Türk göçleri

rta_Asya___dan_yapilan_Turk_gocleri_haritasiTÜRK GÖÇLERİ TARİHİ

Türkler, ecdadları Proto (Ön) Türkler, onların da ecdadları Öncü (İlk) Türklerin buluntularla ve genetik araştırmalarla tesbit edilebilen varlıkları en erken bundan 12 bin yıl öncesine gidiyor. Hal böyleyken tarihin en büyük ve uzun göçlerini de Türklerin göçleri teşkil ediyor.

İlk Türklerin göçleri

Öncü Türkler büyük bir coğrafyada yani hem Orta Asya’da, hem Anadolu’da, hem de Avrupa’da var olmuşlar, iki farklı yapıdaki Hint-Avrupa ve Ural-Altay dillerini yaymışlar. Bunu İngiliz albay ve gezgin James Churchward’ın araştırmalarından çıkarmak mümkün. AYRINTILAR İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN. Churchward’a göre Pasifikte tahminen 12 bin yıl önce batan Mu kıtasından daha önce kaçabilenler dünyada koloniler oluşturmuşlar. Bunların en büyüğü Orta Asya’da, Türkistan’da, Moğolistan’da, yani Türklerin anayurdunda Churchward’ın “Büyük Uygur İmparatorluğu” olarak adlandırdığı. Churchward’a göre Keltler, Basklar ve İskitler bu toplulukların torunları olan kavimlerden bazıları.

Avrupa’ya tarımı götüren ve Hint-Avrupa dil ailesini yayan göçlerle ilgili hipotezler ve son yıllarda yapılan genetik araştırmalar Churdward’ı doğrulamakta.

İlk (Öncü) Türklerin Anadolu’ya, Kafkasya’ya, Pontik Steplerine (Kuzey Kafkasya, Hazar ve Karadeniz kuzeyindeki düzlükler)  ilk göçleri günümüzden 11-12 bin yıl önce olmuş ve yoğunlukla Anadolu’dan  M.Ö. 3000 e kadar Avrupa’nın ve Asya’nın her tarafına yayılarak sürmüş.

Bu varsayım, Türklerin ilk kez bundan 11 bin yıl önce Alp dağları eteklerinde ortaya çıkmış, M.Ö. 9000 – 7000 yılları arasında, Hazar-Aral Göllerine doğru, M.Ö. 6000 – 4000 yılları arasında Mezopotamya’ya göç etmiş, oralardan Anadolu, Hindistan, Orta Asya, Avrupa dahil olmak üzere dünyaya yayılmış olduğu şeklinde bir başka varsayımla da örtüşmektedir. AYRINTILAR İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN.

Türk tarihçisi ve akademisyeni İbrahim Kafesoğlu’nun Türklerin proto-tipi saydığı taş devrinin ilk yıllarından beri Altay-Sayan dağlarının kuzeybatı bölgesinde yaşayan “brakisefal” savaşçı beyaz ırkın Churchward’ın bahsettiği Mu kaçkınları ile karışmış olmaları muhtemel.  Benzer şekilde Mu kolonilerinden Anadolu’da, Pontik Steplerde, Hint Yarımadasında yerleşenlerler de yerel halkla karışmış olmalı. Öncü Türklerin dil farklılıkları yani Anadolu-Alp merkezli olanlarının Hint-Avrupa dilli, Altay-Sayan merkezli olanlarının  Ural-Altay kökenli dilli olmaları bu şekilde açıklanabilir.

Proto Türklerin Göçleri

Bu göçlerden sonra Milattan önce 7 büyük göç daha söz konusu. Proto (Ön) Türkler M.Ö. 1700’lü yıllarda Andronovo bölgesinden Altay ve Tanrı dağlarına, M.Ö. 1300’lerde Kazakistan ve Maveraünnehir’e, M.Ö. 1100’lerde Çin’in kuzeybatısındaki Kansu-Ordos bozkırlarına, Baykal Gölüne,  M.Ö. 1000’li yıllarda Kuzey Hindistan’a göç ettiler.

Proto Türklerin son temsilcileri İskitler (Sakalar), M.Ö . VIII. yüzyılda, Orta Asya’nın Tanrı dağları ile Hazar denizi arasında kalan geniş bozkırlarında yaşarlarken Karadeniz’in kuzeyine, İtil ve Tuna nehirleri arasındaki düzlüklere göç ettiler. Ancak buluntulardan İskitlerin çok daha önce Avrupa / Kafkasya’da yaşayan bir halk iken Orta Asya’ya, Turfan Havzasına göç ettikleri anlaşılıyor. Amasya Gümüşhacıköy yakınlarında İmirler’de  bulunan atıyla beraber gömülmüş bir İskit süvarisi/komutanına ait  bir mezar İskitlerin 6. yüzyılda Anadolu’da olduklarını gösteriyor. Bu konu İskitler ile ilgili yazımızda ayrıntılı olarak anlatılmaktadır: Okumak için lütfen tıklayın

Ural Dağları’na göçlerle Çuvaş Türkleri, Sibirya’ya göçlerle Yakut (Saka) Türkleri,  Orhun Bölgesinden Güney Kazakistan bozkırlarına, Seyhun Nehri kıyılarına göçlerle Hunlar ve Oğuzlar Türk federasyonları oluşturmaya başladılar. Bir kısım Türk boyları da İran üzerinden geçerek Mezopotamya ve Anadolu’ya Suriye ve Azerbaycan’a, Orta Avrupa’ya yerleştiler.

Milattan sonraki ilk Türk Göçleri

Milattan sonra 13 büyük göç söz konusu. Bu dönemdeki göçler daha çok Güney ve Batı yönlerine olmuştur. Güneye göç edenler Çin içlerine yerleşerek çeşitli Türk devletleri kurdular. Ön Oğuzlar da denilen Ogurlar M. S. IV – VI yüzyıllar arasında  Urallardan Kafkasya, Karadeniz’in Kuzeyi ve Doğu Avrupa’ya doğru  göç ettiler.  Sonradan Slav halklarıyla kaynaşıp kimliklerini kaybeden günümüz Macar ve Bulgarların da ataları olarak kabul ediliyorlar.

Türklerin Anadolu’ya tekrar gelişi

Hunların bir kolu 395 – 396 yılları arasında  Erzurum, Çukurova üzerinden Suriye ve Kudüs’e kadar indi.  Diğer kolu Trakya’ya gitti ve hepsi Kafkaslar üzerinden Doğu Avrupa’ya döndüler. İdil, Don ve Kuban ırmakları arasındaki bölgede bir devlet kurmuş olan Sabar (Sabir) Türkleri VI. yüzyılda Kafkaslar’ın güneyine kadar olan toprakları ele geçirdiler. Daha sonra Kayseri, Konya, Ankara taraflarına şiddetli akınlar yaptılar.  Onlar da Ankara’dan Doğu Avrupa’ya döndüler. Her iki topluluğun dönme sebepleri esas hedeflerinin Anadolu değil Doğu Avrupa olması.

8. yüzyılda Orta Asya’dan çıkan yarı Şamancı yarı Müslüman Oğuz boyları, Battal Gazi’nin önderliğinde Anadolu’ya göç ettiler. Ancak bunlar küçük grupların yaptığı münferit yolculuklardır.

1018’de Çağrı Bey 3000 süvari ile büyük mesafeleri ve çeşitli tehlikeleri aşarak Doğu Anadolu’ya bir sefer yaptı. Azerbaycan’da rastladığı Türkmenleri de alıp birlikte Van gölü civarını ele geçirdiler. Çağrı Bey, bu başarılı akının ardından uzun mesafeleri tekrar geçip Buhara’ya döndü. Selçukluların 1047 de tekrar gelmesiyle Türkler Anadolu’ya, bir daha geri dönmemek üzere, yerleşmeye başladılar.

Anadolu’ya gelenler arasında Kıpçaklar, Peçenekler, Bulgarlar, Kırgızlar da olmuştur.

Ete düşkün olan Türkler Anadolu’ya geldiklerinde eti bir yere asarlar, et çabuk bozulmazsa oraya yerleşirlermiş.

Amasya yakınlarındaki Oluz Höyük’te Erken Tunç Çağı, Hitit, Frig ve Pers yerleşimi  geçirmiş eski bir kentin kazılarında bulunan yaklaşık 100 mezar İslami geleneklere göre gömülmüştür. Aynı mezarlarda İslami tarzlara aykırı sıradışı bulgulara ve eski Türk geleneklerine de rastlanmaktadır. Konuyla ilgili olarak kazı başkanı Doç. Dr. Şevket Dönmez’in açıklamaları:

Özellikle 2011 yılındaki çalışmalar bu mezarların sahiplerinin İslami tarzda gömüldüklerini bize gösterdi. Yalnız bu mezarlardan birinde çeşitli buluntulara ulaştık. 6 yaşlarında bir kız çocuğuna ait bir mezar bu. Sol kulağında basit halka biçiminde küpe, sağ kulağında halkaya takılmış muska biçiminde bir küpe ve göğüs kısmında da bir beze sarılmış bir fibula (çengelli iğne) bulundu ki İslami tarzdaki gömülerde pek bu tür buluntu ele geçmez. Bu mezarlar üzerinde araştırmalarda bulunduk. Bu mezarların göçebe insanlara ait olduğunu düşünmeye başladık. Özellikle kış dönemi yaptığımız çalışmalarda 6 yaşlarında bulunan bu kız çocuğunun iskeleti üzerinde yoğunlaştık. Biz bu mezarlığın ilk tarihlemelere göre buluntulardan da yola çıkarak 10 ve 11. yüzyıla ait olduğunu düşünüyoruz. Bunlar büyük olasılıkla Anadolu’ya giren ilk öncü Türklere ait. Tahminlerimiz doğruysa Anadolu’ya giren öncü göçebe Türklere ait ilk somut arkeolojik bulgulara ulaşmış durumdayız. İslami gelenekteki gömüler, göçebelerin hayat tarzlarıyla, yaşamlarıyla ilgili çok somut verilere bizi ulaştırıyor. Bu bağlamda bu kadar erken dönemdeki Türklerin Müslümanlığı kabul etmiş olmaları tabi çok doğal ama bununla beraber kendi geleneklerini de terk etmediklerini anlıyoruz. Hem İslami gelenekleri kabul etmişler ve bununla ilgili ölü gömme geleneklerini uyguluyorlar, bir yandan da bu ölü gömme gelenekleri içinde kendi geleneklerini yaşatmaya devam ediyorlar. Bu ilginç bir nokta. Burada İslamiyet’e geçiş aşamasını yaşıyoruz”  (http://www.tuyed.org.tr/oluz-hoeyuek-oencue-tuerklerin-yaam-bicimini-aydnlatyor/)

Avrupa ve Güney Asya’da Türk izleri

Batıya yapılan göçler 9. yüzyıl sonlarına kadar devam etti. Orta Macaristan’a kadar ilerleyen topluluklardan Hunlar, Avarlar, Bulgarlar ve Macarlar Avrupa’da devletler kurdular. Hunlardan bir kısmı Afganistan ve Kuzey Hindistan’a yerleşerek Akhunlar (Eftalitler) Devletini kurdular.

Bu göç yolları üzerinde değişik dil, din ve medeniyetten topluluklarla etkileşen, bazı olumsuzluklardan etkilenmeyen, Türk kavimleri yüzyıllar boyu bu coğrafyalarda varlıklarını sürdürdüler. Türk bünyesine uymayan inanç sistemlerinin, hayat tarzlarının benimsendiği ya da zaman içerisinde nüfus bakımından beslenemediği yerlerde bulunan bazı Türk kavim ve boyları ise tarih sahnesinden çekildiler.

İlk Türk göçlerinden sonra ana yurt

Anayurtta kalan Türkler Orhun-Selenga ırmakları ve Baykal Gölü çevresinde yaşamaya devam ettiler. Bu Türkler, Orta Asya’da Asya Hun Devletini (420-476), Göktürk Devletini (552-658), Kutluk Devletini (II. Göktürk Devleti 681-745) ve Uygur Devletini (742-840) kurdular.

Oğuz Göçleri

24 boya ayrılan Oğuzların ilk göçü 6. yüzyılda Göktürk Devletinin kurulması ve Ötüken’in işgali nedeniyle Batıya oldu. 8. yüzyılda Orta Asya’dan çıkan yarı Tengrici yarı Müslüman Oğuz boyları, Battal Gazi’nin önderliğinde Anadolu’ya göç ettiler. Ancak bunlar küçük grupların yaptığı münferit yolculuklardı. Oğuzlar Müslüman dünyasına girene dek dağınık ve kentlere sahip olsalar da genelde göçer vaziyette yaşadılar. Oğuzlar Orta Asyanın İslamlaşma ve Türkleşme sürecinde önemli rol oynamışlardır.

Orta Asya’da kalıp Uygur, Karluk devletleri ve çeşitli hanlıklarda yaşayan  Oğuzların ikinci büyük göçü 840 yılında Uygur Devletinin Kırgızlar tarafından yıkılmasıyla başladı ve Asya’nın dört bir tarafına, ama daha çok kitleler halinde batıya göçtüler ve öteki Oğuz boylarıyla birleştiler.

Hazar’ın Doğusunda yer alan Oğuz Yabgu devletinin 1000 yılında Kıpçaklar tarafından yıkılmasından sonra Oğuz boyları 3. kez batıya hareket ettiler.

Güneyde Horasan, Selçukluların Anadolu’ya uzanmadan önce yaşadıkları Hazar ötesi Oğuz toprağının merkezi oldu. Bu Oğuz toprakları, 1035 yılından itibaren, Oğuzların Kınık boyu tarafından diğer Türk boylarının da katılımıyla kurulan Büyük Selçuklu Devletin sınırları içerisine katılmaya başladı. Bu topraklar içerisinde yaşayan Oğuz boylarının bir kısmı 1141 den itibaren Moğol istilası yüzünden Batıya hareket ettiler. Böylece Oğuzların 4. göçü başlamış oldu. Arapların hepsine birden Türkmen adını verdiği bu boylar Irak, Suriye ve Anadolu’ya yerleştiler. Bu yeni dalga Anadolu Selçuklu Devleti içerisinde 1220 yılından itibaren sosyal karışıklığa neden oldu. Bu yüzden 1235 – 1240 arasında patlak veren Baba İshak isyanı Anadolu Selçuklu Devletini zayıflattı. Bu göçle Anadolu’ya gelen Türkler arasında edebî dili bilenler vardı, ama daha önce buralara yerleşmiş olan Oğuz Türkleri, edebî dilden uzak idiler. Dolayısıyla eser veren kişiler yeni bir edebî dil yaratırken Oğuz Türkçesi ile edebî dili kaynaştırdılar.

Oğuzların 4 yüzyıl süren bu göçleri tarihin en uzun göçleri olarak bilinmektedir.

Türkmenler

Araplar Müslüman olan Oğuz boylarını Müslüman olmayanlardan ayırt etmek için onlara Türkmen adını vermiştir.  Türkmenlerin ve Oğuzların adlandırma ve Batı’ya göçleri ile ilgili açıklamalar ayrı bir yazımızın konusunu teşkil etmektedir: OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN.

a)Horasan b)Maveraünnehir c)Harezm

a)Horasan b)Maveraünnehir c)Harezm

Günümüzde, Oğuz Türklerinden olan Suriye, Irak ve bazı Anadolu Türklerine, Stavropol ve Afganistan Türklerine, Türkmenistan halkına Türkmen denilmektedir. Türkiye, Kıbrıs, Balkan ve Azerbaycan Türklerinin, Türkmenlerin, Gagavuzların konuştuğu dil Oğuz dil grubu olup lehçelerinde büyük yakınlıklar vardır. Azerbaycan Türklerine Azeri, dillerine Azerice denilmesinin yanlışlığı bir başka yazımızda açıklanmıştır. OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN.

Türk Göçlerinin Temel Sebepleri

Türkler Türk-Cihan hakimiyeti mefkuresi ülküsü üzerinden hareket ettikleri için göç etmişlerdir. Yani Türk töresini Türk adaletini dünyaya yaymak istemişlerdir. Müslüman olduktan sonra da dini yaymayı amaç edinmişlerdir.

Eski Türk yaşantısının temelinde büyük oranda hayvancılık ve ziraat kültürü yer alır. Dolayısıyla, Türk göçleri bu yaşantıya uygun olan sahalara doğru olmuştur. Nüfusun artması, otlakların yetersiz kalması, iklimlerin dengesizliğinin susuzluğa, kuraklıklara sebep olması Türkleri, iklimi ve coğrafyası müsait yeni bölgelere sevk etmiştir.

Bunun yanında, Çin, Moğol gibi yabancı kavimlerin baskısı veya Türk boylarının kendi aralarındaki hakimiyet mücadelesi, Türklerin işgal altında olmaktansa bağımsızlığı tercih etmeleri, bir boyun diğer kavmin egemenliğinde olmayı kabul etmemesi, göçlerin ve yayılmaların diğer bir sebebi olarak sayılabilir.

Dünya üzerinde atı ilk kez ehlileştiren ve onu binek hayvanı olarak kullanan Türklerin at üzerinde yemek yeme, uyuma ve savaşma maharetlerinin verdiği cesaret yanında Türklerin yurt edinme ve devlet kurmada çok yetenekli olmaları göçlerin ve yayılmaların diğer bir sebebi olarak sayılabilir.

Günümüz Türk dili açısından göçlerin tasnifi

Türk göçleri her yönde gerçekleşmişse de en önemli olan Batı yönünde Hazar’ın kuzeyi ve Güneyinden geçişlerdir. Türkler, önlerine doğal, uzun Hazar engeliyle karşılaşınca adeta ortalarından ikiye bölünmek zorunda kalmışlar. İstisnalar hariç olmak üzere lehçe açısından genelde Hazar’ın Güneyine yönelenler Oğuz dil grubu, Kuzeyine (Deşt-i Kıpçak) yönelenler ise Kıpçak, Çağatay, Kuman, Bulgar dil grubu (hepsine topluca Kıpçak deniliyor) olarak tasnif edilebilir. Batıya göç etmeyip Hazar’ın ötesinde kalan Türkmenistan, Stavropol ve Afganistan Türkmenleri Oğuz dil grubundan, Hazarın Doğusunda kalan ve göç etmeyen diğer Türkler ise Kıpçak dil grubundandır. Özbekçe Oğuz ve Kıpçak lehçelerine ait unsurları barındırmaktadır. Kuzey’den gelen Gagavuzların Türkçe’si Oğuz Türkçesi grubu diline girmektedir. Sonradan Güneyden gelen Oğuz Türklerinin Kınık boyundan olan Selçukluların da etkisiyle Anadolu Türkçesine oldukça yakınlaşmıştır. Anadolu’dan göç eden Balkan Türklerinin dili de Oğuz grubu dilidir.

Bu gruplarının günümüz listesi ayrı bir sayfamızda verilmiştir. OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN

Türk Göçlerinin etkileri

  • Batıya göç eden Hunlar, Kavimler Göçü’nün gerçekleşmesine, Roma İmparatorluğunun zayıflayıp parçalanmasına, Avrupa’da derebeyliğin (feodalitenin) ortaya çıkmasına yol açtılar. Batıya göçen bu kavimler Vizigotlar, Ostrogotlar, Gepitler, Burguntlar, Vandallar ve Slavlar idi.

  • Anadolu ve Avrupa’da Türk Devletleri kuruldu. Göçlere katılan bazı boylar Hazar ve Sabar devletlerini kurarak Kafkasya’da üç yüz yıldan fazla hakimiyet sürdüler. Karakoyunlu, Akkoyunlu ve Safevi devletini kuran Oğuzlardır. Horasan topraklarında Büyük Selçuklu Devletini kuran Oğuzlar Yakın Doğu’ya egemen oldular. Anadolu Selçuklu Devletini, Anadolu Türk beyliklerini ve Osmanlı Devletini kuran da Oğuzlardır.

  • Gidilen yerlerde kültürel etkileşmeler yaşandı.

  • Çin yönüne yapılan göçler Türklerin Çin nüfusu içerisinde asimile olmasına neden oldu

  • Türklerin buldukları uygun topraklara yerleşmeleri, oralarda tarım ve hayvancılıkla uğraşmaları göçlerinin göçebelikten kaynaklanmadığını, zorunluluktan kaynaklandığını,  yani göçebe bir kavim olmadıklarını kanıtlamaktadır.

    Bülent Pakman. Haziran 2014. İzin alınmadan, aktif link verilmeden yayımlamaz, alıntı yapılamaz.

    Twitter Widgets

    IMG_1345Bülent Pakman kimdir?  https://bpakman.wordpress.com/pakman/

     

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s