Suudlu Kız Şoförler

Kim demiş ki Suudlu kızlar araba kullanamaz diye. Burası Al Khobar, Bayramdan faydalanarak  kaçamak yapalım dediler anlaşılan:

Bülent Pakman 28 Kasım 2009. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden alıntı yapılamaz.

Bundan 3.5 yıl sonra:

SUUDİ Arabistan’da din polisi, kadınların bisiklet sürmesine “izin verdiklerini” açıkladı.

Suudi El Yavn gazetesinin din polisinden ismi açıklamayan bir yetkiliye dayandırdığı dünkü haberine göre kadınlar, park ve eğlence alanlarında bisiklet sürebilir, ancak belirli şartlarda. Buna göre kadınlar, erkek yakınlarının yanlarında olması ve baştan aşağıya kadar vücutlarını kapatan “abaya” giymeleri şartıyla bisiklet kullanabilecek. http://www.hurriyet.com.tr/planet/22945697.asp  Hürriyet Gazetesi 2 Nisan 2013

Suudi Arabistan ile ilgili günlükler

Suudlu Kız Şoförler için 4 cevap

  1. Geri bildirim: Suudi Arabistan « Pakman World

  2. Fatma dedi ki:

    Suudi Arabistan’da kadınların araba kullanması yasaktır. Sadece bizim çalıştığımız ARAMCO şirketinin yaşam kamplarının sınırları dahilinde kadınlar araba kullanabilir. Onun için de Kanada veya Amerika’dan aldığımız ehliyeti göstererek bir Suudi Arabistan ehliyeti alırdık – ki onu da 1991 Gulf Harbinden sonra yenilememeye başladılar, çünkü o sene (bir tanesi prenses olan) bazı ilerici kadınlar Riyadh’ta araba kullanarak bu durumu protesto etmişlerdi. Tabii geri tepti, hepimiz kampın içinde bile ehliyetsiz araba kullanmak zorunda kaldık. Bunun yanı sıra, başka problemler de yarattı; örneğin ben Kanada ehliyetimin günü geçtiği için ABD’ye gittiğimde araba kiralayamaz filan oldum.

    ARAMCO yaşam kampları dediğim yerler de 5 şehir. En büyüğü Dhahran (35,000 nüfuslu), en küçüğü Udhailiyah (1,000 nüfuslu) idi. Biz Udhailiyah, Abqaiq ve Dhahran kamplarında 1980-1998 arasında yaşadık. Buralarda en yüksek hız 50 Km dir. Bazı Ürdün’lü bayanlar da (genellikle doktodular) ehliyetsiz olarak araba kullanırlardı.

    Ama ben bir gün ben karayolunda araba kullanırken yakalandım!

    Arap arkadaşlarım hep bu kuralın kadını korumak için varolduğunu iddia ederlerdi. Eğer kocam araba kullanamazsa ben kullanabilir mişim filan derlerdi. Detaylarını unuttum, ama bir gün eşimi Dhahran hastanesinden eve göndermek için ambülans emrettiler. Fakat ne olduysa ambulans bir türlü gelmedi. İki saat bekledikten sonra kendi başımızın çaresine bakmaya karar verdik. Bizim arabamız da o gün Dhahran’daydı. Haydi kendi arabamızla Udhailiyah’taki evimize dönelim dedik.

    Eşim Dhahran’dan Abqaiq’e kadar kullandı arabayı. Oradan sonra direksiyonu bana verdi. Zaten oradan sonra yol çok tenhalaşır. Üzerimde beyaz gömlek vardı. Oğlumun baseball kasketini kafama taktım, parmaklarımdan yüzüklerimi çıkarttım ve direksiyona geçtim. Senelerdir 50 Km’den yukarı çıkmamışım, yeni Jaguar’ımızı öyle bir zevkle sürüyordum ki hiç olmayan bir şey oldu:

    Bomboş yolda küçük bir tamir nedeniyle şeridin birini kapatmışlar. Polis te arabasına yaslanıp kollarını göğsüne kavuşturmuş tek şeritten geçen araçları dikkatle inceliyor… Hiç bozuntuya vermedim, müsait hızla yanından geçtim. Kadın olduğumu fark etmediğini sandım. Eğer Jaguar olmasaydı sürenin kim olduğuna bakmazdı diye düşünürüm hala…

    30-40 kilometre gittiğimizi sanıyorum. Othmaniye kavşağına geldik. Eşim bu yola gir de ekmek alalım dedi. Ben oradaki dükkanların arasında dolaşan insanlar beni fark ederler diye sapmadım, iki üç kilometre sonra Udhailiyah kampına varacağımız ana yolda kaldım. Bir de ne göreyim, arkamdan zıpkın gibi bir polis aracı gelmiyor mu? Eşimi uyardım, o ise bitap vaziyette yattığı ön koltuktan doğrulmadan “Seni fark ettiklerini sanmıyorum, bunlar her zaman deli gibi sürerler, zaten” dedi. Ama bizim yanımıza gelince yavaşladılar bana paralel sürmeye başladılar. Polis aracında iki kişi otoruyordu. Şoförün yanındaki polis sağ aynayı oynatarak iyice yüzüme baktı ve arkamda kalıp flaşlarını yakmaya başladılar. Ben de münasip şekilde sağa çekip durdum. Polisler de durup arabalarından indiler ve ikisi de yanımıza geldiler. O arada geçen üç dakika içinde kalbimin kaç attığını sormayın. Eğer kalbimde bir arıza olsaydı- oracıkta duruverecekti.

    Eşim de bu arada yattığı koltuktan güçlükle doğrulabildi. Beline bağladığı ginger roots soğan sarmısak ne varsa hepsi dışarı düştü. Polislere hastane dosyasını gösterdi. Ambulans emrini gösterdi. Kullanamayacak kadar ağrılarım vardı dedi ama ne onların ingilizcesi ne de bizim Arapçamız yeterli değildi. Bize üç soru sordular:
    Yanındaki kadın kardeşin mi?
    Yanındaki kadın zevcen mi?
    Riyadh’a mı gidiyorsunuz?

    Eşim telaştan ilk iki soruyu evet diye yanıtladı. Eve gidince “Bari bir de amcam deseydin, bravo” dedim. Bu sorudan kasıt eğer yakın akraba olmasak ikimizi de uygunsuz durumdan hapise atabilmek için.
    Üçüncü sorudan kasıt ise, bir sene önce bir grup aydın kadın konvoy halinde Riyadh’a arabayla girmişlerdi. Acaba aynı girişimin devamı mıydı? Hayır değil!.. Hepsinden geçtik. “Şuracıkta Udhailiyah’taki evimize gidiyorduk, zaten burada şoför değiştirmek için duracaktık” dedik. Halimize acımış olmalılar. Eşimi direksiyona oturttular “Haydi yallah” deyip gönderdiler.
    Fiiieuuuyyf!

  3. Fatma dedi ki:

    Al Baha’da kadınların jip kullandığını gördüm. Yemen sınırına yakın bir yerdir. Bir kadın gayet sakin şekilde çölden arabasıyla geldi, benzinlikçiden bir sürü ekmek alıp arabasına koyup, gaza bastı ve gitti. Bu bölge biraz daha müsamahakar olarak bilinir. Zaten orası Osmanlı’nın en son çekildiği yer imiş.

    Al-Baha’da yaşayan bir arkadaşım bir düğünde Türkçe küfür sesi duymuş. Dönüp baktım diyor, çok yaşlı bir adam. Bizi okula gitmeye mecbur ettiler, biz de mecburen Türkçe öğrendik demiş. “Ama öyle bir küfür ediyor ki, Türkçe’yi çok iyi öğrenmiş” dedi arkadaşım.
    Ben bunu doğruluğunu bir tarihçiden teyit etmek isterdim. Anadolu’daki çocukların gideceği okul var mıymış da Arap ellerindekileri mecbur etmiş olsunlar?

    Amerikalı kadın arkadaşlarım da gece trafiğinde eşlerinin uykusu geldiğinde şehirler arası yollarda direksiyona geçtiklerini anlattılar. “Ne yapsaydık yani, kalacak otel mi vardı?” dediler. Bilhassa Yemen hududundan kaçak gelen vahşilerin çölde mola veren ailelerin ırzına geçip boğazlarını kestiğini duymuştuk.

  4. Geri bildirim: Suudi prens muhaliflere katıldı | Pakman World

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s