Kırım Belgeseli

Kırım’da Devr-i Alem Belgeseli

 *  2-6 Eylül 2006 tarihinde Araştırmacı Gazeteci ve  Devr-i Alem  tv program yapımcısı olarak, Kırım´da yaşanan Tatar soykırım, sürgün  ve Rus  mezaliminin belgeselini  çektim. Rusların Karadeniz filosunun üssü   Sivastopol, Akyar körfezini, Kırım Savaşı’nın canlandırıldığı panoroma müzesi, Türk şehitliği, Kökgöz Köyü, Kırım Hanlığı’nın başkenti Bahçesaray’daki Han Sarayı, Zincirli Medrese ve ünlü Türk aydını gazeteci Gaspıralı İsmail Bey Müzesi’nde araştırmalar yaptım.

 * Kırım´da, Akmescit, Karasubazar, Osmanlı´nın  Sancak merkezi Kefe ve Sudak  bölgelerindeki Osmanlı ve Tatar tarihi   eserlerinin belgeselini çektis. Eski sovyetlerin ünlü tatil beldesi Yalta’daki dünyanın paylaşıldığı Yalta Konferansı’nın yapıldığı Livadiye Sarayı’nı gezerek.Tatar Milli meclis başkanı Mustafa Cemil Kırımoğlu ile görüşüp Gözleve’de Tarih Müzesi, Tatarhan Camisi ile   Fatih Sultan Mehmet´in heykelinin bulunduğu Gözleve Kahramanlar meydanının belgeselini çektim.

Tatar Hanları ve Osmanlı Medeniyetinde Kırım

2-6 Eylül 2006 tarihlerinde Deşt-i Kıpçak diyarı (Kıpçak Türkleri´nin ülkesi) Karadeniz’in karşı tarafı Kırım´a yolculuğa çıktık.. Kültür, medeniyet ve zaferler tarihimizi araştırmak üzere dünya coğrafyasındaki gezimizin şimdiki durağı Kırım olacak.

Kırım tarihimiz için çok önemli ibret ve ders alınacak olaylara sahne olmuş bir yer. Kitap ve romanlarda okuduğumuz; Bahçesaray, Akmescit, Akyar, Gözleve, Kefe, Yalta ve Sudak gibi Kırım illerini birlikte gezeceğiz.

     * Rus Çarlığını idare eden Kırım Hanları

Rus çarlığını uzun yıllar idare eden Kırım hanları Osmanlı ile birleştikten sonra  çok  önemli hizmetler yapmışlar. Rusların sıcak denizlere inmesini önlemişlerdi. Kırım hanlarının Viyana seferine   yardım etmemeleri üzerine bozgun yaşanmıştı. Kırım gerçekten çok muhteşem bir yer. Uçağımız Karadeniz’in karşı tarafına geçtiğinde    yemyeşil ovalar ve ağaç denizi üstünde uçtu.

Viyana seferlerine destek olmayan Kırım hanlığı çok ağır bedel ödemiş, kaderin cilvesi Osmanlı´da ilk toprak kaybı Kırım´da  yaşanmıştı. Kırım savaşları Osmanlı’ya  borç vermek isteyen İngilizler  tarafından çıkartılmış ve  Osmanlı dış borç alarak ilk savaşı Kırım´da yapmış ve  bu savaşı kaybetmişti.

       *  Kırım Savaşları´nın Yıkımı

Tarihimizde büyük yıkımlar olmuştu. 17 yüzyıldan itibaren Kırım savaşları olarak tarihe  geçen ve  en dehşetlisi 1853´de yaşanan  Kırım savaşları ile ilgili yazılacak çok şey var. Biz bu savaşları Kırım´da  araştıracağız. Savaşların yapıldığı yerlerdeki şehitliklerimizi ziyaret edip Fatihalar okuyacağız.

 Kırım yıllardan beri görmek istediğim bir yerdi. Kırımla ilgili ilk bilgiyi  1973 yılında 14 yaşında okduğum haftalık Ufuk Gazetesi´nin  kapağındaki büyük bir resim halen gözümün önünde.Rus gizli Servisi KGB´nin zehirlemeye çalıştığı Kırım                 Türkleri´nin lideri Mustafa Cemil Kırımoğlu´nun çektiği sıkıntılar. Çocuk yaşımda benim üzerimde büyük tesir etmişti.

    * Rusların Tatar Soykırımı ve Mezalimi

Her dönemi bir çok  önemli olaya sahne olan Kırım tarihi ve  Kırımla ilgili araştırma yapmak üzere Kırım’a gittik. Rusların uyguladığıTatar Soykırımını belgeselleştireceğiz. Araştırmacı  Gazeteci ve Devr-i Aleme belgesel tv parogram yapımcısı olarak   Türkiye´nin ünlü tarihçilerinden Ayasofya müzesi müdürü ve Marmara  Üniversitesi Öğretim  Üyesi Doç.Dr. Halik Dursun başkanlığında  belgesel çekip araştırma yapacağız.

Tatar Türkleri´nin ana yurdu olan Ukrayna’nın özerk cumhuriyeti   Kırım´da çeşitli bölgeleri gezdik. Tatar sürgününü yaşayanlarla  görüşüp araştırma yaptık. Rusların Karadeniz filosunun üssünün bulunduğu Akyar körfezi, Akyar’da Kırım Savaşı’nın canlandırıldığı panoroma müzesi, Kökgöz Köyü, Kırım Hanlığı’nın başkenti Bahçesaray’da Tatar Elhamması olarak bilinen Han Sarayı, Zincirli Medrese ve ünlü Türk aydını gazeteci Gaspıralı İsmail Bey Müzesi’ni gördük.

     * Türkiye´de Yaşayan Tatarların Kırım’dan Haberi Var mı?

Türkiye´de bugün 2 milyona yakın Tatar Türkü yaşamakta. Gebze´de bir mahalleye bile adını veren Tatarlar ve Kırımla ilgili  yeterli araştırma yok. Kırım´ın Karasubazar’da yaşayan Tatar halkı ile tanışıp, Eski Kırım’da Özbekhan Camisini, Kefe’de Baybarshan Camii’nin ziyaret edip Sudak Kalesi ve şehrini gezdik.

Eski sovyetlerin ünlü tatil beldesi Yalta’ya gidip İkinci Cihan Harbi sonrası dünyanın paylaşıldığı ünlü Yalta konferansının yapıldığı bu şehrin belgesel çekimlerinin ardından Yalta Konferansı’nın gerçekleştiği Livadiye Sarayı’nın gezerek iki kutuplu dünya ve soğuk savaş yıllarını hatırlamaya çalıştık

        * Tatar Milli Meclis Başkan

Tatarların efsanevi lideri Tatar Milli meclis başkanı Mustafa Cemil Kırımoğlu ile görüşüp, Gözleve’de Tarih Müzesini gezdikden sonra, Mimar Sinan’ın Osmanlı cografyasının en kuzeydeki Osmanlı  mimarisi ile yapılan tarihi eseri Tatar Han Cuma Camii’nin ve Mevlevi Tekkesi’nin belgesellerini çekerek tarihe ve zamana not düştük.

Yıllardan beri gitmek istediğim Kırım´a sizlerin de selamını  götürdüm. Kırım; Gebze´de yaşayan Tatar Türklerini bekliyor. Sizler ne zaman ata yurdunuz Kırım´a gideceksiniz? Kırım´a gitmeyen   Tatarları yazılarımız ve TV belgesellerimizle Kırım’a götüreceğiz. Kırım´da binlerce kilometre yol giderek belgesel çekimleri yaptık.   “Tatar hanları ve Osmanlı Medeniyetinde Kırım” yazı serisi ile karşınızda olacağız

Türkiye’de Yaşayan Tatarlar Kırım´a neden Sahip Çıkmıyor?

Yazı serimize bir soru ile başlamak istiyorum. Türkiye’de yaşayan   Tatarlar Kırım´a neden sahip çıkmıyor? Bir zamanlar yüz binlerce  Tatar Türkü’nün yaşadığı Tatar Yurdu olan ve bugün Ukrayna’nın özerk Cumhuriyeti  haline gelen ve 300 bin  Tatar’ın yaşadığı Kırım´ın çeşitli bölgelerini gezerek sürgünden dönen Kırım Tatarları’nın  çektiğı sıkıntıları yerinde incelemek üzere yollardayız.

Rusların Karadeniz filosunun üssünün bulunduğu (Sivastopol)  körfezi, Akyar’da Kırım Savaşı’nın canlandırıldığı panoroma müzesi,  Kökgöz Köyü, Kırım Hanlığı’nın başkenti Bahçesaray’da Tatar Elhamrası olarak bilinen Han Sarayı,Zincirli Medrese ve ünlü Türk aydını, gazeteci Gaspıralı İsmail Bey Müzesi’nin belgeselini çekeceğiz

   * Kırımda  Osmanlı medeniyeti

Eski Kırım’da Özbekhan Camiisi,  Osmanlı´nın sancak merkezi  Kefe’de Baybarshan Camisi ve kalesı, Sudak Kalesi ve şehrini gezdik. Eski Sovyetlerin ünlü tatil beldesi Yalta’da İkinci Cihan Harbi sonrası ABD, İngiliz ve Rus liderler tarafından dünyanın paylaşıldığı Yalta konferansın yapıldığı Livadiye Sarayı’nın belgeselini çektik.  Yalta şehir merkezindeki Gaspralı İsmail Bey’in öğretmenlik yaptığı Medrese ile Osmanlı kültür eserlerini araştıracağız.

Tatarların efsanevi  lideri Tatar Milli Meclis  Başkanı  Mustafa Cemil Kırımoğlu ile ropörtaj  yaptık. Osmanlı´nın liman kenti  Gözleve’de  Türk   Yahudileri  olan Karaim  Türkleri´nin  Tarih Müzesin´de  çekim  yaparak  Yahudi dinine mensup  Karaim Türkleri ile görüştük.

Gözleve’de Mimar Sinan’ın en kuzeydeki eseri  tarihi  Devlet Han Cuma Camiisi, 1917´de  bağımsız Kırım Cumhuriyetini  kurduğu  için Ruslar tarafından  şehit edilen  Numan  Çelebi Cihan ve  Kırım savaşında şehit olan  Türk paşalarının  mezarlarını  ziyaret  ederek fatiha okuduk.

   * Deşt-i Kıpçak diyarı  Kırım´da 5 Gün

Kültür, Medeniyet  ve zaferler tarihimizi araştırmak üzere  gittiğim  Kırım´da yüzlerce  Kilometre yol giderek, 5 gün içinde 5 saatlik  belgesel çekimleri yapıp  bir çok  not aldım.Kırım  tarihimiz için çok önemli ibrat  ve ders alınacak olaylara  sahne olmuş bir yer.

Dest-i Kıpçak diyarı denilen  ve Altınordu, Tatar ve Avarlar gibi 6 büyük  Türk boyunun devlet kurduğu bölge., Rus Çarlığını  bile  uzun yıllar idare  eden Kırım hanları  Osmanlı ile birleştikten  sonra  çok  önemli hizmetler yapmışlardı.belgesel çekmek ve araştırma yapmak üzere  gitiğim Kırım´da  Tatar Milli  Meclis başkanı  Mustafa Cemiloğlu ile görüştüm.

Tatar Türkleri´nin ana yurdu  olan ve Ruslar tarafından  250 yıldır  Soykırım, sürgün  ve mezalim uygulanan bugüne kadar yüzbinlerce  şehit veren bir zamlanlar Tatar Türkleri´nin  başkenti  Bahçesaray´da  Han sarayı başta olmak üzere, Ak mescit, Akyar, Kefe,  Gözleve ve  Yalta´da  zamanı durdurup tarihi yolculuğa  çıktım.

Bir zamanlar yüzbinlerce  Tatar Türkü’nün  yaşadığı  Tatar Yurdu olan  ve bugün Ukrayna’nın özerk Cumhuriyeti  haline gelen ve 300 bin  Tatar’ın yaşadığı Kırım´ın çeşitli bölgelerini gezerek  sürgünden dönen  Kırım Tatarlarının  çektiğı sıkıntıları yerinde inceledim.  Ukrayna ve Rus mezalimi  ve Soykırımına  karşı verdikleri  özgürlük mücadelesi   karşısında  heyeçanlandım.

Rusların Karadeniz filosunun üssünün bulunduğu   Sıvastopol   körfezi, Akyar’da Kırım Savaşı’nın canlandırıldığı panoroma müzesinde  mehmetçiklerin kahramanlığı karşısın´da heyacanlandım.  Tatarların yurdu ; Kökgöz Köyü, Kırım Hanlığı’nın başkenti Bahçesaray’da Tatar Elhamrası olarak bilinen Han Sarayı,Zincirli Medrese ve ünlü Türk aydını  gazeteci  Gaspıralı İsmail Bey Müzesin´de   ihtişamlı  tarihi  tarihinin geçmişini düşündüm.

5 günlük Kırım gezisinde dur durak demeden  gece gündüz koşuşturdum. Eski Kırım’da Özbekhan Camisi, Osmanlı’nın sancak merkezi Kefe’de Baybarshan Camisi ve kalesı , Sudak Kalesi ve şehrini gezerken  Osmanlı akıncılarını düşündüm. Eski Sovyetlerin ünlü tatil beldesi Yalta’da İkinci Cihan Harbi sonrası  ABD,İngiliz ve  Rus liderler  tarafın´dan  dünyanın paylaşıldığı  günleri  düşündüm.

Yalta konferansının yapıldığı Livadiye  sarayının  içinde  belgesel çekerken  soğuk savaş  yılları hatırıma geldi. Yalta  şehir merkezindeki  Gaspralı İsmail beyin  öğretmenlik yaptığı   Medrese ile Osmanlı   kültür eserlerini araştırdım.  Yalta sahilindeki Osmanlı çınarı altında Karadeniz’in karşı tarafındaki  sahillerin   belgesel  çekimlerini  yaptım.

Tatarların  efsanevi  lideri Tatar Milli Meclis  Başkanı  Mustafa Cemil Kırımoğlu ile   Bahçe saraydaki evinde  ropörtaj  yaparken 15 yıllık  hapis hayatını konuştum. Osmanlı´nını liman kenti  Gözleve’de  Türk Yahudileri  olan Karaim  Türkleri´nin  Tarih Müzesin´de  çekim  yaparak  Yahudi dinine mensup  Karaim Türkleri´nin geleneklerini öğrendim.

Gözleve’de Mimar Sinan’ın en kuzeydeki eseri  tarihi  Devlet Han Cuma Camiisi, 1917´de  bağımsız Kırım Cumhuriyetini  kurduğu  için Ruslar tarafından  şehit edilen  Numan  Çelebi Cihan ve  Kırım savaşında fiehit olan Türk paşalarının  mezarlarını  ziyaret  ederek fatiha okudu. .TV 5 kanalında´ da   yayınlanacak    Ata ve dede  mezarları  Kırım´da olan   Türkiyede Yaşayan   Tatarlar Kırım´a ne zaman Sahip Çıkacak?

     Kırım Yolunda ; Kırım Hanları  Tarihini  Okuyoruz

Kırım ve Tatarlarla ilgili ön araştırmalar yaparak  Türk Hava Yolları´nın  İstanbul- Simferepol (Akmescit) seferini  yapacak  uçağı ile  yola çıkıyoruz.  Uçağımız Karadeniz semalarında uçarken bende  Kırımla ilgili  notları okuyordum.  Kırımla ilgili en kapsamlı araştırmayı  Türkiye´nin  en önemli  tarih prof.larından   birisi olan  Prof. Dr. Halil İNALCIK´ın yapmış.

Uçağımız Kırm´a doğu  bir kuş gibi   uçarken   Prof.Dr.  Halil İnalcık´ın   Kırım tarihi ile    ilgili  yaptığı  araştırma ve  ” Kırım Hanlığı “  yazısını   okuyordum.    Kırım Hanlığı hakkında  Okduğum notları sizlerle de   paylaşmak istiyorum. Hemen belirtelim   Dest-i Kıpçak diyarı olarak da adlandırılan  Kırım bölgesi Anadolu´dan  önce Türk  boyları tarafından vatan yapılmıştı.

        * Tatar –  Kırım Hanlığı

Kırım Altın-Ordu imparatorluğu içinde mümtaz bir bölge teşkil etmekte idi. XIII. asır sonlarına doğru Nogay, Altın-Ordu hanına karşı Karadeniz şimalindeki stepler ile Kırım´ı müstakilen elinde tutuyor ve Balkanlar ile Bizans üzerinde siyasî üstünlüğünü ve himayesini kurmağa çalışıyordu. Nogay´ın bertaraf edilmesinden sonra da (1300), Kırım geniş salahiyetli valiler idaresinde mümtaz durumunu muhafaza etti

       * Altın Ordu  dönemi

XIV. asrın ikinci yarısında Altın – Ordu´da hüküm süren taht kavgaları sırasında, Kırım rakip beylerin ve hanların sığındıkları başlıca bir bölge halini aldı. 1380´de Mamay, Toktamış Han´a yenilince, Kırım´a kaçtı. Aynı suretle İdikü (Edike) Toktamış´a karşı mücadelesinde Kırım´ı üs olarak kullanıyordu. Bu suretle Kırım parçalanmakta olan Altın – Ordu hanlığı içinde müstakil bir siyasî varlığa namzet görünüyordu. Cengiz Han soyundan prensler, bu bölgeye dayanarak, hanlıklarını ilan etmekte ve sonra Volga üzerinde merkezi ele geçirmeğe çalışmakta idiler. Toktamış Han bunlardan biridir. 1394/1385e doğru, Toktamış gibi, Cuci´nin küçük oğlu Tokay Timur soyundan olan Baş-Timur Kırım´da sikkeye kendi adını da koyarak, hakimiyet iddiasında bulundu. Kırım onun atalarının yurtluğu idi [bk. mad. GÎRAY, s. 784]. Onun oğulları rakiplere (Ulug Muhammed ve Edike) karşı mücadelelerden sonra nihayet Kırım´da ayrı bir hanlık kurmağa muvaffak oldular.

       * Kırım Hanlığı Kuruluyor.

Kırım hanlığının hakikî kurucusu Hacı Giray [b. bk.] sayılır ve adını taşıyan en eski para 845 (1441/1442) tarihini taşımaktadır. XV. asır başlarında Altın-Ordu´da şiddetlenen iç rekabet ve savaşlar sebebi ile bir çok kabileler orta Asya´ya yahut garba Kırım´a ve Karadeniz şimalindeki steplere kaçmakta idi. Belli  başlı kabile beyleri, bu arada fiırın beyi gelip Hacı Giray´a iltihak ettiler. O daima daha çok miktarda kabileyi Volga havzasından kendi tarafına çekmek için çalıştı.

 Yarım asır sonra dahi fiırın beyi Eminek Mirza bir mektubunda «hep beyliğimiz dahi bu il ile durur» diyordu (bk. A. N. Kurat, Yarlık ve bitikler, vesika XI). Hacı Giray Altın-Ordu hanına karşı Moskova ile dostluk ve ittifak münasebetleri kurarak, durumunu kuvvetlendirdi. İstanbul´un zaptından sonra boğazlara ve Karadeniz´e hakim olan Osmanlılar ile Cenevizlilere karşı ittifak etti ve 1454 yazında müşterek Osmanlı – Kırım kuvvetleri, ilk defa olarak, Kefe´yi muhasara ettiler. Kefe Cenevizlileri Osmanlı sultanına ve Kırım hanına yıllık vergi vermeğe razı oldular (bk. Kırım´ın osmanlı tabiliğine girmesi ve ahidname meselesi. Belleten, sayı 30, s. 197 v.d.). Hacı Giray, Altın-Ordu hanlarının meşru varisi sıfatı ile, Kefe´yi yarlıklarında kendi ülkeleri arasında saymaktadır. Bundan başka Hacı Giray bir tarhanlık yarlığında (A. N. Kurat, vesika VI), Kırım´dan maada, Taman, Kabartay (Kabada) ve Kıpçak bölgelerini de hakimiyet sahası içinde göstermektedir.

        *Osmanlı Kırım´da

Altın – Ordu gibi Kırım hanlığının da büyük zaafı irsî kabile beylerinin devletin hakikî hakim ve sahibi olmalarından doğmuştur. Kabile reisleri yahut han ailesi içinde rekabetler, bu kabilelerin birbirlerine karşı guruplanarak, kolayca bir iç harbe sürüklenmesini intaç etmekte idi. Hacı Giray Han´ın ölümünde (1466) oğulları arasında taht kavgası uzun bir kargaşalık devresi açtı. Yenilen rakip yarımada dışındaki steplere kaçarak yahut Kefe´ye sığınarak, mücadeleye devam etmekte idi. Kefe Cenevizlileri kendi durumlarını kuvvetlendirmek için, kah bunun ve kah ötekinin tarafını tutarak, bu mücadelelerde mühim rol oynamakta idiler. Esas mücadele Nurdevlet ile Mengli Giray arasında idi. Mengli Giray mağlup olarak, Kefe´ye sığındı. Orada Kefe tudunu olan fiırın kabîlesi beyinin ve Cenevizlilerin yardımı ile 1468´de Kırım tahtını tekrar ele geçirdi.

Şimdi Cenevizliler Mengli Giray´ın Osmanlılara karşı sağlam bir müttefik olduğuna inanıyorlardı. 25 teşrin I. 1469´da Mengli Giray Fatih Sultan Mehmed´e «karındaşım» hitabı ile yazdığı bir mektupta Yakub Bey´in donanma ile gelip. Kırım sahillerinde iki şehri yakıp yağma etmesinden şikayet etti. 1475´e doğru Kefe tudunu ve Sırın beyi Eminek, Osmanlılar ile anlaştığı ithamı altında Cenevizlilerin İsrarları ile, mevkiinden uzaklaştırıldığı zaman beyleri ve kabilelerim etrafında toplayarak, isyan etti. Mengli Giray´ı kaçmağa mecbur etti. Mengli Giray Cenevizlilere sığındı ise de, onlar Nurdevlet ile anlaşarak, kendisini mevkuf tuttular.

   * Fatih Sultana Mehmet Kırım´da

Nurdevlet han ile de bozuşan Eminek Cenevizlilere karşı Osmanlı padişahına müracaat etti. Fatih Sultan Mehmed, bunu fırsat bilerek, Gedik Ahmed Paşa [b. bk.]´yı kuvvetli bir donanma ile acele Kırım´a gönderdi (1475). Kefe ile Kırım sahillerinde Cenevizlilere ait bütün limanları zaptettirdi. Gedik Ahmed Paşa tarafından hapisten çıkarılan Mengli Giray Ceneviz dostu olan Nurdevlet´in elinden hanlığı almağa muvaffak oldu ve Ahmed Paşa ile bir anlaşma yaptı ve Osmanlı sultanının tâbîliğini kabul etti. Bir buçuk ay sonra padişaha yazdığı ,bir mektupta tâbiietini te´yit etti  Umumiyetle iddia edildiği şekilde bir tâbiiyet vesikası  mevcut olmamakla beraber, Ahmed Paşa ile imzalanan anlaşmada han padişahın dostuna dost, düşmanına düşman olmağı ve onun hâmiliğini kabul etmiştir.

1476´ da Altın-Ordu hanı Seyyid Ahmed Kırım´ı istila etti. Mengli Giray Kırker (Çufut-Kale)´e sığındı. Altın-Ordu hanı, osmanlı padişahının tehdidi üzerine, Canibek adında bir valisini bırakarak, memleketine döndü ise de, bu sefer Nurdevlet Osman lı himayesinde olarak Kırım hanlığını ele geçirmeğe muvaffak oldu. Mengli Giray İstanbul´a getirilerek, mevkuf tutuldu. Bir müddet sonra Kırım kabile aristokrasisinin başı Eminek, Nurdevlet Han´a karşı kargaşalıklar çıkarıp, padişahtan Mengli Giray´ın gönderilmesini istedi (Eminek Mirza´dan Fatih Mehmed´e bitik, nşr. A. Kurat, vesika IX) ve 1478´de Mengli Giray İstanbul´dan gönderilen ilk han sıfatı ile. Kırım tahtını tekrar işgal etti. Osmanlı vekayinamelerinde Mengli Giray´ın 1475´te tahta gelişine ait hadiseler ile 1478´deki hadiseler birbirine karıştırılmıştır

Mengli Girayın bu üçüncü saltanatı (1478-1514) esnasında Kırım hanlığı sağlam bir şekilde teessüs etmiştir. Osmanlı himayesi hanlıkta otorite birliğini sağlamış, son Altın – Ordu hanlarının birleştirme teşebbüslerine, sonra Moskova´nın genişleme siyasetine karşı hanlığın varlığını ga ranti altına almış, hanlık da ilk defa 1484´te Bayezid II.´in Akkerman seferine iştirak ederek, Osmanlılar ile garpta işbirliği siyasetine bağlanmıştır. Nihayet Yavuz Selim´in kayın pederi olan Mengli Giray yaptığı askerî yardım ile onun Osmanlı tahtına geçmesine yardım etmiştir….”

Elimdeki notları okurken Pilotun   sesi  ile kendime geliyorum. Uçağımız  kırım hava sahasına  girmiş.   Uçağın penceresinden aşağıya baktığım´da  yem yeşil bir Orman örtüsü  üstün´den  uçuyoruz.  Çöl gibi  düz bir ova.  kitaplarda okuduğum   Dest-i kıpçak yanı Kıpçak  Türkleri´nin çölü  .. ne çöl ama… yem  yeşil bir çöl…. Bu sakin  bölgede bir çok olaylar yaşandı

          Akmescit ( Simferepol)´den  Akyar ( Sıvastopol)´a  Gidiyoruz

Uçağımız  Kırım özerk cumhuriyetinin  başkenti  bize göre   Akmescit yani Simferepol hav limanına  inişe geçiyor.  Sonbaharın ilk günleri. Uçağımız  yem yeşil   tarlalar üzerinden    geçerek   Akmescit hava limanına  adeta  Kırım´da yaşanmış  soykırım ve mezalimlere isyan edercesine  çok sert bir iniş yapıyor.

Uzun  bir bekleyişden sonra  pasaport  kontrolünde geçerken   uçakda dağıtılan  küçük kağıtlara  gerekli bilgiler doldurup  yetkililere veriyoruz. Bir parçası bizde kalan kağıtlar çok degerli .Sıkı bir  gümrük kontrolünden  geçerek Kırım topraklarına  ayak basıyoruz.

Hemen belirtelim  Akyar yani  Sıvastopol   Kırım´ın en büyük  şehirlerinden  birisi,    Sıvastopol; Rusya ile Ukrayına   arasında  tartışma  konusu  olmuş. Rus  deniz üssü bulunmakta. Yakın zamana kadar  yabancılara  tümü ile  kapalıydı.  Bu yüzden   turistler  Simferepol yani  Akmesçit’e yöneldiriliyordu.

Hava limanından   Otobüslerle  bir zamanlar  Askeri bölge olan  Sıvastopol  yani Akyara doğru yola çıkıyoruz.  Verimli  mevye ağaçları ve üzüm  bağlarından  yeşil  ovalardan  geçerek  2 saatlik  mesafedeki  Sıvastopol´a   giderken elimdeki  Kırım tarihi ile  ilgili  notları   okumaya  devam ediyorum.

   * Kırım  hanları  Moskova´dan Vergi  alıyor

Kırım coğrafyasında  asırlarca  iç kavgalar  ve  siyasi mücadeleler yaşanmış  …. “1502´de Mengli Giray, Saray şehrini tahrip ederek, Altın-Ordu hanlığına son darbeyi vurduktan sonra, Moskova ile ittifak siyaseti sona erdi. Altın – Ordu´nun sukutu ile meydana çıkan bu iki devlet Altın – Ordu sahasına hakim olmak için mücadeleye giriştiler. Kırım hanlığı Moskova´ya karşı Yagellonlar ile sıkı ittifak siyasetini kabul etti (1511). Hanlık Cengiz Han oğullarının beyaz Rusya ve Ukrayna´da tarihî haklarından Yagellonlar lehine vazgeçiyor, fakat merkezi ele geçirmek istiyordu. Mehmed Giray I. (1514-1523) babasının son yıllarında kalgay [b. bk] sıfatı ile, sonra han olarak, Moskof beyliğine karşı şiddetli akınlara başladı.  Kardeşi Sahib Giray Kazan tahtına geçti (1521). Oka nehri üzerinde Belski´nin ordusunu bozguna uğratarak, Moskova önüne kadar geldi ve şehrin etrafını ateşe verdi. Ertesi sene Astırhan´ı zaptetti. Moskof beyi yıllık bir vergi   vermeği kabul etti.

Mehmed Giray, hanlığı en şatvetli noktasına eriştirdiği bir anda Astırhan seferinden dönerken, Nogaylar tarafından bir baskında katledildi ve eseri de yıkıl dı. Bundan sonra Kırım hanlığı moskof devleti ile Volga havzasında Altın-Ordu mirası üzerinde şiddetli bir mücadeleye girişti. Bu mücadeleyi iki devreye ayırmak lazımdır: birincisi 1534´te eski Kazan ham Sahih ,Giray (1532 -1551) ´in padişa hın yardımı ile Kırım tahtında yerleşmesine, ikincisi moskof çarı İvan IV.´ın Volga havzasını hakimiyeti altına almasına (1552-1556) kadar gelir.

    * Kırım´da Osmanlı  Dönemi

Kırım´da kabileler rakip hanlar etrafında Osmanlı hakimiyetine karşı bir takım iç harplere ve Kazan ile Astırhan´da moskof nüfuzunun yerleşmesine sebep oldu lar. 1532´de moskof beyi. Sata Giray´ı Kazan´dan attırarak, kendi adamı Can Ali´ han yapmağa muvaffak oldu. Bu esnada Mehmed Giray I.´ın oğlu Gazi Giray  sonra kardeşi İslam Giray, «Cengiz Han yasasına» göre, kabilelerin seçtikleri han lar sıfatı ile tahta çıktılar, İslam Giray padişahın gönderdiği hanlara.

Saadet Giray ve sonra Sahib Giraya karşı şiddetli mücadelelere girdi, İslam Giray rakibine karşı tutunamadığı zaman, kabileler ile Or-Kapı (Perekop) berzahı dışında steplere çekiliyor ve taarruzlarını devam ettiriyordu. O nihayet, bağımsız han sıfatı ile, 1532´de hanlık tahtım ele geçirmeğe muvaffak oldu. Fakat sonunda İstanbul ile uzlaşmak zorunda kaldı. Sonra tekrar isyan edince, Sahih Giray, Kıpçak bozkırında Nogay beyi Bakî Bey vasıtası ile, onu bertaraf etmeğe muvaffak oldu. İki yıl süren bu mücadeleden sonra Sahib Giray Kırım tahtında mevkiini sağlamlaştırdı. (1534). Onun ile beraber Kırım hanlığı üzerinde Osmanlı metbüluğu ve nüfuzu hakikî bir şekilde yerleşti.

    *Kırım hanlarının  Moskova çıkarması

Sahib Giray Han´ın Moskova´ya karşı şiddetli taarruzları ile ken dini gösterir. Onun sayesinde Osmanlılar da moskof tehlikesini görmeğe ve hanı kuvvetle desteklemeğe başlamışlardır. Sahib Giray Kazan´da tekrar Safa Giray hanlığa getirdi ve 1549´da Osmanlı toplarının yardımı ile Astırhan´ı zapta muvaffak oldu. Onun bu kudret derecesine eriştikten sonra Osmanlılardan Közleve iskelesini istemesi ve sadrazam Rüstem Paşa ile üstünlük münakaşası endişeler uyandırdı. İstanbul´dan gönderilen Devlet Giray Han onu katlettirdi (1551). Ertesi sene ruslar Kazan´ı ve 4 yıl sonra da Astırhan´ı zapta muvaffak oldular ve şarkî Avrupa´da üstünlüklerini kurdular.

1559 da, Rus Kazakları ile Çerkesler Azak kalesini muhasara etmişlerdir. Devlet Giray Han (1551 – 1577)´dan XVII. asır başlarında Karadeniz sahillerine mütemadi Rus akınları başlayıncaya kadar Kırımlıların Moskofları Volga havzasından geri atmak için mücadele ettiklerini görüyoruz. Bu devirde Karadeniz ve Kafkaslar için Rus tehlikesine karşı Osmanlıların işbirliği dikkate değer. Devlet Giray Han 1565 kışında Osmanlı topçuları ile takviye olunmuş ordusu ile Rusya üzerine neticesiz bir sefer yaptı. Osmanlı divanı 1563´ten beri şimalde Astırhan´a bir sefer yapmağı ciddî olarak müzakereye başlamış idi. Yalnız kırımlılar değil, Kıpçak bozkırındaki Nogayların bir kısmı (Kiçi-Nigaylar), orta Asya Türkleri Hvarizm hanı şimdi «halife-i rüy-i zemin» olan padişahı rus kazak ilerleyişlerine karşı yardıma çağırmakta idiler .

    * Osmanlı´nın  Don- Volga  nehirlerini  birleştirme planı

Osmanlılar bir ordu göndererek, Don-Volga arasında bir kanal açmak ve Astırhan´ı zaptetmek suretiyle iki taraftan kazanacaklarını düşündüler. Böylece evvela Moskofları şimalî Kafkasya ve aşağı Volga havzasından geri atmak ve Kıpçak bozkırında ve Kırım üzerinde Osmanlı nüfuzunu takviye etmek imkanı hasıl olacak, diğer taraftan Maveray-i Kafkas ve İran´daki fütuhat için ordu sevkiyatına daha elverişli bir yol açılmış bulunacaktı. 1569´da, Kefe beylerbeyi Kasım Paşa´nın idaresinde, 15.000 kişilik bir Osmanlı ordusu Devlet Giray Han´ın ordusu ile birlikte, Don nehri ile Volga´nın en ziyade yaklaştığı bölgede Altın-Ordu hanlarının harabe halindeki eski payitahtı civarına geldi. Kanalın kazılması tamamlanamadı. Ordu cenuba Astırhan´a giderek, Moskof askerleri tarafından müdafaa edilen kaleyi muhasara etti. Kış yaklaşınca evvela hanın askeri, sonra Osmanlı ordusu çözülerek büyük zayiat ile Azak´a geldiler.

Kırım hanı Astırhan ve Kıpçak bozkırında hanlık yerine Osmanlı hakimiyetinin yerleşmesini istemiyordu ve Osmanlı planını sonuna kadar desteklemedi (bk. Belleten, sayı 46, s. 381-384). Divanda Sokullu´ya muhalif olan yeni padişahın adamları da bunu neticesiz bir macera olarak tasvir ettiler. Ertesi sene çar İvan´ın elçisi Novosiltsev Osmanlılar ile sulhu sağladı. Padişah namesinde Kırım´da ve çerkesler üzerinde hakimiyetini te´yit ediyor, Kabartay´da inşa edilmiş rus kalelerinin yıkılmasını ve Astırhan´dan geçen ticaret yolunun serbestliğini istiyordu.

            Osmanlı´nın  Kırım  üzerinden Kafkasya Çıkarması

Otobüsümüz  Akyar´a doğru  hızla ilerliyor. Kırım coğrafyasını  yakından  tanımak  için  tarihi geçmişi  de  çok iyi bilmek gerekiyor. Biz de  Kırım’ın tarihi geçmişini  daha iyi  anlayabilmek için  Prof. Dr.Halil İnalcık beyin  makalesini okumaya  devam ediyoruz.

Kırım  Türk dünyası için  çok önemli.  Geçmiş´de  Kırım´da  kurulan devlet ve  hanlıkları  birlik ve beraberlik içinde olabilselerdi   Dünya siyasi tarihi  çok farklı olurdu.

1571´de Devlet Giray Han´ın Rusya´ya seferinde Kırım kuvvetleri Moskova´ya kadar ilerileyerek, şehrin etrafını bir defa daha yaktılar. Devlet Giray bu büyük muvaffakiyet üzerine «taht-algan» unvanını aldı. Padişah kendisini «islamın himayesinde büyük yararlık gösterdiği için» hususî şekilde tebrik etti (padişahın namesi için bk. Feridun Bey, II, 480). Fakat Kırım hanı esas maksadına. Kazan ve Astırhanın Ruslar tarafından boşaltılmasına muvaffak olamadı. 1592´de Osmanlı padişahı çardan resmen Kazan ve Astırhan´ın iadesini istemekle beraber, artık bu mücadele Kırım için kaybedilmiş sayılabilir.

  * Kafkaslarda Osmanlı- Rus  Mücadelesi

1583´te Terek üzerinde Moskof kuvvetleri Dağıstan´dan Kırım´a gitmekte olan osmanlı ordusuna taciz hücumları yaptılar. Şimdi gerek Kırım hanlığı ve gerek Osmanlı devleti için yeni bir devre başlamıştır. Bu devirde esas mesele Moskof imparatorluğunun Kafkasya ve Karadeniz´e doğru genişlemesini durdurmak idi. Zayıflamış olan hanlık Rusya´ya karşı ancak Osmanlı himayesi sayesinde varlığını koruyabildi ve akınlarına devam etti. Diğer taraftan kırımlılar yalnız şimalde değil, İran ve Macaristan cephelerinde Osmanlılar ile gittikçe daha sıkı iş  birliğinde bulundular. Macaristan´a ilk defa 1543´te, Kalgay Emin Giray kumandasında, bir Kırım ordusu gitmiştir.

Osmanlıların İran ve Avusturya ile uzun savaşlara giriştiği 1578 1606 yılları arasında Kırım kuvvetlerine ihtiyacı ziyadesi ile arttı. Kırım´ın rus kazaklarının hücumlarına açık kalmasına bakılmaksızın, hanların her yıl ısrar ve tehditler ile sefere çağırılması (İran seferine ilk defa 1578´de Kalgay Adil Giray, ertesi sene Mehmed Giray II. iştirak ettiler), Osmanlı serdarlarının hanlara kendi maiyetlerinde bir kumandan muamelesi yapmak istemeleri Kırım´da ciddî muhalefetlere sebep oluyordu.

    * Kırım hanlarının Osmanlı´ya İsyanı

Bizzat Osmanlı imparatorluğu bu devirde zayıfladığı için, Kırımlılar bu muhalefeti açık bir isyana kadar götürdüler.  Mehmed Giray II. sadece isyan yoluna sapmakla kalmadı, aynı zamanda Kefe üzerinde hak iddia etti ve şehri kuşattı. Fakat İstanbul´dan gönderilen yeni han İslam Giray tarafından katlettirildi (1584). Maktul hanın oğlu Saadet, Giray, Kıpçak boz-kırından Nogaylar ile gelerek, İslam Giray´ı kaçırdı ve Kefe önünde osmanlı kuvvetleri ile çarpıştı. Nogaylar ve Don kazakları ile birlikte yaptığı ikinci teşebbüste de muvaffak olamadı. Kardeşi Murad Giray Moskova´ya giderek, Kırım´ı istial tehdidinde bulundu. Bu Osmanlıları çok endişelendirdi  İslam Giray II. nihayet, müessir osmanlı yardımı ile, tahtında yerleşebilmiştir. O, ilk defa olarak, hutbede padişahın adını da okutmağa başlamıştır (fakat para daima Giraylar adına basılmıştır), İstanbul Bora Gazi Giray [b. bk.] şahsında sadık bir müttefik buldu. O yalnız Macaristan´da Habsburglara karşı imparatorluğu müdafaa etmekle kalmadı, İstanbul kendisinden Anadolu´da Cela´ilere karşı da yardım istedi. Onun zamanında Kırım´da Osmanlı nüfuzu her sahada kuvvetlenmiştir.

  * Kırım´da Osmanlı  Otoritesi  Zayıflıyor

Osmanlı imparatorluğunun iç kargaşalıklardan kurtulamadığı XVII. asrın ilk yarısında, her tarafta olduğu gibi, Kırım´da da İstanbul´un nüfuz ve otoritesi ciddî bir imtihan geçirmiştir. Canbek Giray padişaha mutî bir han olarak 1610 ve 1635 arasında üç defa hanlığa getirildi ve daima Mehmed Giray ve Şahin Giray´ın taarruzlarına uğradı. Bu ikisi Kıpçak bozkırındaki Nogayların ve rus kazaklarının işbirliği ile hanlığı zorla ele geçirdikten sonra, babaları rakip han Saadet Giray ve dedeleri asî han Mehmed Giray II. gibi, bağımsız harekete kalkışmışlar, imparatorluğun düşmanı Şah Abbas ile dostça münasebetlere girişmişler, 1610´da osmanlı kuvvetlerini ve İstanbul´un gönderdiği hanı mağlup ederek, Kefe´yi zapta muvaffak olmuşlardır.

Bu kargaşalık esnasında şimalde rus kazakları kuvvetlenerek, Osmanlı ve Kırım topraklarına cür´etli taarruzlara başladılar. 1614´te Sinop´u yaktılar, 1612´de Ahyolı´yı ve 1625´te İstanbul boğazında Yeniköyü yağmaladılar. Nihayet 1637´de Azak kalesini [b. bk.] zapta, Osmanlı ve Kırım kuvvetlerinin taarruzlarına rağmen, 5 sene ellerinde tutmağa muvaffak oldular. XVII. asır boyunca Rus kazakları meselesi yalnız Kırım için değil, Osmanlı imparatorluğu için de belli başlı bir mesele halini almıştır.

    *Kırım hanları   yeniden  Osmanlı ile işbirliği yapıyor

İslam Giray III. devri (1644-1654). Kırım hanlığının Osmanlılar ile sıkı işbirliği halinde şimaldeki düşmanlarına karşı harekete geçtiği bir devirdir. O 1644-1647 yıllarında Rusya´ya ve kazaklarına karşı dört büyük sefer yaptı. Zaporog kazaklarını Lehistan´dan ayırarak, kendi tarafına çekmesi en büyük muvaffakiyeti teşkil etmiştir, Hmelnitskiy onun, daha sonra Osmanlı padişahının metbüluğunu tanıdı. Bu sayede o 1648 -1653 yılları arasında Lehistan´a çok muvaffakiyetli seferler yaptı. Bu memlekete karşı İsveç ile siyasî münasebetler kurdu. Fakat o Lehistan ile sulh imzalayınca, kazaklar Rusya´ya yanaştılar (1654).

              Sıvastopol önünde yatan  Osmanlı gemileri acap  nerde ?…

Simferepol´dan yanı  Kırım  özerk Cumhuriyetinin   başkenti  Akmescit´den gelerek   Akyar körfezin´den Akyar   (Sıvasatopol ) şehrine girdik.  Körfezi  gördüğümde  dilimden  150 yıl önce  besetlene ünlü  Sıvastopol marşının   şu mısraları dökülü veriyor..

                  Sivastapol önünde yatan gemiler…

                  Atarda İslam taplanunu yer gök inler…

Artık  Sivastopol  önünde  Osmanlı donanması değil  Rus ve  Ukrayna gemileri yatıyor.

Akyar  adını  şehir girişinde   beyaz kayalardan alıyor. Şehir merkezinde  3 yıldızlı Otele yerleşdikten sonra  Sivastopol şehrini gece manzarasını görmek için  geziye çıkıyoruz. Daha önce askeri  bölge olduğu için halka kapalı olan  şehir  ve  Donanmanın  bulunduğu körfez   ve liman  rahatlıkla geziliyor. Sahilde  ve  meydanda kısa bir yürüyüş yaptıktan sonra tekrar otele dönüyoruz.

 Yarın   Sivastopal ( Akyar) şehrinde yapacağımız   belgesel çekimleri için  odamda Kırım ve tatarlar  hakkında araştırma ve   çalışma yapıyorum. Tatarlar ve Kırım  tarihi hakkında  Türk kamuoyu  yeterli bilgiye sahip değil.  Tatarlar vatansız ve topraksız bir halk değildi. Büyük Bozkır’ın, Karadeniz’in  Karşı tarafı Deşt-i Kıpçak´ın Türkçe  hikayesi  onlarla başlamıştı.

     * Kırım Anadoluya  Kucak açar gibi  koşuyor

Anadoluya  doğru kucak açar misali  Karadenizin  içene  kollarını açarak  giren  Kırım, başlangıçta Kıpçak Ülkesi, sonra da Büyük Tataristan diye anılan Büyük Bozkır’ın parçasıydı. Bu coğrafya Karadeniz’in kuzeyinden başlayıp Rusya içlerine kadar uzanır, bir yandan Macaristan Ovası, bir yandan Asya bozkırlarıyla kucaklaşırdı. Burası daha 4. yüzyıldan itibaren kalabalık Türk kavim ve kabilelerinin batıya yönelik hareketlerinin toplanma ve geçiş merkezi olmuştu.

İlk olarak Hun atlıları geçti  Kırım´dan . Onları Avarlar izledi. Arkasından Hazarlar, Bulgarlar, Macarlar, Peçenekler, Oğuzlar, Kıpçaklar, Tatarlar gelip yerleşti. Bin yıl boyunca bu muazzam coğrafyaya onlar hükmetti. Büyük Bulgar Kağanlığı,Hazar Kağanlığı, Altın Ordu Hanlığı gibi Doğu Avrupa’nın en büyük Türk devletleri bu topraklarda vücut buldu. Hepsi Büyük Bozkır’ın ve onun Karadeniz’e açılan küçük parçası  Karadenizin karşı tarafı Kırım´da.

   * Kırım ve  Tatar  tarihin´den  halkalar.

Kırım Tatarlarının tarihi devleti Kırım Hanlığı’nın öyküsü Altın Ordu ile başlamıştı. Doğu Avrupa’daki en güçlü Türk imparatorluğu olan Altın Ordu 12.yüzyılın başında esmeye başlayan Cengiz Han kasırgasının eseriydi. Gelenler Kıpçak ve Bulgar egemenliğini bir çırpıda ortadan kaldırmış, Moskova önlerinden Sibirya eteklerine uzanan toprakların yeni hakimi olmuşlardı.

* Tatarların kökeni nerden  geliyor ?

Büyük Bozkır’ın efendisi artık Büyük Moğollardı; Rusuların ve Batılıların deyimiyle Tatarlardı. Peki kimdi bu Tatarlar? Moğol mu, yoksa Türk boyu muydu? Türk ler ve Moğollar, tarihleri boyunca iç içe yaşamış akraba kavimlerdi. Her ikisinde de Tatar boy adı kullanılmakta idi. Çinliler, bazen Türk ya da Moğol ayrımına gitmeden, onları toptan Tatar diye adlandırmışlardı. Ancak Orhon Yazıtları’nda geçen Tatar boyunun Türk kökenli olduğu sanılıyor. Kaşgarlı Mahmud’un Divan-ı Lugat-it Türk’ünde adı geçen Tatarların Türk olduğu ise kesin. Öte yandan Cengiz Han’ın Moğol İmparatorluğu’nu sadece Moğollar oluşturmuyordu. Türkler de bu imparatorluğun bir parçasıydı, hem de çoğunluğu luşturan parçası. Örneğin Cengiz Han’ın dünyayı fethe çıkan ordularında Türklerin Moğollara oranı bire yediydi.; yani bir Moğol’a karşılık yedi Türk. Özellikle imparatorluğun batı kanadının ahalisi neredeyse toptan Türk’tü.

    * Rus Tarihçinin dilinde Tatarlar

Ruslar, Kıpçakların yerini alanlar için genellikle Tatar adını kullanmışlardı. Moğol ordusunun yel gibi geçe ortalığı kasıp kavurduğu yılın (1224) anılarını tutan Rusların Novgorod tarihçesi onlardan şöyle söz ediyordu: “ O yıl, günahlarımız yüzünden, bilinmeyen kabileler geldi. Bunların nereden geldiğini, kökenini, inancını, dilini hiç kimse bilmiyordu, bazıları onlara Tatarlar diyordu… “Ruslar, Altın Ordu Devleti ve onun bölünmeleriyle ortaya çıkan Kazan, Astrahan ve Kırım hanlıklarının ve bunların halklarını da hep Tatar olarak bilmişlerdi.

Bundan böyle artık Ruslar, Doğu Avrupa ve Asya’da Türk boylarına ayrım yapmaksızın Tatar demeye başlamış ve bunu yalnızca Türk boyları için kullanmışlardı. Örneğin Özbekler bile artık Taşkent ya da  Hive Tatarları diye anılıyordu. Sovyetler döneminde Tatar sözcüğü terk edilerek her Türk boyunun kendi adını kullanması usulü getirildi. Artık Tatar adı kullanılmayacaktı ama Türk de denilmeyecekti: Başkırdistan  Türkmen, Özbek, Karaçay, Balkar, Azeri gibi …. geçerli olacaktı. Genel kullanımda da Türkiye Türklerinden ayrı tutmak için bunlara “Tyurk, Tyurki” (Türk, Türkler), Türkiye Türklerine ise ‘Turok, Turki” diyorlardı. Bugün Tatar adı, sadece Kazan Hanlığı’nın bakiyesi Tataristan halkı ile Astrahan ahalisi ve Kırım halkı tarauından benimsenerek kullanılıyor.

   * Tatar Tarihinde dönüm noktası

Kırım Tatarlarının kahredici kara yazgısı 1783’te başladı. O tarihe kadar yüzyıllarca ulaşılması neredeyse  imkansız  yarımadalarında ve kuzey bozkırlarında egemen bir halk olarak yaşamışlardı. Doğu Avrupa’daki Türk-Tatar devletlerinin sonuncusu olan Kırım Hanlığı, Orta Asya’nın Avrupa’nın yamacına asılmış bir parçasıydı adeta. Coğrafi özelliklerinin (iç bölgelerde bozkır, kıyılarda dağların eteklerinde Akdeniz bitki öörtüsü egemen) yanı sıra dilde, kültürde ve gelenekte Orta Asya ile Anadolu’nun bir sentezi gibiydi. Altın Ordu’nun mirasını sürdüren Kırım Tatarları ile daha 13.yüzyılda buraya yerleşmeye başlayan Anadolu Türklerinin ortaklaşa oluşturduğu ışıltılı uygarlık, 1475’te başlayan Osmanlı himayesi altında dört bucağa aydınlığını yayar olmuştu. Bahçesaray hanları, Cengiz soyundan geldiklerini ileri sürseler de, Osmanlı sultanları nezdinde ayrıcalıklı ve özel bir konuma sahiplerdi.

     *   Akyar körfezini seyrederken..

Kırım ve Tatarlarla  ilgili   belgesel çekimlerim için  notları okumaya   devam ediyorum.   Televizyon´da Rus ve Ukrayna  kanalları yayında.Bir zamanlar  Tatarların  hüküm sürdüğü  Kırım´ın  2.5 milyon cıvarındaki  nüfusunun sadece  300 bini  Tatar. Televizyon´da  Tatarca hiç bir  program yok. Asırlarca bu  bölgeye hüküm etmiş  bir milletden  geriye hiç bir şey kalmamış Bu bölgede Korkunç bir soykırım  ve vahşet  yaşanmış.

Odamın açık penceresinden Rus ve Ukrayna donanmasının  konuşlandığı  Akyar  körfezindeki  donanmanın ışıklarını  seyrederken  derin düşünceye dalıyor ve  esen  serin  rüzgarla kendime geliyorum.  Türkiyeyi sözde Ermeni soykırımı ile suçlayana dünya  Rusya´nın  Tatar  ve Kafkas halklarına uyguladığı soykırımı acaba  neden görmüyor?

Sıvastopol  şehrindeki  Akyar körfezi  bir zamanlar Osmanlı donanmasını  ağırlıyordu., bugün Rus ve Ukrayna donanması körfezi işgal  ediyor.

 Kırım´da Rus  Vahşet  ve Soykırımı 232 yıl önce başlamıştı..

Sıvastopol´da   kaldığımız   otelde  sabah erken  kalkarak  kavhaltı  yapıyoruz.Bölge tamamen Rus ve  Ukrayna  hakimiyetinde olduğu için  kendi  kahvaltılıklarımızı  Türkiye´den getirdiğimiz peynir,  Zeytin sallama çaylarla  yaypıyoruz.

Ukrayna´da  ekmekler  domuz yağı ile    yapıldığı için özel  olarak Tatar köylerinden  pide, domates ve  biberler getirdik. Kahvaltının ardından  Otelin  bahçesinde salkım söğüt altındaki masaya oturarak  bugün Sıvastopolda yapacağımız  belgesel çekimleri için  elimdeki  tarihi bilgilerden   notlar alıyorum.

Bugün  Sıvastopol  şehrini  gezeceğiz. Önce  Rus ve  Ukrayna donanmasının bulunduğu Akyar körfezini  gezecek ve  Savaşlar anısına yapılan  şehir meydanını  gezdikten sonra  1853-1856  Osmanlı – Kırım Savaşının Panoromik resimlerle  gösterildiği    1905 yılında yapılan Sıvastopol  müzesini   gezeceğiz.

     * Tatarlar Rus  yayılmacılığına direniyor.

Türk kamuoyunda yanlış bir  bilgilendirme var. Bizler  Kırımda soykırımın 1945 yılında ikinci dünya savaşından sonra  başladığı bilinmekte.Aslında  bu bölgedeki soykırım ve vahşet  232 yıl önce, 1774 yılında  başladı.  Asırlardan beri  Kırım´da yaşayan  Tatarların  Rus yayılmasına karşı ısrarlı dirençleri, 1774’te son bulmuştu.

Osmanlı’nın Rusya’ya yenilmesi sonrasında imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması ile Kırım Osmanlı’ya tabi olmaktan çıkmış, Rus himayesine girmişti. Ama himaye uzun sürmedi, Çariçe II. Katerina, dokuz yıl sonra Kırım’ı ilhak etti. Bunun basit bir işgal olmadığı çok çabuk ortaya çıktı. Öncelikle kıyı bölgelerinde oturan Tatarlar, iç bölgelere sürüldü, liman kentleri hızla Ruslaştırıldı. Kolonizasyon daha sonra adım adım iç belgelere de kaymaya başladı ve Kırım’a yönelen Slav göçmen sayısı her geçen yıl arttı. Kırım´da   Rus  vahşeti ve soykırımı  232 yıl  önce  yaşanmaya başladı.

       * Ruslar Tatar direnişini  kırıyor.

Ruslar, Tatarların direnişini kırmak ve denetim altında tutabilmek için onları belli bölgelerde toplanmaya zorladılar. Bu uygulamaların ilk sonuçları korkunçtu: 18. yüzyılın sonuna dek sürecek büyük bir Tatar göçü başladı Tatarlar kitlesel halde, Osmanlı İmparatorluğu topraklarına kaçıyordu. Osmanlı da o sırada, tuhaf bir davranış sergiledi ve bu göçü teşvik eder bir politika izledi. İkinci önemli göç dalgası 1854’teki Kırım Savaşı’ndan sonra yaşandı ve Kırım Tatarlarının yarıdan fazlası böylece ülkelerini terk etmiş oldu. Ekilebilir arazi, Rus generaller, soylular, devlet görevlileri ve fırsatçılar tarafından yağmalandı, bir kısmı da devlet eliyle satıldı.

    * l853-1856 Osmanlı-Kırım Savaşı Neden Çıkmıştı ?

1774 yılında Osmanlının  kaybı ile sonuçlanan ve Osmanlı devletinde ilk toprak kaybına neden olan Osmanlı-Rus savaşlarından  kısa bir süre  sonra 1853-1856 yıllarında yaşanan  ikinci  Kırım savaşı neden   patlak verdi ?  Ruslar sürekli neden  sıcak denizlere inmek istiyor?  Yahudi, Müslüman ve Hıristiyan alemi için kutsal olan  Kudüsü ele geçirmek  istiyorlar. Kırımı  yok  eden  Rus çarlığı Osmanlıya  bir  iltimatom  vererek  Ortadoks hıristiyan  alemi   adına  Kudüsün  yönetim  ve hakimiyetini ister. Osmanlı bunu reddedince   Osmanlıya  savaş açar. Osmanlı yönetimi  büyük bir diploması  hareketiine  geçerek   Protestan  ve  katolik Avrupa  hıristiyanlarını yanına alarak  Ruslara  karşı ortak cebhe  oluşturur. Savaşla ilgili ayrıntılı bilgiyi  Sıvastopoldaki  Savaş  müzesinde  belgesel çekimi yaparken  aktaracağız.

   * Kırımdaki  şehirlerin   adlarını  Ruslar neden değiştirdi?

Kırım’ı Rusya’nın bir parçası haline getiren Çarlık, buraya verdiği özel önem gereği, büyük yatırımlara girişti. Küçük bir kıyı kasabası olan Akyar, Sivastopol adıyla büyük bir limana dönüştü ve Rus ileri gelenleri için kıyılarda yazlık saraylar inşa edildi. Hepsi de Tatar yerleşimi olan kentlerin ve kasabalarin adları da değiştirildi. O zamanlar, tüm Batı yakasında olduğu gibi Rusya’da da Yunan hayranlığı ve Kırım’ın eski Yunan’ın bir parçası olduğu iddia ediyordu. Ruslar bu hayali kökene dayanarak Akmescit´i “fayda şehri” anlamında Yunanca kökten gelen Simferopol, Gözleve’ye Mihridates Eupator’a izafeten Toriya, Kefe’ye “Theodos fiehri” karşılığı olarak Ferahiye. Akyar’a da “muhteşem şehir” anlamında Sivastopol dediler. Amaç Kırım’ın ve kentlerinin Türk kimliğini  silmekti. Nitekim sadece  şehirlerin  isimleri değiştirmekle kalmadılar, sarayları, hanları, camileri de yıktılar.

Devri Alem Belgesel Yayıncılık. 29.04.2014 http://www.belgeselyayincilik.com/ismail-kahraman/makaleler/kirimda-devr-i-alem-belgeseli

Video: Belgesel Yayıncılık  Youtube sayfasından https://www.youtube.com/watch?v=ufBDdlbvJC0 alınmıştır

Not: Linki verilen Youtube sayfasında Standard Youtube lisansı belirtildiğinden, Yayıncının gerek Youtube gerekse linki verilen web sayfasında “Telif Hakkı” ve her hangi bir iktibas şartı belirtilmediğinden (ekran görüntüleri kaydedilerek) yorumsuz alıntılanmıştır. Bülent Pakman. Eylül 2014. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden alıntılanamaz.

Kırım ve Kırım Tatarları ile ilgili yazılarımız:
KIRIM TATARLARI
KIRIM HANLIĞI
KIRIM TATARLARININ GÖÇLERİ
GÖÇLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ
KIRIM
Sivastopol
Yalta
Gözleve
Çibörek
MUSTAFA ABDÜLCEMİL KIRIMOĞLU
Sürgün (1) _ Can Pazarı (2)
Küllerinden Yeniden Doğmak (3) _ Sürgünde Yeşeren Vatan (4) _ Cesur insanlar Kremlin’e karşı (5)
Sovyet Hapishanelerinde Bir Kahraman (6)_ Sürgünlere Rağmen Yine Kırım Yine Kırım (7)
Ya Vatan Ya Ölüm (8) _  Evimizi Geri verin (9)
İSMAİL GASPIRALI (Bölüm 1)
İSMAİL GASPIRALI (Bölüm 2)
İSMAİL GASPIRALI (Bölüm 3)
İSMAİL GASPIRALI (Bölüm 4)
Kırım belgeseli
Karay/Karaim Türkleri

Twitter Widgets

IMG_2080Bülent Pakman kimdir    https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Bülent Pakman’ın video arşivi:

Pakman kanal 1

Pakman kanal 2

Pakman kanal3

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s