Kader Var mı?

Kader var mı yok mu? Cevabını, gördüğüm bazı ilginç rüyaları anlattıktan sonra yazının sonuna bırakıyorum.

Bu rüyalardan sadece bir tanesinde mekanın neresi olduğunu uyanınca bildim ve gerçekten de orası çıktı. Zira daha önce yaşadığım bir yerdi. Diğerleri hiç görmediğim yerlerdi ve ancak o yerleri rüyalardan sonra görebilmiştim.

Gelelim rüyalara:

  • Rüya: Karşıda kırmızı dekoratif tuğlalı büyük bir bina, sağında-solunda benzer binalar var. Ben bu binaların karşısında bir çatı üzerindeyim ve bir levhayı başkaları ile beraber çekiyorum.

Bu rüyadan kısa bir süre sonra Dublin’e gidiyorum. Havaalanından şehre girince donup kalıyorum zira binalar hep rüyamda gördüklerimden. Arıyorum ama rüyada gördüğüm hangi binaydı kesin karar veremiyorum. Ama şirketimizin merkez binasına çok benziyor. Bundan 15 gün sonra 2 katlı şantiye binasını monte ediyoruz. Çatının bir yeri akıtıyor, nerden nasıl aktığını bulmak için çatıya çıkıyorum. Akıntı yerini buluyoruz bir işçi silikonluyor. Bu arada işçiler çatı kaplama levhalarını takmaya çalışıyorlar ama birisi silikonla uğraştığı için sayıları eksiliyor. Levhanın birinin ucundan tutup yardım ederken rüyayı hatırlıyor ve donup kalıyorum. Tek bir rüya iki bölümde gerçekleşiyor.

  • Rüya: Deniz kenarında denize çapraz durumda gri renkli, eski uzun tek katlı ama yüksek bir bina. Önünde kumsal var, onun önünde de deniz. Kumsalda beyaz entarili Arap oldukları çok belli olan çocuklar kocaman 4 tekerlekleri olan motorsikletleri sürüyorlar.

Bu rüyadan bir süre sonra Sicilya’nın Cefalu kasabasına gidiyorum. Öğlen yemeğe davet ediyorlar ve yemekten önce etrafı biraz gezdiriyorlar. Bir köşeyi dönünce rüyamda gördüğüm binanın aynısı ile karşılaşıyor ve donup kalıyorum. Bina uzun, tek katlı ve yüksek, aynen denize çapraz konumda ve rengi de aynı, ancak rüyamda gördüğümden farklı olarak önünde kumsal yok asfalt bir yol var. Belki eskiden vardı da oradan yol geçti. Gördüklerimi düşünürken beyaz entarili Arap çocuklar ve kocaman 4 tekerlekli motorsikletler neyin nesiydi acaba diyorum.

Bundan 20 yıl sonra Suudi Arabistan’ın Basra Körfezi kıyısındaki Al Khobar kentinde yaşarken bir Bayramda eşimle plaja gidelim diyoruz. Plaj dediysem öyle yüzmeye falan izin yok. Sadece erkeklerin tişört ve uzun şortla denize girebildikleri bir plaj işte. Sabah erken masamızı sandalyelerimizi kurup piknik- kahvaltı ediyoruz, etraf bomboş. Bir-iki saat sonra yine donup kalıyorum. Zira beyaz entarili Arap çocukları ilerde bir yerden kiraladıkları kocaman 4 tekerlekli motorlarıyla kumsalda dolaşmaya başlıyorlar. Böylece rüyanın 2. bölümü de tamamlanmış oluyor. Bu kumsalda çektiğim fotoğrafları aşağıdaki web sayfamda görebilirsiniz: https://bpakman.wordpress.com/orta-dogu/suudi-arabistan/khobar/khobar-half-moon-bay/

  • Rüya: Bir şehrin geniş boş bir caddesinde arabayla hızla ilerliyoruz. Daha sonra başka bir şehre geliyoruz. Burası deniz kenarında bir şehir. Hava sıcak. Deniz kenarında denize paralel ağaçlıklı, çimli bir bölüm, ondan sonra asfalt yol ve otoparklar var. Yani deniz görünüyor ama pek yakın değil. Otoparkların ortasında yuvarlak tek katlı bir bina var. Türkiye’ye dönüş biletimiz yok, onu ayarlamaya çalışıyoruz, epey zor oluyor.

    Uyanınca ilk şehrin Riyad ikincisinin de Cidde olduğunu düşünüyorum. Bu iki şehirde de uzun süre yaşamıştım zira.

RiyadBundan 2 yıl sonra bir toplantı için gece Riyad’a gidiyorum. Ertesi sabah toplantı oluyor sonrasında öğlen Dahran’a gideceğiz. Bir Türk bizi arabasıyla taksi kiralamamız için Batha semtine götürüyor. Yolda donup kalıyorum. Geçtiğimiz cadde rüyamda gördüğümün aynısı geniş bulvar ve günlerden Perşembe olduğu için bom boş ve hızlı gidiyoruz. Perşembeleri orada hafta sonu tatili. Oradan kiraladığımız taksiyle gittiğimiz Dhahran ve Al Khobar şehirlerinde rüya ile ilgili başka bir şey görmüyorum. Sadece bilet söz konusu oluyor. Güzergahı değiştirip uçağa oradan binmek istiyorum ancak Türkiye’deki seyahat şirketi güzergah değişmez diyor. Vazgeçip tekrar uçağa binmek üzere yine bir taksiyle Riyad’a dönmek zorunda kalıyorum.

Bundan hemen sonra eşimi alıp Al Khobar’a dönüyorum. 5 ay sonra da eşimle Al Khobar’da Tamimi süpermarketin yanında bir cafede pencere kenarından oturuyoruz. Cafe 2. katta ve karşıda deniz görünüyor. Ayrıca görünenler rüyamda gördüğüm otoparkların ortasında yuvarlak tek katlı bina. Burası bir lokanta ve önünden daha önce defalarca geçtiğim halde farketmemişim zira ancak sonraları rüyamda gördüğüm pozisyonda bir yerden bakınca rüya ile örtüşüyor. Yine donup kalıyorum.

Geriye rüyanın bilet bölümü kalıyor. Bundan 2 ay sonra da Türkiye’ye dönmemiz gerekiyor. Dönüş biletimiz açık ve Bahreyn-İsranbul arası. Türkiye’deki seyahat şirketini arıyorum, biz birşey yapamayız diyor. Mecburen Bahreyn’e gidiyoruz. Bir gece kalıp ertesi sabah THY acentesine gidiyorum. Biletin süresi geçtiği için epey bir ceza veriyorum. Biraz uğraştırıyor. Böylece rüyanın 3. bölümü de gerçekleşmiş oluyor.

  • Rüya: Pansiyon olduğunu tahmin ettiğim bir yerdeyim. Eşimle burada kalabilir miyiz diye içini geziyorum. Bir sürü odası var ama biri hariç diğerlerinde kalanlar var. Bir odanın önünde plastik bir perde çekili. Eşimle burada nasıl kalırız, başkaları ile beraber diyorum. Ama başka da bir yer yokmuş kalacak.

Bundan 4 ay sonra eşimle Azerbaycan’a gidiyoruz. Programa göre bir süre Bakü’de daha sonra taşrada bir kasabada kalmamız gerekiyor. Taşrada kalacağımız yeri görmeye gidiyorum. Otel içerisinde iki katlı bir villa. Salonu ve 4 yatak odası var. Üçünde bizim personel kalıyor, birisi boş. Rüyada gördüğüm gibi. Banyo’da da naylon perde var. Bakü’ye dönüp eşime bir oda boş ama biz orada kalamayız, başkaları kalıyor diyorum. Başka da kalacak yer yok. Ve hiçbir zaman orada kalamıyoruz.

  • Rüya: Deniz kenarındayım. Eşimle birlikte. Uzun bir kumsalın gerisinde kumsala paralel tropikal ağaçlıklı bir park var. Orası çok kalabalık deyip yanındaki plaja geçiyoruz. Uyanınca ağaçların cinsinden neresi olduğunu düşünüyorum. Olsa olsa Ege’dir diyorum. Normalde Türkiye’deyken biz hep Akdenize gideriz. Ama oralarda da hiç böyle bir yer yok diyorum.

Al Mamzar Plaj ve ParkBundan 6 ay sora eşimle Dubai’deki Al Mamzar plaj ve parkına gidiyoruz. Denize girip çıkıyoruz ancak o gün Bayram ve her yer tatil yanımızda Filipinli gençler var çok gürültü yapıyorlar. Plajda başka boş yer de yok. Ben bir etrafa bakayım diyorum. Yana geçiyorum ve donup kalıyorum. İki plajın birleşim noktasından rüyamda gördüğüm yere geldiğimi anlıyorum. Rüyada gördüğüm gibi yandaki plaja geçiyoruz orası bomboş.

Normalde medyum özelliklerim falan hiç yok. Bazen hislerim doğru çıkar. Gördüğüm rüyaları hemen hiç hatırlamam. Sadece rüyadan ani uyanmışsam bazıları aklımda kalır. Bunlar da birkaçıydı.


İşte böyle. Bunlara “haberci rüyalar” deniliyor. Kader bana gösteriliyor,  haberi önceden veriliyor. Neden? Belki bunlardan ders çıkarmam için. Gerçekten de çıkarıyorum.

Peki kader nedir? Çok basitçe anlatalım. Kader karma sonucu oluşan bir gidişat. Attığımız bir adım, bir sonraki adımın sebebi, bu bir sonraki adım bir öncekinin sonucudur. Ne yaparsak kendimiz yapar, kendimiz eder ve buluruz. Kaderimizi böylece kendimiz çizeriz. Herşeyin bir plan ve düzen içerisinde olmasını sağlayan müthiş, mutlak zeka, mükemmel bilinç, yüce ilahi idare mekanizması bizim ne yapacağımız önceden bilecek kudrettedir.  Kendi çizdiğimiz kaderin kozmik planlar çerçevesinde ilgili varlıklarla uyum içerisinde olmasını sağlayan programlamasını yapar. Tekamülümüz açısından da bazı programlamalar yapar. Bizim tesadüf dediklerimiz kaderimiz ile bu mükemmel programlamaların çakışmasıdır. Örneğin havaalanına  gitmek için taksiye bineceğiz ve uçağa daha çok var diyelim. Uçağa biniş saatimizi etkilemiyorsa hangi taksiye bineceğimiz bizim kaderimiz açısından önemli olmayabilir ama hangi taksicinin o parayı kazanabilmesi açısından önemli olabilir. O nedenle karması gereği o parayı kazanması gereken taksiye yönlendirilirmişizdir belki de. O da akşam çoluğuna, çocuğuna rızkını götürebilmiştir böylece.

Bu arada geleceğe dair gördüğüm rüyaların bazıları da hiçbir zaman gerçekleşmiyor. Demek ki o rüyaları gördükten sonra kendi iradem sebebiyle attığım adımlar beni o rüyada gördüklerime götürmüyor. Ya da bunlar haberci rüyalar değil.

Allah ve onun iradesiyle hareket eden İlahi İdare Mekanizması gücü ve kudreti gereği kimin ne yapacağını önceden bilir, görür. Biz de buna kader deriz. Yukarıda anlattığım olaylarda ya ilahi kudretin görevli rehber varlıkları gelecekteki olayları rüya vasıtasıyla önceden bana göstermiştir.  Ya da ben kendi kendime rüya sırasında geleceğe seyahat yaparak bunları görmüşümdür.

Sonuç

Alınyazısı diye bir şey yok. Kur’an’da kadere iman diye bir tabir yok. Hangi imanlar var? Allah’a, ahirete, semavi kitaplara, Peygamberlere, meleklere iman var.

Hayatımız belki ana hatlarıyla belki de en ufak ayrıntılarına kadar bellidir. Bu kaderimizdir. Ama bu kaderin bu şekilde olmasının sebebi de biziz. Aksi takdirde Allah ne yapacağımızı, ne olacağımızı belirleyecek, yazacak, çizecek, hem bize hata yaptıracak hem de bizi o hatadan dolayı cezalandıracak, böyle bir şey mümkün mü?

“Madem kader var biz niye yaptıklarımızdan sorumlu tutuluyoruz” sorusu burada da açıklanmaktadır.

Son olarak Prof. Süleyman Ateş’in kaderle ilgili düşüncelerine de bir göz atalım:

Kader ölçü biçim vermek, takdir etmek, planlamak anlamlarına gelir. Allah tüm evreni, zerreden küreye düzenlemiş, planlamış ve biçimlendirmiştir. Allah’ın bilgisi dışında kalan hiçbir şey yoktur. Yarattığı insana da belli bir alan içinde özgürlük, yapacağı işleri seçme yeteneği vermiştir. Buna cüz’i irade denilir. Bu irade ile insan bir eylemi yapmak ister, Allah da insana istediği eylemi yapma gücü verir. İsteyen kul, gücü veren Allah’tır. Kul, bu isteğinden ötürü sorumludur.

Kaderin iki yönü vardır. Küllî iradeye dönük yönü, cüz’i iradeye dönük yönü. Kişinin boyu posu, anası babası, ulusu beden gücü ve vasıfları küllî iradeye dönük yönüdür. Kişi bunlardan sorumlu değildir. Kişinin yapacağı işler, seçimine bağlı olan Cüz’i irade yönüdür. Kul herhangi bir eylemi seçer, Allah da yaratır. Allah böyle olmasını dilemiş ve takdir etmiştir. Sorumluluk, seçimden ileri gelir.

Ama Allah, tüm evrenin, olmuş ve olacak her şeyini bilir. O’nun bilgisinden kaçan hiçbir şey yoktur. O zamansızdır. O’nun katında öncelik, sonralık yoktur. O’nun katındaki Tek An, yaratıklar düzeyinde detaylanır, günlere, haftalara, aylara, yıllara, öncelere ve sonralara ayrılır. O’nun bilgisini yaratıkların bilgisiyle kıyaslamak yanlıştır. Allah’ın, benim ömrümde 50 yıl sonra olacak şeyleri şimdi bilmemesi, asla düşünülemez. Çünkü O’nun için öncelik sonralık, şimdi ve gelecek söz konusu değildir ve O’nun bilgisi dışında kalan hiçbir şey yoktur. Ayrıntı için Tefsirimi okumanız gerekir.

Bülent Pakman, Aralık 2010. Son güncelleme Mayıs 2014. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz.

Ayrıca

FALCILIK VAR MI? yazımızı okumak için TIKLAYIN

“Hayatın Öncesi, Sonrası, Hikayesi” yazımızı okumak için TIKLAYIN

Twitter Widgets

Abu Dhabi 2013Bülent Pakman kimdir: https://bpakman.wordpress.com/pakman/

 

Kader Var mı? için 5 cevap

  1. Geri bildirim: Kaderi anlamak | Sosyal Yazılar

  2. ahmet dedi ki:

    DAyı bir acayip adamsın senle tanışmak isterim.Mailimden cevap yazabilirsin..Bende bu tür rüyalar görüyorum v e çoğunluğu çıkıyor

  3. Geri bildirim: Reenkarnasyon hakkında öğrenmek istediğiniz herşey | Pakman World

  4. Geri bildirim: Hz. Peygamber uyarmış: Atatürk’e hainlik etmeyin | Pakman World

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s