Milli Mücadelenin başlarında Kızıl Ordunun Azerbaycan’a girişi

Giriş

Güney ve Kuzey Kafkasya’da Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti ve Kuzey Kafkasya Cumhuriyetleri olmak üzere iki Türk Cumhuriyetinin 1918 deki kuruluş hikayeleri Kafkas İslam Ordusu  ve Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti yazılarımızda anlatılmıştı. O günlerin özetinin verilmesinden başlayarak Osmanlı Ordusu’nun Kafkaslardan çekilmesi sürecinde bu iki devlete 1918 ve 1919 da eklenen Ahıska Geçici Hükümeti, Güneybatı Milli Kafkas Geçici Hükümeti, Aras Türk Hükümeti, Acara Şura Hükümetinin kuruluşları ve diğer ilgili olaylar, aşağıda tarih sırasıyla anlatılmaktadır.

BÖLÜM 1 – 1. DÜNYA SAVAŞININ SON YILLARI

1.1 Bolşevik İhtilali

Ekim 1917 Bolşevik İhtilali ve sonrasındaki iç karışıklıklar yüzünden Ruslar, Osmanlı Devletiyle 18 Aralık 1917’de Erzincan’da mütareke imzalayarak 1. Dünya Savaşının Kafkasya cephesinden çekildiler. Rus ordusundan kalan 120 bin kadar Ermeni asker  ve milisler (çeteler) güçlerini birleştirerek Kafkasya’da Ermeni ordusu kurdular. 1917 sonlarında Gürcüler Posof-Kobliyan tarafında, Ermeniler de Erzurum-Kars-Ardahan taraflarında askeri faaliyetlere başladılar. Güney Kafkas halklarının sınırlar konusunda anlaşamamaları sonucu 28 Mayıs 1918 de merkezi Erivan olan Ermeni devleti kuruldu. Ermeniler Doğu Anadolu’nun kendilerine ait olduğunu ileri sürüp, Gümrü, Iğdır, Arpaçay ve Aras’a kadar ilerlediler. Rus Ordusunda Ermeni gönüllülerinden oluşan birliklerden birinin komutanı olan Antranik’in silahlı çeteleri Gökçe’de ve Zengezur’da Türk’leri katlettiler. Yeni Sovyet Hükümeti tarafından görevlendirilen Stephan Şaumyan komutasındaki Ermeni Daşnak birlikleri Azerbaycan topraklarında,  31 Mart 1918 de Bakü’de 15 000 Türk’ü katlettiler. Azerbaycanda bu olay “Mart Kırgını” olarak her yıl anılmaktadır. Stephan Şaumyan ve çetesi 23 Nisan 1918’de Quba’da 122 köyü yıkarak büyük bir katliam yaptılar. 380 aileyi evleriyle birlikte yaktılar. Ayrıca 3000 kadar Dağ Yahudisini de öldürdüler. Daha geniş açıklamaları Kafkas İslam Ordusu yazımızda okuyabilirsiniz.

1.2 Osmanlı ordusunun Kafkasya’ya harekatı

Osmanlı 3. Ordusu Vehib Paşa komutasında, Ermenilerin Türklere karşı saldırı ve katliamlarına son vermek amacıyla, 7 Şubat 1918 de harekete geçerek 8 Nisan’a kadar Kelkit, Erzincan, Bayburt, Tercan, Vakfıkebir, Akçaabat, Trabzon, Erzurum, Oltu, Hasankale, Horasan, Malazgirt, Hınıs, Adilcevaz’ı geri aldı. Van 2 Nisan, Ardahan 3 Nisan 1918 de 3. Ordu tarafından ele geçirildi. 5 Nisan 1918’de Sarıkamış’a,  8 Nisanda Kağızman’a girildi.

1.3 Kars, Ardahan ve Batum Elviye-i Selâse

Rusların Güney Kafkasya’dan çekilmesiyle oluşan otorite boşluğunu doldurmak amacıyla Azerbaycan Türkleri, Gürcüler ve Ermeniler Transkafkasya Sejmi (Meclisi) oluşturdular. Osmanlı Ordusunun yaklaşması üzerine 23 Şubat 1918’de Tiflis’te Seym toplandı ve Osmanlı Devleti ile derhal müzakerelere başlanması gerektiği kararını aldı. 3 Mart 1918 de imzalanan Brest-Litovsk Anlaşması ile  Osmanlı toprağı iken Rusların 93 harbinde (1877-78) işgal ettiği Kars, Ardahan ve Batum  (Elviye-i Selâse: üç liva – üç sancak) Osmanlı Devleti’ne geri verildi.  Fakat Batum’a girilmesi Almanların Gürcülere destek vermeleri yüzünden uzun sürdü. Batum’daki Gürcüler, seferberlik ilân ederek, 12.000 kişi topladılar. Aynca, Rum ve Ermeniler’den de bir tabur oluşturuldu. Harbiye Nazırı Enver Paşa, 4 Nisan 1918’de, 3. Ordu Komutanı Vehip Paşa’ya şu emri veriyordu: “Üç senedir döktüğü kanların ve uğradığı zorlukların ve felâketlerin mükâfatı olarak, Osmanlı Hükümeti’ nin eskiden kaybettiği ve Brest-Litovsk Muahedesi ile istikbalini sağladığı Batum, Kars ve Ardahan’ı fiilen işgal etmek hükümetin vazifesidir“. Batum’a taarruzdan önce, 3. Ordu Komutanı, 37. Kafkas Tümeni Komutanına,  Batum Komutanlığı’na bir tebliğ gönderilmesini emretti. Bu tebliğde özet olarak şunlar vardı:
“Brest-Litovsk Muahedesi gereği boşaltılması lâzım gelen Batum, işgal edileceğinden, askerlerinizin tabyalardan 13 Nisan 1918, saat 16.00’ya kadar geri çekilmesini teklif ederim. Bu teklif kabul edildiği takdirde askerimiz, Batum’ dan askerleriniz kâmilen çekilinceye kadar, tabyalarda kalacaklar ve şehre ilerlemeyeceklerdir. Kafkas Cephesi Osmanlı Komutanı, askerinizin silâhları ile Batum’dan çıkmalarına müsaade etmektedir“
. Bu teklif reddedildi. Başlayan taaruzla 14 Nisan 1918 de Batum’a girildi. Aynı gün Çürüksu’ya da girildi.

14 Temmuz 1918 tarihinde Elviye-i Selâse’de başlayan halk oylaması sonucu, bölge halkının büyük çoğunluğu Türkiye ile tekrar birleşmeyi istedi. 15 Ağustos 1918 tarihinde Padişah VI. Mehmed Vahideddin tarafından yayınlanan bir beyânnâme ile Elviye-i Selâse’nin resmen Osmanlı’ya ilhâkı ilan edildi.

1.4 Kafkas İslam Ordusu

Azerbaycan Türklerinin talebi üzerine Nuri Paşa komutasında Anadolulu, Kerküklü, Azerbaycanlı ve Dağıstanlı gönüllülerden oluşan Kafkas İslam Ordusu 20 Mayıs 1918 de Azerbaycan topraklarına girdi. Ordunun gelişiyle eli güçlenen Azerbaycan Millî Şûrası 28 Mayıs 1918’de istiklâl beyannamesiyle Azerbaycan Demokratik Cumhuriyetinin kuruluşunu ilan etti. Tebriz’i alan Ali İhsan (Sabis) Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu 9 Haziran 1918’de Hoy şehiri yakınlarında Ermeni  Antranik kuvvetlerini yendi. Antranik Nahcivan’a çekildi. Aynı gün Mürsel Paşa komutasındaki 5. Kafkas Piyade Tümeni de Azerbaycan topraklarına girdi.

1.5 Bakü zaferi

Birleşik Türk orduları Nuri Paşa komutasında şiddetli savaşlardan sonra 15 Eylül 1918 de Bakü’ye, 12 Ekim 1918 de Derbent’e girdi.  13 Ekim 1918 de Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti ilan edildi. Böylelikle Nahçıvan, Azerbaycan ve Dağıstan Türkleri Ermeni katliamından kurtarıldılar. Bu konulardaki ayrıntılı yazılarımızı okumak için lütfen tıklayın:  Kafkas İslam Ordusu  ve Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti

BÖLÜM 2 – 1. DÜNYA SAVAŞININ SONA ERİŞİ

2.1 Osmanlı Ordusu’nun Güney Kafkasya’dan  çekilişi ve bölgenin İngiliz-Ermeni hakimiyetine geçişi

Osmanlı Ordusunun Azerbaycan, Nahçıvan ve Dağıstan’daki varlığı fazla uzun sürmedi. I. Dünya savaşını kaybetmiş olan Osmanlı Devleti, İtilaf Devletleri’nden mütareke (ateşkes) isteğinde bulundu. Mütareke imzalanmadan önce 16 Ekim 1918’de  Osmanlı Devletinin Başnazırı Ahmet İzzet Paşa Hükümeti, Brest-Litovsk Antlaşması ile kazanılan Kars, Ardahan, Batum dışındaki toprakların boşaltılması kararını aldı ve bu kararı 5267 no.lu emirle 20 Ekim’de şifreli telgrafla Kafkas Ordu Komutanlığı’na bildirdi. Bu karar uyarınca  21 Ekim 1918 günü Harbiye Nazırı Enver Paşa Kafkasya’daki IX. Ordu Komutanlığına 6 hafta içinde Elviye-i Selâse (Kars, Ardahan, Batum) hariç, Azerbaycan, Dağıstan ve Nahçıvan dahil tüm Güney Kafkasyayı terk etme emrini verdi.  Ancak Enver Paşa, Şark Orduları Grup Kumandanı Halil Paşa’ya gönderdiği önceki bir emirde; Nuri Paşa’nın orada kendisi ile çalışmak üzere kalacak subay ve askerleri belirleyerek ona göre faaliyette bulunmasını istemişti. Buna göre Kafkasya’da bazı Osmanlı Ordusu subayları faaliyetlerine devam ettiler.

29 Ekim 1918’de IX. Ordu Komutanı Yakup Şevki Paşa ve III. Fırka Kumandanı Halid Beğ’in yardımları ile Ahıska Geçici Hükümeti kuruldu.

30 Ekim 1918’de Osmanlı Devleti  Mondros Ateşkes Anlaşmasını imzalayarak ile bütün cephelerde olduğu gibi Azerbaycan, Nahçıvan ve Dağıstan cephesindeki  güçlü ve disiplinli Osmanlı ordusunun askeri faaliyetlerini sona erdirmeyi taahhüt etti. Ancak, başlatılacak geri çekilme harekatı öncesinde bölgedeki Türk komutanların bazı çekinceleri mevcuttu. Geri çekilme işlemini lojistik, askerî, güvenlik ve stratejik noktalardan değerlendiren komutanlar düşüncelerini merkeze çeşitli telgraflarla bildirmişlerdi. Türk komutanların görüşleri şunlardı:

  • Geri çekilme işlemi en az bölgeye düzenlenen ileri harekat kadar zor olacaktı.

  •  Belirli bir araziye yayılmış kuvvetlerin erzak ve malzemelerinin taşınması bile sadece 3 aylık bir zaman dilimini kapsayacaktı.

  •  Aynı şekilde bölgede Türk birliklerinin çekilmesi ile başlayacak göç dalgası için olası güzergahlarda iaşe ve güvenlik tedbirlerinin alınması gerekmekteydi.

  •  Boşaltılacak yerleşim yerlerine hemen gelmeleri beklenen Ermeni ve Gürcü kuvvetlerinin gerçekleştireceği faaliyet ve olası zulümler de öngörülmeliydi ve önlemlerin alınması gerekmekteydi.

  •  Ayrıca bölgede güvenlik de önemli bir problemdi.

İngilizler’in İttihat ve Terakki üyeleri hakkında yakalama emri çıkarması üzerine Enver Paşa, bazı arkadaşlarıyla 1 Kasım 1918 gecesi bir Alman denizaltısına binerek Osmanlı topraklarını terk etti ve Kırım’a gitti.

5 Kasım 1918’de Kars Millî İslâm Şûrası kuruldu. Bu arada Osmanlı’nın 15. Piyade Fırkası Kuzey Kafkasya’da hala harekatlarına devam ediyordu. Yusuf İzzet Paşa geri çağrılma ihtimalini göz önüne alarak 26 Ekim’de başladığı harekat sonucu 8 Kasım 1918 tarihinde Kuzey Kafkasya’daki Mahaçkale (Petrovsk)  şehrini ele geçirdi. Nuri Paşa Osmanlı hükümetinin tahliye  emrini, Petrovsk Cephesine 11 Kasım’da ulaştırabildi. Yusuf İzzet Paşa geri çekilme konusunda ayak sürümüş fakat emri daha fazla geciktiremeyeceğini anladığından 15. Tümen Komutanına morali gayet bozuk bir vaziyette nakliyatın 27 Kasım’a kadar tamamlanması hususunda emir vermişti.

Bu arada Enzeli’de bulunan İngiltere’nin bölge komutanı Thomson ile Nuri Paşa arasında çeşitli defalar farklı şekillerde iletişim kuruldu. İngiliz komutanın Bakü’nün boşaltılmasını istemesi ve İngilizlerce işgal edileceğini bildirmesinin ardından Nuri Paşa, çekilme takviminin Thomson’un beklediği hızda olamayacağı cevabını verdi. Sonuçta Osmanlı kuvvetlerinin çekilmesinin nasıl olacağı konusunda anlaşmaya vardılar.

Mondros Mütarekesi’nin 11. ve 15. Maddeleri doğrudan bölgeyi yani Kafkasları ilgilendiriyordu ve Elviye-i Selâse’nin (Kars, Ardahan ve Batum) terki söz konusu değildi. Fakat İngilizler, 11 Kasım 1918’de Osmanlı Hükümeti’ne Mütareke’nin 11. Maddesi’ne ek olarak verdikleri notada; bütün birliklerinin elemanları ve cephaneleriyle beraber Elviye-i Selâse’yi terkini istediler. Bu çaresiz durumdaki Osmanlı hükümetine verilmiş bir ültimatomdu. İngilizler aciz Osmanlı Hükümeti’nin müteakip itirazlarını da kabul etmediler. İtilaf Devletlerinin ültimatomu üzerine Osmanlı hükümetince alınan 20 Kasım 1918 tarihli yeni bir kararla Kafkasya’da hiçbir Osmanlı askerinin kalmayacağı, buradaki kıtaların süratle bölgeyi terk etmeleri emredildi. Bu karara uyularak 15. Piyade Fırkası, Derbent ve Petrovsk istasyonlarından ayrıldı.  5. Piyade Fırkasının da Bakû’yü terk etmesiyle Osmanlı Ordusu Kafkaslardan geri dönüşe başlamış oldu.  16/17 Kasım’da Nuri ve Mürsel Paşalar dahil olmak üzere Osmanlı Ordusu Bakü’yü tamamen terk etti. Bazı Türk subayları Azerbaycan ve Kafkasya’da kaldılar.

17 Kasım 1918’de General William M. Thomson’un komutasındaki 5 bin kişilik İngiliz, Fransız ve Amerikan birliklerinden, Ermeni ve Kazak askerlerden de oluşan müttefik askeri güçler, Azerbaycan hükümetinin protestosuna rağmen Bakü’yü tekrar işgal ettiler.  İngilizler 14 Eylül’de kaçtıkları gemilerden biriyle dönmüşlerdi.

Türk ordusunun çekilmesinden ve İtilaf kuvvetlerinin bölgeye gelmesinden sonra Bakü Valiliği görevini üstlenen İngiliz General Thomson  üç renkli,  ay-yıldızlı Azerbaycan bayrağının kullanılmasını yasakladı. Kalan Osmanlı birliklerine de, derhal Bakü ve Kafkasya’dan çekilmeleri ültimatomunu verdi. İngiliz işgaliyle, artık Azerbaycan’da yeni bir dönem başlamıştı. General Thomson Azerbaycan toprağı olan Zengezur rayonunun (ilçesinin) beşte dördünü Ermenilerin çete lideri Antranik’e verdi. Antranik (Andronik) Thomson tarafından kendisine verilen bu toprağı karargâh yaparak Güney Kafkasya’da katliamlara başladı. Antranik Zengezur’u, Karabağ’ı ve Dağlık Karabağ’ın Kuzeyinde bulunan Gence vilayetini de içine alacak şekilde, bu toprakları “Küçük Ermenistan” diye adlandırıyordu. Hedef olarak bu arazilerde yaşayan Azerbaycan halkına karşı terör faaliyetlerinde bulunarak, buraları Müslüman ve Türk insanından kendi fikrince temizleyerek ülkesine katmak istiyordu. Ermeni saldırılarının tahammül edilmez hal alması üzerine 18 Kasım 1918 de merkezi Iğdır olan Nahçıvan’ı da kapsayan Aras Türk Hükümeti kuruldu. Osmanlı ordusundan kalan silah ve bazı subaylarla birlikte  çaresiz halk silahlanarak Ermenilere karşı koymaya çalıştılar. Aynı gün Osmanlı kuvvetleri Tebriz’i terk etti.

Osmanlı’nın IX. Kafkas Tümeni 1 Aralık 1918 de Nahçıvan’ı terk etmeye başladı.  4-5 Aralık’ta da Ahıska’yı, Ahılkelek’i kısaca tüm Azerbaycan ile doğu, güney ve kuzey Kafkasya’yı terk eden Osmanlı kuvvetleri, 4 Aralık’ta Osmanlı devletinin Arpaçay’da 1877’ye kadar hakim olduğu sınırına, 5 Aralık’ta da daha önce belirlenen 1914 Osmanlı-Rus sınırına çekilmişti. Bu sınır Ardeşen-Yusufeli-Oltu-Bayezit hattından geçiyordu. IX. Kafkas Tümeni, 11 Aralık’ta Kağızman üzerinden Sarıkamış’a geldi. 17 Aralık’da Azerbaycan tümüyle terk edildi. Ancak, daha önce de olduğu gibi bölgede kalmak isteyen terhis olmuş askerler ile silah ve mühimmat bölgede bırakıldı.

Ermeniler 2 Aralık 1918 de Aşık Melikli, Xolaflı, Şıxlar, Totar köylerini yaktılar. 18 Aralık’ta Sirik köyünü yakıp talan ettiler. 26 Aralık’ta ise Düdükcü kasabasında Azerbaycanlıların yaşadığı mahalleleri yakıp yıkarak yerle bir ettiler. Elli binden fazla (bazı kaynaklarda altmış binden fazla) insan mülteci durumuna düşerek Azerbaycan’ın değişik köylerine sığınmak zorunda kaldı.

İngilizlerin isteği uyarınca Osmanlı Devleti 10 Aralık 1918 de Elviye-i Selâse’nin tahliyesine başlattı, 13 Ocak 1919 da IX. Ordu Karargâhı Erzurum’a nakledildi.

Artan Ermeni saldırı ve tecavüzlerine karşı  Türk halkını korumak maksadıyla Ardahan, Batum bölgesinde Acara Şura Hükûmeti kuruldu. 17-18 Ocak 1919’da Kars’ta yapılan kurultayda Kars-Ardahan ve Posof’lu aydınlar Ermeni-Gürcü hareketini engellemek için “Milli Şûrâ Hükümeti”ni Kars, Ardahan, Batum Sancakları ve kazaları ile Nahçıvan Ordubad, Culfa, Ahıska ve Ahılkelek’i de kapsayacak şekilde genişleterek Cenûbîgarbî (Güneybatı) Milli Kafkas Geçici Hükümetini kurdular. 1 Şubat 1919 Hükümet sınırlarını Kars, Ardahan, Batum, Kağızman; Oltu (Şenkaya ilçesi ile birlikte), Nahçıvan; Artvin, Borçka, Murgul, Çürüksu, Acara-î Ulyâ (Yukarı Acara), Acara-i Süflâ (Aşağı Acara), Ardanuç, Şavşat, Posof, Ahıska (Azgur, Koblıyan ve Hırtış ile birlikte), Ahılkelek, Çıldır, Akbaba (Arpaçay başları). Şüregel, Zarşad, Penek, Sarıkamış, Horasan (Aşağı Pasin’den sayılan Karaurgan Bucağı) Digor, Sürmeli, (Iğdır, Kulp/Tuzluca ve Aralık ilçeleri gibi Aras’ın sağındaki yerler) Iğdır, Şerur, Şahtahtı, Yenice, Culfa, Ordubad vilâyet, sancak ve kazaları olarak belirledi.

Batum, 23 Ocak 1919 da Osmanlı kuvvetleri tarafından tamamen terk edildi, ertesi gün İngilizler tarafından işgal edildi. Doğu Anadolu vilayetlerinin haklarını korumak için 2 Aralık 1918’de İstanbul’da kurulan Vilâyât-ı Şarkîyye Müdâfâa-i Hukûk Millîye Cemiyeti, 10 Mart 1919’da Erzurum’da bir şube açtı.

Azerbaycan ve Cenubigarbi Milli Kafkas Hükümetlerine bağlı olmak istemeyen Ermeniler 1919 yılının Mart ayından başlayarak Karabağ’da, Erivan’da Üçmüezzin’de, Nahcivan ve diğer Azerbaycan topraklarında terör faaliyetlerine devam ettiler. 4 Nisan 1919’da İngiliz Hükümeti General K.M. Davie’yi Erivan, Kars Vilayeti, Nahçıvan Bölgesi ve Borçalı tarafsız bölgesinden sorumlu tayin ederek özellikle bölgeyi ilgilendiren şu talimatları verdi:


* Kars Vilâyeti ve Nahçıvan bölgesinin Paris Barış Konferansı kararına kadar, Ermeni Hükümeti’nin yetkisine verilmesi;
* Kars Şûrâsı’nın en kısa zamanda dağıtılması ve liderlerin sınır dışı edilmesi,
* En ufak bir şüphede Türklerin tutuklanıp Tiflis’e gönderilmesi,
* Bu hazırlıkların 30 Nisan’a kadar tamamlanması;
 

* İngiliz askerlerinin   çekilerek yerlerini Ermeni Hükümeti ve bir misyona bırakması.

13 Nisan 1919’da İngilizler, 2500 Ermeni askerini takviye getirerek Kars’ı işgal ettiler, Cenûbîgarbî Kafkas Hükümeti’ni dağıtıp; Hükümet Başkanı Cihangiroğlu İbrahim Beğ ile birlikte toplam 12 Hükümet üyesini tutukladılar. İngilizler Hükümet üyelerini Tiflis-Batum-İstanbul yoluyla Malta’ya sürdüler. Bu hükümetin dağılmasından sonra Gürcüler Azgur, Ahıska ve Duğur’da ileri gelen şahıslarla işbirliği yaparak Ahıska, Ahırkelek ve Posof’u işgal ettiler. Bu dönemde Osmanlı ordusu 3. tümenine bağlı taburlarla, milis kuvvetleri, Gürcülere karşı ayrı ayrı savaşmıştı.

Ermeniler, Nisan sonlarında Nahçıvan-Şerur bölgesini işgale hazırlandılar. 3 Mayıs 1919 da Ermeni çete reisi General Dro İngiliz Generali Davie ’tarafından Nahçıvan bölgesinde asayişi temin etmek ve Nahçıvan’da Ermeni idaresini kurmak üzere tayin edildi. İngiliz yardımı ile Nahçıvan’a doğru ilerleyen Ermeniler, Şerur ve Zengizor mıntıkalarında Türklerin direnişi ile karşılaştılar. General Shalkovnikov ve General Dro’nun kuvvetleri ile Mışığ Aveteryan’m atlı süvarileriden oluşan 6.000 kişilik bir Ermeni müfrezesi Türklerin direnişini kırarak 24 Mayıs 1919’da Nahçıvan’ı işgal etti. Azerbaycan Hükûmeti’nin İngilizler nezdindeki protestosu neticeyi değiştirmedi. Nahçıvan Şahtahtı civarındaki 45 köye saldırıldı, demiryoluna yakın köyler zırhlı tren toplarıyla ateş altına alınmak suretiyle Müslüman halk paniğe uğratıldı ve buralar ele geçirildi. İki Ermeni alayı, Büyükverdi Köyüne saldırarak halkın birçoğunu öldürdü. Ermeniler, Müslüman Türk ahaliyi Aras Nehri’nin batısına kovmayı planlamışlardı. 

15. Kolordu Kumandanı Kazım (Karabekir) Paşa’nın görevlendirdiği 11. Tümende Yüzbaşı Halil, Üsteğmen Edip (Albay Tokalp), Topçu Üsteğmen Naci (General Altuğ), Teğmen Osman Nuri  komutasında 2.000 atlı ve yaya kuvvet, 19-20 Temmuz 1919’da, Yenice îstasyonundaki Ermeni kuvvetlerine baskın yaptı. Ermenilerden bir zırhlı trenle dört top, 42 makineli tüfek ele geçirildi, 200 kadar esir alındı. Bunun üzerine, General Shalkovnikov Nahçıvan Garnizonu’nu terk ederek Zengizor’a çekildi. Ermeni kuvvetleri de Nahçıvan’dan ayrılarak Revan’a gitmek zorunda kaldılar. Böylece, Nahçıvan’da millî idare yeniden kuruldu.

Bu arada Nuri Paşa İstanbul’a dönünce hain Osmanlı hükümeti tarafından İngilizlere teslim edilmiş ve İngilizler tarafından deniz yoluyla Batum’a getirilerek Kafkas İslam Ordusu komutanlığını yaptığı için yargılanmak üzere Ardahan Kışlasında hapse atılmıştı. Nuri Paşa, 8 Ağustos 1919 gecesi Azerbaycan ve Batum Türkleri tarafından tutuklandığı yerden kaçırılarak Gence’ye getirildi.

Eylül 1919’da Bakü’ye gelen Amerikalı General Haskel, Karabağ ve Zengezur’un Azerbaycan toprağı olması, Nahcivan, Şerur, Dereleyezi bölgeleri ise Generale bağlı olmak şartıyla tarafsız bölge olması istekleri doğrultusunda 20 maddeden ibaret olan bir teklifi Azerbaycan hükümetine iletti. Fakat Azerbaycan hükümeti bu teklifi kabul etmedi.

2.2 Rusların Kafkasya’ya dönüşü

Ekim Devrimi sırasında Çar İmparatorluk ordusunun terk etmesiyle kısa süre özgür kalan Kuzey Kafkasya’ya önce Bolşevik karşıtı Anton Denikin komutasında Beyaz Rus (Menşevik) ordusu girdi. Denikin’in hedefi Bakü petrolleriydi. Arka plandaki hedefi Bakü olmak üzere Kafkasya’yı geri alacağı bilinmekte olan Lenin tahminleri yanıltmadı Mart 1919 da 11. Kızıl Orduyu teşkil etti ve Denikin ile savaşmak üzere Kafkasya’ya sürdü. O zamana kadar Beyaz Ordu Generali Denikin,  Osetya, Kabardey, Adigey ve Karaçay-Malkar bölgelerini işgal etmişti. Mayıs 1919’da İngiliz General Thomson’un Hazar donanmasının da desteğiyle  Dağıstan’da Hasavyurt’u da ele geçirdi.

2.3 Anadolu’da Milli Mücadele başlıyor

İngilizler Ege’ye ve Anadolu’ya asker gönderip başlarını derde sokmaya niyetli değillerdi. Doğu’da Ermenileri kullandıkları gibi Batı’da da Yunanlıları piyon olarak öne sürdüler. 15 Mayıs 1919 da 20 bin Yunan askeri İtilaf gemilerinin desteğinde Anadolu’yu işgal etmek üzere İzmir’e çıktı. Bu Mondros Mütarekesine aykırıydı. Türk subayları ve askerleri dipçiklenerek ve süngülenerek öldürüldüler. Zito Venizelos (Yaşasın Venizelos) diye bağırmayan Türk subayları da süngülendi. Ali Nadir Paşa Yunan askerleri tarafından tekmelendi. Türk sivillere karşı öldürme, yağma ve tecavüz olayları başladı. İşgalin ilk günü İzmir’de 400 Türk öldürüldü. 15-16 Mayıs arası çevredeki köylerde ve kazalarda yaşanan olaylar ile öldürülen Türk sayısı 5 bine yaklaştı. 16 Mayıs sabahı İzmir’in işgalini duyan 800 kadar yerli Rum, Türk köylerine saldırdı. Savunmasız insanlar öldürüldü ve malları yağmalanmaya başlandı. Urla’daki Türk mahalleleri Rumlar tarafından kuşatılmaya başlandı. Bunun üzerine 56. Tümene bağlı 173. Alay Komutanı Yarbay Kâzım Bey yanında bulunan 18 er ve birkaç jandarma ile kasabayı savunmaya geçti. İlk Rum saldırısı püskürtüldü. Aynı gün olayı öğrenen kasabadaki Türk halkı, Urla’daki askeri silâh deposunda bulunan 120 silâhı ve cephaneyi alarak, 120 kişilik bir milis kuvveti meydana getirdi, böylece Batı Anadolu’da ilk Kuva-yı Milliye (milli kuvvetler) doğdu. Bunu çevrede hızla başka milis kuvvetlerinin kuruluşu izledi.

23 Mayıs’ta İstanbul Fatih ve Sultanahmet’te Türk siyasi tarihinin o güne kadarki en büyük mitingi ve kitle gösterileri düzenlendi. Direniş fikri, İttihat ve Terakki yandaşlarının görüşü olmaktan çıkarak tüm ülke sathına yayıldı. Osmanlı Padişahı Vahdettin, İngilizlerin isteği ile,  Anadolu’da İzmir ve Ege’nin işgaline tepki gösterilmesini önlemesi ve Doğu cephesinde silahlarını hala bırakmayan 15. Kolorduyu tasfiye etmesi, 1919 yılı başlarında itibaren Karadeniz’de silahlanarak Rumlarla çatışmalara giren Kuva-yi Milliye’yi dağıtması için Çanakkale savaşı kahramanı Mustafa Kemal Paşa’yı görevlendirdi. 19 Mayıs 1919 da Mustafa Kemal Paşa 9. Ordu Müfettişi sıfatıyla Samsun’a çıktı.

2.4 Amasya Tamimi

21 Haziran’da Mustafa Kemal ile, Anadolu’daki en önemli askeri birliklerin komutanları olan Kâzım Paşa (Karabekir), Refet (Bele) Paşa ve Ali Fuat (Cebesoy) Paşalar ve Ege bölgesinde asayişi sağlamakla görevlendirilen Hüseyin Rauf (Orbay) Bey ile Amasya’da buluştular.  22 Haziran 1919’da Mustafa Kemal Paşa tarafından hazırlanan, Rauf Bey, Refet ve Ali Fuat Paşalar v.b. tarafından da imzalanan Amasya Genelgesi yayınlandı. Genelge bir ihtilal bildirisi niteliği taşımaktadır, çünkü İstanbul Hükümetini hiçe saymakta, hükümetin düşman devletlerin esiri olduğunu söylemekte ve milleti yine milletin kendisinin azmi ve kararlılığının kurtaracağını söylemektedir. Bildiri, ulusal bağımsızlığın ancak ulusun “azim ve iradesi” ile sağlanacağını vurgulayarak, ülke çapında bir direniş hareketinin işaretini vermekteydi.

Kurtuluş Savaşı’nda ilk cephe Ayvalık Cephesi’ydi. 172. Alay komutanı Yarbay Ali Bey (Çetinkaya), halkı da silahlandırarak 29 Mayıs 1919’da Ayvalık’ı işgal eden Yunanlara karşı direnişe geçti. Bu arada Yörük Ali Efe gibi çete reisleri de zaman zaman Yunanlara karşı baskınlar düzenliyordu. Aydın Cephesi’ndeki Kuva-yi Milliye, 28 Haziran 1919’da Yunan askerlerine saldırıya geçti ve üç gün süren kanlı çatışmalardan sonra işgalcileri Aydın’dan çıkarmayı başardı. Ne var ki Yunanlar kısa bir süre sonra kenti yeniden işgal ettiler. Bu bölgede faaliyet gösteren Çerkez Ethem  ise Salihli Cephesi’ni oluşturmuştu.

2.5 Erzurum Kongresi

23 Temmuz 1919’da toplanan Erzurum Kongresi’nde Şirân Müftüsü’nün Arapça duası ve Kongre’nin en yaşlı üyesi sıfatıyla Vilâyât-ı Şarkiyye-i Müdâfâa-i Hukûk-ı Millîye Cemiyeti Başkanı Mehmed Raif (Dinç) Hoca’nın yaptığı açış konuşmasından sonra, Kongre Başkanlığı’na seçilmiş olan Mustafa Kemal Paşa, kürsüye çıkarak memleketin içinde bulunduğu durumu, iç ve dış olayları değerlendirdiği uzun bir konuşma yaptı. Konuşmasının Elviye-i Selâse’yi ilgilendiren kısımda; Ermenilerin Nahçıvan’dan Oltu’ya kadar ki bütün bölgelerde İslam ahaliyi tazyik ve bazı bölgelerde “katliam ve yağmagirlikte” bulunduklarını; “hudutlarımıza kadar İslâmları mahva mahkûm ve hicrete mecbur ederek Vilâyât-ı Şarkiyemiz hakkındaki emellerine de doğru” ilerlemek istediklerini ifade etti. Kongre Beyannâmenin 6. Maddesi’nde Elviye-i Selâse ve Nahçıvan’a olumlu mesaj verilerek mütarekenin imzalandığı tarihteki sınırlarımız dahilinde kalan topraklarımızın bir bütün ve milletimizin birbirinden ayrılması mümkün olmayan öz kardeş oldukları vurgulandı. Mustafa Kemal’in kısa ve öz ifadesi ile Erzurum Kongresi kararlarında “millî hudutlar içindeki vatan bir bütündür. Birbirinden ayrılık kabul etmez” fikri hakimdi.

2.6 Sivas Kongresi

4 Eylül 1919 – 11 Eylül 1919 tarihleri arasında gerçekleşen Sivas Kongresi’nde alınan kararlar, daha önce gerçekleştirilen Erzurum Kongresi kararlarını genişleterek tüm ulusu kapsar bir nitelik kazandırdı. Genel seçimler yapılıp yeni Mebusan Meclisi kuruluncaya kadar İstanbul hükümetiyle tüm resmi bağların kesilmesi kararlaştırıldı. Ülke çapında yeni bir idari ve siyasi örgütlenme kurmak amacıyla bir Heyet-i Temsiliye kuruldu. Bu kararlar yeni bir Türk Devleti‘nin kuruluşuna temel oldu.

2.7 Milli Mücadeleye Karşı ilk isyanlar

2 Kasım 1919’da Manyas –Susurluk-Gönen –Ulubat dolaylarında Osmanlı uşağı Anzavur’un çıkardığı ilk isyan Kuva-yı Milliye tarafından 25 Kasım 1919’da bastırıldı. 26 Ekim’de Bayburt’un Hart kazasında, şeriat düzeni kurmak amacıyla ayaklanan Şeyh Eşref isyanı 24 Aralık 1919 dört tabur ve iki bölükten oluşan 700 kişilik kuvvet tarafından bastırıldı. Bu diğer ve isyanlarla ilgili ayrıntılı yazımızı OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN.

2.8 Misak-ı Milli (Milli Ant)

1919 Aralık ayında yapılan genel seçimler sonucunda son Osmanlı Meclis-i Mebusanı oluştu. Meclise Anadolu’dan sadece Milli Mücadele yanlısı milletvekili adayları seçildi. İki ayrı ilden milletvekili seçilen Mustafa Kemal Paşa’nın İstanbul’a gitmeyi reddetmesi üzerine, Sivas Kongresi başkan vekili olan Rauf Orbay Meclis reisliğine seçildi. 28 Ocak 1920 de Osmanlı Mebusan Meclisi Misak-ı Milli‘yi ilan etti. Misakı Milli bir manifestodur.  Misak-ı Milli haritası ilkesel olarak, Mondros Mütarekesi sırasındaki durum esas alınarak tanımlandı. Arap çoğunluğun bulunduğu yerler Misak-ı Milli sınırlarının dışında kaldı. O tarihte daha Türkiye Büyük Millet Meclisi kurulmamıştı. Misak-ı Milli sınırlarını tesbit ederken Brest Litovsk anlaşması da esas almış böylece gelebilecek  itirazların asgariye indirilmesi düşünülmüştü.

BÖLÜM 3 – KAFKASYA VE ANADOLU 1920

3.1 Bolşeviklerin Azerbaycan beklentisi

2 Ocak 1920 de  RSFSR Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Respublikaları’nın (Rusya Sosyalist Cumhuriyetler Birliği) Dış İşleri bakanı G. V. Çiçerin Azerbaycan’a  nota vererek Denikin’e karşı Sovyetlerle birlikte mücadele etmelerini istedi. Bu nota üzerine telaşa düşen İtilaf Devletleri o zamana kadar Ermenistan yanlısı tutum izleyerek tanımamış oldukları Azerbaycan Demokratik Cumhuriyetini tanımak zorunda kaldılar. Azerbaycan Dış İşleri Bakanı Feteli Han Hoyski, Çiçerin’in notasına 14 Ocak’da cevap vererek Denikin’in Rusyanın kendi iç sorunu olduğunu, Rusya’nın iç işlerine karışmak istemedikleri bildirdi. Yanıt Sovyet Yönetimi tarafından tepkiyle karşılandı ve “Azerbaycan’ın Denikin’e karşı mücadele etmek istemediği” şeklinde yorumlandı. Bu arada Kafkas ülkelerinin bağımsızlığı Polonya, Finlandiya ve Baltık cumhuriyetlerinden farklı olarak Sovyet Rusyası tarafından tanınmamıştı. Oysa Menşevik Denikin rejimi bile Azerbaycan’ın bağımsızlığını tanımıştı. Bu da Bolşevik Rusya’nın Güney Kafkasya’yı MUTLAKA işgal etmeyi hedeflediği anlamına geliyordu.

Çiçerin 23 Ocak’ta bir nota daha verdi ve yıllarca birlikte yaşadıklarını hatırlatarak Azerbaycan’ın işbirliğine davet etti. 1 Şubat 1920 tarihinde Azerbaycan Dış İşleri Bakanı Feteli Han Hoyski, Sovyet Dışişleri Bakanı G.V. Çiçerin’e yazdığı cevapta Azerbaycan’ın bağımsızlığının tanınması konusunda açık ve belirgin bir fikir ortaya koyma talebinde bulundu. 

Kremlin’deki Bolşevikler ise güya Denikin’le mücadelenin komşuların bağımsızlığını tanımaktan daha önemli olduğu izlenimini sergilemeye çalışıyorlardı. Bunlar olup biterken 11. Ordu (Kızıl Ordu) adım adım Güneye, yani esas hedefi olan Bakü’ye doğru ilerliyordu. Rusya’da ve onun Azerbaycan’daki “beşinci kolu” da propaganda faaliyetleri yoğunlaşıyordu.

2 Şubatta “Tüm-Rusya Yürütme Komitesi ve Halk Komiserleri Sovyetinin Faaliyetine Dair” raporda V. İ. Lenin açık bir şekilde şunu ifade etmiştir: “Biz Gürcistan ve Azerbaycan’a Denikin’e karşı anlaşma imzalamalarını önerdik. Onlar, başka bir devletin içişlerine müdahale etmedikleri gerekçesiyle bunu geri çevirdiler. Biz, Gürcistan ve Azerbaycan işçi ve komünistlerinin bu olaya nasıl tepki vereceklerine bakacağız.” Lenin üstü kapalı-açık şekilde Azerbaycan’ı içerden ele geçireceklerini söylüyordu.

1920 yılı 20 Şubatında yeni bir Rus notasına ve Azerbaycan Hükümetinin 7 Mart cevabı gibi daha öncekilerine benzer nota alış-verişleri yaşandı. Tek fark bu dönemde Rus ordularının Azerbaycan sınırlarına doğru ilerlemesi idi. Azerbaycan hükümetinde ise yaklaşan tehlikeyle ilgili görüş ayrılığı vardı. Şubat 1920 yılında kurulmuş Azerbaycan Komünist (Bolşevik) Partisi bu durumdan yararlanarak darbe yapmaya hazırlanıyordu. Şubat ayında Rusya Dışişleri Komiserliğinde ise Azerbaycan’ın bağımsızlığını tanıma konusu müzakere edilmekteydi. Rusya’nın önünde dağılmış ekonomisini ihya etmek gibi ağır bir görev duruyordu. Bunun için büyük miktarda petrole ihtiyaç vardı. Sonuçta Bakü’de ve Rusya’da faaliyet yürüten Müslüman Bolşeviklerin görüşleri de dikkate alınarak hiçbir şekilde Azerbaycan’ın bağımsızlığını tanımama kararı alındı. Yani Azerbaycan Demokratik Cumhuriyetini yıkarak Bakü petrollerini ele geçirme hedefinden vazgeçilmedi.

3.2 Mustafa Kemal’e göre Şubat 1920 de Anadolu ve Kafkasya’da durum 

Ülke dört bir yanından kuşatılmıştır. Batıdan Yunan ordusuyla, Boğazlardan İtilaf askerleriyle, Akdeniz’den İtalyan ve Fransız, Suriye’den Fransız, Irak’tan İngiliz ordularıyla, Kafkasya’dan yeni kurdukları ve Türk topraklarını işgal ettirdikleri Ermenistan ve Gürcistan ile, Karadeniz’den de Pontus çeteleriyle sarılmıştır. Ayrıca mevcut olan yönetimle işbirliği yapılarak, Türkiye içerden de çökertilmektedir.

Durum daha da kötüleşiyordu. 16 Mart 1920’de Meclis-i Mebusan da dahil olduğu halde Babıali ve bütün hükümet daireleriyle beraber İstanbul, İngilizler tarafından cebren ve resmen işgal edildi. İngiliz birlikleri İstanbul’da bulunan, başta Rauf Bey olmak üzere önde gelen Milli Mücadele yanlısı milletvekillerini tutukladılar. Ayrıca telgrafhaneler de işgal altına alındı ve resmi makamlar arasında iletişim imkânı kalmadı. Bu şartlara göre, Anadolu, İstanbul ve resmi makamlarla ortak hareketten mahrum kalmıştı.

3.3 Kızıl Ordu – Sıra Bakü’de

Kızıl Ordu Kafkaslarda bir yıl süren savaşlar sonunda Denikin’in ordusuna son darbeyi vurarak Mart 1920 de Dağıstan’a girdi, Menşevik-Bolşevik iç savaşını sona erdirdi. Sırada elbette ki Azerbaycan daha doğrusu Bakü petrolleri vardı.

17 Mart 1920 ’de Sovyet hükümetinin başkanı Lenin, Kafkas Cephesi Askeri Devrim Konseyi üyeleri olan N. K. Smilka’ya ve K. K. Orconikidze’ye gönderdiği telgrafda “Azerbaycan’ı ele geçirmek bizler son derece önemlidir. Bütün çabanızı buna harcayın” emrini verdi.  V.İ. Lenin’in el yazısıyla yazdığı 17.03.1920 y. // Rusya Devlet Sosyal ve Siyasi Tarih Arşivinde bulunan bu telgrafın bir kopyasına ise G.K. Orjonikidze şöyle bir not düşmüştür: “Telgraf Bakü’ye saldırı hazırlıkları dönemine aittir.” V.İ. Lenin’in bu telgrafı sonrası Azerbaycan’ın işgali ile ilgili faaliyetler başlatıldı. Sınır boyunca askeri yığınak yapılmaya başlandı. Ermeni delegeleri Pirimov ve Zaxaryan Moskova’ya giderek Rusya hükümetinin Ermenilere toprak vermesi karşılığında Rusya’nın Azerbaycan’ı işgal etmesi için destek ve yardım teklifinde bulundular. Aynı günlerde Dağlık Karabağ’da Ermeniler ayaklandılar, Ermenistan, Kazak ve Nahçıvan yönünden saldırdılar. Ermenistan-Sovyetler  danışıklı döğüşü olan bu hareketin tek amacı vardı. Azerbaycan ordusunu Bakü’den ayırmaktı. Nitekim Bakü’yü koruyan ordunun büyük kısmı Batıya ve Karabağ’a kaydırıldı.

3.4 Azerbaycan’da siyasi durum

Osmanlı ordusunun gitmesinden sonra Azerbaycan’da baş gösteren parti ve hükümet içindeki düşünce farklılığı ve tartışmaları sosyo politik durumu zorlaştırıyordu. Ayrıca ülkede ekonomik ve mali sıkıntılar bulunmaktaydı. İçte sosyo politik krizin derinleşmesine Bolşevikler ve Bolşevik yanlısı güçlerin birleşerek, hükümete karşı çıkması da ciddi olumsuz etki yapmaktaydı. 

1919’da Azerbaycan’da 20’den fazla Bolşevik gazetesi yayınlanmıştır.   “Bakı İşçi Konferansı Haberleri “, “Azerbaycan Gençleri”, “Hürriyet”,”Hak”, “Fukara Sedası “, “Zahmet Sedası”, “Ekim Devrimi”, “Genç İşçi”, “Azerbaycan Fukarası”, Rusça “Nabat”, “Molot”, “Proletari”, “Raboçi Put”, “Golos Truda”, “Bednota”, “Molodoy Raboçi”, “Novı Mir”, ve başkaları da Azerbaycan Bolşevikleri tarafından yayınlanmıştır. Bu gazetelerin ömrü çok kısa olmuş, bazılarının sadece birkaç sayısı çıkmışsa da “Komünist” gazetesi “Hümmet’’, “Goç-Devet”, “Tekamül”, “Yoldaş”, “Hümmet” (1917-1918), “Bakü Şurasının Haberleri” gibi Bolşevik gazetelerinin devamcısı gibi yayınlanmıştır. “Komünist” gazetesi 29 Ağustos 1919 yılından itibaren çıkmaya başladı. – Azerbaycan Bolşevikleri ” Komünist” gazetesinin hükümet organlarından habersiz çıkarmışlardır. 1919’da çıkmış gazetenin editörlüğü Ruhulla Ahundov tarafından yapılmıştır. 

Böylesine bir ortamda ve Kızılordu da sınırda davet beklerken Rusya’da bulunan komünist Neriman Nerimanov’un başını çektiği Bolşevik taraftarları komünist rejimin benimsenmesi ve Sovyetlere katılınması için çaba harcıyorlardı.

Moskova, Bakü’de gerçekleştirilmesi planlanan darbede sözkonusu yerli Bolşeviklere  güveniyordu. Rusya Komünist (Bolşevik) Partisi ve Türkistan komisyonu üyesi Y. E. Rudzutak Lenin, Rıkov ve Çiçerin’e gönderdiği telgrafta şunları öneriyordu: “Bakü’deki gergin husus Ermeni-Tatar (Not: Tatar = Müslüman Azerbaycanlılara o zaman Rusların verdiği ad) ilişkileridir. Hükümet Tatarlara güveniyor. Darbe, sadece Müslümanlara dayanarak yapılabilir. Bunun yanında her hangi bir Ermeni her hangi bir makama atanmamalıdır.” 

Ancak ilerleyen günlerde Bakü’de Bolşevik darbenin gerçekleşmeyeceği anlaşılınca Stalin Kızıl Orduya Bakü’yü işgal emri verdi.

3.5 Ermeniler Kars ve Nahçıvan’a saldırıyor

Doğu Cephesinde sorunlar devam ediyordu. 1920 Ocak-Şubat aylarında Ermeniler Kars vilayetine hücum ederek birçok insanı katlettiler. Mart 1920’de Ermeniler Karabağ’da yeniden isyana başladılar. 

Ermeniler, 16 Mart 1920’den itibaren Nahçıvan bölgesindeki Büyükvedi, Civa, Ağura, Orduâbâd’a saldırılara başladılar. 

22 Mart’ta Esgeran’a hücum ettiler. 

23 Mart’ta Xankendi ve Şuşa’ya hücuma geçerken, aynı zamanda Karabağ’ın Qazak ve Gence’deki Ermeni halkı da saldırıya geçerek buradaki Müslüman Türk halkını katlettiler. 

25 Mart’da Müslüman ahaliyi ezdirmemek, Ermenileri başarısızlığa uğratmak için, o anda İtilâf Devletleri’nce Türkiye’nin sınırları dışında kabul edilen bütün şûra kuvvetlerinin cephelerdeki Ermenilere taarruz etmeleri ve 15. Kolordu birliklerince gerekli yardımların yapılması, Kâzım Karabekir tarafından  emredildi ve durum Sivas’taki Heyet-i Temsiliye Başkanı Mustafa Kemâl Paşa’ya 26 Mart’ta bildirildi.

Bölgedeki durumun hassasiyetini gören Kâzım Karabekir Paşa, 11. Kafkas Tümeninin 34. Alayı’nın 1. Taburu ile bir makinalı tüfek bölüğü ve bir kaşulu bataryayı Şahtahtı’na gönderdi ve bu kuvvetler Şahtahtı müfrezesi adıyla bu bölgede harekâta başladı. Mart başında, bütün Nahçıvan’ın Ermenilere karşı ileri karakolu vaziyetinde bulunan Vedi’ye Ermenilar saldırıya geçmişlerdi. Topçu Üsteğmen Naci’ye bağlı, Vedili Abbaskulu idaresindeki Milis kuvveti, Ermenileri beş subay ve bir çok eri zayiat verdirerek püskürtmüşlerdi. Ancak 3 Mart 1920’de, Uluhanlı’dan gönderilen birliklerle takviye edilen Ermeni kuvvetleri, tekrar Vedi’ye geldiler. 

27 Mart 1920’de Büyük Vedi milis kuvvetlerine karşı kaarruza geçtiler. Nihayet, Ermeniler iki makinalı tüfek, iki araba dolusu top ve bir çok ölü bırakarak, başarısız şekilde Erivan yakınlarına geri çekildiler. 3 Nisan 1920’de Ermeniler Vedi’ye baskın şeklinde bir taarruz yaptılar kasabaya girmelerine rağmen Yenice’den gelen Millî Şûra Taburlarıyla takviye edilen Vedi Taburları, tarafından geri çekilmek mecburiyetinde bırakıldılar. Ayrıca, Çirmen Dağı’ndaki önemli mevkileri de zaptedilmişti.

3.6 Osmanlı’nın Milli Mücadeleye ihaneti

İngilizlerin baskısı yüzünden Osmanlı Meclisi Mebusanı 18 Mart 1920 tarihinde toplanarak kendini feshettiğini açıkladı. 

Yunanlılar 24 Mart 1920’de Dumlupınar’ı, 28 Mart’ta da Afyon’u ele geçirdiler. 

Padişah Vahdettin 11 Nisan 1920’de ikinci meşrutiyetin sona erdiğini açıklayarak bir başka Meclis oluşturma yolunu da kapatmış oldu. Böylece hainliklerini rahatça sürdürecekti artık. Aynı tarihte Osmanlı Devleti Şeyhülislamı Dürrizade Abdullah’a ait  olan ve tarihe “Dürrizade Fetvası” olarak geçen fetvada; Kurtuluş Savaşına katılan herkes halifeye isyan ile suçlanmış olup bağımsızlıktan yana olanlar din düşmanı ve katli vacip olarak gösterilmiştir. 

Bu fetva yüzünden Anadolu’da isyanlar çıkmaya başladı. Anzavur’un ikinci isyanı 15 Nisan 1920’de Çerkez Ethem bastırdı. 

Osmanlı Padişahının Kuva-yi Milliye’ye karşı gönderdiği Kuva-i İnzibatiye ordusu 10 Mayıs 1920’de Adapazarı’nı işgal etti. Ali Fuad Paşa komutasındaki 20. Kolordu Adapazarı’nı geri aldı. 

2 Mayıs 1920 de Konya’da çıkan Delibaş isyanı Refet Paşa tarafından, Mayıs ve Eylül aylarında Yozgat’taki Çapanoğlu isyanları Çerkez Ethem tarafından Ağustos ve Aralık aylarında bastırıldı. 

Aynı şekilde Çopur Musa, Aynacıoğlu, Milli Aşireti ayaklanmaları da bastırıldı. 

Ayaklanmaların tamamını detaylarıyla okumak için lütfen TIKLAYIN

3.7 Azerbaycan işgalinin son hazırlıkları

17 Mart 1920 de Lenin Kafkasya’daki Askeri Devrim Konseyi’ne bir telgraf çekti: “Bakü’yü mutlaka almalıyız. Bütün gayretlerinizi bu yöne harcayın, ancak beyanatlarınızda titizlikle diplomatik olmanız gerekmekte olup yerel Sovyet gücünün azami ölçüde sağlam olması sağlanmalıdır.

Azerbaycan’da ise o sırada siyasi kriz vardı. Halk Cumhuriyeti’nin Başbakanı Feteli Han Hoyski Mart 1919 da istifa etti.  Nasib Yusufbeyli tarafından 1919 yılının Aralık ayında kurduğu Bakanlar Kurulundan Dış İşleri Bakanlığı görevine getirildi. Siyasi krizin derinleşmesi 1920’nin Nisan ayının başlarında Yusufbeyli’nin de istifa etmesi ile sonuçlandı. Böylece, dış istikrarsızlık tehdine iç istikrarsızlık da eklendi. Yeni hükümetin teşkili iktidarla muhalefet arasında tarafsız pozisyonda bulunan Müsavat partisinden olan M. H. Hacınskiye verildi. Rus yanlısı olan M. Hacınski Bolşeviklere koalisyon hükümetini kurmak için müracaatta bulundu. Fakat Bolşevikler bu yeni hükümete dâhil olmaktan kaçındılar. Sonunda Hacınski yeni hükümeti teşkil edemedi. Eski kabine yeni hükümet oluşturulana dek faaliyetine devam ediyordu. Oluşan hükümet krizi Azerbaycan’ın Rusya tarafından işgalini hızlandırdı. Rusya, Azerbaycan’ın zengin kaynaklarına sahip olmak istiyordu. Rusya’nın bu amacına ulaşması için komünist maskesi takmış Taşnaklar da Ruslara yardımcı oluyorlardı.

15 Nisan 1920 de Azerbaycan Dış İşleri Bakanı Feteli Han Hoyski Rusya’ya nota vererek Kızılordunun Azerbaycan sınırına dayanması karşısında rahatsız ve şikayetçi olduklarını dile getirdi. 18 Nisan’da Quba ilçesi reisi Azerbaycan sınırı yakınında Rus ordularının toplandığına dair rapor sundu. 21 Nisan’da Kafkas ordusu komutanlığı XI. Kızıl Ordu ve Volga-Hazar Deniz Filosunun komutanlığına 490 No’lu bir direktif göndermişti. Bu direktifte Azerbaycan ordusunun esas güçlerinin Batı bölgesinde bulunduğuna dair bilgi yer alıyordu. Bu belge doğrultusunda XI. Ordu ve Volga-Hazar Deniz Filosu komutanlığı – M. Tuhaçevski, S. Orjonikidze ve Zaharov şu emri verdiler: “27 Nisanda Azerbaycan sınırı geçilsin, beş gün içinde Bakü-Yalama operasyonu tamamlansın”. 21 Nisan 1920’den 22 Nisana geçen gece Mikhail Tukhachevsky XI. Kızıl Ordu komutanlığına ve Volga-Hazar Filosuna yine bir telgraf göndermiş,  Bakü’nün işgal planını net bir şekilde açıklanmıştı:

Azerbaycan silahlı kuvvetleri ülkenin batısıyla meşguldür. Aldığımız istihbarata göre küçük bir Azerbaycan kuvveti Yalama istasyonunu korumaktadır. Aldığım talimatlara göre emirlerim:

1. 11. Ordu komutanı 27 Nisan’da Azerbaycan sınırını geçecek, Yalama’yı kontrol altına alacaktır. Bakü operasyonu 5 gün içerisinde tamamlanacaktır. Kürdemir civarındaki Transkafkasya demiryolunu kontrol altına almak üzere süvari birlikleri gönderilecektir.

2. 11. Ordu Abşeron Yarımadasına yaklaştığında Hazar filosu komutanı Raskolnikov  Alat istasyonu civarına küçük bir birlik indirilmesini sağlayacaktır. Bu birim emirlerini 11. Ordudan alacaktır. Petrol kuyularına zarar gelmemesi için tüm tanker filosu kullanılarak Bakü’nün kontrol edilebilmesi için hızla harekete geçilecektir.”

Görüldüğü gibi Rusların derdi petroldü.

23 Nisanda 490 No’lu direktifte değişiklik yapıldı: “XI. Kızıl Ordunun görevi sadece Bakü’ye değil Azerbaycan’ın tümüne sahip olmaktır”.

3.8 Milli Mücadelede önemli bir kilometre taşı

Diğer tarafta 22 Nisan 1920’de İtilaf devletleri Osmanlı hükümetini Paris’te toplanacak barış konferansına davet ettiler. 

23 Nisan 1920’de Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi ilk toplantısını yaptı. Mustafa Kemal, 24 Nisan 1920 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Erzurum Kongresi’ni değerlendirdiği konuşmasında; mütareke tarihindeki sınırların “millî sınır” olduğunu vurguladı ve bu sınıra Elviye-i Selâse’yi de dahil etti.

BÖLÜM 4 – KIZIL ORDUNUN BAKÜ’YE GİRİŞİ

4.1 Kızıl Ordu Azerbaycan’da

Azerbaycanlı Bolşeviklerin silahlı birlikleri 27 Nisan 1920’de sabah erkenden Bakü’de ve çevresinde önemli bölgeleri ele geçirmeye başladılar. Azerbaycan Komünist (Bolşevik) Partisi Merkezi Komitesi ve Kafkas Diyar Komitesi Bakü bürosu iktidarı teslim etmesi için Azerbaycan parlamentosuna ültimatom verdi. 11. Kızıl Ordu birlikleri de aynı gün saat 12:05’te  Dağıstan’dan Azerbaycan topraklarına girdiler. Zırhlı tren ve piyadeler Bakü’ya ulaştılar. Gece yarısında, henüz oluşmamış Sovyet Azerbaycanının Kızıl Donanma komutanı Çingiz Ildırım’ın imzasıyla Azerbaycan hükümetine ve parlamentosuna ültimatom verildi: “Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Kızıl Donanması size hakimiyeti derhal yoldaş Neriman Nerimanov’un başkanlığındaki Sovyet işçi ve köylü hükümetine vermenizi talep ediyor. Bu durumda Kızıl Donanma milliyetine bakılmaksızın Bakü şehrinde istikrar ve barışı sağlayacağına güvence verir. Mektup alındıktan sonra 2 (iki) saat içinde yanıt verilecektir. Aksi durumda ateş açılacaktır“.         

27 Nisanda parlamentonun son oturumuna Mehmet Emin Resulzade başkanlık etti. Keskin tartışmalar sırasında sosyalistler ve onlara yakın olan gruplar hakimiyetin Bolşeviklere teslim edilmesine dair talebe katıldılar. O akşam M. E. Resulzade şöyle diyordu: “Bu ültimatomu kabul etmek ve Bolşeviklere teslim olmak için hiçbir zaruret yok. Biz bu ültimatomu nefretle reddediyoruz… Bu meclis bağımsızlığımızı göz bebeği gibi korumaya yemin etmiştir. Eğer bu ültimatomu kabul ederse o zaman bu, hakimiyeti kendini dost olarak gösteren düşmana teslim etmek olacaktır” Mehmet Emin Resulzade ve diğerlerinin itirazlarına rağmen parlamento saat 23’de hakimiyetin barışçıl yoldan Bolşeviklere teslim edilmesine dair karar aldı. Hükümet faaliyetine son verdi. O zamana dek Bakü’deki tüm anahtar mevziler, hükümet binaları ve önemli tesisler ZATEN işgal edilmişti. M.E. Resulzade bu konuda şöyle yazıyordu: “Maalesef biz ‘Bir kere yükselen bayrak bir daha inmez’ ilkesini unutmuştuk. Kendi canımız ve malımızdan korkarak biz bağımsızlık bayrağını bir parça kırmızı kumaşa değiştik.”

Oylama sonucunda parlamento, hakimiyetin Azerbaycan Komünist (Bolşevik) Partisine verilmesine dair oy çokluğuyla karar aldı. Daha sonra 27 Nisan beyannamesi olarak adlandırılan aşağıdaki metin kabul edildi: “Sizin 27 Nisan tarihli mektubunuzu müzakere ederek, mevcut durumu göz önünde bulundurarak ve aşağıdaki hususlarla ilgili tekliflerinizin seçtiğimiz komisyonca dikkate alındığını ifade ederek Azerbaycan parlamentosu oy çokluğuyla iktidarı aşağıdaki şartlara uymayı vadeden Müslüman komünistlere devredilmesine dair karar almıştır.

1. Sovyet hakimiyeti tarafından yönetilecek Azerbaycan’ın tam bağımsızlığı korunacaktır;  

2. Azerbaycan komünistleri tarafından oluşturulan hükümet geçici bir birim olacaktır.  

3. Azerbaycan’ın nihai yönetim biçimi her hangi bir dış baskıdan bağımsız olarak Azerbaycan’ın yüksek yasama erki olarak işçi, köylü ve askeri vekiller Sovyeti tarafından belirlenecektir.  

4. Hükümet kurumlarındaki tüm memurlar görevlerine devam edecekler, sadece üst düzey makamların yöneticileri değiştirilecektir;  

5. Yeni oluşturulan komünist hükümet, hükümet ve parlamento üyelerinin can ve mal dokunulmazlıklarını güvence altına alacaktır;  

6. Kızıl Ordunun Bakü’ye girmesine müsaade etmeyecektir;  

7. Yeni hükümet kaynağı nereden gelirse gelsin, Azerbaycan’ın bağımsızlığına karşı yönelmiş tüm dış güçlere karşı mücadelede kesin önlemler alacak ve elinde bulunan her türlü araçları kullanacaktır.”

Meclisin 27 Nisan beyannamesindeki şartlarından 6. maddeye aykırı olarak Kızıl Ordu o gece yarısından sonra yani 28 Nisan 1920’de Bakü’ye girdi. Mayıs ayının ortasına kadar Nahçıvan dışında geri kalan Azerbaycan topraklarını işgal ettiler.    

Halkın işçi tabakaları ve liberal bölümü bu hakimiyeti genelde kabul etti ve destekledi. Harbiye Nazırlığına vekalet eden Generel Aliağa Şıxlinski vuruşmanın mümkünsüz olduğu gerekçesiyle mayınlanmış köprülerin havaya uçurulmasına izin vermediği için yeni Sovyet hükümeti diğerlerinden farklı olarak kendisine dokunmadı. 

Yeni yönetim  27 Nisan Beyannamesin 4. ve 5. maddesine aykırı olarak Azerbaycan Halk Cephesinin liderlerini, önde gelen temsilcilerini, Azerbaycan Ordusunun Savunma Bakanlığı memurlarını hapse attı. Çoğu da Nargin Adasında kurşuna dizildiler. Bolşevikler hakimiyeti ele alırken verdikleri söze sadık kalmamış, siyasi rakiplerine karşı tolerans göstermemişlerdi.

XI. Kızıl Ordu komutanlığı tren garında. Bakü. 28 Nisan 1920. Arka planda Kızıl Ordunun zırhlı treni görülmektedir

4.2 Kızıl Ordu’ya direniş

Kızıl Ordu Azerbaycan’ın her yerinde Bakü’de olduğu gibi karşılanmadı. 24-31 Mayıs’da Gence’de, 5-15 Haziran’da Şuşa-Karabağda, 9-20 Haziran’da Zagatala’da ve Lenkeran’da direnişle karşılaştı. Gagatlı rayonu (ilçesi) isyan ederek Bolşevikleri kovmayı başardı. Gence ve Karabağ’daki direnişe Osmanlı Ordusundan kalan subaylar, Nuri Paşa ve General Zeynalov katıldı.  Ancak, direnişin sosyal destekleri güçlü değildi.

Yönetimin Bolşeviklere verilmesi sırasında verilen vaatlerin aksine hareket edilmesi, ahde vefaya uyulmaması ve  Gence’de yoğun tutuklamalar sonunda isyana sebep olmuştu. Tuğgeneral Cevad Bey Memmedağa oğlu Şıhlinski, General Muhammed Mirza Kaçar, albay (polkovnik) Cahangir bey Kazımbeyli,  Teymur bey Novruzov direnişe önderlik yaptılar. O sırada Kızıl Ordunun 20 tümeninin bazı bölümleri Gence’deydi. 

24-25 Mayıs gecesi Gence’de 350 asker isyan edip iki üç saat içinde, kentin Türk mahallelerinde bulunan 1200 kadar Rus er ve subaylarının silahlarını almayı başardılar ve kentin önemli yerlerini ele geçirdiler. İsyanın yayılması üzerine Kızıl Ordunun 179. alayı ve 20. tümenin süvari taburu Genceye sevkedildi. İki gün sonra Zaqatala bölgesindeki Kızıl Ordu 18-ci süvari tümeni de Gence etrafına yerleştirildi. Kızıl Ordu, mahalli Ermeniler ve Rus Bolşeviklerle birleşip, kenti kuşatıp 29 Mayıs’ta bombardımana başladılar. Gence etrafındaki Zeylik köyünden 140, Çardaqlı’dan 150, Badakend’den 40 Ermeni Taşnak Bolşevik kuvvetlerine katılmıştı. 30 Mayısta Gencede Kızıl Ordunun 5 piyade, 6 süvari alayı, 7 seçkin bölüğü, 57 adet topu ve 2 zırhlı otomobili vardı. 31 Mayıs’ta kente girip Türk halkını katlettiler. Rusların eliyle ve yardımı ile Ermeniler de Gence Türklerini katledip öçlerini ve kinlerini kustular. Çoğu çocuk, kadın, elden ve ayaktan kesilmiş ihtiyarlar olmak üzere 5000 den fazla sivil, 4000’den fazla asker öldürüldü. Evler tamamen yıkıldı, ören yerine çevrildi. Eşyalar yağma edildi.  Güzelim Gence kenti mezarlığa döndü.  1916-17 yıllarında 60291 olarak tesbit edilmiş olan Gence’nin nüfusu yarıya indi. Kadınlar namuslarını korumak ve kaçabilmek için, şiddetli yağışlardan taşan Kuşkara çayına, bebekleriyle atlayıp boğuldular. Bakü’deki 1918 yılı Martının acı olayı bu kez  Gence’ de tekrarlanmış oldu.

Kızılordu, Ermenistan ve Gürcistan sınırında bulunan kuvvetlerini geri getirerek Gence’den sonra diğer yörelerdeki direnişleri de bastırdı. Azerbaycan Süvari Alayı  bir batarya ve dört makineli tüfekle beraber İran üzerinden Erzurum’a sonra da  Nahçıvan Müfrezesi’ne katıldı. Cevad Bey Memmedağa oğlu Şıhlinski ise İran’a göç etti, Kaçar ordusuna dahil oldu.

4.3 Nargin adası

Azerbaycan Türk halkının bu isyanlarından dolayı Bakü’deki tüm Azerbaycan Türkü paşaları, albayları ve diğer subaylar hapse atılıp Hazar Denizinde Bakü’ye yakın çorak Nargin Adası’na esir kampına gönderildiler. Bazıları kurşuna dizildi, bazıları Sibirya’ya sürüldü, bazıları ise kaçmaya mecbur kaldı. Bolşevikler, aralarında Tuğgeneral Habib bey Hacı Yusuf oğlu Salimov (Azerbaycan Cumhuriyeti’nin ilk askeri Bakanı), Tuğgeneral Emir Kazım Kaçar, Tuğgeneral İbrahim ağa Usubov, General Mehmet bey Sulkeviç, Tuğgeneral Abdulhamid bey Şerifbey oğlu Kaytabaşı, Tuğgeneral Murad Geraybey oğlu Tlehas (Çerkez olan Murat Bey 1918 yılında Azerbaycan’a gönüllü olarak gelmişti), Tuğgeneral Eliyar bey Mehdi oğlu Haşımbeyov olmak üzere on iki Azerbaycanlı general ve subayı ile 16 Haziran 1920 gecesi Nargin adasında kurşuna dizildiler. 1920 yılında Azerbaycan Milli Ordusu’nda ortadan kaldırılanların sayısı 12 general, 27 albay-yarbay, 46 yüzbaşı-kurmay yüzbaşı-poruçik (teğmen), 148 podporuçik (asteğmen)-uzman çavuş, 266 diğer rütbeli askeri hizmetli olarak verilmektedir.

I. Dünya Savaşı esnasında Türk askeri ve sivil esirler için bir cehennemi andıran Nargin adası, savaşın sona erip Osmanlı Devleti’nin Mondros Mütarekesini imzalaması, Türk Birliklerinin Bakü’den çekilmesinden ve Azerbaycan’ın Bolşevikleştirilmesinden sonra bu sefer de Azerbaycan’ın bağımsızlığı için mücadele etmiş aydınların, Azerbaycan’da kalmış ve Bolşevikler tarafından tutuklanmış Türk subaylarının hapsedildiği ve öldürüldüğü bir yer oldu. 

28 Nisan 1920’den Ağustos 1921 yılına dek Azerbaycan’da 48 bin kişi Bolşevik terörünün kurbanı oldu. 1924 yılına kadar Nargin adası Sovyet rejimine muhalif Azerbaycan Türklerinin hapishanesi olmaya devam etti.

Azerbaycan’ın işgal edilmesi üzerine İngiliz ve diğer müttefik askerler Azerbaycan’ı terkettiler. Dış İşleri Bakanı Feteli Han Hoyski ve son başbakan Yusufbeyli Nasib Bey Gürcistan’a gittiler. H.B. Ağayev ile Hoyski Tiflis’te, Behbudağa Cavanşir Malta adasında Ermeniler tarafından öldürüldüler. Devlet Başkanı Mehmet Emin Resulzade önce Bakü’de hapse atıldı, sonra Stalin’in tesadüfen haberdar olması üzerine trenle Moskova’ya götürüldü,  1922 yılında Finlandiya’ya, oradan da Türkiye’ye geçti. 

Bu arada eminim ki Stalin’in neden Resulzade’yi kurtardığı anlaşılamamıştır? Bunun cevabının Resulzadənin de Stalin’i Çar Rusyasının ölüm hapishanesinden kurtardığı pek bilinmemiş olmasında aramak gerek. 

Resulzade özellikle Türkiye’ye geçtikten sonra Rus sosyal-demokratlarının asıl niyetlerinin Marksizmin nazarda tutulduğu komünizmi kurmak değil, Çar Rusyasının yerine yeni bir imparatorluk yaratmak olduğunu açık şekildə yazılarında ifadə ediyordu. Bu ise Rus sosyal-demokratlarının nazarında hıyanet idi ve onlar defalarca Resulzadeyi hıyanet etmekle itham etmişlerdi. Resulzade, Ağaoğlu, Topçubaşov, Hüseyinzade, Xoyski ve başkaları hakkında «satılmış», «hıyanetkar», «Panislamist», «İranperest», «Osmanlıperest», «Vatanı koyup kaçanlar» v.s. ifadelere rast geliniyordu. Mesela, Resulzadeyi ve Xoyskiyi Revanı Ermenistana vermekle, Ağaoğlunu Azerbaycanı vaktiyle Türkiyeyle birleşmekle, Hüseyinzadeyi Azerbaycan dilini değil, Türkiye Türkçesini müdafaa etmekle v.s. itham edenler vardı.

Avrupa’daki Azerbaycanlı delegeler 28 Nisanda Müttefik devletlerin Yüksek konseyine, İtalyan hükümetine, Roma’daki yabancı elçilere nota vererek Azerbaycan’ın yeniden bağımsızlığa kavuşacağına ümit ettiklerini bildirdiler. Fakat tüm bunlar hiçbir sonuç vermedi. Azerbaycan’ın Rusya tarafından işgaline Antant (İtilaf) ülkeleri kayıtsız kaldılar.

Nargin Adası

Sovyet Rusya’sının askeri gemileri Bakü limanında. Mayıs 1920

Ancak bu insanlık dışı katliamlar, zulümler 1990 dan sonra bağımsızlığını kazanan Azerbaycan Cumhuriyetinde “Mart Kırgını“, Rusların “20 Yanvar” (Ocak) katliamı gibi geçmiş benzeri olaylar ve soykırımlar ile birlikte gündeme getirilemiyor, diğerleri gibi yurt çapında özel gün olarak her yıl anılamıyor. Bunun sebebi öldürülenlerin kayıtlarının tutulmaması, Bolşeviklerin sansürü ve ilgili belgeleri yok etmesidir. Defterler ancak 1937 yılında komisyon kurulmasıyla açılabilmiş ancak geriye pek birşey kalmadığı görülmüş, tek yanlı olarak Bolşeviklerin hatıralarına dayanılarak çatışmalarda ölen Ruslarla ilgili bilgi toplanmıştır. Bu nedenlerle Kızıl Ordu’ya karşı isyanlarla ilgili eldeki bilgilerde de, ölenlerin sayısı gibi birçok çelişkiler bulunmaktadır. 

BÖLÜM 5 – MİLLİ MÜCADELEDE DOĞU CEPHESİ VE MOSKOVA İLE İLİŞKİLER

5.1 Doğu Anadolu’da Ermenistan ve Kürdistan hayali

Azerbaycan’ın işgal edildiği günlerde, 30 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi  taraf devletlerin dışişleri bakanlıklarına gönderdiği bir yazıyla İstanbul’dan ayrı olarak Ankara’da hükümet kurulduğunu bildirdi. 

25 Haziran 1920’de Batı Cephesi oluşturuldu ve komutanlığına Ali Fuat Paşa getirildi. 

Yunanlar 8 Temmuz 1920’de Bursa’yı, 12 Temmuz 1920’de İznik’i işgal ettiler. 

10 Ağustos 1920’de İtilâf Devletleri ile Osmanlı İmparatorluğu hükümeti arasında Sevr Antlaşması imzalandı. Buna göre Osmanlı Devleti, sınırları ABD Başkanı tarafından belirlenecek olan Ermenistan’ı tanımayı, Fıratın doğusunda Kürt Devleti kurulmasını kabul etti.

800px-Sevr_Antlaşması_Türkçe

5.2 Milli Mücadele’de Güney ve Kuzey Cepheleri

Fransızlar 1 Nisan 1919´da Antep´i işgal ettiler. 

22 Ocak 1920’de başlayan Maraş savunması 12 Şubat 1920 tarihinde işgalin ortadan kalkması ile sonuçlandı. Fransız askerleri arasında çok sayıda Ermeni bulunmaktaydı. 

Ocak 1920 de Urfalılar, Kuva-yı Milliye ile (Millî Kuvvetlerle) işbirliği yaparak Fransızlara karşı savaş açtılar. 9 Ocak 1920’de Millî Kuvvetler Urfa’nın yarısını Fransızlardan aldı. Kuşatma altında tutulan Fransızlar yiyecek ve cephane sıkıntısına girince 10 Nisan 1920’de şehri boşaltmaya mecbur kaldılar. 

1 Nisan 1920´de başlayan Antep savunması 11 ay sürdükten sonra açlık yüzünden sona erdi. Savunma süresince Fransızlar şehre 70.000 mermi atmış, 6.000 Antepli ölmüştü.

Fransızların desteğiyle 10 Temmuz 1920’de Adana’ya giren Ermeni İntikam Alayı, Güney Cephesi komutanı Albay Kılıç Ali Bey’e bağlı birliklere yenildiler.

5.3 Pontus Rum isyanı

Yunanistan’dan gelen gönüllülerin de katılımıyla sayıları 25 bini bulan ve Aralık 1920 de isyan eden Rum çetecilere karşı Kuzeyde, Merkez Ordusu oluşturulmaya başlandı ve civardaki birlikler bu orduya bağlandı. İdarî önlem olarak Rumlar üzerinde etkili olan Ortodoks din adamları sınır dışı edildi, bir bölümü İstiklal Mahkemelerinde yargılandı, Rum köyleri boşaltılarak burada yaşayan Rumlar Anadolu’nun iç bölgelerine yerleştirildi. 

Merkez Ordusunun yeterince güçlenmesiyle başlayan büyük çaplı temizlik harekatı 6 Şubat 1923’e kadar sürdü, ayaklanmacıların bütün elebaşıları ve de yardımcıları yok edildi, bir kısmı da teslim olmak veya af dilemek suretiyle etkisiz hale getirildi. Ayrıntılarını OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN.

5.4 Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti

29 Nisan 1920 de Azerbaycan Halk Komiserleri Sovyeti kuruldu ve Ermeni hükümetine şu ültimatom yollandı: 

Sovyet Azerbaycan’ındaki işçi -köylü hükümetinin devrim komitesi adına şu taleplerde bulunmuştur:  

1. Ordunuz Karabağ ve Zengezur’u terk edecek.  

2. Kendi gerçek sınırlarınız içine çekileceksiniz.  

3. Nihayet halklar arası boğazlaşma durdurulacak.”

Neriman Nerimanov 16 Mayıs’ta Moskova’dan gelerek Devrim komitesinin başına geçti. Gelir gelmez gördüğü XI. Kızıl Ordunun siyasi şube başkanı V. Pankratov’un her hangi bir kararının tartışmasız kabul edilerek uygulandığıydı. Resulzade’ye göre de Azerbaycan’ın gerçek diktatörü baş cellat Pankratov idi. Hiç kimse onun emirlerine karşı gelemiyordu.

1 Eylül 1920 günü Bakü, Sovyet Sosyalist sisteminin içine alındı ve bağımsız Türk Cumhuriyeti olarak kurulmuş olan Azerbaycan devleti 23 ay sonra, Azerbaycan Meclisinin 27 Nisan 1920 beyannamesine/şartlarına,  Stalin ve Lenin 24 Kasım 1917 deklarasyonuna, Ankara’nın beklentilerine aykırı olarak, SSCB’ye bağlı bir kukla bir Sovyet cumhuriyetine dönüştürülerek Moskova‘nın denetimine girdi.

5.5 Şark Milletleri Kurultayı

1-8 Eylül 1920 de Bakü’de Şark Milletleri Kurultayı düzenlendi. Enver Paşa ilk defa Bakü’ye gelerek Kurultaya katıldı. Kurultayın başkanlığını, “Lenin’in sağ kolu” diye bilinen Alexander Zinovyev üstlendi.Zinovyev’in ‘Dünya tarihindeki en önemli olay’ olarak nitelediği kurultaya 3.280 delege bekleniyordu, ancak 37 milletten 1891 delege katıldı. Tutanaklara göre 469 Azeri, 461 Kafkasyalı, 322 Türkistanlı, 197 İranlı ve Farisi, 157 Ermeni, 100 Gürcü, 104 Rus ve 235 Türk delegeye karşılık, koskoca Çin ve Hindistan’dan sadece 22 kişi vardı. Tutanaklara ‘Kürt’ olarak geçen sekiz delegeden biri, daha sonra Azadi örgütünde görev alan İsmail Hakkı Şaweys idi; diğerleri ise büyük ihtimalle Türkiye dışındandı.

Ancak, tertip heyeti başkanı ‘ak saçlı’ Bayan Stasova’nın raporuna bakılırsa, delegelerin çoğu, siyasi bilinçten yoksundu ve Bakü’ye halı, deri ve benzeri mallarını satın alacak yeni müşteriler bulmak ümidiyle gelmişlerdi. Azerbaycan heyetinin çoğunluğunu ise mallarının müsadere edilmesini önlemek için kamufle olmaya çalışan büyük toprak sahipleri oluşturuyordu. Bir İngiliz ajanı raporuna “Rusça, Azerice, Türkçe ve Farsça dışındaki dilleri bilmeyen delegeler konuşmalardan çok birbirlerinin kıyafetleri ve silahları ile ilgileniyorlar, geri kalan zamanlarda ise uyukluyorlar” diye yazmıştı.

Türklerden adı bilinenler arasında Mustafa Suphi, Süleyman Nuri, Tahsin Bahri ve İsmail Hakkı ve kardeşi Naciye Hanım gibi komünistler, Dr. İbrahim Tali (Öngören), Trabzon Mebusu Hafız Mehmet, Erzurum Mebusu Cevat (Dursunoğlu) ve Süleyman Necati (Albayrak) gibi Ankara’nın temsilcileri, Halil (Kut) Paşa gibi hem Ankara hem İttihatçılarla ilişkisi olanlar, Albay Arif ve Teğmen Asım gibi Kazım Karabekir’in gözlemcileri, Bahaettin Şakir, Azmi, Küçük Talat (Muşkara), ‘Yenibahçeli’ Nail gibi İttihatçılar vardı.

Ama en ilginç delege, Fas, Cezayir, Tunus, Trablus, Mısır, Arabistan ve Hindistan İhtilal Teşkilatları Birliği’ni temsil ettiğini söyleyen Enver Paşa’ydı. Dahası Enver Paşa ve İbrahim Tali, Bakû’ye Zinonyev’in treni ile gelmişlerdi. Başında papaklarıyla (kalpak) Enver Paşa ve 30-40 kişilik ekibi delegeler arasında büyük heyecan yaratmış, Müslüman delegelerin Enver Paşa’nın atını havaya kaldıran, ellerini ayaklarını öptüğünü gören Zinovyev, “Anlaşılan büyük bir aydınlanma hamlesi yapmamız gerekiyor” diye mırıldanmıştı. Enver Paşa Kurultayda konuşturulmadı.  Kurultayla Britanya İmparatorluğu’na gözdağı vermeye çalışan Bolşevikler hem emperyalizme karşı koymanın o kadar da kolay olmadığını hem de Batı yardımı olmadan kalkınamayacaklarını çabuk fark etmişler, İngilizler ise Bolşeviklerin Asya’nın Müslüman halklarını yanlarına çekerek Britanya İmparatorluğu’nun altını oyabileceğini hissetmişlerdi.

TBMM Hükümeti, bu kongreye resmen davet edilmediği için tepki göstermiş ve resmî olarak delege göndermemişti. Yalnız temsilci olarak Moskova’da bulunan Dr. İbrahim Tali Bey, Türkiye adına kongreye gözlemci olarak katılmaya memur edilmişti. Ankara hükümeti, daha önce Enver Paşa ve yanındakilerinin, Ankara hükümeti tarafından görevlendirilmediğini Sovyet Rusya’ya bildirmişti. Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren bu kongrenin çıkardığı ana karar; Anadolu’da kurulması gereken hükümetin yönetim şekli, tek bir sınıfa dayanan Sosyalist sistemidir. Bu kongre, Anadolu’da yaşanan olaylara karşı hiçbir şekilde içten ve gerçekçi yaklaşmamıştır. Atatürk, Bakü Kongresi hakkında özetle şunları söylemiştir: “… Biz kongrelere de gideriz. Her tarafa gideriz, her şeye katılırız. Yalnız biz yaparız. Ulus gider, yani yalnız ulusun temsilcilerinden oluşan Meclis gider ve yapılması gereken şeyi o yapar… Bakü’deki kongre gayri resmidir. O resmi olsa idi, tabii Millet Meclisini davet ederdi.”

10 Eylül 1920 de Bakü’de Türkiye Komünist Partisi kuruldu.

Tahmin edildiği gibi Azerbaycan petrolü yalnız Rusya’ya nakledilmeye başlandı.  Bolşevik Rusyası Bakü petrolleri sayesinde ekonomik sıkıntılardan kurtuldu. 1937 yılında Rusya’nın petrol ihtiyacının % 73’ü Bakü’den karşılanıyordu. Azerbaycan halkına mazotlu göller, sefalet ve yoksulluk kaldı. Sovyetlerin dağılışına kadar olan süreçte kolektifleşme adı altında Azerbaycan’ın köy gelir kaynakları dağıtıldı, özel mülkiyet lağv edildi; zengin şahıslar hapislerde yattılar; sanayileştirme adı altında özel teşebbüs mahvedildi; müesseseler devletleştirildi; medeni devrim adı altında milli aydınlar mahvedildiler; eski elyazmaları yakıldı; alfabe değiştirildi; halkın adından Türk ifadesi kaldırıldı, “Azerbaycanlı” olarak sanki farklı bir kavimmiş gibi adlandırıldı; milli şuur ve kimliğin unutulması siyaseti takip edildi. Milli aydınlar, görkemli din büyükleri, Pan-Türkçü, Pan-İslamcı ve Türkiye ajanı damgası ile toplu halde öldürüldüler, zindanlara atıldılar. Taşnaklar daha sonra Bolşeviklerin tam desteği ile Karabağ topraklarında, Dağlık Karabağ Muhtar Vilayetinin kurulmasına nail oldular. Azerbaycan toprağı olarak kabul edilen Karabağ’da, Dağlık Karabağ Muhtar Vilayetinin kurulmasından sonra Ermenilerin Azerbaycan ve Türkiye toprakları üzerindeki iddiaları daha da güçlendi.

5.6 Doğu’daki Türk Ordusu

Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti 120 bin er, 3500 subaydan oluşan Yunan ordusuna karşı Batı cephesinde çok ihtiyacı olmasına rağmen, Kazım Karabekir Paşa komutasındaki dört tümen ile süvari ve topçu alaylarından oluşan, sayıları 15.000 ile 20.000 olan, milislerle beraber 50.000’e kadar çıkan muharip personele sahip 15’nci Kolorduyu Doğu’daki Türkleri yalnız bırakmamak için Batı’ya nakletmedi. Nakletse Batı Cephesinin askeri gücü % 20 artacak buna karşılık Kızılordunun gelişinden önce İngilizlerin de desteğiyle ilk etapta Batum, Ardahan Gürcülerin, Kars, Iğdır, Ağrı, Erzurum, Van, Bitlis, Muş, Nahçıvan, Dağlık Karabağ, Laçin, Kubatlı, Zengilan Ermenilerin eline geçecekti. Bolşeviklerin iç savaşı, Mustafa Kemal’in de Kurtuluş savaşını kaybetmeleri halinde ise Bakü ve yöresi İngilizlerin, Azerbaycan’ın geri kalan toprakları Ermenilerin eline geçecek, Pontus Rumlara verilecek, Ermenistan Güney Doğu’da kurulacak Kürt Devleti ile komşu olacaktı.

5.7 Ermeniler Nahçıvan’a saldırıyor

Ermeniler 1700 piyade, sekiz top ve bir zırhlı trenle, Zengibasar Millî Şûra Hükûmeti’ne karşı harekete geçtiler. Bu taarruza karşı, içlerinde Türkiye’den giden kuvvetlerin de bulunduğu Zengibasar Şûra Kuvvetleri birkaç defa Ermenileri püskürttülerse de, takviye alan Ermeniler tekrar saldırdılar. 11. Kafkas Tümeni tarafından Zengibasar’a gönderilen 1. Taburun iki piyade bölüğü ile Millî Şûra Kuvvetleri Uluhanlı’da üstün Ermeni kuvvetlerine yenilerek Aras’ın güneyine çekilmek zorunda kaldılar. Bunun üzerine, Zengibasar’dan 40-50 köy halkı göç ettirildi.

2 bin kişilik bir kuvvetle Çul’u işgal ederek Nahçıvan’a doğru saldırıya geçen Ermenileri durdurmak için, Bölge Komutanı Binbaşı Ali Timur, Nahçıvan’dan Teğmen Cemil idaresinde kuvvetleri buraya şevketti. Bu sayede, 25 şehit vererek çekilen milisler, Mezreç-Emiç hattında takviye edilerek, Ermeniler durduruldu. Bu durum karşısında, Doğubayazıt’taki 11. Kafkas Tümen Komutanı, Nahçıvan’ın Vedi cephesinden taarruza uğrayabileceğini düşünerek 18. Alayın 1. Taburunu 1 Temmuz 1920’de Doğubayazıt’tan Şahtahtı’na gönderdi. Aynı gün Mezret-Erniç hattındaki Ermenilere karşı saldırı düzenlenerek, geri çekilmeleri sağlandı.

Bu arada Kızılordu’nun Gerus’ta görünmesi Nahçıvan’ı Ermenilerin büyük bir saldırısından kurtardı. Ermeniler, 14 Temmuz 1920’de, Dehne Boğazı’na saldırdılar. 18. Alay 1. Tabur 3. Bölüğü ile 34. Alay 1. Taburu 1. Bölüğü’nün de geri çekilmek zorunda kalmaları üzerine, Dehne Boğazı Ermenilerin eline düştü. Ermeniler topçu ve zırhlı tren yardımı ile 2.000 piyade ve 200 süvari ile 23 Temmuz’da saldırıya geçtiler. Yapılan kanlı savaşlara, bütün direnme çabalarına rağmen Ermeniler 25 Temmuz’da Şahtahtı’nı işgal ettiler. 

Moskova’dan Halil Paşa, 28. Kızıl Tümen’in Süvari Tugayı’na mensup 1. Kuban Kazak Alayı ile beraber Nahçıvan’a geldi. Halil Paşa’nın etkisiyle, Kızıl Tugay Komutanı Ermenilerden Şahtahtı’ndan çekilmeleri ve Nahçıvan’a temsilciler göndermelerini istedi. Ermeniler de Nahçıvan Millî Şûra Hükûmeti’nin teslim olması için 31 Temmuz 1920’ye kadar süre verdiler. Doğu Cephesi Komutanlığı’ndan bir Piyade Taburu ve bir bataryadan oluşan kuvvetin 1 Ağustos’ta Halil Paşa’nın emrine verilmesiyle Nahçıvan’da Ermenilerden geri alındı. Mustafa Kemal bunu 2 Ağustos 1920 tarihinde T.B.M. Meclisinde şöyle anlatır. “1 Ağustos tarihinde Rus Bolşevik Hükûmeti’nin Kızıl Ordusuyla Büyük Millet Meclisi’nin Ordusu Nahcivan’da birbiriyle maddeten birleşmiş oldu.(Alkışlar) Oraya giden kuvvetlerimiz, Kızıl kuvvetler tarafından özel törenle ve olağanüstü saygılar ile kabul edilmişlerdir. Burada birleşen iki hükûmet kuvvetleri, diğer kuvvetler gelinceye kadar yerinde ortaklaşa önlemler almakla şimdi, bugün de meşguldür. Kızılordu süvarisinden Şahtahtı yönüne çıkan bazı seyyar kuvvetler, Nahcivan’ın otuz kilometre kadar kuzeyinde Ermeni keşif kollarını bulmuş ve onları uzaklaştırmıştır.”

Sovyetler, 10 Ağustos 1920’de, Ermeni Taşnak Hükümeti ile yaptıkları antlaşma ile Nahçıvan’ı kağıt üzerinde Ermenilere verdiler. Ayrıca, Şahtahtı-Erivan-Culfa demiryollarını da Ermeni kontrolüne bıraktılar. Kızılordu birlikleri Zengizor’dan çıktı. Ancak  V. İ. Lenin, Moskova’da görüşmelerde bulunan Bekir Sami ve Yusuf Kemal Beylere bu antlaşmayı kastederek; “Biz muahede yapmakla hata ettiğimizi anladık düzeltmeye çalışacağız. Biz düzeltemezsek de, siz düzeltirsiniz” dedi. Mustafa Kemal Sovyetlerin Ermenileri kayıran tutumundan memnun değildi. Nitekim Moskova’ya hitaben yazdığı 26 Nisan 1920 tarihli mektubunda Ermenistan’a askeri harekat yapmayı üstlenmekte ve teklif etmekteydi..

5.8 Türk Ordusunun Doğu Harekatı

20 Eylül 1920 tarihinde  TBMM, Doğu Cephesi Komutanlığına,  Ermenilerin İngilizlerin kışkırtmasıyla Elviye-i Selâse ve Kafkaslardaki Türklere uyguladıkları saldırılar, işgaller, mezalim ve soykırıma son vermek için 1919-1920 sürecinde işgal ettikleri Kars, Ardahan, Nahçıvan, Şerür, Iğdır mıntıkalarından çıkarılması talimatını verdi. Aslında talimat 6 Haziran’da verilmiş ancak Mustafa Kemal’in 26 Nisan 1920 tarihli mektubuna Çiçerin’in cevabının Türk tarafına 15 Haziran 1920 tarihinde ulaşması, Çiçerin’in Ermenistan’ın da içinde olduğu çeşitli bölgelerde referandum yapılmasından yana olduklarını bildirmesinden sonra teati edilen mektupların sonucu beklenmişti.

28 Eylül 1920 de  Kâzım (Karabekir) Paşa, 20 000 kişilik ordusuyla Doğu Harekâtı’nı başlattı. Başarılı olan bu harekâtın sonunda  Türk Ordusu 29 Eylül 1920 de Sarıkamış,  1 Ekim’de Kağızman’a girdi.  

17 Ekim 1920’de Gürcüler Ardahan’a kuvvet sevketmeye başladılar. 24 Ekim 1920’de,  Kâzım Karabekir Paşa, Şark Ordusu Kumandanı sıfatı ile, Sarıkamış’daki karargâhından Kars’a hücum emri verdi. 30 Ekim’de Kars,  7 Kasım’da Gümrü ele geçirildi. Ermenilerin Savunma Bakanı ile Genelkurmay Başkanı da esirler arasındaydı. 14 Kasım’da Iğdır ve Nahçivan yöresi Ermenilerden kurtarıldı.   Ermeniler Bolşevik Rusya’dan ve ABD’den yardım istedi. Bolşevik Rusya, Kafkasyayı kendi nüfuz alanı olarak kabul ettiği ve Türklerin Kurtuluş Savaşı’nı emperyalizme karşı gördüğü için, ayrıca, Mustafa Kemal’in mektupları, ustaca siyaseti yüzünden Türkiye’nin ilerde sosyalist bloğa katılacağı beklentisiyle de Ermenilere yardım etmeyi reddetti. ABD’den de olumlu yanıt alamayan Ermeniler 17 Kasım 1920’de Kâzım Karabekir’in öne sürdüğü barış şartlarını kabul etmek zorunda kaldılar. Bunun üzerine 22 Kasım 1920’de Gümrü’de barış görüşmelerine başlandı. Aynı gün ABD Başkanı Wilson Sevr Anlaşmasının kendisine verdiği yetkiyle Trabzon, Erzurum, Van ve Bitlis illerini Ermenistan’a verdiğini ilan etti. Ama artık çok geçti. Ermeniler Türkler tarafından İngilizler de Bolşevikler tarafından o topraklardan defedilmişlerdi. Atatürk’ün istediği olmuştu.

5.9 Nahçıvan, Laçın, Qubadlı ve Zengilan satışta

30 Kasım 1920 de Azerbaycan Komünist Partisi,  henüz Ermenistan Sovyetleştirilmeden önce, Sovyet Rusya’nın baskısıyla:
* Sovyet Ermenistan’ı ile sınırların kaldırılmasını,
* Ermenistan ile askeri ittifak ve petrol işbirliğinin kurulmasını,
* Ermenistan’a karşı askeri faaliyetlerin durdurulmasını,
* Karabağ’a kendi iradelerini tayin hakkı tanınmasını,
* Nahçıvan ve Zengezur’un Ermenistan’a hediye edilmesini
kararlaştırdı.  

Zengezur günümüz Ermenistan Cumhuriyetinin Syunik Marzı ve Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Laçın, Qubadlı ve Zengilan ilçe (rayon) topraklarını kapsayan bölgenin adıdır. Buna gerek Nahçıvanlılar gerekse TBMM Hükümeti şiddetli tepki göstermekte gecikmediler.

1 Aralık 1920’de, Rusya Komünist Partisi’nin Kafkas sorumlusu Orconikidze’nin Başkanlığında Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya Komünist Partisi temsilcilerinin katıldığı bir toplantıda, Azerbaycan Sovyet Hükümeti lideri Neriman Nerimanov, Zengezur, Nahçıvan ve Karabağ bölgelerini Ermenistan’a bırakarak, Müslümanlarla Ermeniler arasındaki tarihsel kavgaya son verdiğini ilan etti. Ancak bu sürpriz bir karardı. Azerbaycan Meclisinin şartlarına da aykırıydı. Ancak bu sefer de Kızılordu Ermenistan’a girme aşamasındaydı ve işgali kolaylaştırmak için Azerbaycan’ın toprak kaybetmesi uğruna Ermenistan’a bu taviz verilmişti.

5.10 Ermenilerle Gümrü anlaşması

2/3 Aralık 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Ermenistan arasında imzalanan Gümrü Antlaşması ile Elviye-i Selâse (Kars, Ardahan, Batum) Türkiye’ye verildi. Nahçıvan, geçici olarak Türkiye’nin  himayesine bırakıldı, Türk askeri hem sınırları koruyacak, hem de kontrolü elinde bulunduracaktı. Anlaşmayla Gümrü Ermenistan’a Tuzluca (Kulp) Türkiye’ye bırakıldı.  Gümrü Antlaşması’nın 2. Maddesi gereğince, “Nahçıvan, Şahtahtı, Şerur mıntıkasında bilâhare arây-ı umûmîyenin tayin edeceği şekl-i idare ye ve bu idarenin ihtiva edeceği araziye Ermenistan müdahale etmeyecek ve işbu mıntıkada şimdilik Türkiye himayesinde bir idare-i mahalliye tesis olunacaktı.”

4 Aralık 1920 de, Gümrü Antlaşmanın imzalanmasından bir gün sonra,  Kızıl Ordu Ermenistan’a girdi. Ermenistan’ın Türk Kolordusu karşısında savaşı kaybetmesi bu işgalde büyük rol oynamıştır.

Ermenistan’da Sovyet Hükümeti kurulduğu için Gümrü antlaşması onaylanamadı. Yeni kurulan Sovyet Ermeni Hükümeti, Taşnak Hükümeti’nin imzaladığı Gümrü Antlaşması’nı reddetti. Ayrıca Gümrü Antlaşması’nı, Sovyet Rusya ve 27 Nisan 1920’de Bolşeviklerin Azerbaycan’da idareyi ele geçirmeleri üzerine kurulan Azerbaycan Sovyet Hükümeti de reddetti. Ancak daha sonra imzalanan Moskova ve Kars anlaşmalarıyla bunların önemi kalmadı.

5.11 Moskova ile görüşmeler

TBMM Meclisi ile Moskova arasında ilk doğrudan görüşme için 11 Mayıs 1920’de Ankara’dan hareket eden Türk heyeti Trabzon üzerinden denizyolu ile Karadeniz’e geçti ve Moskova’ya ancak 65 günde ulaşabildi. Bekir Sami Bey başkanlığındaki Türk heyeti 19 Temmuz 1920’de Moskova’ya geldi. 24 Temmuz’da Sovyet Hariciye Komiseri Çiçerin tarafından kabul edildi.Görüşmelerde, Sovyet Dışişleri Komiseri Çiçerin’in, Kafkasya’da Türkiye’ye ait bazı bölgelerin Ermenistan’a verilmesini istemesi üzerine, hiçbir ilerleme sağlanamadı.

5.12 Nahçıvan Türk kapısıdır

13 Aralık 1920 günü Millî Mücadele’nin Haricîye Nazırlarından Yusuf Kemal (Tengirşenk) Bey Ruslarla Nahçıvan’ın nihai statüsünü tesbit etmek üzere  Moskova’ya hareket etmeden önce Mustafa Kemal’le bir veda görüşmesi yaptı. Bu görüşmede Yusuf Kemal Bey, Mustafa Kemal’e “Paşam Ruslar, Nahcıvan üzerinde ısrar ederlerse ne yapalım” diye bir soru yöneltti. Mustafa Kemal Paşa’nın cevabı gayet açık ve netti. “Nahcıvan Türk kapısıdır. Bu hususu nazar-ı itibara alarak elinizden geleni yapınız” diye buyurmuştur.

BÖLÜM 6 – 1921’in İLK AYLARINDA DURUM

6.1 Batı’da Yunanlılarla savaşırken isyanları bastırırken Doğu’da harekata devam

Batı Cephesinde  6 Ocak 1921’de Bursa yöresinden saldırıya geçen Yunan Kuvvetleri ve düzenli Türk ordusu ilk kez I. İnönü savaşında karşı karşıya geldiler. Yunanlılar 11 Ocak 1921’de geri çekildiler.

Kuzey Kafkasya’da 20 Ocak 1921’de SSCB’e bağlı olarak Dağıstan Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kuruldu. 

Güney Kafkasya’da Kızılordu 15 Şubat 1921 de Gürcistan’a girmeye başladı. TBMM Hükümeti, 22 Şubat 1921’de Gürcü Hükümetine bir nota göndererek Brest-Litovsk antlaşması ile Türkiye’ye verilen ve hala Gürcülerin elinde bulunan Artvin ve Ardahan’ın iade edilmesini istedi. Türkiye’nin bu sert tutumu karşısında Gürcüler, Ardahan ve Artvin’i Türklere bırakmayı kabul ettiler. 

Kazım (Karabekir) Paşa 23 Şubat 1921’de Ardahan, Çıldır ve Posof kazalarını Gürcü işgalinden kurtardı.

5 Mart 1921’de Koçgiri Aşireti’ne bağlı bin kişilik grubun İmranlı kasabasını basarak, bir köyü işgal etmesiyle Koçgiri isyanı başladı. 6 Mart 1921 de uzun çarpışmalar sonucu Koçgiri Aşireti’ne mensup isyancılar, Sivas’ın Ümraniye kasabasına girdiler. Yunan uçakları, Çerkez Ethem imzalı bir bildiriyi Bozöyük üzerinde Türk mevzilerine attılar. Bakanlar Kurulu, Koçgiri olaylarına karşı Elâzığ, Erzincan, Divriği ve Zara’da sıkıyönetim ilân etti.

Doğu cephesinde Türk birlikleri 7 Mart’ta Ahıska’ya girerek gereken tedbirleri aldı. Türk birliklerinin ardından 8 Mart’ta bir Kızıl Ordu müfrezesi Ahıska’ya geldi ve her iki taraf birlikleri aldıkları talimat gereğince dostluk ve anlayış içinde kasabayı iki kısma ayırarak ortaklaşa bir idare kurdular. Kızılordu Kumandanı Hekker, 9 Mart 1921’de Kazım (Karabekir) Paşa’yı telgraf başında arayarak, Ahıska’da her iki taraf ordularının samimi temasını tebrik eti, Kazım Paşa da bu kutlamaya teşekkürle karşılık verdi.  

6.2 Batum’a giriş – Batum’dan çıkış

Kazım Paşa Batum konusunda oldukça endişeli bir tutum sergiliyordu. Ona göre Batum’un işgal edilmesi, Sovyet Ruslarla görüşmeler sonrasında ele alınması gereken bir meseleydi. Bir taraftan Sovyet Rus diğer taraftan Türk işgalinin yaşandığı Gürcistan’da Batum gibi stratejik önemi olan bir bölgenin işgali meselesi iki taraf arasında sorun yaratacağı gayet açıktı. Ancak Türk ordusu Albay Kazım (Dirik) Bey komutasında 11 Mart 1921 de Batum’a girdi Albay Kazım Bey, 17-18 Mart gecesi Batum’da bir Türk hükümeti kurdu ve vali olarak işe başladı. Bunun üzerine Batum’daki Menşevik Gürcü Alayı Komutanı Bolşevik safına geçti. Bolşevikler, en büyük düşmanlarından aldıkları destekle Kazım Bey’in yerleştiği vilayet konağına baskın yaptılar, baskında 4 subay, 26 er öldü, 26 er yaralandı ve 46 er de kayboldu. 

Sonrasında Bolşevik hükümetinin ültimatomu üzerine üzerine Kazım Bey Batum’u boşalttı. 16 Mart 1921’de TBMM ile Sovyet Rusya arasında imzalanan Moskova Antlaşması ile Ahıska, Ahılkelek ve Batum Türk sınırları dışında bırakıldı. Böylece Moskova Antlaşması’yla Türkler, Kars ve Ardahan’ı almış ancak Batum’u Sovyet Rusya’ya bırakmak zorunda kalmıştır. 19 Mart 1921 de Bolşevikler Batum ve Gürcistan işgalini tamamladılar. 28 Mart’ta Türk ordusu Ahıska ve Ahılkelek’i de boşalttı.

6.3 Aynı anda Ruslarla görüşme Yunanlılarla savaş 

Türk Heyeti Ruslarla yapılan görüşmelerinde, Nahçıvan’ın Türkiye’de kalmasını kabul ettiremeyince  Nahçıvan’ın Türkiye ve Azerbaycan himayesinde olmasını teklif etti. Buna karşılık Azerbaycan Hükümeti temsilcisi Behdûd Şah Tahtenski, Stalin ve hayretler içerisinde kalan Türk delegelerin önünde, Nahçıvan’ın Türkiye ile bir ilgisi olmadığını, Nahçıvan’ın Rusya’nın malı olduğu ve ona verilmesi gerektiğini iddia etti. Azerbaycan’ın niyeti, Türk-Sovyet antlaşmasıyla Nahçıvan’ı “müstakil hale getirerek Sovyetlere dahil etmekti.  Sovyetler ise Van ve Bitlis’in de Ermenilere bırakılması yolunda teklifler ileri sürüyorlardı. Niyetleri Nahçıvan’ın batısındaki araziyi Ermenistan’a bıraktırarak Türkiye ile Nahçıvan’ın irtibatını tamamen kesmek ve Nahçıvan’ı tamamen Ermeni insafına bırakmaktı. Sovyetlerin Ermenilere karşı sergiledikleri tarafgîr politika Türk Murahhas heyeti (delegeleri) tarafından tepkiyle karşılandı. O sırada resmen Sovyet Rusya’nın siyasi,  askeri işgal ve kontrolü altında olan Sovyet Azerbaycanının Nahçıvan’ı Ermenistan’a terk etmesini önlemek için, Türk Heyeti 16 Mart 1921 tarihinde imzalanan Moskova  Antlaşması’nın 3. Maddesi’ne özel bir ifade koydurmayı başarmıştı. Buna göre Nahcivan, himaye hakkını üçüncü bir devlete hiç bir zaman bırakmamak koşulu ile, Azerbaycan sınırlarına dahil  özerk bir bölge oldu. Nahçıvan, ayrıca Türkiye’nin garantörlüğünde de olacaktı. İlerde Azerbaycan’ın, Nahçıvan’ı Ermenistan’a veya Rusya’ya terk etmek istemesi halinde Türkiye’ye müdahale hakkı doğuyordu. Böylece o tarihlerde resmen Sovyet Rusyasının siyasi, askeri işgal ve kontrolü altında olan Sovyet Azerbaycanının Nahçıvan’ı bir kez daha Ermenistan’a satmak istemesi önlenmiş oldu.

Bu antlaşmanın akabinde Batı Cephesinde Yunanlıların Eskişehir yönüne saldırısı 23 Mart – 1 Nisan 1921 tarihleri arasında yapılan İkinci İnönü Muharebesiyle durduruldu. Mustafa Kemal’in deyimiyle Türk ordusu orada yalnız düşmanı değil, milletin makûs talihini de yenmişti. Yunanlılar Temmuz 1921 de Kütahya ve Eskişehir’e saldırdı, çatışmalardan sonra Türk Ordusu Sakarya nehri doğusuna çekildi. Polatlı’ya kadar gelip Ankara’ya yaklaşan Yunan Ordusu 23-Ağustos 13 Eylül 1921 arasında Sakarya Muharebesi  ile durdurabildi.

Ankara’daki Meclis ve hükümetin Kayseri’ye nakledilme hazırlıklarının yapıldığı bu kadar hayati savaşlar esnasında Bolşevik Moskova yönetimi ile görüşmelere devam edilerek 13 Ekim 1921 tarihinde Kars Anlaşması imzalandı. Anlaşmanın taraflarına bu kez Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti ve Rusya Sovyetleri Sosyalist Federal Cumhuriyeti’ne ilaveten Ermenistan Sosyalist Sovyet Cumhuriyeti, Azerbaycan Sosyalist Sovyet Cumhuriyeti, Gürcistan Sosyalist Sovyet Cumhuriyeti de katılmıştı. Sonuçta, Kars ve Ardahan ile Sürmeli ve Artvin Türkiye’ye bırakıldı. Böylece, Batum, Acara ve Çürüksu topraklan Gürcistan tarafında kalırken karşılığında Elviye-i Selâse’ye Artvin dahil edildi. İlerde sınır, askeri ve siyasi problemler çıkması ihtimali önlenmiş oldu. Mustafa Kemal’in ve Türk Hükümetinin diplomatik başarısı ile Nahcıvan ve Karabağ Azerbaycan’ın bünyesinde olmak şartı ile Muhtar Cumhuriyetler olarak tanındı. Ermenistan, Gürcistan ve Azerbaycan Cumhuriyetlerinin bugünkü sınırları bu anlaşmayla belirlenmiştir. Sonuçta Brest Litovsk anlaşmasına göre tek kayıp Batum oldu. Bazı maksatlı kaynaklar Batum’un Sovyet yardımına karşılık verildiğini öne sürmektedirler. Bu doğru değildir. Batum o zaman Sovyet işgali altındaydı. Sovyet Rusya,  Moskova Antlaşması’ndan bir yıl önce yani 7 Mayıs 1920 tarihinde Menşevik Gürcü Hükümeti ile yaptığı gizli antlaşmanın 3. Maddesi ile Sovyet Bloğuna katılmaları karşılığında Batum’u Gürcistan’a hediye etmeyi kabul etmişti.  Bu yüzdenSovyetler görüşmelerde Batum’u  Türkiye’ye bırakmamakta direndiler. Türkiye Batum’u yeterli askeri gücü olmadığından daha önce vermişti. Batum’a karşılık Artvin, Laçin, Qubadlı, Zengilan ve Nahçıvan kazanılmıştır.

6.4 Tatar göçü

1921–1922 yıllarında Sovyet Rusya’da benzeri görülmemiş bir açlık meydana geldi. Bu açlıkta bütün Sovyet Rusya’da beş milyon civarında insan öldü. Kırım yarımadası  açlığın en feci sahneleriyle yaşandığı yerlerden biriydi. Sovyet rejiminin bütün engellemelerine rağmen açlıktan mahvolma durumuna gelmiş 1575 Kırım Tatarı bulabildikleri deniz araçlarıyla Türkiye’ye iltica ettiler. Bu sayı bazı kaynaklara göre 10 bini bulmuştur. Tam o günlerde Türkiye İstiklâl Savaşı vermekteydi. Buna rağmen, bu mülteciler Türkiye’ye kabul ve iskân edildikleri gibi, o yokluk günlerinde, cephedeki askere kuru ekmek verildiği, askerin ayağında bırakın postalı çarık olmadığı günlerde, Türkiye’den Kırım’a başta Samsun sancağının bütün buğday ürünü olmak üzere gıda yardımı gitti.

6.5 Ankara, Moskova ve Kars Antlaşmalarının önemi

Anlaşmalar sürecinde Doğu Cephesi birliklerinden 3’ncü Kafkas Tümeni —11’nci Piyade Alayı hariç— Batı Cephesine gönderildi. 23 Ağustos 1921 de başlayan Sakarya Meydan Muharebesine katıldı. 12’nci Tümeninin de 4 Ağustos 1921‘den itibaren sevkine başlandı. Tümen 28 Eylül 1921’de Ankara’ya vardı. 

Türkiye’nin savaşı kazanması halinde Sosyalist bloğa katılabileceği beklentisiyle Sovyetler Türkiye’ye silah, altın ve benzin yardımı yaptı, ayrıca Azerbaycan ve Buhara’dan da yardım alındı. 

Aynı tarihlerde 20 Ekim 1921 de  TBMM ve Fransız Hükümeti arasında imzalanan Ankara Anlaşmasıyla Güney Cephesindeki faaliyetler de durduruldu, o cepheden de Afyon cephesine kuvvetlerin, mühimmatın sevkedilme imkanı doğdu. 

İki Kafkas tümeninin Batı Cephesine katılmasıyla da Yunan Ordusu karşısındaki sayısal asker ve teçhizat açığı azaltılabildi. Böylece 9 ay süren hazırlıklar ve sevkiyatlar sonunda 26 Ağustos 1922 de başlayan Büyük Taarruzla Anadolu ve Trakya’nın düşman işgalinden kurtarılarak bağımsız Türkiye Cumhuriyeti kuruldu.

Devamı BÖLÜM 7‘de (yukarıdaki bölümlerle birleştirilmiş olaral) bu süreçle ilgili olarak; 

* Osmanlı Azerbaycan’ı ilhak etmek mi istiyordu?
* Azerbaycan’ı, Dağıstan’ı kim bırakıp gitt?
* Türklerin Azerbaycan’ı terketmesiyle Mustafa Kemal’in ilgisi var mı?
* Azerbaycan Misak-ı Milli’ye dahil edilebilir miydi?
* Kafkas seddi neyin nesiydi?
* Ermeniler neden imtiyaz görüyordu?
* Kızılordu yaklaşırken Güney Kafkasya ve Anadolu’da durum nasıldı
* Bolşevik ihtilali sonrasında Rusya’daki Türkler ne yaptılar?
* Bolşevik ihtilali sonrasında Azerbaycan ne yaptı?
* Türkiye Azerbaycan’a yardıma gelemez miydi?
* Kızılordu’nun Azerbaycan’ı işgalinden 1 yıl sonra Türk ordusu ne haldeydi?
* Kızılordu’nun Azerbaycan’ı işgalinden 3 yıl sonra Türkiye’nin hali nasıldı?
* Milli Mücadelede Bolşevik sempatizanlığı ne kadar etkindi?
* Mustafa Kemal neden Bolşeviklere dönük bir politika izledi?
* Kızılordu gelirken Azerbaycan ordusu ne durumdaydı?
* Kızılorduyu kim davet etti?
* Mustafa Kemal’in sözde Azerbaycan ihaneti iddiaları nelerdir?
* Rıza Nur’un hatıraları
* Mustafa Kemal’in 26 Nisan 1920 tarihli mektubu
* Yeşil Ordu Türkiye’ye yardıma mı gidecekti?
* Kızıl Ordu Azerbaycan’dan geçip Türkiye’ye yardıma mı gidecekti?
* 22 Ocak 1921 tarihli TBMM tutanakları
* Ruslara karşı koymaya Halil Paşa mı engel olmuş?
* Halil Paşa kimdir, Ankara temsilcisi midir?
* Mustafa Kemal’in TBMM’de 2 Ağustos 1920 de yaptığı konuşma
* Kazım Karabekir’in anıları
* Atatürk’e diğer iftiralar
* Batum’dan Sovyet yardımı karşılığında mı vazgeçildi?
* Nahçıvan bugün Azerbaycan toprağıysa bu kimin sayesindedir?
* Atatürk ve Mehmet Emin Resulzade kavgalı mıydılar?
* Atatürk Sovyetlerden kaçan soydaşlara kucak açmıştır
* Azerbaycanlıları ne diyor?
* Prof. Altan Göyüşov’un görüşleri
* Orhan Aras’ın görüşleri
* Prof. Dr. Cemil Hasanlı’nın görüşleri
* Azerbaycan halkının haberdarlığı
* Dr. Mehman Ağayev’in görüşleri
* Günümüzde hortlatılmaya çalışılan yeni Kafkas Seddi Projesi
* Tarihsel sosyoloji

gibi birçok önemli  soruların  cevapları verilerek süreç yorumlanmaktadır: OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN.

Kaynaklar:

Kafkas İslam Ordusu. Bülent Pakman. Eylül 2010. https://bpakman.wordpress.com/baku-2010-fotograflar/temel-bilgiler/azerbaycan-tarihi/kafkas-islam-ordusu/

Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti. Bülent Pakman. Ağustos 2014. https://bpakman.wordpress.com/turk-dunyasi/gunumuz-turkleri-turk-devletleri/kuzey-kafkasya/kuzey-kafkasya-cumhuriyeti/

Osmanlı’nın Milli Mücadele’ye İhaneti. Bülent Pakman. Ocak 2015.https://bpakman.wordpress.com/ataturk/ataturkun-devraldigi-ulkenin-hali/osmanlinin-milli-mucadeleye-ihaneti/

Dersim gerçeği. Bülent Pakman. Ocak 2015. https://bpakman.wordpress.com/dinler-arasi-diyalog/siyonist-evangelist-isbirligi/kurt-ozerkligine-dogru/ataturk-kurtlere-ozerklik-vadetti-mi/dersim-gercegi/

Dürrizade Fetvası. Bülent Pakman. Mayıs 2010. https://bpakman.wordpress.com/ataturk/ataturkun-devraldigi-ulkenin-hali/durrizade-fetvasi/

Azerbaycan Topraklarının İşgali. Bülent Pakman. Ekim 2010. https://bpakman.wordpress.com/baku-2010-fotograflar/ermenistan-siniri-acilacak-mi/azerbaycan-topraklarinin-isgali/

Kurtuluş Savaşına Buhara Altınları. Bülent Pakman. Ağustos 2011. https://bpakman.wordpress.com/ataturk/ataturkun-devraldigi-ulkenin-hali/kurtulus-savasina-buhara-altinlari/

Milli Mücadeleye Azerbaycan Desteği. Bülent Pakman. Ağustos 2012. https://bpakman.wordpress.com/ataturk/ataturkun-devraldigi-ulkenin-hali/milli-mucadeleye-azerbaycan-destegi/

Kırım Tatarlarının Göçleri. Bülent Pakman. Eylül 2014. https://bpakman.wordpress.com/turk-dunyasi/gunumuz-turkleri-turk-devletleri/kirim-tatarlari/kirim-tatarlarinin-gocleri/

Azərbaycan Xalq Cümhurriyəti – 90 (1918 – 1920) Azerbaycan Respublikası Medeniyet ve Turizm Nazırlığı. М. F. Аhundov adına Azerbaycan Milli Kitabhanası http://www.anl.az/down/az.xalq.cumhuriyyeti.pdf

Azerbaycan Cumhuriyeti. Prof. Dr. Musa Gasımov http://coedev.miami.edu/

Nisan 1920 darbesi ve Azerbaycan demokratik Cumhuriyetinin düşmesi. Prof. Dr. Cemil Hasanlı, Tarih Bilimci. İRS Tarih bilinci. http://irs-az.com/new/pdf/201308/1375679518393304782.pdf

Ermeni Terör Örgütü Taşnaksütyun’un 1918-1920 Yıllarında Güney Kafkasya ve Yukarı Karabağ’da Yaptığı Katliamlar. Sevinç Seyidova. Doç. Dr., Azerbaycan Devlet Pedoqoji Üniversitesi, Tarih Fakültesi. Turkish Studies – International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume 9/1 Winter 2014, p. 485-494, ANKARA-TURKEY http://www.turkishstudies.net/Makaleler/1315668642_27SeyidovaSevinç-trh-485-494.pdf

İlk Cumhuriyet Döneminde Azerbaycan Petrolünün Ermeni Faaliyetlerindeki Rolü (1918-1920) Beşir Mustafayev Doç. Dr. Iğdır Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü. Iğdır Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Sayı: 1. Nisan 2012. 59-79. http://sosbilder.igdir.edu.tr/Makaleler/634303309_05_Mustafayev_%2859-79%29.pdf

I. Dünya Savaşı Esnasında Nargin Adası’ında Türk Esirler. Dr. Betül ASLAN A. Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi [TAED], ERZURUM 2010 http://e-dergi.atauni.edu.tr/ataunitaed/article/viewFile/1020002502/1020002504

Gence İsyanı. Ahmed İsayev. 8 Ağustos 2010. http://www.anl.az/down/meqale/azerbaycan/2010/avqust/130265.htm

Azerbaycan. Devleti kaybetme faciası. http://www.azerbaijans.com/content_318_tr.html

Azerbaycan’ın askeri tarihi http://www.azerbaijans.com/content_652_tr.html

Azerbaycan Basın tarihi http://www.azerbaijans.com/content_741_tr.html

Democratic Republic of Azerbaijan. Chronology of Major Events (1918-1920) by Fuad Akhundov http://azer.com/aiweb/categories/magazine/61_folder/61_articles/61_chronology.html

Azerbaycan Cumhuriyeti Devleti’nin Kuruluşunda Türkiye’nin Yardımları İlhak Amacına mı Yönelikti? Yrd. Doç. Dr. Selma YEL http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/45/800/10219.pdf

Elviye-i Selase’nin Osmanlı Devleti’ne İadesi ve Bazı Uygulamalar. Doç. Dr. Mustafa GÜL. Gazi Üniversitesi, Gazi Eğitim Fakültesi, Tarih Bölümü öğretim Üyesi http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/45/814/10330.pdf

Milli Mücadele Döneminde Elviye-i Selase ve Nahçıvan. Esin Derinsu Dayı. T.C. Başbakanlık Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu. Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı. 2013. http://www.atam.gov.tr/dergi/sayi-64-65-66/milli-mucadele-doneminde-elviye-i-selase-ve-nahcivan

Ahıska Türkleri -VI- Asil S. Tunçer http://www.turizmhaberleri.com/koseyazisi.asp?ID=2424

İngiliz Belgelerinde Türkiye, Erol Ulubelen, Çağdaş Yayınları. İstanbul 1982.

Yakın Dönem Tarihimizde Yeşil Ordu Cemiyeti’ne Toplu Bir Bakış. Mukaddes Arslan. T.C. Başbakanlık Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu. Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı http://www.atam.gov.tr/dergi/sayi-51/yakin-donem-tarihimizde-yesil-ordu-cemiyetine-toplu-bir-bakis

Moskova Antlaşmasına Giden Yol, Milli Mücadele Dönemi TBMM Bolşevik İlişkileri. İhsan Çolak. T.C. Başbakanlık Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu. Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı http://www.atam.gov.tr/dergi/sayi-49/moskova-antlasmasina-giden-yol-milli-mucadele-donemi-tbmm-bolsevik-iliskileri

I. Dünya Savaşı Sonunda Nahçıvan’da Yapılan Millî Mücadele ve Bugünkü Nahçıvan’ın statüsünün oluşumu. Doç. Dr. Ali Arslan. T.C. Başbakanlık Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu. Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı http://www.atam.gov.tr/dergi/sayi-41/i-dunya-savasi-sonunda-nahcivanda-yapilan-milli-mucadele-ve-bugunku-nahcivanin-statusunun-olusumu

Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri. T.C. Başbakanlık Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu. Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı http://www.atam.gov.tr/ataturkun-soylev-ve-demecleri/erzurum-milletvekili-durak-ve-arkadaslarinin-dogu-cephesi-kuvvetlerinin-tecavuzlere-karsilik-vermemeleri-nedenlerinin-bildirilmesi-hakkindaki-soru-onergesi-uzerine

Ahmet Dursun. Toplumsal bilinci gerçekleştirme çatısı. 28 Eylül 2008. http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=2980.0

I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin Azerbaycan ve Dağıstan’a Askeri ve Siyasi Yardımı / Dr. Nâsır Yüceer http://www.tarihtarih.com/?Syf=26&Syz=290860

XIX. Yüzyılda Rusya’nın Kafkas Politikası ve Ermeniler. Yrd. Doç. Dr. Ahmet TOKSOY04.04.2014. http://ekoavrasya.net/duyuru.aspx?did=136&Lang=TR

Çöl Kartallığından Kafkas Kartallığına. Oğuzhan Yücel http://www.kayipmurekkep.com/col-kartalligindan-kafkas-kartalligina/

Kafkas Seddi. Uludağ Sözlük. http://www.uludagsozluk.com/k/kafkas-seddi/

Garp Cephesi Kurmay Başkanı Asım Gündüz Hatıralarım. İhsan Ilgar. Kervan Yayınları. İstanbul. 1973

Kafkasya’daki son Türk zaferleri.Yrd. Doç. Dr. Mesut Erşan. Tarih Tarih Almanakları http://www.tarihtarih.com/?Syf=26&Syz=290864

Red Army invasion of Azerbaijan. Wikipedia. http://en.wikipedia.org/wiki/Red_Army_invasion_of_AzerbaijanЛенин В. И.

Полное собрание сочинений Том 51. Письма: март 1920 г.

Содержание «Военная Литература» Военная история, Глава 8., Взятие Петровска и Баку İçerik «Savaş Edebiyatı» Askeri tarih. Petrovska ve Bakü İşgali http://militera.lib.ru/h/shirokorad_ab3/21.html

T. B. M. M.. Gizli Celse Zabıtları. 22 Kânunusâni 1337 (1921). https://www.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/GZC/d01/CILT01/gcz01001136.pdf

Lenin ve Milliyetler Meselesi. Ayşe Hür. 17 Mayıs 2009. Taraf. http://arsiv.taraf.com.tr/yazilar/ayse-hur/lenin-ve-milliyetler-meselesi/5561/

Vahşetin belgesi KGB’de. Yeni Şafak. Murat Palavar. 08 Aralık 2007 http://www.yenisafak.com.tr/gundem/vahsetin-belgesi-kgbde-86399

Azadlık Radyosu.Azerbaycan. 3.6.2014 günlü program
http://www.azadliqradiosu.az/content/article/24926184.html

Atatürk Azərbaycanı haqlı olaraq güzəştə getdi – TARİXİ FAKTLAR. Elnur MUSAYEV. Hürriyyet. 3.9.2016 http://hurriyyet.org/11274-ataturk-azerbaycani-haqli-olaraq-guzeshte-getdi-tarx-faktlar.html

Türk Kurtuluş Savaşı Doğu Cephesi. Vikipedi. http://tr.wikipedia.org/wiki/Türk Kurtuluş Savaş1 Doğu Cephesi

Sevr Antlaşması. Vikipedi.http://tr.wikipedia.org/wiki/Sevr_Antlaşmas1

Mustafa Suphi. Vikipedi. http://tr.wikipedia.org/wiki/Mustafa Suphi

Türk Kurtuluş Savaşı. Vikipedi.  http://tr.wikipedia.org/wiki/Türk Kurtuluş Savaş1

Fətəli xan Xoyski. Vikipedi. http://az.wikipedia.org/wiki/Feteli xan Xoyski

Büyük Taaruz. Vikipedi. http://tr.wikipedia.org/wiki/Büyük Taarruz

İzmir’in İşgali. Vikipedi. http://tr.wikipedia.org/wiki/İzmirin İşgali

Bülent Pakman. Şubat 2015. Son güncelleme Aralık 2015. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden alıntılanamaz, yayımlanamaz.

Twitter Widgets

IMG_2654Bülent Pakman kimdir  https://bpakman.wordpress.com

About bpakman

İnşaat Yüksek Mühendisi, evli, yurtdışında yaşıyor.
Bu yazı Atatürk, Azerbaycan, Türk dünyası içinde yayınlandı ve , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s