Önüne Gelen Yorum Yapıyormuş

Dinciler panik içerisindeler. Neden? Çünkü insanlar artık Kur’an’ı kendi dillerinden okuyor, aklını kullanarak ne okuduğunu anlamaya çalışıyor, araştırıyor, düşünüyor ve sonunda yorumluyor. Ne diyor bütün dinciler ve hatta aydın diyebileceğimiz bazı ilahiyatçılar bile: “Efendim önüne gelen Kur’an ayetleri hakkında yorum yapamaz.”

Zaten öteden beri dincilerin bilinen sloganıdır. “İslam’da içtihad (hükme varma) yolu kapanmıştır”  derler. Yani zamanında düşünen düşünmüş, yorumlar yapılmış, sonuçlara varılmış onlara göre. Bunları müçtehitler yani Kur’an’ın sırlarını hakkıyla bilen, içtihat yapabilen (hükme varabilen), İslâmî ilimlerin bütün hükümlerinde otorite olan fıkıh bilginleri, âyet ve hadislerin sırlarını bilme yeteneğine sahip seçkin insanlar zamanında yapmış.  Ehli sünnete göre müçtehit olabilmek için şunları bilmek gerekiyor:
1- Kuranı ve anlamını (ezbere)
2- Anadil ve akademik seviyede Arapçayı, Kureyş Arapçasını, etimoloji ve gramerini, Arap dili tarihini.
3- Kuran ayetlerinin iniş sırasını, hangi olay üzerine indiğini, iniş sebebini, iniş tarihini. Hangi sonraki ayetin öncekinin hükmünü kaldırdığını (nesh ettiğini).
4- Fıkıh, tefsir, akaid gibi ilim dallarını.
5- 1. 2. ve 3. derece hadis kaynaklarını ve tüm hadisleri (500 000 – 1 000 000 civarı). Hadislerden hangisinin önceki bir hadisin hükmünü kaldırdığını (neshettiğini)
6- Her bir hadisi tek tek rivayet edenleri ve onlardan aktaranların hepsinin kim olduklarını, yaşlılıklarında delirip delirmediklerini, akıllarını kaç yaşına kadar koruyabildiklerini, yalan huyu olup olmadıklarını, hayat hikayelerini.

“Açın bu paket çözümleri okuyun ve o okuduklarınızla yetinin” derler. Sanki bunlar Allah’ın kelamıymış gibi. Onlara göre mesela namazın beş vakit olduğu,  tesettür, türban, başörtüsünün İslamın şartı olduğu bir içtihattır ve yeni müçtehit içtihat yapmadıkça değiştirilemez. İçtihat yapmak için de asgari yukarıdaki şartlar gereklidir.  Ancak yukarıdaki şartları sağlayanların içtihatlarını da kabul etmezler, bu sefer de derler ki içtihad kapanmıştır.

Dincilerin ödleri patlar biri çıkıp aklını kullandığında. Öyle olduğunda daha da ileri giderler ve derler ki “İslam akıl dini değildir, nakil dinidir”. Bu gerici, dinci düşüncede “nakil” yani kutsal metinler (hadisler dahil) esas olup aklın işleyiş biçimini nakil belirler. Onlara göre akıl, din ve sünnetle sınırlandırılmalıdır. Tartışmalarda dinciler; “Hangi akıl birinci sıraya geçecek? İslamî akıl mı, pozitif akıl mı?” sorusuyla İslam’ı pozitif olmaktan çıkarıverirler. Bu gibi konulara http://wp.me/pAexV-13Q  yazımızda değinmiştik. Burada işin başka bir cephesini ele alacağız, Kur’an’ın okunup, üzerinde düşünüp yorumlanmasını.

Kur’an ayetleri “muhkem” ve “müteşabih” olarak ikiye ayrılır. Muhkem olanlar değişmez, üzerinde tartışılmaz olan prensip konmuş hükümlerdir. Allah’ın bir olduğu, ahiretin varlığı gibi. Kur’an hükmü:

Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam’ı seçtim.“(Maide 3)

ile İslam’ın genel prensipleri nok­ta­lan­mış­tır. Sadece genel ilkelerde tartışma olamaz. Kur’an’ın çoğunluğunu teşkil eden müteşabih ayetler ise yoruma ve tartışmaya açık olanlardır. Mesela gayb yani bilinmeyen, kıyametin günü-saati, kader, reenkarnasyon gibi olgular Kur’an ayetlerinde kesin ifadelerle belirtilmemiş, tarif edilmemiştir. Ahiretin varlığı dışında ahiretle ilgili diğer yorumlar da müteşabihtir. Böyle olduğu için de ahiretle ilgili yorum getirilebilir. İnsan ahirete inanıyorsa onun inancı ve yorumları hakkında tartışma yapılamaz. Böyle bir tartışma başlamadan BİTMİŞTİR.

Kur’an ayetlerini inkar etmeyen, inanan bir insan o ayetlerle ilgili herhangi bir yorum getirdi diye kimse ona kafir diyemez. Yorum ne olursa olsun onun müslümanlığına laf edemez. Bu çerçevede Kur’an ayetlerini reenkarnasyona göre yorumlayanlara da kafir diyen kafirin, cahilin ta kendisidir.

Kur’an ansiklopedi değildir, öğüt vericidir. Mesela dünyanın yuvarlak olduğu, güneş sisteminde kaç gezegen olduğu, atomun yapısı, anti madde gibi bilimsel gerçekleri doğrudan açıklamaz. Bilgiler de­ği­şen za­man ve mekân şart­la­rı­na, in­san­lı­ğın ulaş­tı­ğı ye­ni tekâ­mül ve bil­gi aşamala­rı­na gö­re ye­ni an­lam­lar ve hikmetler ka­za­nacak şekilde verilirken insanlara öğütlerle tekamül yolu işaret edilmiştir. Bun­lar ay­rı­ca, her bi­lim da­lı­na ve dü­şün­ce çiz­gi­si­ne gö­re de de­ği­şik hikmetler taşırlar. Mesela büyük patlama teorileri  sonrasında Kur’an’a bakış açısı ve anlamlandırmalar kimilerine göre çok farklı olabilmiştir. Bu çerçevede ileride karanlık madde, karanlık enerjinin ne olduğu anlaşılınca Kur’an’ı tekrar okumak gerekecektir. Bilimsel teoriler geliştikçe, bulgular arttıkça, ayetler üzerinde akıl yürütmenin de gelişmesi doğaldır.

Kur’an’da yer alan ilke, kav­ram ve hü­küm­le­re yo­rum ge­tir­mek imanı ze­delemez. Yukarıda link verdiğimiz yazımızda geniş olarak açıkladığımız gibi Kur’an akıl yürütme dolayısıyla yo­rum­ yapılmasını birçok yerde öğütlemenin yanında emretmektedir de.

Yorumlar farklı mezhepler doğurmuştur. Mesela kadınların yanlarında erkek olmadan ziyaret yapamayacağı yani hacca, umreye gidemeyeceği bir mezhepte  kabul görürken başka bir mezhepte tam tersine gidebileceğine hükmedilmektedir. Peki müslüman bir kadın hangisine göre hareket edecek? Elbette ki günün şartlarına göre aklını kullanacak yani yolculuğun zorlukları, ki artık günümüzde çok kolay, kalacağı yerin güvenliği, ki bu da hac-umre operatörleri tarafından sağlanmaktadır, gibi hususlar ne ölçüde sağlanmakta, onlara bakıp karar verecek.

Bir başka örnek verelim. Kur’an’da kadına dayak atmaya cevaz verdiği öne sürülen Nisa suresi 34. ayetteki “fadribu” emri  dövmek, dolaşmak-dolaştırmak, evden çıkarmak anlamları taşır. Peki bunun hangisi doğrudur? Erkek egemen yani kadın aleyhine bakış açısıyla bu emir “dövmek” demektir. Halbuki  emrin kökü olan “darb” Kur’an’ın bir çok yerlerinde yola “çıkmak”, boyun “vurmak”, karanlığa “bürümek”, parmakları “doğramak”, örnek “vermek”, verilen bir şeyi geri “almak”, konulan bir şeyi “kaldırmak”, birini “dövmek”, birini “yatırmak”, “uyutmak”, “örtmek” vb anlamına gelmektedir. Bu konudaki geniş açıklamalarımız için bakınız: http://wp.me/PAexV-DQ. Sonuçta bu ayette neyin hangi anlamda olduğuna karar vermek günün şartlarına, ortama ve kişilerin-toplumun tekamül düzeylerine göre değişecektir.   Erkek egemen bir toplumda başka, çığırından çıkmış bir yaşamda, her şeyin yasalarla, yönetmeliklerle güvence altına alınmış olduğu bir sosyal düzende, insancıl bir toplumda farklı bakış açılarından, farklı yaptırım gereksinimlerinden kaynaklanan farklı yorumlar olacaktır.

Mezhepler ve onların uzantıları tarikatlar din değil, dine yorum getiren ekoller olmalıdırlar. Kur’an okunup, anlaşılmazsa, müteşabih ayetler üzerinde akıl yürütülüp, yorum yapılmazsa  mezhep ve tarikatlar din haline gelir. Bugünkü durum budur.  Yorum yapılmalıdır. Ama bunu yaparken de özellikle bir ayete başka bir yerde açıklık getirilmiş olabileceği de göz önüne alınarak Kur’an’ı bir bütün olarak okumadan, enine boyuna ele almadan bir ayeti, bir hükmü, bir emri içinden cımbızla çıkarıp “böyle diyor” demek de son derece yanlıştır. Mesela tek bir ayeti alıntı yapıp “Kur’an Yahudileri lanetliyor” demek, tek bir meale bakıp “Kur’an kadınlara dayak atın diyor”, uyduruk hadisleri kaynak alıp “İslam dininde kadın hakları yok” demek, “Maide 90 da sadece şarap yasaklanmış” demek gibi.

Bülent Pakman. Ekim 2012. Son güncelleme Aralık 2015. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden kısmen veya tamamen alıntılanamaz.

Twitter Widgets Facebook Widgets

Abu Dhabi 2013

Bülent Pakman kimdir   https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Reklamlar

About bpakman

İnşaat Yüksek Mühendisi, evli, yurtdışında yaşıyor.
Bu yazı İnanç içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Önüne Gelen Yorum Yapıyormuş için 2 cevap

  1. Ahmet Murat ÜNEŞ dedi ki:

    Verdiğiniz örneklere katılsam da yazınızın ana temasına şöyle bir bakış açısıyla girerek birşiyler katmak isterim ki , doğru olan şey tekdir bunu bilimde özellikle fizikte görebiliriz genelde göreceli olmayan konular haricindeki tüm meseleler dediğiniz gibi kesindir yer çekimi var mı var az var çok var olamaz . Bu din esaslarında da aynıdır .Dinde hüküm verilmesi gereken herhangi bir durum farklılık gerektirebilir, yorum yapılması gereke bilir . Asıl soru bunu kim yapacaktır….
    Her şahıs kuranı aynı anlayamaz aslında hiç bir şahıs kuranı aynı anlayamaz aynı yorumlayamaz ve tabi uygulayamaz . İnsanın o anki duygusal hali düşünceleri ön yargıları hepsi yorumunu etkiler . Peki bu Kutsal kitabın ”içinde kurudan yaştan hiç bir şey bırakmadık” (En’am, 6/38) denilen bir Kutsal kitabın sırlarla dolu gizemli satırlarını kimler nasıl yorumlaya bilir ….
    ”bu kitaba sadece temiz olanlar dokunabilir” (Vakıa 79) diyerek kimleri kastedmişdir kitabımız , bu kişiler öyle kişiler olmalı ki kuranın dediklerini tam net bir şekilde anlayıp avamı adaletle yönlendirsin . Bu kişiler sizinde bileceğiniz gibi Efendimiz ve torunları 12 İmam’dır (Cağferilik). Ehlibey de denir o masumlara. Kuranı kerim buyurur ki “Allah, yalnızca siz Ehl-i Beyt’ten her çeşit pislik ve kötülüğü giderip sizi tertemiz kılmak ister.” (Ashap Suresi 33) .
    Nasıl bir okul kitabını anlatmaya hoca lazımsa kuranı öğretmeyede hoca gerek öyleki herkez anlatılanı kabı kadar değil anlatılmak istenen kadar anlasın ve Allahın vadi yerine gelsin dinini tam kılsın adaleti sağlasın . Öyleki içinizden ne geçiceğini geçtiğini , her hangi bir suçu işlerken hangi etkilerde kaldığınızı masumiyetinizi Allahın izniyle bir bakışda anlayan hakimler dir onlarki adaleti sağlasınlar . Onlardır Kuranı Kerimi yorumlayacak ve anlatacak .
    Çok güzel bir yazınız vardı aslında birazcık düşününce adalet için bu çizdiğim size tarif ettiğim tablonun olması daha uygun değilmidir .O zaman Allahın adaleti üstündür ve Adaletli olan makbuldür . Keşke herkes sizin gibi araştırma ve aklını kullanma meyilli olsa da yanlışı olanlarımız düzelebilsek … Teşekkürederim …

    • bpakman dedi ki:

      Ahiretle ilgili bir yorum müteşabihtir. Böyle olduğu için de ahiretle ilgili yorum getirilebilir. KuraN ayetlerini inkar etmeyen, inanan bir insan o ayetlerle ilgili herhangi bir yorum getirdi diye kimse ona kafir diyemez. İnsan ahirete inanıyorsa onun inancı hakkında tartışma yapılamaz. Böyle bir tartışma başlamadan BİTMİŞTİR.

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s