Moskova’da Yaşam

HIZLA GELİŞEN SOĞUK VE PAHALI BAŞKENT
DSC_0073Soğuk savaş sonrası hızla kabuk değiştiren Rusya’nın başkenti Moskova bugün dünyanın en kalabalık, pahalı ve lüks şehirlerinden biri. Moskova’nın her tarafında art arda açılan lüks alışveriş merkezleri, oteller ve eğlence kulüpleri sadece Ruslara değil Moskova’ya gelen herkese hizmet veriyor. İnşaatı devam eden gökdelenlerde 25-30 bin dolardan başlayan metrekare fiyatları ise duyanları şaşırtıyor.

10,5 milyon nüfuslu bu megaşehir, kozmopolit yapısıyla, derin kültürel birikimiyle, yönettiği ekonomik potansiyelle ve hatta siyasi kararlarıyla tüm dünyayı etkilemiş olan ve halen de etkilemeye devam eden bir başkent. Adını, şehrin içinden geçen Moskova nehrinden almış. Kentin 12. yüzyıl başlarında kurulduğu kabul ediliyor. Kuruluşundan bugüne kadar, Moğolların, Tatarların, Toktamış Han liderliğindeki Altınordu devletinin, Kırım Tatarlarının, Polonya ve Litvanya’nın saldırılarına uğrayan, Napolyon’un ünlü Moskova seferine ve II.Dünya savaşı sırasındaki Nazi kuşatmasına direnen Moskova, bugün artık mimari eserleriyle, müzeleriyle, parklarıyla, iş merkezleriyle, metrosuyla ve eğlence mekanlarıyla dünyanın en gözde kentlerinden biri.

LÜKSTEN VAZGEÇMİYORLAR
Moskovalılar eğlence lüks yaşamdan vazgeçmiyor. Gece kulüpleri özellikle hafta sonları dolup taşıyor
Son derece hareketli ve renkli bir gece hayatına sahip olan Moskova’da her keseye hitap eden mekanlarda sabaha kadar eğlenmek mümkün. Kapalı mekanlarda sigara içme yasağı yok. Ancak havalandırma sistemleri çok kuvvetli ve insanlar hiç rahatsız olmuyor.

DONDURUCU SOĞUK, MOSKOVALILARI ETKİLEMİYOR
Moskova dünyanın en soğuk başkentlerinden. Kış aylarında eksi 20 derecelere kadar düşen soğuk hava zaman zaman hayatı olumsuz etkiliyor. Ancak Moskovalılar soğuk havada yaşamaya uyum sağlamışlar. Kışın en soğuk günlerinde dahi sokaklar insan dolu.
Moskova’nın İstiklal Caddesi denilebilecek Arbat Caddesi hediyelik eşya almak isteyen turistlerin ilk durağı. Moskovalılar da vakit geçirmek için Arbat bölgesini tercih ediyor. Soğuk hava buraya ilgiyi hiç azaltmıyor. Arbat sokağı adeta şehrin ruhunu yansıtan bir yaya bölgesi. Bir çok ünlü sanatçı burada yaşamış. Örneğin, Puşkin, bugün müze olan 53 no’lu binada oturmuş. Şimdi evin önünde eşiyle birlikte heykeli var. Sokak, arnavut kaldırımları, süs lambaları, hediyelik eşyaları, sokak müzisyenleri ve ressamları ile her zaman cıvıl cıvıl. El sanatlarına meraklı olanlar için çeşitli sürprizler var: minyatür resimlerle işli lake kutular, kalpaklar, broşlar, matruşkalar, bogorodskaya denilen tahta oyuncaklar, çiçek ve meyve desenli Zhostovo tepsileri, mavibeyaz Gjel seramikleri, semaverler.. İster mağazalarının rengarenk vitrinlerini seyredin, ister Rus yiyeceklerini tadın, isterse şık kafelerinde dinlenin, ama Arbat’ı bir ucundan diğer ucuna yürümeyi sakın ihmal etmeyin.
Yeni evlenecek olanların muhakkak uğradıkları yer ise dünyaca ünlü Kızıl Meydan. Meydana içecekleriyle gelen Ruslar ilginç gelenekleriyle de dikkat çekiyor. Bunlardan biri damat kovalamaca. Arkadaşları, damadı birden kovalamaya başlıyor. Bu sırada ise ortaya ilginç görüntüler çıkıyor.

DSC_0305 Moskova’nın kalbi Kızıl Meydan’da atıyor. Hiçbir yenileşme meydanın tarihi dokusunu ve büyüsünü bozamamış. Bir zamanlar Çar’ların halka seslendiği, işçi kanlarının döküldüğü, büyük gösterilerin düzenlendiği; son dönemlerde ise Pavarotti ya da Paul McCartney gibi ünlülerin konser verdiği bir yer Kızıl Meydan. Çok eskilerde pazar yeri olan bu devasa dikdörtgen alanın ihtişamı karşısında heyecanlanıyor insan, kendini küçücük hissediyor.  Kızıl Meydan ve İtalyan mimarlar tarafından tasarlanan Kremlin, UNESCO Dünya Mirası Listesinde. Meydana adım attığınız an sizi önce Kremlin Saray kompleksi karşılıyor. Kremlin, göz alıcı binaları, surları, ve görkemli soğan biçimi kubbeleri olan kiliseleri ile bir efsane. Bir cephesiyle Moskova nehrine bakan Kremlin’e Teslis (Troitskaya) kulesinin kapısından giriliyor. Bu kule, Kremlin’de yer alan, kimisi yuvarlak, kimi de dörtgen ya da çok köşeli 20 kulenin en yüksek olanı. Kremlin’in en eski kısmı olan Katedral Meydanı’ndaki “Göğe Çıkış Katedrali”nde eskiden Rus çarlarının taç giyme törenleri yapılırmış. s10-15Korkunç İvan olarak bilinen IV.Ivan’ın tahtı da hemen girişte. Söylentiye göre Çar, Moskova’yı Moğol boyunduruğuna sokan anlaşmayı bu katedralin basamaklarında yırtmış, böylelikle Rusya’nın bağımsızlığını ilan etmiş. III.İvan için inşa edilen, kahverengi kumtaşından yapılma bir zemin ve paha biçilmez ikonalara sahip “Meryem’e Müjde Katedrali”nde ise Çarların vaftiz ve evlilik törenleri yapılırmış. Çarlar öldüklerinde de “Baş melek Katedrali”ne gömülürlermiş. Alınlıklarında deniz kabuğu işlemeleri bulunan bembeyaz Baş melek katedralinde 46 lahit var; her biri cilalı bronzla kaplı.

Yine Katedral Meydanı’nda, dünyanın en büyük çanı bulunuyor. Yapımı 2 yıl süren, 200 ton ağırlığındaki Çar Çanı hiç çalınmamış. Döküm kalıbında soğurken çıkan yangında, suyla temas sonucu kopan 11 tonluk parçası, Çan’ın dibinde duruyor. Muhteşem mobilyalar, kristaller ve porselenlere bezeli kabul salonları olan 700 odalı Büyük Kremlin Sarayı ise, meydanın sonunda. Şatafatlı ön cephesi ile Silahhane binası ıse, şimdi her tür tarihi eseri barındıran bir müze. Burası, Faberge yumurtaları koleksiyonu ile de ünlü. Emaye üzerine kıymetli taş ve metallerle süslenmiş, kuyumculuk şaheseri, çok değerli objeler olan bu yumurtaların en ünlüleri imparatorluk ailesi için yapılmış. İmparatorluk kuyumcuları Silahhane’de yaşarmış. Kremlin’den çıkınca, “Aleksandr Bahçeleri”nde dinlenebilirsiniz. Bir zamanlar nehir yatağıymış, Çarın isteği üzerine bahçeye dönüşmüş. Şehri savunurken ölenlerin anısına yapılan Meçhul Asker Anıtı ve Sonsuz Meşale ise yeni evlilerin çiçek bırakıp fotoğraf çektirdikleri bir yer. Kızıl Meydan’da yer alan Aziz Vasili Katedrali bir diğer şaheser. Sanki masal kitaplarından fırlamış gibi, hemen elinizi uzatıp bir parçasını ağzınıza atacağınız bir şekerlemeye benziyor. Büyüklü- küçüklü sekiz kule, özellikle geceleri ışıklandırıldığında büyü etkisi yapıyor insanda. Katedral Kazan Hanlığına karşı kazanılan zaferin anısına inşa edilmiş. Eskiden ana bina beyaz renkli, kubbeleri de altın yaldızlıymış ama bir yangında hasar gördükten sonra rengarenk boyamışlar. Katedralin içi de dışı kadar renkli. Meydanın bir başka anıtı, önünde her zaman çok uzun kuyrukların oluştuğu Lenin Mozolesi. GUM adlı büyük alışveriş mağazasının tam karşısında yer alıyor. Önceleri ahşap olan yapı, bugün koyu kızıl granitten, basamaklı, geometrik tarzda. Mozolenin dışında ise diğer büyük komünistlerin mezarları var.
Kış aylarında evlenecek çiftler fotoğraf çekimlerindeyse iç mekanları, özellikle tarihi özellikli pasajlar ve alışveriş merkezlerini tercih ediyor.
Gelin arabası kavramı da Moskova’da biraz farklı. Gelin arabasına dönüştürülen lüks limuzinler özellikle hafta sonları Moskova sokaklarını adeta işgal ediyor.
DSC_0322Moskova’da bizim unuttuğumuz görüntülere şahit olmak da mümkün. Şehrin ulaşımında kullanılan troleybüsler buna bir örnek.

 

STALİN’İN YEDİ KIZ KARDEŞİ
Moskova’nın simgelerinden olan ve hepsi hemen hemen aynı mimari çizgilere sahip olan yedi kule, bugün şehre gelenlerin en çok ilgisini çeken yapılardan. Bazı kaynaklarda bu yedi binaya ‘Yedi kız kardeş’ de deniyor. Yapılmalarına Stalin zamanında karar verilen bu binaların her biri, tepesinde Sovyet yıldızı bulunan birer ana merkez kule ve onu çevreleyen küçük binalardan oluşuyor.
Bu Yedi Bina Günümüzde biri devlet üniversitesi, biri dışişleri bakanlığı binası, ikisi otel, ikisi de konut olarak hizmet veriyor.

MOSKOVA’NIN ÇILDIRTICI TRAFİĞİ
Moskova’nın en büyük sorunlarından biri trafik.
Yeraltı ulaşım sistemi çok gelişmiş olmasına rağmen Moskova sokakları haftanın her günü büyük trafik yoğunluğuna sahne oluyor. Özellikle Cuma akşamları ve resmi tatil günler öncesinde bu trafik çıldırtıcı bir hal alıyor.
Moskovalı sürücüler trafikte uzun saatler geçiriyor. O kadar yoğun bir trafik var ki insan İstanbul trafiğini mumla arar hale geliyor.Ancak Moskovalılar bu trafiğe alışmış görünüyorlar. Kimse sıkışık trafikte kavga etmiyor, aniden şerit değiştirerek ilerlemeye çalışmıyor ya da kornaya basmıyor.F29164014

s10-16Tverskaya caddesi Ortaçağdan beri Rus asillerinin gözde mekanıymış. Tverskaya, bugün de Rusya’nın en pahalı caddesi sayılıyor, aynı zamanda gece hayatının da merkezi. Moskova’nın en pahalı bölgelerinden bir diğeri de, Kremlin surlarına bakan Manej Meydanı. Aslında, Moskova’nın kendi halinde küçük sokakları ve sıradan evleri bile çok keyifli. Hele her yeri kar bürümüşse. Bazen ısının –30 dereceye düştüğü kışlara rağmen görsel bir sıcaklık yaratıyor bu manzara.

Çekici mekanlar

R28092930Moskova’yı keşfedebilmek için isterseniz bir nehir turu yapabilirsiniz. Poklonoya ve Lenin tepelerinden Moskova’ya kuşbakışı bakmak da bir diğer seçenek. Kentte, sayılamayacak çoklukta tiyatro, sinema, müze, konser salonu ve sirk var. Benzersiz empresyonist ve modern tablo koleksiyonlarıyla Puşkin Güzel Sanatlar Müzesi ve Rus sanatçılara ait eserleri barındıran Tretyakov Galerisi, şehrin kültürel hayatında ayrı bir öneme sahip. İlk Sovyet bilgisayarlarını görebileceğiniz Politeknik Müzesi, 247 dilde 42 milyon eser barındıran Lenin Kütüphanesi ve Dostoyevski Müzesini de mutlaka görülmeli.

Yapımı 45 yıl süren ve bir zamanlar patrikhane merkezi olan Kurtarıcı İsa Katedrali, 1931’de Stalin’in emri ile yıkılmış ve 1995 yılında eski fotoğraf, resim ve krokilerden yola çıkılarak eski yerinde tekrar inşa edilmiş. Eski katedralden kurtarılan kimi parçalar, bugün Donskoy manastırında muhafaza ediliyor. Rus Ortodoks Patrikhanesinin merkezi 1987 yılından beri Danilov Manastırında. Moskova’nın ilk Prensi Daniel öldüğünde, isteği üzerine, sıradan bir keşiş gibi manastır mezarlığına gömülmüş. Zamanla manastır başka bir yere taşınmış ama Prensin kabri orada unutulmuş. Daha sonra, Prens Ivan, mezarı bulmuş ve manastır yaklaşık 200 yıl sonra yeniden inşa edilmiş.

Nazım Hikmet‘in mezarının da bulunduğu Novodeviçi Manastırı da çok önemli dini yapılardan ve UNESCO Dünya mirası listesinde. Prens III.Vasili tarafından Smolensk’in ele geçirilmesi anısına, bir kale tarzında inşa edilmiş. Patriğin rezidansı 1980’den beri burada. Dini komplekse ait bazı binalar ve kiliseler hala müze. Kan kırmızısı duvarları ile manastırın en eski ve büyük binası Smolenskiy Katedrali. Manastırın mezarlığında kimler yok ki: Çehov, Gogol, Kruşçev, Ehrenburg, Yeltsin, Mayakovski, Molotov, Tupolev…

Yemyeşil Moskova’da gölcüklerle bezeli, sayısız park ve bahçe var. Mimarisi ile ünlü Metro günde 7 milyon kişi taşıyor. Moskova Nehri ve kolu Yauza üzerinde çok sayıda köprü mevcut, özellikle akşamları şıkır şıkır görünüyorlar, en güzelleri ise, Kırım asma Köprüsü.

Kaynaklar:

http://fotoanaliz.hurriyet.com.tr/galeridetay.aspx?cid=54864&rid=4369&p=1&hid=20201680  

http://www.diplomat.com.tr/atlas/sayilar/sayi10/sayfalar.asp?link=s10-3.htm

Bülent Pakman. Ağustos 2012. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden alıntılanamaz.

Twitter WidgetsFacebook Widgets

Roma 2013

Bülent Pakman kimdir: https://bpakman.wordpress.com/pakman/

İlgili diğer sayfalar için tıklayın:

Moskova’da Görülmesi Gereken 21 Yer

Rusya’da yaşam

Rusya’da yatırım

Rusya’da güvenlik

Ruslar ve Türkler birbirini nasıl algılıyor?

Yeni Milliyetçilik – Rus Modeli

Rus kadınlara göre Türk erkeği ve Türkiye

Rusya’da Türk Damatlar

Rus Mutfağı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s