Mevlâna, Mevlevilik, Sema

Mevlâna, Mevlevilik, Sema – Soru-Cevaplar

  • Sema ne demektir?

Mevlevîlik deyince ilk akla gelen semâ’, lügatte işitmek mânâsındadır. Terim olarak, mûsikî nağmelerin dinlerken vecde gelip hareket etmek, kendinden geçip dönmektir.
Sema’, sembolik olarak, kâinatın oluşumunu, insanın âlemde dirilişini, Yüce Yaratıcı’ya olan aşk ile harekete geçişini ve kulluğunu idrak edip “İnsan- ı Kâmil” e doğru yönelişini ifâde eder.

  • Sema ne zaman başladı?

Ahmed b. Feridun Sipahsalar, Mevlânâ’nın Şems-i Tebrizî ile mülakatından önce semâ’ etmediğini, Şems’in talebi üzerine semâ’ etmeye başladığını ve bunu ölünceye kadar bırakmadığını, onu yol (tarîk) ve âyin haline getirdiğini nakleder.

Mevlana önceleri tek başına belli bir nizâma bağlı kalmaksızın dînî ve tasavvûfî bir coşkunluk vesîlesiyle sema yapardı. Mevlânâ, Şems-i Tebrizî’nin 642/1245 senesinde ortadan kaybolmasıyla birlikte, müderris elbisesini çıkarıp, derviş külahını ve elbisesini giymiş ve rebabı altı haneli hale getirmelerini emrederek semâ yapmıştır. Daha sonra yanındakiler de ona eşlik etmeye başlamıştır.

Eflâkî’nin naklettiklerine göre: hoşa giden veya manalı bir ses Mevlânâ’yı semâ’ ettirmeye kâfi gelirdi. Sokakta, pazarda, Meram mescidinde, Ilıca’da, değirmende, Konya meydanında Mevlânâ semâ’ ederdi.

Hz. Mevlânâ her hareketi semâ’ olarak görüyordu ve biliyordu ki zerreden feleklere kadar her şey semâ ederdi. Örneğin arı bal yapmak için semâ’ eder.

  • Sema ne zaman toplu yapılmaya başlandı?

Sema Mevlana’nın ölümünden sonra halefi Hüsameddin Çelebi tarafından Cuma namazını müteakip, Kur’ân okunduktan sonra, toplu bir halde semâ’ yapılması bir gelenek haline getirildi. Bununla beraber belirli bir zaman ve mekana bağlı kalmaksızın, muhtelif vesileler ile semâ’ yapıldığı da anlaşılmaktadır. Sema Sultan Veled ve Ulu Ârif Çelebi zamanından başlayarak Pîr Âdil Çelebi zamanına kadar tam bir disiplin içine alınmış, sıkı bir nizâma bağlanmış; icrâsı öğrenilir ve öğretilir olmuştur.

Mevleviliğin tarikat haline gelmesi de Mevlana’nın ölümünden sonra olmuştur. Ancak Mevlevilik İslam Dünyasının  ilerici bir tarikatıdır, hatta en ilericisidir. Tarikar denilince diğerleriyle karıştırılmamalıdır.

Sanat tarihimizin hiçbir şubesi yoktur ki onun en seçkin simaları arasında temiz yüzü, asil tavırları ve zarif giyinişiyle bir Mevlevi görünmesin. Mevlevilik daima sevilen ve hürmet gösterilen bir müessese olarak kalmış ve Mevleviler de kendi çevresinde hareketleri, tavırları, vakarları ve saygı ve hoşgörülüğü ile herkesin beğenisini kazanmıştır.

Mevleviler herkese elinden geldiği kadar iyilik ve nezaketle davranır ve kattiyetle karşılık beklemez. Hazreti Mevlana’nın esas hali aşk halidir, bunun için Mevlana muhipleri ve müntesipleri  birbirlerini gördükleri zaman “aşkı niyaz ederim” diyerek birbirlerine aşk-ı dua ederler.

Edeb çok önemlidir. Edebsiz de aşk olmaz onun için Mevlevi’de olamaz. Edebe riayet etmemek en büyük nezaketsizliktir. Mevleviler Edebe riayet ederler. Temiz ve güzel giyinmekte Mevlevi adabı arasındadır.

  • Semazen ne demektir?

Sema’ eden canlara Sema’zen denilmiştir.

  • Niçin dönülüyor?

Mevlevilikte dönmek tabiri yoktur. Mevleviler Sema’ eder. Her tarikatın zikir ederken (Allah’ı anarken) kendilerine özgü bürhanları vardır. Mevleviliğin de bürhanı Sema’ dır.

  • Sema’ ederken baş dönmez mi?

Sema’ belli kuralları ve teknik eğitimi olan bir zikir şeklidir. Sema eğitimi alırken vücudu yavaş yavaş belli eğitimlerle hazırlayarak baş dönmesi ortadan kalkar.

  • Kıyafetlerin anlamları nelerdir?

Semazenlerin üzerlerindeki beyaz tennure saflığı ve kefeni, onun üzerine giyilen siyah hırka kabiri toprağı, başlarındaki sikke ise tevhidi ve nefsin mezar taşını ifade eder.

  • Post’ta oturan kişi kimdir?

Kırmızı Post’a oturan kişiye Postnişin denir. Hz. Mevlana’nın makamını temsil eder. Herkesin oturması uygun değildir.

  • Postnişin’in başındaki Destarın anlamı nedir ?

Sarık kelimesinin Farsça karşılığı Destar’dır. Sarık sarmak Hz. Peygamber’in  sünnetidir. Mevlevilerde Destar sarmak, Şeyhlerin ve Halifelerin hakkıdır. Şeyh, seyyid ise; yani Hz. Muhammed’in soyundansa yeşil, değilse beyaz destar sarar. Halifeler ve Çelebiler, dühani, yani bakılınca siyah görünecek derecede mor destar sararlar. Çelebiler, destarı, alttan sikke görünmeyecek tarzda sarar, çelebi olmayanların destarlarının alt tarafından sikkeleri görünür.

  • Semazenler Şeyh’in elini öpüyorlar oda onlara birşey söylüyor bunun anlamı nedir ?

Semazen şeyhe doğru ilerler ve şeyhin açıkta duran elini, şeyh de eğilerek onun sikkesini öper. Orada konuşma yoktur.

  • Semazenler otururken niçin secde ederler?

Mevlevi sâliki, eline aldığı her şeyi, meselâ su içeceği vakit bardağı, eline aldığı kahve fincanını, yatacağı vakit ve kalktığı zaman yastığını, üstüne çekerken ve üstünden atarken yorganını, giyer ve çıkarırken, hırkasının ve çamaşırını yakasını, sikkesinin kenarını, otururken veya kalkarken yeri öper bu öpüşe de görüşmek denir. Bu suretle küllî ruhun her şeye sâri olduğu, daha doğrusu her varlık, tek ve mutlak varlığın tezahürü bulunduğu anlatılmış olur.

  • Semazenlerin sema yapılan alanı 3 kere dolaşmalarının anlamı nedir?

Mevlevi dervişinin hırkası kabridir, sikkesi  de mezar taşı. Otururken ölmüş sayılan derviş, adeta bir sur sesini duyup dirilir ve Devr-i velediye başlar. Bu bakımdan Devr-i Veledi ölümden sonra dirilmeye benzer.  Semahaneyi ikiye böldüğü kabul edilen hatt-ı istivâa ekvatoru temsil eder, bu çizginin sağ tarafı zahir alemi ve sol tarafı da batın alemidir. Bu devirler, şeyh denilen mânevî terbiyecinin rehberliğinde Mutlak Hakîkat’i “İlm-el Yakîn” olarak bilişi, “Ayn-el Yakîn” olarak görüşü, “Hakk-al Yakîn” olarak da O’na erişi sembolize eder.

  • Semazenlerin Post’un yanında birbirlerine eğilmelerinin anlamı nedir?

Şekilde gizli ruhun ruha selamıdır. Semâ’ meydanının sağ tarafından post hizasına gelen semâzen, Hatt-ı İstivâ’ya basmadan ve posta sırt çevirmeden dönerek karşıya geçer. Böylece arkasından gelen semâzenle karşı karşıya gelir. Bir an göz göze gelen iki derviş, aynı anda öne doğru eğilerek birbirlerine baş keserler. Böylece herkes birbiriyle selâmlaşmış olur ki buna “cemâl seyri” veya “cemâl cemâle gelmek” denilir.

  • Semazenler hırkalarını neden öperek yere bırakıyorlar?

Mevlevi dervişleri üzerindeki hırkayla görüşerek, sembolik olarak kabrinden kalkarak hakikate doğar ve kollarını bağlayarak bir rakkamını temsil eder. Böylece Allah’ın birliğine şehadet eder.

  • Sema’da yapılan 4 selamın anlamı nedir ?

I. Selâm, insanın kendi kulluğunu idrâk etmesidir.
II. Selâm, Allah’ın büyüklüğü ve kudreti karşısında hayranlık duymayı ifâde eder.
III. Selâm bu hayranlık duygusunun aşka dönüşmesidir.
IV. Selâm ise insanın yaratılıştaki vazîfesine yani kulluğa dönüşüdür. Çünkü İslâm’ da en yüce makam, kulluktur.

  • Neden semazenin ayakta dururken sağ ayak başparmağı sol ayak başparmağının üzerinde?

Bu duruma “ayakları mühürlemek” denir. Sebebi ise Hz. Mevlana’nın ahçıbaşısı Ateş Baz-ı Veli ye hürmeten yapıldığı söylenir.

  • Selam aralarında Postnişin birşeyler okuyor, okudukları nelerdir?

I. Selâmın başında,”Gerçek varlığınızın çevresinde dönün; istidanıza, yaratılışınıza uyun, itaat edip amelde bulunun. mealindeki,dua okunur.
II. Selâmın başında, “Allah’tan esenlik size; Allah, duyuşlarınızı da niyetlerinizi de sağ-esen etsin ve sizi; esenlikle, gerçek olan başlangıç noktasına ulaştırsın.” mealindeki,dua okunur.
III. Selâmın başında “Allah, tam esenlik versin size ey sevgi ve aşk yollarında yürüyenler, can gözlerinizden perdeyi kaldırsın da, devrin ve gerçek merkezin sırlarını görün.” mealindeki,dua okunur.
IV. Selâm ın başında ise “Ey aşıklar ve gerçekler, Allah’tan esenlik size; devirleriniz tamamlandı, ruhlarınız arındı; Allah size yakıyne, yakıynın gerçek makaamına ulaştırdı.” mealindeki,dua okunur.

  • Sema’ ya başlamadan önce birisi birşey okuyor, bu nedir?

Sema’ Töreni, “Nâ’t-ı Şerîf’le başlar. Nâ’t-ı Şerîf kâinatın yaratılmasına vesîle olan, yaratılmışların en yücesi Hz.Muhammed’i öven, Hz.Mevlânâ’nın bir şiiridir. XVII.yüzyılda bestekârlarından “Itrî” adıyla tanınan Buhûrîzâde Mustafa Efendi’nin Rast makamından bestelediği bu na’t-i, na’t-hân ayakta ve sazsız okur. Buna Nat-ı Mevlana diyenler de var.

  • Semazen’in hareketlerinin anlamları nelerdir?

Niyaz vaziyetinde ayakta durması Allah’ın birliğini, tevhid’i temsil eder.
Sema ederken sağ eli yukarıya sol eli aşağıya bakacak şekildedir. “Allah’tan aldıklarını kendisine mal etmeden halka ulaştırmaktır; bir yokuz; görünüşte var olan; vasıtalık eden bir suretten başka şey degiliz” Aynı mealde “Göğe ağarız, yere yağarız; aleme rahmetsiz; sıfatlardan zata varırız; zattan sıfatlar alemine, zuhur alemine geliriz; alemlere rahmet olan Hz. Muhammed’de (s.a.v.) yok olmuşuz biz demektir.

Sema vaziyeti sanki ters bir “la” şeklindedir insan gövdesiyle beraber  “illa” ya tekabül eder. “la” ve “illa”, müslümanlığın esas umdesi olan “la ilahe illallah”(Allah’tan başka ilah yoktur) sözünü temsil etmekle  beraber mutlak varlığı ispat, ondan başka bütün mevhum varlıkları nefiy (reddetme) esasını içine alır.

  • Genelde yapılan bir tartışma var. Bayan semazen olur mu?

Bayan semazen neden olmasın? Tarihte kadın Semazen vardır. Fakat 700 sene içerisinde kadın ve erkek yanyana dönmemiştir. Ancak aile meclislerinde kadın erkek yanyana olabilir. Bunu kadın erkek eşitliği ile anlatmak çok mantıksız olur, Hz. Mevlana’nın kadına verdiği önemi söylemeye bile gerek yoktur.

  • Otellerde, lokantalarda, düğün-sünnet, fuarlarda velhasıl her yerde hatta şarkıcıların yanında Sema’ yapılıyor bu Sema’ mıdır?

Bu bir rant olarak görüldüğü için Sema’ olmadığını orada bulunanlar da söylüyor. Bu işin aslı zikirdir ve zikrin yapılacağı ortam ve yer önemlidir Her dönen insan Mevlevi değil.  Önce Hz. Mevlana’yı tanıyacaksınız. Birçok kimse Mevlana’yı tanımadan ben Mevleviyim diyor. Önemli olan bütün sorumluluk karar merciinde olanların, onlara sema’ yapmalarına izin vermemeleri ve semazenlerin bu işin bilincine göre hareket etmelerini beklemek, temennimiz bu yönde.

  • Şebi Arus ne demektir?

Şeb-i Arus’un sözlük anlamı düğün gecesi demektir. Mevlânâ  Rabbine duyduğu aşktan dolayı kendi ölümünün sevgiliye kavuşma, düğün gecesi olacağını ifade etmiştir. Bu nedenle Mevlânâ Celaleddin-i Rumi’nin ölüm yıl dönümünde yani 17 Aralık tarihinde yapılan  sema ayinine,  Şeb-i Arus töreni denmektedir.

  • “Mevlana” kelimesinin anlamı nedir?

Mevlana, “Efendimiz” anlamına gelmektedir. Gerek sağlığında, gerekse ölümünden sonra, saygı için bu adla anılmıştır. Mevlana “Molla Hünkar” “Mevlay-ı Rum” (Anadolu’nun Efendisi) ve Mevlevi adlarıyla da anılmıştır.

  • Mevlana’nın Asıl Adı Nedir?

Asıl adı, Muhammed olan Celaleddin’in daha yaygın unvanı Mevlana Celaleddin-i Rumi’dir. Ona Rumi denilişi, sanat ve düşünce hayatının o asırlarda diyarı Rum diye anılan Anadolu’da geçmiş ve bu yurtta ebedileşmiş olmasındandır. Horasan’ın (Afganistan Türkistan’ı) Belh şehrinde doğmuştur. Mevlana İran’da ve Doğu’da “Celaleddin-i Rumi” olarak bilinir. Mevlana deyince kimse bir şey anlamaz. Batı’da ise “Rumi” olarak bilinir.

  • Mevlana’nın Hayatındaki En Önemli Kişi Kimdi?

1244 yılında Konya’ya Tebrizli Mehmet Şemsettin adında bir derviş geldi. Bu esrarlı kişinin pek yüksek duyguları ve görüşleri vardı. Tebrizli Şems’in Konya’ya gelişi Mevlana’nın hayatını büsbütün değişik bir yöne yöneltti. Mevlana o sıralarda 37 yaşlarındaydı. O güne kadar Mevlana; ciddi, ağır başlı büyük bir bilgin olarak tanınmıştı. Büyük bir fikir adamıydı. Tebrizli Şems’in gelişi ise Mevlana’nın duygu dünyasını alt üst etti ve onu bir gönül adamı haline getirdi.

  • Şems-i Tebrizi, Konya’dan Neden Ayrıldı?

Şems-i Tebrizi, Mevlana’nın duygu dünyasını alt üst etmiş ve onu bir gönül adamı yapmıştır. Şems, Mevlana’daki deha ateşini büsbütün tutuşturdu. Mevlana, Şems’ten başka herkesi ihmal etmeye başlamıştı. Bu durum, kendisini sevenleri de, talebelerini de son derece üzüyordu. hatta Şems’i ölümle bile tehdit etmekten geri kalmadılar. Bu durumdan sıkılan Şems de, 1246 yılında, Konya’dan gizlice Şam’a gitti.

  • Şems-i Tebrizi Konya’ya Geri Döndü mü?

Mevlana, Şems’in 15 ay süren sohbetine doyamamıştı. Onun gitmesiyle perişan oldu. Bu sonucu beklemeyen talebeleri ise, yaptıklarına pişman oldular. Şems’in Şam’da olduğunu biliyorlardı. Mevlana, dönmesi için ona birçok mektup yazdı. Sonra da, oğlu Sultan Velet’i 20 kişilik bir kafileyle Şam’a gönderdi. Mevlana’nın mektuplarıyla Şems, yumuşayarak, ayrılmasından 9 ay sonra 1246 yılında Konya’ya dönmeye razı oldu.

  • Konya’ya döndükten sonra Şems’e ne oldu?

Mevlana, Konya’nın en yüksek, en aydın tabakası ile birlikte Şems’in meclisine devama başladı. Mevlana artık ne ders ne de vaaz veriyordu. Kendi iç dünyasına dalmıştı. Öğrencileriyle ve halk bu durumdan da hoşnut olmadılar. Bu kuvvetli hoşnutsuzluk karşısında Şems, 1247 yılında ansızın ortadan kayboldu. Bu esrarengiz kayboluş, hiçbir zaman aydınlanamadı.

  • Sufizm diye bir akım var, Mevlevilik bu akımın içinde midir?

Sufizm anlamı aslında Tassavvuf akımı demektir bu anlamda Mevlevilik bu ekole dahildir. Ama kullanıldığı yer bakımından Sufizm, inancın önemi olmadan tasavvuftan zevk alma gibi kullanılıyor. Her dinin içinde yer alan mistik bölümleri bayraklaştırarak bir ekol olarak kullanmakta. Mevlevilikte ise Allah inancı çok önemlidir. Allah ve Peygamber sevgisi, Hz. Mevlana’nın kitaplarında en önemli yeri tutar. Velhasıl bu bir bütündür. İnanç olmadan tasavvuf içi boş birşeydir.

http://semazen.net/sss.php sayfasından alıntılarla derlenmiştir.

Bülent Pakman, Bakü, 17 Aralık 2010.

Konya hakkındaki diğer özel ve ilginç bilgilere  aşağıdaki veya yandaki linkleri tıklayarak erişebilirsiniz.

İzinsiz ve aktif link verilmeden alıntı yapılamaz, yayımlanamaz.

Twitter Widgets Facebook Widgets

Bakü Ofis 2011Bülent Pakman kimdir    http://bpakman.wordpress.com/pakman/

Mevlâna, Mevlevilik, Sema için 2 cevap

  1. ilahe dedi ki:

    her zaman cok merak etmisimdir semazenler donerken kendileri bir seyler soylerlermi,onlarin donmeden once abdest aldiklarini,dondukden sonra hic kimseyle bi muddet konusmadiklarini duymusdum,acaba dogrumu?hani belki gormussunuzdur cecenlerde vardi bir birlerine tutunarak bagirarak donerler o da bir zikrdir derler,acaba Islamda boyle bir seyler caizmidir?sorularimi cahilce bulucaksiniz belkide amma merak ediyorum hepimiz muslumanizda amma boyle zikr edenler hangi mezhebe aiddirler?

    • Bülent Pakman dedi ki:

      Semazenler baş dönmesine karşı uzun bir eğitim alırlar. yani alışırlar. Çeçen dansında ise kondisyon ister. Bildiğiniz gibi Çeçenler nöbetleşe yani sırayla dans ederken diğerleri kenarda el çırparak dinlenirler. Çünkü Çeçen dansı çok yorucudur. Ben de biraz denedim. Semadan önce abdest almak adettir. Denildiğine göre ayrıca su enerji verirmiş. Bence uyanıklık sağladığı muhakkak. Semazenlerin başlarını yana eğmeleri de iç kulak dengesinin bozulmamasını sağlıyormuş, dedindiğine göre. Zikir İslam dininde ne farzdır ne de sünnet. Bazı tarikatlarda adettir. Zikir konsantrasyon sağlar. Yogada durgunlukla, dinginlikle yapılanın tersine aynı hareketin sürekli tekrarlanmasıyla konsantrasyon sağlanır. Zikir yapan cemaatler çoktur. Kadiri, rufai, cerrahi, uşşaki, aczmendi gibi.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s