Kambur İzzetler, Ali Kemaller

Ankara, Sevr anlaşmasını kabul etmelidir. ” Sadrazam İzzet Paşa  04.11.1920

İngiltere’ye direnip durmak, gereksiz ve tehlikelidir.” Sadrazam Salih Paşa 20.08.1920

Anadolu direnişi bir blöftür. Avrupa medeniyeti Anadolu’yu bu zavallı haşereden temizleyecektir. Medeniyeti temsil eden İngiltere gibi bir devlete itiraz etmek küstahlıktır.” Nazır Rıza Tevfik

Anadolu’da ki milliyetçi hareket boşa çıkmaya mahkûmdur.” İngiliz Muhripler Derneği Başkanı  Sait Molla 01.05. 1920

Avrupa ile başa çıkmayı asırlardan  beri Asya’nın hangi kavmi başardı ki biz başarabilelim.” Sadrazam Damat Ferit Paşa 04.06.1921

Anadolu’yu boşaltmaları karşılığında, Trakya Yunanlılara bırakılabilir.”
Osmanlı Hükümeti Nazırlar Heyeti (Bakanlar Kurulu) 19.09.1921

Osmanlı Hükümeti Ermenilere toprak verilmesini kabul ediyor.”  Hariciye Nazırı Sefa Bey’den İngiliz Yüksek Komiseri Rumbold’a.. 29.01.1921

General Paraskevopulos’un ordusu, şimdi sürat ve şiddetle harekata devam eyleyecek olursa, birkaç haftada Ankara önlerinde bulunacaktır. Yunan ordusunun başarısı için dua ediniz! Yunan ordusunun ilerlemesi hükümetimizin programına uygundur. Bu ordu bizim ordumuzdur!” Medrese çıkışlı Adliye Nazırı  Ali Rüştü 12.07.1920

Kendim, kabinedeki arkadaşlarım, Sultan ve geniş bir halk kitlesi adına katiyet ve ciddiyetle temin ederim ki, umumun arzusu İngiltere tarafından idare edilmektir.”  Hariciye Nazırı Mustafa Şerif Paşa’dan İngiliz Ordu Komutanı General Milne’ye. 16.12.1918

Anadolu ayaklanması için sebep yoktur. Fransızlar bizim iyiliğimizi istiyor.”
Adana Valisi Abdurahman 05.11.1920

Padişah Yunanlılarla harp edilmesine razı değildir. Yunanlılar bizim dostumuzdur. Padişahın emir ve rızası hilafına olarak, onlara silah çekmek küfürdür, isyandır.” Padişah tarafından paşalık verilen ve İzmit Mutasarrıflığına getirilen Anzavur Ahmet 1920

Göğsümde iman, başımda Kuran ve elimde padişahın fermanı ile geliyorum. Başta Mustafa Kemal olmak üzere, Kuvva-i Milliyeci subayların hepsinin başını kesip, Kemal’in başını padişaha götüreceğim.” Anzavur Ahmet Kuvva-i Muhammediye Birlikleri Komutanı 01.10.1919

Anadolu’da bir patırtı, bir gürültü, kongreler, beyannameler falan, sanki bir şey yapabilecekler. Blöf yapmanın sırası mı? Hangi teşkilatın, hangi kuvvetin var? Bu ne hayal. Kuzum Mustafa, sen delimisin?”  Yazar Refik Halit Karay 1920

Yunanla çarpışmaktan vazgeçiniz. Zira bu teşebbüsünüz beyhudedir.”- Jandarma Genel Komutanı Kemal Paşa 3.08.1919

Amaç Ankara hükümetine karşı, Yunanistan‘ın yardımıyla, Sultan’ın ve Yunanistan’ın himayesi altında bir Batı Anadolu devletinin kurulmasıdır… Kemalist kuvvetler bastırılacak; bütün Anadolu Mustafa Kemal’in elinden kurtarılacak. Bunun için kurulacak gönüllü Anadolu ordusunun talim ve silahlarından Yunan başkomutanı sorumlu olacak, bir miktar yunan subayının bu orduya katılması sağlanacak… Yunanistan, masraflarını karşılamak üzere cemiyete 100.000 Lira verecek.” Anadolu Cemiyeti’nin İstanbul’daki Yunan Başkomiserliğine önerisi. 9.12.1921. Anadolu Cemiyeti Vahdettinci bir örgüt olup o aşamada Şeyhülislam Mustafa Sabri başkanlığı altında idi.

İngilizlere meydan okuyoruz.Bu en büyük küfürdür.” Divitli Eşref Hoca 1920

Halifenin müttefiki olan İngilizler Pınarbaşı’na doğru geliyorlar. Onlarla birlik olup Kuva-i Milliyecileri yeneceğiz…Kim Kemalci milliyetçilerle birlikte Yunana karşı gelirse şer’an kafirdir“. Konya’da isyan ederek Milli Mücadeleye darbe vuran Delibaş Mehmet 1920

Yunan ordusu halifenin ordusu sayılır. Hiç de zararlı bir topluluk değildir. Asıl kafası koparılacak mahlukat Ankara’dadır.”  Teal-i İslam (İslamı Yüceltme) Derneği’nin bildirisi 1920. Teal-i islam, “Halifenin Yardımcısı Ulemalar Teşkilatı” adıyla da anılmaktaydı.

Kuva-i milliyeciler kudurmuş haydutlardır.” Medrese Hocaları Derneği – Cemiyet-i Müderressin.

Ve tabiî, onlar gibi yüzlerce vatan hainini, Müdafaai Hukuk, Millî Mücadele ve Cumhuriyet düşmanını da unutmayalım. Cumhuriyet’i ayakta tutmaya çalışanlar da unutmasın, Cumhuriyet’i yıkmaya çalışanlara da… Kambur İzzet ve Ali Kemal, tarih sayfalarında yüzlercesi kayıtlı hainlerin en tipikleri arasındadır.

Yaşadığımız günlerin dehşet verici olayları, özellikle emperyalizmin Cumhuriyet aleyhine sergilediği kudurgan hamleler bizi ister istemez, Kambur İzzetleri, Ali Kemalleri hatırlamaya sevk etti. Birazcık irdeleyelim bu tipik hainleri. İrdeleyelim de bedava bulduğumuz için kıymetini bilemediğimiz Cumhuriyet’in hangi çileler ve namussuzluklar aşılarak kurulduğunu görelim.

Osmanlıları Türk olarak görüyorlardı

O günlerde Fransa Başbakanı Clemenceau diyordu ki, “Avrupa’da, Asya’da ya da Afrika’da hiçbir yer yoktur ki orada Türklerin hakimiyeti, refahı azaltmamış ve kültür düzeyini düşürmemiş olsun. Türklerin çekildiği hiçbir ülke yoktur ki refahı gelişmemiş, kültürü yükselmemiş olsun. Yani ister Hıristiyan Avrupa’sında, ister Müslümanların bulunduğu yerlerde Türkler daima kötülük getirmişlerdir.

İngiltere Başbakanı Llyod George da şunları söylüyordu: “Türkler bir insanlık kanseri türüdür, yönettikleri toprakların içine işlemiş bir yaradır.

Bunları yutan İstanbul Hükûmeti, İzmir’in işgaline ön gelen günlerde, Yunan işgalinin işini kolaylaştırmak için, padişah fermanıyla dört bir yana ‘nasihat heyetleri’ gönderiyordu. Bu heyetler, dini kullanarak, halkı haçlı işgale karşı çıkmamaya teşvik eden ‘Allah ile aldatma’ heyetleriydi. Dayandıkları resmi-siyasal temel, bir sıfatı da ‘Müslümanların Halifesi’ olan padişahın fermanıydı. Bu ferman, halkın haçlı işgale karşı çıkışını ‘mütareke hükümlerine aykırı ve misafirperverliğe leke sürecek bir tutum’ olarak gösteriyordu. Allah ile aldatma ekibi olan ‘nasihat heyetleri’ işte bu ferman istikametinde halka ‘öğütler’ veriyordu. Yani halkı, vatanına, mukaddesatına, mabedine, anasına, avradına musallat olmuş emperyalist haçlı sürülerine karşı sessiz kalmaya, hatta onlara nazik davranmaya teşvik ediyordu.

Padişahın hükûmetiyle onun beslediği hainler sürüsüne göre, Süleymaniye Camii’nin minaresine haç takmak üzere gemilerini Haliç’e demirleyen İngilizler’e karşı çıkmak ‘misafirperverliğe leke sürecek bir tutum’ idi.

Mütareke basını

Mondros Mütarekesi zamanında İstanbul’daki Türk basınının önemli bir bölümü iyi bir sınav verememişti. Onların arasında  yayınlanan bazı yazılar ise basın tarihimiz açısından yüz kızartıcıdır.  Milli Mücadele aleyhinde yayın yapan, Ali Kemal, Refii Cevat Ulunay, Sait Molla, Mustafa Sabri Efendi, Mehmet Asım gibi gazeteci ve yazarların, milli mücadelenin verilmesine karşı olan tavırlarını ortaya koydukları bu basına daha sonradan Mütareke Basını adı verilmiştir.

Daha kurtuluş savaşı başlamadan İstanbul’daki bu aydınlar Wilson Cemiyeti adı altında bir dernek kurmuşlar ve ABD Başkanı Wilson’a bir telgraf göndererek Türkiye’nin Amerikan mandası altına alınmasını talep etmişlerdi. Bu görüşleri Sivas Kongresinde de dile getirenler oldu. Atatürk bu gibi önerileri kesinlikle reddetti.

Birinci Dünya Savaşından sonra İngilizlerin tahrik ve teşvikiyle ülkemizi işgal eden Yunan kuvvetlerine karşı Atatürk’ün önderliğinde büyük bir kurtuluş savaşı yaşanırken de İstanbul’daki bu sözde aydınlar ve gazeteciler kendi ülkelerine zulüm yapan devletlere yaranmaya çalışıyorlardı. Bunlar Damat Ferit Paşa’nın İngiltere ile dostane işbirliğini savunan Hürriyet ve İtilaf Fırkası politikalarını destekmişler, Türk milletini Anadolu’da yaşayan sadece tarım ve hayvancılıkla uğraşan, tahsili ve bir zanaatı olmayan köylüler olarak tanımlayarak bu insanların Düvel-i Muazzama (Büyük Devletler) karşısında varlık gösteremeyeceğini bu yüzden büyük devletlerle Mondros Mütarekesi çerçevesinde sürdürülen dostane ilişkilerin doğruluğunu savunmuşlardı.

Mütareke Basını, Anadolu’daki Ulusal direnişi örgütleyen Mustafa Kemal karşısında bir kampanya başlatmış, ulusal direnişi karalama ve parçalama yarışına girmişti. Bu kampanyaya İstanbul’da “Alemdar” , “Peyam-ı Sabah”, “Türkçe İstanbul”, “Aydede”, “Ümit”, Anadolu’da ise “Ferda”, “İrşat”, “Zafer” gibi gazete ve dergiler katılmışlardı.

Mütareke basınının önde gelen basın organlarından:

Osmanlı İmparatorluğu İngiltere’ye yanaştıkça daima kazanmış, uzaklaştıkça kaybetmiştir. Bizim için yol, İngiltere’nin açacağı yoldur.” Alemdar – Refii Cevat Ulunay

Biz Anadolu’daki Kuvayi Gayrımilliyecilerin işgal kuvvetleriyle baş edebileceklerini sanmıyoruz. Salah ve mevcudiyetimiz için bunların temsilcilerini yok etmemiz lazım.” Alemdar – Refii Cevat Ulunay

Sehpalar bu adamlara layık değildir. Koparılması gereken bu kafalar kütükler üzerinde kesilip günlerce seng-i ibretle (ibret taşı) kalmalıdır…” Refii Cevat Ulunay

İstiklâl diye bağıranlar kötü niyetlidir.” Refii Cevat Ulunay 31.08.1919

Tek çarenin galiplerle uyuşmak ve anlaşmak olacağı bu kafasızlarca ne zaman anlaşılacak?” Refii Cevat Ulunay 23.03.1920

Anadolu’daki Milliyetçi hareketi yok etmek, millet için var olma meselesidir… O alçaklara karşı çıkanlar, islama, halifeye, padişahımıza unutulmaz hizmette bulunmuş olacaklardır.“ Refii Cevat Ulunay 04.04.1920

Yunanistan kısa zamanda Mustafa Kemal kuvvetleri denen çapulcuları tamamen tepeleyecektir.” Refii Cevat Ulunay 08.09.1920

Anadolu ile değil, Yunanistan ile anlaşmalıyız.” Refii Cevat Ulunay 15.10.1920

İngiltere’ye olan sevgimize, Amerika’ya olan saygımız ket vurmaz”. Türkçe İstanbul, 16.12.1918

M. Kemal Samsun’a gidince bir takım örgütler kurmaya başlamış, (…) kışkırtıcı sözler söylemiş, Erzurum’da yaptığı kongre Anayasaya, Meşrutiyete başkaldırmadır.” 2.8.1919, 13.9.1919

İngilizleri bekliyoruz. Türkler kendi güçleriyle adam olamaz. İngilizler elimizden tutarak bizi kurtaracak.”, “Azimli bir hükümet, ’Kuvayı Milliye’adı altına sığınan bu haydutların kafasına neden bir yumruk indirmiyor?” Refii Cevat Ulunay. Alemdar 21.4.1919 ve 16.3.920

Anadolu Kemalistlerden temizlenecektir.” Alemdar 29.4.1920

Yunanlılar ne kadar ebedi düşmanımız olursa olsun, bugünkü galiplerimizin bir müttefikidir, onlara karşı yapılacak hareket, İtilaf Devletleri’nin kırgınlığına sebep olur. Gafletin bu derecesi görülmüş, işitilmiş şey değildir!” Alemdar 23.4.1920

Müftü Hilmi Efendi, Selimiye camii’inde hürriyetin ve adaletin saygı değer temsilcisi olan Venizelos hazretlerinin sağlığı için güzel bir dua okumuş, ve hazır bulunanlar şükran duygularını belirterek duaya katılmışlardır.” Edirne Tem’in gazetesi 13.08.1920

Ali Kemal

O sırada padişah hükûmetinin Dahiliye Nâzırı olan, tarihe Kurtuluş Savaşı’na ihanet eden alçakların en soysuzlarından biri olarak geçen ve bağımsızlık âşıkı halk tarafından linç edilen Ali Kemal ödlek haini ise, bölge valilerine şu emirleri tebliğ ediyordu:

Bu müthiş davayı (Türkiye’nin işgalini) harp ve darp ile çözecek durumda değiliz. Bu açık talimata aykırı hareket edenlerden hesap soracağım. Harp ve darp, yaygara ve şamata zamanı değildir. En büyük vatanperverlik, beş senedir yaptığımız deliliklerin hesabı görülürken olsun, artık akıllandığımızı dost ve düşmana ispat etmektir.”

Devlet yönetimine de yabancılara yaranmaktan başka bir şey düşünmeyen teslimiyetçi yaklaşım egemen olmuştu. İngiliz muhipleri Cemiyeti Başkanı Rahip Fray adında bir yabancıydı. Derneğin üyelerinden biri İçişleri Bakanı Ali Kemal’di. Derneğin üyelerinden Sait Molla Rahip Fray’e bir mektup yazıyor ve diyordu ki, “Ali Kemal İçişleri Bakanlığından istifa etti ama Padişaha çok yakındır ve sözünü geçirir. Bu zatı elde bulundurmak gerekir. Bu fırsatı kaçırmayalım bir hediye takdimi için en uygun zamandır.  Ali Kemal Bey talimatınıza harfi harfine uyacaktır.

Ali Kemal’in Peyam-ı Sabah’taki Türklük ve Milli Mücadele karşıtı manşetleri:

. “Tevekkeli ecdadımız Türklere edrakı bi idrak dememiş…” 5.11.1918

. “Müdafa-i Milliye mensupları tutuklanmalıdır…” 18.5.1919

. “İzmir’de sukunet var, işgal geçicidir…” 22.5.1919

· “Padişaha sadakatle bağlı Anadolu halkı, Mustafa Kemal denilen şakiye haddini bildirecektir.” 20.4.1920

. “Bu ülkedeki yabancı askerler, Teşkilat-i Milliye’den bin kere daha iyidir.” – 23.04.1920

· “İdam! İdam! İdam! Mustafa Kemal cezasını bulacak” 25.4.1920

. “Ankara’dakilerin Yunanlılara hala meydan okumalarına çılgınlıktan başka bir sıfat verilemez. Yunanlılarla aramızda akılca da, ilimce de, kuvvet bakımından ve her açıdan bu kadar fark varken onlarla muharebeye girişilemez.” 07.08.1920

. “Böyle kahramanlardan bizi Allah korusun…” 3.11.1920

. “Ankara’dakiler Kars’ı almışlar. Demek ki işlemediğimiz bir hata kalmıştı. Ermenistan’a taarruz ile onu da tamamladık… Ankara yâranı nihayet meramlarına erdiler. Ermenistan’a yürüdüler. Kars’ı işgal ettiler.” 11.11.1920

. “Avrupa ile başa çıkmayı asırlardan beri Asya’nın hangi kavmi başardı ki biz başarabilelim.” 06.02.1921

. “Mukadderatımızı Ankara’ya bırakmamalıyız…” 1.1.1922

. “Kuvay-i Milliyeciler Bolşevik Komunistlerdir…” 25.5.1922

. “Bu zavallı vatanı Mustafa Kemal’in muzaffer olma ihtirasından kurtarmalıyız…” 2.8.1922

. “Bu Ankara ricalinin zihniyetiyle ancak İran’a ve Turan’a gidebiliriz, Edirne, İzmir, İstanbul istikametine gitmek hayaldir…” 26.8.1922

. “Ankara efendileri akıllarınca bütün Türkiye’nin dostlarımız tarafından boşaltılmasını istiyorlar…” 28.8.1922

İzmir’in kurtulduğu gün çark ediyor

. “…bu gün türk’ün bayramı…” 9.10.1922

Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasının ardından Ankara Hükümetinin, Ali Kemal’in İstiklal Mahkemesi’nde yargılanmak üzere tutuklanarak Ankara’ya gönderilmesi talimatı üzerine 4 Kasım 1922 günü, Teşkilat-ı Mahsusa mensubu birkaç kişi Ali Kemal’i Tokatlıyan Oteli’nde gittiği berber dükkânından kaçırarak, İzmit’te bölge kumandanı Sakallı Nurettin Paşa’ya teslim etiler. 6 Kasım 1922 de Ali Kemal kumandanlık karargahı önünde bekleyen “genç subaylar” tarafından linç edildi. Lozan’a gitmekte olan İsmet İnönü’nün Ali Kemal’in teşhir edilen cesedini görerek sinirlenmesi üzerine apar topar defnedildi. Falih Rıfkı Atay’a göre, Atatürk Ali Kemal’in öldürülüş şeklinden tiksinerek bahsederdi.

Kambur İzzet

Padişahın hükûmeti, bir yandan da İzmir’de başlayan eylemli mukavemeti kırmak için, İzmir Valisi Nurettin Paşa’yı değiştirerek yerine ‘Kambur İzzet’ diye anılan onursuz ve omurgasız bir paşayı İzmir Valisi yapıyordu. Bu Kambur’un, Müdafaai Hukukçulara işgalle ilgili söyledikleri şunlar: “Böyle bir mesele yoktur, İzmir’in işgal edileceği haberi doğru değildir.”

Yine omurgasız takımdan bir paşa olan Kolordu Kumandanı Nadir Paşa da, mukavemet edebilecek askerleri silahsızlandırarak kışlaya hapsediyordu. İşgalci Yunanlılar geldiğinde onları teşekkürle karşılayan bu alçak herife işgalci Yunan kumandanının reva gördüğü ‘ödül’ ise bu aşağılık adamı, tokatlatması oldu. Hem de bir Yunanlı çavuşa…

14 Mayıs 1919 akşamı yani işgalden birkaç saat önce İngiliz Akdeniz filosu kumandanı Amiral Galthrop, İzmir Valisi Kambur İzzet’e şehrin Yunanlılarca işgal edileceğini bildirdi. Vali Kambur İzzet şerefsizi, bu haberi de halktan gizledi. Bununla da yetinmeyerek 15 Mayıs sabahı yani işgal günü sabahı, Köylü Gazetesi’nde şu bildiriyi yayımlama alçaklığını gösterdi:

Bazı fena niyetliler, İzmir’in Yunanlılar tarafından işgal edileceği yolunda söylentiler çıkarmışlardır. Yalandır; tekzip edilir.” (Geniş bilgi için Bk. Şevket Süreyya, Tek Adam, 2/69-73)

Kambur İzzet ve benzerlerine göre, bağımsızlık için mücadele eden Müdafaai Hukukçular, Kuvayi Milliyeciler ve özellikle onların başbuğu Mustafa Kemal, ‘fena niyetliler’ idi. Kambur İzzet’in günümüzdeki zihniyet torunları da Mustafa Kemal’i ‘fena niyetli’ görerek yok etmek istemiyorlar mı?

Bütün zamanların Kambur İzzet ruhlu emperyalist yamağı namussuzlarını tanımada bu tarihsel tablonun dikkatle değerlendirilmesi gerekir.

Günümüzdeki kopyaları

Bir ülkede devlet adamlarının ve basının yabancı ülkelere karşı bu kadar alttan alıcı ve teslimiyetçi bir yaklaşım benimsediğinin örneğini dünyada bulmak kolay değildir. Ne yazık ki, son zamanlarda Türk basınının bir bölümünde de benzeri bir yaklaşım görülmekte, bazı gazeteler ve köşe yazarları, Kıbrıs, Kürt meselesi, Ermeni meselesi, terörizm gibi konularda adeta yabancıların sözcülüğünü yapmakta, Türkiye’nin çıkarlarını koruyan, dış baskılara karşı direnilmesini savunanlara söz hakkı tanımamaktadırlar.

Ne yazık ki, bugün siyaset alanında da bu zihniyetin örnekleri görünüyor. Kuzey Irak’ta Süleymaniye’de Türk askerlerinin başına çuval geçirenleri protesto etmek cesareti gösterilemiyor, bizim milli gurumuzu inciten devletleri incitmemeye özen gösteriliyor.

“Biz bu Kürt meselesini halledemezsek, başkaları gelir bizim adımıza hallederler.” diyenler var. Kıbrıs’ta baskılara direnirsek yabancıların taleplerini kuzu kuzu kabul etmek zorunda kalabiliriz diyenler oluyor. Biz şu an bizden istenen tavizleri vermezsek yabancılar gelir bize daha ağır koşullarda çözüm getirirler, demek isteniyor.

O zamanki teslimiyetçilere karşı Atatürk şöyle diyordu: “Güçsüz ve korkak insanlar herhangi bir felaket karşısında milletin de uyuşukluğa düşmesine ve çekingen duruma gelmesine yol açarlar. Derler ki biz adam değiliz ve olamayız. Kendi kendimize adam olma şansımız yoktur. Kayıtsız ve şartsız olarak biz varlığımızı bir yabancıya teslim edelim. Efendiler! Avrupa’nın bütün ilerlemesine, yükselmesine ve medenileşmesine karşılık Türkiye tam tersine gerilemiş ve düşüş vadisine yuvarlanadurmuştur. Artık vaziyeti düzeltmek için mutlaka Avrupa’dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa’nın emellerine göre yapmak, bütün dersleri Avrupa’dan almak gibi birtakım zihniyetler belirdi. Halbuki, hangi istiklal vardır ki, ecnebilerin nasihatleriyle, ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir! ” Atatürk’ün tepki gösterdiği zihniyet budur.

Bu yazımız, günümüzün bilcümle Cumhuriyet bağlısı ve düşmanı ekiplerine aynı hararetle ithaf olunur. Herkes, kendine düşen dersi çıkarır inşaallah!

Kaynaklar:

Kambur İzzetleri, Ali Kemalleri Unutmayalım.  Prof. Yaşar Nuri Öztürk. Yurt Gazetesi. 01 Kasım 2012 http://www.yurtgazetesi.com.tr/kambur-izzetleri-ali-kemalleri-unutmayalim-makale,2451.html

Lozan Antlaşmasının 92. Yıldönümünde Düşünceler. Onur Öymen. 24 Temmuz 2015. http://www.onuroymen.com/arsiv/3061

Hayranı olduğunuz bazı OSMANLI’lar… ahmetdursun374. 2010. http://ahmetdursun374.blogcu.com/hayrani-oldugunuz-bazi-osmanli-lar/9250045

Mustafa Sabri Efendi. Bülent Pakman. Aralık 2013. https://bpakman.wordpress.com/turk-dunyasi/eski-turk-devletleri-turk-yurtlari-turk-topluluklari/eski-turk-devletleri/osmanli-devleti/osmanlinin-milli-mucadeleye-ihaneti/mustafa-sabri-efendi/

Bülent Pakman. Kasım 2013. Son güncelleme Ekim 2016. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz.

Osmanlı Devleti dizimiz

Twitter Widgets Viyana Palmenhaus Cafe 2012

Bülent Pakman kimdir    https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s