Şefaat kime aittir, kimden istenir?

Evliya çelebi bir gün rüyasında Hz. Muhammed’i görür. Hazreti Peygamber’in yanına gidip ondan şefaat dilemek ister ama bir türlü cesaret edemez. En sonunda cesaret bulur ama “Şefaat ya Resulallah” diyeceğine, telaşla “Seyahat ya Resulallah” der. Böylece, 70 yaşına kadar sürecek ve çeşitli tehlike, sıkıntı ve hadiseler geçirmesine rağmen vazgeçmeyeceği seyahati başlar.

“En büyük sömürü din sömürüsüdür. O sömürüyü yapanlar doğru yolun üstüne oturur, kendilerini Allah ile kullar arasına koyarlar. Allah’ın Nebisini ve din büyüklerini aşırı yücelterek tanrılık seviyesine çıkarır ve kendilerinin onları temsil ettiğini hissettirirler. Darda kalanın imdadına yetişmek, ölüm sırasında, kabirde ve mahşerde yardım etmek artık onların işidir. Bunun için öncelikle Allah’ın Nebisini kurtarıcı yapmak gerekir. İşte mahşerde şefaat inancının kaynağı budur.” Prof. Dr. Abdulaziz BAYINDIR

İslam dininde Hazreti Muhammed’in her bir ümmetine hesap gününde Allah’tan şefaat edeceği yaygın inancı  var.  Bu nedenle özellikle ezan okunurken “Aziz Allah, şefaat ya Resulallah” denir.

Şefaat: Birinin suçunun bağışlanması veya dileğinin yerine getirilmesi için o kimseyle Tanrı arasında peygamberin yaptığı aracılık” (Türk Dil Kurumu Sözlüğü). Bu açıklama örfe uygun ama yanlış. Şefaatin asıl sözlük anlamı “bir şeyi başka şeyle birleştirmek”. Buradan hareketle “hesap gününde Allah’ın huzuruna giderken peygamber her bir mümine “eşlik” edecek, onunla huzurda birleşecek” şeklinde bir şefaat/eşlik inancı dini örfe yerleşmiştir. Bu genişletilerek “Hazreti Peygamber kullarının günahlarının bağışlamasını Allah’tan isteyecek” halini almış buna bir de “böylelikle hiçbir müslüman cehenneme gitmeyecek” eklenmiştir. Fırsattan istifade “falanca şeyh, filanca tarikat lideri müritlerine ahirette şefaatçilik edecek” safsataları ortaya çıkmıştır. Böylece din Mekkeli müşriklerin yüzyıllar önce hedeflediği din haline gelmiştir. Yanlı kanaat Mekkeli müşriklerin Allah’ı inkar eden dinsiz kitapsızlar olduğu şeklindedir. Halbuki Kur’an’da anlatılanlara göre Mekke müşrikleri Allah’ı, Allah’ın yaratıcılığını, azametini, yüceliğini hepsini kabul ediyor. Nedir dertleri? ‘Allah ile aralarında şefaatçi, aracı, olmasını istiyorlar. İstedikleri “Şirk”. Ebu Cehil, Kabe’ye, tavafa, hacca, umreye, oruca sahip çıkmıştır. O zamanki Muhammed’le kavgası daha sonra hortlamış ve bugün İslam dinine “efendi, hoca efendi, hacı-hoca, şeyh, veli, evliya vb” şeklinde çöreklenmiştir. Bunda saptırılmış, icat edilmiş “şefaat” yorumlarının büyük etkisi olmuştur. Günümüz tarikatları, cemaatleri  o zamanki  yedek ilahlı, şefaatçili Ebu Cehil müşrikleriyle eşdeğerdir

Öncelikle Kur’an’daki şefaat ile ilgili ayetlere bakalım:

Yoksa Allah’tan başka şefaatçılar mı edindiler? De ki: “Onlar hiçbir şeye sahip olmayan/hiçbir şeye gücü yetmeyen, aklını da işletmeyen varlıklar olsalar da mı? De ki: “Şefaat, tümden ve sadece Allah’ındır. Göklerin ve yerin mülkü/yönetimi O’nundur. Sonunda O’na döndürüleceksiniz.” Zumer 43-44

Ve korkun o günden ki, hiç bir benlik bir başka benliğin herhangi bir şeyi için karşılık ödemez; hiç bir benlikten şefaat kabul edilmez, hiç bir benlikten fidye alınmaz. Ve onlara yardım da edilmez.” Bakara 48

Kimsenin kimse yerine bir şey ödemeyeceği, kimseden fidye kabul edilmeyeceği, şefaatin hiç kimseye yarar sağlamayacağı ve onların hiç bir yardım göremeyecekleri o günden korkun.” Bakara 123

Rablerinin huzurunda haşredileceklerinden korkanları, o vahiy ile uyar ki korunabilsinler. Onların O’ndan başka ne bir dostu vardır ne de şefaatçısı.” Enam 51 (haşr= toplanma)

Dinlerini oyun ve eğlence haline getirmiş, dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak da o Kur’an ile şunu hatırlat: Bir kişi, kendi elinin üretip kazandığına teslim edilirse onun, Allah dışında ne bir dostu kalır ne de şefaatçısı. Her türlü fidyeyi verse de ondan kabul edilmez. İşte bunlar, kazandıklarına teslim edilmişlerdir. Nankörlük ettiklerinden ötürü onlar için kaynar sudan bir içki ve korkunç bir azap vardır.” Enam 70

Allah’tır ki gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı günde yaratmış, sonra arş üzerinde egemenlik kurmuştur. O’nun dışındakilerden size ne bir dost vardır ne de bir şefaatçı. Hâlâ düşünüp ibret almayacak mısınız?” Secde 4

O’nun katında, bizzat kendisinin izin verdiği kimseden başkasının şefaatı/kendisinin izin verdiği kimseden başkası için şefaat yarar sağlamaz. Sonunda, kalplerinden korku giderilince: “Rabbimiz ne dedi?” derler. “Hakkı söyledi, O’dur Aliyy, O’dur Kebîr.” Sebe 23

Yukarıdakiler ve benzeri ayetlerde şefaatin kesin dille Allah’a ait olduğu vurgulanmaktadır. Ancak Sebe 23 ile ilgili 2 görüş vardır.

1. Allah bazı kimselere şefaat izni verir.

2. Allah’ın izin verdiği kimseler şefaatten yararlanabilir.

Elbette ki Allah izin vermeden hiçbir şey olmaz. Allah’ın izin verdiği kimselerin şefaatten yararlanacakları başka ayetlerden de anlaşılıyor.

Rahman katında söz almış olandan başkaları şefaat imkânı bulamazlar.” Meryem 87

O gün şefaat yarar sağlamaz. Ancak Rahman’ın izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimse müstesna…“Taha 109

Göklerde nice melekler var ki, şefaatler hiçbir işe yaramaz. Allah’ın, dilediği ve hoşnut olduğu kimseler için izin vermesinden sonraki durum müstesna.” Necm 26

Tartışma Allah’ın bazı kimselere şefaat izni vermiş olup olmamasında. Aslında sadece Allah’ın izin verdiği kimselerin şefaatten yararlanacak olması yüzünden bunun önemi kalmıyor. Allah’ın buyruklarını uygulama görevi İlahi İdare Mekanizmasına ait olduğuna göre şefaat uygulamasında da aynı şekilde yetkililerin olması gerekir.
Aşağıdaki ayetlerde de bu açıklanmaktadır:

Rahman’ın katında bir ahd/söz/izin almış olan kimseden başkaları şefaat etmeye sahip olamıyacaklardır/şefaatte bulunamayacaklardır.” Meryem 87 (bazı mealler)

O gün, Rahmân’ın izin verdiği ve sözünden hoşlandığından başkasının şefaati fayda vermez.” Taha 109 (bazı mealler)

Allah’tan başka ilâh yok. Hayy’dır O, sürekli diridir; Kayyûm’dur O, kudretin kaynağıdır. Ne gaflet yaklaşır O’na ne kendinden geçme ne de uyku. Göklerde ne var, yerde ne varsa yalnız O’nun dur. O’nun huzurunda, bizzat O’nun izni olmadıkça, kim şefaat edebilir! O, insanların önden gönderdiklerini de bilir, arkada bıraktıklarını da!… İnsanlar O’nun bilgisinden, bizzat kendisinin dilediği dışında, hiç bir şeyi kavrayıp kuşatamazlar. O’nun kürsüsü, gökleri ve yeri çepeçevre kuşatmıştır. Göklerin ve yerin korunması O’na hiç de zor gelmez. Aliy’dir O, yüceliği sınırsızdır; Azîm’dir O, büyüklüğü sınırsızdır.” Bakara 255

Bu gibi ayetler mesnet alınarak Hazreti Peygamberin yetkili olduğu savıyla Peygamber şefaati icat edilmiştir. Halbuki Kur’an’da Peygambere şefaat yetkisi verildiği ile ilgili ima dahi yoktur. Başkasına/başkalarına da yoktur. Bununla ilgili hadis de yoktur. Zaten ayete göre “tüm şefaatlerin yegane sahibi olan Allah” ise başka lafa ne hacet?”

Ayrıca Bakara 255 de verilen öğüt: Falancadan filancadan şefaat isterken bir düşünün. Siz kimsiniz ki Allah’ı by-pass ediyorsunuz. Düşünmez misiniz ki Allah izin vermeden birileri gidecek hesap gününde başkasının yanında olup hesaba müdahale edecek. Kimileri bunu şöyle anlıyor: “Demek ki Peygamberin şefaati Allah’ın izni alınmadan istenemez. Hazreti Peygamberin şefaatı, tüm şefaatlerin yegane sahibi olan Allah’den dilenmelidir. Ancak “Ya Rabbim (Allah’ım), bana Rasulullah’ın şefaatini nasib eyle” diye dua edilebilir.” Ancak bu da yanlış.

“Yemin olsun, sizi ilk yarattığımızdaki gibi yapayalnız/teker teker bize geldiniz. Size verip hayaline daldırdığımız şeyleri de sırtlarınızın arkasında bıraktınız. Sizinle ilgili hususlarda ortaklar olduklarını sandığınız şefaatçılarınızı da yanınızda görmüyorsunuz. Yemin olsun, koptu aranızdaki tüm bağlar ve uzaklaşıp kayboldu yanınızdan o bir şey sandıklarınız.”  Enam 94

“Onun yalnız tevilini gözetirler. Onun tevili geldiği gün, daha önce onu unutanlar şöyle derler: “İnan olsun, Rabbimizin resulleri gerçeği getirmişler. Acaba bizim için şefaatçılar var mı ki, bize şefaat etsinler; yahut daha önce yaptıklarımızdan başkasını yapalım diye geri gönderilebilir miyiz?” Öz benliklerini hüsrana ittiler. İftiralarına alet ettikleri, onlardan uzaklaşıp kayboldu.” Araf 53

“Allah’a ortak tuttukları arasından, kendileri için şefaatçılar çıkmayacaktır. Kendi yandaşlarına nankörlük etmektedir onlar.”  Rum 13

“O’ndan başka tanrılar mı edineyim ben? Eğer Rahman bana bir zorluk/zarar dilerse onların şefaati benden hiçbir şeyi savamaz; beni kurtaramazlar.”  Yasin 23

“O, onların önlerindekini de arkalarındakini de bilir. Onlar, O’nun hoşnutluk verdiklerinden başkasına da şefaat etmezler. Ve onlar O’nun korkusundan titrerler.” Enbiya 28

Burada şefaatin anlamı yardımdır. Allah’ın  sözünden geçmeyenler, Allah’ın emriyle iş yapanlar, ki bunların Allah’ın görevlendirdiği varlıklar olduğu anlamı çıkıyor, onlar sadece  yardım edilebilecekler kapsamındakilere yardımcı olurlar.

Maddi alemde yani bu dünyada şefaat ise insanların birbirlerinin günahlarının bağışlanmasını istemesi, bunun için dua yoluyla yardım niyaz etmesidir.

Şefaat kimden istenebilir?

Yemin olsun ki, insanı biz yarattık. Nefsinin ona neler fısıldadığını da biz biliriz. Biz ona, şah damarından daha yakınız.” Kaf 16

Allah insana şah damarından daha yakın olduğuna göre başkasından şefaat dilemektense doğrudan Allah’tan bağışlanma, yardım istemelidir.

Allah, iman sahiplerinin Velî’sidir; onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır(Bakara 257).

Şefaat ya Rasulallah” veya “Allah’ım bana Rasulullah’ın şefaatini nasib eyle” demek yerine, “Allah’ım bana şefaat(ini) nasib eylediyerek doğrudan Allah’tan yardım, bağışlanma talep etmek gerekir. Bu gibi şeyleri Allah’tan başkasından ya da  başkasının yüzü suyu hürmetine Allah’tan istemek şirktir.

Hz. Peygamberden şefaat istemek

“Gözünüzü açıp kendinize gelin! Arı duru din yalnız ve yalnız Allah’ındır! O’ndan başkasını veliler edinerek, “biz onlara, bizi Allah’a yaklaştırmaları dışında bir şey için kulluk etmiyoruz.” diyenlere gelince, hiç kuşkusuz Allah onlar arasında, tartışıp durdukları konuyla ilgili hükmü verecektir. Şu bir gerçek ki, Allah, yalancı ve nankör kişiyi iyiye ve güzele kılavuzlamaz.” Zümer 3

SONUÇ: Öteki alemde Allah’ın yetki verdikleri şefaat edebilir. Burada kasdedilen yardımdır. Kimlere şefaatçılık daha doğrusu yardım yetkisi verildiği açıklanmamıştır. Hazreti Peygamber de buna dahildir. Madde dünyasında aracılığa soyunmak, onların peşinden gitmek şirktir 

Kimlere şefaat/yardım edilecek?  Yardım edilmesine izin verilenlere, yardım edilebilecek seviyede olanlara.  Şefaatin kapsamı, izni vb. Allah’a aittir.  İnsanlar bunun dışında dua edemez, istekte bulunamaz. 

Allah, kuluna Kafi değil mi, yetmiyor mu? Zümer 36

Bülent Pakman, Kasım 2013. Güncelleme Mart 2014. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden alıntı yapılamaz.

Din ve inanca  ilişkin yazılarımız:

Twitter Widgets

Abu Dhabi 2013Bülent Pakman kimdir   https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Bülent Pakman’ın video arşivi:

Bülent Pakman video kanalı 1

Bülent Pakman video kanalı 2

Bülent Pakman video kanalı 3

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s