Avaza
Hazar denizinin kıyısı Türkmenlerin yaz mevsiminde tatil yaptığı mekanların başında geliyor. Türkmenistan, buradaki Avaza bölgesini Antalya benzeri turizm merkezi yaparak ülkeyi bölgenin turizm üssü haline getirmeyi hedeflemiştir. Avaza projesi için Hazar Denizi kıyısındaki 16 kilometre uzayan sahilde 5 bin hektar alan ayrılmış. 2020 yılına kadar tamamlanacak 3 aşamalı proje için 7 milyar dolarlık yatırım planlanmış.  Bu çerçevede Türkmenistan’ın  kalkınma zincirinin en önemli halkalarından birini oluşturan Avaza’da son 5 yılda yaklaşık 2 milyar dolarlık yatırım gerçekleştirdi.  2007 yılından bu yana çok sayıda otel, çocuk dinlenme kampı, tatil merkezleri inşa edilmekte olan Avaza’da bazı oteller ve yat limanı  hizmete açıldı. Projenin yüzde 90’ı Türk şirketleri tarafından yapılıyor. Türk Belda şirketi Avaza bölgesinde Türkmenistan Meclisi’nin ihale ettiği  113 milyon dolara 5 yıldızlı otel inşa etti. Berkarar isimli bölgenin en büyük oteli, iki buçuk yılda inşa edildi.

Aşkabat
Anlamı Aşkın şehri. Gerçekte ise beyaz şehir. Merhum Devlet Başkanı Saparmurat Türkmenbaşı vatandaşlarına bembeyaz bir kent inşa etme sözü vermiş ve bunu da Türkiye ve İtalya gibi ülkelerden ithal edilen bembeyaz ve damarsız mermerleri tüm binalarında kullanarak gerçekleştirmiş. Mermerler Aşkabat güneşinde ışıl ışıl parıldıyor. Cadde, sokak ve parklar çok düzenli. Kamuya açık bu alanlarda sigara içmek  (çilim çekmek) yasak.

Görülecek yerler

Bağımsızlık anıtı
Tarafsızlık Kulesi anıtı

Şehri yürüyerek gezmek zor. En heybetli anıt bir Türk şirketi tarafından yapılan 91 metrelik Bağımsızlık Anıtı. Her tarafında altın süslemeler, etrafında Türk atalarının heykelleri ve hepsinin önünde Türkmenbaşı’nın altından bir heykeli var. Diğer önemli anıtlar “Tarafsızlık Kulesi” anıtı,  1948 Aşkabat Depremzedeleri Anıtı, 10 Ahalteke Atı Heykeli.
Milli Halı ile Tarih ve Etnografya Ulusal müzeleri, Türkmen kültürünü sergileyen iki kurum. Halı Müzesi’nde Türkmen halı ve kilimlerin örnekleri sergileniyor. 40 kişinin yedi ay gece gündüz çalışarak yer tezgahında dokuduğu, 49 milyon düğümden oluşan 193 metrekarelik halı Moskova’daki Bolşoy Tiyatrosu’na perde olarak hazırlanmış, çok ağır geldiğinden geri gönderilmiş. Fotoğrafının çekilmesine izin verilmiyor.

1362550725_7!!-!!ash227 bin metrekarelik alana kurulan, beş bin kişilik Ertuğrul Gazi Camii, Türk camisi olarak biliniyor. Dış cephesindeki küfeki taşları İstanbul Hadımköy’den, mermerler Marmara Adası, Adapazarı, Elazığ ve Uşak’tan, künderakari kapı ve pencere kepenklerinde kullanılan meşe ağacı Bolu’dan temin edilmiş. Türkiye’den 320 TIR’la taşınmış.

Cumhurbaşkanlığı Sarayı, Cumhuriyet Meydanı ve Altın Asır Milli Parkı da görülmesi gereken yerler arasında.

IMG_0342Orta Asya’nın en büyük camisi olarak anılan aynı anda 10.000 kişinin namaz kılabildiği Kıpçak Camisi (Ruhi Mescidi) 2004 yılında ibadete açıldı. Tamamı mermerden inşa edilen cami 18 bin metre kare alana sahip. Duvarları 55, dört minaresi 80 metreye yükseliyor. Gıpçak (Kıpçak) Türkmenistan’ın kurucusu ve ömürlük Devlet Başkanı Sefermurad Türkmenbaşı’nın köyü. Aşkabat’ın 20 km dışında. İnşaatı 1994-95 yıllarında Türkmenistan’da Göktepe Camii’ni de inşa eden Fransız Bouygues Construction tarafından gerçekleştirilmiştir. Maliyeti 87 milyon € (yaklaşık 100 milyon USD). Türkmenbaşı buradaki aile mezarlığında, kendisi için hazırlattığı yere defnedilmiş.

Çöl pazarı _ Tolkuçka Bazaar
Şehrin 8 km kuzeyinde yer alan Aşkabat’taki çöl pazarı  Türkmenlerin geçmiş zamanlardan gelen yaşam şekillerini ortaya koyan ve çöl dünyasını da içinde barındıran egzotik bir pazar. Müze gibi dolaşıyor insan pazarda. Türkmen kadınları rengârenk yerel kıyafetleri ve ilginç takılarıyla tezgâhlarda el işleri Türkmen kilimi, el dokuması kumaş, takı ve çeşitli sebze, baharat ve bitkileri, safkan Türkmen atları satıyorlar. Buhara kilimlerin kırmızı rengin ağırlıkta olduğu geometrik desenli olanları tercih ediliyor. Türkmen halılarını yurt dışına çıkarmak özel izne tabi. Çok Türk malı var, bildiğimiz markaların, bizim burada görmediğimiz ürünleri satılıyor.

Mary
Afganistan sınırında Türkmenler arasında ‘Şah-u Cihan’ yani ‘Dünya’nın Şahı’ olarak adlandırılan vilayet. Önemli bir arkeolojik merkez olan Merv şehri bu vilayetin sınırları içerisindedir.

Merv
İç Kale: Tarihi Merv şehrini kuşatan kaleden geriye kalanlar görülebilir.
6. veya 7. yy dan kaldığı tahmin edilen Kız ve Yiğitler Kalesi Selçuklu eserleri.
Büyük Selçuklu İmparatorluğunun başkenti Alp Arslan’ın torunu Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun son hükümdarı Sultan Sancar’ın (1085-1157) türbesi

Sahabelerin Yadigarlığı (Sahabe kabirleri)
Türklerin müslümanlığından önce Merv bölgesine 6 kişi olarak gelen sahabeler burada yatıyor.
Hoca Yusuf Hamedani Külliyesi
Hoca Yusuf Hamedani Hoca Ahmed Yesevi, Hoca, Abdülhalik Gıcdavani, Hoca Abdullah Barakani, Hoca Abdulhasan gibi zatların hocası. O yüzden Türkmenler ona ‘Hocaların Hocası’ diyorlar. Külliyesinin çevre düzenlemesi bir Türk firması tarafından yapılmış.

Köhne Ürgenç
image0045Ortaçağın önemli kentlerinden Köhne Ürgenç Türkmenistan’ın kuzeydoğusunda Ceyhun Nehrinin güney kıyısında Daşoğuz vilayetinde yer alan harabelerinin adı. Harezmşahlar Devletinin başkenti olmuştur. Ancak Moğol İmparatorluğu tarafından imha edilmiş ve yanında yenisi inşa edilmiştir. Bu yüzden eskisi Köhne (eski) olarak adlandırılıyor. Açık hava müzesi görünümündeki kent geniş bir alana yayılmış.

Köhne Ürgenç’te Şaman adetleri sürdürülüyor. Adeta bir adak yeri. Neredeyse her ağaç dalına bez parçası bağlanmış. Şehri daha çok hastalar, dilekte bulunmak için ziyaret ediyor. İsteği yerine gelen burada kurban kesiyor. Çocuk sahibi olmak isteyenler içinde oyuncak bebek bulunan küçük beşikler bırakıyor.

Köhne Ürgenç’te Necmeddin Kubra ve Sultan Ali Türbeleri aynı avlu içinde, karşılıklı. Necmettin Kubra, Kubreviye ve Zahabiye tarikatlarının kurucusu 12-13. yüzyıllarda yaşamış. Moğollar başını keserek öldürmüş. İki mezardan birinde başı, diğerinde vücudu gömülü. Türbesi Türkmenler’in ikinci Mekke’si. Türkmenlere göre üç kez ziyaret etmek bir hacca bedel. İyileştirici güçlere sahip olduğuna inanılıyor. Duacı, dilekçi ziyaretçisi bol. Türbenin üç kubbesi, özgün çinili girişi bulunuyor. Sultan Ali ise 16. Yüzyıl Özbek lideri.
Kutluğ Timur Camii 1320’lerde yapılan caminin tuğla minaresi 62 metre yüksekliğiyle Orta Asya’nın en uzunu. Bacayı andıran minare 143 basamaklı.
Sultan Tekeş Türbesi. Gökgömmez – Mavi Kubbe olarak bilinir, 800 yıllık, konik kubbe ve zigzag desenli tuğla işçiliğiyle tipik Harezem mimari özelliklerini yansıtıyor

Türkmenlerin kökeni
Türkmen adının nereden geldiği bir önceki yazımızda açıklanmıştır: OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN. Müslüman Oğuz boylarının 11. yüzyılın başlarındaki  göçlerinden sonra Hazar ötesinde kalanların önemli bir kısmı da yaklaşan Moğol tehlikesi yüzünden 13. yüzyılın başında Anadolu, Suriye ve Irak’a göçmüştür. Bu göçlere katılmayıp Hazar’ın ötesinde (doğusunda) kalan Türkmenistan Türklerinin büyük bölümü Oğuzların 24 boylarından ikisi olan Üçokların Dağhan ve Bozokların Ayhan kolları olan  Tekeler, Yomutlar, Yazırlar.

Göçlerden sonra
Hazar ötesinde kalan Türkmenler Moğolların ve Timurluların idaresinde yaşamış; daha sonra Moğol asıllı Kalmukların saldırılarına dayanamayarak bugünkü Türkmenistan’ın güney batısında bulunan Köpetdağ taraflarına çekilmek zorunda kalmışlardır. Bu bölgede Türkmenlerin güçlenmesi Hive Hanlığı ve İran Şahlığını rahatsız etmiş; Hive Hanı Ebulgazi Bahadır Han ve Avşar Türklerinden  İran Şahı Nadir Kulu (Nadirqulu) Han, Türkmenlere ağır kayıplar verdirmişlerdir.

18. yüzyılda biraz toparlanan Türkmenler, İran Şahı’nın ve Hive Hanlığı’nın baskısından da kurtulmak amacıyla Merv bölgesine doğru yayılmışlar; burada giriştikleri mücadelelerde İranlıları ve Hive Hanlığı’nı yıldırmışlardır. Bundan sonra derin bir nefes alan Türkmenler, 1860 yılından itibaren hür ve müstakil bir hayat yaşamaya başlamışlardır. Ama bu sakin dönem fazla sürmemiş; Ruslar 1879 yılında Türkmenistan’ı işgal hazırlıklarına başlamış; Türkmenler bu defa da Ruslara karşı savaşmak zorunda kalmışlardır. Göktepe kalesi ve civarında yapılan ilk savaşta Ruslar yenilgiye uğramış, ancak çoğunluğu kadın ve çocuklar olmak üzere yaklaşık dört bin Türkmen hayatını kaybetmiştir. Bundan iki yıl sonra yapılan savaşta da yirmi sekiz bin ölü veren Türkmenler artık Rus yenilgisini kabullenmek zorunda kalmışlardır. Merv bölgesindeki Türkmenler tekrar savaşmak için hazırlıklar yapmayı deneseler de başarılı olamamışlar ve bütün Türkmenler, Ocak 1884’te Rus hakimiyetine girmeyi kabul etmek zorunda kalmışlardır. 19. yüzyıl sonlarında ve 20. yüzyıl başlarında birkaç defa ayaklansalar bile bu ayaklanmalar Ruslar tarafından bastırılmıştır. Ekim Devrimi’nden sonra Türkmenler, geçici bir hükümet oluşturdular, ama Kızılordu 1919’da Aşkabad’ı 1920’de de Krasnovodsk’u (günümüz Türkmenbaşı şehri) işgal etti; Sovyet rejimi ilan edildi, Türkmenistan, Rusya içinde özerk bir Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti oldu. 1924’e kadar Transhazar bölgesi, Türkistan Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti içinde yer alıyordu, Türkmenistan’ın günümüzdeki diğer bölgeleri de Buhara ve Harezm Sovyet halk cumhuriyetlerine bağlıydı. 27 Ekim 1924 tarihinde Türkmenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kurulmuştur.

Nüfus
Türkmenistan’ın 6 milyon nüfusu var. 2003 resmi tahminlerine göre nüfusun % 94,7’sini Türkmenler, % 2’sini Özbekler, % 1.8’ini Ruslar, % 1.5’ini de diğer azınlıklar oluşturur. Halkın % 89’u Müslüman % 9’u Ortodoks, kalan % 2’si çeşitli dinlerden.
Nüfusun arttırılmasını teşvik eden Türkmenistan’da çok çocuklu ailelerin çeşitli avantajlar var. Örneğin çocuk sayısı 3 olan aileye, başkent Aşkabat’ta tamamı beyaz mermer kaplamalı yeni lüks apartmanlardan bir daire ve bir araba veriliyor. Ayrıca bütün aile fertleri kamu hizmetlerinin pek çoğundan ücretsiz olarak yararlandırılıyor. Sekiz ve daha fazla sayıda çocuk dünyaya getiren kadınları Devlet Başkanı Berdimuhamedov Devlet Üstün Şeref Madalyası ile ödüllendiriyor ve oldukça yüksek miktarlarda özel bir ikramiye veriliyor. Yine bu anneler akaryakıt, doğalgaz, elektrik, su gibi giderleri ödemiyor, uçak dahil her türlü toplu ulaşım aracından, bütün kamu hizmetlerinden ücretsiz, sınırsız ve kotasız yararlanıyor.

Türkmenistan’da ayrıca “Toy Merkezleri” adı verilen, devlet tarafından oldukça görkemli ve lüks düğün salonları inşa ediliyor ve evlenecek çiftler düğünlerini buralarda ücretsiz yapıyor. Evlenmeden önce ağaç dikmek şartıyla. Ağaç dikmek ayrıca Devlet memurlarının da asli görevi.
harita_turkmenistan

Ekonomi
Türkmenistan dünyanın en büyük 7. pamuk üreticisi Ülke ekonomisinin temel taşını pamuk üretiminin yanı sıra doğalgaz ve petrol oluşturmakta. Orta Doğu ve Rusya’dan sonra dünyanın en büyük petrol ve doğalgaz rezervlerine sahip. Yüzde 80’i Karakum çölleri ile kaplı olan Türkmenistan’da toprakların sadece % 3.5’i tarım alanı, % 17’si ise otlak. Buna karşın şehirleri yemyeşil. Birkaç yıl öncesine kadar adeta çölü andıran Türkmenistan’da, milyonlarca ağaç dikildi. Kurulan devasa parklar, uçsuz bucaksız ormanlarla ülke cennete dönüştü. Ülkede akarsu açısından da fakir olduğu için sulama önemli bir sorun. En önemli su kaynağı Ceyhun’dur. Bu nedenle tarım çok gelişememiştir. Türkmenistan, Özbekistan sınırı boyunca uzanan Amuderya’dan 1200 km uzunluğundaki Karakurum Kanalıyla yararlanılmaktadır. Sulamanın yaklaşık yüzde 90’ı, bu kanaldan yapılmaktadır. Kentsel dönüşüm projeleriyle başkent Aşkabat başta olmak üzere şehirler yeniden inşa ediliyor.
Elektrik, doğalgaz, tuz ve su halka bedava veriliyor, benzin de çok ucuz. Alışveriş merkezlerine Sevda Merkezi deniliyor. Ülke para birimi manat. 1 TMT = 0.35 USD. Manatın kuruşu ise Tenge.

Dil
Eskiye göre biraz azalmakla birlikte Rusça hala yaygın şekilde konuşulan, gazeteler, TV kanalları, levhalar, menüler vb. de görünülen, halkın birbirleriyle konuştuğu dil.

Genelde her kelimenin yavaş ve bastırarak konuşulduğu bir dil olan Türkmence ise Türkmenistan’da yaşayan 6 milyondan fazla Türkmen ile İran, Afganistan ve Rusya gibi ülkelerde yaşayan yaklaşık 3 milyon Türkmen’in ana dili. Ural Altay dil grubunun Altay kolunu oluşturan Batı (Oğuz) Türkçesinin bir versiyonu. Diğer Türkmen ağızlarıyla, Oğuz boyundan olduğu için özellikle Azerbaycan Türkçesiyle ve de Türkiye Türkçesiyle çok yakın akraba bir dil. Ancak bünyesinde eski Oğuzca’ya ait unsurları barındıran Türkmence, Çağatayca’nın tesirinde gelişmiş bir yazı dili olduğu için Türkçenin doğu ve kuzey kolunda yer alan lehçelere ait özellikler de taşımaktadır. Bu yüzden oraya gidenlerin dili anlamaları epey zaman almaktadır.

Türkiye ve Azerbaycan Türkçeleri (Batı-Oğuz Türkçesi) ile bazı farklılıklar
Türkiye ve Azerbaycan Türkçelerinde kelime başında “v-” olan bazı kelimeler bazı Kıpçak lehçelerinde olduğu gibi Türkmencede “b-“lidir:  var → baar, varmak → barmak, vermek → bermek.

Türkiye ve Azerbaycan Türkçelerinde ol- fiilinin başında “b-” bulunmazken Türkmencede bu fiil, Kuzey ve Doğu lehçelerinde olduğu gibi, bol- şeklindedir. Olsun → bolsun gibi.

Türkiye ve Azerbaycan Türkçelerinde Arapça ve Farsça kökenli sözcüklerde bulunan “f’ ünsüzleri Türkmencede, Kuzey ve Doğu lehçelerinin birçoğunda olduğu gibi, “p” olur: sefer/safar → sapar, ferman → permaan, fikir → pikir, insâf → insaap. Türkiye Türkçesinde hafta, Farsça ve Azerbaycan Türkçesinde hefte → Türkmence hepde.

Birkaç harfte değişiklik yapılarak 1 Ocak 2000’de bütünüyle Latin alfabesine geçilmiştir.

Yeni hafta günleri adları:

TR. Türkçesinde ad Eski Türkmence adı Yeni ad Açıklama
Pazartesi Duşenbe Başgün Baş günü
Salı Sişenbe Ýaşgün Genç günü
Çarşamba Çarşenbe Hoşgün Hoş gün
Perşembe Penşenbe Sogapgün Adalet günü
Cuma Anna Annagün Anna günü
Cumartesi Şenbe Ruhgün Ruh günü
Pazar Ýekşenbe Dynçgün Gevşeme günü

Türkmenler, Ruslardan kalma günleri 1. gün, 2. gün gibi numara ile adlandırma sistemi yerine kendi adlandırmalarını getirmişler.

Ahalteke atları

Sabah kalk atını gör, atından sonra babanı gör. Türkmen atasözü. 1917 Rus işgalinden önce hemen hemen bütün Türkmen ailelerin en az iki atı varmış. Sosyalist sistemde atlar devlet çiftliklerinde yetiştirilmiş. Bazı aileler atlarından vazgeçmemek uğruna İran ve Afganistan’a kaçmış. 1991’de bağımsızlığını kazanan Türkmenistan’da yeniden milli sanat olmuş at yetiştiriciliği. Çiftlikler açılmış. At Bakanlığı bile var. Türkmenler asil ata “bedev”diyorlar. Yurt dışına çıkarılmaları yasak.

Türkmen Naharları (yemekleri)
Bize hiç yabancı olmayan Türkmen mutfağı, ete ve sebzeye dayanır. Ayrıca bu mutfakta yüksek oranda pirinç tüketilir. Türkmenistan’da bölgeler arasında mutfak alışkanlıkları değişir. Mesela “Çerçer” yöresinde et ve meyve çok tüketilir. Hazar Denizi kıyılarında ise etten çok balık tüketilir. Aşkabat yöresinde de yine bol etli yemekler yapılır. Tavuk eti pahalı, kırmızı et, patates ucuzdur. Yarma ile pişen etler, pilavlar, şaşlık (şiş kebap), lüle (Adana benzeri kebap), haşlamalar ve dolmalar, mantı, mantı böreği (khonim – hanım böreği), börek (samsa), pilav, süzme yoğurt, ayran, mercimek çorbası, erişte başlıca yemekleri. Mantının kabak, patates, ıspanak, yabani otlusu da yapılıyor. Bir kevgirin üstüne dizip, buharda pişiriliyor, kase yoğurtla servis ediliyor. Hanım Böreği mantının büyük rulo şeklindeki hali, içinde kıyma, patates, soğan, otlar var.

Türkmenler pilavları ile ünlüdür. Türkmenler perşembe ve cuma akşamları ölülerinin ruhu için pilav pişirirler. Dua okuyarak kaybettikleri sevdiklerini anarlar ve onların anılarına pilav yerler. Türkmenistan’da pirinç bol ve çeşitli, pilavlar da öyle. En popüleri Özbek pilavına benzeyen havuçlu, üzümlü, etli Türkmen pilavı. Pamuk yağıyla pişiyor.

Türkmen mutfağında ekmeğin çok önemli bir yeri var. Ekmeğin, sütlüsü, yumurtalısı, yağlısı, “Petir ekmeği” gibi değişik çeşitleri yapılır. En lezzetlisi pazardaki seyyar satıcılarınki. Tandır veya fırında, süt veya su katarak pişirdikleri ekmek ve pidelerin nohutlu, susamlı, soğanlı ve çörek otlu çeşitleri var. “Loçira” denilen yassı, 2-3 milimetrelik ekmeklerin hepsinin üstüne “çekiş” adlı aletle desen yapıyorlar.

Geleneksel yeme alışkanlığını korumuş olan halk, Türkiye Türkleri gibi sabah kahvaltılarında genel olarak, peynir, yumurta, tereyağı, reçel ve bal yer, süt ve çay içer, öğle yemeğinde, salata, çorba, kızarmış veya haşlanmış et yerler akşam yemekleri ise çok hafiftir. Akşamüstü mutlaka çay içilir. Salata çok ince doğranmış, turşumsu havuç, yabani ot ve süzme yoğurttan yapılır. Tatlı yerine daha çok meyve tercih ediliyor. Tatlı, bayram, düğün gibi özel günlerde hazırlanıyor. En sevilen tatların başında “şekşeki” ve “katlama” geliyor. Şekşeki, düğünlerde gelinin arkadaşları tarafından yapılan hafif bir hamur tatlısı. Katlama ise, kız evlendikten 40 gün sonra ailesinin evine gider. Damadın akrabaları o gün ilişkiler tatlı olsun diye katlama yaparak kız evine götürürler. Kızın ailesi de kızlarını ziyarete giderken yine aynı tatlıyı götürür.

Yemek sırasında içecek olarak ayran veya yoğurt tercih ediliyor. Deve et ve sütü mutfaklarının gözdelerinden. Türkmenler ayranı deve sütünden de yaparlar. Bu ayran diğerinden daha lezzetli ve kıymetlidir. Konuklarına özellikle deve sütünden yapılmış ayran ikram ederler. Deve sütü kaymağını ise sabah kahvaltıda yerler.
Çay, “çaylık” adı verilen bir çaydanlıkla ortaya getiriliyor, yanında gelen reçel, kuru veya taze üzümle içiliyor. Türkmenler, “gok çai” (gök çay) dedikleri yeşil çayı, yemeklerden sonra kuru meyve ve nane karıştırarak tüketirler.
Türkmenlerin en lezzetli içkisi “Çakıf” dedikleri üzümden yapılan bir içkidir. Ayrıca çeşitli kanyakları, “Türkmenbaşı” markalı votkaları, “Berk” ve “Zip” ismindeki yerel biraları var. Halk yaygın olarak votka ve bira içiyor.

Çeşitli kaynaklardan derlenmiştir. Bülent Pakman. Ekim 2014. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden alıntı yapılamaz.

Twitter Widgets Facebook Widgets

önerilen şantiye sahasının batısındaki yolBülent Pakman kimdir: https://bpakman.wordpress.com/pakman/

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s