İnşaat Mühendislerinin Yasal Durumu

Aşağıdaki bilgiler TMMOB’nin KASIM 2009’da hazırlamış olduğu  ÜCRETLİ MÜHENDİS-MİMAR ŞEHİR PLANCILARI VE ÇALIŞMA YAŞAMI adlı kitaptan alınmıştır. Bu çalışmada belirtilen fazla mesai ücretleri özel sektörde çalışan mühendislere hiçbir zaman uygulanmaz. Mühendis gece-gündüz, Cumartesi-Pazar maaş dışında fazla mesai ücreti almadan çalıştırılabilir. Büyük şirketler dışında yıllık izin gibi diğer yasal hakların da tam olarak verildiğini söylemek zordur. Yine büyük şirketler dışında resmi tatiller sadece dini bayramlar ve yılbaşı tatili olarak uygulanır. Hafta sonu tatili de şantiyelerde 2 haftada bir gün olarak verilebilir. Yasal haklarını isteyen mühendisler kapı önüne konulma riskini göze almak zorundadırlar. Aşağıda belirtilen Mühendis deyimi mimar ve şahir planlamacıları için de geçerlidir.

ÇALIŞMA YAŞAMINI BELİRLEYEN YASALAR HANGİLERİDİR?
Çalışma yaşamını belirleyen yasalar inşaat mühendislerinin  haklarının ve sorumluluklarının genel çerçevesini çizer. Çıkarları farklı toplumsal grupların (sınıfların) gücü ve mücadelesine göre şekillenen yasalar, bu mücadelede avantaj sağlayan sınıfın çıkarlarını egemen biçimde içinde taşır. Anayasa temel olmak üzere çalışma yaşamını en yakından etkileyen yasalar şunlardır:
•4857 sayılıİşKanunu,
•Basın İşKanunu,
•Deniz İşKanunu,
•657 SayılıDevlet Memuru Kanunu,
•Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık SigortasıKanunu,
•2821 SayılıSendikalar Kanunu,
•2822 SayılıToplu İşSözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu,
•Kamu Emekçileri SendikalarıKanunu,
•Özelleştirme Yasaları,
•Bütçe Kanunu
•4447 Sayılıİşsizlik SigortasıKanunu
Bu yasaların uygulamasını düzenlemek üzere tüzükler ve yönetmelikler çıkartılmıştır.

KAMU KURUMLARINDA ÇALIŞAN MÜHENDİSLERİN YASAL KONUMU NEDİR?
Kamu kurumlarında çalışan mühendisler, 657 sayılı“Devlet Memurları Kanunu”na tabidir. Sözleşmeli ve geçici personel hakkında bu Kanunda belirtilen özel hükümler uygulanır. Devlet Memurları Kanunu’nda düzenlenmeyen istihdam biçimlerinde ise sözleşmede belirtilen kanun hükümleri uygulanır.

İŞ SÖZLEŞMESİ NEDİR?
İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi,  diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. İş sözleşmesi, Kanunda aksi belirtilmedikçe, özel bir şekle tâbi değildir. Süresi bir yıl ve daha fazla olan iş sözleşmelerinin yazılışekilde yapılması zorunludur.Taraflar iş sözleşmesini, kanun hükümleriyle getirilen sınırlamalar saklıkalmak koşuluyla, ihtiyaçlarına uygun türde düzenleyebilirler. İş sözleşmeleri belirli veya belirsiz süreli yapılır. Bu sözleşmeler çalışma biçimleri bakımından tam süreli veya kısmî süreli yahut deneme süreli ya da diğer türde oluşturulabilir. İş ilişkisinin bir süreye bağlı olarak yapılmadığı halde sözleşme belirsiz süreli sayılır. Belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanmasıveya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak işveren ile işçi arasında yazılı şekilde yapılan iş sözleşmesi belirli süreli iş sözleşmesidir. Belirli süreli iş sözleşmesi, esaslı bir neden olmadıkça, birden fazla üst üste (zincirleme) yapılamaz. Aksi halde iş sözleşmesi başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir.

MÜHENDİSİN İŞYERİNDE YASAL KONUMU NEDİR?
Bir iş sözleşmesine (belirli veya belirsiz süreli) dayanarak çalıştırılan mühendis, 4857 sayılı İş Kanunu’na tabidir. Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na göre sigortalı sayılmaktadırlar. Mühendis her iki yasadaki tanıma göre de işçidir. 4857 sayılı İş Kanunu, işverenler ile bir iş sözleşmesine dayanarak çalıştırılan işçilerin çalışma şartları ve çalışma ortamına ilişkin hak ve sorumluluklarını düzenlemektedir. İşyeri, işyerine bağlı yerler, eklentiler ve araçlar ile oluşturulan iş organizasyonu kapsamında bir bütündür. İşveren adına hareket eden ve işin, işyerinin ve işletmenin yönetiminde görev alan kimselere işveren vekili denir. İşveren vekilinin bu sıfatla işçilere karşı işlem ve yükümlülüklerinden doğrudan işveren sorumludur. 4857 sayılı İş Kanunu’na göre işveren için öngörülen her çeşit sorumluluk ve zorunluluklar işveren vekilleri hakkında da uygulanır. İşveren vekilliği sıfatı, işçilere tanınan hak ve yükümlülükleri ortadan kaldırmaz.

İŞ KANUNUNDA TANINAN HAKLAR NELERDİR?
İş Kanunu bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan kişiyi işçi olarak tanımlar ve işçiyle işverenin karşılıklı çalışma şartları ve çalışma ortamına ilişkin hak ve sorumluluklarını tanımlar. Bunlar içinde çalışma süreleri, işten ayrılma veya çıkarılma, iş güvencesi, asgari ücret, fazla mesai, hafta tatili ve yıllık izinler, iş sağlığıve güvenliği gibi çalışma yaşamını belirleyen konular vardır.

İŞ KANUNUNDAKİ HAKLAR VE SORUMLULUKLAR DEĞİŞMEZ MİDİR?
İş Kanunu’nda asıl olarak temel ve asgari haklar yer almaktadır. Bu haklar bireysel veya toplu işsözleşmeleri ile artırılabilir. Örneğin İş Kanunu’nda kıdem tazminatı miktarı çalışılan her yıl için 30 gün olarak belirlenmesine rağmen bu süre bireysel veya toplu işsözleşmesiyle, kıdem tazminatı tavanını aşmamak kaydıyla, artırılabilir. Aynı şekilde, kıdem tazminatına esas alınacak süre, fazla mesai ücretleri bireysel ve toplu iş sözleşmeleri ile artırılabilir, çalışma süreleri düşürülebilir. Ancak bireysel veya toplu iş sözleşmesi ile yasada tanımlanan haklardan geriye gidilemez.

ÜCRET NEDİR?
Ücretin tanımı yasalarda farklı biçimlerde yapılmıştır. 1982 Anayasası’nın 55. maddesinde; “ücret, emeği karşılığıdır” olarak ifade edilmiştir. İş Kanunu’nun, Borçlar Kanunu’nun ilgili maddelerinde ücretin tanımlaması yapılmıştır. İş Kanunu’nun ilgili maddelerinde ücret çeşitleri; zamana göre ücret, akort (yapılan işin sonucuna göre hesaplanan) ücret, götürü ücret, maktu (aylık-değişmez) ücret, yüzdelere göre ödenen ücret olarak yer almıştır. Fazla çalışma ücreti, primler, kasa tazminatı, kıdem zammı, gece zammı, yolluklar çıplak ücretin ekleridir.

ÜCRETİN ZAMANINDA ÖDENMEMESİNİN HUKUKİ SONUÇLARI NELERDİR?
Ücreti ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde zorlayıcı bir neden (işyerinde yangın çıkması, işyerinin sel baskınına uğraması, deprem vb.) dışında ödenmeyen işçi, iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir. Gününde ödenmeyen ücretler için mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanır. İşçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse, işçi iş sözleşmesini haklı nedenle derhal feshederek tazminatını talep etme hakkına sahiptir. Ücret alacağı davaları 5 yıllık zaman aşımına tabidir.

ÇALIŞMA SÜRESİ NEDİR?
Ülkemizde çalışma süresi, haftada en çok kırk beş saattir. Aksi kararlaştırılmamışsa bu süre, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine eşit ölçüde bölünerek uygulanır. Haftalık 45 saati aşan çalışmalar fazla mesai olarak adlandırılır ve ücreti normal saat ücretinin %50 artırılması ile belirlenir. Söz konusu çalışma ulusal bayram ve genel tatil günlerinde (Kurban ve Ramazan Bayramı, 1 Ocak, 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos, 29 Ekim) ve hafta tatili gününde yapılıyorsa % 100 zamlı ücret verilir. İş kanununa göre ülkenin genel yararları yahut işin niteliği veya üretimin arttırılması gibi nedenlerle fazla çalışma yapılabilir. Ancak fazla saatlerle çalışmak için işçinin onayının alınması gerekir. Onay, fazla çalışma ihtiyacı olan işverence her yılbaşında işçilerden yazılı olarak alınır ve işçi özlük dosyasında saklanır. İşçilerin işlemiş olan fazla çalışma ücretleri normal çalışmalarına ait ücretlerle birlikte ödenir. Fazla çalışma süresinin toplamı bir yılda iki yüz yetmiş (270) saatten fazla olamaz. Fazla çalışma ücreti alacağı davaları 5 yıllık zaman aşımına tabidir.

ULUSAL BAYRAM VE GENEL TATİL GÜNLERİNDE ÇALIŞMA DURUMUNDA ONAYI ALINMALI MIDIR?
Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde işyerlerinde çalışılıp çalışılmayacağı toplu işsözleşmesi veya iş sözleşmeleri ile kararlaştırılır. Sözleşmelerde hüküm bulunmaması halinde söz konusu günlerde çalışılması için işçinin onayı gereklidir.

MÜHENDİS FAZLA MESAİ ÜCRETİ ALIR MI?
Kanunlar gereği mühendisin de fazla mesai ücreti alması gerekir. Mühendislerin de fazla çalışma karşılığı hak ettiği ücreti işverenden istemesi hakkı olduğundan, bu hakkın uygulanmasını istemek ve ısrarlı olmak gerekir. (SAYFA BAŞINDAKİ NOTA BAKINIZ)

KADIN MÜHENDİSLERİN DOĞUM ÖNCESİ VE SONRASI İZİN HAKLARI NELERDİR?
Yasa karşısında kadın mühendis ile erkek mühendis arasındaki farklar anneliğe ve fiziki nedenlere dayanmakla birlikte, mühendisin yasa karşısında  işçi olduğunu hatırlatmalıyız. Buna göre: Kadın işçilerin doğumdan önce sekiz ve doğumdan sonra sekiz hafta olmak üzere toplam on altı haftalık süre için çalıştırılmamaları esastır. Çoğul gebelik halinde doğumdan önce çalıştırılmayacak sekiz haftalık süreye iki hafta süre eklenir. Ancak, sağlık durumu uygun olduğu takdirde, doktorun onayı ile kadın işçi isterse doğumdan önceki üç haftaya kadar işyerinde çalışabilir. Bu durumda, kadın işçinin çalıştığı süreler doğum sonrası sürelere eklenir. Yukarıda öngörülen süreler işçinin sağlık durumuna ve işin özelliğine göre doğumdan önce ve sonra gerekirse artırılabilir. Bu süreler hekim raporu ile belirtilir. Hamilelik süresince kadın işçiye periyodik kontroller için ücretli izin verilir. Hekim raporu ile gerekli görüldüğü takdirde, hamile kadın işçi sağlığına uygun daha hafif işlerde çalıştırılır. Bu halde işçinin ücretinde bir indirim yapılmaz. İsteği halinde kadın işçiye, on altı haftalık sürenin tamamlanmasından veya çoğul gebelik halinde on sekiz haftalık süreden sonra altı aya kadar ücretsiz izin verilir. Bu süre, yıllık ücretli izin hakkının hesabında dikkate alınmaz. Kadın işçilere bir yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için günde toplam bir buçuk saat süt izni verilir. Bu sürenin hangi saatler arasında ve kaça bölünerek kullanılacağını işçi kendisi belirler. Bu süre günlük çalışma süresinden sayılır.

İŞTEN ÇIKARILMA DURUMUNDA HAKLAR NEDİR?
Çalışılan işyeri otuz veya daha fazla işçi çalıştıran bir işyeri ise, en az altı aylık kıdem varsa ve işyerinde belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışılıyorsa yeni İş Yasası’na göre “iş güvencesi”olarak bilinen düzenlemeden yararlanılır. Bu durumda işten çıkarma halinde işten çıkarma işleminin geçerli bir nedene dayanması gerekir.

İŞ SÖZLEŞMESİNİN İPTALİNDE GEÇERLİ NEDENLER NELERDİR?
Bu neden iş küçültme, verimsiz çalışma gibi bir neden olabilir ve ispat sorumluluğu işverene aittir. İş Kanununun 19. maddesine göre, işveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır. Örneğin işçinin yetersizliği veya davranışları nedeniyle işyeri verimini düşürmesi söz konusu olduğunda, işverenin bunu fırsat bilerek akdi derhal feshetmek yerine öncelikle; Sorun eğer davranışlarından kaynaklanıyor ise düzeltmesi için işverenin ihtar vermesi, hakkındaki iddialara karşı işçinin savunmasını alması, Yetersizliğinden kaynaklanıyor ise yine öncelikle savunmasını alması, işyerinin imkânları ölçüsünde eğitim vermesi veya varsa başka bir işe kaydırması, Ekonomik nedenlerden kaynaklanıyorsa fazla mesaileri kaldırması, çalışma sürelerini kısaltması, işi zamana yayması ve benzeri yollara başvurmasıve işten çıkarmayı son çare olarak görmesi gerekmektedir.

İşçinin Yetersizliğine veya Davranışına Bağlı Geçerli Nedenler
•Ortalama olarak benzer işi yapan işçiden daha az verim,
•Gösterdiği niteliğe göre beklenenden düşük performans,
•İşe yoğunlaşmasının giderek azalması,
•İşe yatkın olmaması,
•Öğrenme ve kendini yetiştirme yetersizliği,
•Sık sık hastalanma,
•Çalışmayı sürdürmekle birlikte işini gerektiği şekilde yapmasını etkileyen hastalık,
•Uyum yetersizliği
•İşçinin zihinsel yetersizliği
•İşçinin bedensel yetersizliği

İşçinin Davranışlarından Kaynaklanan Nedenler:
•Hizmet akdine aykırı davranış,
•İşverene zarar vermek, zararın tekrar edileceği tedirginliğini yaratmak,
•İşyerinde rahatsızlık yaratacak şekilde çalışma arkadaşlarından borç para istemek,
•Arkadaşlarını işverene karşıkışkırtmak,
•Uyarıya rağmen işini eksik, yetersiz ve kötü yapmak,
•İşyerinde iş akışını ve iş ortamını olumsuz etkileyecek bir biçimde diğer kişilerle ilişkiye girmek,
•İş akışını durduracak şekilde uzun telefon görüşmesi, vb yapmak,
•Sık sık işe geç gelmek ve işini aksatarak işyerinde dolaşmak,
•Amirleri veya işarkadaşları ile ciddi geçimsizlik göstermek, onlarla sıkça ve gereksiz yere tartışmaya girmek;
•İş arkadaşlarını psikolojik, duygusal ve davranışsal şekilde rahatsız etmek,
•İstirahat raporunu zamanında işverene ulaştırmamak,
•Hastalık sürecini uzatacak davranışta bulunmak,
•İş arkadaşlarıveya amirleri hakkında uygunsuz sözlerde veya davranışlarda bulunmak,
•Özel amaçla e-posta göndermek ve internet kullanmak,
•İşyerine ait araç ve gereçleri (fotokopi, faks, scanner, v.s.) özel amaçla kullanmak,
•Kişisel bilgi ve kayıtları zamanında işverene ulaştırmamak,
•İşyerinde konulan sigara içme yasağına aykırı davranmak,
•İzinsiz olarak amirlerinin veya işarkadaşlarının özel belgelerini incelemek veya bilgisayarlarını kullanmak,
•İşçi hakkında işyerinin ilişkide olduğu kişi ve kuruluşlardan sık sık şikayet gelmesi,
•Cinsel taciz anlamına gelebilecek rahatsızlık verici davranışta bulunmak,
•İş güvenliğini tehlikeye düşürmese bile işgüvenliği ve işçi sağlığı kurallarına uymamak,
•Çalışma saatleri içinde tembellik etmek,
•Kanunen zorunlu olan doktor muayenesine itiraz etmek,

Dışa BağlıNedenler:
•Sürüm ve satış olanaklarının azalması,
•Talep ve sipariş azlığı,
•Enerji sıkıntısı,
•Ülkede yaşanan ekonomik kriz,
•Piyasadaki genel durgunluk,
•Dış pazar kaybı,
•Hammadde sıkıntısı gibi nedenlerle işin sürdürülmesinin olanaksız hale gelmesi

İçe BağlıNedenler:

  • Yeni çalışma yöntemlerinin veya yapısal değişikliklerin uygulanması,

  • İşyerinin daraltılması,İşyerinin bazı bölümlerinin kapatılması,

  • Bazı iş türlerinin kaldırılması veya başka işverene yaptırılması gibi nedenler.

İŞ SÖZLEŞMESİNİN İPTALİNDE YÖNTEM NEDİR?
4857 sayılıKanunun 19’uncu maddesine göre işveren; fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır. Hakkındaki iddialara karşı savunması alınmadan bir işçinin belirsiz süreli hizmet akdi, işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle feshedilemez. Yani işçinin davranışı veya verim düşüklüğü haklı bir takım nedenlere dayanabilir. Bu durumda savunmasının alınması gerekir. Haklı ise hizmet akdi feshedilemez. Ancak, işverenin 25’inci maddenin (II) numaralı bendinde gösterilen sebeplerle fesih hakkı saklıdır. Bu maddede işverene, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ile benzeri hallerde ihbar süresini beklemeksizin hizmet akdini fesih hakkı verilmiştir.

İŞ SÖZLEŞMESİNİN İPTALİ BİLDİRİMİNE İTİRAZIN YÖNTEMİ NEDİR?

4857 sayılıKanunun 20’nci maddesine göre, hizmet akdi feshedilen işçi, fesih bildiriminde geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde iş mahkemesinde dava açabilir. Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. Ancak, 4857 sayılıYasa bu hükmü daraltmış ve işçinin feshin başka bir nedene dayandığını iddia etmesi halinde bunu ispat etme yükümlülüğünü işçiye vermiştir. Dava seri muhakeme usulüne göre iki ay içinde sonuçlandırılır. Mahkemece verilen kararın temyizi halinde, Yargıtay bir ay içinde kesin olarak karar verir. Eğer çalışan geçerli bir nedene dayanarak değil de hak arama, daha düşük ücretle çalışacak eleman alma veya sendikalaşma gibi bir nedenle çıkartılıyorsa o zaman fesih bildirimin tebliği tarihinden itibaren 1 ay içinde dava açarak işe geri dönme hakkı vardır. Mahkeme sonucuna rağmen işe başvurup da başlatılmazsa o zaman işveren çalışana toplam 12 aylık ücretine varan miktarda tazminat ödemeye mahkûm olur. İşveren vekili durumunda olan çalışanların bir kısmı iş güvencesi kapsamı dışında tutulmuştur: “İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri hakkında bu madde…uygulanmaz”. Çalışan iş güvencesi maddesi kapsamına giren bir işyerinde çalışmıyorsa o zaman da hakları vardır. Eğer; sendikaya üye olmak, işçi sağlığı iş güvenliği önlemlerine uyulmadığı için şikâyet yollarına başvurmak, SGK’ya kaydettirilmeyi istemek gibi nedenlerle işten çıkartılıyorsa mahkemeye başvurarak kötü niyet tazminatına hak kazanabilir. Bu da ihbar tazminatının 3 katı kadardır. Ancak bu durumda işe iade talebinde bulunamaz.

İŞTEN ÇIKARILMA DURUMUNDA HAKLAR NELERDİR?
Tüm çalışanların kıdem tazminatını alma hakkı vardır. Ancak yasada tanımlanan ciddi bir kusur işlediyse o zaman tazminatsız olarak işten çıkartılabilir. Örneğin işyerinde kavga etmek, işe içkili olarak gelmek, işverene veya yakınlarına küfür etmek, peşpeşe üç gün işe devamsızlık etmek gibi durumlarda tazminatsız işten çıkarılabilir. İşveren bu tür bir nedene dayanmadan işten çıkardığında kıdem tazminatı ödemek durumundadır.

Kıdem tazminatı, 1 yılı geçmiş çalışanlar için çalışılan her tam yıl için 1 aylık brüt giydirilmiş ücret kadardır. Yani brüt ücretin üstüne ikramiye, yol parası, yemek parası, devamlılık gösteren sosyal yardımlar ve benzerlerinin eklenmesiyle bulunan miktarın çalışılan yıl sayısıyla çarpılmasıyla bulunur. Yılı geçen aylar da 1 yıla oranlanarak hesaba dâhil edilirler. Ayrıca ihbar öneli vardır. Yani işveren çalışanı  işten çıkarmadan önce  iş sözleşmesini feshedeceğini bildirmeli ve iş arama izni vermelidir. Eğer işteki kıdemine göre değişen bu sürelere uymaz ise bu dönemin ücretini ödemelidir. İhbar öneli her iki taraf için de geçerlidir. Yani çalışan da işten çıkmadan önce işverene çıkacağını bildirmelidir. (Derhal feshi haklı kılan nedenler hariç)


BELİRSİZ SÜRELİ İŞSÖZLEŞMELERİNE GÖRE İŞ SÖZLEŞMESİ NASIL SONA ERER?
İşi altı aydan az sürmüş olan işçi için bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak iki hafta sonra; işi altı aydan bir buçuk yıla kadar sürmüş olan işçi için bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak dört hafta sonra; işi bir buçuk yıldan üç yıla kadar sürmüş olan işçi için bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak altı hafta sonra; işi üç yıldan fazla sürmüş işçi için bildirimin yapılmasından başlayarak sekiz hafta sonra iş sözleşmesi feshedilmiş sayılır. Bu süreler asgari olup sözleşme ile arttırılabilir. Bildirim şartına uymayan taraf, bildirim süresine ilişkin ücret
tutarında tazminat ödemek zorundadır. İhbar tazminatı davaları 10 yıllık zaman aşımına tabidir.

ÇALIŞAN İŞTEN ÇIKIP TAZMİNAT ALAMAZ MI?
Alabilir. Askere gitme, kadın çalışan için evlilik (evlendikten sonraki 1 yıl içinde), emeklilik durumlarında kıdem tazminatı alınabilir. Bunların dışında sağlık nedenleri, işverenin ahlâk ve iyi niyet kurallarına uymaması gibi durumlarda sözleşme feshedilebilir. Örneğin sigortanın yapılmaması veya düşük ücret üzerinden yatırılması, ücretlerin sürekli gecikmeli verilmesi, çalışanın sözleşmede öngörülen işten esaslı olarak farklı nitelikte bir işe verilmesi gibi durumlarda çalışan sözleşmeyi tazminat hakkını koruyarak feshedebilir.

İBRANAME NEDİR?
İbra, borcu sona erdiren, alacağın talep edilmesine engel olan bir hukuki işlemdir. İş sözleşmesinin kurulması veya devamı sırasında düzenlenen ibranameler geçersiz olup işçinin alacaklarına ilişkin dava talep hakkını ortadan kaldırmaz. İbranamede ne miktar paranın hangi hak karşılığı olduğu belirtilmiş olmalıdır. İbranamedeki miktar ile gerçek miktar arasında açık uyumsuzluk bulunmamalıdır. Matbu olarak hazırlanıp işveren tarafından işçiye iş sözleşmesi devam ederken imzalatılan ibranameler hukuken geçersizdir.

MOBBİNG NEDİR?
Mobbing, özellikle hiyerarşik yapılanmış gruplarda ve kontrolün zayıf olduğu örgütlerde, gücü elinde bulunduran kişinin ya da grubun, diğerlerine psikolojik yollardan, uzun süreli sistematik baskı uygulamasıdır. İş Hukuku açısından mobbing, işverenin işçisine karşı uyguladığı ve çoğu zaman “işçinin kendi rızası”ile işten ayrılmasını sağlamayı amaçlayan psikolojik yıldırma ve taciz davranışları olarak kendini göstermektedir. “Mobbing”e örnek olarak aşağıdaki davranışlar sıralanabilir:
•İşverence işçinin sözünün devamlı kesilmesi ve kendisini ifade etmesinin sürekli olarak engellenmesi
•İşçinin, çalışma ortamındaki diğer çalışanlarla ilişkilerinin koparılmasını hedefleyen davranışlar
•İşçi hakkında asılsız söylentilerin çıkarılmasıve işçinin toplumsal itibarını düşürmeye yönelik rahatsız edici davranışlar
•İşçiye cinsel tacizde bulunulması

•İşçiye verilen işin sürekli değiştirilmesi ya da işçinin nitelikleri ile uymayan düşük nitelikli işlerin kendisine verilmesi
•İşçiye diğer işçilerden farklı davranılması suretiyle “eşit davranma ilkesine aykırı”davranışlar.

İŞSİZLİK SİGORTASI NEDİR?
İşsizlik Sigortası Kanunu’nun tanımlamasına göre işsizlik sigortası: “Bir işyerinde sigortalıolarak çalışırken, kendi istek ve kusuru dışında işini kaybetmiş olanlara; işsizlik ödeneği, eğitim hizmeti, işe yerleştirme hizmeti, sağlık hizmetleri, danışmanlık hizmetleri vermek amacı ile sigortacılık tekniğiyle faaliyet gösteren ve devlet tarafından oluşturulmuş olan zorunlu bir sigorta koludur”(4447 m. 47/c). Türkiye’de “İşsizlik Sigortası Kanunu”olarak bilinen Kanun, aslında birçok kanunda değişiklik yapan bir torba kanundur. 4447 sayılıbu Kanun, 25.08.1999 tarihinde kabul edilmiş, 08.09.1999 tarih ve 23810 sayılıResmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulmuştur.

İŞSİZLİK SİGORTASI ZORUNLU MUDUR?
İşsizlik sigortası zorunlu bir sigorta koludur. Bu Kanun kapsamında olan herkes işsizlik sigortası primi ödemekle yükümlü tutulmuştur. İşsizlik Sigortası Kanunu’nun 17.04.2008 gün ve 5754 sayılıKanunla değiştirilen 49. maddesine göre işsizlik sigortasının gerektirdiği ödemeleri, hizmet ve yönetim giderlerini karşılamak üzere, bu sigorta kapsamına giren tüm sigortalılar, işverenler ve Devlet, işsizlik sigortası primi ödeyeceklerdir.
İşsizlik Sigortası Kanunu, işyerinin çalıştırdığı işçi sayısı bakımından bir ayrım yapmamaktadır. Böylece tüm işyerlerinde çalışan işçiler, işsizlik sigortası kapsamına alınmış olmaktadır. Ayrıca Kanunda işsizlik sigorta kapsamına girmeyenler ile belirli süreli iş sözleşmesiyle çalışan geçici işçiler ya da mevsimlik işçilerin konumları belirlenmiştir.

İŞÇİLER İŞSİZLİK SİGORTASINA NASIL DAHİL EDİLİRLER?
Bunun için ayrı bir tescil ya da bildirim işlemi yapılması gerekmemektedir. İşverenlerce SGK’ya yapılan işyeri ve sigortalı bildirimleri İŞKUR’a da yapılmış sayılmaktadır. İşsizlik sigortası primlerinin tahakkuk ve tahsili Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapıldığından ve her ay düzenlemekte olan “Aylık Sigorta Primleri Bildirgesi”içeriğinde işsizlik sigortası primleri de beyan edildiğinden, ayrı bir bildirge düzenlenmesine de gerek kalmamaktadır.

YILLIK ÜCRETLİ İZNE HAK KAZANABİLMENİN ŞARTLARI NELERDİR?
İşçinin yıllık ücretli izne hak kazanabilmesi için; 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi işyerinde çalışıyor olması gereklidir. İşçinin çalıştığı iş, niteliği yönünden sürekli iş olmalıdır. İşçinin işyerinde deneme süresi de dahil olmak üzere 1 yıl çalışmış olması gereklidir.Yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilemez.

YILLIK ÜCRETLİ İZİN HAKKI NE KADARDIR ?
Yıllık ücretli izin süreleri İş Kanunu’nda, “hizmet süresi”;
a) Bir yıldan beş yıla kadar (beşyıl dahil) olanlara on dört günden,
b) Beşyıldan fazla on beşyıldan az olanlara yirmi günden,
c) On beşyıl (dahil) ve daha fazla olanlara yirmi altı günden az olamaz”şeklinde ifade edilmektedir.
Burada bahsedilen süreler iş gününü kastetmektedir. Yasada belirtilen süreler asgari sınırları ifade etmektedir.
Bireysel ya da toplu iş sözleşmesi ile bir işyerinde bu sürelerin artırılma yönünde değiştirilmesi mümkündür. Ancak azaltılması yönünde değiştirilmesi mümkün değildir. Yıllık ücretli izinin yasada belirtilen sürenin altında kullandırılması yasadışı bir uygulama olmaktadır.
Yıllık ücretli izin işveren tarafından bölünemez. Ancak tarafların anlaşması ile bir bölümü on günden aşağı olmamak üzere en çok üçe bölünebilir.
İşveren tarafından yıl içinde verilmiş bulunan diğer ücretli ve ücretsiz izinler veya dinlenme ve hastalık izinleri yıllık izne mahsup edilemez. İşveren yıllık ücretli iznini kullanan her işçiye, yıllık izin dönemine ilişkin ücretini ilgili işçinin izine başlamasından önce peşin olarak ödemek veya avans olarak vermek zorundadır.

MÜHENDİSLERİN İŞ KAZALARI NEDENİYLE SORUMLULUĞU NEDİR?
Mühendisler işyerlerinde iş sözleşmesiyle çalışmasına rağmen, birçok durumda iş ve işçilerin yönlendirilmesi, işin planlanması, kontrolü görevlerini de üstlenmişlerdir. İşte mühendislerin iş kazası nedeniyle çalışanların uğradığı zararlardan cezai sorumluluğu bu yetkilerinden kaynaklanmaktadır. İşyerindeki çalışma koşullarının nasıl olacağı ve özellikle iş kazalarına karşı alınması gerekli önlemler işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili tüzük ve yönetmeliklerde ayrıntılı olarak gösterilmiştir. Bir işveren veya onun yetkilendirdiği mühendis makina ve teçhizatın bu tüzük hükümlerine uygun olarak çalışmaya hazır olmasından sorumludur.
Bir örnek vermek gerekirse, hareketli parçaları olan birçok makina ve teçhizatın hareketli kısımlarına makina durdurulmadan müdahale edilmesini önlemek üzere koruyucular takılması veya elektrik aksamının mükemmel bir şekilde korunmuş olması tüzük hükümleri gereğidir.
Burada mühendisin görevi de, eğer tüzük hükümlerine uymazlık durumu varsa bunu tespit etmek ve gidermektir. Eğer mühendis bu sorumluluğunu yerine getirmiyorsa görevini layıkıyla yerine getirmemesi nedeniyle tedbirsizlik, dikkatsizlik ve savsaklama nedeniyle ceza kovuşturmasına tabi tutulacaktır. Bu durumu engelleyebilmek için mühendis denetim ve kontrolü altında bulunan makina ve teçhizat için öngörülmüş bulunan çalışma koşullarını iyi bilmeli ve harfiyen uygulanmasını sağlamalıdır. Ortaya çıkan eksiklikler derhal işveren veya yetkili vekiline rapor edilerek giderilmesi talep edilmeli, hayati önemde bulunan eksiklik durumunda ise eksiklik bulunan yer ve makinada
işçilerin çalışması engellenmelidir. Bu arada çalışanların çalışma alanıyla ilgili olarak eğitim görmesi konusunda da işveren ve vekillerinin yükümlü tutulduklarını belirtmeliyiz.

MÜHENDİS KAZASINA UĞRARSA NE YAPILMALI?
Bir çalışan olarak mühendis de iş kazasına uğrayabilir. Herhangi bir iş kazası durumun da en acil işler aşağıdaki gibi özetlenebilir:
İlk olarak kazaya uğrayan kişiye uygun ve gerekli tıbbi yardım yapılmalı. Kaza sonucu oluşan güvensiz durumlar ortadan kaldırılarak yeni bir kaza ihtimali ortadan kaldırılmalıdır. İş kazası derhal en yakın karakola bildirilmelidir. Çalışanın işkazasına uğradığıvizite kâğıdına yazılmalıdır.
İş kazasının nedeni ve nasıl olduğu ile tanıkları hatırda tutulmalıdır. İş kazasıve meslek hastalığı en geç 2 işgünü içinde yazıile ilgili bölge müdürlüğüne bildirilmelidir. İş kazaları neticesinde uğranılan işgücü kaybı için, işverene düşen sorumluluk oranında işverenden tazminat talep edilebilir. İşveren vekilleri de dahil olmak üzere işyerinin diğer çalışanlarının kusuru da işverence karşılanır. (Ancak bu durumda işverenin kusur sahibine rücu etme hakkı saklıdır.) İş kazası nedeniyle tazminat alabilmek için (eğer işveren anlaşmaya yanaşmaz ise) iş mahkemesinde dava açılması gerekecektir. Bu dava sonunda iş kazasında uğranılan işgücü kaybının karşılığı olan miktar işverene tazmin ettirilir.

İŞÇİNİN İŞYERİ GÜVENLİĞİ NEDENİYLE İŞ GÖRMEKTEN KAÇINMA HAKKI VAR MIDIR?
Vardır. İşçinin İş Sağlığıve Güvenliği Kurulu’nun bulunduğu işyerlerinde bu kurula, İş Sağlığıve Güvenliği Kurulu’nun bulunmadığı işyerlerinde işveren veya işveren vekiline başvurması gerekmektedir. İşçi tespitin yapılmasını ve durumun yazılı olarak kendisine bildirilmesini isteyebilir. İşveren veya vekili yazılı cevap vermek zorundadır. Yukarıda tanımlanan bir durumda İş Sağlığıve Güvenliği Kurulu’nun işçinin talebi yönünde karar vermesi halinde işçi, gerekli iş sağlığıve güvenliği tedbiri alınıncaya kadar çalışmaktan kaçınabilir. İşçinin çalışmaktan kaçındığı dönem içinde ücreti ve diğer hakları saklıdır.

İŞVEREN VEKİLİ OLAN MÜHENDİSİN KONUMU NEDİR? İş Kanunu’na göre “İşyerinde işveren adına hareket eden ve işin, işyerinin ve işletmenin yönetiminde görev alan kimselere işveren vekili denir. İşveren vekilinin bu sıfatla işçilere karşı işlem ve yükümlülüklerinden doğrudan işveren sorumludur. Bu Kanunda işveren için öngörülenher çeşit sorumluluk ve zorunluluklar işveren vekilleri hakkında da uygulanır. İşveren vekilliği sıfatı, işçilere tanınan hak ve yükümlülükleri ortadan kaldırmaz.” Açıkça görüleceği gibi işveren vekili durumunda olmak yasadan kaynaklanan hakların kullanılmasının önünde engel değildir. İş Kanunu’nda işveren vekilliği oldukça geniş olarak tanımlanmıştır. Ancak toplu işsözleşmesi hukuku açısından durum değişiktir. Sendikalar Kanunu’nda işveren vekili “işletmenin bütününü sevk ve idareye yetkili olan” kişi olarak tanımlanıyor ve “bu kanun bakımından işveren sayılırlar” deniliyor. Buna göre işyerinin tamamında yetkili bulunmayan bölüm müdürleri ve hatta işletmeye bağlı işyerindeki (işyeri bazında) tam yetkili müdürler dahi sendikaya üye olup, toplu iş sözleşmesinden yararlanabilirler. Çünkü imalat, pazarlama, personel vb. bölüm müdürlerinin yetkisi kendi alanlarıyla sınırlıdır ve bu nedenle toplu iş sözleşmesi açısından işveren vekili sayılmazlar. Aynı şekilde işletmeye bağlı işyerinin müdürünün yetkisi de kendi işyeri ile sınırlıdır. Bu durumda işyerinin tamamını işveren adına yönetme durumunda olmayan bütün mühendisler sendika üyesi olabilir ve toplu iş sözleşmesinden yararlanabilirler. Sendikalar Kanunu’na göre “On altıyaşını doldurmuş olup da bu Kanuna göre işçi sayılanlar, işçi sendikalarına üye olabilirler. On altıyaşını doldurmamış olanların üyeliği kanuni temsilcilerinin yazılı iznine bağlıdır. Bu Kanun anlamında işveren sayılanlar işveren sendikalarına üye olabilirler” denilmektedir. Doğrudan işverenler ve “işletmenin bütününü sevk ve idareye yetkili olanlar”ı kapsayan işveren vekilinin dışındaki bütün çalışanlar işçi sendikasına üye olabilirler.

MÜHENDİSLER MESLEK ESASINA GÖRE SENDİKA KURABİLİR Mİ?
Ülkemizde meslek esasına göre sendika kurulması yasaktır. Sendikalar işkolu temelinde kurulabilmektedir. Belirli bir işkolunda çalışan bütün farklı meslek ve statülerdeki işçiler bir işkolu sendikasına üye olabilirler. Örneğin bir otomotiv firmasında çalışan bütün işçiler; şoföründen, forklift operatörüne, tornacıdan, temizlikçiye, sekreterden mühendise kadar tamamı “metal işkolunda” faaliyet gösteren bir sendikaya üye olabilirler. Örneğin bir özel hastanede çalışan doktor, hemşire, hastabakıcı, temizlikçi, güvenlikçi, teknik eleman, büro görevlisinin tamamı meslek veya statülerine bakmaksızın o şirkette yapılan ana işin bulunduğu işkolundaki sendikaya, bu örnekte sağlık işkolunda kurulu sendikaya, üye olabilirler.

TOPLU İŞSÖZLEŞMELERİNDE MÜHENDİS NİYE KAPSAM DIŞI PERSONEL OLARAK SAYILIYOR?

“Kapsam dışı personel”den kasıt işyerinde ücretli olarak çalışıp da toplu iş sözleşmesinden yararlanamayan çalışanlardır. Öncelikle “kapsam”ve “kapsam dışı”nı tanımlamak gerekir. Toplu iş sözleşmelerinin kapsam maddesi “toplu iş sözleşmesinin uygulanabileceği kişi ve yerleri”belirler.

Ancak uygulamada toplu sözleşmenin uygulanacağı kişi ve görevliler için sınırlamalar yapılmaktadır. Buna göre işyerlerinde ana üretim bölümlerinde ve işveren vekili yetkilerine sahip olmaksızın çalışanlar kapsam içi, diğerleri ise kapsam dışı bırakılmaktadır. Kapsam düzenlemesi yasal hükümlerden kaynaklanmaz. Yasaya göre işyerindeki tüm sendika üyeleri ve sendika üyesi olmayanlar dayanışma aidatı ödeyerek, TİS’ten yararlanmak üzere başvurabilir ve TİS’ten yararlanır.

Önceki yazımızda

Türkiye’de İnşaat Mühendisliği BAKINIZ https://bpakman.wordpress.com/yurdum/insaat/

ile

sonraki yazımızda Türkiye’de Mühendis-Mimar Profili BAKINIZ https://bpakman.wordpress.com/yurdum/insaat/turkiyede-muhendis-mimar-profili/ açıklanmaktadır.

Bülent Pakman Nisan 2010. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden alıntı yapılamaz.

İnşaat Mühendisliği ile ilgili tüm yazılarımız:

Ayrıca Suudi Arabistan, Rusya ve Azerbaycan ülkeleri ve halkları hakkında orada çalışacak olanlara yararlı çok detaylı bilgileri diğer sayfalarımızda söz konusu ülkelerin başlıkları altında bulabilirsiniz.

 Twitter Widgets Facebook Widgets

Roma 2013Bülent Pakman kimdir   https://bpakman.wordpress.com/pakman/

İnşaat Mühendislerinin Yasal Durumu için 8 cevap

  1. şefik yüce dedi ki:

    istanbulda bir inşaat şrt. şap ve seramık işleri yapıyorum 5 aydır daha yaptiğim işlerin 3 de 1 ancak almişim aramızda herhangı şözleşme yok aramızda konuşma la çaliştik kalan alacağim ya vermese ne yapabilirim ne yapmam gerekyor lütfen bana yardimci olunuz saygılar

    • bpakman dedi ki:

      Bu durum Türkiye inşaat piyasasının halini yansıtıyor. Mecburen sulh yoluyla ve taksitle alacaklarınızı almaya çalışın.

  2. feyyaz kara dedi ki:

    yeni hazırlanan anayasada sgk lı çalışan kişi işveren tarafından sebepsiz olarak işten çıkarılması durumunda kıdem tazminatı alamayacakmı?

    böyle bir söylenti var, beni aydınlatırsanız sevinirim.

    selamlar.

  3. feyyaz kara dedi ki:

    ben 01.01.1976 yılında ssk girişliyim, 1987 yılına kadar aralıklı olarak ssk lı çalıştım. 1987 yılının haziran ayında libyaya işçi olarak gittim, yaklaşık 3 yıl çalıştım, tekrar türkiyeye döndük ve bağkurlu olarak 2000 yılına kadar çalıştım ve 2000 yılının mayıs ayında bağkur kaydımı sildirdim, liyadaki çalışmamı sgk ya aktarımını yatım, yaklaşık olarak 2,5 yıldır sgk lı olarak çalışıyorum, 01.02.1960 doğumluyum, toplam prim gün sayım 600 günün üzerinde , sgk bana emekli olamayacağımı söylüyor, bağkuru terk ettikten sonra 1260 gün mecburi sgk lı olarak çalışmak zorundasın diyor.

    yurt dışı çalışmamın bir işe yaramayacağını söylüyorlar yaramayacaksa neden aktarmak için uğraştık.

    iş mahkemeleri veya herhangi bir mahkemeye başvurursam bir hak elde edebilirmiyim.

    bana bu konuda yardımcı olmanızı rica ediyorum

  4. feyyaz kara dedi ki:

    ben 01.01.1976 yılında ssk girişliyim, 1987 yılına kadar aralıklı olarak ssk lı çalıştım. 1987 yılının haziran ayında libyaya işçi olarak gittim, yaklaşık 3 yıl çalıştım, tekrar türkiyeye döndük ve bağkurlu olarak 2000 yılına kadar çalıştım ve 2000 yılının mayıs ayında bağkur kaydımı sildirdim, liyadaki çalışmamı sgk ya aktarımını yatım, yaklaşık olarak 2,5 yıldır sgk lı olarak çalışıyorum, 01.02.1960 doğumluyum, toplam prim gün sayım 6000 günün üzerinde , sgk bana emekli olamayacağımı söylüyor, bağkuru terk ettikten sonra 1260 gün mecburi sgk lı olarak çalışmak zorundasın diyor.

    yurt dışı çalışmamın bir işe yaramayacağını söylüyorlar yaramayacaksa neden aktarmak için uğraştık.

    iş mahkemeleri veya herhangi bir mahkemeye başvurursam bir hak elde edebilirmiyim.

    bana bu konuda yardımcı olmanızı rica ediyorum

  5. bpakman dedi ki:

    Bu durumda prim gün sayısı artığından Yurt dışı çalışmayı saydırmanız emekli olduğunuzda maaşınızda artışa neden olur tahminimce.

  6. Geri bildirim: Üniversitelerin İnşaat Bölümleri Sıralaması | Pakman World

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s