İnşaat 2014’ün parlayacak sektörlerinden biri

Türk istihdam piyasası 2014′te bu yıldan daha hareketli bir yıl geçirecek. 2014 un parlayan sektörleri 2013′te de olduğu gibi bilişim, bilgi teknolojileri, e-ticaret, perakende, inşaat ve sağlık olacak.

Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) verilerine göre, Türkiye genelinde işsiz sayısı 2013 yılı Ağustos döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 361 bin kişi artarak 2.806.000 kişiye yükseldi. İşsizlik oranı ise 1 puanlık artış ile % 9,8 seviyesinde gerçekleşti. Tarım dışı işsizlik oranı 1 puanlık artış ile  % 12.3, 15-24 yaş grubunu içeren genç işsizlik oranı ise 1.5 puanlık artış ile % 18.7 oldu.

İstihdam edilenlerin sayısı 2013 yılı Ağustos döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre 593 bin kişi artarak 25.960.000 kişiye yükseldi. Bu dönemde, tarım sektöründe çalışan sayısı 53 bin kişi azalırken, tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı 646 bin kişi arttı.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütüne (OECD) göre, Türkiye 2014′te gelecek yıl en fazla istihdam artışının olacağı 3 ülkeden birisi olacak. OECD’nin raporuna göre istihdamın yüzdesel olarak en fazla artması beklenen ülkeler % 2,7 ile Meksika ve İsrail. Bu ülkeleri % 2,2 ile Türkiye takip ediyor.

Sağlık ve teknolojiye dikkat

2014′te yıldızının parlaması beklenen sektörlerin başında bilişim, bilgi teknolojileri, perakende ile yine yapı, inşaat ve sağlık geliyor. Özellikle bilişim sektöründe yerli şirketlerin önemli oranlarda büyüdüğü ve sayılarının arttığı gözlemleniyor. 2014′te satış (her kademede), yazılım mühendisi, üretim mühendisi ve sağlık personeli pozisyonlarına talep yüksek olacak.

Ayşegül Davutoğlu, HRM İstanbul Ofis Yöneticisi

Genel olarak bakıldığında 2013 yılında istihdam piyasasının durağanlık, hatta dönemsel olarak düşüşler gösterdi. ILO Küresel İstihdam Eğilimleri 2013 Raporu da bu gözlemi destekler nitelikte, ekonomik krizin ve işlerin sektörler arasında sergilediği kaymaların, işsizlik oranlarındaki yükselme eğilimini nasıl arttırdığını gözler önüne seriyor. Gelişmiş ekonomilerde bile yatırımlarda ve istihdamda belirgin toparlanma işaretleri görülmediği de raporda açıkça belirtiliyor.

Ülkemizde de özellikle ilaç ve sigorta sektörlerinde küçülmeye bağlı olarak yaşanan işten çıkarmalar da bu verileri destekliyor. Bununla birlikte 2013′te yerel istihdam piyasasına baktığımızda yapı ve inşaat, otomotiv, üretim ve sağlık sektörü en çok istihdam yaratan sektörler oldu.

En çok talep edilen pozisyonlar ise satış danışmam, satış mühendisi, müşteri hizmetleri personeli, sağlık personeli ve mühendis pozisyonları idi.

Bu yıl perakende, yapı ve inşaat ile sağlık sektörlerinin özelikle Anadolu’daki yatırımları dikkat çekiciydi. Enerji sektöründe de istihdam hareketliydi.

Yapılan yatırımlara bakıldığında sağlık ve teknoloji 2014′te parlayan iki sektör olacak. Bu anlamda öne çıkması içinde çözebilecek adalet birimleri / uzmanlıkları E-ticaret büyüyecek. Sağlık sektöründe yaşam süresinin uzaması, hastanede ve evde bakım hizmetlerinin gelişeceğini, hızla artan yaşlı nüfus, tıp ve diğer sağlık hizmetlerine talebin artacağını gösteriyor. Sağlık kuruluşları için yönetici kadroları da büyük talep göreceğe benziyor.

Geleceğin meslekleri

Ayşegül Davutoğlu’na göre geleceğin mesleklerinin sıralaması:

  • Sosyal medya ve sosyal ağlar iletişim uzmanlığı,

  • İnternet pazarlamacılığı,

  • Mobil uygulama yazılımcılığı,

  • E-ticaret yazılımcılığı ve girişimciliği,

  • Bilgi teknoloji (İT) uzmanlığı (özellikle veri madenciliği yazılımı uzmanı, veri analistive yazılım geliştirme mühendisleri, veritabanı yöneticileri)

  • Bilgi teknolojilerini kullanabilen insan kaynakları uzmanlığı

  • İç kontrol sistem uzmanlığı (risklerin erken teşhisi için)

  • Anlaşmazlıkların kanuna ve dışarıya yansımasını (marka değerine zararı) engelleyecek ve kendi içinde çözebilecek adalet birimleri ve uzmanlıkları

Tibet Eğrioğlu, Türkiye’de yılda 4.500 kişiyi işe yerleştiren Adecco Türkiye Genel Müdürü ve aynı zamanda Özel İstihdam Büroları Derneği Yönetim Kurulu Başkan Vekili

2014′te de perakende, enerji, inşaat sektörleri iç dinamikleri açısından çok aktif olacak. Diğer taraftan teknoloji ile bağlantılı e-ticaret firmaları 2013′te devam eden hızlı büyüme trendlerini ve yapılan yatırımların doğal sonuçlarını 2014′te de devam ettirecek ve ilgi görecek gibi gözüküyor. Mesleki anlamda parlayacak alanlara baktığımızda ise; perakende sektöründe yine büyük alımlar olurken sadece satış-mağaza danışmanı değil, yabancı dil bilen mağaza müdürlüğü pozisyonları, satınalma ve görsel düzenleme pozisyonları önem kazanacak. Perakende ile paralel ilerleyen AVM işletmeciliğinin yıldızı parlamaya devam edecek. İnşaatta proje yöneticileri, e-ticarette online pazarlama pozisyonlarının yanısıra yeni bir trend olarak sosyal medya yönetimi ve dijital pazarlama alanları 2014′te birçok sektör için yıldızı parlayacak bir meslek olarak karşımıza çıkacaktır.

Tolga Bilgin, Oxygen Consultancy Genel Müdürü

Anadolu’daki sağlık yatırımlarının artmasıyla sağlık sektöründeki personel talebinde artış oldu, 2014′te de özellikle Anadolu’da sağlık sektörünün yıldızının parlayacak.

Manpower Group tarafından her çeyrek hazırlanan Manpower İstihdama Genel Bakış Araştırması 2014 birinci çeyrek istihdam beklentileri

Türkiye’den de 1.001 temsilci işveren ile görüşme yapılarak gerçekleştirilen araştırmaya göre Türk işverenler ocak-mart dönemi için umut vaat eden işe alım planları bildiriyorlar. İşverenlerin % 25′i istihdam artışı beklerken %9′u düşüş öngörüyor ve % 65′i de herhangi bir değişiklik beklemediklerini ifade ediyor. Bunun sonucunda ise Türkiye’deki Net İstihdam Görünümü % 16′yı gösteriyor. (Net İstihdam Görünümü, toplam istihdamda artış öngören işverenlerin yüzdesinden, önümüzdeki çeyrekte iş yerlerinde istihdam düşüşü bekleyen işverenlerin yüzdesi çıkarılarak hesaplanıyor.). 4. çeyreğine kıyasla, görünüm % 2 puan düşüyor. Ancak önceki yılın aynı dönemine göre işe alım planları % 6 puan güçleniyor.

Gelecek çeyrekte elektrik, gaz ve su sektöründeki işverenler % 33′lük Net İstihdam Görünümüyle en iyimser işe alım planlarını bildiriyorlar. Kamu & Sosyal Hizmetler sektöründeki işverenler % 24′lük bir görünüm ile aktif bir işgücü pazarı öngörürken iki sektörde (finans, sigorta, emlak kurumsal hizmetler sektörü ve ilaç sektörü) görünümler % 2o’de kalıyor.

İşverenler hem ulaşım, depo & iletişim sektöründe hem de toptan & perakende ticaret sektöründe % 19 ile iyimser işe alım planları bildiriyorlar.

Manpower Türkiye Genel Müdürü Reha Hatipoğlu’nun birinci çeyrek öngörüleri değerlendirmesi  

Türkiye’nin görünümü ilaç ve toptan & perakende ticaret sektörlerindeki yıldan yıla gözlemlenen önemli iyileşmelerle ivme kazanıyor. Bunun yanı sıra, özelleştirmelerin devam ettiği, elektrik, gaz ve su sektöründeki işverenler birinci çeyrek için % 33′lük net istihdam görünümüyle en iyimser işe alım planlarını bildiriyorlar. Aktif bir sürece girmeye aday bir diğer sektör ise yaklaşan yerel seçimlerin de etkisiyle kamu & sosyal hizmetler sektörü. Bu sektördeki işverenler %24 ile hareketlenen bir işgücü pazarının sinyallerini veriyorlar.

Gaye Özcan, Human Group Genel Müdürü 

2014 yılında yerel seçimlere kadar istihdam piyasasında önemli hareketler olmayacak. Teknolojinin gelişimi, iletişimin artan önemi, online dünyanın giderek daha fazla hayatımıza girmesi nedeniyle telekomünikasyon, bilişim sektörlerinin önemi giderek artıyor. Aynı zamanda internet dünyasına ilişkin hizmet ve ürün üreten, halkla ilişkiler, reklam, medya gibi tüm sektörlerde buna dahil. Meslek olarak baktığımızda öne çıkan sektörler doğrultusunda bilgi teknolojileri uzmanları, yazılım uzmanları, iletişim ve sosyal medya uzmanları, yaratıcı meslekler (yazarlık, tasarım gibi), proje yöneticileri, halkla ilişkiler uzmanları, sağlıkla ilişkili tüm mesleklerin yıldızı parlayacaktır.

Eğitim sektörü yatırım fonlarının ilgisini çekiyor

2014′de yıldızı parlayacak bir diğer sektör de eğitim sektörü. Sektöre yatırım fonlarının talebi oldukça yüksek. Sektörün büyümesi ve kurumsallaşması için yönetim kademelerinde profesyonel yöneticilere ihtiyaç artacak.

Yenilenebilir enerji sektörü

Tüm dünyada çevre sorununun artması nedeniyle rüzgar enerjisi, güneş enerjisi gibi enerji kaynaklarını temsil eden yenilenebilir enerji sektörü de gelişecek. Bu alanda bilgi sahibi profesyonellere daha çok ihtiyaç duyulacak.

Otomotiv sektörü

Geçtiğimiz yıllarda küçülen otomotiv sektöründe 2013 yılı itibariyle yeniden büyüme ve canlanma yaşanıyor. Otomotiv ve otomotiv yan sanayi sektörünün üretim alanında eleman ihtiyacı bulunuyor. Özellikle üretim alanında kariyer yapmak isteyen meslek yüksek okulu mezunu tekniker adaylara bu sektörde oldukça ihtiyaç duyulacak.

Burcu Özçelik Sözer’in 15.12.2013 tarihli Hürriyet İnsan Kaynaklarındaki yazısından  derlenmiştir http://www.hurriyetinsankaynaklari.com/15-12-2013-pazar-hurriyet-ik.html

Bülent Pakman. Aralık 2013. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden alıntılanamaz. Twitter WidgetsFacebook Widgets

Bakü Ofis 2011Bülent Pakman kimdir    https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Yurdum içinde yayınlandı | Tagged , , , , | Yorum bırakın

Kuran’a göre insan nasıl olmalıdır?

İnsan toplumun her ferdine adaleti eşit uygulamalı

Ey resul! Kalpleri inanmamış olduğu halde ağızlarıyla “inandık!” diyenlerin küfürde yarışırcasına koşanları seni üzmesin! Yahudilerden bazıları yalancılık etmek için dinlerler; huzuruna çıkmamış olan başka bir topluluk için dinlerler. Yerlerine oturmuş kelimeleri, yapılarını bozup değiştirirler. “Size şu verilirse alın, eğer o verilmezse çekinin.” derler. Allah birini fitneye çarptırmak isterse sen onun için Allah karşısında hiçbir şey yapamazsın. Bunlar o kişilerdir ki, Allah kalplerini temizlemek istemiyor. Dünyada bir rezillik vardır onlar için; ahirette de büyük bir azap var onlara. Yalana iyice kulak verirler, haramı tıka-basa yerler. Sana geldiklerinde ister aralarında hüküm ver, ister onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen sana hiçbir şekilde zarar veremezler. Ama aralarında hükmedersen, adaletle hükmet. Allah, adaletle hükmedenleri/adaleti ayakta tutanları sever.” (Maide 41-42)

İnsan masumlara iftira etmemeli onları suçlamamalı

Kim bir hata yahut günah işler de sonra onunla bir suçsuzu itham ederse hiç kuşkusuz, büyük bir iftira ve açık bir günah yüklenmiş olur.” (Nisa 112)

İnsan kibirli, gururlu olmamalı

Ayetlerimizi yalanlayan ve onlar karşısında büyüklük taslayanlar var ya, gök kapıları açılmayacaktır onlar için ve deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete giremeyeceklerdir onlar. Suçluları böyle cezalandırırız biz.” (Araf 40)

İnsan dürüstlerle birlikte olmalı

Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve özü-sözü bir kişilerle beraber olun.” (Tevbe 119)

İnsan zalimlere değil, Allah’a dost olmalı

Zulmedenlere eğilim göstermeyin. Yoksa ateş sizi sarmalar. Allah’tan başka dostlarınız kalmaz, size yardım da edilmez.” (Hud 113)

İnsan mal, mülk budalası olup Karunlaşmamalı

“Şu da bir gerçek ki Karun, Musa kavmindendi. Onlara karşı şımarıklık/azgınlık yaptı. Ona öyle hazineler vermiştik ki, anahtarlarını taşımak, kuvvetli bir grubu bile zorluyordu. Kavmi ona şöyle demişti: “Şımarma, çünkü Allah, şımaranları sevmez.” (Kasas 76)

İnsan Allah ile aldatanlara aldanmamalı

Ey insanlar, Allah’ın vaadi haktır! O halde iğreti dünya hayatı sizi aldatmasın.! O aldatıcı, o çok gururlu, sizi Allah ile aldatmasın.”  (Fatır 5)

İnsan para için hareket etmeyenlerin, paraya önem vermeyenlerin peşinden gitmeli, menfaatleri için dindar görünenlerden uzak durmalı

Sizden herhangi bir ücret istemeyenlere uyun. Onlardır doğruyu ve güzeli bulanlar.” (Yasin 21)

İnsan mal mülk yığıp yoksulları gözetmeyenlerden olmamalı

Ey iman sahipleri! Şu bir gerçek ki, hahamlardan ve rahiplerden birçoğu halkın mallarını uydurma yollarla tıkabasa yerler ve Allah’ın yolundan geri çevirirler. Altını ve gümüşü depolayıp da onları Allah yolunda harcamayanlara korkunç bir azap muştula. Gün olur, cehennem ateşinde onların üzerine lav dökülür de bununla onların alınları, böğürleri, sırtları dağlanır: “İşte egolarınız için yığdıklarınız. Hadi tadın biriktirmiş olduklarınızı!” (Tevbe 34-35)

İnsan körü körüne iman etmemeli, boş boş oturmamalı, etrafına bakmalı, şüphe etmeli, araştırmalı, düşünmeli

Bu dünyada kör olan, ahirette de kördür. Yolca da daha sapıktır o.” (İsra 72)

İnsan kendini ve mensup olduğu her şeyi eleştirebilmeli

Kendisini ısrarla kınayan benliğe de yemin ederim.” (Kıyame 2)

İnsan şeyhini, türbesini, onu bunu Allah ile arasına koymamalı

Gözünüzü açıp kendinize gelin! Arı duru din yalnız ve yalnız Allah’ındır! O’ndan başkasını veliler edinerek, “biz onlara, bizi Allah’a yaklaştırmaları dışında bir şey için kulluk etmiyoruz.” diyenlere gelince, hiç kuşkusuz Allah onlar arasında, tartışıp durdukları konuyla ilgili hükmü verecektir. Şu bir gerçek ki, Allah, yalancı ve nankör kişiyi iyiye ve güzele kılavuzlamaz.” (Zümer 3)

İnsan, hayvanların da bir ümmet olduğu bilinciyle haklarına uymalıdır

Yeryüzünde debelenen hiçbir canlı, iki kanadıyla uçan hiçbir kuş istisna olmamak üzere hepsi sizin gibi ümmetlerdir. Biz bu Kitap’ta, herhangi birşeyi ne eksik bıraktık ne fazla yaptık. Onlar, sonunda Rableri önünde haşredilirler.” (En’am 38)

İnsan aklını başkasına teslim etmemeli, aklını işletmeli

Allah’ın izni olmadıkça hiçbir benlik iman edemez. Allah, pisliği, aklını kullanmayanlar üzerine bırakır.” (Yunus 100)

İnsan geçmişin hurafe ve saplantılarından kurtulmalı

Bunun ardından Musa onlara açık seçik ayetlerimizi getirdiğinde onlar şöyle dediler: ‘Uydurulmuş bir büyüden başkası değil bu. İlk atalarımız arasında bunu hiç duymadık.’ ” (Kasas 36)

İnsan kötü zandan (sanıdan), gıybetten (dedikodudan) kaçınmalı, kimsenin kusurunu aramamalı, ifşa etmemeli

Ey iman edenler! Zandan çok sakının! Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Sinsi casuslar gibi ayıp aramayın! Gıybet ederek biriniz ötekini arkasından çekiştirmesin! Sizden biri, ölmüş kardeşinin etini yemek ister mi? Bakın bundan iğrendiniz. Allah’tan sakının! Hiç kuşkusuz, Allah tövbeleri çok kabul eden, rahmeti sonsuz olandır.” (Hucurat 12)

İnsan ihtiyacından fazlasının, yoksula ait olduğunu bilmeli, ihtiyacından fazlasını yoksula vermeli

İhtiyaç sahibi için, yoksul için bir hak vardı mallarında onların.” (Zariyat 19)

İnsan ırkçılık yapmamalı

Göklerin ve yerin yaratılmasıyla dillerinizin ve renklerinizin farklı olması da O’nun ayetlerindendir. Bunda, ilim sahipleri için elbette ibretler vardır.” (Rum 22)

İlahiyatçı yazar Halit Bülbül’ün, “Dindarlık ve Dincilik” adlı kitabından yararlanılarak derlenmiştir.

Bülent Pakman. Kasım 2012. Güncelleme Aralık 2013. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden alıntılanamaz.

Facebook WidgetsTwitter Widgets

Bakü Ofis 2011Bülent Pakman kimdir    https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Uncategorized içinde yayınlandı | Tagged , , , , , , | Yorum bırakın

Suudi kadınlar araba kullanma yasağına meydan okudu

Suudi Arabistan’da az sayıda kadın, direksiyon başına geçerek kadınlara araba kullanma yasağını protesto etti. Suudi yetkililerden büyük baskı yiyen kadınların çok azı kontak çalıştırabildi. Reuters,  başkent Riyad’ın birçok noktasında çok sayıda kontrol noktası kurulduğunu aktardı. Araba kullanan kadın olup olmadığını denetleyen trafik polislerinin sayısı arttırıldı. Tüm bu baskılar sonucu eylemi iptal eden aktivistler, “süresiz eylem” çağrısı yaptı.

Bazı kadınlar, İçişleri Bakanlığı’nın internet üzerinden örgütlenen araba kullanma eylemine katılanların cezalandırılacağı yolundaki uyarısına rağmen videolarını internete yükledi.  Bu kadınlardan hiçbiri gözaltına alınmadı. 2013 Ekim ayında  en az 16 kadın yasağı delince ceza yedi.

Suudi yetkililer, eylemi önlemek için neredeyse her yolu denedi. Bazı kadınlar da ev telefonlarını arayıp kendilerini “İçişleri Bakanlığı görevlisi” olarak tanıtan erkekler tarafından “Eyleme katılırsanız zarar görebilirsiniz. En iyisi evde oturun” diye baskı gördüklerini anlattı. İçişleri Bakanlığı, günler önceden eylemin kesinlikle engelleneceğini belirterek “gerekirse şiddete bile başvurulabileceği” uyarısı yaptı. İçişleri sözcüsü Mansur el Turki, “Suudi kadınların araba kullanması yasak ve bu yasağı ihlal edenler ve onları sosyal medyada destekleyenler, kanunlara göre muamele görecek” dedi. Ülke çapında  camilerde verilen cuma vaazlarında, eyleme destek vermeme çağrısı yapıldı.

Eyleme katılan başka bir kadın ise hiçbir tepkiyle karşılaşmadığını belirtti.

Arabayla bakkala gittim, bir şey olmadı

Mai el Savyan adlı Riyadlı bir kadın, “Evin yanındaki bakkala araba kullanarak gittim. Benim gibi araba kullanan üç kadın biliyorum” dedi.

Azize el Yusuf adlı öğretim görevlisi ise telefonda yapılan uyarıdan sonra eyleme katılmaktan vazgeçtiğini söyledi.

Ülkede 1990’dan bu yana düzenlenen üçüncü kez araba kullanma yasağına karşı eylem yapılıyor.

Şimdiye kadar 17 bin kişinin imzaladığı bir dilekçede ya kadınlara araba kullanma izni verilmesi ya da yasağın neden sürdürülmesi gerektiğinin izah edilmesi istendi.

1990’daki eylemden sonra pekçok kadın protestocu tutuklanmıştı.

Ülke için tehdit

Hafta başında 100 kadar muhafazakar din adamı,kampanyayı kadınların bir komplosu olarak nitelemiş ve bunun ülke için bir tedhit oluşturduğunu savunmuştu.

Ancak gözlemciler yine de Suudi Hükümeti’nin 1990 ve 2011’de yapılan eylemlerdekine kıyasla tavrını yumuşattığını belirtiyor.

Medine’de konuşan başmüftü Şeyh Abdülaziz  “Kadınlara araba kullanma izni verme sorunu, toplumun en büyük endişelerinden biri olmamalı. Yasak şerden korumak içindir” dedi. Başmüftünün sözleri, aktivistlerin görüştükleri İçişleri Bakanı Prens Muhammed Bin Nayif’in kendilerine, yetkililerin yasağı yeniden ele almayı düşündükleri açıklamasından sonra geldi. Azize El Yusuf isimli aktivist, “Bu hakkın bize verilmesi için kralın onay vermesini umuyoruz” dedi.  AFP’ye konuşan kampanyanın organizatörlerinden Necla el Hariri, “Kadınlara ellerine fırsat geçtiğinde araba kullanma çağrısı yapıyoruz” dedi.

Uluslararası Af Örgütü Ortadoğu Direktörü Said Boumedouha, “Suudi yetkililer telefon ve internet üzerinden tehditlerle, keyfi seyahat yasağı ve gözaltılarla, devlet kontrolündeki medya aracılığıyla aktivistleri ve ailelerini trafiğe çıkmamaya zorluyor” dedi.

Kaynaklar:

http://www.hurriyet.com.tr/dunya/25234734.asp

http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2013/10/131026_suudi_kadin_eylem.shtml

http://www.hurriyet.com.tr/planet/24990321.asp

Bülent Pakman, 26 Ekim 2013. Güncelleme Kasım 2013. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden alıntı yapılamaz.

Facebook WidgetsTwitter Widgets

Bakü Ofis 2011Bülent Pakman kimdir    https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Uncategorized içinde yayınlandı | Tagged , , , , , , | Yorum bırakın

Araç kullanan kadın hasta çocuk doğuruyormuş

SUUDİ Arabistan’da aynı zamanda psikolog olan Şeyh Salah el Luhaydan, ‘sabq.org.’ adlı Suudi haber sitesinden ülkede araba kullanma yasağına karşı 11 bini aşkın imza toplayan kadınlara seslendi.

El Luhaydan, “Kadınlar, araba sürmenin hem yumurtalıklarını ve pelvis bölgesini, hem de psikolojilerini olumsuz etkilediğini bilmeli. Psikoloji bilimi ve tıbba göre, sürekli araba kullanan kadınlar klinik açıdan sorunlu çocuklar doğuruyor” dedi. Suudi Şeyh’e sosyal medyada tepki gecikmedi. Twitter’da birçok kişi, El Luhaydan’la “müthiş bilimsel keşiflerde bulunan adam” diye dalga geçti.

27 milyon nüfuslu Suudi Arabistan Dünyada kadınların araba sürmesinin yasak olduğu tek ülke. Halbuki böyle bir  yasak dinde ve Suudi Arabistan yasalarında yok. Bu yasağın kaldırılması amacıyla  internette 26 Ekim 2013 de kadınları araba kullanmaya çağıran yeni bir online kampanya başlatıldı. 12 000 kadın buna katılacağını açıkladı. Suudlu kadınlar Kasım 1990 ve Haziran 2011 de de  böyle bir girişimde bulunmuşlar, katılanlar engellenmiş ve sorguya çekilmişti.

Kadınların araba kullanamaması yüzünden sürücü istihdam etmeleri Suudlu ailelerin bütçeleri üzerine önemli parasal yük empoze etmektedir.

——————–

A SAUDI cleric has sparked a wave of mockery online by warning women that driving would affect their ovaries and cause “clinical disorders” in their children.

The warning came ahead of an October 26 initiative to defy a longstanding driving ban on women in the ultra-conservative kingdom.

“Physiological science” has found that driving “automatically affects the ovaries and pushes up the pelvis,” Sheikh Saleh al-Luhaydan warned women in remarks to local news website Sabq.org.

“This is why we find that children born to most women who continuously drive suffer from clinical disorders of varying degrees,” he said.

His comments prompted criticism on Twitter, which has become a rare platform for Saudis to voice their opinions in the absolute monarchy.

“What a mentality we have. People went to space and you still ban women from driving. Idiots,” said one comment.

“When idiocy marries dogma in the chapel of medieval traditions, this is their prodigal child,” one woman wrote.

Sheikh Luhaydan, a member of the senior Ulema (Muslim scholars) Commission and former head of the Supreme Judicial Council, said that “evidence from the Quran and Sunna (the teachings of the Prophet Mohammed) completely prohibit (women’s driving) on moral and social background.”

An online petition titled “Oct 26th, driving for women” amassed nearly 12,000 signatures, while access to it was blocked in the kingdom yesterday.

Saudi Arabia is the only country where women are banned from driving.

Activists declared a day of defiance against the ban on June 17, 2011, but few women answered the call to drive. Some of those who did were stopped by police and forced to sign a pledge not to take to the wheel again.

Saudi Arabia imposes other restrictions on women, including a requirement to cover themselves from head to toe when in public.

The 2011 call, which spread through Facebook and Twitter, was the largest mass action since November 1990, when 47 Saudi women were arrested and severely punished after demonstrating in cars.

“Islamic sharia does not have a text forbidding women driving,” said Sheikh Abdulatif Al al-Sheikh, who was appointed by Saudi’s ruler King Abdullah last year to head the Commission for the Promotion of Virtue and the Prevention of Vice.

He said that the morality police had not pursued or stopped any women for driving since he was made head of the organization in a recent interview with Reuters.

His comments were a departure from the hardline attitude of his predecessors with regards to this highly contentious issue.

King Abdullah has pushed for cautious social and economic reforms in the world’s top oil exporter, including greater rights for women.

“I think that the time is right to allow women to drive because the whole of the Arab world is changing,” said Hanan, a young Saudi mother of two teenage girls who only gave her first name because of the sensitivity of the issue.

“The government has taken gradual steps towards this as they have been educating more and more women and increasing the opportunities and outlets for them.”

Kaynaklar:

http://www.news.com.au/world-news/saudi-cleric-sheikh-saleh-al-luhaydan-warns-women-that-driving-is-bad-for-their-ovaries/story-fndir2ev-1226729623429#ixzz2gJUkd6z2

http://worldnews.nbcnews.com/_news/2013/09/27/20721335-saudi-women-launch-new-campaign-to-end-driving-ban?lite

 http://www.hurriyet.com.tr/planet/24812444.asp

Bülent Pakman, 29 Eylül 2013. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden alıntı yapılamaz.

Facebook WidgetsTwitter Widgets

Bakü Ofis 2011Bülent Pakman kimdir    https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Orta Doğu içinde yayınlandı | Tagged , , , , , | Yorum bırakın

Suudi prens muhaliflere katıldı

Suudi prenslerinden Halid bin Ferhan bin Abdulaziz Al Suud, Suudi rejiminden ayrıldığını duyurdu.

Prens Halid bin Ferhan resmi sosyal paylaşım sitesinde, Suudi rejiminden ayrıldığını ve yönetim karşıtı İslami Islah Hareketi’ne katıldığını açıklayan bildiri yayınladı.

20934184Bildirisinde kendisiyle aynı görüşte olan diğer prenslere de “Allah’ın rızasını gözeterek” sessizliklerini bozma çağrısında bulunan Prens Halid bin Ferhan, kendisinin ve ailesinin halen ülkeye hakim olan aile ile çok acı tecrübelere sahip olduğunu belirtti. Prens, “Suudi Arabistan’ı yöneten Suud ailesinden ayrıldığını onur duyarak açıkladığını” ifade etti.

Suudi Prensi Halid bin Ferhan bin Abdulaziz, kendisinin ve ailesinin Suudi rejiminden dolayı yaşadığı acıları muhalif İslami Islah Hareketi’nin televizyonunda açıklayacağını sözlerine ekledi.

Ülkede siyasi faaliyetleri yasaklanan Saad el-Fakih’in liderliğini yaptığı İslami Islah Hareketi, 1996’dan bu yana Suudi rejiminin insan hakları ve siyasi özgürlükler alanında reform yapması gerektiğini savunuyor.

KAYNAK:http://www.hurriyet.com.tr/planet/24406552.asp

Bülent Pakman Temmuz 2013.

Suudi Arabistan ile ilgili günlükler:

 

Facebook WidgetsTwitter Widgets

Bakü Ofis 2011Bülent Pakman kimdir    https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Uncategorized içinde yayınlandı | Tagged , , , , | Yorum bırakın

Yabancı işçiler Suudi Arabistan’ı terk ediyor

Suudi Arabistan’da 2014 e kadar yabancı/yerli çalışan oranının % 31 den % 20 ye indirilmesini öngören yeni İTAKAT sisteminin uygulanmasıyla büyük miktarda yabancı çalışan çıkışı gözlendiği haberleri geliyor. İTAKAT sistemi ile birlikte ülkede illegal bulunan yabancı işçiler ülkeyi yoğun şekilde terk etmeye beşladı. Ayrıca sisteme uymak için işten çıkarmalar da sürüyor.  Bu çıkışın yavaşlatılması ve yabancıların süresi dolan pasaportlarını yenileyebilmeleri için için 3 aylık bir süre tanındı. Ancak bu durum inşaat projelerinin % 80 inin aksamasına yol açacak. Bir taraftan çok büyük inşaat projeleri ardı ardına ihale ediliyor. Sadece Nisan sonunda 32 adet kanalizasyon ve içme suyu projesi ihale edildi. Suudi işçiler bu tür inşaat işlerinde çalışmak istemediğinden inşaat işlerinde büyük bir kaos bekleniyor.

KAYNAKLAR:

http://bit.ly/10YO1GD

http://bit.ly/1ai8zgl

http://bit.ly/18iv6c0

Facebook WidgetsTwitter Widgets

Abu Dhabi 2013

Bülent Pakman kimdir    https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Suudi Arabistan’da çalışan kadınlar taciz edilmeliymiş

Suudi Arabistan’da kişisel gelişim kitapları yazan Abdullah Muhammed Davut, Twitter’daki 97 bin takipçisine ‘çalışan kadınları taciz etmelerini’ tavsiye etti. Davut, ayrıca “Kadın kasiyerleri taciz edin” diye hashtag oluşturdu.

Suudi Arabistan’da çalışan kadınların sayısının hızla arttığını söyleyen yazar, “Kadınların evde kalıp ‘namuslarını korumalarını’ sağlamak için bu yöntemi önerdim” dedi.

Abdullah Muhammed Davut, Gulf News tarafından Arapça’dan İngilizce’ye çevrilen söz konusu açıklamanın 7’inci yüzyıldan kalma İslami savaşçı El Zübahir’in hikayesine dayandığını söyleyerek kendini savundu.

Davut, “El Zübahir, bir gece sokakta karanlıkta saklanmış ve kendi karısını taciz etmiş. Çok korkan kadın hemen evine dönmüş ve ‘Dünyada evimden güvenli yer yok, sokaklar yozlaşmış’ diyerek bir daha evini asla terk etmeme kararı almış” dedi.

IBI Times ise, Muhafazkar İmam Khalim İbrahim el Saqabi’nin de Davut’un çağrısını desteklediğini ve “Hükümetin cinsel taciz karşıtı yasalarının sadece karşılıklı anlaşmaya dayalı ahlaksızlıkları teşvik etmeye yaradığını” iddia etti.

Davut daha önce de cinsel tacize uğramamaları için ‘kız bebeklerin kara çarşaf’ giymeleri gerektiğini iddia etmişti.

KAYNAK: http://www.hurriyet.com.tr/planet/23399827.asp

Facebook WidgetsTwitter Widgets

Abu Dhabi 2013

Bülent Pakman kimdir    https://bpakman.wordpress.com/pakman/

 

SUUDİ ARABİSTANLA İLGİLİ YAZILARIMIZ:

 

Uncategorized içinde yayınlandı | Tagged , , , , | Yorum bırakın

Göyçay Nar Bayramı

Nar Azerbaycan’da tarih boyunca çok yetiştirilen bir meyve olmuştur. En iyileri kuru subtropik bir zon olan Şirvan’dayken, nar suyu için ise daha çok Göyçay’da yetişenler makbuldür. Bu nedenle daha çok isim yapmıştır, toprağın ve iklimin özelliğinden dolayı “asıl Azerbaycan narı” olarak adlandırılır.

Nar Bayramı ilk olarak 3 Kasım 2006 tarihinde Göyçay bölgesinin tanıtımı, kültürel ve ekonomik potansiyelinin gösterilmesi amacı ile Azerbaycan Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Göyçay valiliğinin ortak girişimi ile kutlandı ve daha sonra geleneksel hale geldi. 2012 yılında 7’ncisi gerçekleştirilen Nar Bayramı  renkli görüntülere sahne oldu. Çok sayıda büyükelçi, diplomatik misyon şefleri, milletvekilleri, yerel ve Türk sanatçılar ile binlerce vatandaş katıldı. Festival kapsamında sanatçı Doğuş da bir konser verdi.

Göyçay Rayonunun (İdari Bölgesinin) 30 köyünden gelen nar yetiştiricileri, açtıkları stantlarla ziyaretçilere 61 değişik nar çeşidini tanıttılar. Göyçay Valiliği öncülüğünde düzenlenen kutlama etkiliklerine, Göyçay Geliştirme Merkezi de destek verdi.

Kutlama etkilikleri hakkında bilgi veren Azeri Milletvekili Ceyhun Osmanlı, “Göyçay’da narın 65 çeşidi yetişiyor. Burada narın yabani halini görmek de mümkün. Bütün köylüler burada narlarını sergiliyorlar. 10 binlerce insan bu şölene katılıyor” dedi.

Göyçay Valisi Mansur Memmedov yaptığı konuşmada, dünyanın en güzel narlarının yetiştiği Göyçay’da, Nar Bayramının 7 yıldan beri geleneksel bir şekilde kutlandığını ifade ederek, Nar Bayramının tanıtılması için bu yıl yaptıkları faaliyetler hakkında bilgi verdi.  Tarıma dayalı ekonomiye sahip Göyçay’da narın en önemli geçim kaynaklarından biri olduğunu belirtti ve bayram etkinliklerine katılan yerli ve yabancı misafirlere teşekkürlerini bildirdi.

Protokol konuşmalarının ardından resmi heyet, Göyçay merkezde, şehrin en büyük caddesinde kurulan nar üreticilerin stantlarını gezerek yetkililerden ürettikleri ürünler hakkında bilgi aldı, nardan yapılan yemekler, tatlılar, reçeller ve salatalar misafirlerin beğenisine sunuldu.

Ürünlerin tadına bakan resmi heyet, daha sonra Göyçay gençlerinin sunduğu spor etkinliklerini izledi. Pehlivanların, cambazların, yerel sanatçıların, halk oyunu ekiplerinin yaptığı gösteriler, nar yeme yarışması, çıplak elle nar sıkma yarışması, bilek güreşleri, nar güzeli yarışması, resim yarışması gibi bir etkinlikler renkli görüntülere sahne oldu. Çekisi (aağırlığı) 1 kilodan fazla narların görücüye çıktığı en büyük nar yarışmasında, 1,450 kiloluk nar birinci oldu.

Nar Bayramı etkinliklerinde bu yıl ilk defa yapılan en büyük Narlı Pizza ise festivale damgasını vurdu. Bakü’nün tanınmış uzmanları tarafından özel hazırlanmış nar tarifinden pizza hazırlanarak ve bayramın konuklarına sunuldu. Narlı pizzanın dağıtımında izdiham yaşandı.

Nar taneleri kullanılarak yapılan resimler ve tablolar stantları gezenlerden büyük beğeni topladı.

Bayram etkinliğine sergiledikleri nar ürünleri ile katılan vatandaşlar ise, Göyçay bölgesinde Azerbaycan’ın en güzel narlarının yetiştirildiğini ve ürünlerinin Göyçay’da düzenlenen bir bayramda tanıtılmasından dolayı mutlu olduklarını ifade etti.

Nar Bayramına katılan sanatçı Doğuş da Göyçaylıları coşturdu. Konserden önce açıklama yapan Doğuş, “Buraya Ceyhun kardeşimin davetiyle geldim iyi ki gelmişim. Burada güzel bir konserimiz olacak” diye konuştu.

Kutlama etkilikleri akşam saatlerinde düzenlenen konserle sona erdi.

Bülent Pakman 4 Kasım 2012. Bloğumdaki yazılar izin alınmadan, aktif link verilmeden yayımlamaz, alıntı yapılamaz.

AZERBAYCAN GÜNLÜKLERİ:

Türk vatandaşlarına Bakü’ye gelmeden önce yardım için şahsi görüşler yanında bazı bölümleri kaynakları verilmiş yorumlu-yorumsuz alıntılarla derlenmiştir. Tenkidi (eleştirel) ya da başka hiç bir amacı yoktur. Yaşanmakta olan hızlı gelişimler sonucu çok şeyin değişmekte, güncelliğini yitirmekte olduğu da göz önüne alınmalı, burada yazılan herşeyin doğru ve aktüel olduğu düşünülmemelidir. Kelimelerin Türkçe çoklu anlamlarında ve ifadelerde tam bilgi sahibi olunmadan değerlendirmeler yapılması yanlış anlamalara sebep olabilir.

Twitter Widgets Facebook Widgets

Bakü Ofis 2011

Bülent Pakman kimdir    https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Dünya içinde yayınlandı | Tagged , , , , | 1 Yorum

Yanardağ ve Ateşgah

Bir petrol ve doğal gaz ülkesi olan Azerbaycan’da, hiç sönmeyen ateşlerin yandığı yerler var. Bu yüzden Azerbaycan’a odlar diyarı yani ateş ülkesi deniliyor. Ateşgah ve Yanardağ Bakü’de görülmesi gereken yerler arasında…

YANARDAĞ
UNESCO Dünya mirasına aday gösterilen Yanardağ kar kış demeden yüzlerce yıldır yanıyor. Doğalgazın yüzeye çıkmasıyla yanan dağın eteği gece gündüz ziyaretçi akınına uğruyor.

Yaklaşık 10 metre genişliğinde 1 metre yükseklikteki ateş gelenlerin içini ısıtırken, hatıra fotoğraf çektirenler de oluyor. Azerbaycan’da Milli Park ilan edilen Yanardağ eteğinde 3 masa ve bank bulunurken, çay ikramı yapılıyor.
7. yüzyıldan önce Mecusilerin tapınağı olarak kullanılan Yanardağ Azerilerin İslam dinini seçmesiyle çevresindeki binalar yıkılmış, ateş ise yanmaya devam etmiş.

Zerdüştlerin Tapınağı
Yanardağ Milli Parklar Genel Müdür Yardımcısı Rauf Cabbarov, Yanardağ ile ilgili ilk belgenin 5. Asırda yazıldığını ifade ederek, “Bizans tarihçisi Panili Priskin’in Kafkasya Albanyası kitabında yanan dağlar, kayalar ve taşlar hatta su olduğu bahsediliyor. Geçmişte Ateşperestlerin ibadet yeri olmuştu. İran, Hindistan, Pakistan’dan Zerdüştler buraya gelirdi. Burası sanki onlar için Mekke gibiydi. Ama 7. Yüzyılda Azerbaycan İslam dinini kabul edince, Ateşperestlere ait ne varsa her şeyi dağıtmış, geriye sadece burası kalmıştır. Bu dağın doğusunda sönmüş tepeler de var. Onlarda 19. Yüzyılın sonuna kadar yanmaya devam etmişler. 18. Yüzyılda ilk defa seyyahlar bunları görüp kitaplarına aktarmışlar. 20 yüzyıl başında petrol çıkarılınca bu tür dağlar söndürülmüş. Bazıları ise petrol çıkarılınca kendiliğinden sönmüştür. Şimdi Dünya çapında tek yanan Doğalgaz yanardağı olarak sadece burası kaldı.” diye konuştu.
2007 yılında Milli Park ilan edildiğini dile getiren Cabbarov “Civardaki vatandaşların arazileri de alınarak buralar daha doğal haline çevrilecek. “ dedi.

Balçık Volkanı
Yanardağ civarında Neft volkanının da bulunduğu aktaran Rauf Cabbarov, “Burada balçık ve doğal su kaynağı var. Buradaki balçık deri hastalıklarına iyi geliyor. Petrol burada yüzeye kendi kendine çıkıyor. Burada balçık ve kumla karışarak soğumuş. Çevredeki vatandaşlar onu keserek evlerinin damlarına  soğuktan korumak için kullanıyorlar.” diyerek sözlerini sürdürdü. Yanardağ’a 1 kilometre uzaklıkta bulunan Balçık volkanı halen faal halde. Kum ve Neft püskürten volkanın balçığı deri hastalıklarına iyi geldiği belirtildi. Hava Kabarcıkları ile birlikte yüzeye çıkan sıcak su balçık oluyor.

Ateş halen Mukaddes
Cabbarov, yöre halkının ateşi mukaddes gördüğünü vurgulayarak, “Müslümanız ama ateşe geçmişten kalan bir saygı var. Örneğin ateşi suyla söndürmezler.  Ateşe ant içenler dahi var. Işık hakkı ateş hakkı diyenler var. Hiç kimse onu kötü niyetle söndürmeye çalışmaz. Çünkü burada yaşayanlar İslam’dan önce ateşperestmiş. Onların Zerdüşt adında bir peygamberleri vardı. Onun mukaddes kitabı Avesta’ya göre Hürmüz adındaki Tanrı Gökte yaşıyor. Güneş onun gözü sayılır. Yerdeki alev ise onun yansıması. Buraya halen gelenler oluyor. Dua ediyorlar. Şaman manileri gibi maniler söylüyorlar. “ diye belirtti.
Yanan toprağın daha sonra kil olduğunu sözlerine ekleyen Cabbarov “Ateşin yanında durmak insanın içini ısıtıyor.” dedi.

ATEŞGAH

IMG_2654Mecusilerin 3 Tapınağından biri Ateşgah
Bakü’nün Suraxani semtinde bulunan Ateşgah Dünya’da bulunan 3 Mecusi tapınağından biri.
21 Mart Nevruz günü ziyaretçi akınına uğrayan Ateşgah’ta Zerdüşt dinine inananlar, geçmiş dönemde çilehane olarak kullanılan şimdi müzeye çevrilmiş odaları ziyaret ediyorlar.
7. yüzyıla kadar Mecusilerin tapınağı olarak kullanılan Ateşgah, o dönemlerde buradan geçen kervanların konaklama yeri olmuş. Mecusilere göre çok mukaddes olan Ateşgah 7 asırda Azerilerin İslam’ı kabul etmesiyle önemini yitirmiş. 19. Yüzyıla kadar bir kahin burada hizmet etmiş. 19.

IMG_2680

Yüzyılın başında Ruslar burada petrol olduğunu fark edince 100 metre uzakta bir petrol kuyusu kazmış. Petrol işçisi Rus Kokayef buradaki doğalgazı borularla fabrikaya taşımış. Bir süre sonra ateş sönünce, baş kahin bu ateşgah’ı terk etmiş.Nevruz günü buraya dünyanın dört bir yanından binlerce kişi geliyor. Zerdüştlük inancına göre burası Mekke kadar kutsal bir mabed. Dünya’da İran, Hindistan ve Azerbaycan’da bulunan 3 mabed. 3 yıldır tadilat çalışmaları devam ediyor. Rehberin isteyen ziyaretçilere burası hakkında verdiği bilgiler böyle.

Ateşgah turistlere açık. Giriş 2 manat.

Kaynaklar:

Ayşegül Bütünbaş & Muhammed Taşçılar haber7.co Ekim 2011  http://bit.ly/TeSf6s

Bekir Develi. Keşif Zamanı Programı TRT

Bülent Pakman. Ekim 2012. Bloğumdaki yazılar izin alınmadan, aktif link verilmeden yayımlamaz, alıntı yapılamaz.

AZERBAYCAN GÜNLÜKLERİ:

Türk vatandaşlarına Bakü’ye gelmeden önce yardım için şahsi görüşler yanında bazı bölümleri kaynakları verilmiş yorumlu-yorumsuz alıntılarladerlenmiştir. Tenkidi (eleştirel) ya da başka hiç bir amacı yoktur. Yaşanmakta olan hızlı gelişimler sonucu çok şeyin değişmekte, güncelliğini yitirmekte olduğu da göz önüne alınmalı, burada yazılan herşeyin doğru ve aktüel olduğu düşünülmemelidir. Kelimelerin Türkçe çoklu anlamlarında ve ifadelerde tam bilgi sahibi olunmadan değerlendirmeler yapılması yanlış anlamalara sebep olabilir.

Twitter Widgets Facebook Widgets

       Şahdağ Azerbaycan 2013

Bülent Pakman kimdir   https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Dünya içinde yayınlandı | Tagged , , , , , , , | Yorum bırakın

Önüne Gelen Yorum Yapıyormuş

Dinciler panik içerisindeler. Neden? Çünkü insanlar artık Kur’an’ı kendi dillerinden okuyor, aklını kullanarak ne okuduğunu anlamaya çalışıyor, araştırıyor, düşünüyor ve sonunda yorumluyor. Ne diyor bütün dinciler ve hatta aydın diyebileceğimiz bazı ilahiyatçılar bile: “Efendim önüne gelen Kur’an ayetleri hakkında yorum yapamaz.”

Zaten öteden beri dincilerin bilinen sloganıdır. “İslam’da içtihad yolu kapanmıştır”  derler. Yani zamanında düşünen düşünmüş, yorumlar yapılmış, sonuçlara varılmış onlara göre. “Açın bu paket çözümleri okuyun ve o okuduklarınızla yetinin” derler. Sanki bunlar Allah’ın kelamıymış gibi. Ödleri patlar biri çıkıp aklını kullandığında. Öyle olduğunda daha da ileri giderler ve derler ki “İslam akıl dini değildir, nakil dinidir”. Bu gerici, dinci düşüncede “nakil” yani kutsal metinler (hadisler dahil) esas olup aklın işleyiş biçimini nakil belirler. Onlara göre akıl, din ve sünnetle sınırlandırılmalıdır. Tartışmalarda dinciler; “Hangi akıl birinci sıraya geçecek? İslamî akıl mı, pozitif akıl mı?” sorusuyla İslam’ı pozitif olmaktan çıkarıverirler. Bu gibi konulara http://wp.me/pAexV-13Q  yazımızda değinmiştik. Burada işin başka bir cephesini ele alacağız, Kur’an’ın okunup, üzerinde düşünüp yorumlanmasını.

Kur’an ayetleri “muhkem” ve “müteşabih” olarak ikiye ayrılır. Muhkem olanlar değişmez, üzerinde tartışılmaz olan prensip konmuş hükümlerdir. Allah’ın bir olduğu, ahiretin varlığı gibi. Kur’an hükmü:

Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam’ı seçtim.“(Maide 3)

ile İslam’ın genel prensipleri nok­ta­lan­mış­tır. Sadece genel ilkelerde tartışma olamaz. Kur’an’ın çoğunluğunu teşkil eden müteşabih ayetler ise yoruma ve tartışmaya açık olanlardır. Mesela gayb yani bilinmeyen, kıyametin günü-saati, kader, reenkarnasyon gibi olgular Kur’an ayetlerinde kesin ifadelerle belirtilmemiş, tarif edilmemiştir. Ahiretin varlığı dışında ahiretle ilgili diğer yorumlar da müteşabihtir. Böyle olduğu için de ahiretle ilgili yorum getirilebilir. İnsan ahirete inanıyorsa onun inancı ve yorumları hakkında tartışma yapılamaz. Böyle bir tartışma başlamadan BİTMİŞTİR.

Kur’an ayetlerini inkar etmeyen, inanan bir insan o ayetlerle ilgili herhangi bir yorum getirdi diye kimse ona kafir diyemez. Yorum ne olursa olsun onun müslümanlığına laf edemez. Bu çerçevede Kur’an ayetlerini reenkarnasyona göre yorumlayanlara da kafir diyen kafirin, cahilin ta kendisidir.

Kur’an ansiklopedi değildir, öğüt vericidir. Mesela dünyanın yuvarlak olduğu, güneş sisteminde kaç gezegen olduğu, atomun yapısı, anti madde gibi bilimsel gerçekleri doğrudan açıklamaz. Bilgiler de­ği­şen za­man ve mekân şart­la­rı­na, in­san­lı­ğın ulaş­tı­ğı ye­ni tekâ­mül ve bil­gi aşamala­rı­na gö­re ye­ni an­lam­lar ve hikmetler ka­za­nacak şekilde verilirken insanlara öğütlerle tekamül yolu işaret edilmiştir. Bun­lar ay­rı­ca, her bi­lim da­lı­na ve dü­şün­ce çiz­gi­si­ne gö­re de de­ği­şik hikmetler taşırlar. Mesela büyük patlama teorileri  sonrasında Kur’an’a bakış açısı ve anlamlandırmalar kimilerine göre çok farklı olabilmiştir. Bu çerçevede ileride karanlık madde, karanlık enerjinin ne olduğu anlaşılınca Kur’an’ı tekrar okumak gerekecektir. Bilimsel teoriler geliştikçe, bulgular arttıkça, ayetler üzerinde akıl yürütmenin de gelişmesi doğaldır.

Kur’an’da yer alan ilke, kav­ram ve hü­küm­le­re yo­rum ge­tir­mek imanı ze­delemez. Yukarıda link verdiğimiz yazımızda geniş olarak açıkladığımız gibi Kur’an akıl yürütme dolayısıyla yo­rum­ yapılmasını birçok yerde öğütlemenin yanında emretmektedir de.

Yorumlar farklı mezhepler doğurmuştur. Mesela kadınların yanlarında erkek olmadan ziyaret yapamayacağı yani hacca, umreye gidemeyeceği bir mezhepte  kabul görürken başka bir mezhepte tam tersine gidebileceğine hükmedilmektedir. Peki müslüman bir kadın hangisine göre hareket edecek? Elbette ki günün şartlarına göre aklını kullanacak yani yolculuğun zorlukları, ki artık günümüzde çok kolay, kalacağı yerin güvenliği, ki bu da hac-umre operatörleri tarafından sağlanmaktadır, gibi hususlar ne ölçüde sağlanmakta, onlara bakıp karar verecek.

Bir başka örnek verelim. Kur’an’da kadına dayak atmaya cevaz verdiği öne sürülen Nisa suresi 34. ayetteki “fadribu” emri  dövmek, dolaşmak-dolaştırmak, evden çıkarmak anlamları taşır. Peki bunun hangisi doğrudur? Erkek egemen yani kadın aleyhine bakış açısıyla bu emir “dövmek” demektir. Halbuki  emrin kökü olan “darb” Kur’an’ın bir çok yerlerinde yola “çıkmak”, boyun “vurmak”, karanlığa “bürümek”, parmakları “doğramak”, örnek “vermek”, verilen bir şeyi geri “almak”, konulan bir şeyi “kaldırmak”, birini “dövmek”, birini “yatırmak”, “uyutmak”, “örtmek” vb anlamına gelmektedir. Bu konudaki geniş açıklamalarımız için bakınız: http://wp.me/PAexV-DQ. Sonuçta bu ayette neyin hangi anlamda olduğuna karar vermek günün şartlarına, ortama ve kişilerin-toplumun tekamül düzeylerine göre değişecektir.   Erkek egemen bir toplumda başka, çığırından çıkmış bir yaşamda, her şeyin yasalarla, yönetmeliklerle güvence altına alınmış olduğu bir sosyal düzende, insancıl bir toplumda farklı bakış açılarından, farklı yaptırım gereksinimlerinden kaynaklanan farklı yorumlar olacaktır.

Mezhepler ve onların uzantıları tarikatlar din değil, dine yorum getiren ekoller olmalıdırlar. Kur’an okunup, anlaşılmazsa, müteşabih ayetler üzerinde akıl yürütülüp, yorum yapılmazsa  mezhep ve tarikatlar din haline gelir. Bugünkü durum budur.  Yorum yapılmalıdır. Ama bunu yaparken de özellikle bir ayete başka bir yerde açıklık getirilmiş olabileceği de göz önüne alınarak Kur’an’ı bir bütün olarak okumadan, enine boyuna ele almadan bir ayeti, bir hükmü, bir emri içinden cımbızla çıkarıp “böyle diyor” demek de son derece yanlıştır. Mesela tek bir ayeti alıntı yapıp “Kur’an Yahudileri lanetliyor” demek, tek bir meale bakıp “Kur’an kadınlara dayak atın diyor”, uyduruk hadisleri kaynak alıp “İslam dininde kadın hakları yok” demek, “Maide 90 da sadece şarap yasaklanmış” demek gibi.

Bülent Pakman. Ekim 2012. Güncelleme Ocak 2013. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden kısmen veya tamamen alıntılanamaz.

Twitter Widgets Facebook Widgets

Abu Dhabi 2013

Bülent Pakman kimdir   https://bpakman.wordpress.com/pakman/

İnanç içinde yayınlandı | Tagged , , , , , , , , , , | 2 Yorum