Nihayet kafalarına saksı düşenler

Hocaefendiyi (Fetullah Gülen), Cemaati – Fetocuları yere göğe sığdıramıyorlardı


    • Gülen Cemaati ile yakın ilişkide olacaksınız. Bulunduğunuz ülkelerde Cemaat tarafından kurulan okullar HÜKÜMETİMİZ bilgisinde ve Milli Eğitim Bakanlığımız tarafından desteklenmektedir” Dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün dünya üzerindeki tüm Büyükelçilik ve Başkonsolosluklara 16 Nisan 2003 tarihinde ıslak imzası gönderdiği  3847 sayılı genelge. Gül’e göre  “Bu tip genelgeler ilk değildi”. Başbakan Erdoğan’a göre de  “Teröre bulaşmadıktan, bir fiili eylemin içerisinde olmadıktan sonra ülke hassasiyetlerini koruyan derneklerle, vakıflarla niçin bizim büyükelçiliklerimiz iletişim içinde olmasın?” (Genelgeden birkaç gün sonra katıldığı bir televizyon programından). Hem Gül hem de Erdoğan söz konusu genelgeyi normalleşmenin bir adımı olarak tanımlamışlardı.

    • Hocaefendi 12 seneden beri Türkiye’nin dışında. Haksız bir şekilde ülkesinden hicrete mecbur edildi. Hakkında yapılmadık iftira kalmadı. Medyası, siyasileri, çıkar odakları, Türkiye’nin karışmasında fayda ve menfaat umanlar, Hocaefendi’yi hep kötülediler, yanlışı olduğunu söylediler. O da hüzünlü gurbeti tercih etti. Hocaefendi hakkında onlarca beraat kararı var, Türkiye’ye girmesine engel yok. Gelebilir, hayatının bundan sonraki kısmını Türkiye’de geçirebilir…Sonunda bunlar güzel insanlar, bunlar doğru insanlar, bunlar sözünün eri insanlar, bunlardan zarar gelmez, bunlar ancak ülkemize yarar sağlar diye düşünülmüş ise Hocaefendi de yarın uçağa binip Türkiye’ye geldiğinde onu havalimanında çiçeklerle karşılayacak olanlar, hakkında binbir türlü iftira yapanlar olacak. Türkiye bu noktaya gelmiştir emin olunuz. Ağızlarını her açtıklarında Hocaefendi’ye iftira yağdıranlar şimdi kendilerine destek bulmak için O’nu kendilerine referans göstermeye başladılar. Çiçeklerini de hazırlamaya başlasınlar artık. Bu Türkiye’nin bu müspet hareketi savunan insanlarının da başarısı olacaktır.(AKP’nin Başbakan yardımcısı Bülent Arınç. 5 Haziran 2010. Fetocuların 8. Türkçe Olimpiyatlarındaki konuşmasından)

    • Oy kullanabilmek için yurtdışından gelerek gümrük kapılarında iradesini ortaya koyan kardeşlerimi kutluyorum. Dünyanın dört bir yanından Okyanus ötesinden bu sürece destek veren tüm kardeşlerimi de kutluyorum. Buradan okyanus ötesine mesajlar olduğuna göre bizim de bu mesajı verenlere bir mesajımız olması lazım“(Recep Tayyip Erdoğan. 12 Eylül 2010. Referandumdan lehine çıkan ‘Evet’ sonucunu değerlendirme konuşmasından).

    • 13887053_981198162000096_4339784735887879248_nKim yapıyor bunu, Bu gençler yapıyor. Bu gençlere emek veren öğretmenler yapıyor. Teşekkür ediyoruz onlara. Sağolsunlar, varolsunlar. Gerçekten bu proje müthiş bir proje. Dostluğun projesi, barışın projesi ve özellikle Türkiye’nin tanıtılması projesi. Emeği geçenlere teşekkür ediyoruz. Ve özellikle. Ve özellikle muhterem büyüğümüz, muhterem büyüğümüz Fethullah Gülen hocama şükranlarımızı sunuyoruz. Sağolsun, varolsun.”  (AKP’li Melih Gökçek. Haziran 2011.   9. Türkçe Olimpiyatlarında Hocaefendiye teşekkür konuşmasından)

    • 2011 yılında Fetullah Gülen Cemaatinin yayın organı Samanyolu TV ve Kimse Yok Mu Derneği “İnsanlık Ölmedi” başlığıyla Somali’ye “yardım” kampanyası başlattı. Bunun için 2011’in Ağustos ayında Samanyolu TV’de “yardım” programı düzenlendi. Dönemin AKP Milletvekili, Cemaatçi Fetocu Hakan Şükür’ün ve birçok ünlünün katıldığı programa dönemin Başbakan’ı Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da telefonla bağlandı. Samanyolu TV’ye teşekkür eden Erdoğan, Fetocuların kampanyasına da destek verdi ve vatandaşları yardım yapmaya çağırdı.

      En yüksek bağışı 750 bin lirayla Doğuş Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ferit Şahenk yaptı. Metro Turizm adına Galip Öztürk 500 bin lira ile bu rekoru takip etti. Fetih Koleji 300 bin TL, Bank Asya 250 bin TL, işadamı Ali Ağaoğlu 250 bin TL, işadamı Celal Oruç 250 bin TL, işadamı Suat Sancak 200 bin TL, Hidayet Türkoğlu önderliğindeki basketbol milli takımı 150 bin TL, Fatih Terim 100 bin TL, işadamı Fettah Tamince 100 bin TL, Gaziantep Sunguroğlu Koleji Mezunları Derneği 100 bin TL, Menajer Polat Yağcı 100 bin TL, işadamı Abdurrahim Albayrak 50 bin TL, Acun Ilıcalı 50 bin TL, Murat Doğanay 50 bin TL, Fatih Üniversitesi 30 bin TL vermişti.

    • gulenkardesi

  • Gittiğim birçok ülkede Türkiye’nin okullarını,Türkiye’nin vefakar öğretmenlerini, Türkiye muhabbetiyle büyüyen Türkçe konuşan çocukları görmekten çok büyük bir gurur hissettim. Aynı şekilde Avustralya’dan Azerbaycan’a, İspanya’dan Amerika’ya kadar 35 farklı ülkede, 10 farklı dilde, 2 farklı alfabede yayın yapan bir Türk gazetesini, Zaman’ı görmekten çok büyük bir gurur duydum. Çok büyük bir heyecan hissettim. Zaman camiasını, Zaman gazetesi yöneticilerini, bize, milletimize, ülkemize bu gururu, bu heyecanı yaşattıkları için sesimizi, nefesimizi dünyaya duyurdukları için ayrıca teşekkür ediyor, her birini gönülden kutluyorum…. Zaman, ateşte açan bir çiçek gibi Ankara Rüzgarlı Sokak’tan Türkiye’nin fikir ve medya dünyasına renk kattı. Zaman, sadece bir gazete olmadı. Zaman gazetesi bin yılın birikimi ile bu toprakların sesi, nefesi olarak, bu ülkenin son 25 yılına şahitlik yaptı. Yani çeyrek asrın kaydını tuttu. Zaman, haberleriyle olduğu kadar yorumlarıyla, duruşuyla, tavrıyla kendisine farklı bir yer edindi. Zaman, bir rüzgara kapılıp gitmek, akıntıya kapılmak yerine, bu ülkenin rüzgarına güç, bu ülkenin vizyonuna vizyon kattı.

    En zor zamanlarda, doğruyu söylemenin bedel gerektirdiği, manşetlerin gazete binalarının dışında kurgulandığı dönemlerde, Anadolu’nun, Trakya’nın hissiyatını Zaman dile getirdi. Sosyal sorumluluğunu hakkıyla yerine getirerek, temiz gazeteciliği, meslek ahlakını yücelterek, zaman genç nesillere, genç gazetecilere örnek teşkil etti.” (Recep Tayyip Erdoğan. 29 Kasım 2011. Her gün 650 000 basılarak dünya çapında bedava dağıtılan Fethullah Gülen’in Zaman gazetesinin 25. kuruluş yıl dönümünde)

  • Cemaatin bir kaydı mı var? Yıllardır bu paranoyayla yaşadık. İnsan kendisine ait olan bir şeyi ele geçirir mi? Şu ele geçiriyor, bu ele geçiriyor. Kamuda çalışan solcu insanlar var mı, ülkücü insanlar var mı? Var. Oraya sızmış, buraya sızmış bu su mu, nem mi? Kamu personeli nasıl alınıyor; belli. KPSS sınavı var. Bu insanların yüz kızartıcı suçu yoksa, engel yoksa biz onların vicdanına hafiye kulağı dayayarak atayamayız. Cemaat devleti ele geçirmiş, devlete sızmış bunlar kargaları güldürür. Bu paranoyaları bir tarafa bırakalım” (AKP Gn. Bşk. Yd. Hüseyin Çelik. 20 Şubat 2012. NTV’ye demecinden)

  • Gurbet hasrettir. Hasret bedeli çok ağırdır, faturası çok ağırdır. Biz, gurbette olup, şu vatan topraklarının hasreti içerisinde olanları aramızda görmek istiyoruz. Gurbet aynı zamanda garipliktir. Zaten oradan anlamını yükleniyor. Onun için de biz garipliğe tahammül edemeyiz. Diyoruz ki, bu sıla hasreti artık bitmelidir, bitsin istiyoruz. Doğrusu ben şu andaki tavrınızla hep birlikte bu hasretin bitmesini istediğinizi anlıyorum. Öyleyse bitsin bu hasret diyelim” (Recep Tayyip Erdoğan. 14 Haziran 2012. Fetocuların Uluslararası Türkçe Olimpiyatları kapanış töreninde Fethullah Gülen’i Türkiye’ye daveti)

  •  “Yıllar önce olimpiyatlar için gün gelecek bu olimpiyatları yaptığınız yerler, kapalı salonlar veya stadyumlar olabilir amma stadyumlar da kapalı açık salonlar da dar gelecek diyen ufuk çizen vizyon ortaya koyan Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendinindir. O zaman belki olur mu? Böyle işler deniyordu. İlk başta neler oldu neler yapıldı herkes bilir. Bu okullara husumet beslemeyi ibadet sayanlara bir kez daha diyorum. Elinizi vicdanınıza koyun şu tabloya şu esere bir bakın. Bu eseri yaratanlara husumet beslemeyi sizin vicdanınız izin verir mi? sadece alkış vermek destek olmak ister insan. Bu ateşi yakan bu yolu açan bu fikri veren ve destek olan Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi’ye Antalya’dan gönül dolusu sevgiler saygılar gönderiyorum.13699985_10154556142755116_2150567445714445993_n(AKP’nin Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ Haziran 2012. Fetocuların Uluslararası Türkçe Olimpiyatları açılış töreninden)

  • Hakikaten bu manzara muhteşem. Bu manzaraya yüreğinizle bakmanız gerekiyor. Bugün bu yapılan çalışma şimdi olan bir çalışma değil. Büyük bir emek var, büyük bir vefa var, büyük bir cefa var, büyük bir fedakarlık var, büyük bir azim var, büyük bir kararlılık var. Bir idealin nasıl bir zafere dönüştüğünün göstergesi. Bir ilin ordusunun nasıl başardığının işareti. Bu başarıda, ta baştan baş mimarı olan Fethullah Gülen abimizi saygıyla sevgiyle selamlıyoruz.” (AKP Milletvekili ve Bakan Fatma Şahin 2012 yılında Gaziantep’te düzenlenen 10. Türkçe Olimpiyatları’ndaki konuşması)

  • 24 Eylül 2013 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda konuşma yapmak üzere dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Aile ve Sosyal İşler Bakanı Fatma Şahin Amerika’ya giderler. Bu ziyarette neler olur?

    Amerikaya dört günlük ziyaret öncesinde Hoca Efendi’yi bir ziyaret edebilir miyim diye gönlümden geçirmiştim. Hanım da bu işe çok sevindi, ‘keşke imkan bulabilirsek gidelim, ziyaret edelim’ dediler. Washington’dan bulunduğu yer 4-5 saatlik bir mesafe ama gidilebilecek bir şey. Sayın Başbakanımıza da (Recep Tayyip Erdoğan’a) gitmeden önce konuyu açtım, ‘fırsat bulursam böyle bir ziyaret yapmak istiyorum. İzin verir misiniz, uygun görür müsünüz ‘ dedim. Çok memnun oldu. Hatta ‘keşke bizim için de mümkün olsa, biz de görüşebilsek’ dedi… Ama programları çok yoğundu. Bu programlardan fırsat bulup da böyle bir mesafeli ziyaret olabilir miydi? O, pek ihtimal vermedi. Özellikle birinci gün boş olacak. Mümkünse 15’inde bu ziyareti yapabilirsiniz’ demişti…Biz 15’inde oradaydık eşimle birlikte…Karayoluyla yaklaşık 4,5 saatte gittik birkaç saat Fethullah Gülen’in misafiri olduk.

    Bu ziyaretimiz bir resmi ziyaretin ötesinde kendisini çok seven bir dostunun ziyareti olarak düşünmek lazım. Bu sıradan veya Hocaefendi ile bugüne kadar hiç görüşmemiş tanışmamış sıradan, dışarıdan bir insanın onu ziyareti olarak algılanmamalı böyle düşünülmemeli. Ben 1975 yılından beri hocaefendiyi tanıyorum. O günden beri de kendisine çok büyük saygım ve sevgim var… 75-76 yıllarında Manisa’da kaldı. Biz onun vaazlarını sohbetlerini zaman zaman konferanslarını hiç aksatmadan takip etmeye başladık ve çok beğendik, çok sevdik. Çok ihlaslı bir mü’mindi. Konuşmaları çok etkiliydi. Çok bilgiliydi. Etrafında güzel dostlar vardı. Biz bu süreç içerisinde kendisini yakinen tanıdık. O da bizi sevdi, öyle düşünüyorum.

    Sayın Başbakanımıza (Recep Tayyip Erdoğan’a)  sorulduğu zaman gastelerin temsilcileri, o benim kendisine vekaleten bu ziyareti yaptığımı ve görüştüğümü ifade etti. Bana sorsalar ben de söyleyecektim bu ziyareti yaptığımı… Bu ziyaret…40 yıldan beri kendisini seven sayan dualarından eksik etmeyen bir insanın bir yüzünü görebilmek duasını alabilmek için eşimle yaptığım bir seyahattir, ziyarettir… Sonra da Başbakanımız tabi kendisinin de selamlarını sevgilerini iyi dileklerini iletmemi istedi, bizden bir emirleri olur mu, bir tavsiyeleri olur mu onu da öğren dedi.  Sayın Başbakınımız en son yine bir Türkçe Olimpiyatında mıydı…hocaefendinin Türkiye’ye dönüşünü büyük bir özlemle beklediklerini bundan mutlu olacaklarını ifade etmişlerdi, hem sayın Başbakanımızın arzusu hem de kendi şahsi düşüncem olarak artık maddi, manevi hiçbir engel kalmadı, hepimiz de çok özledik, Türkiye’ye gelseniz…Türkiye’yi çok seviyor, memleketine çok bağlı… (AKP’nin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç. Mayıs 2013. Amerika’da Fethullah Gülen’i ziyaretini anlatıyor)

    Aynı ziyaretle ilgili olarak zamanın Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili kurulan TBMM Araştırma Komisyonuna gönderdiği (YAZILI) metinde şunları ifade ediyor: “Fethullah Gülen ile Pensilvanya ’da Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın bilgisi dahilinde görüştüm!”

    Gülen dostlar

    2013 yılının Ekim ayında Fethullah Gülen geçirdiği kalp rahatsızlığından dolayı kendisine geçmiş olsun diyenlere gazete ilanlarıyla teşekkür ediyor. Geçmiş olsunları karşılığında teşekkür almaya mazhar olan Gülen dostlarından BAZILARI:

    Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Meclis Başkanı Cemil Çiçek, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan… Bakanlar ve diğer AKP’liler: Bülent Arınç, Ali Babacan, Faruk Çelik, Erdoğan Bayraktar, Ahmet Davutoğlu, Sadullah Ergin, Taner Yıldız, Suat Kılıç, Zafer Çağlayan, Binali Yıldırım, İsmet Yılmaz, Hüseyin Çelik, Mehmet Ali Şahin, Süleyman Soylu, Yalçın Akdoğan, Kadir Topbaş, Melih Gökçek…İş adamları: Muharrem Yılmaz, Bülent Eczacıbaşı, Ferit Şahenk, Hüsnü Özyeğin, İshak Alaton, Hacı Boydak, Aydın Doğan, Ahmet Çalık, Akın İpek, Mehmet Emin Karamehmet, Fettah Tamince, Zeynel Abidin Erdem, Adnan Polat, Hamdi Akın, Ethem Sancak, Mehmet Torun, Mehmet Ali Yalçındağ…Tarikat şeyhleri; Mahmut Ustaosmanoğlu, Siirtli molla Bedrettin Sancar, Mersinli Nurettin Mutlu, Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Cengiz Hortoğlu… Gazeteciler;  Enis Berberoğlu, Nuh Albayrak, Erhan Başyurt, Eyüp Can, Mustafa Çelik, Zahid Akman, Metehan Demir, Nuri Elibol, Mustafa Kartoğlu, Abdülkadir Selvi, Deniz Zeyrek…isimleri tek tek sayılamayan diğer dostlar…

    Can ciğer kuzu sarmasıydılar

    AKP’liler, tarikatlar, dinciler dışında herkes Fethullah Gülen’in kim olduğunu, Gülen hareketinin amaçlarını baştan beri biliyorlar, deşifre ediyorlar, AKP’lileri uyarıyorlardı. Orduyu ele geçirecekleri, darbe yapacakları AKP’LİLERİN BAŞINA BELA OLACAKLARI bile yazılmıştı, söylenmişti.

    Mesela Orduda Fetocu olmayan askeri öğrencilere negatif ayrımcılık yapıldığı aileleri tarafından TBMM’ye bildiriliyor. Araştırma komisyonu kuruluyor ancak oradan da sonuç çıkmıyor. Deniz Feneri gibi Fetocu hırsızlıkların üzeri örgüte TC Devletini altın tepside ikram eden AKP tarafından örtülüyordu.

    05 Ağustos 2002. Dr. Necip Hablemitoğlu.  “Türkiye’deki tüm ulusalcıları, fethullahçı tehlikeye karşı çok geç olmadan birlikte hareket etmeye; istihbarat birimlerindeki fethullahçı unsurların temizlenmesi için kamuoyu oluşturmaya çağırıyorum…” (Bunları yazdığı için 18 Aralık 2002 tarihinde AKP iktidarında katledildi katilleri halen bulunamadı).

    10 Haziran 2009. Tunceli Milletvekili Kamer Genç Türkiye Büyük Millet Meclisinde AKP’lileri uyarıyor:Hepiniz biliyorsunuz. Özellikle Amerika’ya giden AKP milletvekilleri Fethullah Gülen’i gidip ziyaret ediyorlar. Şimdi bu Fethullah Gülen, kimdir bu arkadaşımız? Ne yapmak istiyor? Türkiye’de bunun bu sermayesi nereden geliyor? Acaba Türkiye’deki rejimdeki rolü nedir? Bunları bir araştıralım. Niye çekiniyorsunuz? YARIN BUNUN EN BÜYÜK ZARARINI SİZ ÇEKECEKSİNİZ. TÜRKİYE İÇİN ÇOK BÜYÜK BİR TEHLİKEYE GELMİŞ.”

    Fetocular tarafından komplo, sahte delillerle mahkum ettirilen Albay Ali Türkşen 22 Ağustos 2011 tarihli savunmasında şunları söylüyordu “Bu komplo çetesinin mimar ve askerleri, bu komplolara alet olanlar ve göz yumanlar şunu da unutmasınlar. Bugün kendi öz evladına zulümde ortaklık ettiğiniz şeytanlar, yarın toprağınız, malınız, namusunuz, en sonda canınız için kapınıza dayanacaklar. O gün geldiğinde, haksız yere yargılanan, yüreği vatan ve millet sevgisi ile dolu Türk askerini hatırlayınız. Türk Silahlı Kuvvetlerinin içindeki, hain işbirlikçilere güvenmeyiniz…Bugün silah arkadaşını sırtından bıçaklayıp satan, yarın duyduğu ilk mermi sesinde, vatanını haydi haydi satar. Bu hain komplonun mimarları ve koruyanları, kendi ayaklarına değil, şakaklarına kurşun sıktıklarının farkında değiller. Fark ettiklerinde ise artık çok geç olacak.

    O yıllara aitda benim de geniş araştırmalarım, onlarca makalem de var. Linkleri yazı sonunda verilmiştir. 

    Canciğer kuzu sarması ekşimeye başlıyor

    Cemaat 12 Eylül 2010 referandumuna verdikleri “olağanüstü” destekle, Balyoz-Ergenekon-Odatv vs gibi operasyonlar sayesinde “Kemalistlerden ve darbeci ordunun vesayetinden kurtarmakla”, “büyük bir ödülü” hak ettiklerini düşünerek Erdoğan’dan 30 Mart 2011 seçimleri için “120 milletvekili” talep ettiler.  Bu talebi Erdoğan başta kabul etti ama sonradan vazgeçti, Hakan Şükür, İlhan İşbilen, İdris Bal gibi isimlerin olduğu 12-15 arası kontenjan ayırdı. Bu artık filli iktidar olabileceklerini düşünmüş cemaatin üst yönetimini hayal kırıklığına uğradı. Erdoğan, “sınavlardaki cemaat listelerine” de artık geçit vermemeye başlamıştı. Halbuki Bakanlıklara, Emniyete vs. alınacak personel listesi cemaatten gelir ve o liste devlete yerleşirdi. Artık bu olmuyordu. Rahatsızlıklarını dile getirmeye başlayan Cemaate karşı Erdoğan dershaneleri kapatmaktan söz etmeye başlayarak aba altından sopa gösteriyordu.

    Şubat 2012’de Fetocu bir savcı PKK ile OSLO’da ülkenin geleceği ile ilgili gizli görüşmeler sonucu anlaşma yaptıkları gerekçesiyle MİT için soruşturma başlattı. Ancak ifadeye çağırdığı MİT’çiler yukardan gelen talimatla savcılığa gitmediler. Gidip ifade verseler yer yerinden oynayacak ipin ucu en tepeye gidecekti. Meclisteki AKP çoğunluğu acele yasa değiştirerek MİT’çilere dokunulmazlık getirip olayı örtbas ettiler. Bu olaydan sonra Erdoğan dersaneleri kapatmaya karar verdi.

    Fetocuların karşı hamlesi hazırdı. Önemli telefonları dinliyor, kaydediyorlardı. Fethullahçı savcılar 17/25 Aralık 2013’de Türkiye’yi sarsan rüşvet ve yolsuzluk operasyonu başlattılar “yargı darbesi” yapmaya çalıştılar. Başbakan dahil AKP’lilerle ilgili dinleme kayıtları arka arkaya sanal ortama sürüldü ancak operasyon başarılı olamadı.

    Bu şekilde aleni hale gelen Cemaat-AKP savaşı aslında tokmağı kimin tutacağının kavgasıydı ve ülkeyi 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsüne götürecekti.

    Çok şükür kafalarına saksı düşüyor

    Feto örgütlenmesi, ülkeyi 14 yıldır yönetenler tarafından gözardı edilmişti, ta ki ucu böyle kendilerine dokununcaya kadar.

    13887053_981198162000096_4339784735887879248_n

  • Paralel bir yapı emniyet ve yargı içindeki uzantılarıyla binlerce kişinin telefonlarını 3 yıldan fazladır dinledi, dinlenenler arasında bakan, milletvekili, kendi çalışma arkadaşları ve bürokratlar da vardı. Bu paralel yapının elemanları Başbakanınızı dinliyor ne bileyim ben, polisim, polis, devletin polisi ve benim odama böcek yerleştiriyor. Ve orada beni dinliyor. Şimdi kaçak, şimdi kaçmış. Bir başkası yine aynı şekilde ve geçenlerde bunların çünkü yalanı bol, gazetelerinde ‘Kaçmak diye bir şey yok Türkiye’de’ diyor. Türkiye’de ise çıksın meydana. Bunların gazetelerinde yalan bol, takiyye bol, iftira bol, fitne, nifak bol. Yaptıkları bu. İşte Enerji Bakanım bu paralel yapı tarafından dinleniyor. Enerji Bakanımız nükleer santral için, doğalgaz için, petrol için son derece önemli, son derece gizli görüşmeler yapıyor, bu paralel yapı bunları da dinliyor. Bunları dinlemekle kalmıyor yurt dışına servis ediyor. …peki ne için, şantaj için. Bir kumpas, istediği zaman, istediği yeri kontrole alacak

    Üzülüyorum şu paralel yapıya, o tabanda olan saf, temiz kardeşlerimize, diyorum ki, bu oyuna gelmeyin” Çünkü zekatını veriyor, tertemiz, hakikaten iyi niyetle veriyor. ‘Burada işte bir hizmet var diyor’ ne hizmeti geçin. Aldatılıyoruz, aldatıldık ben dahi aldatıldım. Geçenlerde büyük bir iş adamı, önemli bir dostumuza, kardeşimize geldi. Dedi ki ‘Ben yıllarca zekatımı bunlara verdim’, ailece gelmişler, Türkiye’nin sayılı zenginlerinden. … ben sizin art niyetinizi, hafızanızın arka tarafında bu tür bir beklentinin, düşüncenin olduğunu bilmiyordum ki. … bunlar biliyorsunuz rüya da çok görüyorlar, peygamber efendimizle görüşüyorlar, .. Miraçtan peygamber efendimizi indirip kamyona bindiriyorlar, yürütüyorlar, nerede? Televizyon kanallarında. .. Bunlar bunu dahi yaptılar. Televizyon kanallarında bunu dahi yaptılar. Ne olacak, beddua ile güçlendiğini zanneden bir yapı, anlayış bunu yapar.” … şimdi gereğini yapacağız tabii o ayrı mesele …

    Kardeşlerim bakın bir dersaneler meselesi çıktı hatırlayın. Niye rahatsız oldular? Ki orda yılda bir milyar dolarlık rant vardı. Şimdi ne diyorum biliyor musunuz? Sakın ha. Bu dershanelere yavrularınızı göndermeyin. Göndermeyin. Devletin okullarına gönderin. Başka yere de göndermeyin, çünkü bunların hepsi sülük gibi emiyorlar. Hafta sonlarında bundan böyle anneler, babalar arzu etmeleri halinde biz okullarımızda çocuklarımıza takviye dersini vereceğiz, oradan yavrularımız yarışa girsin. Özel okullarda bile para alıyorlar, özel okullarda para alındıktan sonra yine gidiyor dersaneye, bu ne biçim iştir ya. Hem özel okula para, hem dersaneye para. Hep para, money, money, money hep bu. Ya benim Anadolu’daki Ayşe bacım önümü kesiyor diyor ki, ‘Ahırdan davarımı sattım. Davarı sattım, oraya verdim, çocuk yine üniversiteye giremedi’ diyor. E bunlar vakıa. Bakıyorsun öbür tarafta Fatma bacım diyor ki ‘Bileziklerimi verdim, sattım. Gönderdim yine giremedi’ diyor. Sanki dersaneye gidenler yüzde yüz üniversiteye mi girebiliyor. ” (Recep Tayyip Erdoğan. 27 Şubat 2014. Burdur seçim mitinginden)

  • Yukarıda ayrıntılarını verdiğimiz, dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül imzasıyla çıkartılan ve Gülen okullarının yurtdışında desteklenmesini öngören 16 Nisan 2003 tarih  3847 sayılı genelge tam 11 yıl sonra büyükelçilere kriptolu olarak gönderilen Davutoğlu’nun imzaladığı yazıyla iptal edildi.

  • …Ey hoca, eğer bir yanlışın yoksa Pensilvanya’da durma. Siyaset yapacaksan meydanlara çık. Bu ülkenin huzurunu bozma. Ama bu ülkeyi karıştırma, bu ülkenin huzurunu bozma. Birçok provokatif eylemlerin içerisinde bulunma…Sen Türkçe olimpiyatlarında hocamızı övüyordun diyorlar. Evet övüyordum doğru. Biz samimi davrandık, bu tür şeyler görmedik. Biz ülkenin birliğine saldırı olduğu zaman aynı tavrı devam ettirebilir miyiz?“(Recep Tayyip Erdoğan. 27 Şubat 2014. Burdur seçim mitinginde bunları söylüyor ama gerçek bunun tamamen tersi. Fetocuların Fetonun talimatına uygun olarak Devlet kurumlarını ele geçirmekte olduğu bilindiği halde Feto Hocaefendi övüle övüle bitirilemiyordu. Ne zaman ki 17 Aralık 1015 de Fetocuların Devleti yönetenleri de dinlediği, kaydettiği yani AKP’ye de saldırdığı anlaşılınca Hocaefendi birdenbire kötü adam oldu.)

  • 17 Üniversite kurmak için geldiler, hepsini ONADIM. Bu muydu hainlik be!
    Bu ne vicdandır be! Okullar için yer istedi VERDİK. Uluslararası camiada davet ettiler, devlet başkanlarına, hükümet başkanlarına bunları biz REFERE ETTİK. Olimpiyat dediler, her türlü desteği VERDİK. Ne nankörlük bu ya! Ne istediniz de alamadınız…” (Recep Tayyip Erdoğan 24 Mart 2014 de Trabzon mitinginde Fetullah Gülen’e böyle sesleniyordu).

  • Paralel Devlet. Nerden çıktı bu ya? Sene 1999, kaç, Pensilvanya’ya git, orada bazı tohumlar at. Kendini gizle Pensilvanua’dan acaba Türkiye Cumhuriyeti devletini nasıl ele geçiririz. Niye kaçtın, ne işin var orda, e gel o zaman, Türkiye’ye gel, niye gelmiyorsun, suçsuzsan buraya gel, niye gelmiyorsun, birileri koruma altına mı aldı seni, ne işin var orda, gel. Şimdi, zaten bunlarda imam çokmuş. Çokmuş, hepsi de kaçıp gidiyor. Bir kısmı cezaevinde, bir kısmı değişik ülkelerde dolaşıyor. Ne demiştik, inlerine gireceğiz. Girdik, giriyoruz, girmeye devam edeceğiz” (Recep Tayyip Erdoğan. 10.4.2016 İstanbul Ümraniye hastahane açılışında)

  • FETÖ terör örgütüne aktarılan her kuruş bu millete sıkılmak üzere namluya sürülmüş mermidir. Millete kurşun sıkanı nasıl affetmiyorsak, o kurşunu finansa edeni affetmeyeceğiz. Artık bu yapının her okulu, dershanesi, evi birer terör yuvası. Her derneği, vakfı, şirketi birer terör organizasyonudur… Bu adamlar hırsızdır, çünkü sınav sorularını çalarak usulsüz atamalar yaparak milyonlarca insanın geleceğini çalmışlardır… Bu adamlar gaspçıdır, iş adamlarından ve esnaftan tehdit ve şantaj ile ‘himmet’ adı altında çok büyük paralar toplamışlardır. Belki aramızda bunun muhatabı olanlar vardır. (Recep Tayyip Erdoğan 04 Ağustos 2016. Atatürk Orman Çiftliğindeki ağaçlar doğranarak inşa edilen aksarayda düzenlenen oda ve borsa başkanları istişare toplantısında. Hatırlatalım, yukarıda videosunu verdik. Fetocu Derneğe para verilmesini Recep Tayyip Erdoğan Ağustos 2011’de bizzat istemiş).

Sonuç

Hatasız kul olmaz, herkes hata yapabilir. Ama Devlet yönetimine gelince iş değişir, hatanın ve hatadan dolayı ülkeye verilen hasarın bedeli ödenir. Aslında göz yummanın, cümle alemin bildiği, anlattığı gerçekleri, uyarıları yıllarca dikkate almamanın, kendilerini Fetocu kumpas davalarının savcısı olduğunu ilan etmenin adına hata değil gaflet denir. 

Ne yapabilirdim, kandırıldım, ahmakım, darbeyi eniştemden öğrendim gibi kepazeliklerle, rezaletlerle liyakatsizliklerin aşikar olduğu durumlarda mazeret mevzubahis olamaz, en azından, medeni ülkelerde istifa, Japonya’da harakiri müessesesi diye birşey var.

Son Söz

Bir zamanlar aynı görüştelerdi. Aralarını bozan ihtiras oldu. Pastanın, erkin tamamına sahip olma ihtirası. Aralarında o zaman hiçbir fark yoktu şimdi de öyle.

Bülent Pakman. Temmuz 2016. Son ekleme Ocak 2017. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden alıntı yapılamaz.

FETHULLAH GÜLEN, GÜLEN HAREKETİ, DİNLER ARASI DİYALOG, ILIMLI İSLAM ve TÜRKİYE ÜZERİNE OYNANAN OYUNLAR  İLE İLGİLİ SAYFALARIMIZ

Twitter Widgets

Viyana Parlamento Binası

Bülent Pakman kimdir https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Reklamlar

About bpakman

İnşaat Yüksek Mühendisi, evli, yurtdışında yaşıyor.
Bu yazı Türk siyaseti, Türkiye içinde yayınlandı ve , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s