Kuran’daki Yahudiler

Kuran Yahudiler hakkında ne diyor?

Yahudiler dediler ki: “Allah’ın eli bağlıdır.” Kendi elleri bağlandı/elleri bağlanasıcalar! Söylemiş oldukları lakırdı yüzünden lanetlendiler..” (Maide 64)

Sonunda verdikleri misakı bozdukları için onları lanetledik de kalplerini kaskatı yaptık.” (Maide 13)

Kur’an’ın Yahudilerle ilgili bu ayetleri tek başına okuyup vay anasına bak ne demiş demektense bu konudaki tüm ayetleri derinlemesine yorumlamak gerekir. Bazan bir sure bir başkasının devamı, tamamlayıcısıdır.

Toplumda genel kanı şudur: Kur’an’dan Yahudilerin savaş ve fesat çıkaran bir topluluk olarak gösterildiği anlamı çıkarılır ve Kur’an’da yaptıkları nedeniyle Yahudilerin lanetli kılındıkları bilinir. Acaba öyle mi?

Yeniden okuyalım:

Sonunda verdikleri misakı bozdukları için onları lanetledik de kalplerini kaskatı yaptık.” (Maide 13)

Ama Ayetin sonunda Hz. Muhammed’e hitaben Yahudiler için şöyle denildiğini de göz ardı etmemek gerekir;

Bununla birlikte onları affet, ellerini tut. Çünkü Allah güzellikleri sergileyenleri sever.” (Maide13)

Nitekim başka ayetler de bunu vurgular:

Musa kavminden bir topluluk var ki, hakka kılavuzluk eder ve yalnız hakka dayanarak adaleti gözetir. (Araf 159)

Şu bir gerçektir ki, iman edenler, Yahudiler,  Sabiiler ve Hıristiyanlardan Allah’a ve ahiret gününe inanıp hayra ve barışa yönelik iş yapanlar için korku yoktur. Tasalanmayacaklardır onlar.” (Maide 69)

Görüldüğü gibi Kur’an Yahudilerin hepsini ayni kefeye koymamış, hatta doğruya inananları Yahudi, Hıristiyan, Müslüman diye ayırmamış hepsine kendi katında aynı değeri vermiştir.

Sonuçta lanetli olanlar bir devirde yanlışa yönelen Yahudiler olarak mütalaa edilmelidir. Onlar Yahudi inancında olmalarından ziyade ahlakî davranışları ve Allah’ın buyruklarına gereği gibi uymamaları açısından değerlendirilmiştir.  Yoksa günümüzde hiçbirşeyden habersiz olarak doğan bir Yahudinin de lanetli olduğunu kabul etmek gerekecektir ki ameli olmadan hiçbir suçu da olması mümkün olmayan bir insan nasıl lanetli olabilir? Nitekim Yahudiler kavim olarak toptan lanetlenmiş olsaydı Hz. Muhammed Safiye ve Reyhane gibi Yahudi kadınlarla evlenmezdi. Bunların evlenince Müslüman olması soyca lanetlenmişseler durumu değiştirmez. Kaldı ki Safiye’nin Müslüman olup olmadığına dair pek bilgi de yok. Safiye ölüm döşeğinde iken malının üçte birini Yahudi dininde ısrar eden yeğenine vasiyet etmişti. Sahabilerden bazıları bu vasiyete karşı çıkınca Hz. Ayşe araya girerek istediği yere vermesini sağlamıştı. (Hamidullah, İslam Peygamberi, c.2, s. 740-745).

Ayrıca bütün Yahudileri de aynı kefeye koymamak lazım. Aralarında etkisiz de olsalar şahin karşıtları var. Bu da Kur’an’da belirtiliyor ve yol gösteriliyor.

Hiç kuşkunuz olmasın ki bu Kur’an, İsrailoğullarına, ihtilafa düştükleri şeylerin birçoğunu anlatıyor.” (Neml 76)

Peki neden Kur’an’da Yahudilere bu kadar yer verilmiştir? Bunun nedeni, İslâm’ın doğuşu döneminde Yahudilerle yaşanan sorunlardır. O zamanlar Medine ve civarında bir çok Yahudi kabilesi yaşamaktaydı. Bunlar, Nadiroğulları, Kaynukaoğulları, Kureyzaoğulları, Hayber ve Fedek Yahudileri idi. Yahudiler, Hz. Muhammed’e ve Müslümanlara karşı şiddetli tepki göstermişlerdi. Kur’an’da, Yahudilere kıyasla Hıristiyanlardan daha az bahsedilmiştir. Nedeni, İslam’ın ilk yıllarında Yahudilerle yaşanan sorunların Hıristiyanlarla yaşanmamasıdır. İslâm’ın doğuşu esnasında Hıristiyanlarla Müslümanlar arasında Yahudilerle olduğu gibi ciddi çatışmalar meydana gelmemiştir. Çünkü o zamanlar Müslümanlar, Hıristiyan çoğunlukla henüz temasa geçmemişlerdi.

Gelelim Maide 51. ve onunla yakından ilgili Bakara 120. ayetlere:

Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları gönül dostları edinmeyin. Onlar birbirlerinin gönül dostlarıdır. Sizden kim onları gönül dostu edinirse o, onlardandır. Allah, zalimler toplumunu doğruya ve güzele kılavuzlamaz. (Maide 51)

Sen onların öz milletlerine uymadıkça Yahudiler de Hıristiyanlar da senden asla hoşnut olmaz. De ki: “Allah’ın kılavuzluğu, erdirici kılavuzluğun ta kendisidir. ” İlimden sana ulaşan nasipten sonra bunların boş ve iğreti arzularına uyarsan, Allah katından ne bir dostun/destekçin olur ne de bir yardımcın. (Bakara 120)

Bu iki ayet birlikte mütalaa edildiginde Kur’an’ın mucizevi yönü bir kez daha görülüyor. Kur’an Müslümanları uyarıyor ve Yahudiler ile Hıristiyanların İslam dinine hiçbir zaman olumlu  bakmayacaklarını, gelecekte Siyonist-Haçlı ittifakının kurulacağını bazı Müslümanların onlara destek çıkacağını öngörüyor. Bu arada bir inanılmaz mucize daha, Yahudi ve Hıristiyanların hangi Müslümanlardan hoşnut olacaklarını da 1400 yıl önce haber veriyor: Onların öz milletlerine uyan İslam yani Ilımlı İslam.

Kur’an, Yahudiler ve bir anlamda günümüzde bu olup bitenler için başka neler diyor, görelim:

Ne zaman savaş için bir ateş yaksalar, Allah onu söndürür de onlar yine bozgunculuğa koşarlar.” (Maide 64).

Biz, Beniisrail’e Kitap’ta şu yolda bir yargıda bulunduk: Siz yeryüzünde muhakkak iki kez bozgun vücuda getireceksiniz ve muhakkak büyük bir kibirle böbürleneceksiniz (İsra 4).

Bu ayete göre Yahudiler iki kez devlet kurma fırsatını bulmuşlar. Birincisi Kur’an indirilmeden önce.  Kur’an birinci devletin ne olduğunu şöyle anlatıyor:

Nihayet, o ikiden birincisi geldiğinde, üzerinize aşılmaz bir güce sahip kullarımızı gönderdik de onlar, barınakların aralarına girip araştırdılar. Ve bu, yerine getirilmiş bir vaat idi.” (İsra 5).

Bu birinci devlet Milattan Önce 586 da Güney Irak yani Babil kralı güçlü Nabukadnezar tarafından yokedilmiş, ünlü Süleyman tapınağı yıkılmış, Kudüs tamamen yakılmış, sağ kalanlar gerçekten de aranıp bulunmuş, toplanıp esir edilmiş ve Babil’e sürülmüştür.  Ardından Güney İsrail de Kuzey Irak yani Ninovalılar tarafından haritadan silinmiştir. Kur’an  Yahudilerin daha sonra ikinci devletlerini de kuracağını teyit etmiştir:

Sonra onlar üzerinde size tekrar egemenlik verdik, mallar ve oğullarla sizi güçlendirdik ve sizi toplum olarak çoğalttık.” (İsra 6).

Ancak Kur’an bu ikinci devletin yani bugünkü İsrail’in de bozguncu hüviyetinden vazgeçmeyeceğini İsra 4 ve Maide 64  de ve aşağıda alıntı yaptığımız bir çok ayette yüzyıllar önce haber veriyor.

Kur’an bir başka mucizesi de İsrail’in kan döktükçe kibirleneceğidir. Yakın zamanda Türkiye’nin Tel Aviv Büyükelçisi karşısında İsrail Dış İşleri Müsteşarı Ayalon’un terbiyesiz, küstah tavrı buna çok iyi bir örnektir. Kan dökmekten utanması gereken bu şerefsiz adam Büyükelçimizi kapıda bekletmiş, kendisi ve ekibinden aşağıda bir yere oturtmuş ve diplomatik teammüllere aykırı olarak kendi dilinde yani İbranice konuşarak bunu teyit etmiş, üstüne üstlük tüm bunları önceden planlayarak TV kameramanlarını çağırmış ve tüm dünyaya bu kibrini göstermiştir.

Yaptıkları zulümler ve birçok insanı Allah yolundan alıkoymaları yüzünden daha önce kendilerine helal kılınmış tertemiz şeyleri onlara haram kıldık” (Nisa 160).

Ey resul! Kalpleri inanmamış olduğu halde ağızlarıyla “inandık” diyenlerin küfürde yarışırcasına koşanları seni üzmesin. Yahudilerden bazıları yalancılık etmek için dinlerler; huzuruna çıkmamış olan başka bir topluluk icin dinlerler. Yerlerine oturmuş kelimeleri, yapılarını bozup değiştirirler. Size şu verilirse alın eğer o verilmezse çekilin derler. Allah birini fitneye çarptırmak isterse sen onun için Allah karşısında hiçbir şey yapamazsın. Bunlar o kişilerdir ki Allah kalplerini temizlemek istemiyor. Dünyada bir rezillik vardır onlar için, ahirette de büyük bir azap vardır onlara” (Maide 41).

Şu tartışılmaz bir gerçektir ki, insanların iman edenlere en şiddetli düşmanlık duyanlarını, yahudilerle şirke batanlar arasında bulursun” (Maide 82)

Söyle onlara: “Siz mi daha bilgilisiniz yoksa Allah mı?” Allah’tan kendine ulaşmış bir tanıklığı gizleyenden daha zalim kim vardır! Allah, yapmakta olduklarınızdan habersiz değildir.” (Bakara 140).

İşte bu yüzden biz, İsrailoğulları üzerine şunu yazdık: Kim bir kişiyi, bir kişiye karşılık yahut yeryüzünde bir fesat sebebiyle olmaksızın öldürürse, insanları toptan öldürmüş gibidir. Ve kim bir kişiye hayat verirse insanlara toptan hayat vermiş gibidir. Andolsun, resullerimiz onlara açık-seçik kanıtlar getirmişlerdir. Ama onlardan birçoğu bunun ardından da yeryüzünde zulüm ve azgınlığa sapmaktadır.” (Maide 32).

Bunlardan da Kur’an’ın Yahudileri lanetlediği anlamı çıkarılmamalıdır. Burada Kur’an başka bir şey anlatmak istiyor. Kur’an yine mucizevi bir şekilde yakın zamanın olaylarını yıllar önceden haber veriyor. Nedir bu olaylar? Örneğin İsrail devletinin kurulabilmesi için Filistin’in işgal edilerek, Filistinlilerin katledilmesi, topraklarından sürülmesi, İsrail’in bir kaç kez Lübnan’ı, Gazze’yi, Filistin’i kan gölüne çevirmesi. Sırf İsrail rahat etsin diye Saddam’ın devrilmesi ama karşılığında Irak’ın kan gölüne çevrilmesi bir milyon insanın hayatını kaybetmesi, sırf İsrail gelecekte susuz kalmasın diye GAP’ın Türkiye’den koparılma sürecinin, yani ayrılıkçı, bölücü silahlı PKK hareketinin başlatılması, bu sırada binlerce insanın hayatını kaybetmesi v.b. ayrıca devamı da gelecek İsrail’i yönetenler üzerinde fundamentalist fanatik Haşid baskıları sürdükçe.

Yahudilerle ilgili bu ayetlerdeki öngörüleri ayırt edemeyen gerek bizim dinciler, gerekse Arap, Acem ve diğer müslüman dünyası Kuran’ı bir bütün olarak dikkate almadan yanlış bir şekildeKur’an Yahudileri lanetliyordiye yorumlamaya devam ediyor. Bunu yaparken de yukarıdaki bazı ayetlerle Yahudilerle hiç ilgisi olmayan bir sürü ayetleri harmanlıyorlar. Sonuçta işte Kur’an böyle diyor demeye getiriyorlar. Diğer taraftan Yahudiler bu yanlışlığı gayet iyi kullanıyorlar. “İşte bakın müslümanlar bize düşman, kitaplarında da anti-semitizim, ırkçılık var” diyerek mazlum edebiyatı yapıyorlar.

Bu arada  Kur’an 2. Yahudi devleti yani İsrail’in ne olacağını da anlatıyor mu acaba? Bakalım:

Eğer güzel davranırsanız, kendi benlikleriniz için güzellik sergilemiş olursunuz. Ve eğer kötülük yaparsanız o da benlikleriniz aleyhine olur. Bu sırada, yüzlerinizi çirkinleştirsinler, ilk kez girdikleri gibi mabede girsinler ve egemenlik altına aldıklarını yerle bir etsinler diye ikinci vaat geldi.” (İsra 7).

Burada sonunda Kudüs’e 2. kez girileceği yazılı olduğu anlaşılabilir. İsra 5 de belirtilen ilk vaat yani Kudüs’ün işgali İsra 7 de belirtilen 2. vaat olarak tekerrür edecektir. Yani İsrail rahat durmayacak, oturduğu yerde oturmayacak, ona buna, oraya buraya saldıracaktır, aynen 2. Dünya savaşından günümüze kadar yaptıkları gibi, sonucuna da katlanacaktır.

Kur’an devam ediyor:

Rabbiniz size belki rahmet eder. Ve eğer yine eski duruma dönerseniz, biz de döneriz. Ve biz, cehennemi, küfre batanlar için çepeçevre kuşatan bir zından yapmışızdır.” (İsra 8).

Buradan Yahudilerin varlıklarını devam ettirebilecekleri anlaşılabilir. Kimilerine göre burada bir açık kapı var ve netlik yok.

Kur’an’da İsrail’in nasıl yıkılacağına dair bir işaret yok.  Bu konuda başka kaynaklara göre İsrail’in yıkılışı Armageddon ile olacak ve İsrail’i Nuh’un çocukları, yani Nuh’un gemisinin tufandan sonra oturduğu lokasyonda çoğalan ve günümüze gelen halk yıkacaktır. Bunun da Türkler olduğu ileri sürülmektedir. Kimilerine göre Nuh’un çocukları Nuh tufanı benzeri şekilde batan Mu kıtasından önceden Asya’ya kaçabilen Ön Ugorlardır. Bu konudaki ayrıntılı araştırmamızı okumak için lütfen TIKLAYIN. Siyonistler buna inanmakta ve bu yüzden Türkiye’yi pasifize etmek amacıyla Kürtler vasıtasıyla bölme planlarını başarıyla uygulamaya devam etmektedirler. Bu konunun ayrıntılı olarak irdelendiği aşağıdaki yazılarımızı da okumanızı tavsiye ederiz:

İSRAİL VE KÜRTLER

KÜRT ÖZERKLİĞİNE DOĞRU

SİYONİST-EVANGELİST İŞBİRLİĞİ

Not: Armageddon, Yahudiler’in dünya hakimiyetine ulaşmak için yapacaklarını düşündükleri son kutsal savaşın adı. Bu savaş Yahudiler’e göre kendi galibiyetleriyle sonuçlanacak ve Yahudiler Tevrat’ta yazılı olan Nil’den Fırat’a kadar toprak edinim amaçlarına ulaşacaklardır.

Mısır ırmağından büyük ırmağa, Fırat nehrine kadar bu diyarı senin zürriyetine verdim.” Tekvin, 15/18

Nil Mısır’ın ortasından geçer. Tıpkı, Fırat’ın Irak’ın ortasından geçtiği gibi. Yani Yahudilere göre, Büyük İsrail Devleti Mısır’ın yarısı ile Irak’ın yarısı arasında kalacak toprakları kapsayacaktır. İçinde Ürdün, Suriye, Lübnan ve Anadolu’nun bir kısmı.
Firavun’lar, Musa’yı Mısır’dan; Kral Nebukadnezar Yakup’u, yani Yesrail’i, Babil’den yani Irak’tan kovmuşlardı.

Armageddon ayrı bir yazımızda ayrıntılı olarak ele alınmıştır: BAKINIZ.

Bülent Pakman, Temmuz 2009.  Son güncelleme Aralık 2013. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden alıntı yapılamaz.

Din ve inanca  ilişkin yazılarımız:

Twitter Widgets Facebook Widgets

IMG_2654Bülent Pakman kimdir    https://bpakman.wordpress.com/pakman/

Reklamlar

About bpakman

İnşaat Yüksek Mühendisi, evli, yurtdışında yaşıyor.
Bu yazı İnanç içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s