Erkeksiz Kadın Olmaaz!

Suudi Arabistan, Bakan Davutoğlu’nun resmi gezisini izlemek için bu ülkeye gidecek gazetecilerden Nihal  Bengisu Karaca’ya ‘yanında erkek’ yok diye vize vermedi.

“Erkeksiz Gelme”

Dışişleri bakanı Davutoğlu’nun resmi gezisini izlemek için Suudi Arabistan’a gidecek yazar Nihal Bengisu Karaca’ya, “yanında erkek yok” diye vize vermediler. Ülkeye kabulü için eşinden veya babasından muvafakatname istenen Nihal Bengisu Karaca, buna tepki gösterdi ve “bu yaştan sonra babamdan ya da kocamdan izin alamam” diyerek vize talebini geri çekti, geziye katılmaktandan vazgeçti. Karaca, “kadın haklarına en alt düzeyde bile bilinç geliştirememişler. Bence peygamber’in kemikleri sızlıyor. Din yaşam için önemlidir ama ‘katı olmayan bir laiklik de önemlidir” dedi.

Davetliydi

Bakan Davutoğlu, Suudi Arabistan gezisini izlemek üzere, Türk basınından bir grup gazeteciyi davet etti. Habertürk gazetesi adına da geziye Nihal Bengisu Karaca’nın katılması rica edildi. Bunun üzerine Karaca, geziye katılmak için İstanbul’dan Ankara’ya gitti. Bu arada vize işlemleri başlatıldı. Ancak Suudi Arabistan Büyükelçiliği, Ahmet Davutoğlu maiyetinde seyahat edecek gazeteci heyetinin içindeki tek kadın olması nedeniyle Karaca’nın kocasının ya da babasının ‘muvafakatnamesine’ ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Karaca “şu yaşımdan sonra kalkıp da babamdan ya da kocamdan ‘izin veriyorum, gidebilir’ türü bir yazı istemem” dedi. Dışişleri araya girdi ve Nihal Bengisu Karaca’ya vize yolunu açacak başka yöntemler arandığını, sorunun aşılması için çaba sarf edildiği bilgisi verildi. Fakat Karaca “Hayır. Lütfen durumu Ahmet Davutoğlu’na da iletmeyin, kimseye rahatsızlık vermek istemiyorum ama şu şartlarda gelmek de istemiyorum” diyerek bavulunu topladı ve İstanbul’a döndü. Karaca şaşkın ve öfkeliydi.

“Hayır”lı Ziyaret

Karaca, “Bu hayırlı bir ziyaretti, Davutoğlu’nun bölge barışı için attığı adımları, yaptığı ziyaretleri destekliyorum, bu yüzden gezi öncesi bu krizin ona yansımasına bile engel olmak istedim. Ama benim de inançlarım ve sınırlarım var. Suudi Arabistan büyükelçiliği’nden vize için kocamın ya da babamın izninin gerektiği bilgisi gelince seyahatle ilgili isteğimi kaybettim. Kadının haklarına ve bireyselliğine ilişkin en alt düzeyde bir bilinç dahi geliştirmemiş, dinin en katı, en otoriter yorumunu seçmiş bir ülke Suudi Arabistan, Peygamber’in kemiklerini sızlatıyor bence. Hep dinin yaşamlarımız için en önemli referans kaynağı olduğunu düşünmüşümdür ama aynı zamanda her zaman başkasının referans algısının tahakküm alanından korunmak için de ‘katı olmayan bir laikliğin’ ne kadar önemli olduğunu vurgulamışımdır. Bu olay bu düşüncemin sağlaması oldu ” dedi.

One Minute Saudi Arabia!

Karaca şunları ekledi: “Acayip bir durum. Eğer kutsal Kabe bu ülke sınırları için de yer almasaydı ‘daha da gitmem Arabistan’a’ derdim rahatlıkla ve gayet ağır konuşurdum ama şu durumda kendimi tutuyorum. Suudi Arabistan yaşlı kabul ettiği kadınlar hariç, kadınların yalnız hac ya da umre yapmasına izin vermiyor bunu biliyoruz. Ama bu durum farklı. Bir ülkenin bakanla beraber olanları koruyamayacağı düşünülemez. Resmi heyette yer alan kadın gazeteciden kocasının, babasının yazılı ve evsaflı belge halindeki iznini talep etmek kadar aşağılayıcı ve ayrımcı bir düşünce olamaz.

Peygamber Müslümanlara liderlik etmeye başladığı günden itibaren iktidar karşısında, belirli bir güce sahip olan müşrikler karşısında, ezilen insanların ve elbette erkeğe oranla daha avantajsız konumda olan kadınların sahip olduğu hakları genişletecek regülasyonlar yaptı. Oysa bugünün Suudi Arabistan’ında kadın erkeğin yanına değil çocuğun, devenin ağacın yanına uygun görülen bir yaratık.

Hurmanın hakkı ağaca soruluyor mu?

Peygamberin getirdiği inanç sisteminde bir hurma ağacının bile hakları vardı, hurma ağacı olarak varolabilmesi için ormandan izin alması gerekmiyordu. Bir devenin bile hakları vardı, varolabilmesi için ‘baş deve’ den izin alması gerekmiyordu. Ama bugün Suudi Arabistan’da bir insan olarak kadının tek başına çarşıya pazara gitme hakkı bile yok. Peygamberimize, çok uzun yıllar sonra müminlerin kadınlara nasıl davranması gerektiği sorulmuştu. Yani, kendisi öldükten çok sonra, şartlar çok değiştiğinde, kadınların hakları konusunda nasıl tutum alınması gerektiği danışılmıştı. Peygamberin ‘maruf olan ne ise’ onun uygun olacağını söylediği biliniyor; yani mevcut şartlar içinde ‘en iyi’ olan en adil olan, insan onuruna en yakışır olan ne ise bir Müslümanın kadın konusundaki tavrı da o olmalıdır. Fakat Suudiler ve o zihniyetin takipçileri kadınların sahip oldukları hakları tarihin o döneminde dondurdular ve kadınların erkeklere bağımlı olduğu bir vasatı hakim kıldılar, dünyalarının etrafına duvar ördüler ki, ‘maruf olan’ gelip onları bulamasın, zaman içinde insan hakları konusunda daha farklı, daha ileri anlayışlarla kıyaslayıp tartılamasınlar, eksiklikleri, zaafları görünmez olsun…

Bütün bunlar, İslam peygamberinin ana vatanında oluyor. Peygamber başka bir alemden olan biteni görebiliyorsa eğer, bu yöneticiler için ne düşünürdü, bana iyi şeyler düşünmezdi gibi geliyor.

Bülent Pakman Şubat 2010

Facebook Widgets

Bakü Ofis 2011Bülent Pakman kimdir  

About bpakman

İnşaat Yüksek Mühendisi, evli.
Bu yazı Orta Doğu içinde yayınlandı ve , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.