Kilis – 28 Ekim 1918

1. Dünya Savaşı Osmanlı Devleti’nin yenilgisiyle sonuçlanmak üzereydi.   Osmanlı  Devleti 5 Ekim’de ateşkes konusunda aracılık yapması için Amerika Birleşik Devletlerine başvurdu. 14 Ekim 1918’de Ahmet İzzet Paşa başkanlığında kurulan yeni kabine  İtilaf Devletleri’nden mütareke (ateşkes) isteğinde bulundu. O sırada  Mustafa Kemal Suriye Cephesinde Alman generali Liman von Sanders’in emrindeki Osmanlı kuvvetlerinin 7. Ordusuna komuta ediyor ve Liman Von Sanders’in 19 Eylül 1918’de verdiği genel geri çekilme emri sonrasında Yıldırım Ordularını yeni bir cephede toparlamaya çalışıyordu.

Atatürk anlatıyor: “Suriye cephesinde bir isim, bir unvandan ibaret kalan 7. Ordu kırık-dökük bölükler halinde darmadağın bulunuyordu. Bende şu teyakkuz hâsıl oldu: Bütün cephelerde bütün kuvvetler üzerinde emir ve kumanda kalmamıştır. Adeta delice bir emir verdim. Şam’da bulunan bütün kuvvetler, benim orada bıraktığım İsmet Bey’in emri altında kalacak, Rayak havalisindekiler Ali Fuat Paşa’nın kumandasında kuzeye hareket edeceklerdi.

Mustafa Kemal, Halep yakınında orduyu yeniden mevzilendirdi.

Atatürk anlatıyor: “ Halep’i, sokak sokak, ev ev savunmak için tertipler düşünürken, bir grubun bizim karargâha saldırmayı plânladığını öğrendim. Çok yakın bir tehlikeyi işaret eden bu haberi tahkik için, bizzat o istikamete gitmeyi tercih ettim. Otomobilimde Tahsin Bey, yaverim Cevat Abbas Bey’den başkası yoktu. Şehrin şark methalinde kalabalığın içine girdik. Bunlar askerî kıyafet taşıyan Urban ve Bedevilerdi. Esir olmuştuk. Yanımda kuvvet alarak tek bir nefer yoktu.

Muhacim Bedaviler, otomobilim etrafını sardı. Ve otomobilin her tarafına yüklendiler. Teheccümü görünce şoföre, “Dur” emrini verdim. Elimde yalnızca Tahsin Bey’in verdiği kırbaçla ayağa kalkarak, onlara anlayabilecekleri bir lisanla sordum:

– Reisiniz nerededir?

– Hepimiz reisiz, diye bağırdılar. Derhal karar vermek lazımdı. Kırbaçla vurmaya başlayarak, “Çekilin!” diye bağırdım. Gayri ihtiyarı çekildiler. Emrettim: “Derhal reisiniz karşıma gelsin.” Reisleri karşıma geldi. O’na dedim ki: “Ben sizin yardım ettiğiniz vaziyete galebe çaldım. Herkes mağluptur. Fakat sizin iştirakinizi mazur görüyorum. Bu akşam yanıma geliniz. Sizinle görüşeceklerim var. O gece karargaha geldi. Esas niyetini öğrenerek kendisine 2 bin altın verdim. Ertesi gün ise beni öldüreceklerini öğrendim. Bunun üzerine Halep kumandanına emirlerimi ve talimatımı verdim.

Ben Halep şehrinde tam deyimiyle bir sokak harbi yönettim. Saldıranlar, tamamen yenilmiş ve bozguna uğramış olarak defedildiler ve kovalandılar şehirde duruma tamamen hakim olduk ve sükunet kuruldu”.

Türk Ordusunun arkasını emniyete almadan yani Türk topraklarına ayak basmadan düşmana mukavemet hattı oluşturmasının sakıncalarının idrakinde olan Mustafa Kemal Osmanlı Yedinci Ordusunu Halep’in kuzeyine çekerek, Kilis güneyindeki Muslimiye’de savunma hattı oluşturmaya başladı. 25 Ekim akşamı  7. Ordunun geri çekileceği haberini yaydı. Ordu karargahı Katma’ya nakledildi, 7. Ordu kıtaları Halep’in 5 km kuzeyinde mevzilendi.

Mustafa Kemal Paşa anlatıyor: “Bir hat tespit ettim ve sınırladım. Kuvvetlerime emir ettim ki; düşman bu hattın ilerisine geçmeyecek.”

Atatürk, Katma’da toplanan Ordu’ya şöyle seslenmektedir: “Askerler… Yer yer ve grup grup çete muharebelerine hazırlanınız. İnhidam (yıkılma) muhakkaktır. Bu inhidamı Türk ulusunun durdurması lazımdır. Aksi halde bu bina çökecektir. Türk ulusu da bu binanın enkazı altında kalacaktır. Ama Türk askerinin gücü ve ulusuma olan güvencem sonsuzdur..

Gerçekten düşman durdulamadığı takdirde İstanbul’a kadar gitmesine engel olacak başka bir ordu kalmıyordu.

26 Ekim 1918’de Türk kuvvetlerinin geri çekildiğini sanan Arap ve İngilizler, saldırıya geçtiler, Mustafa Kemal’in aldığı düzenek karşısında şiddetli bir direnişle karşılaştılar perişan edildiler. İngiliz Süvari Ordusu ve silahlı Arap çeteler darmadağın edildi ve 1. Dünya Savaşının son savaşı Katma Meydan Savaşı kazanıldı.

Mustafa Kemal, Güney bölgelerini savunmak amacıyla Katma-Race hattından başka Toroslardan güney batıya doğru ikinci bir savunma hattı hazırlamayı ve bu yöne yönelmiş birliklerle dağınık kuvvetleri toplamayı ve güney bölge hata-kilis-250x250alkını düşmana karşı silahlandırmayı düşünmekteydi. Bunun için de Kilis’i ve Adana’yı dolaşmaya, incelemeye karar verdi. Atatürk, 28 Ekim 1918 tarihinde Kilis’e geleceğini dönemin Kaymakamı İbrahim Bey’e bir telgrafla bildirdi. Atatürk’ün imzasını taşıyan bu telgraf aynen şöyleydi:

Kilis Kaymakamlığı’na,

Kilis’e geleceğim. 28 Ekim 1918 tarihinde Kilis’in ileri gelenlerini ve eşrafını Kaymakamlıkla toplayınız. NOT: Telgrafın saniyyen tehiri idamı muciptir.”

7. Ordu Grup Komutanı

Mustafa Kemal.

Ancak bu telgraf Kilis Kaymakamlığı’na henüz ulaşmamışken 28 Ekim 1918’de Mustafa Kemal Paşa, Kilis’e yaklaşmıştı. O sırada vatanlarını, bayraklarını, namuslarını, kentlerini düşman saldırısından kurtarmak için  Kilisli gençler, Yahudi Mezarlığı tabir edilen yerde bağırlarını soğuk esen rüzgara vermiş beklemekteydiler. Zira Arapların, Müslimiye’den Antep’e doğru harekete geçtikleri ve İngiliz kuvvetlerinin de aynı yönde oldukları bildirilmişti.

Bir otomobil sesi duyuldu. Otomobilin süzülen ışıkları milislere doğru iyice yaklaşmaktaydı. Düşman olabilirdi. Bir ses duyuldu: “Dur, teslim olun, inin aşağıya bakalım.”

Otomobilde, Kurtuluş Savaşımızın büyük dehası, meydan muharebelerinin büyük ustası, tarihi yapan ve yazan, muzaffer Başkomutan, eşsiz devlet adamı ve diplomaside büyük ustalığı bulunan Mustafa Kemal’in bulunduğundan Kilisli milisler habersizdi.

Atatürk’ün yaveri Cevat Abbas Bey, derhal silahını çekerek, namluyu önlerini kesen gruba doğru çevirdi. Ancak, O bir kez daha yanılmamıştı. Cevat Abbas Bey’e silahını yerine koymasını söyleyerek arabadan aşağıya indi. Atatürk’le karşısındaki gencin gözleri birbirini süzmekteydi. Ama dünya bilir ki, engin denizler misali mavi gözler nemlenmiş ise kopacak fırtına da o denli büyüktür. Kartal bakışlar süngülenmiş ise silahın kabzasını bir başka türlü kavramak gerek. Herkes bilir ki, O dâhinin kaşları çatılmışsa gözleri bir başka bakar zırhları delercesine…

Evet, Atatürk’ün karşısındaki genç, O’nun Çanakkale Cephesi’nden tanıdığı, yakın silah arkadaşı Saraç Mehmet Çavuş’tu. Kader, iki silah arkadaşını bu defa başka bir cephede yan yana getirmişti. Saraç Mehmet, paşasını görünce heyecanlandı, hazır ola geçerek tekmilini verdi: “Burhanoğlu Saraç Mehmet Çavuş. 1311, Kilis, buyurun kumandanım…”

Sarac Mehmet Çavuş torunuyla

Sarac Mehmet Çavuş torunuyla

Mustafa Kemal, Mehmet Çavuş’u selamlayarak tekmilini aldı, milisleri başına topladı. Burada ne yaptıklarını sordu. Milislerden aldığı cevaplar, O’nun için pek şaşırtıcı değildi. Anadolu’da düşlediği heyecan gerçekleşmeye başlamıştı. Bir ulus kadınıyla, çoluğuyla-çocuğuyla uyanmaktaydı. Ve… “Ya istiklal, ya ölüm” parolası ateşlenmişti.

Mustafa Kemal, doğruca o zaman Tekye Camii’nin bitişiğinde bulunan Kilis postanesine geldi. Kaymakam İbrahim Bey’e gönderdiği telgrafın kendisine ulaştırılıp ulaştırılmadığını sordu. Kilis Postanesi’nde görevli telgraf memuru Hamdi Bey, Atatürk’e şu yanıtı verdi:

Paşam, telgrafınızı henüz aldım. Kilis-Halep hattı düşman tarafından bombalandığından telgrafınız Osmaniye üzeri henüz elimize ulaşmıştır. Hemen Kaymakam İbrahim Bey’e iletilecektir.

Atatürk anlatıyor: “Kilis Kaymakamı İbrahim Bey’e bir telgraf göndererek oraya geleceğimi bildirdim. Ayağımızı sağlam bir Türk toprağına basmadıkça düşmana karış mukavemet hattı oluşturamayacağımızı düşünüyordum. Kilis’e hareket etmeden önce birliğimizde görevli Kilisli Kenanoğlu Kara Mehmet’ten gerekli malumatı almıştım. Otomobilime Tahsin Bey’le Yaverim Cevat Abbas’ı alarak yola çıktık. Kilis’in girişinde Çanakkale Cephesindeki çavuşum Saraç Mehmet ve arkadaşlarının aldığı tertibatı görünce Kaymakam İbrahim Bey’in yerinde olmadığını öğrendik. Postaneye giderek çektiğim telgrafın Kaymakam İbrahim Bey’e verilip verilmediğini sordum. Telgraf memuru Hamdi Bey, Halep-Kilis arasındaki hattın savaş nedeniyle tahrip olması yüzünden telgrafı ben Kilis’e ulaştığım sıralarda Osmaniye üzeri aldığını ve hemen Kaymakam İbrahim Bey’e iletilmek üzere olduğunu bildirdi. Kaymakam İbrahim Bey’in Hükümet Konağına gelmesi ve Kilislilerle toplanmamız uzun sürmedi. Kilisli gençler benden, “Ordu ne durumda?” diye soruyorlardı. Ben onlara bu durumu şöyle açıkladım:

– Ordu şu anda düşmanla sıcak savaş halindedir. Fakat ayağımızı basacak sağlam bir toprak parçası bulamıyoruz. Fikrimiz Kilis dağlarında düşmanı yenmektir.

kilisin-kurtulus-savasi

Mustafa Kemal Paşa Kiliste Müdafa-i Hukuk örgütlenmesini kurmaya karar vermişti.  43. Tümen’den küçük bir müfreze Kilis’e gönderilecek ve kurulacak teşkilatın çekirdeğini teşkil edecekti. Kilis Kaymakamlığı’nda o gece yapılan toplantıda, bizzat Mustafa Kemal’in verdiği emirle Kilis Garnizonu’nda bulunan 100 kadar silahla cephaneler yüzbaşı Ziya Bey tarafından sivil halka dağıtıldı. Kilisliler daha sonra tarihe Kuvayi Milliye olarak geçecek bu örgütün kurulmasını sağlayan ilk kent olarak ne kadar gururlansalar yeridir. Toplantıda ayrıca, kurulacak direniş örgütünün çalışma stratejisi de belirlendi.

Geceyi Kilis’te geçiren Mustafa Kemal, 29 Ekim’de sabaha karşı Adana’ya gitmek üzere kentten ayrılırken şunları söyledi: İlk defa ayak bastığım bu  Türk toprağındaki uyanıklığa cidden hayran kaldım.Ve bir daha iman ettim ki bu millet asla ölmeyecektir! Var olun aziz Kilis’liler”.

Mustafa Kemal, Kilis’ten Katma karargâhına döndüğünün ertesi günü, trenden Osmanlı Meclis-i Mebusan üyelerinden Ali Cenani Bey’in indiği haber verildiğinde, Ali Cenani Bey’le şu görüşmeyi yapmıştı:

Ali Bey Antep’e gidiyorum, diyorsunuz. Bu hengâmede, Antep’te ne yapacaksınız?

“Paşam, Antep’te dul kız kardeşim var. Çocukları ile kendisini düşman ayağı altından alıp Maraş’a nakledeceğim.”

Bu yeter mi? Neden savunma hazırlığı içinde gördüğüm halkı teşkilatlandırmayı düşünmüyorsunuz?

Özetle Mustafa Kemal bir yere gitmeyin, örgütlenin direnin diyordu. Yani Milli Mücadele’yi öğütlüyordu. Bundan sonra sıra Milli Mücadeleyi başlatmaya gelecekti.

Mustafa Kemal anlatıyor: “Şafakla beraber Kilis’ten ayrıldım. Katma’ya dönerek şifre telgrafla Yıldırım Orduları Karargahını Adana’ya kaldırttım. Kilis’te zaferle neticelenecek bir hat tespit ve tahdit etmiştim. Ve kuvvetlerime emir verdim ki, düşman bu hattın ilerisine geçemeyecektir. Nitekim geçememiştir. Gerek Erzurum kongresinde, gerekse Sivas kongresinde Türkiye’nin ulusal sınırını tespit için bir ıstılahı medeniye istinat etmek lazım geldiği vakit ben Türk süngülerinin müdafaa ve tespit ettiği hudutları müdafaa etmişimdir.”

Osmanlı Genel Kurmayı 30 Ekim’de Liman von Sanders’in yerine Mustafa Kemal’i Yıldırım Orduları Komutanlığı’na getirdi. Zaten ortada Mustafa Kemal’in 7. ordusu ve 2. ordu kalmıştı ve zaten gayrı resmi komutanları da oydu. Aynı gün Osmanlı Devleti Mondros’ta mütareke imzalayarak savaşı kaybettiğini tescil etti.

Mustafa Kemal 3 Kasım 1918 tarihinde Adana’dan 2. ve 7. Ordulara gönderdiği talimattan: “Kilis havalisinin Türklerle meskun olduğu her vesilede hatırda tutulmalı, her davada bu esas ittihaz edilmelidir..”

Mustafa Kemal anlatıyor: “6 Kasım 1918’de Başkumandanlık Erkânı Harbiye Riyaset Celilesine gönderdiğim telgrafla da Kilis’ten aldığım özel bir istihbaratı bildirdim. İngilizler, Kilis’e iş için değil, işgal için geleceklerdi. Yine 8 Kasımı 1918’de Sadrazam İzzet Paşa’ya gönderdiğim raporda Payas-Kilis hattına kadar olan araziyi isteyen İngilizlerin yarın Toros’a kadar olan Kilikya mıntıkasının ve daha sonra da Konya-İzmir hattının lüzumu işgali teklifinin muhakkak olacağını işaret ettim. Mondros Mütarekesi yüzünden orduda terhisler başlayacaktı. Memleketin istikbalini düşünmek gerekiyordu. Ordu mıntıkalarına şifreli olarak şu emri duyurdum: – Vilayeti şarkiye efradını silahlarıyla ve götürebilecekleri cephane ile terhis ediniz:

Kaynaklar:

Filistini Mustafa Kemal mi kaybettirdi? Bülent Pakman. Mayıs 2015. https://bpakman.wordpress.com/ataturk/filistin-m-kemal/

Atatürk Kilis Sırtlarında. Ahmet Barutçu. 28 Ekim 2014. http://kentgazetesi.biz/ataturk-kilis-sirtlarinda/

Atatürk’ün Kilis’e gelişi http://www.yakamozyakut.com.tr/gezgin/ataturkun-kilise-gelisi-h2219.html

Bülent Pakman. Şubat 2016. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden alıntılanamaz.

Twitter Widgets

Bülent Pakman’ın video arşivi:

Bülent Pakman video kanalı 1

Bülent Pakman video kanalı 2

Bülent Pakman video kanalı 3

IMG_2654Bülent Pakman kimdir https://bpakman.wordpress.com