Halil Rıza Ulutürk

1932 yılında Azerbaycan’ın Salyan ilçesinin Pirebbe köyünde doğdu. Salyan şehrinde 2 numaralı orta mektebi bitirdikten sonra ADU’nin Filoloji Fakültesinin Gazetecilik bölümünde tahsil aldı (1949-1954). Çalışma hayatına “Azerbaycan Kadını” dergisi redaktörlüğünde edebi işçi olarak başladı (1955-1957). Moskova’da M. Gorki Edebiyat Enstitüsü nezdindeki yüksek edebiyat kurslarının müdavimi oldu (1957-1959), sonra APİ’de baş muallim olarak çalıştı (1959-1960). Azerbaycan Nizami Edebiyat Enstitüsünde baş ilmi işçi olarak çalıştı (1969’dan itibaren). “Günay” gazetesinin baş redaktorü oldu (1993’dan itibaren). İlk matbu şiir – “kitabı” 1948’de “Azerbaycan Pioneri” gazetesinde yayımlandı.

Azerbaycan’ın bağımsızlığı için kalemiyle, şiiriyle mücadele eden Ulutürk altmışlı yıllardan beri konuşmalarında ve şiirlerinde Azerbaycan’ın bağımsız olması gerektiğini vurguladı. (Halil Rıza Ulutürk, Uzun Süren Gençlik, Bakı 1994, s. 432.). Azerbaycan’ın bağımsızlığı uğrunda gösterilere faal iştirak etti, bu yüzden 26 Ocak 1990 da Sovyet ajanlarınca hapsedildi. Moskova Lefortova Zindanında 1 Mart 1990 tarihinde yazmış olduğu şiirinde Türkleri şu mısralarla anlattı:

“Her Türk on kişiye denktir!” – dediler
“Hayır” – dedi Mustafa Kamal Atatürk
“Her Türk bir dünyaya bedeldir.”
Sen 58 yaşlı, mense 45 yaşımda,
Söyle hardandı sende bu metanet, bu kudret?
Yoksa od küresi var yüreğinin başında
Kelemin yıldırımdır, özün bambaşka cüret.
Tükendi defter-kalem, gece-gündüz yazırsan,
Karalayıp bozursan, bozup bir de yazırsan
Derdi büküp koymuşsun dizlerinin altına,
Arslan gibi, şir gibi her dövüşe hazırsan.
Demir-beton duvardan tırnak boyda koparttım,
Tas içinde göllenen yağış suyuna attım.
Dedim:-Bu sorgulara cevap almak için, inan
Türk olmalı, anadan sen Türk doğulmalısan!

Lefortovo zindanında 8 ay 13 gün tutulduktan sonra Moskovadan Bakü’ye getirildi, bir ay devam eden mahkemeden sonra serbest bırakıldı. Hapis günlerinde sağlığı bozulduğu için Süleyman Demirel’in girişimiyle 1922 de İstanbul Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Haseki Hastanesinde tedavi ve ameliyat oldu. Dünya şiirlerinden tercümelerini “Turan Çelengi” (1992) kitabında toplu halde bastırdı.

22 Haziran 1994 de vefat etti, Bakü Fahri Hıyabanında defnolundu. Mezarı yanında heykeli bulunmaktadır. Azerbaycan halkının milli mücadele hareketine verdiği özel hizmetleri nedeniyle, ölümünden sonra, ‘İstiklal ordeni’ (nişanı) ile taltif edildi.

İçerikÖlümünden sonra, eşi Firengiz hanım Halil Rızanın şiirlerini, günlüklerini ve tercüme eserlerini düzenleyerek kitap halinde Halil Rıza Ulutürk imzası ile bastırdı.

Ölümsüz Azerbaycan şairi Halil Rıza Ulutürk’ün İstanbul-Bakü hava yolunun açılması münasebetiyle 1989’da kaleme aldığı şiiri “Yaşasın od yurdu, kardeş Türkiye”. olarak adlandırmıştı. Şiirde Mustafa Kemal Atatürk’e hasr olunmuş mısralar şiirin, canı-kanı, şah damarıdır:
Beşerin yoludur Atatürk yolu
Yağsa da yıldırım, boran, kar, dolu
Yar bu covğunları , ey genç Koroğlu,
Smaşsın Od yurdu, kardeş Türkiye
Türkseverler tacı Mustafa Kur’an,
Ölmez millet üçün yaradan, kuran
Sensen arkamızda dağ gibi duran
Dayağım, Od Yurdum, arkam Türkiye

Mustafa Kemal Atatürk’ün en büyük arzusu Türksoylu, Türk dilli halkları kavuşmuş görmek idi. Türk dünyasının ölmez şair Halil Rıza, önderin bu fikrini mısralara çevirmiştir:
Birleşse türkuyğur, türközbek, tatar,
Elim Aya, Marsa Zöhre’ye çatar
Haray, ey gagauz, türkgazah, balkar (haray!=haykır!)
Ey başkırt, ey türkmen, susursam niye?
Kovuşsun Türkistan, Atatürkiye

———————————————-

                               TÜRK sözünden korkan geda (geda=görgüsüz)
Geribedir şakerin: (Geribedir= hayrettir, şaker=alışkanlık)
Türk sözünü eşitcek derhal omba durursan. (omba=kıç)
Bacarsan, hemin sözün düz gözünden vurursan. (hemin=aynı)
Kardaşım oğlu –Türkel,
Doğma kendim de –Türkan. (doğma kendim=doğduğum köyüm)
Şiirimde görsen, derhal bozub karalayırsan.
Ya Merdekan yazırsan,
Ya Şüvelan yazırsan, teki Türkan olmasın.
Dodakaltı mirtdanıb, söylenib hısın-hısın (mirtdanmak=homurdanmak, hısın hısın=için için)
Bazen aşkar deyirsen:
-Kardaş, “Türkan” olmasın.
Yoh, “kardaş”sözünü sen götür geri, ey geda!
Sözden korkan herifden kardaş olmaz dünyada
ne yakına, ne yada.
Bu dünyada növbenöv korkaklar görmüşem men: (növbenöv=her tür)
Oddan, sudan, denizden, ilandan korkan da var. (ilan=yılan)
Ancak sözden korkanı dünyada gören hanı?
-Yoh, bu adi söz deyil. Türk sözüdür, ay canım!
Sus, tanıdım men seni, vicdanı çokdan susan!
Otuz yeddinci ilin lap dibinin hıltısan.  (ilin=yılın, lap=en, hıltı=çökel)
Sen neçenci ildensen?
Kırkıncıdan? Ne farki?
Hele heç doğulmamış korkuludur korkaklar.
Bütün cinayetlerde korkağın barmağı var. (cinayet=suç)
Senin kimilerini süpürmesek cihandan,
İnan, bir de kayıdar belke o kırğın, o kan. (kayıdar=geri döner)
Sene hitab etmeyi ar bilsem de özüme,
Gerek davam eleyim başladığım sözüme.
Dinle: her halda senden beş-altı yaş böyüyem.
Arzin en böyük çayı Nile benzeyen Türkem.
Azerbaycan Türküyem, bu soyun şah budağı,
Neçe-neçe eranın göksümdedir kaynağı. (neçe-neçe=bir hayli)
Arzin buz laylarını eriden kudret menem. (lay=tabaka)
Daş dövrünü yaşayan tunc… … … . . ,
Demir dövründe polad eriden hikmet menem. (polad=çelik)
Avropanı oyatdı Attilanın kılıncı  (oyattı=oynattı)
O kılıncı Füzuli kalemine çeviren
Cüret, leyakat menem.
Raketlerin anası arabanı keşf eden, (raket=roket)
Ne kadar uluslara: yunanlara, ruslara,
Tunkuslara, lehlere, almanlara, çeklere (Tunkus=Tunguz)
Min-min sözü bahş eden beşer atası Türkem! (min-min=binbir)
Kulak as, ey akli kem: (kem=eksik)
Menden başlanır tarih.
Tarih kadar kocaman, tarih kadar müdrikem.
Türkem, neçe millete öz kanımı vermişem. (neçe=ne kadar)
Denizler betnimdedir, ummanımı vermişem. (betnimde=içimde)
Get dolan Kamçatkayı, Alaskaya gedib çat.
Amerikaya kemend at, orda rişem var menim. (rişe=kök)
Dillerini araşdır,
Öz doğmaca balamdır kadim hindular menim. (balam=evladım, hindu=kızılderili)
Men cığır değil, tarihin kehkeşan tek yoluyam. (cığır değil=kuşkusuz, kehkeşan=gökler)
Dede Korkud, Alpamış, Manasam, Koroğluyam.
Şeirin, elmin, rübabın ilk bahar nesimiyem. (nesim=meltem)
Türküstanda Feraki, İrakda Nesimiyem.
Bir kanadın Nevai, o biri Yunus Emre.
Öyren, hansı makamda endim semadan yere.
Neçe millerin saçı ellerimde darandı.
Yohan, İvan sözleri
Bizim “Han”dan yarandı.
Uluk-Olek kardaşdır, ya Uğur-İgor nece?
Bunlar ne tapmacadır, ne ovsun, ne bilmece. (tapmaca=bulmaca, ovsun=efsun)
Volka-İrtış, Yenisey, Kızılirmak- kollarım.
Arzin şah damarıdır menim döyüş yollarım.
Yoh, bigane kalmadım ne hayre, ne şere.
Men “Çelovek” sözünü bahş eledim beşere.
Sinirlenme boş yere,
Türke karşı tuşlanmış casuslar görmüşem men.
Bulanlıkken durulmuş.
Öyrenerken ayılıb özü Türke vurulmuş.
Türkem.
Birce hayatım yetmiş deniz yelkenim. (birce=tek)
Sen get anandan öyren kimden kazanmış seni.
Halil Rıza ULUTÜRK

————— ÖZGÜRLÜK—————–
Özgürlüğü istemem ben
Zerre zerre, gram gram
Kolumdaki zincirleri kıram gerek!
Kıram! Kıram!

Özgürlüğü istemem ben
Bir hap gibi, ilaç gibi
İstiyorum sema gibi
Güneş gibi
Cihan gibi
Çekil, çekil ey gaspeden
Ben bu yurdun gür sesiyim
Gerek değil sıska bulak
Ben denizleri beklerim.

(Türkiye Türkçesine uyumlaştırılmıştır)

Bülent Pakman. Şubat 2015. İzin alınmadan, aktif link verilmeden yayımlamaz, alıntı yapılamaz.

Azerbaycan’da Kimlik ve Dil

YANLIŞ: Türkiye’de Azerbaycan Türklerine “Azeri” konuştukları dile de “Azerice” denmektedir.  Azerbaycan resmi politikasında bu tanımlar  “Azerbaycan Halkı”, “Azerbaycanlı” ve “Azerbaycan’ca”, “Azerbaycan Dili” şeklindedir. Bunlar külliyen yanlıştır.

Bir: Azerbaycan bir coğrafya ismidir, millet değil, Ayrıca soyu bilinen, kendine has dili olan halklar coğrafi adlarla kimliklendirilemezler. 
İki: Azeriler İran’da yaşayan küçük bir etnik topluluktur. Azeri sözcüğü, ilk defa olarak, tarihin en azılı Türk düşmanı Stalin, daha sonra ise hasta beyinli İran-Fars şovenistleri tarafından, Azerbaycanlıların Türklük şuurunu yok etmek, unutturmak için uydurulan sahte bir kimliktir. Eğer Ruslar, Çarlık ve Sovyet dönemlerinde Allah korusun Anadolu ya hakim olsalardı, orada da benzeri şekilde Egeli, Karadenizli ve İzmirli diye uyduruk milletler ve kimlikle yaratmaya çalışırlardı.

DOĞRU:  “Azerbaycan Türkleri” ve “Azerbaycan Türkçesi”.

Kurtlar olur çobanların koyunu
İtten öğrenirse, kendi soyunu
“Azerilik” komunizmin oyunu
Azeri değiliz, Türk oğlu Türk’üz!

Bahtiyar VAHAPZADE

Günlüklerimizde arada Azerice ve Azeri kelimelerinin kullanılmasının sebebi arama motorlarında daha çok o şekilde bulunabilmesindendir.

AZERBAYCAN GÜNLÜKLERİ:

Bakü’ye gelmeyi düşünen “özellikle beyaz yakalı” Türk vatandaşlarına yardım için şahsi görüşler yanında bazı bölümleri kaynakları verilmiş yorumlu-yorumsuz alıntılarla derlenmiştir, tenkidi (eleştirel) ya da başka hiç bir amacı yoktur.  Yaşanmakta olan hızlı gelişimler sonucu çok şeyin değişmekte, güncelliğini yitirmekte olduğu da göz önüne alınmalı, burada yazılan her şeyin doğru ve aktüel olduğu düşünülmemelidir.  Kelimelerin çoklu anlamlarında ve ifadelerde tam bilgi sahibi olunmadan değerlendirmeler yapılması da yanlış anlamalara sebep olabilir. 

Başka yerlerde bana ait olarak gösterilen yazılarla ilgim yoktur. Özellikle fotolar eklenmiş, orası-burası, fotoları, alıntıları, linkleri silinmiş olanlarla. Özgün yazılarım sadece buradadır.

Twitter Widgets

Facebook Widgets

IMG_2654Bülent Pakman kimdir  https://bpakman.wordpress.com

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s