Çanakkale nedir?

Sizleri, tarihin 102 yıl önceki zamanlarında, 102 yıl önceki mekânlarında,
Bir ulusun uyanışı, akıl almaz direnişi, karanlık dehlizler aşarak aydınlığa çıkışı adına bir yolculuğa çıkarmak isterim.
Çanakkale kendisine çağıran,
Çağırdıkları ile bir daha asla kopmaz bağlar kuran bir şehirdir.
Troia’dan Anafartalara, İda’dan Gelibolu’ya tarihin, coğrafyanın, efsanelerin
Vahasıdır Çanakkale.
Hektor’la, Fatih Sultan Mehmet’le, Mustafa Kemal Atatürk’le,
Ölümsüz kahramanların anavatanıdır Çanakkale.

Herkes Çanakkale’yi, özellikle Gelibolu Yarımadasını,
Ömründe bir kez olsun görmek ister.
Savaşın tüm şiddetiyle yaşandığı karşı kıyılara gelip, o havayı soluyanların,
tüyleri ürperir, yürekleri titrer.
Yüzbinlerce şehidin kanıyla sulanmış bu topraklar, yüzbinlerce ziyaretçinin gözyaşlarıyla da sulanır.
Kilitbahir sırtlarında bir dörtlük selamlar gelip geçenleri;

“Dur yolcu!
Bilmeden gelip bastığın bu toprak,
Bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver,
Bu sessiz yığın
Bir vatan kalbinin attığı yerdir.” der o dörtlük.
Şairin dediği gibi bir kulak versek, kim bilir bu topraklar bize neler söylüyordur?
Haydi, hep birlikte kulak verelim şimdi o sessizliğe
Mesela; bugün Boğazın altında yatan savaş gemilerini dinleyelim,
102 yıl önce, bizi vatansız bırakmak üzere sularımıza gelen,
Bugünse, deniz canlılarına yuva olmuş o gemileri,
Duyuyor musunuz denizin dibinden gelen sesi.
Barış diyor o ses, Barış!

Boğazımızın iki yanında, dimdik duran kalelere kulak verelim,
Ne diyor kaleler;
“Biz yetmiyor muyuz ki aranıza yeni kaleler ördünüz?”
Ne oldu size, ne zaman sizden, bizden, onlardan oldunuz.

Gelibolu Yarımadası; bir varoluş mücadelesinin adı ve soyadıdır.
Bu yarımada ki, bir ANA’dır.
Kucağında, koynunda sakladığı; dili, dini, rengi farklı, ama öz be öz evlatları vardır.
Bu yurda böyle bir ana ve bağrına bu kadar evlat artık yeter.
Ağlayan anaların gözyaşları dinsin, artık yeter.

Siperlere girin, Mutlaka siperleri görün,
Başınızı kaldırıp sanki savaştaymışsınız gibi hissedin.
Gerçekten hissederseniz, centilmenler savaşı o an gözlerinizin önünde canlanır.
Bir bakarsınız, Mehmetçik yaralı Anzak askerini kucaklamış,
Bir bakarsınız, düşman siperler arasında tütün, konserve takası başlamış,

Şimdi ise;
Eğer açılmış ellerden daha fazlaysa sıkılmış yumruklar,
Birleştirmeden daha çoksa ayrıştırmalar, yaftalamalar, yok saymalar
İŞTE CEHENNEM ORASIDIR.

Çanakkale ruhu çok derin bir ruhtur,
Ona mutlaka sahip çıkılmalıdır. Sahip çıkılmadığında, sonuç apaçık ortadadır.
Çünkü biz;
102 yıl önce vatan savunması için siper kazanları da gördük,
100 yıl sonra vatanı parçalamak için hendek kazanları da gördük.

Çanakkale Ruhu ülkemizin anayasasıdır.
102 yıl önce toplumun tüm katmanlarının,
Diline, mezhebine, kim olduğuna, nereden geldiğine bakmadan
Birlikte yaşamı kurdukları ruhtur.
Yalnızca kendi istikballerini düşünenler, bu ruhu asla anlayamaz.
Kaybetmeyi ahlaksız bir zafere tercih edenler, Çanakkale Ruhunu asla bilemez.

Anafartalar’ı ziyaret edin.
Orada Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal’i göreceksiniz.
Onu burada, Çanakkale’de yok saymaya çalışanlara, işte o an lanet edeceksiniz.

İşte Çanakkale’desiniz, Mustafa Kemal’i anlamak için en doğru yerdesiniz,
Mustafa Kemal’i,
Cumhuriyet’i, özgürlüğü, bağımsızlığı, barışı anlamak istiyorsanız,
Çanakkale’den asla eliniz boş dönmezsiniz.

Mesela Çanakkale’de;
Çıkarma tehlikesine karşı, tüm Gelibolu Yarımadasının sorumluluğunun,
Mustafa Kemal’in emrindeki 19.Tümen de olduğunu öğrenirsiniz,
Onun; Savaşın seyrini, ülkenin kaderini değiştiren insan olduğunu öğrenirsiniz.

Tüm bu gerçekler nasıl görmezden gelinir,
Nasıl, “Çanakkale’ye uğramamış bile” denilir, doğrusu anlamak mümkün değil

Ama onu anlamak da zor iş biliyorum.
Onun yaptığı da çok zor işti,
Her yiğidin harcı değildi onu da biliyorum.

Çünkü onu anlamak;
7 düvele kafa tutacak ve milim sarsılmayacak CESARET İSTER.
Savaşı karargâhtan değil cepheden yürütecek YÜREK İSTER.
Düşman oyunlarını görüp onu alt edecek ZEKÂ İSTER.
4 saatlik uykuyla, özgür bir ülke için dayanacak DİRENÇ İSTER.
Savaştıklarınızı bile “onlar bizim de evlatlarımızdır” diye bağrınıza basacaksınız, ENGİN BİR GÖNÜL İSTER.

Diyarbakırlı, Edirneli, Çorum’lu, yani tüm Anadolu, 102 yıl önce buradaydı.
İşte bugün biri;
Alevi Sünni, Kürt Türk ayrımı yaparsa 102 yıl geriden bir “ahh” sesi yükselir.
İşte o zaman ayrım yapana “İncitme yazıktır Ata’nı” demek gerekir.

Çünkü biz biliriz ki,
Çanakkale kahramanlarının toplu vurduğu için yürekleri,
Onları top bile sindiremedi.

Çanakkale ve tüm Anadolu, vatan savunması uğrunda yaşanmış pek çok insani hikâyenin harman olduğu eşsiz bir coğrafyadır.
Bu coğrafyayı var eden de, adını Anadolu eden de,
Bu toprakların isimsiz kahramanları kadınlardır.

Fakat kadınların anıtları pek yoktur.
Ama aziz hatıraları ve bu topraklara emekleri çoktur.
Çanakkale ruhu, kadınlarımıza borcumuzu da hatırlatır.

Bu ruh, otobüsteki hemşireyi şortu yüzünden tekmeleyeni utandırmalıdır.
Bu ruh, minibüsteki liseliye örtüsünden dolayı saldıranı yaralamalıdır.
Bu ruh, kadını dövenin yakasına yapışmalıdır.
Çanakkale Ruhu, Özgecanlara kıyanları, yerin dibine sokmalıdır.

Çünkü biz biliriz ki;
Her kadın ZÜBEYDE HANIM gibi eşsiz,
SABİHA GÖKÇEN gibi yüksektedir.
HALİDE EDİP gibi cesur,
AFET İNAN misali bilgindir.
MÜZEYYEN SENAR şarkısı gibidir “benzemez kimseye”.
Harikalar yaratan İDİL BİRET’dir,
Zamanların ötesine taşınmış bir MUAZZEZ İLMİYE ÇIĞ’dır.
Her kadın TÜRKAN SAYLAN gibi sorumlu,
TÜRKAN ŞORAY gibi sultandır.

Mutlaka Anzak Koyu’na da uğrayın.
Orada Atatürk’ün,  Evlatlarını uzak diyarlarda kaybetmiş Anzak annelerine
“Onlar artık bizim de evlatlarımızdır” diyen, barış dilini duyarsınız.

Savaştan barış çıkarmak zordur derler.
İşte Çanakkale Ruhu bu zoru başarmış,
Savaştan dersini alıp, barışı doğurmuş topraklardır,
Burası sözün bittiği, sessizliğin çok şey anlattığı, herkesin hemşeri olduğu yerdir.
Bizler ne mutlu ki hepimiz Çanakkaleliyiz,
Barışın Kentinde barışın sesini hep birlikte yükseltiriz,
Bazen bir çığlık, bir çığ başlatır,
Bunu da iyi biliriz.

Bu topraklarda 15 yaşında, 18 yaşında gençler yatıyor.
İnsan bir düşününce; gençlerini kaybedip kazandığı özgür bir vatanın kıymetini daha iyi anlıyor.
Fakat artık gençler ölmesin, yaşasın istiyoruz.

Bu da defolup gidemeyen

Sevgili Gençler, Liseliler, Üniversiteliler
Bu toprakları dönemin kahraman mekteplileri,  darülfünunluları da korudu.
Atatürk’ün, “biz orada bir darülfünun gömdük” diye tarif ettiği yer Çanakkale’dir.
Onları tanıyın ve sakın unutmayın.

Onlar da gençtiler, onların da bir tek yaşamları, pek çok hayalleri vardı.
Ama en büyük hayalleri özgür, bağımsız ve başı dik bir ülkede yaşamaktı.
Ortada bu hayal için ödenecek bir bedel vardı ve onlar,
Hayallerini bizlere gerçek kılmak için, hiç düşünmeden can verdiler.

Şüphesiz ki;
Şehitliklerden ayrılırken düşüncelere dalmayan yoktur.
Dersiniz ki Ankara başkenttir, lakin Çanakkale manevi başkenttir.
Dersiniz ki benim geldiğim şehir, nefes aldığım yerdir,
Çanakkale ise vatan kalbinin attığı yerdir.
Gelecek ve en iyiye ulaşma ideali Çanakkale’yi çok iyi anlamaktan geçer.
O büyük mirasa sahip çıkalım, sakın gelecekte mirasyedi olarak anılmayalım.
Zaman, bu hazin geçmişten gerekli dersleri çıkarıp,
Her türlü imkânsızlıkla sınanan,
Ama yine de boyun eğmeyen, binlerce cana layık olma zamanıdır.

Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan’ın 18 Mart 2017 günü Çanakkale Boğaz Köprüsü temel atma töreninde yaptığı konuşmadan derleyen Bülent Pakman. Mart 2017.  İzin alınmadan ve aktif link verilmeden alıntılanamaz.

Twitter WidgetsViyana Palmenhaus Cafe 2012

Bülent Pakman kimdir https://bpakman.wordpress.com/pakman/