Feto’nun Azerbaycan’a girişi

FETÖ, Türkiye’de mi, yoksa Azerbaycan’da mı daha güçlü?
Yanıt arayışına başlayabilirim:
Gazeteci İlhami Yangın’ın kitabı çıktı:
Cemaat’in İlk Darbesi.” (Tekin Yayınları)
Kitabın isim babası benim. Gazeteci Yangın kitabını çıkarmadan önce okumamı istedi. Yazdıkları ilgimi çekti. Çünkü…
İlhami Yangın bir dönem; Azerbaycan Halk Cephesi lideri/Cumhurbaşkanı, Atatürk aşığı Ebulfez Elçibey’in yanında bulunmuştu; ve kitap o dönemin karışık siyasi atmosferini ele alıyordu. (Kitaptan öğreniyoruz ki, Elçibey üzerinde gizlice hep bir Atatürk rozeti taşırmış.)
Kitapta Cemaat’in ilk darbesinden kastedilen; Türkiye değil, Azerbaycan’dı!..
Azerbaycan, Sovyetler Birliği’nden ayrılarak 30 Ağustos 1991 tarihinde, bağımsızlığını ilan etti. Ama bu iş hiç kolay olmadı…
Ermenistan uluslararası desteği arkasına alarak Azerbaycan’a saldırdı.
“Uluslararası destek” derken aklınıza sadece diaspora Ermenileri gelmesin; Ermeni Ulusal Hareketi’nin lideri Levon Ter Petrosyan’ın kayınpederi Yahudi Fraim Abramovich Pliskovsky’in de büyük katkısı oldu!
Ermenistan karşısında dağınık Azeriler pek varlık gösteremedi. (Azerbaycan milli ordusunun kurulması için yıllarca görev yapan emekli Tümgeneral Yaşar Demirbulak Paşa’yı da rahmetle analım.)
Azerbaycan petrollerinde gözü olan ABD, İngiltere, Fransa başta olmak üzere, çok sayıda Batı ülkesi, Azerbaycan’a el altından müdahale ediyordu. Peki…
O günlerde Fethullah Gülen ne yapıyordu?..

İlk büyük himmet

Fethullah Gülen 12 Eylül 1980 darbesinden kolayca kurtulunca vaazlarına başladı. İlk olarak, 13 Ocak 1989 tarihinde, İstanbul Üsküdar Valide Sultan Camisi’nde, büyük bir kalabalığa hitap etti. Vaaz konuları tamamen değişti; eski konuşmalarında genellikle İslâm büyüklerinden bahseden, dinî hikâyeler anlatan Fethullah Gülen, yeni vaazlarında “Orta Asya’daki esir Türk kardeşlerim” diye söze başlıyor; “kulağıma çatırdılar geliyor” diyerek, “Sovyetlerin dağılışını görür gibi olduğunu” anlatıyordu.
Süleymaniye Camisi’nde verdiği “meşhur” vaazının tamamını Orta Asya’ya ayırdı. Kürsüde ağlayarak, “kardeşleriniz orada perişan durumdayken, nasıl burada rahat uyuyabiliyorsunuz?” diyerek Nahçıvan’a yardım edilmesini söyledi. Ardından, Zaman gazetesi yardım kampanyası başlattı. Ve…
İlk büyük himmet paraları böyle toplandı; Faisal Finans, Kuveyt Türk, Vakıfbank ve Ziraat Bankası’nda açılan hesaplara para yağıyordu! İyi de…
Ermeniler Nahçıvan’a saldırmadı ki! Asıl yardıma ihtiyacı olan, Elçibey liderliğindeki Azerbaycan Türkleri idi. Keza…
Nahçıvan tarım ve hayvancılık bakımından çok zengindi; ülkede yiyecek sıkıntısı söz konusu değildi.
Neler oluyordu?..
Nahçıvan’da Haydar Aliyev vardı. Cemaat; Elçibey ile değil, Aliyev ile işbirliği yapıyordu. Nedense Cemaat, Elçibey karşısındaki Aliyev’in güçlenmesini istiyordu. Haberlerinde yalan yazmaktan geri durmuyorlardı. Örneğin, Aliyev Ermenistan’ın Sisiyan Köyü doğumluydu ama Zaman gazetesi, hep Nahcıvan doğumlu olduğunu yazıyordu!
Fethullah Gülen o günlerdeki rüya yorumlarında Aliyev’in bir gün mutlaka Azerbaycan’ın cumhurbaşkanı olacağını söylüyordu!
“Meclis’in İmamı” denen AKP eski milletvekili ve halen tutuklu olan İlhan İşbilen ile; halen kaçak Ali Bayram o dönemin karanlık ilişkilerini bir gün anlatır mı?

Cemaatçi subaylar

Tarih: 26 Nisan 1991.
Azerbaycan yangın yeriydi. Oluk oluk kan akıyordu. Ve…
Cemaati’n kilit isimlerinden Halit Esendir ve İlhan İşbilen Bakü ve Nahçıvan’da Zaman gazetesi bürosunu açıp; gazetenin yayımlanması için izin aldılar.
Zaman gazetesinin yurt dışında yayımlandığı ilk ülke Azerbaycan oldu. Böylece…
Azerbaycan’da resmî kayıtla faaliyete başlayan ilk yabancı şirket Zaman gazetesini çıkaran Feza Gazetecilik AŞ oldu. Yılmaz Polat Zaman gazetesi Bakü temsilcisi oldu.
Bu işler nasıl bu kadar kolay oluyordu; çünkü, Günaydın gazetesinin savaş muhabiri İrfan Sapmaz, Bakü’ye izinsiz girdiği için, Bakü havaalanında tutuklandı. Türk hükümetinin araya girmesiyle ancak 75 gün sonra serbest bırakıldı.
Oysa “birilerine” kapılar kolay açıldı:
Cemaatçi Hilmi Öney, İstanbul’daki fabrikasını tasfiye ederek, Cemaatin Azerbaycan’daki faaliyetlerini organize etmek üzere Bakü’ye gitti; ve burada ticarî faaliyete başlayan ilk yabancı işadamı oldu!
Bu nasıl işadamı ise, Zaman gazetesi Bakü Temsilcisi Yılmaz Polat ile, 1991 yılı eylül ayında, özel uçakla Nahçıvan’a geçip Haydar Aliyev’le röportaj yaptı!
Cemaate kapıları kolayca açan güç neydi?
Cemaat Haydar Aliyev’i neden parlatıyordu? Elçibey’e neden düşmandılar?
Fethullah Gülen tarafından bizzat seçilen Halil İbrahim Avcı, Mustafa Nuri Atalay, Muharrem Menekşe’den oluşan üç kişilik bir Cemaat ekibi gazeteci kimliğinde Azerbaycan’a sokuldu. Bu üç kişi de, Türk Silâhlı Kuvvetleri’nden re’sen emekli edilmişti. Yani, sıradan Cemaat şakirti değil, profesyonel eğitim almış uzman askerdiler! Görevleri Aliyev’e istihbarat toplamaktı!
Faruk Aslan gibi kimi “gazeteci” kimlikli aslen asker kökenli Cemaat ajanları deşifre edilip ülkeden kovuldu. Dönemin Zaman gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Gülerce ile Ankara temsilcisi Hidayet Karaca, “muhabirleri” Faruk Aslan’ın CIA ile ilişkisini anlatsalar da tüm detayları öğrensek!

Aradığımız soru şu:
FETÖ, Türkiye’de mi Azerbaycan’da mı daha güçlü?
Azerbaycan Cumhurbaşkanı seçilen Ebulfez Elçibey, ilk yurt dışı seyahatini, 24-27 Haziran 1992 tarihleri arasında Türkiye’ye yaptı. Hayranı olduğu Atatürk’ün mezarını ziyaret etti ve Anıtkabir şeref defterine şunu yazdı:
Gayrı söylenecek başka söz kalmadı. En güzelini sen söyledin; Ne Mutlu Türk’üm Diyene…
Senin askerin Ebulfez Elçibey/ Azerbaycan Cumhurbaşkanı
TBMM’de konuşma yapan Elçibey, Azerbaycan’ın Mustafa Kemal Paşa’nın çizgisinde olacağını söyledi. Başbakan Süleyman Demirel’le görüşme yaptı; bazı yardım talepleri oldu; alamadı.
Elçibey, 30-31 Ekim 1992’de yine Türkiye’ye geldi; Türk Dili Konuşan Ülkeler Zirvesi’ne katıldıktan sonra Başbakan Demirel’le görüşme yaptı. Ve yine…
Para istedi, Ankara vermedi.
Silah istedi, Ankara vermedi.
Elçibey, son olarak, “hiç olmazsa bir helikopter verin de, cephedeki ölü ve yaralılarımızı taşıyalım” dedi. Onu bile vermediler!
Demirel nedense Elçibey’e karşıydı!
Ankara’yı soğutan Bakü merkezine Şah İsmail’in heykelinin dikilmesi miydi? Elçibey İrancı mıydı? Hayır. Atatürk’ün heykelinin dikilmesi çalışmalarını da başlatmıştı. Keza…
Kiril alfabesi yerine Latin harflerine geçilmişti.
Türkçe konuşma -yazma zorunluluğuna geçilmişti.
Tüm bunlara rağmen Ankara, Elçibey’den ısrarla uzak durmayı tercih ediyordu.
Öyle ki…
Ankara isteseydi; Azerbaycan petrol-doğalgaz tesisleri Türkiye’nin desteğiyle yeniden çalışmaya başlar; çıkartılan petrol ve doğalgaz hızlı şekilde dünya pazarlarına ulaştırılırdı. Ama… Ankara isteksizdi; Elçibey’e soğuktu!
BP (İngiltere), Amoco (ABD), Pennzoil (ABD), Unocal (ABD), Exxon (ABD), McDermott (ABD),  İtochu (Japon) Türk cumhuriyetlerini adeta istilâ ediyordu; ve gözleri petrol zengini Azerbaycan’da idi!
Elçibey tam bağımsızlık için direniyordu…

Albaylar isyanı

Elçibey direniyordu ama…
Türkiye; -Azerbaycan topraklarını işgal eden- Ermenistan’a elektrik hatları çekip elektrik verdi; Alican sınır kapısını açıp Ermenistan’a her türlü malın rahatça girmesini sağladı; Türkiye-Ermenistan hava koridorunu açtı ve en sonunda Ermenistan’ı tanıdı!
Elçibey direniyordu ama…
Demirel’in onayıyla Alpaslan Türkeş, Yahudi işadamı Jak Kamhi ile Azeri petrolünün Ermenistan üzerinden taşınması için lobi yapmaya başladı! (Alparslan Türkeş, yanında götürdüğü oğlu Tuğrul’la birlikte 13 Mart 1993 tarihinde Paris’te Ermeni lider Petrosyan ile bile görüştü.)
Elçibey direniyordu ama…
CIA, “Ilımlı İslam” senteziyle Ortaasya’ya Cemaat faaliyetleriyle sızmaya başlamıştı.
“Mustafa Kemal’in Askeri” Elçibey yapayalnızdı.
Büyük Oyun sahnedeydi; hedef Elçibey’in kellesiydi!
– Ermeniler tekrar saldırıya geçti…
– Azeri Komutan Albay Suret Hüseyinov darbe için isyan bayrağı açtı…
– Azerbaycan’da Fars kökenli Talişler, Albay Alikram Hummatov liderliğinde ayaklandı.
Elçibey, Demirel’den yardım istedi.
Demirel’in cevabı kısa oldu: “Nahçıvan’dan Aliyev’i çağır. Onu Millî Meclis Başkanı yaparsan, o olayı çözer!”
Çaresiz Elçibey, Haydar Aliyev’i Bakü’ye davet etti.
Elçibey “büyük oyunu” anlayamadı.
Hele Cemaat’i hiç tanımıyordu.
FETÖ bu işlerin neresindeydi?

Petrolcülerin darbesi

Azerbaycan’da doğru dürüst gazete yoktu. Savaştan perişan olmuş halk, kapısının önüne bedava getirilen Zaman gazetesinden öğreniyordu ne olup bittiğini!
Zaman gazetesi, manipülasyonla halkı Aliyev lehine bir araya getirdi. Sonuçta…
Özel bir uçakla, 9 Haziran 1993’te Bakü’ye gelen “büyük kurtarıcı” Haydar Aliyev’i, Zaman gazetesinin organize ettiği gruplar coşkuyla karşıladı!..
Aliyev Milli Meclis Başkanı yapıldı.
Ve hemen Suret Hüseyinov ile anlaşarak Cumhurbaşkanı Elçibey’e darbe yaptı.
Ülke ikiye bölündü; bir kısmı
Elçibey’in hâlâ cumhurbaşkanı olduğunu söylüyordu.
Zaman gazetesi yine devreye girdi; Aliyev taraftarlarıyla röportajlar yaparak, Elçibey aleyhine konuşan kim varsa manşete taşıdı.
Ardından…
Haydar Aliyev cumhurbaşkanı; ve darbeci Albay Suret Hüseyinov başbakan oldu!
Aliyev’in yaptığı ilk icraat; Elçibey döneminde petrol ve doğalgazla ilgili yapılan anlaşmaların tümünü, 26 Haziran 1993 tarihinde, iptal etmek oldu!
Ardından Aliyev, Azerbaycan Devlet Petrol Şirketi SOCAR’ın ikinci başkanlığına, (Yahudi asıllı eşi Zarife Aliyeva’dan doğan) oğlu İlham Aliyev’i getirdi. (Ne tesadüf; Ermenistan lideri Petrosyan’ın eşi de Yahudi’ydi! Savaşan iki ülkenin arasını bulmak isteyenler de Yahudi işadamlarıydı!)
Sonuçta… Azeri petrolü paylaşıldı: SOCAR (Azerbaycan) yüzde 20, BP (İngiltere) 17.12, Amoco (ABD) 17.01, Lukoil (Rusya) 10, Pennzoil (ABD)  9.82, Unocal (ABD) 9.52, Statoil (Norveç) 8.56, Mc Dermont (İskoçya) 2.45, Ramco (İskoçya) 2.08, TPAO (Türkiye) 1.75, Delte Nimir (Suudi Arabistan) 1.68…
“Asrın anlaşması” adı verilen bu ilk sözleşmeden sonra ardı ardına 29 ticari anlaşma daha imzalandı.
Yıllar sonra… İngiltere’nin etkili gazetelerinden Sunday Times, şu haberi yayınladı: “Azerbaycan’da 1993’teki Cumhurbaşkanı Elçibey’in devrildiği darbenin arkasında İngiliz petrol şirketi BP ve ABD petrol şirketi Amoco vardı.” (26.3.2000)
İngiliz gazete FETÖ’nün bu darbedeki rolünü atlamıştı! Örneğin şunu bilmiyor olamazlardı:
Cumhurbaşkanı Elçibey, İngilizce eğitim vereceği için Cemaat’in Azerbaycan’da okul açmasına izin vermedi. Aliyev ise cumhurbaşkanı olunca Cemaat, Azerbaycan’ın her ilinde okullar, dershaneler açtı!
Bu okullardan mezun olanlar bugün Azerbaycan’da ne yapıyor?.
Evet… Aliyev tarafından “devlet madalyası” ile ödüllendirilen FETÖ, bu ülkede bugün ne kadar güçlü?..

CIA ile ilişkisi deşifre olduğu için Azerbaycan’dan kaçıp Kanada’ya yerleşen Faruk Arslan Azerbaycan’daki amaçlarını “İlk Muhacirler” kitabında, “Yağmur Gözlüm” diye hitap ettiği Fetullah Gülen’in Azerbaycan’dan beklentisini yazdı:
“Yağmur Gözlümün, ‘Bir kuşak yetiştirmek en az 25 sene ister. Olmuyor, diye ümitsizliğe kapılmayın, sabırlı olun’ tavsiyesinden yola çıktık. Kısa süre içersinde ürün beklenmiyordu. Fakat çiçekler çok çabuk açacaktı…”
Azerbaycan’da çabucak açan çiçekleri bir Azeri gazeteci yazdı…
Adı, Agil Alesger…
“Terörün Gülen Yüzü” adlı kitabı Türkiye’de şu isimle çıktı:
“Sessiz İşgal/Azerbaycan’da FETÖ Örgütlenmesi” (Kırmızı Kedi)
Azerbaycan’daki FETÖ faaliyetlerini 2006’dan beri yazan gazeteci Alesger’in başına gelmeyen kalmadı. Cemaat, Türkiye’de yaptığı Tahşiye kumpasını Azerbaycan’a ulaştırıp Alesger’i tutuklatmak istedi! Ama o, geri adım atmadı; kitap yazdı.
Okuyunca anlıyorsunuz ki…
Cemaatin, 20 yılda Azerbaycan’da kontrol altına almadığı polis-asker-yargı-bürokrasi ve ticaret gibi kurum-alan kalmamıştı.
Örneğin, başta petrol, inşaat ve gıda olmak üzere ticarette büyük güç sahibi olmuşlardı. Kurdukları TÜSİAB (Türkiye Sanayici ve İşadamları Birliği) aracılığıyla Türkiye’den Azerbaycan’a gelecek işadamlarını bile tekellerine almışlardı. FETÖ’den vize almayan işadamı Azerbaycan’da iş yapamaz hale gelmişti.
Bugün… FETÖ şirketlerinin Azerbaycan’daki öz sermayesi yaklaşık 3 milyar dolar idi.
Alesger’in kitabında İhsan Kalkavan’dan Mübariz Mansimov’a kadar çok işadamının adı var!..

SOCAR’ın himayesinde

Sahi…
Dünyanın büyük petrol şirketlerinden Azerbaycan SOCAR, bu 20 Eylül 2016’da halka açılacaktı; ne oldu?
Bu halka arz Türkiye’yi yakından ilgilendiriyor. SOCAR, Türkiye’de faaliyetlerini 30 Aralık 2011 tarihinden itibaren SOCAR Turkey Enerji A.Ş. adıyla sürdürüyor.
Peki…
Azerbaycan’da parasal olarak çok büyüyen FETÖ ile petrol devi SOCAR arasında nasıl bir ilişki var?
Kısa bir süre önce… SOCAR Türkiye CEO’su Kenan Yavuz ve SOCAR Türkiye 1. Başkanı Samir Kerimli -FETÖ kapsamındaki soruşturmaların ardından- görevden alındı!
SOCAR 20 Eylül 2016’da Azerbaycan’da halka açılacaktı; fakat 20 Eylül 2016’da Türkiye’de PETKİM’e polis operasyonu yapıldı!
Biliyorsunuz… PETKİM, 30 Mayıs 2008’de gerçekleşen özelleştirme ihalesi sonucunda “blok satış” yöntemiyle 2 milyar 490 milyon dolar bedelle SOCAR’a verildi.
FETÖ kapsamında yapılan soruşturma sonucu; PETKİM Genel Müdürü Sadettin Korkut, SOCAR Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Azerbaycan uyruklu İlgaz Mehmetoğlu, Kurumsal İletişim Müdürü Memduh Taşlıcalı, İnsan Kaynakları Müdürü Azerbaycan uyruklu Rakif Farajov, Satın Alma Yöneticisi Selim Bal, Satış Yöneticisi İbrahim Aydın gibi isimler tutuklandı!
Türkiye’de bulunanlar açığa çıkarılıyor; Azerbaycan SOCAR’daki FETÖ gücü bilinmiyor!
Bilinen Cemaatin Azerbaycan’da beyin merkezi olan Kafkas Üniversitesi’nin SOCAR’ın himayesinde olduğudur. Keza…
Cemaat okulları da SOCAR himayesine alındı!
Gazeteci Alesger’in kitabından öğreniyoruz ki; FETÖ’nün Azerbaycan’daki tüm kurumları isim değiştirerek görevlerini sürdürüyor. Eskiden “Çağ” idi, şimdi ismini değişip “İstek” oldu! Gülen’in onursal başkan olduğu Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın Azerbaycan bölümü Diyalog Avrasya Platformu hâlâ aktif çalışıyor. Vs.
FETÖ’yü Azerbaycan’da kimler koruyor?
Bu koruma-saklama işinin “mimarı” olduğu iddia edilen SOCAR Başkan Yardımcısı Halik Memmedov kimin emriyle hareket ediyor? (Halik Memmedov’un oğlu Kenan Memmedov SOCAR`ın Türkiye temsilcisi; ve PETKİM Yönetim Kurulu Üyesi!)

Gülen’in ses kaydı

“Azerbaycan İmamı” Enver Özeren, Azerbaycan’daki organizasyonları hakkında Fetullah Gülen’e yazdığı mektupta şöyle diyordu:
“Muhterem Fetullah Gülen Hocaefendi… Hizmet harekatımızın Azerbaycan’daki durumuyla ilgili olarak kendi kanılarımı ilginize sunmak istiyorum. Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı’ndaki dostumuzun girişimleri ve destekleri sayesinde İçişleri, Adalet, Maliye, Olağanüstü Durumlar ve Eğitim Bakanlığı’nda elemanlarımızın koltuk sahibi olmaları dilediğimiz istikamette ilerleme kaydetmiştir.
Özellikle Azerbaycan Gençlik Örgütü’ne çok sayıda genç Hizmet hareketi mensubunun alınması faaliyetimiz açısından fevkalade öneme haizdir. Şöyle ki, Azerbaycan’da önemli devlet görevlerine genç elemanlar bu örgütten seçilerek atanıyor…”
Türkiye, FETÖ konusunda Azerbaycan’a baskı yapınca Cemaat’in kendini nasıl sakladığı da mektuptan anlaşılıyor:
“…Aynı zamanda tüm bakanlıklar ve devlet kademelerindeki adamlarımızı da mevcut durumun hassasiyetini anlatarak ihtiyati tedbirler almaları için uyarmış bulunuyoruz. Özellikle de Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı’ndaki arkadaşımıza daha dikkatli olunması ve ihtiyati tedbirlerin artırılmasıyla ilgili tavsiyenizi de ilettim…
Yurtdışındaki lobilerden Azerbaycan hükümetine yapılacak baskıların buradaki Hizmet askerlerinin yükünü bir hayli hafifleteceği kanısındayım. Cumhurbaşkanlığı’ndaki arkadaşımızın belirttiği üzere halihazırda Azerbaycan devletiyle ABD arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi yönünde lobi faaliyetleri hızlandırılmış durumdadır. ABD’deki arkadaşlarımızın bunu göz önünde bulundurarak faaliyet yürütmelerinin de faydalı olacağı kanısındayım…”
FETÖ’nün “Cumhurbaşkanlığı’ndaki arkadaşı”; Elnur Aslanov idi.
Cumhurbaşkanlığı Siyasi Tahlil ve Enformasyon Temini Şubesi Müdürü’ydü.
Ve… CIA elemanlarıyla mektuplaştığı da ortaya çıktı. Keza… “Gölge CIA” olarak nitelenen özel istihbarat kuruluşu Stratfor’la sıkı temasları da vardı.
FETÖ, CIA ve Stratfor Azerbaycan’da iç içeydi!
Toparlarsam:
Geçen yıl Azerbaycan’da Fetullah Gülen’in ses kaydı ortaya çıktı.
Gülen ses kaydında; Azerbaycan Savunma Bakanı’nı tebrik edip ilişkileri iyi tutma talimatı veriyordu…
Yani:
İlham Aliyev, ABD-İsrail gölgesinden çıkarsa başına ne geleceğini hesap ediyor mu? Türkiye’deki 15 Temmuz darbe girişiminden yeterli dersi çıkardı mı? Pek öyle gözükmüyor…

Soner Yalçın’ın Sözcü gazetesindeki:

Komşudaki FETÖ 27 Eylül 2016 http://www.sozcu.com.tr/2016/yazarlar/soner-yalcin/komsudaki-feto-1413314/

Hedefteki Cumhurbaşkanı. 28 Eylül 2016 http://www.sozcu.com.tr/2016/yazarlar/soner-yalcin/hedefteki-cumhurbaskani-1415445/

Petrol devindeki FETÖCÜLER 29 Eylül 2016 http://www.sozcu.com.tr/2016/yazarlar/soner-yalcin/petrol-devindeki-fetoculer-1417578/

yazılarından yorumsuz alıntıdır. Görüşler yazarına aittir. Bülent Pakman. Eylül 2016. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden alıntı yapılamaz.

Twitter Widgets

WP_000151Bülent Pakman kimdir https://bpakman.wordpress.com/