Feld Mareşal William Birdwood Çanakkale’de

1883 yılında İngiliz Ordusuna giren William Birdwood, Sanhurst Kraliyet Askeri Akademisinde eğitim aldıktan sonra 1930 yılına kadar çeşitli komutanlık görevlerinde bulundu. Kasım 1914’de “Anzak/Anzac” Avustralya ve Yeni Zelanda Ordusunu kurdu. General Hamilton’a bağlı olarak Gelibolu çıkartmasında “Birdie” takma adıyla Anzak birliklerine komuta etti.

Gelibolu

General William Birdwood 25 Nisan 1915 günü Gelibolu Yarımadası’nın Ege Denizi sahillerine, Anzak birliklerini çıkardı.  Birdwood’un planına göre çıkarmayı müteakip, sahile ilk atılan örtü kuvveti, Kocaçimen – Conkbayırı – Kemalyeri – Kavak Tepe – Kabatepe hattını ele geçirecekti. İlk çıkarma dalgası akıntı nedeniyle hedeften saptı, planlanan yerin 1 500 m. kuzeyine, yani Arıburnu sahiline, sonradan Anzak Koyu olarak adlandırılan Kabatepe’nin hemen kuzeyinden başlayan kumsal ve civarına çıktı.

Arıburnu zaferi

O sırada 5. Ordu Komutanı Alman Mareşal Liman von Sanders, Gelibolu’daki karargahta değildi, hatalı muhakemesi sonucunda asıl çıkarmayı beklediği Saros Körfezi bölgesindeydi. Savaşın içine düşen Albay Halil Sami, Ordu ihtiyatı 19. Tümen Komutanı olan Yarbay Mustafa Kemal’den yardım istedi. Ancak 19. Tümen, Ordu ihtiyatıydı ve sadece 5. Ordu Komutanı emriyle harekete geçebilirdi. Öte yandan 19 Tümenin devre dışı kalması demek İtilaf ordusuna İstanbul yolunun açılması demekti. Yarbay Mustafa Kemal, Mareşal Sanders’le temas kuramadı. Yarbay Mustafa Kemal’e göre asıl tehlike Kabatepe’de değil, Albay Halil Sami’nin sorumluluk alanı dışında kalan Kocaçimentepe bölgesinde olup Anzak birlikleri bu tepeyi ele geçirdikleri takdirde zorlanmadan Çanakkale Boğazı kıyılarına inebilecek ve hem kendi tümeninin hem de Seddülbahir ve Arıburnu Cephelerinde çarpışmakta olan 9. Tümen’in geri bağlantısını kesecekti. Bu, cephenin bütünüyle çökmesi demekti.

Yarbay Mustafa Kemal, Conkbayırı yönünde ilerleyen bir tabur kuvvetindeki Anzak birliğine karşı bir tabur sürerek 27. Alay’ın sağ kanadını örtmenin yeterli olmayacağını, tehdidin çok daha ciddi olduğunu görmekteydi. Öncelikle emrindeki süvari bölüğünü Kocaçimen Tepe’ye intikal ettirdi. Bu bölük, tümen bölgeye ulaşana kadar her ne pahasına olursa olsun tepeyi korumakla görevliydi. Bununla yetinmeyerek, üst komutanıyla temas kuramamasına karşın, tüm sorumluluğu üstlendi ve saat 08:00 dolaylarında tümenine bağlı 57. Alay ve bir topçu bataryası ile birlikte Kocaçimen Tepe’ye hareket etti. Alaya Kocaçimen Tepe’de dinlenme molası veren Yarbay, sahili görebilmek için Conkbayırı yönünde ilerledi. Bu bölgede Düztepe yönünden çekilmekte olan bir grup askerle karşılaştı. Bunlar, Balıkçı damları bölgesinin gözetlenmesi ve savunulmasında görevli 27. Alay’ın iki mangalık unsuruydu. Bu birliğe süngü taktırarak siper aldıran Yarbay, 57. Alay’a derhal Conkbayırı’na gelmeleri emrini gönderdi. Askerin siper alması, onları Conkbayırı yönünde izlemekte olan Anzak birliklerinin de siper almasına neden oldu, bu durum Conkbayırı’nda mevzi tutması için kritik zamanı kazandırdı. Saat 10:00 sularında 57. Alay’ın iki taburu (diğer tabur ihtiyatta tutulmaktaydı), Conkbayırı’ndan güney batı yönünde akmaktaydı. Düztepe’nin denize bakan yamaçlarındaki Anzak birlikleri, bu ilerleyiş karşısında geri çekildiler. Kılıçbayır’ı takviye için ilerleyen bir Anzak taburu da ateş yiyerek dağıldı ancak bir bölük Kılıçbayır’a ulaştı. 57. Alay tüm bu taarruzunu Müttefik donanmasının top ateşi altında gerçekleştiriyordu. Buna karşılık Yarbay Mustafa Kemal’in bölgeye intikal ettirdiği sadece bir topçu bataryası, 57. Alay’ın ileri harekatını ve çıkarma sahilinin sürekli olarak ateş altında tutarak taarruzu desteklemeye çalışıyordu.

Conkbayırı’ndan Düztepe yönünde taarruzlarını sürdüren 57. Alay, Kılıçbayır’ı tutmayı başardı. Bu sırt, Arıburnu Cephesi savaşları boyunca stratejik önemini korumayı sürdürecek bir nokta olarak önemliydi.

Kocaçimen Tepe – Conkbayırı – Düztepe sırtlarında Anzak ilerleyişinin durdurulduğuna karar veren Yarbay Mustafa Kemal, komutası altındaki 19. Tümen’in tüm kuvvetlerini bu ateş hattına sürmek üzere Maltepe’deki Tümen Karargahı’na döndü Karargahta karşılaştığı 3. Kolordu Komutanı Esat Paşa’ya kararını anlattı. Esat Paşa, bu kararı onayladı, kendi inisiyatifini kullanarak Albay Halil Sami’nin 27. Alay’ını da Yarbay Mustafa Kemal’in komutası altına verdi. Bu görevlendirme tümenin Yarbay Mustafa Kemal Bey’in emir ve komutasına bırakılması şeklindeydi. Bu tarihten itibaren  Yarbay Mustafa Kemal, 16 Mayıs 1915 tarihine kadar Arıburnu Kuvvetleri Komutanı olarak görev yaptı.

30 Mayıs 1915’te, Çanakkale Ağıldere’de İngilizlerle şiddetli çarpışmalar yaşandı, Mustafa Kemal’in komuta ettiği ordular Ağıldere muharebesini de kazandı.

Kurmay Yarbay Mustafa Kemal, Anzak Koyu çıkarmasını karşılamış, durdurmuş ve sonrasında sahilede sabitlemişti. Arıburnu Kuvvetleri Komutanı olarak bu bölgede ulaştığı hatlar, savaşın sonuna kadar pek değişmemiştir.

Harekatın ilk gününde karaya çıkartılan Anzak asker sayısı 15 000’di. Yaklaşık 2 000’i ölü olmak üzere kayıplar 3 500’dü. İlk üç günün muharebeleri sonunda Anzak birlikleri mevcutlarının dörtte birini kaybetmişlerdi. Bu zafer üzerine Mustafa Kemal’in rütbesi 1 Haziran 1915’de Albaylığa yükseltildi.

4/5 Haziran 1915’de İngilizlerin gece Arıburnu cephesindeki siperlere saldırmaları üzerine başlayan mücadeleyi, sabaha karşı Düztepe’deki karargahından Tümen cephesine gelen Mustafa Kemal yönetti. 19. Tümen birlikleri, işgal edilen siperleri düşmandan geri aldı.

1. Anafartalar Zaferi

6 Ağustos 1915 gecesi takviyeli Anzak 2. Tümeni Suvla koyuna çıktı. 2 Anzak Tümeni, Kocaçimen Tepesi, Besim Tepe ve Conk Bayırı’na taarruz edecek, İngiliz 9. Kolordusu’nun 10. ve 11. Tümenleri ise Teketepe, Küçük Anafartalar ve Büyük Anafartalar tepelerini ele geçirecekti. 10. Tümene verilen görev Kavak Tepe, Tekke Tepe ve Küçük Anafartaların işgali, 11. Tümenin görevi ise Büyük Anafartalar’ın işgaliydi. Suvla sahillerindeki İngiliz birlikleri, 32.000 mevcutlu bir kuvvetti.

Mareşal Sanders, 8 Ağustos akşamı 19. Tümen Komutanı Miralay (Albay) Mustafa Kemal’i Anafartalar Grup Komutanlığı’na atadı. Albay Mustafa Kemal, elindeki kuvvetlerin bir kısmını ihtiyata ayırmadı, tüm kuvvetleriyle taarruz eti. Müttefikler ancak sahilde tutunmayı başarabildiler. Akdeniz Yurtdışı Seferi Kuvvetler komutanı General Sir Ian Hamilton, İngiliz Savaş Bakanı Kitchener’e çektiği telgrafta, “Dün sabah Ece Limanı’ndan Büyük Anafarta’ya kadar olan bölgeyi zapt edemeyişimize yeterli bir neden bulamamaktayım.” demekteydi.

2. Anafartalar Zaferi

21 Ağustos’ta General Hamilton ve General W. Birdwood, komutasında İngiliz 9. Kolordusu ile Anzak Kolordusu’nun bir tugayı 85 namludan oluşan kara topçusu ve bir zırhlı, üç kruvazör, iki destroyerlik donanma ateşi desteğinde Yusufçuk Tepe, İsmailoğlu Tepesi ve Bomba Sırtına saldırdılar. Ölü ve yaralı olarak 5 300 kayba uğradılar. Anafartalar Grup Komutanı Miralay (Albay) Mustafa Kemal’e karşı hedeflerinin hiçbirisine ulaşılamadılar.

Birdwood 28 Ekim 1915’de Dardanel Orduları yani bütün kuvvetlerin başkomutanlığına atandı. Emre uyarak Aralık 1915 ve Ocak 1916’da Çanakkale’yi kayıpsız boşalttı. Savaştaki tek başarısı buydu.

Mustafa Kemal ise 1 Nisan 1916’ta Mirlivalığa (Tuğgeneralliğe) terfi edildi. Yarbay iken 10 ayda içerisinde general olan Mustafa Kemal artık Paşa olarak adlandırılacak ve aynı zamanda Çanakkale kahramanı olarak silah arkadaşlarından, adımını attığı 19 Mayıs 1919’dan itibaren de Anadolu’da her kesimden ilgi ve destek görecekti.

Pera Palas görüşmesi

13 Kasım 1918’de İstanbul’un işgaliyle birlikte Birdie Pera Palas oteline yerleşmişti. 20 Kasım 1918 (bir kaynağa göre 16 Kasım) Mustafa Kemal’in de otelde bir dairesi olduğunu öğrendi onunla görüşmek istedi. Bunun için kendisine refakat subayı olarak verilmiş olan sporcu Sedat Rıza Bey’i araya soktu.
-“Buyursunlar
dedi Mustafa Kemal.
İki general karşı karşıyaydı. Birdwood çok saygılıydı. Mustafa Kemal Paşa’nın yanında Rasim Ferit Bey de vardı. Hoşbeşten sonra Birdwood, iki yıldır kafasını kemiren “bizi nasıl yendi?” sorusunun yanıtını almak istedi:
-“Sayın komutan bizi nasıl yendiniz?
Mustafa Kemal’den bir başkası, dünya savaş tarihinde benzerine az rastlanır bu başarısından böbürlenebilirdi. Oysa o, tıpkı Trikopis’e davrandığı gibi, yenilginin
ezilmişliği altındaki bu generalin onurunu kordu.
“-Sizin de, bizim de tarih dergilerimiz var, tarih yazar.”
Birdwood ricasını yineledi:
-“Ekselans, sizin ağzınızdan dinlemek istiyorum. Lütfediniz.”
Mustafa Kemal, yanındaki Rasim Ferit Bey’den kağıt kalem istedi; o da bir parça kağıt ile altın muhafazalı kurşun kalemini uzattı. Mustafa Kemal bir kroki çizdi, kağıt üzerindeki yerlerini işaret ederek;
-“Şu tarihte karaya çıktınız,  filanca saate kadar şurada durdunuz. Biz de şu hattaydık. Her şey sizin lehinizdeydi. Niçin çizgide durdunuz ve niçin ilerlemediniz?
-“Askerlerimiz çok yorulmuştu” diye yanıtladı Birdwood.
Mustafa Kemal bu kez de Conkbayırı krokisini çizdi:
-“Siz filanca gün şu yöne hareket ettiniz, şu durumu aldınız; niçin ilerlemediniz?
-“Biz ilerledikçe arkadan su yetişmedi. Askerlerimiz susuz kaldı ve durdu.”
Atalarımızın yaralıya kurşun atılmaz deyişine uygun olarak Mustafa Kemal de Türk soyluluk ve erdemini şu esprisiyle dile getirdi:
-“Görüyorsunuz ya ben bir şey yapmadım. Önce yorgunluk, sonra susuzluk durdurdu ordunuzu.”
Birdwood ayağa kalktı, Mustafa Kemal’i kucakladı:
-“Sizin gibi kahraman ve yüksek karakterli bir asker tanımadım.”
dedikten sonra krokiyi ve kalemi işaret ederek:
-“İzin verir misiniz bu kroki ve kalemi değerli bir hatıra olarak saklayayım.”
dedi ve sakldı.

Tekrar İstanbul’da

Birdwood’un asker ve donanım açısından daha üstün olmalarına rağmen Atatürk’e üç kere yenilmesindeki dehasının rolüne ve kişiliğine karşı büyük hayranlığı savaş sonrasında da devam eti. 20 Mart 1925’de Feld Mareşal oldu son görevi “Hindistan Ordusu Başkomutanlığı”ydı. Atatürk hayranlık ve sevgi anılarını yaşamak için 26 Ağustos 1935’de İstanbul’a tekrar geldi. Cumhuriyet gazetesi bu olayla ilgili olarak şu başlığı atıyordu: “20 sene sonra İstanbul’a girdi, ama gezgin olarak.”

Cenaze töreninde

Atatürk öldüğünde rahatsızlığına rağmen İngiltere adına cenaze törenine katılmak için talepte bulundu. Talebi kabul edilince İngiltere Hükümeti’nin baş temsilcisi olarak Ankara’ya geldi. Savaşta sakatlanmış bacağını sürükleye sürükleye tabutunun ardında yürüdü. Ayağı ağrımaktaydı. Geçici kabrine götürülecek olan tabutun geçişini Halkevi (şimdiki Türk Ocağı) binası balkonundan izlerken kılıcından destek alarak ayağa kalktı elindeki asayı kaldırarak Atatürk’ün naşını, bir miktar toprak getirtip üzerine basarak, selamladı. Bu sırada artık duygularını kontrol edemeyerek ağlamaktaydı.

Ankara’da olduğu günlerin birinde Türk yetkililerin bulunduğu bir ortamda cebinden bir kalem ve üzerinde kroki olan bir kağıt çıkararak masaya koydu ve yukarıdaki anıyı anlattı onlara.

Kaynaklar:

Mustafa Kemal Paşa, Sir William Birdwood Görüşmesi, 20.11.1918 (http://www.beyazgazete.com’dan alıntı) http://www.isteataturk.com/haber/print.php?haberno=4449

Arıburnu Cephesi. Vikipedi https://tr.wikipedia.org/wiki/Arıburnu_Cephesi

Birinci Anafartalar Muharebesi. Vikipedi https://tr.wikipedia.org/wiki/Birinci_Anafartalar_Muharebesi

İkinci Anafartalar Muharebesi https://tr.wikipedia.org/wiki/İkinci_Anafartalar_Muharebesi

Bülent Pakman. Nisan 2017. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden alıntı yapılamaz.

Twitter Widgets

Bakü Ofis 2011Bülent Pakman kimdir https://bpakman.wordpress.com/pakman/

 

Vikipedi
Reklamlar