Rusya’nın doğuşu

Kiev Knezliği

Rusların coğrafyasında ilk devlet Hazar İmparatorluğudur. Hazarlar Rusların efendileri olmuşlardır. Günümüzün Kiev şehrini Hazarlar kurmuştur.  Hazar Kağanlığı hakimiyeti altında yasayan çok sayıdaki Slav kavmi, 860’lı yıllarda İsveç’ten gelen Vareglerin lideri Rürik’in yönetim alanındaki yeteneği ve tecrübesinden yararlanarak ilk kez biraraya geldiler. Önce Novgorod’ta güç topladılar ve doğudan gelen Peçenekler sebebiyle zayıflayan Hazar Devletini 956 yılında yıkarak Kiev’de güçlü bir devlet kurdular. Rusların bu ilk devlet şekline Knezlik denmektedir. KnezlikRusça kökenli bir kelime olup (княжество) prenslik  anlamına gelmektedir.

Kiev daha sonra 988 yılında Bizansla gelişen ilişkiler etkisiyle Hıristiyanlığı benimsedi. Ortodoksluğun kabul edilmesiyle birlikte daha da kuvvetlenen Kiev Rusyası, irili ufaklı birçok Slav kavmini merkezi yönetime bağlı hale getirdi. 11. yüzyılın ilk yarısındaki Yaroslav döneminde dini kurumlasmasını hızlandıran Kiev Rusyası, yenilenen hukuki ve askeri yapısıyla “yurt (udelnaya) sistemi” diye bilinen yeni bir döneme girdi. Yurt sistemiyle birlikte birçok şehirde yeni knezlikler ortaya çıktı.

Knezlikler arasında “büyük knez” olma ve toprağını genişleterek diğer knezlikleri boyunduruk altına alma mücadelesi hız kazandı. Bu ihtilaf, 12. yüzyılda iktidarın Vladimir – Suzdal (Suzdal-Vladimir) Knezliği’ne geçmesine sebep oldu. Kiev Rusya’sının önemi azaldı.  Vladimir-Suzdal Knezliği Moskova merkezli bir devlet olup  ileride Rusya’nın başlangıcını teşkil edecek olan Moskova Knezliği’nin selefidir.

Moğol istilası

13. yüzyıla girildiğinde Kıpçak saldırılarına karşı birlik oluşturamayan Rus knezliklerini  Moğol saldırısı bekliyordu. 1236 yılına gelindiğinde Cengiz’in torunu Batu Han’ın kuvvetleri İtil Nehri’ni geçip Rus yurduna karşı sefere koyuldular. Batu Han’ın ordusu ilkin Ryazan Knezliğine karşı Voronej’de saldırıyı başlattı. Vladimir – Suzdal Knezliği’nin desteğini alamayan Ryazanlılar, kendi zayıf kuvvetleriyle giriştiler. mücadelede yenildiler. Moğol istilası daha sonra çevre knezliklerin şehirlerinde aralıksız devam etti. Yerli halkın ve Rus ordusunun kararlı ve özverili direnişine rağmen Ryazan, Kolomna, Moskova, Vladimir, Suzdal, Yaroslavl, Tver ve Kostroma gibi şehirler kısa sürede ele geçirildi ve harabeye çevrildi.

Kuzeydoğu Rusya seferini başarıyla tamamlayan Batu Han, Kıpçaklar
(Kumanlar) ve Güneybatı Rus topraklarına saldırmak için harekete geçti.
İlk önce Pereyaslavl ve Çernigov’u aldı, ardından 1240 yılında Kiev’i
ele geçirdi. Moğollar, 1240 yılının Aralık ayından 1241 yılının Ocak ayına
kadarki sürede tüm Güney Rusya şehirlerini harabeye çevirdiler, ayrıca 1241’de
Galiç-Volın Knezliği’nin topraklarını ele geçirdiler. Batu Han’ın ordusu, fethedilen yerlerdeki knezlerin Avrupalı devletler tarafından barındırılmasını engellemek için Avrupa seferine çıktı. Bu bağlamda Batu’nun askerleri, 1242’de Polonya, Macaristan ve Dalmaçya’yı tahrip ettiler.

Altın Orda Devleti

Rus yurdunun ve Kıpçak sahasının temelli olarak hakimiyet altında bulundurulmasına karar veren Batu Han, Aşağı İtil boyunda durdu. Altın Orda Devleti burada kuruldu. Batu Han’ın yerine 1257 de Berke Han geçti. Onun döneminde Altın Orda  Türkleşerek  bir Türk-Moğol (Tatar) imparatorluğuna dönüştü ve bu dönüşümü gerçekleştirerek yönetiminde söz sahibi olanlar da Kıpçaklar oldu.

Altın Orda devletinin yönetim yapısına baktığımızda Rus knezliklerinin veraset usulüne müdahale etmediği görülmektedir. Rusya’yı istiladan sonra Tatarlar kendi hayat tarzlarına daha elverişli ve ahalinin en çoğu Ural-Altay ırkına mensup bulunan Orta Volga havzasıyla güneydeki bozkır mıntıkasını fiilen işgal altında bulundurdular. Geri kalan Rus topraklarının idaresini mahalli prenslere bıraktılar. Yalnız her eyalete Baskak adıyla siyasi bir amir tayin ettiler. Bunların vazifeleri Rus prenslerin hareketlerini denetlemek ve vergi tahsili için gönderilen memurlara gerektiğinde yardımda bulunmaktan ibaretti. Her ne kadar Rus knezlikleri kendi verasetlerini sürdürmüşlerdiyse de Orda’dan berat (yarlık) almadan memuriyetleri tasdik olmazdı. Bu bakımdan Rus knezleri ve başpiskoposlar Saray’dan berat olarak geçen “yarlık” almak zorundaydı. Bununla birlikte Altın Orda merkezinde baskak ve knez arasındaki siyasi ve ekonomik münasebetlere bakan bir de “daruglar” vardı. Her darug, bir eyalete bakmakla meşguldü.

13. yüzyılın ikinci yarısında Moğolların merkezinde yaşanan otorite kaybı ve Altın Orda’nın iç buhranı, Rus halkı içinde Moğol-Tatar hakimiyetinin görüldüğü kadar sağlam temelleri olmadığı ve kurtuluşun yakın olduğu duygusunu güçlendirdi.

Moskova

Moskova, 12. yüzyılın ikinci yarısından itibaren bir yerleşim yeri olarak
tarih sahnesine çıkmaya başladı. “Moskova” adı, tarihsel olarak bakıldığında
vakayinamelerde (tarih yazarlarınca olguları, olayları oluş sırasına göre yazılmış tarihsel yapıtlarda) ilk defa 1147’de geçer. Daha sonra 1156 ve 1176 yıllarında
“Moskov”, “Guçkova” ve “Moskva” adlarıyla anılmaktadır.

Şehrin kurucusu olarak bilinen Yuri Dolgorukiy, başında bulunduğu Suzdal Knezliğini diğer knezliklere karşı savunmak için Moskova’yı uzun süre sınır karakolu olarak kullandı.

Moskova Knezliği

13. yüzyılın ikinci yarısına gelindiğinde Tatar-Moğol boyunduruğu altında yeni knezliklerin ortaya çıktığı görülmektedir. Vladimir Knezi Aleksandr Nevskiy’in ölümünden sonra, knezliğin toprakları çocukları arasında paylaşıldı. Rus tarihçi N. Ç. Borisov, paylaşımla ilgili şunları yazmaktadır: “Kasım 1263’te babası öldüğünde, Danil 2 yaşında bile değildi. Babasının vasiyetine göre oldukça mütevazi bir yurt olan Moskova’yı aldı.” Aleksandr Nevskiy’in küçük oğlu ve Moskova hanedanlığının kurucusu Danil, 1261 yılında doğdu. 1283 yılında Moskova’nın ilk knezi oldu. Çocukluktan itibaren hakkı olan Moskova’yı büyük kardeşi Knez Dimitriy Aleksandroviç, ona teslim etti.  19. yüzyıl Rus tarihçisi N. M. Pavlov, Danil dönemini diğerleriyle karşılaştırarak şu sekilde anlatmaktadır: “Eğer Danil’in büyük kardeşleri ve amcaları döneminde meydana gelen karışıklıklara bakılırsa, bilindiği kadarıyla Danil onların çekişmelerine karışmadı. Şu sorulabilirdi: Onun knezliği nasıl geçti? Karşılığında şu söylenebilir ki: barış ve huzur içinde. Onun knezliğinde
genelde herhangi bir iç karışıklık olmadı.

Moskova Knezliği’nin ilk lideri olan Danil’in iktidarı 1303 yılına kadar sürdü. Bundan sonra oğlu Yuriy Daniloviç, tahtı devraldı. Yuriy Daniloviç’le birlikte Moskova ve Tver knezlikleri, iktidar ve toprak mücadelesi yaşadılar. Aleksandr Nevskiy’in yeğeni olan Tver yöneticisi Mihail Yaroslaviç, 1304 yılında Altın Orda hanından Vladimir Büyük Knezliği için izin (yarlık) aldı. O dönemde Rus knezleri için Vladimir Büyük Knezliği’ne gelmek önemliydi. Tarihsel kaynaklara bakıldığında Moskova knezi Yuri Daniloviç’in bu izni almak için çok çaba sarf ettiği görülmektedir. 19. yüzyıl Rus tarihçisi M.S. Solovyev, 1304 yılındaki büyük knezlik çekişmesini şöyle yazmaktadır: “Yuri, Orda’ya geldiğinde, Tatar knezleri ona: ‘Eğer bize Mihail Tverskiy’den fazla haraç verirsen biz de sana büyük knezliği veririz.”dediler. Yuri, Mihail’den daha fazla haraç ödeyeceğinin sözünü verdi. Fakat Mihail, daha da artırdı, Yuri vazgeçti ve Mihail izni aldı.”

Bundan itibaren iki knez arasında taht savaşının giderek şiddetlendiğini görüyoruz. 1317 yılına gelindiğinde büyük knezlik gerilimi iyice artmıştı. Aynı yıl Yuri Daniloviç, Altın Orda hanı Özbek Han’ın kız kardeşiyle evlendi. Bu evlilikle Orda’yı arkasına alan Moskova knezi, buna rağmen Mihail’i yenemedi. Karısı, Tver knezine tutsak düştü. Özbek Han’ın kız kardeşi Konçak, bir daha Moskova’ya dönemedi. Her tarafta Tver’de zehirlendiği söylentisi dolaşıyordu. Bu Yuri için yararlı fakat Mihail için tehlikeli bir durumdu. Nitekim 1318’de Orda’ya çağrılan Mihail, zehirleme eylemini yerine getirdiği düşünülerek idam edildi. Onun ölümünden sonra çocuklarının Moskova knezine olan düşmanlığı had safhaya ulaştı ve 1325 yılında Mihail’in oğlu Dimitri, Yuri Daniloviç’i Orda’da öldürdü. Böylece Yuri’nin yerine kardeşi İvan, tahta geçti. İvan Daniloviç’e İvan Kalita lakabını takmışlardı.

Moskova knezi, bir taraftan para biriktiriyordu, diğer taraftan da fakirlere hayır
işliyordu ve bu yüzden deri bir para çantası taşıyordu. İvan Kalita, Tver Knezliği’nden farklı olarak Altın Orda Devleti’yle sürekli arasını iyi tutmaya çalıştı. İvan Daniloviç, hem han için hem de onun soyluları için değerli hediyelerle sürekli ziyarette bulunarak hanın sempatisini kazandı, böylece kendi topraklarını Tatar baskaklar (vergi toplayıcılar) tarafından Rus topraklarında yapılan kıyımlardan kurtardı.

Knezlikler arasında gittikçe adından söz ettirmeye baslayan İvan Kalita,
iç politikada bazı ilkeler belirledi. Rus tarihçisi N.G. Ustryalov, bu ilkeleri söyle
sıralamaktadır:
1- Büyük knezlik iktidarını, I. Yaroslav ve Vladimir Monamach dönemindeki gücüne kavuşturmak,
2- Büyük knezlik hukukunu sırf kendi soyu için oluşturmak,
3- Babadan kalma miras olan Moskova Knezliği’ni büyütmek, yeni yerler ve şehirler almak.

Rus topraklarının merkezi konumuna dönüşen Moskova Knezliği, İvan Kalita döneminde Rusya’nın en güçlü knezliği haline geldi. Bu dönemdeki başarısını sınırlarını genişleterek devam ettirmişti. İvan Kalita hiç silaha başvurmadan kendi topraklarını gözle görülür derecede genişletti. Onun döneminde Galiç Knezliği’nden Kostroma, Ygliç Knezliği ve Beloozer Knezliği’nden Vologda Moskova Knezliğinin hakimiyeti altına girdi.

Siyasi olarak diğer knezlikler arasında rolü büyüyen Moskova, sosyal ve dini anlamda da Rusya’nın merkezi konumuna geldi. Öyle ki diğer yerlerden Moskova Knezliği’ne göç dalgası basladı. Almanlar, Lehler ve bazı Moğol-Tatarlar bu dalgaya katıldı. Göç edenlerle ilgili önemli bir ayrıntıya da yer vermek gerekir: Orda’dan buraya vaftiz adı Zahariy olan Murza Çet geldi. Murza Çet, gelecekteki Rus çarı Boris Godunov’un atasıydı. Güçlü bir Moskova stratejisi izleyen İvan Kalita, dinsel anlamda da iktidar olmak için kiliseyle arasını iyi tuttu. Nitekim farklı knezlikleri gezen dönemin başpiskoposu Petro, Moskova’ya sık sık geliyordu. Petro, ömrünün son yıllarını Moskova’da geçirmek için Vladimir’e veda etti. Onun gelişiyle Moskova’da dinsel kurumlaşma da hız kazandı. 4 Ağustos 1325’te başpiskopos Petro, Uspenskiy Sobor’un temelini kendisi attı. 1326’da vefat eden Petro’nun naaşı bu katedralde defnedildi.
İvan Kalita döneminde Altın Orda ile olan ilişkilerin ilerlemesi açısında büyük önem arz eden olaylardan biri 1327’deki Tver isyanıydı. Özbek Han’ın kuzeni ve elçisi olan Sevkal’in (Çol-han)-Rus vekayinamelerinde Selkan olarak geçiyor- Tver’e gelişi isyana sebep olan hareketti. S.M. Solovyev, isyana sebep olan bu durumu şöyle yazmaktadır: “Birden halkta, Sevkal’in Tver’de knezlik yapmak istediği, kendi Tatar knezlerini diğer Rus şehirlerine yerleştirmek, Hıristiyanları da Tatar dinine geçirmek istediği söylentileri dolaşmaya başladı.” Bunun üzerine tüm Tver halkı, harekete geçti ve veçe (halk meclisi) toplandı. Sevkal ve Tatarlara karşı savaşma kararı alındı. Çarpışmada Sevkal öldü ve bu durum Orda’da şok etkisi yarattı. Tver halkını ve isyanın önderi Aleksandr Mihayloviç’i cezalandırmak için gönderilen birlik içinde İvan Kalita ve Suzdal knezi Aleksandr Vasilyeviç de vardı. İsyanın bastırılması sonrasında 1328 yılında Özbek Han’ın emriyle Vladimir Büyük Knezliği makamı İvan Kalita ve Aleksandr Vasilyeviç arasında paylaştırıldı. Böylece Moskova Knezliği yarı-büyük knezlik makamına ulaşmış oldu. 1341 yılına kadar süren İvan Kalita dönemi, Moskova Knezliği’nin büyümesi ve diğer knezliklerin hakimiyet altına alınması açısından önem arz etmekteydi. Özellikle Altın Orda adına Özbek Han’ın İvan Kalita ile yaptığı ittifak, Moskova yönetimini Rus toprağında muktedir hale getirdi. İvan Kalita’dan sonra yerine oğlu Simeon Gordiy, büyük knez oldu. Onun yürüttüğü politika Kalita’nın devamıydı: “O tamamıyla babasının politikasını benimsedi. Özbek ve Oğlu Canibek’i özenle memnun ettiği gibi, kendi toprağında kararlı ve sert bir yönetim gösterdi.” Bu bakımdan, Simeon Gordiy, kendisini tüm Rusya’nın lideri olarak görüyordu. Simeon Gordiy’in ölümünden sonra yerine büyük knez sıfatıyla kardeşi İvan Krasniy (1353-59) geçti. Oldukça pasif bir politika yürüten Krasniy’in son yıllarına kadar Altın Orda’ya bağımlı tutumunu, çıkarı doğrultusunda devam ettiren Moskova Knezliği, 1360’lı yıllardan itibaren biriken siyasi, ekonomik ve askeri gücünü sahnelemeye basladı. Aynı döneme paralel olarak 1357’de Canibek’in kendi oğlu Berdibek (12 kardeşini de öldürdü) tarafından öldürülmesiyle Orda’da karışıklıklar hız kazanmıştı. II. İvan’ın (Krasniy) ölümünden sonra Moskova Knezliği’nin başına 9 yaşındaki oğlu Dimitri Donskoy (1359-1389) geçti. Donskoy’un selefleri döneminde Altın Ordu’ya olan bağlılığından taviz vermeyen Moskova Knezliği’nin, onun döneminde bağımsız bir Rus devleti kurmak için mücadele ettiğini görmekteyiz.

O dönemlerde Altın Orda’da sık sık iktidar değişikliği ve iç kavgalar meydana geliyordu.  1360’tan 1380 yılına kadar toplamda 25 han, taht mücadelesi verdi. Altınordu’da çıkan karışıklıklar, Rusya için son derece faydalı olmuştu. Birbirileriyle rekabet eden hanlar, Rus ve Litvanya prenslerinin yardımına muhtaç kaldılar. Bu karışıklıklardan yararlanmak isteyen Dimitri Donskoy, 1370’li yıllardan itibaren Altın Orda ile olan ilişkilerini askıya aldı. 1374’te vergi vermeyi bıraktı. Bu gelişmeler bağlamında tedirgin olan Altın Orda yönetimi adına harekete geçen Mamay, Moskova’yı yeniden tahakküm altına almak için girişimlere basladı.
Cengiz soyundan gelmediği için han olamayan ve ancak orduda büyük bir nüfuzu olan Mamay, tıpkı Batu Han’ın istilasına benzer bir sefer peşindeydi. Böylece sefer hazırlıklarına başlayan Mamay, birlikte hareket etme sözü veren Lehistan kralı Yagaylo ile ittifak yaptı. Mamay’ın girişimlerine karşı Moskova cephesinde de hareketlenme vardı: Büyük knez kararını verdi ve cesaretini toplamak adına Aziz Sergey’in zaman kaybetmeme tavsiyesinde bulunarak kendisini muharebe için kutsadığı haberini aldı. 150 bin kişilik ordusuyla yola çıkan Dimitri ve Mamay, 1380’de Don Nehrinin yukarı tarafındaki Kulikovo meydanında çarpıştılar. Büyük kayıplara rağmen (150 bin kisiden geriye 30 bin kişi sağ kalmıştı) muharebeyi Dimitri’nin ordusu kazandı. Don üzerindeki bu başarısından dolayı Dimitri, Donskoy ünvanını aldı. Muharebeye katılan Suzdallılar, Vladimirliler, Rostovlular,
Pskovlular “Ruslar” adı altında biraraya geldiler. Kulikovo zaferi, Moskova Knezliği’nin bağımsız bir devlet olma yolunda attığı ilk ve önemli bir adımdı. Bundan sonraki süreçte Türk-Moğol dünyasında meydana gelen olaylar, bağımsızlık sürecine ivedilik kazandırdı. Bu olaylardan ilki Timur ve Toktamış arasındaki toprak ve iktidar savaşıydı. 1370 yılında Maveraünnehir’de hakimiyetini kuran Aksak Timur, Emir Hüseyin’i etkisiz hale getirdikten sonra yayılmacı bir politika izledi. Bu
yıllarda Altın Orda yönetimi, iç karışıklıklar ve parçalanmalar yaşıyordu. Yayılmacı politikasına engel olacağını düşündüğü Altın Orda’nın bu karışıklıklarından yararlanmak isteyen Timur, yeni hanı tahta geçirmek için çalışmalarını hızlandırdı. 1395 yılında Terek Nehri üzerinde Altın Orda ile çarpışmada galip gelen Timur ordusu, kuşatmaya devam ederek Altın Ordu’nun Saray, Astrahan, Azak v.b. önemli sehirlerini yağmaladı. “Timur, Orda’nın Volga nehri yakınındaki topraklarını talan ederek kuzeye doğru ilerledi ve az sonra onun öncü birlikleri Rus sınırlarına vardılar. Timur’un askerleri, Rus ve Orda şehirleri arasında bir ayrım yapmadan yıktılar ve Ryazan Knezliği tarafındaki Yelets şehrini yaktılar.

Timur’un bu ilerleyişi karşısında tedirgin olan Moskova Knezi Vasiliy Dimitreviç, olası bir savaş için hazırlık yapmasına rağmen herhangi bir çarpışma çıkmadı. Çünkü Timur’un ordusu, Karadeniz’in kuzeyi ve Kırım’ı yağmalamak için yön değiştirmişti. Timur için Rusya’nın kuzey toprakları yeterince verimli değildi. Bunun yanısıra güçlü bir Moskova Knezliği’nin varlığı, Altın Orda’yı zayıflatmak adına Semerkant’ın işine gelmekteydi. Bundan dolayı Moskova Knezliği, önemli bir engeli daha aşmıştı. Hemen akabinde Altın Orda’ya vergi vermeyi durdurmuştu. Bu bağlamda Timur’un uyguladığı dış politika, Moskova Knezliği’nin güçlenmesine zemin hazırlamıştı.

15. yüzyılın ilk yarısına gelindiğinde gittikçe güç kaybeden Altın Orda’da Toktamış Han ve Timur Kutluk arasındaki otorite savaşı, çocuklarına ve torunlarına da yansıdı. Taraflar arasında yaşanan taht kavgası, Altın Orda topraklarında çok sayıda hanlığın kurulmasına sebep oldu. Bu hanlıklardan biri Kırım Hanlığıydı.

15. yüzyılın ilk yarısında Tatar hanlıklarının ortaya çıktığı yıllarda Moskova Knezliği de iç karışıklıklar yaşamaktaydı. 27 Şubat 1425’te Dimitri Donskoy’un büyük oğlu ve aynı zamanda Moskova Grandükü olan I. Vasiliy ölmüştü. Eski Rus geleneklerine ve Dimitri Donskoy’un tüzüğüne binaen Moskova tahtına ekber evlat Yuri Dimitriyeviç’in iclas edilmesi gerekiyordu. Ama Moskova boyarları ve I. Vasiliy’in aşırı ihtiraslı dul hanımı Sofya Vitovna, kişisel çıkarları uğruna 9 yasındaki oğlunu tahta çıkarıp ülkeyi II. Vasiliy adına yönetmeye karar vermişti.

Kazan Tatarları dönemi

Altın Orda devleti zayıflayınca devletin eski hanlarından Uluğ Muhammed Han tarafından, 1437 tarihinde Kazan Tatar Hanlığı kuruldu. Kazan Hanlığı, kurulduktan sonra dış politikasını topraklarını genişletmek ve Moskova Knezliğini huzursuz etmek üzerine kurmuştu. 1445’te Uluğ Muhammed, oğulları Mahmudek ve Yakub’u Rusya üzerine mutat bir seferle görevlendirdi. 7 Temmuz’da Suzdal yakınındaki Spaso-Yemtimyev surları önünde Tatarlarla II. Vasiliy ordusu arasında vuku bulan savaşta Rus ordusu kılıçtan geçirildi ve grandük de esir alındı. Böylece Ruslar’ın Kıpçak ovalarına inmesi bir 100 yıl daha gecikti. Çarpışma sonrası 200 bin ruble fidye ödemeyi kabul eden Vasiliy Vasilyeviç, Uluğ Muhammed’in oğlu Kasım’a Oka nehri etrafında toprak vermeyi taahhüt etti ve böylece Mesersk bölgesinde Tatar Kasım Hanlığı ortaya çıktı. Uluğ Muhammed ile II. Vasiliy arasında yapılan anlaşmaya göre Moskova ve Ryazan Knezleri, Kasımov Hanlığı’na vergi ödemek zorundaydılar. Savaşta Moskova Knezliği’nin yenik ayrılmasına rağmen anlaşmanın Kazan Hanlığı’yla yapılması, Altın Orda tahakkümünün bitişi anlamına gelmekteydi.

1445 yılında Kazan Hanlığı’nın Moskova Knezliği’yle yaptığı savaş ve anlaşmadan sonra Kazan Hanlığı’na vergi vermekle mükellef olan Moskova Knezliği, iktisadi olarak da  Saray’dan (Altın Orda’dan) koptu Kazan Hanlığına bağlandı. Ancak sonrasında anlaşma çerçevesinde elde edilen Moskova’dan gelecek ganimetlerin paylaşımında iç sarsıntı yaşayan Kazan Hanlığı’nın da Moskova üzerindeki nüfuzu fazla sürmeyecekti. Uluğ Muhammed’in büyük oğlu Mahmudek, zenginliklerin cazibesine kapıldı ve babasını bu zenginliklerden alıkoyarak öldürdü. Mahmudek’in bu girişimleri ve iktidar olma ihtirası, kardeşleri Kasım ve Yakub’un kaçmalarına sebep oldu 15. yüzyılda kurulan Astrahan, Sibir, Özbek ve Kazak Hanlıkları, Altın Orda’nın Moskova üzerindeki otokratik yönetim anlayışını zayıflatan diğer unsurlardı. Altın Orda zayıflarken, Moskova yönetimi diğer Rus knezliklerini bir çatı altında toplamaya devam ediyordu.

İstanbul’un 1453’de fethedilmesi Bizans’ın dini ve siyasi mirasının doğuda yeni bir gücün eline geçmesine zemin hazırlamıştı: Moskova knezliği. Öyle ki Elazar Manastırı’nda bulunan papaz Philote, Moskova’nın 3. Roma olduğunu ilan etmişti. Bu arada Moskova Knezi III. İvan’ın karısı ölmüştü ve yeni evliliğini son Bizans İmparatoru Konstantin Dragazes’in yeğeni ve Mora despotunun kızı Sofya Paleolog ile yapmıştı. Bizans imparatorluğunu yeniden diriltmek için umutlar besleyen Sofya, bu evlilik ile Moskova’yı örgütledi.

Çarlığa geçiş

Sofya, işe unvan bulmakla başladı. Kocası III. İvan’a Sezar’ın kısaltılmış bir şekli olan ‘Çar’ (царь) ünvanını verdi ve bunu kanunileştirdi. Artık Rus hükümdarları ‘Çar’ olmuştu. İkinci olarak da III. İvan’ı, Bizans tahtının gerçek varisi olduğuna inandırdı. İvan, Bizans’ı yeniden kuracak ve tekrar İstanbul’u Osmanlı’dan alarak başkent yapacaktı. Sofya, Moskova’ya giderken Bizans’a özgü birçok ritüeli yanında aldı ve Bizans’ın çift baslı kartalı, Moskova’nın resmi devlet mührüne döndü. Artık Moskova Knezliği’ne Ortodoks dünyasını bir devlet olarak temsil etme ve bağımsızlığını ilan etme sorumluluğu düşmüştü.

1475 yılında Osmanlı devletine tabi olan Kırım Hanlığı, Moskova ile yaptığı ittifaklarla Altın Orda’yı zayıflatmıştı. Nitekim, Moskova Devleti’nin bağımsızlığını ilan ettiği 1480 yılında Moskova knezi III. İvan ve Altın Orda Hanı Ahmet arasında Uğra Nehri üzerinde yaşanan savaşta Kırım Hanlığı, III. İvan’a yardım etti.

Diğer Rus knezliklerini de boyunduruk altına alarak gücünün doruğuna çıkmış olan III. İvan, 1487 yılında Han Muhemmed Emin döneminde Kazan Hanlığı’na olan iktisadi ve siyasi bağımlılığa son verdi.

Kazan’ın işgali

1552 de Moskova Knezi Korkunç İvan (IV. İvan) Hıristiyan Avrupa’dan silah ve asker toplayarak, Kazan’ı alma hazırlıklarını tamamladı. İvan’ın birleşik 150.000 kişilik ordusu ve 150 topu olmuştu.  Kasım Hanı Şah Ali (Gali) de Kazanın kendisine verilmesi karşılığında ordusuyla Kazan’a ihanet ederek Ruslarla birlikte hareket etmeye karar verdi.  O sırada Kırım Hanı Devlet Giray  Tula’ya saldırdı ve şehri yaktı. Ancak İvan’ın Kazan’dan önce Tula’ya yönelmesiyle Devlet Giray Han Tula’dan ayrıldı. İvan da tekrar Kazan’a yöneldi. Astrahan Hanı Kasım’ın oğlu Yadigar Muhammed, yolunu kesen Rusları yararak Kazan’a yardıma geldi. Kırım’dan yardım alamayan Kazan’ı savunmak için geriye Kazanlıların Han ilan ettiği Yadigar Muhammed ile Şair, diplomat ve imam Seyyid Kul Şerif önderliğinde şehirdeki 33.000 asker ve dışarıdaki 15.000 atlıdan müteşekkil kuvvetler kalmıştı.

Kazan halkının büyük kahramanlıklarla savunmasına rağmen 2 ay süren kuşatma sonunda  Kazan Rusların eline geçti toplam 60 000 Tatar katledildi. Bu sayıyı 190 000 olarak verenler de var. 50 bin kadın ve çocuk esir alındı.  Çevreden toplanan 200 000 e yakın Tatar ise Rus prenslerinin hizmetine verildi. Kentte Şah Ali’ye yarayacak ayakta hiçbir yapı kalmadı. Manzara Rus tarihçilerine göre insan aklının tahayyül edeceği bir görüntü değildi. Bu soykırımdan ancak 6000 kişi kale dışına kaçıp, dağ ve ormanlara sığınabilmiştir. Korkunç İvan bu zaferinden sonra ilk Çar unvanını aldı. Kimilerine göre böylelikle 1453 yılındaki İstanbul’un fethinin rövanşı alınmış oldu.

25 Eylül 2010 de yayınlanan Tarihin Arka Odası TV programında ifade edildiğine göre  Osmanlı Devleti Kırım Hanlığının güçlenmesini önlemek için Moskova Knezliği ile dostluk münasebetleri kurmuş 1552 de Kazan’ın Moskova’lıların eline geçmesine de bu yüzden göz yummuş.

1556 yılında, Astrahan Hanlığı Ruslar tarafından  zapt edildi. 1569 yılında Astrahan’a karşı düzenlenen Osmanlı-Kırım müşterek seferi başarısızlıkla sonuçlandı. 1571’de Kırım Hanı I. Devlet Geray Han kumandasında Çerkezler, Nogaylar ve Kıpçaklar gibi halklardan oluşan Kırım ordusu,  karşısındaki Rus birliklerini perişan ederek, Moskova’yı  yaktı. Şiddetli rüzgâr yüzünden Moskova neredeyse tamamen yandı. Han bu sefer ile sadece kadim düşmanı IV. İvan’ı mağlup etmekle kalmamış Osmanlı Devleti nezdinde itibarını da arttırmıştı. Ancak elde edilen askerî başarı siyasî kazanıma dönüştürülemedi. 1572 yılında yeniden Moskova’ya saldıran Kırım hanı bu kez yenildi.

Devlet Giray’ın oğlu II. Gazi Geray Han 1591’de Moskova’ya kadar ilerledi, büyük başarılar kazandı ve Ruslar bir kez daha vergi ödemeye mecbur kaldı.  Kırım beyleri ertesi yıl büyük bir ordu Ruslar’a karşı yeni bir saldırı düzenlediler. Fakat 1593’te Osmanlı Habsburg savaşının başlaması üzerine Rusya ile barış imzalandı.

Osmanlı topraklarının işgali

1696 da Rusların Azak’ı zapt ettiler. 1699 da Osmanlı Devleti, Rusya’nın da katıldığı Kutsal Haçlı İttifak devletleri Avusturya, Venedik ve Lehistan ile imzaladığı Karlofça Antlaşmasıyla gerileme dönemine girdi.  Rus Çarlığı’nın büyük yükselişi Kırım’ı oldukça etkiledi.

1735-1739 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında, 1736’da, Ruslar Gözleve, Akmescit  ve Bahçesaray’a kadar inip bölgeyi yağmaladılar.

1769-1774 Savaşı’nda Osmanlılarla birlikte Rusya karşısında alınan mağlubiyet Kırım’a felâket getirdi. Bu savaş esnasında 1771 de Rus orduları Kırım’ı işgal ettikten sonra 1774’de imzalanan Küçük Kaynarca antlaşması ile Kırım Hanlığı üzerindeki Osmanlı himayesi kaldırıldı.

Bundan sonraki süreç Osmanlı’nın aleyhine işledi, 1917’ye kadar Ruslar Balkanlarda Yeşilköy’e kadar indiler, Kuzey Kafkasya’yı, Erzurum, Ağrı, Ardahan, Kars, Muş, Bitlis dahil olmak üzere Doğu Anadolu’yu işgal ettiler. En son Türk-Rus savaşı Mustafa Kemal komutasındaki Osmanlı 16. Kolordusunun 7 Ağustos 1916’da Muş’u ve 8 Ağustos 1916’da Bitlis’i geri almasıyla sonuçlanan savaşlardır. 1917 Bolşevik ihtilali ve akabindeki iç savaş yüzünden Rus Ordusu Doğu Anadolu ve Kafkasları terk etti. Bundan sonra bir daha Türk-Rus savaşı olmadı. Osmanlı ile 3 Mart 1918’de Brest-Litovsk Anlaşması ile Türk-Rus savaşları resmen sona ermiş oldu. TBMM Meclisi Hükümeti ile 16 Mart 1921’de Moskova Antlaşması imzalanarak Türkiye’nin Kuzey-Doğu sınırları son halini aldı.

Kaynaklar:

Moskova Knezliğinin Bağımsızlığa Geçişinde Türk-Moğol Dünyasının Rolü. İsmet Konak. Doktora öğrencisi, İstanbul Üniversitesi, Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü,
smtknk2012@hotmail.com  http://www.journals.istanbul.edu.tr/iuturkiyat/article/viewFile/1023013075/pdf

Kazan Tatarları. Bülent Pakman. Temmuz 2014.  https://bpakman.wordpress.com/turk-dunyasi/gunumuz-turkleri-turk-devletleri/tatarlar/kazan/

Kırım Hanlığı. Bülent Pakman. Eylül 2014. https://bpakman.wordpress.com/turk-dunyasi/gunumuz-turkleri-turk-devletleri/kirim-tatarlari/kirim-hanligi/

Eski Türk Devletleri. Bülent Pakman. Haziran 2014. https://bpakman.wordpress.com/turk-dunyasi/eski-turk-devletleri-turk-yurtlari-turk-topluluklari/eski-turk-devletleri/

Bülent Pakman. Ekim 2015. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden alıntılanamaz.

Twitter Widgets

cropped-cropped-111220105192.jpgBülent Pakman kimdir https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Bülent Pakman’ın Youtube video kanalları/arşivi:

https://www.youtube.com/user/aliant28

http://www.youtube.com/user/pakman

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s