Kur’an’da Nazar var mı?

Nazar var mı?

Hep tartışılır, nazar var mıdır, yok mudur? Kimilerine göre vardır, kimilerine göre de hurafeden başka birşey değildir, bilimsel dayanağı yoktur. Peki, duanın bilimsel dayanağı var mıdır? Demek ki birşeyi kestirip atmadan önce akıl yürütmek gerekir.

Nazarın kelime anlamları “bakış, bakma, göz atma” olup Türk Dil Kurumu sözlüğünde “Belli kimselerde bulunduğuna inanılan, kıskançlık veya hayranlıkla bakıldığında insanlara, eve, mala mülke hatta cansız nesnelere kötülük verdiğine inanılan uğursuzluk, göz” olarak tanımlanmaktadır. TDK gerçekten çok güzel açıklamış olayı, neredeyse yoruma gerek bırakmayacak şekilde. Ama biz yine de birşeyler ekleyelim.

Bazı insanlar bilerek ya da bilmeyerek karşılarındakilere kıskançlık ve/veya hayranlık duyabilirler.

Örneğin dul ya da boşanmış ya da hiç evlenmemiş bir kadın mutlu evliliği olan bir kadına, çocuğu olmayan, çocuğu olana, arabası olmayan, eski püskü arabası olan lüks arabası olana, iyi bir işi olmayan mevki sahibi birine, fakir zengine, çirkin güzele/yakışıklıya vb en azından imrenebilir. İnsanların bu tür düşünceleri negatif enerjiye dönüşebilir, bunu da bakışlarıyla kıskançlık ve/veya hayranlık duydukları kişiye transfer edebilirler.

Bu tür negatif enerji güçlüyse, yönlendirildiği insan da bundan etkilenebiliyorsa “etkili nazar” olayı gerçekleşir. Özetle nazar olabilmesi için bir tarafın nazar edecek güçte diğer tarafın da nazardan etkilenecek zayıflıkta ya da başka deyişle duyarlılıkta olması şarttır. Yani güçlü insanlara nazar ya hiç etki yapmaz ya da zayıf bir etki yapar. Bu büyük olasılıkla insanın aurasına yani maddi bedenini saran, gözle görünmeyen astral zarfın yapısına bağlıdır.  Aura ne kadar kalınsa dış etkilerin içeriye nüfuz etmesi o kadar zorlaşır. Gönlünde kıskançlık olmayanlar nazarlarıyla kimseyi etkileyemez, sadece basit bir bakış olarak kalır, ancak bu iyi niyetli insanların bile farkında olmadan sadece hayranlık duyguları bile karşılarındakini, eğer etkilenmeye açıklarsa, etkileyebilir.

Cemalnur Sargut hoca anlatıyor: Nazar, haktır. Mesela bir gruba girdiniz ve “Benim oğlum çok güzel okuyor, birinci oldu okulda” derseniz, birisi buna kırılabilir ve bu negatif enerji hem size hem de oğlunuza çarpabilir. Aynı şekilde her gün kendi kendine “Ben çok iyiyim, güzelim” demek de nazar oluşturur. Hasta birisinin enerjisi gelir üzerinize. O yüzden “Mümkün olduğu kadar ziynetlerinizi örtün. Aşırı güzelliklerinizi, Allah size lütfettiyse herkesin yanında anlatmayın” denir 31. ayette… Tesettürün bir manası da budur işte.” (Not: 31. ayet Nur suresine aittir. Röportajın tamamını okumak için lütfen tıklayın: http://wp.me/PAexV-3NE )

Düşünce titreşir, titreşen enerji diğer enerjilerle bütünleşir. Nazar sadece insanlara değil eşyalara da, örneğin eve, arabaya, hatta narin bir cam bardağa bile negatif etkide bulunabilir. Eşyaların bu negatifi çekme (nazar, kem göz ya da olumsuz bakış) ve sonra da evde başka bir eşya ile rezonansa girerek bu enerjiyi yayma özellikleri olduğu tahmin ediliyor. Eşyaların kendi iradeleriyle bu tür dış etkilere karşı güçlü olabilme şansları da yoktur. Ama insanlar buna da  “nazar boncuğu” ile, “Maşaallah” ile çare bulmuşlardır. Etrafımıza şöyle bir baktığımızda evlerde, arabalarda, bebeklerde, insanların üzerlerinde nazar boncuğu, Arap harfleri ile Maşallah yazısı bolluğunu görebiliriz. Korunma amaçlı nazar boncukları, bereket duaları asma, yüzerlik otu ile tütsülenme kimilerine göre şirktir, ama bizce nazarın varlığına inanmanın şirkle falan hiç bir ilgisi olamaz. Bilindiği gibi bazı taşların manyetik etkisi olduğuna inanılır. Bu taşlar tüm olumsuz enerjileri absorbe ederek, mekanla rezonansa giren olumlu titreşimleri diğer eşyalara, çevreye yaymakta olabilirler. Nazar boncuğunun da bu şekilde koruyucu etkisi olabilir. Bunu bir yerlere takmanın ne gibi bir zararı olabilir? Belki de faydası vardır. Şaman adeti olabilir, olsa ne olur? Şamanlık külliyen sapkın olarak nitelendirilebilir mi? Bu aynen hiçbir rahatsızlığı olmayan bir insanın sadece koruma amaçlı her gün multi vitamin/mineral tableti almasına benzer. Bunu yaparken “tablet almaya ne gerek var Allah beni korur” demez. Güneş ışınlarına karşı gözlük takarız, koruyucu yağ süreriz cildimize. Nazar boncuğu da aynı şekilde, bırakın insanlar kendilerince koruma önlemi alsınlar, içleri rahat etsin, ne zararı var bunun? Bunu yapınca Allah’a inançları mı azalıyor? Bilindiği gibi yepyeni bir arabaya görünür şekilde ufak bir çizik dahi olsa “boş ver nazarlık olmuş” denir. Yani insanların böyle güzel bir arabaya bakarken ufak bir kusur görmelerinin kıskançlık ve/veya hayranlık duygularını bir anda yok ettiğini hepimiz biliriz. Kimileri içlerinde hiçbir kötülüğün olmadığını bildikleri halde karşılarındakini överken, bir çocuğu severken mutlaka “Maşaallah” derler. Demezlerse birileri “aman maşaallah de” diye onları uyarır. Bu ne olur ne olmaz mantığıdır. Bir koruma önlemidir.

Taşlar şirk ise, İslamda yeri yoksa Kabe’deki Hacerul Esved ne oluyor?  Hz. Ömer’in “Biliyorum ki sen bir taşsın, ne bir faydan ne de zararın vardır. Ben Resûlullah’ı (sas) seni öperken görmeseydim, asla öpmezdimdediği rivayet edilir. Hz. Ömer Hacerul Esved’in putlaştırılacağından korkmuştur. Ancak böyle birşey hiçbir zaman olmamıştır. Bilindiği gibi hacer arapçada taş demektir. Nazar boncuğu da bir taştır ve günümüze kadar kimse nazar boncuğunu da putlaştırmamıştır. İslam inancının merkezi Kabe’deki taş, taşların manyetik etkisinin olabileceğinin İslam inanışına aykırı olmadığının kanıtıdır.

Kur’an’da nazar

Kur’an bu konuda ne diyor, ona da bakalım:

O küfre sapanlar, Zikir’i/Kur’an’ı işittiklerinde az kalsın gözleriyle seni devireceklerdi. “Bu tam bir cinlidir.” diyorlardı. Oysaki o Zikir/Kur’an alemler için bir öğütten başka şey değildir.” Kalem 51-52.

Bir de bu ayetlerle ilgili Prof. Yaşar Nuri Öztürk’ün açıklamalarına bakalım:

Ayetler gösteriyor ki gözün negatif manyetik etkileri vardır ve bu etkiler sadece maddesel değerler söz konusu olduğunda değil, ruhsal değerler söz konusu olduğunda da kıskanılan kişileri rahatsız eder. Peygamber Efendimiz de olayı böyle değerlendirmiş ve yukarıdaki iki ayetin nazar tahribine karşı Kur’ansal bir koruyucu olduğunu hem sözleriyle hem de davranışlarıyla bize göstermiştir.” Prof. Yaşar Nuri Öztürk, Kur’an’daki İslam s. 14.

Görüldüğü gibi, “nazar İslama aykırı bir inançdır” diyenlere karşın, Kur’an’da da gözlerin insanı devirebileceği yazılıdır. Kimileri “Efendim burada sadece kafirler kasdedilmiştir, sadece Kur’an okunurken olmuştur, az kalsın devireceklerdi denilmiş demek ki devirme olayı olamamış yani bu olayamayacağını gösterir vb” diyorlar. Bırakınız bunları. Kur’an “gözle devirme diye birşey olamaz” mı demiş? Aklımızı kullanalım. İnsanların gözleriyle başkalarını devirme olasılığı Kur’an da yazılıdır. Koskoca ilahiyat profu da böyle düşünüyor. Manyetik etkiler, enerji, titreşimler vardır, nasıl nazar negatif etkiyse iyiye güzele yönelik dua pozitif, beddua negatif etkidir. Hayırlı dua eden hem kendisine hem de çevresine pozitif titreşim, enerji, etki yayar. Dua ve nazarı birbirinden ayıramazsınız.

Sonuçta nazar vardır, belki ekstrem, belki de yaygın olarak. Bugünkü bilimsel yöntemlerle bunların kapsamını tesbit edemeyiz. İnanan inanır. O yüzden nazar boncuklarıyla, dualarla nazara karşı önlem alanlara bir şey demeyelim. Ancak bunun için hacıya, hocaya gidip muska yazdırma ifradına da kaçmayalım.

Bülent Pakman, Mart 2010. Son güncelleme Temmuz 2013. İzin alınmadan ve aktif link verilmeden kısmen veya tamamen alıntılanamaz.

Din ve inanca  ilişkin yazılarımız:

Twitter Widgets Facebook Widgets

Abu Dhabi 2013

Abu Dhabi 2013

Bülent Pakman kimdir    http://bpakman.wordpress.com/pakman/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s