Çanakkale’de Mustafa Kemal’in Rolü

ÖNCESİ İÇİN TIKLAYIN

I. Dünya Savaşı başladığında Bulgaristan Sofya’da “ateşemiliter” olan Mustafa Kemal, “Avrupa’daki rahatını” bırakarak “vatan ve millete borcunu ödemek için” adeta “gönüllü” olarak Çanakkale Savaşlarına katılmıştır. Mustafa Kemal, Kasım 1914’te, Başkomutanlık Vekaleti’ne müracaat ederek cephede aktif bir göreve getirilmek istemiş, ancak kendisine, “Sizin için orduda her zaman bir görev vardır. Ancak Sofya Ateşemiliterliği’ni daha önemli gördüğümüzden sizi orada bırakıyoruz” cevabı verilmiştir. Bunun üzerine Mustafa Kemal, Aralık 1914’te Sofya’dan Başkomutan Vekili Enver Paşa’ya bir mektup yazarak cephede aktif görev alma isteğini yenilemiştir: “Vatanın müdafaasına ait faal vazifelerden daha mühim ve yüce bir vazife olamaz. Arkadaşlarım muharebe cephelerinde, ateş hatlarında bulunurken ben Sofya’da ateşemiliterlik yapamam! Eğer birinci sınıf subay olmak liyakatinden mahrumsam, kanaatiniz bu ise, lütfen açık söyleyiniz.”

– Mustafa Kemal, bu ısrarları üzerine, 20 Ocak 1915’te, Esat Paşa komutasındaki, 3. Kolordu’ya bağlı olarak Tekirdağ’da kurulacak 19. Tümen Komutanlığı’na atanmıştır.

– Mustafa Kemal, Çanakkale Savaşlarına “yarbay” olarak başlamıştır, fakat beş hafta sonra 1 Haziran 1915’te “albay” olmuştur.

– 2 Şubat 1915’te Tekirdağ’a gelen Mustafa Kemal 19. Tümeni kurma çalışmalarına başlamış, 25 Şubat 1915’te, Tekirdağ’daki 19. Tümen Komutanlığı, Maydos (Eceabat)’a nakledilmiş ve Mustafa Kemal 19. Tümen ve Maydos Bölge Komutanlığı’na getirilmiştir. (19. Tümene ek olarak, 9. Tümenin 2 piyade alayı bazı topçu birlikleri de Maydos Bölge Komutanlığı emrine verilmiştir.)

– 23 Mart 1915’te Maydos Bölgesi Komutanlığı genişletilerek, “Müstehkem Mevki Rumeli Bölgesi Komutanlığı” adını almış ve komutanlığına Albay Halil Sami Bey getirilmiştir. Mustafa Kemal’in komuta ettiği 19. Tümen ordu yedeğine alınarak 3. Kolordu Komutanlığı’nın emrinde yine Maydos’ta bırakılmıştır. 24 Mart 1915’te Mustafa Kemal, bir aydır devam ettirdiği Maydos Bölgesi Komutanlığı’nı Albay Halil Sami Bey’e bırakarak 19. Tümen Komutanlığı’na dönmüştür.

– 18 Nisan 1915’te, Mustafa Kemal’in komutasındaki 19. Tümen, Çanakkale’ye yeni atanan Mareşal Liman von Sanders’in komutasındaki 5. Ordu’nun yedeğine alınarak Bigalı köyüne gönderilmiştir. Böylece Mustafa Kemal, Maydos’tan Bigalı’ya geçmiştir.

– Çanakkale Savaşı öncesinde, Osmanlı ordusunun başındaki Alman General Liman von Sanders Paşa, Çanakkale’ye İngiliz çıkarmasının, Saroz Körfezi ve Anadolu kıyılarından, özellikle Bolayır’dan yapılacağını düşünürken, Yedek Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal, Çanakkale’ye İngiliz çıkarmasının Anafartalar bölgesinden; Alçıtepe ve Kocaçimen’den yapılacağını belirtmiştir. Gelişmeler, Mustafa Kemal’i haklı çıkarmıştır.

– 25 Nisan 1915’te İngiliz, Fransız ve Anzak birlikleri Çanakkale’de sabaha karşı Arıburnu, Seddülbahir ve Kumkale sahillerinden çıkarma yapmaya başlamıştır. Seddülbahir’e çıkan düşman, kıyı topçusunun yoğun ateşi ve kuvvetlerimizin karşı taarruzuyla durdurulmuş, Kumkale kıyılarından yapılan çıkarma gelişememiş, Arıburnu’na çıkan düşman ise, Mustafa Kemal komutasındaki birliklerce geri püskürtülmüş ve bozguna uğratılmıştır.

Çanakkale’ye 25 Nisan 1915’te, saat 05:30 civarında ayak basan düşman çıkarma birlikleri, 09:45’te karşılarında Mustafa Kemal’i ve 57. Alayı bulmuşlardır. 25 Nisan 1915’teki ilk çıkarma başladığında Çanakkale Bigalı Köyü doğusunda Değirmenlik mevkiindeki karargahında bulunan 19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal, çıkarmayı haber alır almaz, (Maltepe’deki 77 Alay ve 9. Tümenden aldığı raporlarla), inisiyatif kullanarak, 07:45’de karargahından hareket etmiş ve 57. Alayla birlikte saat 09:40’da Kocaçimen’e varmıştır. Orada yaklaşık 10 dakika 57. Alayı dinlenmeye bırakarak kendisi atına atlayıp sarp araziden Conkbayırı’na gitmiştir. Buraya geldiğinde, 27. Alay 2. Taburun “Balıkçı Damlarındaki” savunma müfrezinden arta kalan erlerin, 261 rakımlı tepeye (Conkbayırı’nın güneyindeki platonun üzerinden kuzeye) doğu geri çekildiklerini görmüştür. İşte tam o an atından inen Mustafa Kemal, düşmandan kaçan Türk erlerinin tam önünde durarak o ünlü “düşmandan kaçılmaz” konuşmasını yapmış; kaçan erlere süngü taktırıp yere yatırarak, bozguna uğramış bir birlikten arta kalanlardan bir savunma hattı kurmuştur. Mustafa Kemal komutanlara verdiği emirde: “Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum! Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler ve komutanlar geçebilir” demiştir. Türk ordusunun yeniden savaş durumuna geçtiğini gören düşman kuvveti neye uğradığının şaşkınlığını yaşarken imdada yetişen 57. Alay ve 8. Tabur düşmana saldırmıştır. Conkbayırı sırtlarında yaşanan boğaz boğaza çatışma sonunda 57. Alayın neredeyse tamamı şehit olmuş, ama düşman çıkarması da sonuçsuz kalmıştır. Mustafa Kemal’in ifadesiyle “kazandığımız an bu andır.” Mustafa Kemal, yönettiği, 25 Nisan 1915 taarruzunu, gece saat 10:00’da 3. Kolordu Komutanlığı’na çektiği telgrafta şöyle anlatmıştır: “Sağ kanatta Alay 57, sol kanatta Alay 77, Alay 27, Arıburnu istikametinde taarruz etmektedir. Düşman mavnalara binip kaçmaya başladı. Umum cephede düşmana taarruz ve (düşmanı) takip ediyorum. Sağ kanatta taarruz eden Alay 57’yi Alay 72’den bir taburla takviye ederek hücuma sevk ediyorum.”

– Mustafa Kemal, 25 Nisan 1915’teki Arıburnu taarruzunda gösterdiği başarıdan dolayı “Arıburnu Kuvvetler Komutanlığı”na getirilmiş ve 25 Nisan 1915’ten 16 Mayıs 1915’e kadar bölgedeki tüm kuvvetleri tek başına komuta etmiştir.

– 25/26 Nisan 1915’te düşman Arıburnu ve Conkbayırı’ndan yeni çıkarmalar yapmış ve her seferinde karşısında Mustafa Kemal’in komutasındaki Mehmetçiği bulmuştur. Örneğin, 26 Nisan tarihinde Conkbayır’na yapılan taarruzu Mustafa Kemal, daha sonra Kemalyeri diye adlandırılacak yerden yönetmiş, Kanlısırt – Kırmızısırt hattında düşmana ağır kayıplar verdirerek, düşmanı kıyıya çekilmeye zorlamıştır.

– Bu başarılarından dolayı 3. Kolordu Komutanı Esat Paşa, 27 Nisan 1915’te, Mustafa Kemal’e bir kutlama telgrafı çekmiştir :“Başarınızı kutlarım. Raporlarınızı Başkomutanlık Vekaleti Yüksek Makamına arz ediyorum… Emrinize verilen 33. Alay’la birlikte düşmanı denize dökünüz. Donanmamız bizi ateşle destekleyecektir. Tanrı’nın yardımı bizimledir.” Esat Paşa, 30 Nisan 1915’te bir kere daha Mustafa Kemal’e kutlama telgrafı çekmiştir: “Geceli gündüzlü devam eden harbi, başarı ile yöneterek her an bir başka surette belirmekte olan fedakar hizmetlerinizin devamını bekler, sizi yürekten kutlarım.”

– Mustafa Kemal, Çanakkale’deki başarılarından dolayı 30 Nisan 1915’te Gümüş İmtiyaz Madalyası almış, bunu Altın ve Gümüş Liyakat Madalyaları izlemiştir. (Mustafa Kemal’i günahı kadar sevemeyen Enver Paşa, bu madalyaları herhalde Mustafa Kemal’in mavi gözleri için vermemiştir.)

– 1 Mayıs 1915’te, Mustafa Kemal’in komutasındaki 19. Tümen, Arıburnu cephesinde düşmana taarruz etmiş, istenen sonuç alınamayınca, Mustafa Kemal, 2 Mayıs’ta taarruzu durdurmuştur.

– 9/10 Mayıs 1915’te Arıburnu cephesinin sağ yanından taarruza geçen düşman, Mustafa Kemal’in 19. Tümeni’ne bağlı birliklerce durdurulmuş ve geri püskürtülmüştür.

– 10 Mayıs 1915’te, Mustafa Kemal’in Arıburnu muharebelerini yönettiği tepeye, 3. Kolordu Komutanlığı’nın günlük emriyle- “Kemalyeri” adı verilmiştir.

– 11 Mayıs 1915’te Başkomutan Vekili Enver Paşa, öğleden sonra 3. Kolordu Komutanı Esat Paşa’yla birlikte Kemalyeri’ndeki Arıburnu karargahına gelerek cephe hakkında Mustafa Kemal’le görüşmüştür.

– 16 Mayıs 1915’te, Edirne Valisi Hacı Adil Bey, Gelibolu Mutasarrıfı Rıfat, Maydos Kaymakamı Rahmi, Keşan Kaymakamı, Gelibolu Jandarma Komutanı’nın oluşturduğu bit heyet, 3. Kolordu Komutanı Esat Paşa’yla beraber Kemalyeri’nde Mustafa Kemal’i ziyaret ederek cephede gösterdiği fedakarlık ve kahramanlık nedeniyle kendisini tebrik etmişlerdir.

– 17 Mayıs 1915’te Mustafa Kemal, Arıburnu Kuvvetleri Komutanlığı’ndan ayrılarak 19. Tümen Komutanlığı’ndaki görevine dönmüştür. Ayrıca 19. Tümen, Kuzey Grubu Komutanlığı’na bağlanmıştır. Mustafa Kemal, Arıburnu Komutanlığı’ndan ayrılırken emrindeki birliklere yazdığı veda yazısında: “23 gün sevk ve idare etmek mutluluğu kazandığım siz demir kitlenin, Tanrı’ya sığınarak yaptığı hücum iledir ki düşmanın 20.000’i aşan kuvveti Arıburnu’nda yok edildi. Yirmi üç günlük ateşli ve kanlı ortak çabalarımız anısının samimi ve temiz duyguyla korunacağından eminim.” demiştir.

– 17 Mayıs 1915’te Mustafa Kemal’e, Arıburnu muharebelerindeki başarısından dolayı padişah adına “Muharebe Altın Liyakat Madalyası” verilmiştir.

– Mustafa Kemal, 8 Ağustos 1915’te Anafartalar Gurup Komutanlığı’na getirilmiştir. Bu görevi Çanakkale’den ayrılacağı 10 Aralık 1915’e kadar devem etmiştir. Anafartalar Grup Komutanı olarak emrinde 3 kolordu (2.16.15. kolordular) vardır. Bu, Ordu Komutanlığı niteliğinde bir komutanlıktır. Turgut Özakman’ın da belirttiği gibi, “Çanakkale Savaşı boyunca, Liman Paşa dışında hiçbir komutan, bu kadar uzun zaman, bu kadar çok birliği ve bu kadar geniş bir alanı komuta etmemiştir.” (Özakman, age, s. 112).

– 23 Mayıs 1915’te, gösterdiği başarılardan dolayı Mustafa Kemal’e Alman İmparatoru tarafından “Demir Haç” nişanı verilmiştir.

– 30 Mayıs 1915’te, Çanakkale Ağıldere’de İngilizlerle şiddetli çarpışmalar yaşanmış, Mustafa Kemal’in komuta ettiği ordular Ağıldere muharebesini kazanmıştır.

– 1 Haziran 1915’te Mustafa Kemal’in albaylığa yükselmesi nedeniyle Harbiye Nazırı ve Başkomutan Vekili Enver Paşa, Mustafa Kemal’e “tebrik telgrafı” çekmiştir: “Yeni rütbenizi tebrik ederim. Bu terfi, görmekte olduğunuzu büyük ve fedakarane hizmetlerinize karşılık bir mükafat değil, ancak memlekete daha mühim ve ordumuza daha kıymetli hizmetler görebilecek mevkilere erişmek için geçilmesi gereken bir basamaktır”

– 4/5 Haziran 1915’te İngilizlerin gece Arıburnu cephesindeki siperlere saldırmaları üzerine başlayan mücadeleyi, sabaha karşı Düztepe’deki karargahından Tümen cephesine gelen Mustafa Kemal yönetmiştir. 19.Tümen birlikleri, işgal edilen siperleri düşmandan geri almıştır.

– 7 Haziran 1915’te Mustafa Kemal, Kemalyeri’ne giderek 3. Kolordu Komutanı Esat Paşa’yla görüşmüş ve tümeni için yeterli miktarda el bombası istemiştir.

– 29 Haziran 1915’te, Başkomutan Vekili Enver Paşa, Şehzade Ömer Faruk Efendi ve İstanbul Milletvekili Hüseyin Cahit Yalçın, Gelibolu’da 5. Ordu Karargahı’nı ve Kemalyeri’ni ziyaret etmişler. Daha sonra da Düztepe’de 19. Tümen Karargahı’nda Mustafa Kemal’i ziyaret etmişlerdir.

– 15 Temmmuz 1915’te Mustafa Kemal’e başarılarından dolayı, “Takfon” (nikel, bakır, çinko alaşımı) Harp Madalyası verilmiştir.

– 16 Temmuz 1915’te gazeteci, yazar ve şairlerden oluşan bir heyet Gelibolu’ya gelerek 5. Ordu ve 3. Kolordu karargahlarını gezmiştir. Heyet, Cesarettepesi’ne giden yolun düşman kontrolünde olmasından dolayı Mustafa Kemal’i ziyaret edememiş, fakat telefonla konuşarak başarılar dilemiştir.

– 6/7/8 Ağustos 1915’te İngilizlerin Arıburnu cephesine ve Conkbayırı’na saldırmaları üzerine çok kanlı çarpışmalar olmuştur. Mustafa Kemal, 7 Ağustos 1915’te saat 05:05’te, Kuzey Gurubu Komutanlığı’na yazdığı raporda: “Düşman gece yarısından başlayarak topçusuyla şiddetli ateş altına aldığı 18. ve 27. Alay cephelerine, saat 04:30’da hücum etmişse de Tanrı’nın yardımıyla ağır kayıplar verdirilerek hücum sonuçsuz bırakılmıştır.” demiştir.

– 8 Ağustos 1915’te, Conkbayırı İngilizlerin eline geçmiştir. Mustafa Kemal, saat 19:00’da Kuzey Grubu Komutanı Esat Paşa’ya, Conkbayırı bölgesindeki kritik durumu belirterek 5. Ordu Komutanı Liman von Sandersi’i ikaz etmesini bildirmiştir. Conkbayırı’ndaki durumun iyice kötüye gitmesi üzerine, 5. Ordu Komutanı Liman von Sanders adına Kurmay Başkanı Albay Kazım (İnanç), Mustafa Kemal’i telefon başına çağırarak “durumu nasıl gördüğünü” sormuştur. Mustafa Kemal bu soruya: “Bütün mevcut kuvvetlerin, komutam altına verilmesinden başka çare kalmamıştır!” diye cevap verince, şaşıran Kurmay Başkanı, “Çok gelmez mi?” diye sorunca, Mustafa Kemal: “Az gelir!” cevabını vermiştir. İşte o kritik aşamada Mustafa Kemal gece saat 21:45’te Maraşal Liman von Sanders’in emriyle Anafartalar Grubu Komutanlığı’na getirilmiş ve 9 Ağustos günü sabahın ilk ışıklarıyla taarruz emri verilmiştir. Mustafa Kemal, gece saat 01:30’da Anafartalar Grubu Komutanlığı karargahının bulunduğu Çamlıtekke’ye giderek grubun komutasını eline almıştır.

– 9 Ağustos 1915’te Mustafa Kemal’in komutasındaki kuvvetler Anafartalar bölgesinde düşmana saldırmıştır. Mustafa Kemal, 7. ve 12. Tümenlerin sabaha karşı başlayan taarruzunu, Anafartalar bölgesindeki bir tepeden başından sonuna kadar yönetmiştir. Düşman bozguna uğrayarak kaçmıştır. Taarruz sonrasında Mustafa Kemal akşamüzeri Anafartalar’dan ayrılıp Conkbayırı’na hareket etmiştir. Yol üzerinde Çamlıtekke’de, Liman von Sanders ile görüşerek akşam, Conkbayırı ile Suyatağı arasındaki 8. Tümen Karargahı’na gelmiştir. Burada son durumu inceleyerek, 10 Ağustos şafağında yapılacak taarruzun son hazırlıklarını tamamlamıştır.

– 10 Ağustos 1915’te, Mustafa Kemal, İngilizlerin 8 Ağustos’ta ele geçirdiği Conkbayırı’na taarruz etmiştir. Mustafa Kemal taarruz öncesinde askerlerine: “Askerler! Karşınızdaki düşmanı mağlup edeceğinize hiç şüphe yoktur. Fakat siz acele etmeyin. Evvela ben ileri gideyim. Siz, ben kırbacımla işaret verdiğim zaman hep birlikte atılırsınız.” 8. Tümen alayları tarafından başlangıçta sadece süngü hücumuyla gerçekleşen bu taarruzda 4 saat süren kanlı süngü muharebeleri sonunda Conkbayırı’nıın tamamı ele geçirilmiştir. Düşmana çok büyük kayıplar verdirilen bu savaş sırasında Mustafa Kemal, göğsündeki saate isabet eden bir şarapnel parçasıyla yaralanmıştır. Mustafa Kemal, Conkbayırı’nı geri aldıktan sonra öğleden sonra 8. Tümene veda ederek Anafartalar Grubu Karargahı’na dönmüştür.

– 16 Ağustos’ta İngilizler, Anafartalar cephesindeki Kireçtepe’ye taarruz etmiş, Mustafa Kemal ateş hattında 5. Tümen Karargahı’nın bulunduğu 161 rakımlı tepeden savaşı yönetmiştir.

– 1 Eylül 1915’te Mustafa Kemal’e, Gelibolu’daki “üstün başarılarından” dolayı Gümüş Liyakat Madalyası verilmiştir.

– Mustafa Kemal, Çanakkale’de 20 Eylül 1915’te rahatsızlanmıştır.

– Mustafa Kemal, 27 Eylül 1915’te Liman von Sanders’e,, Anafartalar Grubu Komutanlığı’ndan istifa edeceğini bildirmiştir. İstifa gerekçesi olarak, Enver Paşa’nın son gelişinde kendisini ziyaret etmemesini göstermiştir. Ancak istifası kabul edilmemiştir.

– 31 Ekimde Enver Paşa, 3 Kasımda Ayan ve Mebusan Meclisi üyeleri Çanakkale’de Mustafa Kemal’i ziyaret etmiştir.

– 7 Kasım 1915’te, İngiliz Savaş Kabinesi Çanakkale’yi boşaltma kararı almıştır.

– 11 Aralık 1915’te Mustafa Kemal İstanbul’a gelirken, onun yerine Anafartalar Grubu Karargahı’na Fevzi (Çakmak) Paşa atanmıştır.

– 19/20 Aralık 1915’te İngilizler, Çanakkale’deki siperleri boşaltarak çekilmeye başlamışlardır.

Mustafa Kemal, Çanakkale Savaşları’ndaki bütün planlarını, kararlarını, emirlerini, başarılarını, yaşanan sıkıntıları ve çelik iradesini “Anafartalar Muharebelerine Ait Tarihçe” ve “Arıburnu Muharebeleri Raporu” adlı anılarından belgeleriyle ve bütün ayrıntılarıyla anlatmıştır. Bunlar yayınlanmıştır. Mustafa Kemal’in anlattıklarını, Çanakkale Savaşlarına katılan diğer komutanların anıları da doğrulamaktadır. Ayrıca, Çanakkale Savaşları sırasındaki “emirler, “yazışmalar”, “mektuplar”, “raporlar” bugün elimizdedir. Bunlara bakılınca Mustafa Kemal’in Çanakkale’de nasıl bir “inanç” ve “cesaretle” mücadele ettiği, askerlerinin en önünde nasıl hücumlara kalktığı, nasıl savaşıp nasıl kazandığı bütün çıplaklığıyla gözler önüne serilmektedir.

DEVAMI İÇİN TIKLAYIN

Kaynaklar yazı dizisi sonunda verilmiştir. Bülent Pakman 17 Aralık 2010. İzinsiz ve aktif link verilmeden alıntı yapılamaz.

Twitter Widgets Facebook Widgets

OLYMPUS DIGITAL CAMERABülent Pakman kimdir    https://bpakman.wordpress.com/pakman/

24 Responses to Çanakkale’de Mustafa Kemal’in Rolü

  1. mihriban dedi ki:

    çok güzelmişşşşşşşşşşşşşşşş

  2. aleyna dedi ki:

    hiç güzel değilmişşşşşşşşşşşşşşş

  3. Mehmet Sağlam dedi ki:

    Çanakkale’nin asıl kahramanları orada canını veren Mehmetciklerdir. İkinci planda komutanlar gelir. Ancak, savaşı yöneten malesef Alman general Liman von Sanders dir. Mustafa Kemal orada yarbaş rütbesi ile bir cephe komutanıydı. Neden ille de Mustafa Kemal’e herşey mal ediliyor ben anlamıyorum. Bilenler söylesin.

    • bpakman dedi ki:

      Mustafa Kemal bu savaşta büyük ün kazanmış, bu yüzden Milli Mücadele’de ve Anadolu’da büyük destek görmüştür. Bu kadarı bile yeterli cevaptır.

    • toprak dedi ki:

      Mehmet sağlam sen kesin o ingilizlerden birinin çocuğusun !!!!

      • efe dedi ki:

        demek ki sen böyle şerepsizsinki atatürke böyle konuşuyorsun

    • Mahir snk dedi ki:

      Tarihi Kadir misirlioglu gibi tarihci olmayan tarihci gecinenlerden okudugunuz icin bu duruma inanciniz yok. Canakkale gecilseydi Mustafa Kemal siradan bir komutan olarak tarihe gomulurdu. Tum dunya bu basarilari konusuyorsa demekki siradan bir komutan degilmis

    • Mahir snk dedi ki:

      Tarihi Kadir misirlioglu gibi tarihci olmayan tarihci gecinenlerden okudugunuz icin bu duruma inanciniz yok. Canakkale gecilseydi Mustafa Kemal siradan bir komutan olarak tarihe gomulurdu. Tum dunya bu basarilari konusuyorsa demekki siradan bir komutan degilmis. bununla birlikte Mustafa Kemal bir Osmanli ordusunun subayidir sen nasil bu rutbeyi yarbas olarak adlandirabilirsin. Sen OSmanli gibi bir ulkenin Canakkalede dustugu durumu yazinla teyit ediyorsun. Bu kadar onemli basarilar kazanan bir imparatorlugun en onemli savas bolgesinin en rutbeli komutanini kendi ulkesinde bulamayip Alman generale teslim etmesindendemi bu imparatorlugun dustugu zor durumu anlamiyorsun

      • bpakman dedi ki:

        Karşılıklı siperler arasındaki mesafe sekiz metre, yani ölüm muhakkak. Birinci siperdekiler, hiçbiri kurtulamamacasına kâmilen düşüyor, ikincidekiler onların yerine gidiyor. Fakat ne kadar şayan-ı gıpta bir itidal ve tevekkülle, biliyor musunuz? Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor. Hiç ufak bir fütur bile göstermiyor. Sarsılmak yok. Okuma bilenler, ellerinde KUR’AN-I KERİM, cennete girmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler kelime-i şahadet getirerek yürüyorlar. Bu, Türk askerlerindeki ruh kuvvetini gösteren şayan-ı hayran ve tebrik bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale Savaşı’nı kazandıran bu yüksek ruhtur.” MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

      • bpakman dedi ki:

        Neden acaba Çanakkale’deki asker Sarıkamış’ta tek bir kurşun atmadan 90 bin şehit vermiş ve savaşı kaybetmiştir? İkisi de aynı asker ama komutanları farklı olduğu için. Cevabı bu kadar basit.

      • aliosman1 dedi ki:

        Bu nasıl bir cehallettir BPAKMAN efendi! Sen bu tarih bilginle mi yazıyorsun? Mış’la Muş’la tarih anlatılmaz. Gel gelelim esas konuya; 90 bin asker öldü ne demek? Bunun kaynağını söyleyebilir misin? Söyleyemezsin! Çünkü yok böyle bir kaynak! Orada 75 bin asker var nasıl 90 bin ölü olur? G. Kurmay rakamları 27 bin diyor!(hastalık vs. konularına hiç girme araştır bunları.) Artı aynı rakamlarda Ruslarda asker kaybediyor ve Rus general bu harekat sonrası ülkesinde yargılanıyor! Askeri harekat bilimi açısından ise bu Harekatın planlaması iyidir fakat uygulanışı hatalıdır.! O aklınca iğnelediğin komutan Bakü fatihinin komutanıdır! Kut-ul Amare fatihinin komutanıdır! Edirne’nin fatihidir!Çanakkale’nin komutanıdır! Kafkas diyarının komutanıdır! Senin o iğnelediğin adam İMPARATORLUK ORDULARI BAŞKOMUTANIDIR! Senin o iğnelediğin adam bugün ki Türkiyenin yolunu Hürriyet hürriyet diye inleyerek açmıştır! Tarih belge ile bilgi ile konuşulur Enver Paşa tarihini iyi oku analiz et böyle ezbere olmaz bu işler!

      • bpakman dedi ki:

        Seninki nasıl bir cehalettir Aliosmancan efendi? Sen hangi bilginle yazıyorsun? Orada 75 bin asker mi vardı?
        Genelkurmay rakamları? Hangisi? 1933 de Sarıkamış kayıplarını 108 bin olarak açıklayan Genel Kurmay mı? 1935 yılında ise 33 bini ölen olmak üzere kayıpları 57 bin olarak veren General Maslovski’nin Umumi Harpte Kafkas Cephesi kitabını yayınlayan Genel Kurmay mı? Maslovski’nin rakamı 33 binin 23 bini muharebe mıntıkasında ölenler. Bunlar sadece Maslovskinin gömdükleri. Ya gerisi?
        General Hüseyin Işık’a göre harekata katılan 118 bin askerden 18 bini geriye dönebilmiş.
        İngiliz Binbaşı Larser’e göre Türk ordusu Kafkasya’da 40 binden fazla esir, 90 binden fazla kayıp vermiş.
        Necati Ökse’ye göre Türk kayıpları 60 bin Rus kayıpları 32 bin.
        Ergünöz Akçora’ya göre Allahuekber dağlarında 20 Sarıkamış civarında 78 Türk askeri donmuş.
        Rus yazar Muratoff’a göre Rus kayıpları 16 bin ölü ve yaralı ile 12 bin hasta.
        Maslovsky’e göre Ruslar kayıpları 20 binden fazla ölü, yaralı, hasta ile 9 binden fazla donan.
        Bunların hepsi Sarıkamış ile ilgili kitaplarda yazılı.
        Doğrusu 27 bin olsa ne farkeder? 27 bin şehit az mıdır? Sadece Yemen’de tespit edilebilen şehit sayısı resmi rakamlara göre 52 bin.
        Ancak gerçek rakamın 300 bin olduğu kabul ediliyor. 300 bin yanlış, 52 bin doğru olsa ne farkeder? 52 bin az mıdır?
        Rakamlardaki farklılıkların sebebi Osmanlı Ordusunun kayıtları doğru dürüst tutamayacak derecedeki perişanlığı ve bu perişanlıktan sorumlu olan Harbiye Nazırı.
        Zaten 1. cihan savaşını esas kaybetme sebebi Osmanlı ordusunun topyekun perişanlığı. Harbiye Nazırının orduyu Alman komutanlara emanet etmesi. Kışın savaşa gönderdiğin askere kışlık kıyafet veremiyorsun.
        Ülke çapında asker-sivil açlık ve salgınlardan dolayı 3 milyon kişi hayatını kaybetmişti. Kimse kesin olarak ne kadar asker kaybedildiğini hesaplayamadı.
        Ordu defterlerine göre Osmanlı ordusunun asker sayısı 2 850 000 idi. İlginç olan, hastane kayıtlarına göre hastaneye sevk edilenlerin sayısının 3 155 138 kişi olmasıydı.
        Resmi rakamlara göre 4 yıl boyunca salgın hastalıklardan ölenler en az 500 bindi. Cephede çatışarak ölenler de en fazla bu kadardı.
        İstanbul’dan Irak cephesine giden bir asker yaklaşık olarak 2 aylık bir yürüyüş sonrası cepheye ulaşabiliyordu.
        Askeri kayıtlara göre bir asker günde ortalama 20-30 kilometre yürütülüyordu. Daha savaşın ikinci yılında Suriye’de bir askere verilen ekmek miktarı 400-500 grama düşmüştü.

        Bakü fatihinin komutanı olarak nitelendirdiğiniz, Bakü ve Derbent fethinden bir kaç gün sonra 21 Ekim 1918’de Türk ordusuna Kafkasyayı terk edin emrini vermiştir.
        Kut-ul Amare fatihinin komutanı olarak nitelendiriyorsak, Bağdat, Samarra dahil olmak üzere koskoca Irak’ı kaybeden komutanların da komutanı, aynı zamanda Yemen, Hicaz, Mediggo,
        Nablus, 1. ve 2. Kanal Harekatı, El Vech, Akabe, Medine, Mekke, Taif, Makedonya, Romanya v.b. v.b. yenilgilerinin komutanlarının da komutanıydı.
        Sonunda yenilen ve teslim olan İmparatorluk Ordularının Başkomutanı.

    • Emmi dedi ki:

      efendi oku anlarsın nedir bu düşmanlık ingiliz bile saygı duyar sen ne dersin be hain. Mohaç ovasıda sultan süleyman kazandı demeyelim yani yeni çeriler kazandımı diyelim yazık lan sana

    • mehmet ışık dedi ki:

      Bu söyleyeceklerimi anlayabilmeniz için öncelikle en az dokuz yıllık askeri bilgi,taktik teknik savaş ve harekat uygulamalı eğitimi almayı takiben 1.Dünya harbini tam olarak öğrenip onun içinde yer alan Çanakkale harbini tüm ayrıntıları ile gün gün öğrenip irdeleyerek oraya kadar gidip yaşananları yerinde 100 yıl sonra da olsa bir nebze olsun hissederek yaşadıktan sonra görüşmemiz gerekiyor. Siz daha başlangıçta 19.Tümeni idare edip 8 Ağustos 1915 ‘te 5. Ordu Komutanı Alman General Liman Von Sanders’a “Bu cephedeki tüm kuvvetleri benim emrime verin” diyen Albay M.Kemal’i anlayamadığınız için orduyu idare edecek şeyin rütbe olduğunu sanıyorsunuz.Emekli Harbiye mezunu bir üst subay olarak size Çanakkale’de M.Kemal’e verilen madalya ve ödülleri öğrenmenizi öneriyorum.Selam ve hürmetler…

    • can dedi ki:

      komutansız bir ordu kalabalık bir sürüden başka birşey değildir.çanakkale diriliş kitabını turgut özakmanın bir eseridir.mutlaka okumanı tavsiye ederim.orada mehmetçiğin fedekarlığı çok güzel anlatılmıştır.ayrıca bu komutan meselesinide çok açık bir şekilde belirtmiştir.Türk ordusunun alman komutanlar yüzünden ne kadar kayıp verip savaşın gereksiz uzatılmasını göreceksin okuyunca.ve askerin başındaki komutanın ne kadar önemli oldugunu kavrayacaksın.

  4. toprak dedi ki:

    https://en.wikipedia.org/wiki/Military_career_of_Mustafa_Kemal_Atat%C3%BCrk

    Yabancıların ağzından okuyun türk tarihçilere inanmıyorsunuz madem google çeviri yapın lütfen..

    • Haydar Sönmez dedi ki:

      İngilizce olması yabancıların yazdığını göstermiyor. Wiki’ye sen de gidip İngilizce yazabilirsin. 😉

  5. Zekeriya comart dedi ki:

    Mustafakemal paşamızdan Allah razı olsunvarsa günahları Allan af etsin kprktuklarından emin eylesin birtek yurdunu ülkesinitopragını ve milletini düşünüp canini ortaya koyan m.kemal paşaninmal varlıgı olarak neyi var hiç bir şeyi yok kedisi içinmi çalıştı bu vatana ey Türkoğlu Türk paşaya bir duada sen et haset olmadua et kozanlıpostacı zekeriya

  6. kenan dedi ki:

    şu satırları okudugu halde Mustafa Kemal Atatürkü küçük düşürmeye yönelik yorumlar yapan insanları anlamıyorum ülkemizin kurucusunun vatan yolunda yapmıs oldugu mücadeleri sıkıntıları ve bir çok durumu anlatılmıstır bundan bir insan niçin rahatsızlık duyar ? şahsen sormak lazım vatan mı önemli yoksa siyasi ideolojiler ile parti çıkarları mı !!

  7. Mustafa Oktay Alnıak dedi ki:

    Değerli Vatandaşlarım, Değerli Türk Evladı; Çanakkale’de olanları ve burada yazılanları insanın aklı almıyor! Bu ne müthiş vatan sevgisi! Mustafa Kemal İmparatorluğun son döneminde cepheden cepheye koşmuş bir kahramandır. Askerlik sanatının inceliklerini çok iyi bildiğinden Çanakkale’de Kahraman komutan olarak Padişah tarafından, Enver Paşa tarafından ve Alman komutanlar tarafından tebrik ve takdir edilmiştir. Mustafa Kemal savaşçıdır. Cesurdur… Daha önce Trablus’da İtalyanlara karşı çete harbine girmiştir. Tecrübe kazanmıştır. Balkan Harbinde tecrübe kazanmıştır. Bulgar çetelerine karşı savaşmıştır. Harp Akademisinde çok iyi yetişmiş bir subaydır. Liderdir. Akıllıdır. Cesurdur. Kahire’den Trablus’a deve sırtında 7 günde çölü geçerek varmış ve Libya’da İtalyanlara karşı savaşmıştır… O devrin subayları böyle iyi yetiştirilmişler. İsmet İnönü, Fevzi Çakmak, Enver Paşa, Mustafa Kemal Türk Ordusunun Komutanlarıdır. Bu konuları okuyanlar, tarihi bilenler Atatürk’ü ve silah arkadaşlarını severler… Çanakkale başlangıçtır. Sina’da, Kafkaslarda, Sakarya’da Mustafa Kemal ve sekiz arkadaşı vardır… Mustafa Kemal’le beraber Türk Milleti vardır… Atatürk ve Arkadaşları ve Asil Türk Milleti asla ayrılamazlar… Bu ayrımı yapanlar İngiliz casusudur. Bu ayrımı yapanlar ABD casusudur. Bu ayrımı yapanlar Türk Milleti mensubu değildir. Aziz Milletimize saygı ile arz olunur. Aziz Atatürk, Aziz subaylar, Aziz Gedikliler, Kahraman Askerler… Ruhunuz şad olsun. Nur içinde yatınız. Mekanınızın cennet olduğuna inanıyoruz. Çanakkale Kahramanlığınızı saygı, minnet ile anıyoruz.Yüce Allah’ın izniyle bu Kutsal Vatanı siz bize kazandırdınız. Hepinize Türk Milleti adına Allahtan Rahmet dileriz. Prof. Dr. M. Oktay ALNIAK 18.03.2017.

    • bpakman dedi ki:

      18 Mart bütün Çanakkale savaşlarına şamil olarak kutlanmaktadır. Aksi takdirde aylarca her safhasını Arıburnu, Conkbayırı, Anafartalar vb. tek tek kutlamak gerekecekti. Mustafa Kemal 18 Martta yoktu demek bu nedenle abestir. Kara savaşları inanılmaz sahnelerle doludur düşman siperlerden çıktığında hüsrana uğramıştır. İngilizlerin çektiği filmleri seyredenler ne demek istediğimi anlayabilirler.

  8. aliosman1 dedi ki:

    Beni haklı çıkarttığın için teşekkür ederim. Yazımın başında -Mış ile -Muş ile tarih anlatılmaz yazdığım halde ona göre buna göre diye başlayarak şahışlar üzerinden bir açıklama yapmışsınız.Öncelikle bu kafalar çok tehlikeli kafalar vazgeçiniz bu kafalardan beyefendi. Olayları böyle manipüle edemezsiniz hele ki benim gibi özel bir zeka karşısında! Size Psikoloji ve Algı yönetimi dersleri almanızı öneririm. Devir değişiyor ona göre buna göre ile yürümüyor bu işler, Artık bu numaralar yenilmiyor! Belge söyleyeceksiniz! Somut deliller ile konuşacaksınız! Ben bir Atatürkçüyüm lakin ben bir putperest değilim! Atatürk şerefli bir türk subayıdır lakin tanrıda değildir hatasız bir kul da değildir. Hatası ile sevabı ile Atatürk’de, Enver Paşa’da bizim değerimizdir! Filistin cephesini 75 bin esiride anlatacaksın ozaman! Sarıkamışta Hafız Hakkı Paşa’nın rolünüde anlatacaksın! Senin 90 bin dediğin rakamı yazanıda söyleyeyim “Köprülülü Şerif İlden” dir. Bir numaralı Enver Paşa düşmanıdır.Mesela şeyide anlat ; İngilizlerin seni kapısında 15 gün beklettiğini anlat senin topraklarını kağıt üzerinde çoktan paylaşmış olduklarını anlat! Balkanları kurşun atmadan veren orduyu Enver Paşanın o Almanlarla nasıl 6 ayda modernize ettiğini orduyu baştan aşağı nasıl gençleştirip dinamizim getirdiğini anlat! Akabinde o ordunun devamının Milli mücadeleyi nasıl başardığını anlat! Enverin nasıl dağa çıktığını Hürriyet hürriyet diye nasıl inlediğini anlat! Bana Bab-ı Ali’yi anlat baba! İçinde gerçekler olsun! Enverin Trablus günlerini, Bingazi günlerini anlat! Size döneme ait bulabildiğiniz kadar çok yazışma,mektup,belge okumanızı tavsiye ederim. Bırakınız Ahmet öyle diyor, Mehmet öyle diyori Hüseyin şöyle demişi! :)Askeri Hareket Bilimi üzerine çalışıp bu konular üzerine öyle konuşacaksınız! Bu işler manipüle etmeye gelmez! “Size son sözüm ise nacizane ; Tarihi karakterler Futbol takımı değildir! Takım tutar gibi tutulup, sevilip, putlaştırılamazlar.” Eğitimli insanların yapması gereken belge ile bilgi ile araştırıp olabildiğince objektif değerlendirmeler yapmaktır.

    • bpakman dedi ki:

      İMPARATORLUK ORDULARI BAŞKOMUTANIDIR! dediğin sonunda yenilen ve teslim olan İmparatorluk Ordularının Başkomutanı mı değil mi?
      Buna haklı çıkmak mı deniyor?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s