Göyçay Nar Bayramı

Nar Azerbaycan’da tarih boyunca çok yetiştirilen bir meyve olmuştur. En iyileri kuru subtropik bir zon olan Şirvan’dayken, nar suyu için ise daha çok Göyçay’da yetişenler makbuldür. Bu nedenle daha çok isim yapmıştır, toprağın ve iklimin özelliğinden dolayı “asıl Azerbaycan narı” olarak adlandırılır.

Nar Bayramı ilk olarak 3 Kasım 2006 tarihinde Göyçay bölgesinin tanıtımı, kültürel ve ekonomik potansiyelinin gösterilmesi amacı ile Azerbaycan Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Göyçay valiliğinin ortak girişimi ile kutlandı ve daha sonra geleneksel hale geldi. 2012 yılında 7’ncisi gerçekleştirilen Nar Bayramı  renkli görüntülere sahne oldu. Çok sayıda büyükelçi, diplomatik misyon şefleri, milletvekilleri, yerel ve Türk sanatçılar ile binlerce vatandaş katıldı. Festival kapsamında sanatçı Doğuş da bir konser verdi.

Göyçay Rayonunun (İdari Bölgesinin) 30 köyünden gelen nar yetiştiricileri, açtıkları stantlarla ziyaretçilere 61 değişik nar çeşidini tanıttılar. Göyçay Valiliği öncülüğünde düzenlenen kutlama etkiliklerine, Göyçay Geliştirme Merkezi de destek verdi.

Kutlama etkilikleri hakkında bilgi veren Azeri Milletvekili Ceyhun Osmanlı, “Göyçay’da narın 65 çeşidi yetişiyor. Burada narın yabani halini görmek de mümkün. Bütün köylüler burada narlarını sergiliyorlar. 10 binlerce insan bu şölene katılıyor” dedi.

Göyçay Valisi Mansur Memmedov yaptığı konuşmada, dünyanın en güzel narlarının yetiştiği Göyçay’da, Nar Bayramının 7 yıldan beri geleneksel bir şekilde kutlandığını ifade ederek, Nar Bayramının tanıtılması için bu yıl yaptıkları faaliyetler hakkında bilgi verdi.  Tarıma dayalı ekonomiye sahip Göyçay’da narın en önemli geçim kaynaklarından biri olduğunu belirtti ve bayram etkinliklerine katılan yerli ve yabancı misafirlere teşekkürlerini bildirdi.

Protokol konuşmalarının ardından resmi heyet, Göyçay merkezde, şehrin en büyük caddesinde kurulan nar üreticilerin stantlarını gezerek yetkililerden ürettikleri ürünler hakkında bilgi aldı, nardan yapılan yemekler, tatlılar, reçeller ve salatalar misafirlerin beğenisine sunuldu.

Ürünlerin tadına bakan resmi heyet, daha sonra Göyçay gençlerinin sunduğu spor etkinliklerini izledi. Pehlivanların, cambazların, yerel sanatçıların, halk oyunu ekiplerinin yaptığı gösteriler, nar yeme yarışması, çıplak elle nar sıkma yarışması, bilek güreşleri, nar güzeli yarışması, resim yarışması gibi bir etkinlikler renkli görüntülere sahne oldu. Çekisi (aağırlığı) 1 kilodan fazla narların görücüye çıktığı en büyük nar yarışmasında, 1,450 kiloluk nar birinci oldu.

Nar Bayramı etkinliklerinde bu yıl ilk defa yapılan en büyük Narlı Pizza ise festivale damgasını vurdu. Bakü’nün tanınmış uzmanları tarafından özel hazırlanmış nar tarifinden pizza hazırlanarak ve bayramın konuklarına sunuldu. Narlı pizzanın dağıtımında izdiham yaşandı.

Nar taneleri kullanılarak yapılan resimler ve tablolar stantları gezenlerden büyük beğeni topladı.

Bayram etkinliğine sergiledikleri nar ürünleri ile katılan vatandaşlar ise, Göyçay bölgesinde Azerbaycan’ın en güzel narlarının yetiştirildiğini ve ürünlerinin Göyçay’da düzenlenen bir bayramda tanıtılmasından dolayı mutlu olduklarını ifade etti.

Nar Bayramına katılan sanatçı Doğuş da Göyçaylıları coşturdu. Konserden önce açıklama yapan Doğuş, “Buraya Ceyhun kardeşimin davetiyle geldim iyi ki gelmişim. Burada güzel bir konserimiz olacak” diye konuştu.

Kutlama etkilikleri akşam saatlerinde düzenlenen konserle sona erdi.

Bülent Pakman 4 Kasım 2012. Bloğumdaki yazılar izin alınmadan, aktif link verilmeden yayımlamaz, alıntı yapılamaz.

AZERBAYCAN GÜNLÜKLERİ:

Türk vatandaşlarına Bakü’ye gelmeden önce yardım için şahsi görüşler yanında bazı bölümleri kaynakları verilmiş yorumlu-yorumsuz alıntılarla derlenmiştir. Tenkidi (eleştirel) ya da başka hiç bir amacı yoktur. Yaşanmakta olan hızlı gelişimler sonucu çok şeyin değişmekte, güncelliğini yitirmekte olduğu da göz önüne alınmalı, burada yazılan herşeyin doğru ve aktüel olduğu düşünülmemelidir. Kelimelerin Türkçe çoklu anlamlarında ve ifadelerde tam bilgi sahibi olunmadan değerlendirmeler yapılması yanlış anlamalara sebep olabilir.

Twitter Widgets Facebook Widgets

Bakü Ofis 2011

Bülent Pakman kimdir    https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Dünya içinde yayınlandı | Tagged , , , , | 1 Yorum

Yanardağ ve Ateşgah

Bir petrol ve doğal gaz ülkesi olan Azerbaycan’da, hiç sönmeyen ateşlerin yandığı yerler var. Bu yüzden Azerbaycan’a odlar diyarı yani ateş ülkesi deniliyor. Ateşgah ve Yanardağ Bakü’de görülmesi gereken yerler arasında…

YANARDAĞ
UNESCO Dünya mirasına aday gösterilen Yanardağ kar kış demeden yüzlerce yıldır yanıyor. Doğalgazın yüzeye çıkmasıyla yanan dağın eteği gece gündüz ziyaretçi akınına uğruyor.

Yaklaşık 10 metre genişliğinde 1 metre yükseklikteki ateş gelenlerin içini ısıtırken, hatıra fotoğraf çektirenler de oluyor. Azerbaycan’da Milli Park ilan edilen Yanardağ eteğinde 3 masa ve bank bulunurken, çay ikramı yapılıyor.
7. yüzyıldan önce Mecusilerin tapınağı olarak kullanılan Yanardağ Azerilerin İslam dinini seçmesiyle çevresindeki binalar yıkılmış, ateş ise yanmaya devam etmiş.

Zerdüştlerin Tapınağı
Yanardağ Milli Parklar Genel Müdür Yardımcısı Rauf Cabbarov, Yanardağ ile ilgili ilk belgenin 5. Asırda yazıldığını ifade ederek, “Bizans tarihçisi Panili Priskin’in Kafkasya Albanyası kitabında yanan dağlar, kayalar ve taşlar hatta su olduğu bahsediliyor. Geçmişte Ateşperestlerin ibadet yeri olmuştu. İran, Hindistan, Pakistan’dan Zerdüştler buraya gelirdi. Burası sanki onlar için Mekke gibiydi. Ama 7. Yüzyılda Azerbaycan İslam dinini kabul edince, Ateşperestlere ait ne varsa her şeyi dağıtmış, geriye sadece burası kalmıştır. Bu dağın doğusunda sönmüş tepeler de var. Onlarda 19. Yüzyılın sonuna kadar yanmaya devam etmişler. 18. Yüzyılda ilk defa seyyahlar bunları görüp kitaplarına aktarmışlar. 20 yüzyıl başında petrol çıkarılınca bu tür dağlar söndürülmüş. Bazıları ise petrol çıkarılınca kendiliğinden sönmüştür. Şimdi Dünya çapında tek yanan Doğalgaz yanardağı olarak sadece burası kaldı.” diye konuştu.
2007 yılında Milli Park ilan edildiğini dile getiren Cabbarov “Civardaki vatandaşların arazileri de alınarak buralar daha doğal haline çevrilecek. “ dedi.

Balçık Volkanı
Yanardağ civarında Neft volkanının da bulunduğu aktaran Rauf Cabbarov, “Burada balçık ve doğal su kaynağı var. Buradaki balçık deri hastalıklarına iyi geliyor. Petrol burada yüzeye kendi kendine çıkıyor. Burada balçık ve kumla karışarak soğumuş. Çevredeki vatandaşlar onu keserek evlerinin damlarına  soğuktan korumak için kullanıyorlar.” diyerek sözlerini sürdürdü. Yanardağ’a 1 kilometre uzaklıkta bulunan Balçık volkanı halen faal halde. Kum ve Neft püskürten volkanın balçığı deri hastalıklarına iyi geldiği belirtildi. Hava Kabarcıkları ile birlikte yüzeye çıkan sıcak su balçık oluyor.

Ateş halen Mukaddes
Cabbarov, yöre halkının ateşi mukaddes gördüğünü vurgulayarak, “Müslümanız ama ateşe geçmişten kalan bir saygı var. Örneğin ateşi suyla söndürmezler.  Ateşe ant içenler dahi var. Işık hakkı ateş hakkı diyenler var. Hiç kimse onu kötü niyetle söndürmeye çalışmaz. Çünkü burada yaşayanlar İslam’dan önce ateşperestmiş. Onların Zerdüşt adında bir peygamberleri vardı. Onun mukaddes kitabı Avesta’ya göre Hürmüz adındaki Tanrı Gökte yaşıyor. Güneş onun gözü sayılır. Yerdeki alev ise onun yansıması. Buraya halen gelenler oluyor. Dua ediyorlar. Şaman manileri gibi maniler söylüyorlar. “ diye belirtti.
Yanan toprağın daha sonra kil olduğunu sözlerine ekleyen Cabbarov “Ateşin yanında durmak insanın içini ısıtıyor.” dedi.

ATEŞGAH

IMG_2654Mecusilerin 3 Tapınağından biri Ateşgah
Bakü’nün Suraxani semtinde bulunan Ateşgah Dünya’da bulunan 3 Mecusi tapınağından biri.
21 Mart Nevruz günü ziyaretçi akınına uğrayan Ateşgah’ta Zerdüşt dinine inananlar, geçmiş dönemde çilehane olarak kullanılan şimdi müzeye çevrilmiş odaları ziyaret ediyorlar.
7. yüzyıla kadar Mecusilerin tapınağı olarak kullanılan Ateşgah, o dönemlerde buradan geçen kervanların konaklama yeri olmuş. Mecusilere göre çok mukaddes olan Ateşgah 7 asırda Azerilerin İslam’ı kabul etmesiyle önemini yitirmiş. 19. Yüzyıla kadar bir kahin burada hizmet etmiş. 19.

IMG_2680

Yüzyılın başında Ruslar burada petrol olduğunu fark edince 100 metre uzakta bir petrol kuyusu kazmış. Petrol işçisi Rus Kokayef buradaki doğalgazı borularla fabrikaya taşımış. Bir süre sonra ateş sönünce, baş kahin bu ateşgah’ı terk etmiş.Nevruz günü buraya dünyanın dört bir yanından binlerce kişi geliyor. Zerdüştlük inancına göre burası Mekke kadar kutsal bir mabed. Dünya’da İran, Hindistan ve Azerbaycan’da bulunan 3 mabed. 3 yıldır tadilat çalışmaları devam ediyor. Rehberin isteyen ziyaretçilere burası hakkında verdiği bilgiler böyle.

Ateşgah turistlere açık. Giriş 2 manat.

Kaynaklar:

Ayşegül Bütünbaş & Muhammed Taşçılar haber7.co Ekim 2011  http://bit.ly/TeSf6s

Bekir Develi. Keşif Zamanı Programı TRT

Bülent Pakman. Ekim 2012. Bloğumdaki yazılar izin alınmadan, aktif link verilmeden yayımlamaz, alıntı yapılamaz.

AZERBAYCAN GÜNLÜKLERİ:

Türk vatandaşlarına Bakü’ye gelmeden önce yardım için şahsi görüşler yanında bazı bölümleri kaynakları verilmiş yorumlu-yorumsuz alıntılarladerlenmiştir. Tenkidi (eleştirel) ya da başka hiç bir amacı yoktur. Yaşanmakta olan hızlı gelişimler sonucu çok şeyin değişmekte, güncelliğini yitirmekte olduğu da göz önüne alınmalı, burada yazılan herşeyin doğru ve aktüel olduğu düşünülmemelidir. Kelimelerin Türkçe çoklu anlamlarında ve ifadelerde tam bilgi sahibi olunmadan değerlendirmeler yapılması yanlış anlamalara sebep olabilir.

Twitter Widgets Facebook Widgets

       Şahdağ Azerbaycan 2013

Bülent Pakman kimdir   https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Dünya içinde yayınlandı | Tagged , , , , , , , | Yorum bırakın

Önüne Gelen Yorum Yapıyormuş

Dinciler panik içerisindeler. Neden? Çünkü insanlar artık Kur’an’ı kendi dillerinden okuyor, aklını kullanarak ne okuduğunu anlamaya çalışıyor, araştırıyor, düşünüyor ve sonunda yorumluyor. Ne diyor bütün dinciler ve hatta aydın diyebileceğimiz bazı ilahiyatçılar bile: “Efendim önüne gelen Kur’an ayetleri hakkında yorum yapamaz.”

Zaten öteden beri dincilerin bilinen sloganıdır. “İslam’da içtihad yolu kapanmıştır”  derler. Yani zamanında düşünen düşünmüş, yorumlar yapılmış, sonuçlara varılmış onlara göre. “Açın bu paket çözümleri okuyun ve o okuduklarınızla yetinin” derler. Sanki bunlar Allah’ın kelamıymış gibi. Ödleri patlar biri çıkıp aklını kullandığında. Öyle olduğunda daha da ileri giderler ve derler ki “İslam akıl dini değildir, nakil dinidir”. Bu gerici, dinci düşüncede “nakil” yani kutsal metinler (hadisler dahil) esas olup aklın işleyiş biçimini nakil belirler. Onlara göre akıl, din ve sünnetle sınırlandırılmalıdır. Tartışmalarda dinciler; “Hangi akıl birinci sıraya geçecek? İslamî akıl mı, pozitif akıl mı?” sorusuyla İslam’ı pozitif olmaktan çıkarıverirler. Bu gibi konulara http://wp.me/pAexV-13Q  yazımızda değinmiştik. Burada işin başka bir cephesini ele alacağız, Kur’an’ın okunup, üzerinde düşünüp yorumlanmasını.

Kur’an ayetleri “muhkem” ve “müteşabih” olarak ikiye ayrılır. Muhkem olanlar değişmez, üzerinde tartışılmaz olan prensip konmuş hükümlerdir. Allah’ın bir olduğu, ahiretin varlığı gibi. Kur’an hükmü:

Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam’ı seçtim.“(Maide 3)

ile İslam’ın genel prensipleri nok­ta­lan­mış­tır. Sadece genel ilkelerde tartışma olamaz. Kur’an’ın çoğunluğunu teşkil eden müteşabih ayetler ise yoruma ve tartışmaya açık olanlardır. Mesela gayb yani bilinmeyen, kıyametin günü-saati, kader, reenkarnasyon gibi olgular Kur’an ayetlerinde kesin ifadelerle belirtilmemiş, tarif edilmemiştir. Ahiretin varlığı dışında ahiretle ilgili diğer yorumlar da müteşabihtir. Böyle olduğu için de ahiretle ilgili yorum getirilebilir. İnsan ahirete inanıyorsa onun inancı ve yorumları hakkında tartışma yapılamaz. Böyle bir tartışma başlamadan BİTMİŞTİR.

Kur’an ayetlerini inkar etmeyen, inanan bir insan o ayetlerle ilgili herhangi bir yorum getirdi diye kimse ona kafir diyemez. Yorum ne olursa olsun onun müslümanlığına laf edemez. Bu çerçevede Kur’an ayetlerini reenkarnasyona göre yorumlayanlara da kafir diyen kafirin, cahilin ta kendisidir.

Kur’an ansiklopedi değildir, öğüt vericidir. Mesela dünyanın yuvarlak olduğu, güneş sisteminde kaç gezegen olduğu, atomun yapısı, anti madde gibi bilimsel gerçekleri doğrudan açıklamaz. Bilgiler de­ği­şen za­man ve mekân şart­la­rı­na, in­san­lı­ğın ulaş­tı­ğı ye­ni tekâ­mül ve bil­gi aşamala­rı­na gö­re ye­ni an­lam­lar ve hikmetler ka­za­nacak şekilde verilirken insanlara öğütlerle tekamül yolu işaret edilmiştir. Bun­lar ay­rı­ca, her bi­lim da­lı­na ve dü­şün­ce çiz­gi­si­ne gö­re de de­ği­şik hikmetler taşırlar. Mesela büyük patlama teorileri  sonrasında Kur’an’a bakış açısı ve anlamlandırmalar kimilerine göre çok farklı olabilmiştir. Bu çerçevede ileride karanlık madde, karanlık enerjinin ne olduğu anlaşılınca Kur’an’ı tekrar okumak gerekecektir. Bilimsel teoriler geliştikçe, bulgular arttıkça, ayetler üzerinde akıl yürütmenin de gelişmesi doğaldır.

Kur’an’da yer alan ilke, kav­ram ve hü­küm­le­re yo­rum ge­tir­mek imanı ze­delemez. Yukarıda link verdiğimiz yazımızda geniş olarak açıkladığımız gibi Kur’an akıl yürütme dolayısıyla yo­rum­ yapılmasını birçok yerde öğütlemenin yanında emretmektedir de.

Yorumlar farklı mezhepler doğurmuştur. Mesela kadınların yanlarında erkek olmadan ziyaret yapamayacağı yani hacca, umreye gidemeyeceği bir mezhepte  kabul görürken başka bir mezhepte tam tersine gidebileceğine hükmedilmektedir. Peki müslüman bir kadın hangisine göre hareket edecek? Elbette ki günün şartlarına göre aklını kullanacak yani yolculuğun zorlukları, ki artık günümüzde çok kolay, kalacağı yerin güvenliği, ki bu da hac-umre operatörleri tarafından sağlanmaktadır, gibi hususlar ne ölçüde sağlanmakta, onlara bakıp karar verecek.

Bir başka örnek verelim. Kur’an’da kadına dayak atmaya cevaz verdiği öne sürülen Nisa suresi 34. ayetteki “fadribu” emri  dövmek, dolaşmak-dolaştırmak, evden çıkarmak anlamları taşır. Peki bunun hangisi doğrudur? Erkek egemen yani kadın aleyhine bakış açısıyla bu emir “dövmek” demektir. Halbuki  emrin kökü olan “darb” Kur’an’ın bir çok yerlerinde yola “çıkmak”, boyun “vurmak”, karanlığa “bürümek”, parmakları “doğramak”, örnek “vermek”, verilen bir şeyi geri “almak”, konulan bir şeyi “kaldırmak”, birini “dövmek”, birini “yatırmak”, “uyutmak”, “örtmek” vb anlamına gelmektedir. Bu konudaki geniş açıklamalarımız için bakınız: http://wp.me/PAexV-DQ. Sonuçta bu ayette neyin hangi anlamda olduğuna karar vermek günün şartlarına, ortama ve kişilerin-toplumun tekamül düzeylerine göre değişecektir.   Erkek egemen bir toplumda başka, çığırından çıkmış bir yaşamda, her şeyin yasalarla, yönetmeliklerle güvence altına alınmış olduğu bir sosyal düzende, insancıl bir toplumda farklı bakış açılarından, farklı yaptırım gereksinimlerinden kaynaklanan farklı yorumlar olacaktır.

Mezhepler ve onların uzantıları tarikatlar din değil, dine yorum getiren ekoller olmalıdırlar. Kur’an okunup, anlaşılmazsa, müteşabih ayetler üzerinde akıl yürütülüp, yorum yapılmazsa  mezhep ve tarikatlar din haline gelir. Bugünkü durum budur.  Yorum yapılmalıdır. Ama bunu yaparken de özellikle bir ayete başka bir yerde açıklık getirilmiş olabileceği de göz önüne alınarak Kur’an’ı bir bütün olarak okumadan, enine boyuna ele almadan bir ayeti, bir hükmü, bir emri içinden cımbızla çıkarıp “böyle diyor” demek de son derece yanlıştır. Mesela tek bir ayeti alıntı yapıp “Kur’an Yahudileri lanetliyor” demek, tek bir meale bakıp “Kur’an kadınlara dayak atın diyor”, uyduruk hadisleri kaynak alıp “İslam dininde kadın hakları yok” demek, “Maide 90 da sadece şarap yasaklanmış” demek gibi.

Bülent Pakman. Ekim 2012. Güncelleme Ocak 2013. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden kısmen veya tamamen alıntılanamaz.

Twitter Widgets Facebook Widgets

Abu Dhabi 2013

Bülent Pakman kimdir   https://bpakman.wordpress.com/pakman/

İnanç içinde yayınlandı | Tagged , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Üniversitelerin İnşaat Bölümleri Sıralaması

TurEdu firması tarafından “En İyi Üniversiteler Sıralaması” hazırlanırken Türkiye’de Yükseköğretimi yönlendiren ÖSYM ve YÖK ile dünyanın en kapsamlı veri bankaları bir araya getirilmiş. Bunlara ek olarak 25.000’den fazla üniversitelinin katıldığı öğrenci memnuniyet anketi ve üniversite olanakları araştırması yapılmış.

Çalışmaya inşaat mühendisliği bölümleri de dahil edilmiş ve aşağıda açıklanan üç ölçüte göre yapılan sıralamada ODTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü Türkiye’deki en üst sırayı elde etme başarısını göstermiştir. ODTÜ İnşaat Mühendisliği bölümünü sırasıyla İstanbul Teknik Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi inşaat mühendisliği bölümleri takip etmektedir.

Bölümlerin performansları 3 ayrı ölçüt kullanılarak ölçülmeye çalışılmış. Kullanılan ölçütler:

1.Akademik Performans

        1A. Akademik Çalışmalar, %40

        1B. Akademisyen Başına Düşen Öğrenci Sayısı, %40

        1C. Öğrenci Memnuniyet Anketi (akademisyenlerle ilgili), %20

2.Öğrenci Performansı

        2A. LYS Puan Ortalaması, %50

        2B. Öğrenci Kararlılığı, %50

3.Kurum Performansı

        3A. Üniversite Olanakları, %50

        3B. Üniversiteye Talep, %30

        3C. Öğrenci Memnuniyet Anketi (kurumun sağladığı hizmetlerle ilgili), %20

ölçütleridir.

Kaynak Habertürk Gazetesi 21 Temmuz 2012

İnşaat Mühendisliği Bölümlerinin 2011-2012 En küçük puanlarına göre sıralaması:

Üniversite Bölüm Adı En Küçük Puanı
Boğaziçi İnşaat Mühendisliği 525,052
İTÜ İnşaat Mühendisliği (İngilizce) 503,505
ODTÜ İnşaat Mühendisliği 501,376
İTÜ İnşaat Mühendisliği 493,759
Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği 485,797
Yeditepe Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (Tam Burslu) 474,260
Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (İÖ) 471,250
Ege Üniversitesi İnşaat Mühendisliği 466,838
İstanbul Üniversitesi İnşaat Mühendisliği 464,809
Gazi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği 459,707
İzmir Yük. Teknoloji İnşaat Mühendisliği (İngilizce) 454,716
Dokuz Eylül İnşaat Mühendisliği 453,513
Anadolu Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (İngilizce) 453,358
İstanbul Kültür Üni. İnşaat Mühendisliği (İngilizce) (Tam Burslu) 450,256
Kocaeli Üniversitesi İnşaat Mühendisliği 445,858
Uludağ Üniversitesi İnşaat Mühendisliği 445,674
Beykent üniversitesi İnşaat Mühendisliği (Tam Burslu) 445,658
İTÜ İnşaat Mühendisliği (İngilizce) (UOLP-SUNY Buffalo 444,869
Gazi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği 443,890
Gediz Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (İngilizce) (Tam Burslu) 442,777
Zirve Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (Tam Burslu) 442,004
Maltepe Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (Tam Burslu) 441,813
Okan Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (İngilizce) (Tam Burslu) 440,222
Eskişehir Osmangazi İnşaat Mühendisliği 439,710
Dokuz Eylül İnşaat Mühendisliği (İÖ) 437,676
Fatih Sultan Mehmet İnşaat Mühendisliği (Tam Burslu) 435,448
Akdeniz Üniversitesi İnşaat Mühendisliği 434,878
İstanbul Aydın Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (Tam Burslu) 431,794
Çukurova Üniversitesi İnşaat Mühendisliği 429,348
İstanbul Arel Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (Tam Burslu) 427,557
Işık Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (İngilizce) (Tam Burslu) 426,001
ODTÜ İnşaat Mühendisliği (Tam Burslu) 424,590
Kocaeli Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (İÖ) 424,012
Atılım Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (İngilizce) (Tam Burslu) 423,747
Eskişehir Osmangazi İnşaat Mühendisliği (İÖ) 421,539
Selçuk  Üniversitesi İnşaat Mühendisliği 421,184
Muğla Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (İngilizce) 418,152
Sakarya Üniversitesi İnşaat Mühendisliği 418,055
Erciyes Üniversitesi İnşaat Mühendisliği 412,798
Karadeniz Teknik Üni. İnşaat Mühendisliği 410,794
Gaziantep Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (İngilizce) 408,367
19 Mayıs Üniversitesi İnşaat Mühendisliği 407,440
Çukurova Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (İÖ) 404,707
Pamukkale Üniversitesi İnşaat Mühendisliği 402,436
Dicle Üniversitesi İnşaat Mühendisliği 402,073
Yeditepe Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (%50 Burslu) 401,449
Atılım Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (İngilizce) (%50 Burslu) 400,803
İnönü Üniversitesi İnşaat Mühendisliği 397,634
Balıkesir Üniversitesi İnşaat Mühendisliği 396,857
Sakarya Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (İÖ) 395,046
Celâl Bayar İnşaat Mühendisliği 394,399
Sakarya Üniversitesi İnşaat Mühendisliği 394,131
Selçuk  Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (İÖ) 393,436
İstanbul Kültür Üni. İnşaat Mühendisliği (İngilizce) (%50 Burslu) 389,114
Karadeniz Teknik Üni. İnşaat Mühendisliği (İÖ) 387,786
Süleyman Demirel İnşaat Mühendisliği 386,665
Kırıkkale Üniversitesi İnşaat Mühendisliği 386,646
Erciyes Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (İÖ) 385,290
Doğu Akdeniz Üni. İnşaat Mühendisliği (Tam Burslu) 384,758
Gaziantep Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (İngilizce) (İÖ) 383,695
19 Mayıs Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (İÖ) 383,480
Dumlupınar Üniversitesi İnşaat Mühendisliği 383,123
Namık Kemal Üni. İnşaat Mühendisliği 381,378
Pamukkale Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (İÖ) 377,000
Gazikent Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (İngilizce) (Tam Burslu) 376,447
Yüzüncü Yıl Üniversitesi İnşaat Mühendisliği 376,412
Celâl Bayar İnşaat Mühendisliği (İÖ) 375,373
Atatürk Üniversitesi İnşaat Mühendisliği 375,228
Gediz Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (İngilizce) (%50 Burslu) 374,706
Dicle Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (İÖ) 374,244
Atılım Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (İngilizce) (%25 Burslu) 373,917
Balıkesir Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (İÖ) 371,012
Okan Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (İngilizce) (%50 Burslu) 370,930
Karadeniz Teknik Üni. İnşaat Mühendisliği 370,744
Zonguldak Karaelmas İnşaat Mühendisliği 370,371
Fırat Üniversitesi İnşaat Mühendisliği 369,822
Süleyman Demirel İnşaat Mühendisliği (İÖ) 366,550
Cumhuriyet Üniversitesi İnşaat Mühendisliği 366,346
İnönü Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (İÖ) 364,588
Sütçü İmam Üniversitesi İnşaat Mühendisliği 364,181
Mustafa Kemal Üniversitesi İnşaat Mühendisliği 363,483
Dumlupınar Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (İÖ) 363,073
Kırıkkale Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (İÖ) 362,693
Bilecik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği 362,076
Harran Üniversitesi İnşaat Mühendisliği 359,777
Niğde Üniversitesi İnşaat Mühendisliği 359,641
Aksaray Üniversitesi İnşaat Mühendisliği 357,175
Nuh Naci Yazgan Üni. İnşaat Mühendisliği (Tam Burslu) 355,778
Zonguldak Karaelmas İnşaat Mühendisliği (İÖ) 353,694
Atatürk Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (İÖ) 353,680
İstanbul Aydın Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (%50 Burslu) 353,179
Bartın Üniversitesi İnşaat Mühendisliği 351,602
Avrasya Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (Tam Burslu) 351,398
Bozok Üniversitesi İnşaat Mühendisliği 349,793
Fatih Sultan Mehmet İnşaat Mühendisliği (%50 Burslu) 346,767
Cumhuriyet Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (İÖ) 345,416
Fırat Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (İÖ) 344,822
Mustafa Kemal Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (İÖ) 344,695
Osmaniye Korkut Ata İnşaat Mühendisliği 343,702
Niğde Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (İÖ) 343,163
Gümüşhane Üniversitesi İnşaat Mühendisliği 342,641
Maltepe Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (%50 Burslu) 341,838
Harran Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (İÖ) 341,786
Bartın Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (İÖ) 341,633
Aksaray Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (İÖ) 340,601
Sütçü İmam Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (İÖ) 340,570
Zirve Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (%50 Burslu) 338,334
Bozok Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (İÖ) 335,806
Osmaniye Korkut Ata İnşaat Mühendisliği (İÖ) 333,996
Bayburt Üniversitesi İnşaat Mühendisliği 333,223
Gümüşhane Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (İÖ) 332,328
İstanbul Kültür Üni. İnşaat Mühendisliği (İngilizce) (%25 Burslu) 328,468
Gazikent Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (İngilizce) (%50 Burslu) 328,444
Tunceli Üniversitesi İnşaat Mühendisliği 328,160
Bitlis Eren İnşaat Mühendisliği 327,962
Bingöl Üniversitesi İnşaat Mühendisliği 327,875
Gediz Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (İngilizce) (%25 Burslu) 327,720
Bayburt Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (İÖ) 327,050
Nuh Naci Yazgan Üni. İnşaat Mühendisliği (%50 Burslu) 326,132
Azerbaycan Mim. Ve İnşaat İnşaat Mühendisliği (Burslu) 322,519
Beykent üniversitesi İnşaat Mühendisliği (%25 Burslu) 318,818
Bitlis Eren İnşaat Mühendisliği (İÖ) 317,552
Tunceli Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (İÖ) 316,537
Işık Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (İngilizce) (%50 Burslu) 315,445
Şırnak Üniversitesi İnşaat Mühendisliği 315,389
ODTÜ İnşaat Mühendisliği (%50 Burslu) 311,662
İstanbul Arel Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (%50 Burslu) 309,866
Şırnak Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (İÖ) 305,880
Yeditepe Üniversitesi İnşaat Mühendisliği 304,894
Maltepe Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (%25 Burslu) 301,878
Uluslararası Kıbrıs Üni. İnşaat Mühendisliği (Tam Burslu) 292,314
Doğu Akdeniz Üni. İnşaat Mühendisliği (%50 Burslu) 290,115
Gediz Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (İngilizce) 282,239
Nuh Naci Yazgan Üni. İnşaat Mühendisliği 281,199
Gazikent Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (İngilizce) (%25 Burslu) 277,959
Zirve Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (%25 Burslu) 270,096
Atılım Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (İngilizce) 269,677
ODTÜ İnşaat Mühendisliği (%25 Burslu) 268,877
Beykent üniversitesi İnşaat Mühendisliği 253,752
Gazi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (M.T.O.K.) 253,191
İstanbul Kültür Üni. İnşaat Mühendisliği (İngilizce) 252,459
Azerbaycan Mim. Ve İnşaat İnşaat Mühendisliği 247,136
Maltepe Üniversitesi İnşaat Mühendisliği 244,963
İstanbul Aydın Üniversitesi İnşaat Mühendisliği 238,505
Doğu Akdeniz Üni. İnşaat Mühendisliği 220,979
Avrasya Üniversitesi İnşaat Mühendisliği 220,631
İstanbul Arel Üniversitesi İnşaat Mühendisliği 220,351
Lefke Avrupa Üniversitesi İnşaat Mühendisliği 218,139
Lefke Avrupa Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (%25 Burslu) 216,458
Sakarya Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (M.T.O.K.) 215,691
Doğu Akdeniz Üni. İnşaat Mühendisliği (%25 Burslu) 212,976
Karadeniz Teknik Üni. İnşaat Mühendisliği (M.T.O.K.) 212,603
Yakın Doğu Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (%50 Burslu) 211,757
Fatih Sultan Mehmet İnşaat Mühendisliği 210,916
Uluslararası Kıbrıs Üni. İnşaat Mühendisliği (%50 Burslu) 207,419
Gazikent Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (İngilizce) 203,021
Işık Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (İngilizce) 201,863
Okan Üniversitesi İnşaat Mühendisliği (İngilizce) 200,618
ODTÜ İnşaat Mühendisliği (KKTC Vatandaşları)
Uluslararası Kıbrıs Üni. İnşaat Mühendisliği

Kaynak: http://www.nkfu.com/2011-2012-insaat-muhendisligi-bolumu-taban-puanlari/

Bülent Pakman. 3 Ağustos 2012.

Diğer ilgili yazılarımız:

Türkiye’de İnşaat Mühendisliği

Türkiye’deki inşaat mühendislerinin yasal durumu   

Yurt dışında çalışan inşaat mühendislerinin yasal durumu

Türkiye’de Mühendis-Mimar Profili

İnşaat Mühendisliğinde öncelikli yabancı diller

Rusya’da çalışmak

Cezayirde çalışmak

İş görüşmelerine nasıl hazırlanmalı?

Şantiyecilere öneriler

Yönetici ve çalışanlara tavsiyeler

Şantiye hazırlık planlaması nasıl yapılır?

Müteahhit, ihale nedir?

İş nasıl bulunur?

Yurt dışı iş sözleşmesi

Mühendisin devreleri

Ayrıca Suudi Arabistan ve Azerbaycan ülkeleri ve halkları hakkında orada çalışacak olanlara yararlı çok detaylı bilgileri de sayfalarımızda bulabilirsiniz.

Twitter Widgets Facebook Widgets

OLYMPUS DIGITAL CAMERABülent Pakman kimdir    https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Suudi Arabistan’da Şii Gösterileri

Suudi Arabistan’da Şii bir din adamının tutuklanmasını protesto etmek amacıyla düzenlenen gösterilerde iki kişi öldü.

Şiiler Katif’te yürüyor

Aktivistler, ülkenin Doğu Bölgesi’ndeki Katif şehrindeki gösteriye katılan Ekber el Şakuri ve Muhammed el Filfil’in güvenlik güçlerinin açtığı ateşte öldüğünü söyledi.

Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı ise polis ve göstericiler arasında çatışma çıkmadığını, olayın soruşturulduğunu duyurdu.

Yetkililer, din adamı Şeyh Nimr el Nimr’in polis takibi sırasında arabasında yaralandığını belirtmişti.

İçişleri Bakanı, Şeyh Nimr’i “isyanı kışkırtmakla” suçlayıp bacağındaki yaranın tedavisi tamamlandıktan sonra sorgulanacağını ifade etti.

Din adamı, on gün önce yaptığı açıklamada tutuklanmasının veya öldürülmesinin, reform talebiyle düzenlen gösterilerin yayılması için teşvik edici olacağını belirtmiş, mezhepsel ayrımcılığın sona erdirilmesi ve siyasi tutukluların serbest bırakılmasının da önünü açacağını söylemişti.

Suudi Arabistan’ın petrol zengini Şii Doğu Bölgesi halkı, Sünni iktidar altında ayrımcılığa maruz kaldıklarını savunuyordu.

Sünni Suudi kraliyet ailesinin idaresindeki, çoğunluğun Şii olduğu Bahreyn’de geçen yıl Mart ayında çıkan isyan Suudi Arabistan’a sıçramıştı.

“POLİS ÖLDÜRDÜ”
İçişleri Bakanlığı, Şeyh Nimr’in Pazar günü tutuklanmasıyla “ufak bir grubun” Katif yakınlarındaki el Evamiye bölgesinde toplandığını söyledi.

Bakanlık, “Şehrin gelişigüzel bölgesinde silah sesleri duyuldu. Ancak herhangi bir güvenlik sorunu yaşanmadı” mesajını verdi.

Bakanlık, güvenlik güçlerinin dört kişinin hastaneye kaldırıldığına dair duyum aldığını belirtip ekledi:

“İkisi ölüydü, diğer ikisi hafif yaralıydı. Olayla ilgili yetkin kişiler soruşturma başlattı.”

Şii aktivistler ve internet siteleri iki kişinin, Katif’in Riyad sokağında toplanan yüzlerce kişinin gösterisini dağıtmak isteyen polisin açtığı ateşte öldüğünü ifade etti. 

http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2012/07/120709_saudi_protests.shtml

Bülent Pakman. 10 Temmuz 2012

Twitter Widgets
Facebook Widgets

WP_000151Bülent Pakman kimdir    https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Orta Doğu içinde yayınlandı | Tagged , , , , , , | Yorum bırakın

Bir Rayon Verseler Sınır Açılacak

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, 7 Temmuz 2012 tarihinde Paris’te düzenlenen Suriye Dostları Toplantısı’na giderken yanına aldığı 3 gazeteciye Ermeni açılımıyla ilgili inanılmaz açıklamalar yaptı. Kadük kaldığı yani değerini, önemini yitirdiği, geçerliliği kalmadığı, düşünülen Ermeni protokollerin hala masada olduğunu da vurguladı. Ermenistan’ın işgal ettiği Karabağ’ın ufak bir bölümünden çekilmesi durumunda Türkiye’nin hemen sınırları açacağını bu gazeteciler aracılığıyla duyurdu.

Davutoğlu Protokol imzalandığı günlerde Ermeniler İşgal ettikleri Azerbaycan toprağının sadece ufak bir bölümünden çekileceklerdi dedi ve devam etti: “Biz de sınırı açıp Erivan’ı Erbil gibi ihya edecektik. Hala içim yanar. Çok rahat yapabilirdik, psikolojik faktörler engelledi” dedi. Davutoğlu’na göre hala umut var. Ermenistan protokolünü hayata geçirmek için, Ermenilerden küçük bir adım gelmesi yeterli. Bu durumda Türkiye hemen sınır kapılarını açacak.”

Bakan Davutoğlu’nun bu açıklamalarını Milliyet’teki köşesinde Aslı Aydıntaşbaş yazdı: “Davutoğlu, Ermenistan’la kadük hale gelen protokollerin hâlâ masada olduğunu hatırlatıp durdu. Hillary Clinton geçen ay Ermenistan’a gitmiş. Sarkisyan, yeniden seçildi. Ondan istenen, ilk aşamada Ermenistan’ın işgal ettiği Azeri toprağının sadece ufak bir bölümünden çekilmesi. Ondan sonra Türkiye sınırını açacak, ticaret ve yatırım başlayarak ve görüştüğüm üst düzey bir yetkilinin ifadesiyle Erivan’ı Erbil gibi ihya edeceğiz.”

Ali Bayramoğlu ise Yenişafak’ta konuyla ilgili şunları yazdı: Davutoğlu’yla yaptığımız sohbetin en çok ’of’ olan bölümün bu kısım olduğunu hatırlatalım ve sözü yine ona bırakalım: “Önce Kafkasya ayağını tekrar harekete geçirmeye çalışıyoruz. Keşke protokoller hayata geçseydi. Hep istedik. Bunu, Türkiye’deki faktörlerden ziyade, dışarıdaki ve Kafkasya’daki dengeler engelledi. Ermenistan Karabağ’da işgal ettiği, 7 rayondan (il düzeyinde idari bölge) sadece birinden çekilseydi sınır açılacaktı. Aliyev’le konuşup onu buna ikna etmiştim. Azerbaycan sınırı da açılacaktı. Hala içim yanar, çok rahat yapabilirdik. Psikolojik faktörler nedeniyle olmadı.”

Mustafa Karaalioğlu da Star gazetesinde, Ahmet Davutoğlu’nun  söylediklerini aktarmış: “Kafkasya’daki dengeler protokollerin hayata geçişine mani oldu. Ermenistan geçmişte işgal ettiği bir reyondan bile çekilseydi adım atılabilirdi. Sarkisyan şimdi yeni seçim kazandı, adım atabilir. Türkiye’ye komşu olmak Erivan için avantajdır. Sınırlar açılırsa bölgede cazibe merkezi olurlar. Biz Ermeni meselesinde yeni yaklaşımlar geliştiriyoruz ama bunu 2015 perspektifiyle yapmıyoruz”.

Davutoğlu ayrıca Ermeni meselesinde “adil hafıza” kavramı geliştirdiklerini belirtiyor, “Acılarını hissetme, anlattıklarını ağzına tıkmama anlayışı” tanımı yapıyor ve Anadolu’dan göçen herkesle temasa geçileceğini açıklıyor. “Ermenilerin acısını hissetmek, anlattıklarını ağızlarına tıkmamak üzere bir anlayış. 1915’te hiçbir şey olmamıştır  diyen bir Dışişleri Bakanı yok. Ben yaşananlara soykırım demem ama diyenin kendi tercihi” diyor Davutoğlu. Dışişleri Bakanı, tüm elçiliklere bir genelge yollayarak Türkiye diasporasını yeniden tanımlamış: ”Sadece Türkler değil; bu topraklardan göç eden herkes bizim için diasporadır. Ermeniler, Yahudiler, Rumlar, Latin Amerika’daki El Turco’lar ve Arjantin’deki Araplar dahil. Bunlar bizim insanımız. Kültürü, dili bize benzeşen insanlar.” Buna göre elçilikler artık bir zamanlar Osmanlı tebası olan bu insanlara kapılarını açacak, temas kuracak, hatta ulusal günlere davet edecek. Ermeni diasporasıyla temaslar, çoktan başlamış bile.

Davutoğlu’na tepkiler

Emekli Büyükelçi İnal Batu:

“Ne kadar gönlü bol bir esnaf sayın Dışişleri Bakanımız. Ortada koskoca bir Karabağ var. Ayrıca ortada 7 tane rayonlar var. Onların bir kısmından çekilecek ve Erbil gibi ihya edilecek. Azerilere danışarak mı acaba yapıldı bu açıklama. Böyle bir şey yapılacaksa tam bir koordinasyon lazım. Türk Dışişleri Bakanının böyle bir açıklama yapabilmesi için Azerbaycan ile çok yakın bir koordinasyon içerisinde olması gerekir. aşırı bir vaat yani. İşgal ettiği yerlerin tümünden çekilse dese belki. Bundan başka bizim Ermenistan ile sorunumuz sadece işgal edilen Azeri toprakları değil ki. Bütün dünyayı ayağa kaldırıyorlar soykırım iddiaları diye. Sınırı tanımıyorlar. Sadece işgal edilen toprakların bir kısmını bırakınca ben orayı ihya ediyorum. Bu çok aşırı ve bence yersiz bir açıklama. Azerbaycanlıların bundan memnun olacağını zannetmiyorum. Ben de bir Türk olarak söylüyorum yani Ermenistan ile aramızdaki sorun bizim sadece işgal altındaki Azeri toprakları değil ki ben ihya edeyim Erivan’ı. Yanlış bir çıkış olmuş. Bir sonuç alınmaz, bir söylenmiş söz olarak kalır.”

Emekli Büyükelçi Onur Öymen:

Ermenistan protokolleri ve bu konuda izlenen politikalar baştan beri son derece son derece yanlış ve olumsuzdur. Bütün bu protokoller tek taraflı taviz üzerine inşa edilmiştir. İçinde ne Kıbrıs, ne Kars Antlaşması var. Bunun ne Ermenilerin soykırım çabaların durduracağı var. Ne anayasa da değişiklik yapıp, Ermenistan olarak Türk topraklarından vazgeçecekleri var. Ne işgal ettikleri topraklardan çekilecekleri var. Taviz vermek için bizimkiler fırsat kolluyor. Küçücük bir şey yapsalar biz hemen bayılacağız ve üstüne atlayacağız. Bakın ne kadar başarımlı bir iş yaptık diyecekler. Neden? Baskı var bu konuda Türkiye’nin üzerinde. Baskılara direnmek de yok. Bütün mesele buradan kaynaklanıyor. Şimdi bakın Fransa’ya gitti Davudoğlu, orada yeni sayfa açılıyor, Sarkozy döneminin politikalarından vazgeçtiler Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği anayasayı bir daha getirmeyecekler diyordu. Biz de hemen tedbirlerimizi kaldırıyoruz dedi. Peki dün akşam ki haberlere baktığınız zaman ne görüyorsunuz? Ermeniler buna büyük tepki göstermiş ‘hayır’ demiş. Ermeni Diasporası telefon etmiş biz o tasarıyı yeniden meclise sunacağız diyor. Bu tek taraflı taviz olmadı mı? Hiç karşılığını almadan peşin bir kararla o yaptırımları kaldırmak yanlış olmadı mı? Hep böyle.”

MHP Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu

“Ermenilere iyi niyet göstergesiyle yaklaşmanın hiçbir anlamı yok. Hiçbir zaman kabul etmezler. Onlar çünkü varlıklarını kin üzerine kurmuşlar. Hayallerinde büyük bir Ermenistan var. Bu nedenle ne işgal ettikleri Azerbaycan topraklarından çekilmek ne de Türkiye’deki bir takım isteklerinden vazgeçme çabası içerisinde hiçbir zaman olmazlar. Ne yaparsanız yapın elinizi verirseniz kolunuzu isteyeceklerdir. Ermenistan eğer bize kendisi adam gibi yaklaşacak olursa ancak o takdirde normal ilişkiler kurulabilir. Aksi takdirde bir kısmından çekilirse gibi sözler olmaz. Öncelikle bir kısmı diye bir şey yok. Dünyanın hangi ülkesinde bir ülkenin topraklarının işgal edilip, bir kısmının verilerek onlarla masaya oturulabilir? Azerbaycan’ın topraklarının bir kısmının geri verirse diye bir sözün söylenmesi bile tehlikeli bir durumdur. Ne demek yani ondan sonra durumu düzelteceksiniz işgal edilmiş topraklar işgal edilmiş olarak kalacak demektir bu. Neyle vazgeçecek sonra?

CHP Mersin Milletvekili ve TBMM Dışişleri Komisyonu Üyesi Aytuğ Atıcı:

“AKP hükümetleri döneminde Davudoğlu ile başlayan süreçte biz kendimizi Türkiye olarak çok büyük görmeye başladık. Türkiye güçlü devlettir, Türkiye milletiyle büyük bir devlettir. Büyüklük paradan ve askeri güçten gelmez sadece. Büyüklük köklü devlet olmaktan gelir. Türkiye’yi bölgenin ağabeysi görmek bize düşmez. Azerbaycan, Suriye bizi ağabey gibi görürsek mutlu oluruz. Şimdi biz sanki Azerbaycan’ın ağabeyimişiz gibi Ermenistan oradan çekilsin biz Erivan’ı ihya ederiz gibi sözler hastalıklı bir ruh yapısına işaret eder. Bir hekim olarak buna baktığım zaman sağlıklı bir ruh hali göremiyorum. Hep Azerbaycan’ın yanında olduk, olmaya da devam edeceğiz. Ermenistan’ın Dağlık Karabağ’dan çekilmesi zaten olmazsa olmazdır. Haklı olduğumuz bir konumda Azerbacan ile Ermenistan arasında olan bir sorunda bu şekilde proaktif dedikleri bir şekilde rol almamız Azerbaycan’ı küçültür. Bu doğru bir yaklaşım değil. Ermenistan Azerbaycan topraklarından derhal çekilmelidir.”

Emekli Tuğgeneral Nejat Eslen:

“Davutoğlu’nun çağrı yaptığı bu diasparo Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin değil. Osmanlı’nın diasparosu. Dolayısıyla, Osmanlı ruhu yeniden canlandırılırken Osmanlı diasporası da yeniden canlandırılıyor. Ahmet Davutoğlu’da kendisini Osmanlı Devleti’nin Dışişleri Bakanı gibi görüyor. Biz tabi ki Osmanlı ile iftihar ederiz. Ama bugün imparatorluklar devri bitmiştir. Bizim görevimiz Aatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne sahip çıkmaktır. Taviz verirken de hesap yapmak lazım. Bu protokoller imzalandı ama bunu da bedelini ödedik biz. Azerbaycan halkının ve devletinin güvenini kaybettik. Bu güvensizlik hala devam ediyor. Güney Kafkasya’da bizim için en önemli ülke Ermenistan değil, Azerbaycan’dır. Ermenistan ile ilişkileri düzeltme girişimleri içinde Azerbaycan’ı kaybetme riski ortaya çıkarsa bu yanlış bir staratejidir. Dolayısıyla biz dönüp dolaşıp gene aynı noktaya geliyoruz. Ahmet Davutoğlu’nun ifadelerinden ve Aslı Aydıntaşbaş’ın yazdıklarından anlaşıldığı kadarıyla, ’Amerika bunu böyle istiyor.’ Amerika böyle istediği için de biz yeniden Ermenistan’a sempatik görünmeye çalışıyoruz.”

Emekli Washington Büyükelçisi ve eski CHP Milletvekili Şükrü Elekdağ

Ermenistanla imzalanan protokollerin akibeti ne oldu?Erival’la müzakere edilip, altlarına imza atılan utanç verici metinler ulusal çıkarlarımıza o denli ters düşen metinler ki, hükümet sahip olduğu çoğunluğa rağmen bunları onay için TBMM’ye getiremiyor. Davutoğlu gazetecilere birkaç gün önce şunları söylemiş: “Ermeniler,  işgal ettikleri toprağın ufak bir bölümünden çekileceklerdi. Biz de sınırı açıp, Erivan’ı tıpkı Erbil gibi ihya edecektik. Hala içim yanar! Çok rahat yapabilirdik. Psikolojik faktörler engelledi.”

Davutoğlu, Başbakan Erdoğan’ın Azerbaycan Parlamentosu’nda Karabağ sorunu çözümlenmeden, protokolleri imzalamam diye şeref sözü verdiğini unutuyor. Ayrıca çok zeki insanlar olan Azeri kardeşlerimizi de budala sayıyor! Dışişleri Bakanımız, şaşkın politikaları sonucunda İsrail ile Kıbrıs Rum Yönetimi arasında stratejik ortaklığın kurulduğunu da unumuş görünüyor. Bu gelişme, Türkiye’nin güvenlik stratejisi açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor. İsrail savaş uçakları, Güney Kıbrıs’ın ulusal çıkarlarının koruyucusu rölünde. Kıbrıs üzerinde devriye uçuşları yapıyor. Ege Adaları’nın İsrail füzeleriyle donatılması ve Güney Kıbrıs’ın İsrail için bir askeri üsse dönüşmesi ufukta beliriyor.

Bülent Pakman’ın Notu:

Ahmet Davutoğlu’nun sayesinde bundan sonra Ermenistan’ın Azerbaycan’a vereceği en fazla bir rayondur. Neden daha fazlasını versin ki? Karşılığında Türkiye sınırı açılacak ekonomisi canlanacak. Azerbaycan ile barışmaya ihtiyacı kalmayacak. Hatta aklı varsa bunu hemen yapar ki Türkiye Azerbaycan ilişkileri bozulsun. Sarkisyan protokol imzalandığında bunu yapamadı zira seçimler vardı. Şimdi seçimi de atlattı. Sarkisyan biraz daha nazlanacak, protokol onayının Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine alınmasını bekleyecek.

Kaynaklar:

http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/habergoster.php?haber=69955

http://siyaset.milliyet.com.tr/sizin-acinizi-reddetmiyorum-gelin-konusalim/siyaset/siyasetyazardetay/07.07.2012/1563905/default.htm

 12.07.2012 tarihli Sözcü gazetesi, sayfa 4

Bülent Pakman. 9 Temmuz 2012. Bakü.

Twitter Widgets
Facebook Widgets

WP_000151Bülent Pakman kimdir     https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Dünya içinde yayınlandı | Tagged , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Deniz dibinde UFO var

Baltık Denizi tabanında bulunan UFO

Deniz dibindeki UFO

Bugüne kadar gökyüzünde görünen sayısız UFO haberi yapıldı. Ajanslara son düşen UFO haberi ise gökyüzünden değil, deniz dibinden geliyor.

Geçen yıl Haziran ayında, Birinci Dünya Savaşı’nda batan bir gemiyi bulmaya çalışan İsveçli araştırmacıların sonarına büyük bir silindirik cisim takılmıştı. Ancak mali sıkıntılar nedeniyle geçen yıl yapılamayan dalış, bir kaç gün önce gerçekleştirildi.

MILENNIUM FALCON’A BENZİYOR 
Araştırmacılar dalıştan cevaptan çok sorularla döndü. Baltık Denizi’nin dibinde üç buçuk dört metre yüksekliğinde, 60 metre çapında bir silindirik yapıyla karşılaştılar. Silindirin ucundaki keskin uçlu kenarlar nedeniyle cisim, Star Wars filmindeki Millennium Falcon aracına benzetildi.

GİZEMLİ DÜZLÜK 

UFO’nün önündeki düzlük

Cismin hemen önünde yer alan düzlük ise gizemi daha da arttırıyor. Yaklaşık 300 metre uzunluğundaki düzlük, ilk bakışta çevredeki yüzey şekillerinden ayırt edilebiliyor ve bir piste ya da geniş bir patikaya benziyor.

Şimdiye dek bu ilginç şekillerin ne olabileceği konsunda sağlam bir açıklama yapılmadı. Araştırmacılar, bölgede her hangi bir volkanik aktivite olmadığını, bunun da durumu açıklamayı daha da güçleştirdiğini belirtti.

Kaynak: http://www.haberturk.com/dunya/haber/751633-denizin-dibindeki-ufo

 

Twitter Widgets
Facebook Widgets

WP_000151Bülent Pakman kimdir   https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Dünya içinde yayınlandı | Tagged , , , , , | Yorum bırakın

Peçeli Suudlular Fransa’ya giremedi

11 Haziran 2012 de Katar’ın Doha kentinden  Paris Charles de Gaulle havaalanına gelen Suudi Arabistan vatandaşı üç çarşaflı-peçeli kadın, giriş işlemleri sırasında pasaport polisin bütün ısrarına rağmen yüzlerini açmayı kabul etmediler. Kadınlar  bu yüDoha uçağına bindirilerek sınır dışı edildiler. Fransa’da  peçe yasağı, 2010 yılında peçenin kadın haklarına aykırı olduğu gerekçesiyle yürürlüğe girmişti. Belçika’da aynı yolu izledi.

Suudi Arabistan nasıl ülkelerine gelen yabancılardan kendi ülkesindeki Suudi yorumlu şeriat yasalarına, ülke gelenek ve göreneklerine, adetlerine uymalarını istiyorsa Fransa’da Suud vatandaşları dahil olmak yabancılara üzere ülkesindeki yasalara uymalarını isteme hakkına sahiptir. Bir Fransız nasıl Suudi Arabistana girerken yanımdaki alkollü içkiyi ülkeye sokmaya hakkım var diyemezse Fransa’ya girmek isteyen peçeli kadınlar da peçelerini kapalı tutmaya, üstelik peçelerini açmayıp pasaport polisine kimliklerini kontrol ettirme imkanını vermeme hakkına sahip değillerdir. Bu üç peçeli kadın Fransa’ya girmeye mecbur mudur? Fransa babalarının ülkesi midir? Bir yabancı ülkenin yasalarını beğenmiyorsan o ülkeye gitmezsin olur biter.  Alkol içmene, peçe takmana izin vermiyor mu? Sen de git alkol içebileceğin, peçe takacağın  bir ülkeye.

Bu arada Suudi Arabistan’a giriş yapan peçeli bir kadının kimliği nasıl anlaşılıyor diye merak eden olursa anlatalım. Böyle bir kadın olduğunda bir odaya alınıyor. Orada sadece bayan bir polis kadının yüzünü açıp kontrol ediyor. Elbette ki başka ülkeler böyle bir uygulama yapmak zorunda değil. Hele Fransa zaten peçeyi yasaklamış, kapısına gelen peçeyi açmak zorunda. Kimileri diyor ki Fransa böyle hareket ederek özgürlükleri kısıtlıyormuş. Çoğu insanlar bunu söyleme hakkına sahiptir ama Suudlular değil. Çünkü Suudi Arabistan da insanın giyimin özgürlüğüne tamamen  müdahale ediyor. Öyle ki Fransa’nın bu konuda yaptığının açık bir hapishane olan Suudi Arabistanın yaptıklarıyla uzaktan yakından ilgisi yok.

Bülent Pakman. Haziran 2012

Twitter Widgets
Facebook Widgets

WP_000151Bülent Pakman kimdir: https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Uncategorized içinde yayınlandı | Tagged , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Azerbaycanlıların Türklüğü

Öncesi için lütfen tıklayın: http://wp.me/PAexV-2N5

Hanım Halilova Azerbaycan’ın yakın tarihi yanında Azerbaycanlıların ne kadar Türk olduklarını da anlatıyor.

Prof. Hanım Halilova Azerbaycan’da Gence şehrinde doğdu. Babası Aziz Haliloğlu Sovyet sistemine karşı çıktığı için sürgüne gönderildi. Hanım Halilova’nın ailesi sürgündeyken doğdu, annesi Merife hanımın babası Mustafa beyi ve annesi Ayşe hanımı Ermeniler öldürdü. Hanım Halilova orta öğrenimi bitirdiği yıl Azerbaycan Devlet Üniversitesi Kimya Fakültesini kazandı. 1969 yılından itibaren Ebulfez Elçibeyle birlikte Sovyet Blokuna karşı ilk kadın olarak mücadele verdi. Üniversiteyi bitirdiği yıl doktora sınavını kazandı. 1974’ te Doktor, 1979’ da Doçent ünvanını kazandı.

1975’de Ebulfez Elçibey Sovyet KGB’si tarafından tutuklandı. Hanım Halilova’nın eşi Refik Bey’de Sovyetlere karşı (Elçibey’le gizli teşkilat kuran dört kişiden birisi idi) tutuklandı. Hanım Halilova ise gözaltına alındı.  Elçibey her şeyi kendi üzerine aldı ve tutuklandı. Refik Bey, Hanım Halilova serbest kaldılar.

19 Ocak 1990’da Rus tankları Azerbaycan’a girdiğinde Hanım Halilova beş bin bayanın lideri olarak Rus tanklarına karşı çıktı. Azerbaycan topraklarını Ermenilerden korumak için Türk Dünyasında ilk defa olarak Azerbaycan Kadın Taburunu kurdu. Azerbaycan topraklarını savunmak için Ermenilerle savaştı ve bir çok Azerbaycan’lı Türk kadını şehit oldu. Tıpkı Türkiye’nin Kurtuluş Savasında kurulan “Hukuki Müdafaa Cemiyeti” gibi Sovyet Bloku’nda Vakıflar ve Dernekler yasak olduğu zamanda Azerbaycan’da bir grup aydın kadınlar tarafından Azerbaycan Kadın Hukukları Müdafaa Cemiyeti” kuruldu ve cemiyetin başkanı Prof. Dr. Dilara Aliyeva KGB tarafından araba kazasında öldürüldü. Ondan sonra cemiyetin başkanı Hanım Halilova seçildi. 1991 yılından beri  Azerbaycan Kadın Hukukları Müdafa Cemiyetinin Başkanlığını yaptı. 1992-1993’de Hanım Halilova’ya Devlet Bakanlığı Cumhurbaşkanı Elçibey tarafından teklif edildi. Hanım Halilova ise makamları istemedi. 1994’den beri Türkiye’de Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. 2000 yılında Elçibey ve Mustafa Cemiloğlu ile Amerika’da Türk yürüyüşüne katıldı. Oradan Londra’ya uçup Elçibey’i temsilen “Türkiye ve Türk Dünyası” konulu konferans verdi. Aynı konulu konferansları: Almanya, Fransa, Belçika, Hollanda, Avusturya, bir kaç defa KKTC’de de verdi. 2005’de KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş Azerbaycan’a geldiğinde Hanım Halilova Türkiye’den Azerbaycan’a uçtu ve Elçibey’in mezarında Rauf Denktaş’ı karşıladı. 05.02.2005 tarihinde Laik bağımsız Atatürk ilkelerine yürekten bağlı unsurlarla çalışmalar yapması nedeniyle Çağ Ankara Gazetesi tarafından “Yılın En Başarılı Akademisyeni Ödülü” nü aldı. 8 bilimsel eseri, 160’ dan fazla makalesi ve 5 kitabı vardır. Akademik kariyerinden çok farklı bir alan olan siyasetteki başarısını genç yaşta kanıtlayan ve bu birikimini günümüze taşıyan Halilova, halen Azerbaycan ve Türk Dünyası ile ilgili konferansların aranan simasıdır.

Türk milletlerinin yaşadıkları yerleri gezip gördüm, Kıbrıs başta olmak üzere Kerkük’e kadar gittim. Her yerde insanımızın ağrısı ve acısı vardı. Niye böyle bir duruma geldik diye sordum? Birbirimizi tanımaktan uzak düştük. İnsanlarımızın acısını ağrısını öğretmedik. Küçük parçalara bölündük. Bölündüğümüz içinde herkese kendi derdine düştü.

Türklerin gelecekte daha güçlü olmaları için büyük Türk liderlerinin düşüncelerinin hayata geçirilmesi gerekmektedir, Dünyanın her yerindeki Türk ile birlik içersinde olmalıyız. Ben bir Türküm anlayışı olmak zorunda. Oradaki bir köy var onun adı Karabağ, Kerkük, Ahıska’dır. Bu köyler Türk milletinin köyüdür. Herkes kendi yerinde çok şey yapabilir. Gittiğimiz her yerde davamızı anlatmalıyız.” – Ganire Paşayeva

Ganire Paşayeva, 24 Mart 1975 tarihinde Azerbaycan’ın Tovuz rayonundaki Düz Kırıklı kentinde dünyaya geldi. İlk ve ortaöğreniminin ardından Azerbaycan Tıp Üniversitesi Pediatri Bölümü’nü ve Bakü Devlet Üniversitesi Uluslararası Hukuk Bölümü’nü bitirdi.

1998 yılında ANS televizyonunda muhabir olarak çalışmaya başladı ve burada çok çeşitli görevlerde bulundu. 2005 yılında Haydar Aliyev Vakfı’nın halkla ilişkiler bölüm başkanı oldu.

6 Kasım 2005 günü yapılan genel seçimlere bağımsız aday olarak katıldı ve Tovuz milletvekili olarak Azerbaycan Millî Meclisi’ne girdi. Millî Meclis’teki Uluslararası ve Parlamentolar Arası İlişkiler Daimi Komisyonu’nun üyesi, Azerbaycan-Gürcistan Parlamentolar Arası Çalışma Grubu’nun başkanı, Azerbaycan-Türkiye, Azerbaycan-Hindistan ve Azerbaycan-Japonya Parlamentolar Arası Çalışma Grupları’nın, Avrupa Konseyi Parlamenter Asamblesi’nde Azerbaycan Cumhuriyeti’ni temsil eden kurulun  üyesidir.

Bülent Pakman. Haziran 2012. İzinsiz ve aktif link verilmeden alıntılanamaz, yayımlanamaz.

 

Üzerinde Orhun Yazıtı bulunan Azerbaycan parası

Üzerinde Orhun Yazıtı bulunan Azerbaycan parası

Azerbaycan’da Kimlik ve Dil

Türkiye’de Azerbaycan Türklerine “Azeri” konuştukları dile de “Azerice” denmektedir.  Azerbaycan resmi politikasında bu tanımlar  “Azerbaycan Halkı”, “Azerbaycanlı” ve “Azerbaycan’ca”, “Azerbaycan Dili” şeklindedir.

Bunlar külliyen yanlıştır.

Bir kere, Azeriler İran’da yaşayan küçük bir etnik topluluktur. Ayrıca soyu bilinen halklar coğrafi adlarla kimliklendirilemezler.

Doğrusu  “Azerbaycan Türkleri” ve “Azerbaycan Türkçesi” dir.

Günlüklerimizde arada Azerice ve Azeri kelimelerinin kullanılmasının sebebi arama motorlarında daha çok o şekilde bulunabilmesindendir. alternatif link

AZERBAYCAN GÜNLÜKLERİ:

Bakü’ye gelmeyi düşünen “özellikle beyaz yakalı” Türk vatandaşlarına yardım için şahsi görüşler yanında bazı bölümleri kaynakları verilmiş yorumlu-yorumsuz alıntılarla derlenmiştir, tenkidi (eleştirel) ya da başka hiç bir amacı yoktur.  Yaşanmakta olan hızlı gelişimler sonucu çok şeyin değişmekte, güncelliğini yitirmekte olduğu da göz önüne alınmalı, burada yazılan her şeyin doğru ve aktüel olduğu düşünülmemelidir.  Kelimelerin çoklu anlamlarında ve ifadelerde tam bilgi sahibi olunmadan değerlendirmeler yapılması da yanlış anlamalara sebep olabilir. 

Başka yerlerde bana ait olarak gösterilen yazılarla ilgim yoktur. Yazılarım sadece buradadır.

Twitter Widgets Facebook Widgets

Bakü Ofis 2011Bülent Pakman kimdir   https://bpakman.wordpress.com/pakman/

PAYLAŞ:

Azerbaycan, Türk dünyası içinde yayınlandı | Tagged , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Karabağ Turan Filmi

Öğrenci Harçlıkları ile Çekilen “Karabağ Turan” Filmi

Adı Gökalp Yemen, Kars’tan Aydın’a göçmüş 20 yaşındaki bir hemşerimiz. Babası öğretmen, annesi hemşire. Mütevazi bir memur ailesi. Kendisi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Yakın Doğu Üniversitesi Radyo Televizyon Sinema bölümünün 1. Sınıf öğrencisi. Arkadaşları ile kafa kafaya verip öğrenci harçlıklarını biriktirip bir film çekiyorlar. Filmin adı “Karabağ Turan”. Filmde Azerbaycan’ın Milli Kahraman’ı Mübariz İbrahimov’un hayatından kesitler de yer alıyor.

Kendi tabiri ile dersek “Bu işin uzmanları bu tür konuları işlemiyor, Türk Sanat Dünyasına bir mumda biz yakmak istedik” diyor. Hakikaten de imkansızlıklar içerisinde birkaç vatansever genç öğrenci harçlıklarını bir araya getirip bir film çekiyorlar ve Karabağ’ı, Mübariz İbrahimov’u hatırlatıyorlar.

Gökalp Yemen’le konuştum. Kendisinin daha Azerbaycan’ı hiç görmediğini söyledi. En büyük dileği Azerbaycan’ı ve bir gün Karabağ’ı da görmek. Umit ediyorum ki, Azerbaycan’dan işadamlarımız bu yüreği Türklük ve Karabağ için çarpan bu gencimizi davet edeceklerdir. Kendisine destek olunduğu takdirde bu yetenekli gencimiz çok daha büyük işlere imza atabileceğini de göstermiştir.

Gökalp Yemen öğrenci harçlıklarıyla “Karabağ * Turan” isimli 18 dakikalık kısa metrajlı filmini çekerek Yakın Doğu Üniversitesi’nde filmin tanıtım törenini yaptı. Yemen aynı zamanda filmi festivallere de çıkarmak niyetinde. Filmin yapımcısı Günel Babayeva, Senaryoyu G.Yamen Günel Babayeva, Nizayi Səlimbəyli ve Maral Hüseynli ile beraber yazdı. M.Hüseynli aynı zamanda filme lojistik destek verdi. Adı geçen Azeriler ve yönetmen Kuzey Kıbrıs Yakın Doğu Üniversitesi’nin öğrencilerin. Filmde başrolleri Sitkiye Devgüm, Şems Çetin, Nigar Umudlu, Egemen Türk oynuyorlar. Filmde Ukrayna (Kırım), Irak (Kerkük), Kıbrıs (Lefkoşa), Türkmenistan, Azerbaycan ve Türkiye’den oyuncular bulunuyor.

Sinan OĞAN / MHP Iğdır Milletvekili, TAD Onursal Başkanı

TAD-Azerbaycan Türkleri googlegroups.com dan alıntıdır. Bloğumdaki yazılar izin alınmadan, aktif link verilmeden yayımlamaz, alıntı yapılamaz. Bülent Pakman.

AZERBAYCAN GÜNLÜKLERİ:

Türk vatandaşlarına Bakü’ye gelmeden önce yardım için şahsi görüşler yanında bazı bölümleri kaynakları verilmiş yorumlu-yorumsuz alıntılarladerlenmiştir.   Tenkidi (eleştirel) ya da başka hiç bir amacı yoktur. Ülkenin yaşamakta olduğu hızlı gelişim sonucu çok şeyin zamanla değişerek güncelliğini yitirmekte olduğu da göz önüne alınarak burada yazılan herşeyin doğru ve aktüel olduğu düşünülmemelidir. Kelimelerin çoklu anlamlarında ve ifadelerde tam bilgi sahibi olunmadan değerlendirmeler yapılması yanlış anlamalara sebep olabilir.

Twitter Widgets Facebook Widgets

Bakü Ofis 2011Bülent Pakman kimdir   https://bpakman.wordpress.com/pakman/

PAYLAŞ:

Dünya içinde yayınlandı | Tagged , , , , , , | 2 Yorum