Balkan Türkleri

Balkan Türkleri Balkanlar’da Edirne’deki Meriç Nehri’nin batı tarafında yaşayan Türklere verilen addır. Çoğunlukla Makedonya, Kosova, Bulgaristan, Yunanistan ve Romanya’da olmak üzere toplamda 763 155 Türk yașamaktadır.

Tarih

Hunlar

MS 5. yüzyılda Hun Türklerinin özellikle Attila önderliğinde birleşerek oluşturdukları büyük devlet döneminde Balkanlar, Hun Türklerinin geçici ve kalıcı iskânlarına sahne oldu. 5. yüzyıl başlarında Attila’dan önceki Hun önderinin ölümü, Doğu Roma İmparatorluğu’nda (Bizans) sevinç yarattı ve Hunları sindirme girişimlerini arttırdı. Ancak, Bizans idarecileri Batı Hun İmparatorluğu’nın başına geçen Attila’yı henüz pek tanımıyorlardı. 434 yılı baharında Hun sınırlarına gelen Bizans elçilerini Attila, Tuna ile Morava nehrinin birleştiği yerdeki Bizans Margos (bugünkü Dubravica) kalesinin tam karşısında- Tuna’nın kuzey kıyısında- bulunan Konstantia surları önünde, at üzerinde karşıladı ve dinlenmelerine dahi izin vermediği elçilerin biri konsül-general, diğeri seçkin bir diplomat olan temsilcilerine, taleplerini, barış şartları olarak yazdırdı. Konstantia Barışı (veya Margos Barışı) diye anılan bu antlaşmanın başlıca maddelerine göre, Bizans bundan böyle Hunlara bağlı kavimlerle müzakerelere, ittifaklara girişmeyecek, Hunlardan kaçanlara -esir alınmış Bizans tebaası dâhil- sığınma hakkı tanımayacak, Bizans elinde bulunanlar iade edilecek (Grek asıllı olanlar için fidye verilebilecek), ticarî münasebetler yine belirli sınır kasabalarında devam edecek ve Bizans’ın ödemeyi taahhüt ettiği yıllık vergi iki katına (700 libre altın veya 50.400 solidus) çıkarılacaktı. Theodosios II anlaşma hükümlerini aynen kabul etti.
440’tan itibaren Attila, Bizans’a karşı baskıyı arttırdı. Çünkü Theodosios II, Konstantia antlaşması hükümlerine aykırı davranmaya başlamıştı. Bu aykırılığa başka sebepler de eklenince Attila’nın idaresinde olarak, Margos’un zaptı ile 441 yılında başlayan 1. Balkan Seferi, Singidunum (Belgrad) ve Naissus (Niş) üzerinden Trakya’ya doğru gelişirken, Batı Roma’nın aracılığı neticesinde 442 yılında hızını kesti. Bu sefer sonunda Tuna boyundaki kaleler Hun idaresine geçmiş, daha geri hatlardaki tahkimat yıktırılmış, Balkanlar’da Hunlara karşı durabilecek mukavemet yuvaları kaldırılmıştı. Bizans’la sonraki yakın süreçte yaşanan yeni anlaşmazlıklar 447 yılında 2. Balkan Seferi’nin açılmasına sebep oldu. Attila’nın idaresi altında birkaç noktadan Tuna’yı geçen Hun ordusu, iki koldan ilerleyerek kaleleri, Sardika (Sofya), Philippopolis (Filibe), Markianapolis (Preslav), Arkadiopolis (Lüleburgaz) müstahkem mevki ve şehirlerini zapt ede ede ve Tesalya’da Termopil’e kadar geniş bir daire çizdikten sonra, Bizans başkentini kuşatmak üzere Athyra (Büyük Çekmece)’ya ulaştı.  İkinci sefer sonucunda Naissus (Niş) Hun pazar şehri hâline gelmişti.

Kosova’da, Gora bölgesindeki birkaç kaya üzerinde, kazınmış hâlde yazılar bulunmuştur. Yapılan araştırmalar neticesinde bulunan bu kaya yazılarının, bilim camiasınca Göktürk Alfabesi olarak bilinen eski Türk alfabesi işaretlerine uygunluğu tespit edilmiştir. Bu bulgu, Kosova bölgesi Türk tarihi açısından büyük önem arz etmektedir. Bu yazıyı Hunların da kullanmış olduğuna dair dil bilimsel görüşlerden hareketle, söz konusu kaya yazılarının Hun devri etkisinin örneklerinden olduğu düşünülmektedir.

Avarlar

Bugünkü Macaristan’ın sahasını MS 568 yılında egemenliklerine alıp devlet kuran Türk boyu Avarlar, 582’lerde Singidunum (Belgrad) ve Sirmium (Eszék) gibi önemli Bizans sınır şehir-kalelerini ele geçirdiler. Fetihleri yapan büyük teşkilatçı Bayan Hakan’ın 592 yılında İstanbul’a yürümek amacı ile Çorlu’ya kadar gelerek Bizans başkentinde korku uyandırdığı tarihte Don Nehri’nden Galia’ya, kuzey İslav bölgelerinden İtalya’ya kadar her taraf Avar askerî faaliyet sahası hâline gelmişti. 8. yüzyıl boyunca gittikçe zayıflayan Avar idaresi, kısa bir süre sonra yerini bir başka Türk boyu Bulgarlara ve çeşitli Slav kabilelerine bıraktı. Avarlar da bu süreçte, Hristiyanlaşıp çeşitli kabileler arasında yaşadılar, birçoğu asimile olup kayboldular.  Bugün Yunanistan’da bulunan Navarino (Pylos, aslı Avarino) ve Arnavutluk’ta Antivari şehirlerinin adları Avarların hatıralarını taşır. Arnavutluk’taki Prostovats altın hazinesi Avarlara ait olduğu gibi, arkeolojik araştırmalar Avar Türk sanatının Germen ve Slav sanatları üzerindeki tesirini ortaya koymuştur.

Peçenekler, Uzlar, Kumanlar

Avar devri sonrasında Türk devri Peçenek ve Uz adlı Türk boylarının yoğunlaşması ile başlar. Peçenekler, 9. yüzyıldan itibaren Karadeniz’in kuzeyinde ve Kuzey Balkanlar’da güçlenmişlerdi. Uzlar 1065’te Bizans ve Bulgar mukavemetini kırarak Tuna’yı geçtiler ve Peçeneklerin arkasından, Trakya ve Makedonya’yı yağmaladılar, Selanik’e, hatta Peloponezos’a kadar ilerlediler. Peçenekler, daha sonraki yakın devirde Kıpçak Türklerinin (Kumanlar) bölgede güçlenmeleriyle, etkinliklerini kaybetmişlerdir. Siyasî tarihleri sona eren Peçeneklerden arda kalanlar dağıldılar. Macaristan’a gidenler Peşte çevresinde ve Fertö vilayetinde yerleştirildiler.

Uzlar ilk yurtları Hazar Denizi çevresi olan Oğuz topluluklarıdır. Peçenekleri takiben, Avrupa’ya yerleştiler,  1030’da Kumanlar tarafından Don boylarından çıkarıldılar. 1060 yıllarında Orta Dneper (Dinyeper) kıyılarına çok sayıda Uz topluluğu yerleşti. Aralarında savaşlar sonucu Ruslardan uzaklaşmak için Tuna yönüne doğru çekilerek Peçeneklerin bulunduğu bölgeye kadar geldiler.  Balkanlar’da kalanlar daha ziyade Vardar nehri boyuna iskân edilmişlerdi.

Ardı sıra Kosova bölgesinde ve civarında Kumanların etki devri sürdü. Bugün Kosova sınırlarının hemen güneydoğusunda yer alan, eskiden Kosova Vilayeti içinde bulunan Kumanova (Makedonya) şehrinin isminde, Kumanlar devrinde kalan hatıraların en başında gelenlerindendir.

Peçeneklerin bir kısmı böylece Uzlar ve Kumanlarla karıştılar. 1064 yılında Tuna’yı geçip Bizans’la savaşları sonucu katliamdan ve âfetlerden kurtulabilen küçük bir Uz grubu ise Bizans tarafından Hıristiyanlaştırılarak Dobruca’ya, Peçenek ve Kumanlardan Hıristiyanlaşan diğer Türk topluluklarının arasına yerleştirildi.

Selçuklular

1260 da taht mücadelesini kaybedip Bizans’a sığınarak Kırım’dan 1261’de Balkanlara geçen Selçuklu Sultanı II. İzzeddin Keykavus’un beraberindeki binlerce Anadolu Selçuklu Türkleri Dobruca ‘ya yerleştiler. Selçuklular, Uz ağırlıklı, Peçenek ve Kumanlardan da pek çok unsur bulunduran kuzeyden gelen Türkler ile Gagavuzların ecdadlarını teşkil ettiler.

Gagavuzlar 1263 de Dobruca’da ilk devletlerini kurdular. İlk yıllarında resmi olarak Bizans’a bağlıydılar fakat fiilen bağımsızlardı. Başlarında Selçuklulardan Sarı Saltuk vardı.

1308’de Halil isimli bir Türk 800 süvari ve 2 bin piyadeyle Rumeli’ye geçerek Katalanlarla işbirliği yapmıştır. İki yıl Balkanlarda kaldıktan sonra Anadolu’ya geri dönerken Bizans  Ceneviz işbirliği sonucu yok edilmişlerdir.

Osmanlılar

Osmanlılar ilk kez 1322 yılında Andrenikoslar arasındaki iç savaş sırasın­da Rumeli’ye geçtiler. 8 bin kişilik Osmanlı kuvveti ihtiyar Andrenikos’un ordusunda yer alıyordu. Bundan sonra 1329’da Palekanon Savaşı’nın ardından, Orhan Bey’in gönderdiği kuvvetler Meriç’in denize döküldüğü yerin batısına çıktılarsa da başarılı olamadılar.

1331’de 15 bin kişilik bir Osmanlı kuvveti Trakya’ya çıktı. Geçişler 1334’te de devam etti. 1344’ten itibaren Osmanlı, Bizans’taki iç çatışmalara müdahale etmek veya Bizans üzerinde baskı kuran Sırp ve Bulgarlara karşı mücadele ermek için, Rumeli’ye geçmeye başladı. 1351’de Karesi topraklarından Gelibolu yöre­sine ve daha sonra Hayrabolu’ya gelip yerleşenler oldu. Bizans İmparatoru Kantakuzenos’un sık sık Osmanlı yardımına ihtiyaç duyması, gelecekteki bu tür seferler için Bolayır yakınlarındaki Çimpe’yi, 1352 de askeri bir üs olarak Osmanlı’ya vermesine neden oldu. Süleyman Paşa idaresindeki 8 -10 bin kişilik Osmanlı kuvvetleri böylece ilk kez Rumeli’ye yerleştiler.

2 Mart 1354 de depremde Gelibolu ve civarındaki diğer kalelerin yıkılması üzerine, Karasi topraklarında bulunan Süleyman Paşa Marmara kıyısındaki Kemer mevkiinden Gelibolu’ya geçerek bölgeyi tamamen fethetti. Gelibolu ve diğer kaleler tamir edildi. Anadolu’dan Türkler getirilip iskân edilerek Gelibolu’nun köprübaşı haline getirildi.

28 Haziran 1389 daki Kosova Savaşı’ndan sonra birçok merkez Osmanlı egemenliği altına girmiştir. Kosova Savaşı sonra bölgenin yapısı büyük oranda değişmiştir. Kuzeyden gelen Türk topluluklarının torunları ile Osmanlı Devleti’nın iskan politikası olarak 14. yüzyıldan itibaren Anadolu’dan göç ettirilerek Balkanlar’a yerleştirilmiş olan Anadolu’daki yörükler bölge kültürüne katkıda bulunmalarının yanında, yılın belli zamanlarında komşu bölgelere akınlar düzenlemişlerdir.

Osmanlı İmparatorluğu’nun Balkan topraklarına dair etnik grafik harita (1861)

Geriye dönüş

93 Harbi ile çoğalan, Balkan Savaşları ile daha da kitleselleşen Müslüman (Türk, Çingene, Boşnak, Arnavut, Pomak) göçü büyük acılara ve katliamlara sahne olmuştur. Lozan Antlaşması’nın ek protokolü ile Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi yapılmış, Türkiye ve Yunanistan’ın vatandaşları din esâsına dayalı olarak zorunlu göçe tâbi tutulmuştur. Türkiye’de sadece İstanbul kenti ile Gökçeada ve Bozcaada’da oturan Rumlar, Yunanistan’da ise sadece Batı Trakya’daki Türkler ve Pomaklar mübadeleden muaf tutulmuşlardır.

Günümüzde

Balkan coğrafyasında 600 yıla yakın süren Osmanlı İmparatorluğu döneminin 19.yüzyılın sonu ile 20. yüzyılın başında sonlanması sonucu yoğun göçler, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasının ardından mübâdeleler ile, tarihsel olarak Balkanlar’da Osmanlı İmparatorluğu’nun bakiyesi olan Türklerin bir kısmı Türkiye’ye göç etmiş olsa da burada kalanlar, varlıklarını günümüze kadar devam ettirmişlerdir. Ancak bu devam ettiriş kolay olmamış, etnik ve dini bakımdan içinde kaldıkları baskın unsurlar tarafından sürekli olarak baskı ve zorlama görmüşlerdir. Türkler, içinde bulundukları ülkelerde azınlık konumunda,  azınlık haklarına sahip olarak varlıklarını korumaya çalışmaktadırlar.

Günümüzde halen Bulgaristan, Makedonya, Yunanistan, Kosova, Sırbistan’da Türk nüfusun yoğun olduğu yerleşimler vardır. Türkçe ve bulundukları ülkenin dillerini konuşmaktadırlar.

1989 yılında Bulgaristan’daki zorunlu isim değiştirme vb. baskılar sonucunda Türk’ler başta İstanbul, Bursa ve İzmir olmak üzere Türkiye’ye göç etmiş, politika değişiklikleri sonucu bu göçmenlerin bir kısmı Bulgaristan’a geri dönmüştür.

Göçler

Türklerin Bulgaristan’dan Göçü (1878-1994)[1]
Yıl                      Sayı                    Not
1878-1912   350 000         93 Harbi, Balkan Savaşları
1923-33        101 507      1933 Razgrad Olayları
Eylül 1934     97 181       1934 Balkan Antantı
Eylül 1940     21 353      1940 Craiova Anlaşması
1950              154 198      Kore Savaşı
1952-68                 24
1969-78        114 356
1979-88                 10
1989            321 800    150 000’i 1990’larda Bulgaristan’a döndü
1991-92        50 000
1993-94        70 000

Türklerin Yunanistan’dan Göçü

Yunanistan bölgesinden Türk göçleri birkaç şekilde gelişmiş, bu göçler sonucunda bölgede bir zamanlar hatırı sayılır nüfus oranına sahip Türkler, günümüzde sadece Batı Trakya’da kalmıştır.

Nüfus

Sırbistan: 647 (2011 sayımı)

Yunanistan: 49 000 (1991 sayımı)

Bulgaristan: 588 318 (2011 sayımı)

Romanya:   28 226 (2011 sayımı)

Bosna-Hersek: 267 (1991 sayımı)

Makedonya Cumhuriyeti: 77 959 (2011 sayımı)

Kosova: 18 738 (2011 sayımı)

Bulgaristan Türk nüfusun en yoğun olduğu ülkedir.

Batı Trakya’nın 1923 yılındaki nüfusu 191 699’dur. Batı Trakya nüfusunun 129 120’si Türk (%67), 33 910’u Yunan (%18), 28 669’u Bulgar, geri kalan nüfusunu ise Ermeni ve Yahudi topluluğu oluşturmaktaydı.

1923 Yılında Batı Trakya Nüfusu

Şehirler

Türk

Yunan

Bulgar

Yahudi

Ermeni

Gümülcine

59 967

8 834

9 997

1 007

360

Dedeağaç

11 744

4 800

10 227

253

449

Sofulu

14 736

11 542

5 490

İskeçe

42 671

8 728

522

220

114

Toplam

129120

33910

26266

1480

923

Batı Trakya’daki nüfusun büyük çoğunluğunu Türklerin oluşturması nedeniyle Batı Trakya Türkleri 1923-1924 Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesinden muaf tutulmuşlar ancak Lozan’daki görüşmelerde, Mesta Karasu Nehri ile Meriç Nehri arası Batı Trakya olarak kabul edildiğinden, Mesta ile Ustruma Nehirleri arasında kalan Kavala, Drama, Serez bölgelerindeki Türkler mübadeleye tabi olmuşlar ve Türkiye’ye gelmek zorunda kalmışlardır.

1800 yılında Osmanlı İmparatorluğu'nun batı sınırları

1800 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nun batı sınırları

Adakale

Adakale, Kal`â ı Ada, 1968 yılında Demirkapı (Iron Gates) Barajı’nın suları altında kalana kadar Tuna Nehri üzerinde, bugünkü Romanya topraklarında yer alan ve üzerinde Türk nüfusun yaşadığı ada. Eski adı Caroline Adası, Romence adı Yeni Orşova dır.

Tuna Nehri’ndeki trafik ve ticareti kontrol eden ada, 1691 yılından Osmanlı Devleti tarafından fethedilmiş, 1878 Berlin Antlaşmasında kime teslim edileceğinin yazımı unutulduğundan 1923 yılındaki Lozan Anlaşması ile Romanya’ya teslim edilene kadar bir Türk adası olarak kalmıştır. 1960’lı yılların sonlarına kadar 1000 kadar Türk’ün yaşadığı 160.000 m² yüzölçümündeki Adakale, Osmanlı mimarisinin özelliklerini yansıtan bir yerleşim birimiydi. Üzerinde bir cami, bir Vauban stilinde inşa edilmiş bir kale, küçük bir Ortodoks kilisesi, pazar yeri ve birkaç kahvehane bulunmaktaydı. Adada yaşayan Türkler tütün ekimi, kayıkçılık ve ticaretten geçimlerini sağlarlardı. Ada baraj suları altında kaldıktan sonra adalıların büyük bölümü Türkiye’ye göç etmiştir.

Kaynaklar:

http://tr.wikipedia.org/wiki/Balkan_Türkleri

https://tr.wikipedia.org/wiki/Kosova_Türkleri

Popüler Tarih. Kasım 2002. Erhan AFYONCU. Sayı: 27

vb kaynaklar. Bülent. Pakman. Ekim 2014. Güncelleme Temmuz 2015. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden alıntılanamaz.

Twitter Widgets IMG_2654Bülent Pakman kimdir   https://bpakman.wordpress.com/

Bülent Pakman’ın video kanalları/arşivi:

Bülent Pakman youtube video kanalı 1

Bülent Pakman youtube video kanalı 2

Bülent Pakman dailymotion video kanalı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s